Ya hatalarınızla yüzleşirsiniz, ya da hatalarınızla yüzsüzleşirsiniz…

Vedik Astrolijiye Göre Burçlar… Buyrun…

Batı Astrolojisine göre Saturn ,Akrep burcuna geçti..
Vedik Astrolojide ise Saturn konumunu 3 Kasım 2014 e kadar Terazi burcunda koruyor.Saturn’ün bu döneme kadar Terazi’de kalmasının , düzen değişiklikleri, yönetim ayarları , yasalarda değişiklikler ve adalet sisteminde düşe kalka dengenin bulunması için yararı var…

Koç burçları şu an yaşadıkları değişimi , kendi sırları olarak kabul edip , sadece bir bilene danışsınlar.Genel ile paylaşmasınlar.. Hiçbirşey için acele etmesinler.. Üretken enerjilerini saf doğruluğa yöneltsinler.
Boğa burçları , hala inanç sistemini sorguluyor.. Şu an kesin kararlara varmasınlar.. Boğalar daha dünyasal oldukları için , henüz evrensel yasaların içine tam giriş yapamıyorlar.. Madde ağırlıklılar ki , yapacakları en güzel hal işbirliklerini kolaylaştıracak organizasyonlara girişmeleri ve herşeyi akışına bırakmaları olacak.
İkizler burçları , zihin gel-gitleri yaşıyorlar.. Hastalık ve kazalara eğilimliler.. Ayak bastıkları heryerde etraflarına daha dikkatle bakmalarını isterim.Aileleriyle işbirliği yapmak durumundalar.Gözlem şart.
Yengeç burçları , bir yandan sanat ve iletişim konusunda başarılar yaşarken, diğer yandan evlatlarıyla ilgili ani değişimlere şahit olabilirler.. Evlatları daha iyi gözlemlemenin zamanı şimdi.
Aslan burçları her bakımdan toplumcular.. Hangi iş alanında çalışıyorlarsa çalışsınlar , yaptıkları herşey adalet ve sanatı temsil ederek oluyor. Çok çalışmaları ve disiplini korumaları gerekiyor.
Başak burçları “ben” in biraz havalandığı dönemdeler.Disiplinli ve detaylara dikkatle yaklaşımlarının sonuçlarını, çevrelerini genişleterek alsalar da , öncelikle bağlı bulundukları öğretmenlere , gurulara ve disiplini borçlu oldukları kurumlara saygılı olmalılar.. Bu dönemde aykırı gidişleri onların yararına olmuyor.
Terazi burçları , özellikle AY Terazide olanlar, Sade –Sati dönemi devam etmekte.İkinci 2.5 yıllık dönemdeler..Bu dönem iş , finans ve ilişkilerdeki akışı zayıflatıyor.. Çok çok daha disiplinli ve çalışkan olmak zorundalar.. Hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmemeli, üretkenliğe devam etmeliler.. Çünkü topluma mal olmuş, asil görevleri var.
Akrep burçları biraz zor durumda.. Rahu ve Mars Akrep burcunda.. Sırlarını korumalılar, her bildiklerini açıklamamalılar.. Gereksiz karma ( öfke ile kalkan zarar ile oturur misali ) yaratmamalı, ruhun derinliklerine medite olmalılar..Kredi ve borçtan uzak durmalılar.
Yay burçları iş, ayrılıklar nedeniyle mekan değiştirebilir, doğduğu yerden uzak kalabilirler.. İnançlarının en yoğun sorgulandığı dönemdeler.İş yaşamlarında patronlarına ayak uydurmalılar..Aykırı uçarı davranışlara prim vermemeliler.
Oğlak burçları mükemmel bir disiplinle, yavaş yavaş ve çok sağlam ilerliyorlar..Onların için yaşam zaten kolay değil.. Ama dirayetleri ve dayanıklılıkları , onlara güç veriyor.. Sağlamlar.Babaları ya da devlet kurumundalarsa , onlarla ilişkilerinde yakınlık iyi olur.
Kova burçları yenilikçi ve özgürlükçü tutumlarındaki yavaşlamalardan yakınabilir.. Şu dönemde yeni yatırımlar , aktif projeler onlara göre değil. Daha uyumlu olmak zorundalar.
Balık burçları kısmi inanç sarsıntısı yaşasalar da , yolları belli. Mokşa..Guru onlara en güzel mantraları veriyor.Yine de üst kurumlar ve otoritelerle bağlantı içinde olmalılar.İlişkilerinde tutarsızlık hakim.Sevdiklerine daha yakın olmalılar.
ASTROVEDİK…Jyotishi Dr. Lale Durupınar
Danışma : info@astrovedik.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

ZOR GÜNLERDE HAYAT FELSEFESİ – SİZİNKİ HANGİSİ ?

 
Hepimizin başına zor günler geliyor: Hepimizin kaçırdığı fırsatlar oluyor. Kaza geçiriyoruz. Cüzdan kaybediyoruz. Bizi terk eden/aldatan sevgililerimiz hatta eşlerimiz oluyor. Yanlış yatırımlar yapıp, acaip para kaybediyoruz. İşten atılıyoruz. Bunlarla baş etmek için Sizin hayat felsefeniz aşağıdakilerden hangisi?
1. “Bu da geçer”
2. “Beni öldürmeyen güçlendirir”
3. “Her şeyde bir hayır vardır.”
4. “Yaşamak acı çekmektir.”
5. “Dünyada bu kadar acı varken, ben şanslıyım”
6. “Allah’ın bir bildiği vardır.”
Not: Mutluluk Ciddi bir Sorundur-Dennis Prager kitabından faydalanılmıştır.

Alo Hayatım Toplantıdayım…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Benim de bir sevgilim olacak mı?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

800 yıllık dede menengici ağacı…Günün Fotosu…06/10/2012

İzmir ili Menemen ilçesi çaltı köyü kuruluşu yıllar öncesine dayanan bir yörük köyüdür.Çaltı köyünde bulunan DEDE menengici nin 800 yaşında olduğu sanılıyor.Köylüler yıllardan beri ağacın bulunduğu tepeyi özenle korumuşlar,burasını mesire yeri ilan etmişlerdir.

Her yıl bahar mevsimi geldiğinde köyün gençleri buraya gider burada piknik yapar aynı zamanda orada bulunan ağaçlara salıncaklar kurarlar.Bu salıncaklarda sallanırken eskiden kalma bir gelenek daha vardır onu devam ettirirler.

Eskiden kalma dediğim gelenek ise eski yıllarda gençler birbirlerine olan aşklarını ve sevdalarını buradaki salıncakta sallanırken itiraf ediyorlarmış.Bu sayede insanların birbirlerine karşı olan hislerini paylaşıyorlarmış.Bu mesire alanı en son olarak çaltı köyü halkının katkılarıyla temizlenmiş,korumaya alınmıştır. Burada bulunan bütün ağağlar budanmış daha şık bir görünüm kazanmıştır.Eskisi kadar olmasa da yine gençler her hıdır ellez zamanı geldiğinde burada toplanıyor ve eğleniyorlar

Yüzlerce yıldır sadece tabiatın güzelliklerini değil, tarihin zengin
hatıralarını da günümüze taşıyan anıt ağaçlar şöyle sıralanıyor:

Eskişehir’in Mihalıççık ilçesi Kayı köyündeki iki kokulu ardıç ağacı (645 ve 730 yaşlarında) ile aynı köydeki Kayı Ardıcı (520),

Eskişehir-İnönü  ilçesi Kepez köyündeki Kepez Saçlı Meşe ağacı (475),

Eskişehir-Seyitgazi ilçesi Çürüttür köyündeki Piribaba Meşesi  (350),

Seyitgazi ilçesi Arslanbeyli köyündeki Keramet Dutu (700),

Antalya-Kemer ilçesi Kuzdere köyündeki Gedelma Çınarı,

Antakya Dursunlu köyündeki Onat Çınarı (280) ve


İzmir’in Menemen ilçesi Çaltı köyündeki Dede Menengici (800).

ağaçlar net forum

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

PİRAMİTLERİN ENERJİSİ

 

 

 

 Piramitlerin odakladığı enerjilerle ilgili günümüze kadar yapılan araştırmalarda elde edilen sonuçları maddeler halinde sıralayacak olursak şunları söyleyebiliriz:
-Bıçak ve Jiletleri biler.
-Etin çürümesini engeller.
-Musluk suyuna kaynak suyu tadı verir.
-Tütün,çay ve kahveyi tatlılaştırır.
-Bitkilerin büyümesini ve tohumların filizlenmesini hız­landırır.
-Besinleri korur , bakterilerin üremesini engeller.
-Su yosunlarının büyümesini geciktirir.
-Pilleri şarj eder.
-TV ve radyo yayınlarının daha iyi alınmasını sağlar.
-Şuuru dinçleştirir ve meditasyon çalışmalarında gevşe­me haline geçişi kolaylaştırır.
-İyilisme sürecini kısaltır. Acıyı hafifletir.
-Cinsel gücü arttırır . (lsteği değil.)
-Yorgunluk ve bitkinlik hissini çok kısa bir sürede orta­dan kaldırır, canlılık verir.
-Uyku üzerinde de çok pozitif etkileri vardır. Daha az bir süre uyuyarak daha fazla enerji elde etmemizi sağlar.
-Parapsişik yetemîklerin gelişmesine ve su üstüne; çıkma­sına yardımcı olur. Söz konusu etkilerin en yoğun hissedildiği bölge, pirami­din üst tepe noktasından tabanma doğru uzatılan doğrunun 1/3’lük birimindedir.
Bu da yaklaşık olarak Kral Odası’nın bulunduğu yere denk gelmektedir. Evinde piramitlerin bu etkileriyle ilgili deney yapmak is­teyen okurlarımıza son bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Kendiniz tahtadan, taştan hatta kartondan bile piramit yapa­bilirsiniz. Oransal boyutlarının Büyük Piramit’le tıpa tıp aynı olmasına gerek yoktur. Dikkat etmeniz gereken tek şey: Piramidinizin dış yüzeylerinden birinin mutlaka Manyetik Kuzey yönüne çevrilmiş olmasıdır. Manyetik Kuzey’le Coğrafik Kuzey’in kısmen farklılık gösterdiğini unutmayınız. Manyetik Kuzeyi bir pusu­la yardımıyla belirleyebilirsiniz.

PİRAMİTLERİN ENERJİSİ 1900’lü yıllarda birçok kişinin, Büyük Piramit’in kimler tarafından ve ne zaman inşa edildiği konularını irdelediği sı­rada, Andre Bovis isimli bir Fransız araştırmacı çok ilginç bir şey keşifetti. Piramit’in içindekiodalardan birinde bulunan ölü hayvan ve artıklarının normalden çok farklı bir görüntüye sahip olduklarını farketti… Piramit’in içindeki bir şey sanki bu hayvanların çürümesini geciktirmiş gibi görünüyordu.
Fransa’ya döner dönmez Büyük Piramit’in boyutları ile oran­tılı küçük bir kopyasını inşa ettirdi ve ne olacağını görmek için içine bir et parçası koydu. Aradan günler geçmesine rağmen piramidin dışında tuttuğu et çürüyüp kokuşmasına karşın pi­ramidin içindeki etin suyunun çekildiğini ve sanki mumyalanmışcasına çürüme eğilimi göstermediğini ve hiç bir kokuş­manın ette olmadığını gördü. Böylelikle Piramidal yapının içinde bir enerjinin or­taya çıktığını ilk keşfeden kişi olarak Andre Bovis tarihe geçmiş oldu. 1930 lu yıllarda bu keşfini açıkladığında kendi­sinin metafizik araştırmalara ilgisinden dolayı zamanın bilim­sel çevreleri bunu pek ciddiye almamışlardı. 1940’lı yılllarda Çekoslovakya’da Kari Drbal isimli bir başka araştırmacı piramidin traş bıçağını bileylediğini keşfet­ti. Ancak bunu bilimsel çevrelere onaylatması tam on yılını al­dı. Ne var ki, piramitlerin bu özelliği ile Batı dünyası pek fazla ilgilenmedi.
Batı dünyasının ve özellikle de ABD’nin bu konuya olan ilgisi, SSCB’de yapılan Parapsikolojik araştır­malarla ilgili geniş bilgilere yer veren Shelia Ostrander ve Lynn Schroeder’in yayınladığı “Sovyet Rusya’da Fantastik Parapsişik Araştırmalar” isimli kitaptan sonra başlamıştır. Batı dünyası Doğu Bloğu’nun Parapsikoloji ile bu denli yakından ve yoğun olarak ilgilendiğini ilk kez öğrenmiş olu­yordu. Shelia Ostrander ve Lynn Schroeder’in yayınladığı ki­tapta Çekoslovakya’da Piramitler’in enerji odaklama özellik­leriyle ilgili yapılan çok sayıda pratik çalışma da tüm ayrıntı­larıyla dile getirilmişti. Bu yazarlar ABD’de piramitlerle ilgili yoğun bir merak uyandırdılar. O günden bu güne kadar ABD’de pekçok araş­tırmalar yapıldı. Ancak bunların çok az kısmı yayınlandı. Bu konuyla ilgili yapılan yayınların tamamına yakını Avrupa ül­kelerine aittir.

kaynak: Organit Türkiye

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Çocuklar boyamayı çok severse…

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Birini sevmeye, koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister.

Birini sevmeye, koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister. Hatta başlangıçta öyle  bir an vardır ki uçurumun üstünden sıçramak ister; düşünmeye kalkarsan aşamazsın onu.

Jean Paul Sartre

Mutlaka Okuyun… Doğru Nefes Alma Yöntemleri…

Resme bakarak önce ağızdan nefes alın. Ciğerlerinizin ön tarafına hızla hava dolmasına rağmen sırtınıza ve alt karnınıza fazla hava gitmediğinin ve ciğerlerinizin tamamının dolmadığının farkına varın. Sonra burundan nefes alın.

Daha uzun bir zamanda aldığınız nefesle karnınızın alt bölümleri ve sırtınızda dahil olmak üzere ciğerlerinizin tamamını doldurduğunuzun farkına varın. Ağızdan hızlı nefes alırsınız ama ciğerleriinizin tamamını dolduramazsınız.

Oysa ki nefesi yavaşlatmak PH’ı dengelemek ve oksijenlenmeyi artırmak açısından da çok önemli olduğu için burundan nefes alıp vermeyi öğrenin. Ne kadar hatalı nefes alıp verdiğinizi gözlemlemek için bir süre ağzınızı plasterle kapatmanız farkındalığınızı artırabilir.

Mustafa Kartal

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

SATÜRN NEPTÜN ÜÇGENİ

 
Zamanın efendisi Satürn, yaklaşık iki buçuk sene sürecek yeni bir harekete başlıyor. Bu gezegen astroloji de sorumluluklarımızı, sınırlarımızı, ders ve ödevlerimizi anlatır. Yapılandırmak ve inşa etmek için fırsatlar sunar. Satürn zorlu bir öğretmen gibidir hataları affetmez fakat ödülü daima diğerlerinden büyük olur. Karşımıza engeller çıkararak ve kısıtlayarak öğretir.
Bir musibet, bin nasihat hikayesini en güzel anlatan gezegendir. Satürn Akrep’ te içsel derinliğimizin sınırlarının farkına varmayı talep eder. Dönüşümün gerekliliğini ve dönüşüm sırasında yaşanacak krizleri yapılandırarak çıkabilmeyi anlatır. Bu zorlu öğretmen bize ölümün varlığını hatırlatarak, korkularımızla yüzleştirir ve yüzeyde kalmamızı engeller. Yani derine bakabilmeyi öğretir.  Cinselliğimizle ilgili kısıtlanmalar, duygusal hayatımızı tekrar organize etmemizi gerektirebilir.
Neptün; çevresinde ki sis bulutuyla görünmesi zor bir gezegendir. Bu sis bulutunun içinde tehlikeler olduğu kadar, hayaller kurduran ilham perileri de vardır. Neptün gezegeni; astroloji de sezgi, fedakârlık, ilham ve saflıkla sembolize edilir. Bağımlılık getirir ama sanatsal yetenekleri ve ilahi aşkı da anlatır. Bir yandan kendini feda etmeyi, bir yandan da duyarlılığın getirdiği yaratıcılığı gösterir. Balık burcuyla özdeşleştirilen Neptün; Balık burcunda yukarıda saydığımız özellikleri en güçlü haliyle ifade edebilecektir. Evrensel enerjileri en rahat sezebileceğimiz, kaderi anlayabileceğimiz ve kadere teslim olmanın getirdiği huzuru yakalayabileceğimiz bir süreçteyiz.
Satürn ve Neptün arasında gerçekleşecek üçgen açı enteresan olayları da beraberinde getirecektir. Su elementinde oluşan bu görünüm enerjilerin rahat akmasını ve sezgilerimizin şifresini çözme gerekliliğini de anlatır. Bağımlılıklardan kurtulmak isteyebiliriz ama bu çok kolay olmayacaktır. Satürn’ ün kriz yönetimi burada işimize yarayabilir. Su üçgenleri duyarlılığı ve empatiyi güçlendirir. Karşımızdakilerin acılarına ve hassasiyetlerine aşırı duyarlı hale gelmemiz kendimizi kurban durumuna düşürebileceğimizi anlatıyor. 120 derecelik görünümler iyi ve kötü enerjiler arasında ki akışı hızlandıracağı için olayların kendiliğinden ve doğal sürecindeymiş gibi gelişmesini sağlayabilir.     Önümüzde ki bir hafta içinde hayallerimizi, ideallerimizi gerçekleştirmek için yeni bir yapılandırma sürecine girmenin fırsatları karşımıza çıkarabilir. Sanatsal yeteneklerin açığa çıkması için girişimlerde bulunabilir, hayal etmenin yeterli olmadığı, sorumluluk almanın da gerekliliğini anlatıyor. Neptün’ ün geri harekette olması konuları daha içsel ve derinden hissedeceğimizi gösteriyor. Bizim için hayırlı olacak hayallerin gerçekleşmesi umuduyla….
Beki Baron

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

10 Günde Ruhsal Detoks

 
Geçmişte yaşadıklarınız sırtınızda ağır bir yük mü? Ne zamana kadar taşıyacaksınız. Bir yerde bırakıp geleceğe doğru daha hafifleyerek adım atmak istemezsiniz? Şimdi 10 günde ruhsal detoks ile anılarınızın tozunu alma zamanı.
Birinci gün: Yüzleşin Aklınızdaki sorunları alt alta yazarak bir tablo oluşturun. Çok kızdığınız ya da güldüğünüz şeyleri bile yazın. Örnek: Almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim
İkinci gün: İçinizdeki dostu uyandırın Sorunlarınızın yanına sorunla ilgili iyimser ya da arkadaşınıza söyleyebileceğiniz şeyi yazın. Örnek: Almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim / Yarın zaman ayıracağım zaten o kadar da önemli değil.
Üçüncü gün: Yetiştirilme tarzınızı önerin Nasıl bir ailede büyüdünüz? Yetiştirilme tarzınızdan memnun musunuz? Çocukken sevildiğinizi düşünüyor musunuz? Eğer yanıtınız “evet” ya da “hayır” ise size bunu düşündürten nedir? Kendinizi yargılamadan bu sorulara yanıt verin. Bunalırsanız sizi mutlu edecek şeyler yapın ve sonra tekrar devam edin.
Dördüncü gün: Geçmişteki sizle buluşun Bu egzersiz hayal gücünüze dayanıyor. Çocukluğunuzu hatırlayın. O zaman nasıl görünüyorsunuz? Yüzünüzde hangi ifade var. Mutluluk mu? Korku mu? Heyecan mı? “Orada mısın, ne hissediyorsun” gibi sorular sorun o çocuğa. “Ne hissettiğini biliyorum ama bunu değiştireceğim deyin ona..” Anne-babanıza ya da kendinize, o çocuğa mektup yazın. Böylece uzaklarda kalan o sorunu böylece aşmış ve rahatlamış olacaksınız.
Beşinci gün: Kızgınlığınızı tanımlayın Çocukken anne-babanıza, bakıcınıza ne için kızmıştınız? Bunu onlara söyleyebiliyor musunuz? Kendinizi ter edilmiş hissetseydiniz bunu nasıl gösterirdiniz? Kızgınlığınızı bastırıyor muydunuz? Kızgınlığınızı dillendirirken çocukken ve şimdi hissettiklerinizi ayrı ayrı yazın.
Altıncı gün: Ailenizi anlayın Ailenizi sorular sorarak anlamaya çalışın. Duygusal olarak nasıl hissederlerdi? Duygularını nasıl anlatırlardı? Duygularını bastırırlar mıydı? Neden böyle davrandılar? Ben duygularımı bastırmayı mı öğrendim. Şimdi onlara karşı nasıl hissettiğinizi enince ayrıntısına kadar yazın.
Yedinci gün: Kendinizi yetiştirin Ailenize şunları söyleyin; Bana hayat verdin ama sana hayatımı borçlu değilim. İlgiyi hak ediyorum. Senin koşulsuz saygı ve ilgini hak ediyorum. Kendimi sana ispatlamak için yaşamayacağım. Senin yerine getirilmemiş rüyanı yaşamak zorunda değilim. Kısıtlamalarına rağmen senin sevginle beslendim.
Sekizinci gün: Şefkatle hatırlayın Yaşadığınız gerçekleri tamamen kabul edin, üzerini örtmeyin. Şefkatli içsel arkadaşınızın sesine kulak verin ve yazarak rahatlayın.
Dokuzuncu gün: Geçmişi kabullenin Duygusal anlamda yaşadıklarınızın farkında oldunuz ve nasıl hissettiğinizi gördünüz. Artık bağışlayıcı ve şefkatli olun. Geçmişi kabullenerek özgürlüğe adım atın. Kendinize; geçmişimle ilgili şu an inandığım şey nedir, inandıklarımı kabullenebilir miyim, kötü anıların çıkıp gitmesine izin verebilir miyim? Duygularınızı hayatınız boyunca taşıdınız. Hemen değişmeyebilirler. Başka bir perspektiften bakmanızı sağlayacak aile bireylerinden biri ya da arkadaşınızdan yardım isteyebilirsiniz. Kendinize karşı daima nazik olun.
Onuncu gün: Kötü anıların gitmesine izin verin Kendi seremoninizi düzenleyin. Bir mum yakın, derin nefes alarak dinlenin. Bir balon salın gökyüzüne ve kötü anılarınızı ve düşünceleriniz onunla uçup gitsin. Mutlu olun.
Kaynak: Aktüel Dergi ===
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

BARIŞA EVET

Sevgili arkadaşlar, bir süredir duvarlarınızda, savaşın yıkıcı etkilerini gösteren, barışı desteklemek amacı ile hazırlanmış resimlerle tepkilerinizi göstermekte, iyi niyet ve temennilerinizi paylaşmaktasınız. Ve lakin birçok konuda olduğu gibi maalesef Karanlık Güçlere bilmeden ve istemeden hizmet ediyorsunuz. Zira bu Karanlık güçler sizlerin duygusal zafiyetlerinizden faydalanarak, zayıf anlarınızdan kaynaklanan dikkatsizliğinizi kullanarak kendilerine hizmet etmenizi sağlamakta, kendi karanlık enerjilerini sizlerin iyi niyetinizin ışığı ile beslemekteler.
Birçoğunuzun bildiği ve bizimde zaman zaman sohbetlerimizde değindiğimiz, pozitif düşünce tekniklerinde ve olum lamalarımızda da özellikle vurguladığımız, doğru bildiğimiz yanlışalar üstünden yapmaktadırlar bunu. SAVAŞA HAYIR… ( iki olumsuz kelime barındıran, Negatif bir temenni biçimidir ki maalesef duvarlarınızda bunu paylaşmaktasınız. )
Doğrusu: BARIŞA EVET… tir. ( İki olumlu kelime ile Pozitif bir temennidir.) Sevginiz Şifanız OLsun… ©

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Öğretmen sordu; -Kim güldü ?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kör tarifle görmez sağır feryatla duymaz. Herkese anladığı dilden konuşmak gerekir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »