Her Zaman Bir Fark Yaratın…

Tanınmış yazarlardan Bayan Brooks, liseye devam ettiği yıllarda, saçların arkadan öne doğru taranması moda olmuştu. Bayan Brooks bunu beceremiyor, bu yüzden çok üzülüyordu.

Kızını bu halde gören babası ona dedi ki:
“Kızım, saçlarını ortadan ikiye ayır, geriye doğru tara ve bir kurdela ile bağla. Bak göreceksin sınıftaki kızların yarısı senin yaptığın gibi yapacaklar.”
Babasının dediği gibi yaptı Bayan Brooks. Hafta sonunda hemen hemen her kız saçlarını onun yaptığı gibi taramaya başlamıştı. Kızını artık memnun gören baba ona şu nasihati verdi:
“Herkes gibi olma, dünyada yeterince aleladelik var zaten.”

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ruhsal Algıyı Kolaylaştıran Kokular

  
 Kokular ister bitkisel bir parfüm ya da güzel kokulu bir yağ, ister tütsü olsun fark etmeksizin bilincimizi değiştirmede ve meditasyon sırasında ruhsal teması sağlamada en etkin araçtır. Kokular benzersiz özelliklerine göre çevrenin ve kişinin titreşim frekansını değiştirirler. Ruhsal rehberler için çok çekici olabilirler. Ayrıca çevremizdeki rehberlerin etkinliklerine dair içsel algımızı güçlendirirler.
Gül
Bu koku, sevgi ve neşeyle ilgili ruhsal rehberleri bize çeker. Psişik yeteneği arttırma ve kehanet konularında yardımcı olacak rehberlerle çalışmak isteyenler tarafından ruhsalmeditasyonlar sırasında kullanılabilir.
Elma Çiçeği
Bu koku, doğa ruhlarıyla temasa geçmede çok faydalıdır. Özellikle kendileriyle efsanevî imgeler aracılığıyla çalışacak rehberleri çağıranlar için etkilidir. Boynuzlu At’ı çeken bir kokudur.
Karanfil
Karanfil ruhsal özellikle bedensiz varlıklara karşı koruma sağlayan bir kokudur. Elizabeth döneminde bu koku hayaletlerle karşılaşmayı önlemek için kullanılırdı.
Papatya
Bu koku, Arabistan ve Mısır’la ilişkili mezheplere çekici gelir. Doğa Krallığı’na uyum sağlamanızda yardımı dokunabilir. Aura’yı dengeler ve böylece ruh algısı güçlenir.
Günlük  bu koku, aura ve çevre için arındırmadır. Yüksek titreşimi, istenmeyen ya da düşük seviyeli ruhların gelmesini önler. Koruyucudur, arındırıcıdır ve algıyı açar.
Gardenya
Bu koku, özellikle doğa ruhlarını kendisine çeker. Birçok düzeydeki ruhsal âlemlerle iletişimi, telepatiyi güçlendirir. İyi ruhları çağırma ritüellerinde kullanılabilir.
Lavanta
Bu, stresi azaltan ve farklı bilinç hallerine girmeye yardım eden bir bitkidir. Eskiden hayaletleri görmek isteyen ve bilinçli farkındalığı tetiklemek isteyen kişiler tarafından yanlarında taşınırdı. Vizyon genişletici bir etkisi vardır. Çok çeşitli mezheplerle bağlantıya geçmek için kullanılabilir.
Limon
Limon, iyi ruhları çeken bir kokudur. Eski zamanlarda medyumlar tarafından yüksek titreşim ve üst düzey ruhsal rehberleri çağırmak için sık sık kullanılırdı.
Leylak
Leylak, ruhsal âlemlerle temasa geçmede en yararlı kokulardan biridir. Süptil âlemlerin fiziksel vizyonlarını uyarmada faydalıdır. Bireye iyi ruhların çekilim duymasını sağlar. Bazı peri mezhepleri için çok çekicidir. Perili evleri temizlemede kullanılabilir. Medyumluğun üst düzeylerini tetikler.
Biberiye
Bu baharat ve kokusu Elf Krallığı’nda kutsaldır. İngiltere’de noel zamanı elflere ve diğer iyi ruhlara gelecek yıl yardımlarını esirgememeleri için bir hediye olarak sunulurdu. Günümüzde de kullanılmaktadır. Enerjisi çok koruyucudur. Kişiyi negatif varlıklara karşı korur. Banyoda yağ olarak kullanıldığında Ruh Krallığına karşı bedeninizin duyarlığını arttırır.
Menekşe
Menekşe, periler kraliçesinin çiçeğidir. Bütün doğa ruhlarını kendisine çektiği gibi onlarla daha fazla telepati ve iletişim imkânı sağlar. Meditasyondan önce alnın bir damla kadar yağlanması ruhlara dair farkındalığımızı arttırır.
Salkım
Bu koku gizli güçlere inanan kimseler, metafizikçiler ve şifacılar tarafından iyi ruhları ve kişisel durumlarıyla ilgili belirli rehberleri çekmek için kullanılır. Yaratıcı esin kaynağı olarak size hizmet edecek ve şifa enerjisi geliştirmede yardımcı olacak rehberleri size yaklaştırır.
Baharatlar ve kokularla ilgili daha geniş bir çalışma, ruhsal rehberleri cezp etmedeki yetenekleri hakkında çok daha fazla bilgi sağlayacaktır. Kokular, yalnızca mükemmel sağaltıcı kaynaklar olarak algılanmamalıdır. Aynı zamanda ruhsal gelişim ve yüksek farkındalığa ulaşmada etkin bir rol oynamaktadırlar.
Ruhsal Rehberler, Ted Andrews, Kozmik Kitaplar-2005.
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

Aldous Huxley’den Hayata Dair Tavsiyeler…

Bundan yirmi yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgârı yakala, araştır, düşle, keşfet.

* Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur

* Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.

* Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.

* Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle.

* Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır.

* Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.

* Şans bukalemun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir.

* Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, belki bütün gün hırladığın içindir.

* Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.

* Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.

* Eğer mutluluğunuz, bir başkasının yaptıklarına bağlıysa, çok ciddi bir sorununuz var demektir.

* Kimi zaman içindeki o sessiz sese, uzmanlardan daha fazla güven.

* Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor.

* Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.

* Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme!

* Mutluluğun peşinde koşan bir insan mutluluğu bulamaz. Mutluluk, başka şeylerin yan ürünü olarak gelir.

* Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.

* Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.

* İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.

* İnsanın tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır; kendisi

fw mail

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Başarı, azim ve sabır üzerine tarihteki ünlü kişilerin hayatlarından ders verici örnekler ve başarılı olmanın kuralları:

Başarı, azim ve sabır üzerine tarihteki ünlü kişilerin hayatlarından ders verici örnekler ve başarılı olmanın kuralları:

1. Çok çalışın!

Meşhur alimlerden biri, insanın maddî manevî her konuda başarılı olmasını çalışmaya bağlar ve şöyle derdi:

Suyu düşünmek, susuzluğu gidermez. Odunu düşünmek, insanı ısıtmaz. Bu misaller gibi, insanın bir şeyi sadece düşünmesi ve istemesi de, insanı hedefine ulaştırmaz. Başarı için, çok gayret, çok çalışmak ve uyulması gerekli tüm şartlara riayet etmek lâzımdır.

***

Amerikanın en büyük işadamlarından Çelik Kralı Andrew Carnegie, New York’ta bir kolejde yaptığı konuşmada, gençlere şu öğüdü vermişti:

— Gençleri çeşitli sınıflara ayırabiliriz. Vazifelerini yapanlar vardır. Vazifelerini yaptıklarını iddia edenler vardır. Üçüncü bir grup daha vardır ki, onlar vazifelerini yaptıktan sonra, biraz daha fazlasını yapmak için çalışırlar. Hayatta büyük başarı elde edenler, işte bu gruptaki gençlerdir. Sadece kendine verilen görevi yapmak, çalışkanlık değildir. Çalışkanlık, insanın çalışma potansiyelini tam kullanmasıdır. Televizyon karşısında pinekleyerek çalışkan olunmaz.

2. Cesaretli olun, yenilgi ve zorlukların üzerine gidin!

Yenilgi, hiçbir zaman büyük müzisyen Handel’i pes ettirememiş, tam aksine felâket onun enerjisini bir kat daha arttırmıştır. Borçlarını ödeyemez duruma geldiğinde bile o, hayal kırıklığına düşmemiş; geceli gündüzlü çalışarak bir sene içinde ölümsüz pek çok besteyi yapmıştır.

Biyografisinde denildiği gibi, “O, her şeyi cesaretle karşılamış ve hiç kimsenin yardımına gerek duymadan on iki kişinin yapacağı işi, tek başına yapmayı başarmıştır.”

***

Afrika kâşiflerinden gezgin David Livingstone‘a, Güney Afrika’daki bir dernek şu mektubu göndermişti:

— Bulunduğunuz yere ulaştıracak iyi bir yol buldunuz mu? Eğer buldunuzsa, bize bildirin de size katılmak isteyenleri yanınıza gönderelim.

Livingstone’un bu isteğe cevabı şu oldu:

— Eğer buraya iyi yol varsa gelmek isteyenleri ben istemiyorum. Benim, yol olmadığı halde buraya gelmek isteyenlere ihtiyacım var. Yolu olan yere herkes gider. Hüner, yolu olmayan yere varmayı başarmaktır. Tüm keşifler, bu gibi azimli insanların eseridir.

3. Çevrenizde olup biten her şeye dikkat edin ve iyi bir gözlemci olun!

İnsanlar arasındaki en önemli farklardan birisi, dikkattir. Gözleri önünde asılı duran bir ağırlığın, ölçülü bir hareketle gidip geldiğini Galileo’dan önce, birçok insan gördü. Ama bu gerçeğin önemini ilk anlayan Galileo olmuştur.

***

Sir Samuel Brown, yaşadığı Tweed Irmağı civarında ucuza bir köprü kurmak amacıyla araştırmalara başladı. Bahçede gezinirken gördüğü örümcek ağı ona, demir ipler ve zincirlerle bir asma köprü kurma fikrini verdi. Sonuç ise, onun icadı olan asma köprüdür.

***

Kimya hocası, kötü kokulu bir sıvıyı masanın üzerine koyarak öğrencilerine:

— Gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz, dedi. Ve bir parmağını sıvının içine sokarak ağzına götürdü. Öğrencilerinden de aynı şeyi yapmalarını istedi. Öğrenciler, ister istemez parmaklarını sıvıya batırdılar, ağızlarına götürdükleri zaman da yüzlerini ekşittiler. Öğretmen, öğrencilerini tekrar azarladı:

— Bir daha söylüyorum: Gözlem melekelerinizi iyi kullanmıyorsunuz. Eğer dikkatli bakmış olsa idiniz, ağzıma götürdüğüm parmağın sıvıya batırdığım parmak olmadığını fark ederdiniz.

Bakmak ile görmek arasındaki farkı ne zaman anlayacağız?

4. Yapılması gereken işleri savsaklamayın!

Hayatta büyük başarıların elde edilmesinde tesadüfün ve şansın çok az payı vardır. Bazen atılganlık, istenen sonucu alabilirse de, en güvenli başarı yolu; çalışma ve sabır yoludur. Başarılı insanlar, ayrıntılardan nefret edenler değil, o ayrıntılar üzerinde dikkatle çalışanlardır.

Ünlü ressam Nicholas Paussin, başarısının sırrını şöyle açıklar:

— Yaptığın her işi, en iyi şekilde yapmaya gayret et!

Bir arkadaşı, ona, İtalyan ressamları arasındaki büyük şöhreti nasıl yakaladığını sorduğunda Paussin şu cevabı vermiştir:

— Çünkü, ben yapılması gereken hiçbir şeyi ihmal etmedim.

5. İmkansız kelimesini unutun!

Bir şeyi yapmayı aklına koyan insan, verdiği bu kararla engelleri aşarak hedefine ulaşır. Richelieu de, Napoleon gibi, “imkânsız” kelimesinin literatürden çıkarılmasını, lügatlerden silinmesini isterdi.

Onun, en çok nefret ettiği kelimeler şunlardı:

— Bilmiyorum.. Yapamam.. Mümkün değil…

Israrla şunu söylerdi:

— Öğrenin! Yapın! Tecrübe edin!

***

Robert Fulton, ilk buharlı gemi modeli üzerinde çalışırken, arkadaşları onu, “gerçekleşmesi imkânsız” diyerek teorisinden vazgeçirmeye çalışmışlar; buharlı gemi yerine, yelkenli gemilerin hızını ve randımanını artıracak bir cihaz geliştirmesini istemişlerdi. Fulton:

— Hayır, olmaz, dedi. Gelişmek için dış kaynaklara dayanan bir şey beni ilgilendirmez. Güç, o şeyin kendi içinden gelmeli… İçten destekli güç düşüncesi, Fulton’un buharlı gemiyi icat etmesini netice vermiştir. Bizler çevremize BAĞIMLI olduğumuz için hayallerimizi gerçekleştiremiyoruz. Kişiler çevrelerine BAĞIMLI değil BAĞLI olmalılar.

6. Boş konuşmayın!

Einstein’den bir gün, hayatta başarılı olmayı, matematiksel bir ifade ile anlatmasını istediler.

Bu büyük fizik bilgini cevaben dedi ki:

Eğer (a) hayatta başarılı a olmayı gösterirse, formül şöyledir: a = x + y + z.

Bu formülde (x) çalışmayı, (y) de dinlenmeyi gösterir.

“Peki, (z) neyi gösterir?” diye sordular. Einstein cevap verdi:

— (z) de, çenenizi tutmayı… Gün içinde yaptığımız konuşmaları bir düşünelim, lüzum konuşmalar, işler için harcadığımız zamanı bir şeyler öğrenmek için harcarsak neler başarabiliriz?

7. Bazı başarıların sadece bilgiye değil, kabiliyete de bağlı olduğunu unutmayın!

Genç bir müzisyen, Mozart’a:

— Senfoni nasıl yazılır? diye sormuştu. Mozart:

— Niye önce basit şarkılarla başlamıyorsun? dedi. Genç:

— Ama siz on yaşında iken senfoniler yazdınız, deyince Mozart şu cevabı verdi:

— Evet, ama ben, senfoni nasıl yazılacağını kimseye sormadım ki…

Kabiliyetlerimizi dikkate alamadan yaptığımız çalışmalar, akıntıya karşı kürek çekmektir.

Einstein der ki: Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirir.

8. Ne kadar yetenekli olursanız olun, kendinizi geliştirmeye ve kapasitenizin üstüne çıkmaya çalışın!

Müzikte çağın en büyük tenoru Enrico Caruso, sahneye çıkmadan önce son derece heyecanlanır, adeta tiril tiril titrerdi. Bir keresinde, New York Metropoliten operasında, Verdi’nin “Maskeli Balo”su oynanıyordu Caruso’yu gerginlik içinde titrerken gören mesleğe yeni başlamış bir bayan, hayretle sordu:

— Bay Caruso, niye bu kadar heyecanlısınız?

Caruso, tam bir ciddiyet içinde şu cevabı verdi:

— Diğer müzisyenler yeteneklerinin yüzde 100’ünü kullansalar bile, ben yüzde 150’sini kullanmalıyım. İnsan, kabiliyetlerini tam kapasite kullanmakla yetinmemeli; kendi kendini aşmaya zorlamalıdır. Çünkü kalıcı başarılar, ölümsüz eserler, hep kendini aşabilen yüksek performans gösterenlerin ürünleridir.

9. Herşey mükemmel olsa bile, bazı işlerin asla aceleye gelmeyeciğini sakın aklınızdan çıkarmayın, sabretmeyi öğrenin!

İkinci dünya Savaşı’nın ilk yıllarında, Amerika seferberlik dairesi müdürü Elmer Knudsen, işlerin gerektiği gibi hızlı yürümediğini söyleyerek, kendisini tenkid edenlere şu cevabı vermişti;

“Unutmayınız ki, bugün bu ülkede, dünyanın en iyi hastanelerine, en iyi anestezi uzmanlarına, en iyi çocuk doğum doktorlarına ve en iyi hastane personeline sahibiz; ama bütün modern bilgilerimize ve tıp alanındaki araştırmalarımıza rağmen, bir çocuğun normal doğumu için 9 ay beklememiz gerekiyor.

fw mail

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

“Evren , her an , bize yeni bir hayat vermeye , yeniden başlamaya , yeni fırsatlar yaratmaya , olayları mucizevi şekilde iyileştirmeye , tüm karanlığı aydınlığa ve sevgiye dönüştürmeye hazırdır..”

“Evren , her an ,  bize yeni bir hayat vermeye , yeniden başlamaya , yeni fırsatlar yaratmaya , olayları mucizevi şekilde iyileştirmeye , tüm karanlığı aydınlığa ve sevgiye dönüştürmeye hazırdır..”

_M. Williamson

Cildiniz Kaç Yaşında?

Genetikten yeme-içme alışkanlıklarına kadar cilt yaşlanmasını hızlandıran pek çok neden bulunuyor

Elinize bir kağıt kalme alın ve size uyan her alışkanlık ve koşul için kendinize 1 puan verin:
** Diabet gibi kronik hastalıklar
** Osteopenia (düşük kemik yoğunluğu)
** Uzun süreli ilaç tedavisi
** Menopoz dönemi
** 40 yaşından önce cerrahi müdahaleyle menopoz
** Başarısız akne tedavisi geçmişi
** Başarısız rosacea( yanaklarda ve burunda görülen akneye benzer deri hastalığı) tedavisi geçmişi
** Solgun, çilli bir cilt
** Gözenekli ya da benli bir cilt
** 35 yaş öncesinde fark edilir derin çizgiler
** Obezite
** Aşırı zayıflık
** Geçmişte zayıf beslenme
** Geçmişte aşırı abur cubur tüketimi
** Katkı maddesi içeren besinlerin aşırı tüketimi ve ya meyve–sebzenin az tüketimi
** Yağlı besinler tüketme
** Sigara kullanmak
** Pasif sigara içicisi olmak
** Aşırı alkol tüketmek
** Geçmişte aşırı spor yapmak
** Hareketsiz bir yaşam tarzı
** Stresli yaşam tarzı
** Kansere dönüşebilecek yaralar ve ya cilt kanseri
** Günde 6 saatten az uyumak
** Geçmişte aşırı miktarda güneş ışınlarına maruz kalma, bronzlaşamamak
** 20 yaş öncesinde su toplayacak şekilde güneş yanığı
** Nadiren güneş koruyucusu kullanmak
** Solaryuma girmek
** Yetersiz ve hijyenik olmayan cilt bakımı ya da nemlendirici kullanmamak
** Annenizin cildinin erken yaşlanmış olması
Sonuçlar:
Elde ettiğiniz puanları toplayın ve aşağıdaki sonuçlara göre cildinizin gerçek yaşını öğrenin
21’den 30’a kadar
Cildinizin yaşını öğrenmek için gerçek yaşınıza 10 ekleyin. Ortaya çıkan bu yaş cildinizi ne kadar ihmal ettiğinizi ortaya koyuyor.
14’ten 20’ye
Cildinizin yaşını öğrenmek için gerçek yaşınıza 6 ekleyin. Yeterli derecede sağlıklı bir yaşamınız olmasına rağmen, yaşam tarzınızda değiştirmeniz gereken bazı alışkanlıkların olduğu gerçek.
6’dan 13’e Cildinizin gerçek yaşını öğrenmek için gerçek yaşınıza 3 ekleyin. Gerçek yaşınız ve cilt yaşınız arasında çok fazla bir fark olmamasına karşın, bazı sağlık alışkanlıklarına yoğunlaşmayı ihmal etmeyin.
0’dan 5’e
Cildiniz gerçek yaşınıza eşit. Tebrikler! Sağlıklı yaşlanıyorsunuz ve cildiniz  sağlıklı yaşamınızın bir aynası adeta.
kaynak: milliyet

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sen Doğru Yolda Ol Da…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil."

Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.”
(Konfüçyüs)

Insanın karşısında çıkan zorluklara dayanabilme gücü onu bir yerlere getirir…

Uçurtmaların uçmasını sağlayan rüzgardır diye bilinir ancak aslında etken uçurtmanın rüzgara dayanma gücüdür.

Hayat da böyledir.Insanın karşısında çıkan zorluklara dayanabilme gücü onu bir yerlere getirir.”

Mesnevi Terapi/Nevzat Tarhan

Dostuna bir gün yabancın olacakmış gibi davran…

Dostuna bir gün yabancın olacakmış gibi davran…

Düşmanına bir gün dostun olacakmış gibi bak…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ayvanın faydaları…

Protein, karbonhidrat, kalsiyum, demir, fosfor, potasyum, sodyum ve C vitamini içerdiği ile vücut için bir çok yararı bulunan ayva bunların yanında bir çok derde de deva bir meyve.

Ayvanın faydaları

-Ayva, çocukların sağlığını korur, büyümelerini ve gelişmelerini hızlandırır.

-Bir çok hastalığın şifası olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisi için faydalı.

-Ayva her yaştaki kişinin sinir sistemini güçlendirir

-Mide ve bağırsakları zararlı mikroplardan koruyup hazımsızlık gibi sorunları önler.

-Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.

-Grip ve nezlenin iyileşmesini hızlandırır.

-Ayva veya ayva suyu ishalin geçmesi için de çok yararlı. Meyvesi ya da meyvesinden hazırlanan şurup ve komposto ishale iyi gelir.

-Vücudun gücünü artırarak, zinde tutmaya yardımcı olarak yorgunluk ve bitkinlikten korur.

-Ayva ağız kokusunu önler.

-İçerdiği vitamin ve minareler ile kalp ve damar hastalıklarından korur, varisi önler ve varis tedavisinde yardımcı olur.

-Ayvanın cinsel gücü artırdığı söylenmektedir.

-Ayva kandaki kötü kolesterolü düşürerek damar sertliğini önler.

-Ayva hoşafı ağızdaki yaraların iyileşmesini hızlandırır.

-Tereyağı ile pişirilen ayva, balgamı söker, kronik öksürüğe, solunum sistemi hastalıklarına ve bronşite iyi gelir.

-Ayva çiçeği kaynatılarak içilirse anne sütünü artırır, kalbi güçlendirir ve baş ağrısına iyi gelir.

-Ayva kabuklarının kaynatılıp içilmesi, idrar yolu iltihaplarında iyileşmeyi hızlandırır.

-Ağızdaki yaralar, boğazdaki şişlik ve ağrı için ayvanın kendisi veya yapraklarının kaynatılarak suyu ile gargara yapılması mucize etkiler ortaya koyuyor.

-Dudak çatlamalarını önlemek ya da iyileştirmek içinde ayva çekirdeklerinin kaynatılıp dudakların bu suyla yıkanması öneriliyor.

-Ayva yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sakinleştiriyor ve uykusuzluğa iyi geliyor.

-Şeker içeriğinin düşük olması nedeniyle şeker hastaları tarafından da rahatlıkla tüketilebiliyor

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

”Bugün geri kalan hayatınızın ilk günü…” Gününüzün kıymetini bilin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

HER DÜŞÜNDÜĞÜN BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞİR…:)

Hindu cennetinde “Kalpataru” adında bir ağaç var. Dilek ağacı anlamına geliyor. Tesadüfen bir yolcu oraya geldi ve öyle yorgundu ki ağacın altına oturuverdi…
Çok da açtı, o yüzden “Burada birisi olsaydı ondan yemek isterdim” diye düşündü. “Ama hiç kimse yok!” Aklında yemek fikri beliriverdiği anda aniden ortada yiyecekler beliriverdi ve öyle açtı ki hiç düşünmedi. Hepsini yedi. Sonra uykusu geldi ve ”Şurada yatak olsaydı…” diye düşündü.
Ve yatak beliriverdi. Ama yatakta yatarken “Neler oluyor?” diye düşünmeye başladı. “Burada kimseleri göremiyorum. Yemek geldi, yatak geldi -belki bunlar hayaletlerin marifetidir!” Birden ortaya hayaletler çıktı. Bunun üzerine korktu ve “Şimdi beni öldürecekler!” diye düşündü. Ve öldürdüler!
Yaşamın temel kuralı diyor ki “her düşündüğün bir şekilde gerçekleşir”.

OKUNULASI BİLGİ***

 Aşk olduğunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanılmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler, oysa iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışırlar ve çocukluk dramalarının içine düşerler.
Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüşür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir.Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. Karşıt cinsten birine bağımlı olmamızın nedeni, karşıt cinsin enerjisini elde etmek istememizdir. Halbuki, içimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin hem erkek hem de dişi yönü vardır. Zamanla onun dışarı vurmasını sağlarız ama evrime ilk başladığımız sıralar çok temkinli davranırız.
Bütünleşme işlevi zaman alır. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimiz için, insan kaynağı ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz.Evren ile bağlantımızı sağlamlaştırmalıyız. Bu zaman alır ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişkiler kurabiliriz. Böylece bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda süper-insanı yaratırız. Ama bu bizim bireysel gelişimimiz engellemez. Bu deneyime ilk başlarken, karşılıklı bağımlılık ilişkisinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalısın. Onu içine almalısın.Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana ulaşır.
Alıntı
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Eski Erkek Arkadaşım Nasıl Benden Önce Evlenir ???

Baktım Arzu sabahtan beri beni facebook’ta beş kere dürtüklemiş, on tane de mesaj atmış. Hayırdır deyip mesajlardan birini açtım. “Bak bak” diye veryansın eden mesajını okumaya başladım. “Görüyor musun sonunda olan oldu Veysel benden önce evleniyormuş.  Hem de şu sahte sarışın Emel’le. Zaten Serdar’da Gamze’yle evlenmişti. Ya kime dokunsam evleniyor ama benle değil benden sonra karşılarına çıkan ilk zibidiyle. Ne ya ben evliliğe hazırlama kurumu muyum” diye başlayan mesajı böyle uzayıp gidiyordu.

Valla Arzu gerçekten doğru söylüyordu. Kız kime el atsa onunla değil de bir sonrakiyle evleniyordu bu adamlar. Hepimiz bu duruma artık şaşmış kalmış vaziyetteydik ki Veysel sanırım bardağı taşıran son damla olmuştu. Ama bir arkadaş olarak üzerime düşen Arzu’ya bunları söylemek değildi tabi ki. Bana düşen olayı önemsiz gösterip arkadaşımın yerlere düşen öz güvenini toparlamaktı.

Arzu’ya face’ten hemen mesaj attım: Kızım ya isteyen evlenir, isteyen boşanır, isteyen çocuk yapar sana ne ki? Sen hem bize yüz kez benim artık Veysel’le işim olmaz, önüme diz çökse, yalvarsa ona dönem demiyor muydun, adam işte duymuş bu söylediklerini, yoluna devam etmiş.

Arzu’dan tabi ki hemen cevap geldi: Yaa Anette inanamıyorum senin afyon bugün patlamadı herhalde. Ben onları tabi ki laf olsun diye söylüyordum. Tamam Veysel’e karşı bir şey hissetmiyorum ama ona düşen gelip benim için uğraşması, çabalaması, benden vazgeçemediğini söylemesi olmalıydı! Hadi onları söylemedi uzun bir yas tutma dönemine girmeliydi! Yani nedir bu çakma sarışın bulmalar, hadi buldu, gönül eğlendirmek yerine evlenme teklifi etmeler falan. Bak sırf bana gıcıklık yapıyor olmasın diyerek dengesini ne kadar kaybetmiş olduğunu bir kere daha anlamamı sağladı…

Ya Arzu’cuğum diye geri mesaj atım hemen. Sana ne, olan olmuş biten bitmiş, yani gerçekten sana ne, niye sürekli adamın sayfasına girip girip casusluk yapıyorsun ki diye cevap yazdım….

Çünkü diye hemen cevabı düştü, bu bir gurur meselesi, bu bir onur meselesi. Bu ayaklar altına alınmış kadınlık gururumun çığlığıdır diye yazarken, herhalde bir an olsun aklı başına gelmiş olmalı ki, Anette ya sanırım egom tavan yaptı, gerçekten bana ne elalemin Veysel’inden derken ve ben tam rahatlamışken, egosu gene onu bir sarstı, bana ne ya, benim önce evlenmem lazım dı diye bu sefere tweetten mesajları düşmeye başladı.

Anladım ki bu kriz bugün geçmeyecekti. Arzu’nun sakinleşmesi için zamana ihtiyacı vardı ya da evlenmeyen eski bir erkek arkadaşa? O anda aklıma eski erkek arkadaşlarından Yusuf geldi. Yaa Arzu’cuğum dedim Yusuf bak hala evlenmedi, seviniyor musun bari dememe kalmadı, Anette ya sende hiç facebook güncellemelerini takip etmiyorsun galiba, Yusuf uzun süredir yelloz Emine’yle beraber deyince beni aldı bir gülme. Kızım sen hem eski erkek arkadaşlarını hem de onların yeni kız arkadaşlarını, yani pardon yeni yellozları da mı takip ediyorsun, sil hepsini gitsin bitsin, kafan rahat etsin o zaman diye karşı bir fikir ortaya atmaya çalıştımsa da Arzu gene veryansın etti. Silmem efendim niye silecekmişim, hiçbirini silmem, ben hepsi otursun beni beklesin istiyorum, önce ben evleneyim, mutlu olayım, çocuk yapayım sonra hepsi ne yaparsa yapsın. Benden önce bunları yapmaya hakları yoktu derken, herhalde son sözleri de kendine anlamsız gelmeye başlamış olmalı ki bir göz kırpma işareti geliverdi mesaj olarak.

Anette ya ben neler diyorum ve diliyorum böyle, ben niye böyle kötü biriyim, neden onların bu kadar çabuk, yani benden önce mutlu olmalarını kaldıramıyorum ki diye sordu içli içli…

Ne diyebilirdim ki, biz insanların zaaflarla dolu yaratıklar olduğunu söylemekten başka…

Sağlıcakla,

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »