Çocuk kimin kime hediyesidir…

Dün uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşımla buluştuk. Kahve içmeye gittik. Sen nasılsın, ben nasılım diyemeden yanımıza kavga eden bir çift geldi. Cafe küçük, masalar dipdipe. Konuşmalar duyuluyor. Ama bağırma sesi zaten duyulmayacak gibi değil. Önce arkadaşımla sabredip boşlukları doldurma çabamıza devam ediyoruz. Fakat öyle bir an geldi ki, kendimizi yan masanın kavgasının içinde buluverdik.

Kadın ısrarla ve yüksek sesle;  bu çocuk benim sana hediyem… anladın mı? benim sana hediyem diye bağırıyordu…

Oldum olası, kavgadan ve yüksek sesli tartışmalardan rahatsız olan biri olarak daha fazla orada kalmak istemedim. Hesabı ödedik. Kendimizi dışarı attık. Attık atmasına da kadının sözleri kafamızda çınlamaya devam etti.

O zaman dedim arkadaşıma o çocuk adamın da kadına hediyesi. Eşit durumdalar. Ya da kadın başka bir adama o hediyeyi verebilirdi, ya da olmadı adam başka bir kadından o hediyeyi alabilirdi. Bu nasıl bir mantıktır anlayamadım dedim.

Biz artık haberleşmediğimiz onca zamanı, kendimizi unuttuk, yan masanın derdine düştük. Fikirlerimizi söylemeye başladık.

İşin en kötüsü ne biliyormusun dedim arkadaşıma, Bu kadın çocuğuna da böyle konuşuyorsa… Çocuk belki de bütün hayatı boyunca kendini gerçekleştirmek yerine annesinin istediği hayatı yaşamak zorunda bırakılacak… Kendine, kendi seçimlerine ait olmayan bir hayatı yaşayacak…Hem yürüdük hem biraz daha kafa yorduk bu konuda.

Yürümekten yorulunca  daha boş bir cafe’ye oturduk. Kendi hayatlarımıza geri döndük…

Sağlıcakla,

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

İlişkilerde yaş farkı…

Televizyonu açtım. Evlilik programı çıktı karşıma. 85 yaşında bir dede. Evlenmek istiyor. Tabi ki hakkı…Herkes evde bir nefes istiyor. Herkes evde kendisiyle ilgilenen birini istiyor.

Sunucu soruyor
Hanım kaç yaşında olsun?
Dede cevap veriyor. 40 yaşında olsun iyidir.
Sunucu …………bey bu 40 yaş sana genç değil mi? diyor.

İkisinin arasında bir pazarlıktır gidiyor. Dede sonunda 60 yaşlarında bir hanıma razı olabileceğini belirtiyor.

Şimdi düşünelim erkekler neden kendilerinden bu kadar küçük hanımlara ilgi gösteriyorlar…Benim birinci tahminim, tekrar genç olma isteği. Yanlarındaki genç hatunun gençliklerinin kendilerine geçeceğine inanıyorlar ve kendi yaşlarını henüz kabul edememişler, kendilerince genç kalma mücadelesi veriyorlar.

Bir bakıma erkekler bunu yapabiliyorlar …Eleştiriliyorlar… Yıpratılıyorlar… Ama yine de 20 yaş 30 yaş bazen 40 yaş küçük demeden hatunla evleniveriyorlar.

Peki hanım kısmı ne yapıyor??? Hanım kısmi duruma isyandan öteye gidemiyor. 85 yaşında bir kadın ben 40 yaşındaki erkekle evlenmek istiyorum derse sadece gülerler o kadına. İyi o zaman 60 yaşa kabulum mü diyecek. Yine de gülerler…

Kadınların kendilerinden 8-10 yaş küçük erkeklerle evliliklerine bile yeni yeni rıza gösteriyor toplum.

Erkekler kadınlara ait bir çok iş sahasında yerini alabiliyor.Kadınlar da erkeklere ait olduğu düşünülen bir çok iş sahasında yerini alıyor. Dış görünüşünü erkeğe benzetebiliyor. Saçlarını kazıtabiliyor. Hatta haftasonu beyoğlunda bir çift gördüm. Kadın kafayı kazıtmış, erkek saçlarını uzatmış. Tamamen ters rollere soyunmuşlar. En azından klasik dış görünüş ölçütlerinde…
Yapılan işlerde, dış görünüşte kadın ve erkek arasındaki sınırlar giderek kaybolurken iş kendinden küçük yaşta biriyle beraber olmaya gelince kadına karşı konulan eski bildik sınırlar tekrar yerine geliveriyor.İşin özü tabi ki makul sınırlar içerisinde kalmak…Bence bu hem erkekler hem de kadınlar için geçerli olmalı…

Kadınların yapacak daha çok işleri var…

Sağlıcakla,

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

Zaman nedir???

Salonda kanapeye oturdum elimde çay var. Bulutları, kuşları seyrediyorum. Sabah mahmurluğunu üzerimden atamamışım. Gözlerim ara ara kapanıyor. Gözlerim her kapandığında aklım başka bir zamana sıçrıyor.

Baktım önce lise son sınıftayım. Okulun son günü. Bütün sınıf bir ağızdan kimse bizi ayıramaz diye bir şarkı tutturmuş. Gözümüzde yaşlar. Birbirimizden ayrılmayacağız diye verilen sözler. Duygu yüklü anlar.

Açtım gözlerimi, tavşana benzer bir bulut geçiyor gökyüzünden. Hoop gözlerimi yine kapatıyorum.

Çok yakın bir kız arkadaşımla yaptığım derin bir sohette buluyorum kendimi. İstekler, sıkıntılar paylaşılıyor. Vapurdayız. Rüzgar var. Biraz da üşümüşüm. İçeri giriyoruz.

Salonda kanapede gözlerimi açıyorum tekrar, elimdeki çaydan bir yudum içiyorum. Gözlerim gene kapanıyor.

Annemle bir kavganın ortasındayız bu sefer, memnuniyetsizlikler, karşılıklı yakınmalar çınlıyor kulaklarımda. Hemen gözümü açıp salona geri dönüyorum. Bir tur atıyorum evde. Gene kanapeye yönleniyorum uzanıyorum bu sefer. Üstüme bir battaniye alıyorum. Gözlerim çoktan kapanmış.

Doğumgünü kutlamasındayız. Başlamışız erkekleri çekiştirmeye. Şöyleler, böyleler. Yakınmalar, beklentiler. Herkes kendi tecrübesini ve aldığı dersleri döküyor ortaya. Gözlerimi yine açıyorum. Oturuyorum. Gökyüzünde yağmur bulutları.Hava yağdı yağacak derken dün yolda gördüğüm o tatlı kız çocuğu geliyor aklıma gülümsüyorum.

Bugün salon çok kalabalık. Tüm zamanları, hayatımın tüm zamanlarındaki insanları biraraya toplamışım gibi hissettim. Hepsini aynı anda yaşayabiliyorum. Şimdi herşeyi barındıryor sanki…

Aslında facebook’da öyle değil mi ? Hayatımızın tüm zamanlarındaki insanları aynı yere toplamadık mı? Hepsini aynı anda görüp konuşmuyor muyuz???

Zaman dedikleri şey çok acaip. Sihirli bir şey.

Uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızı görürsünüz … Sanki aradan hiç zaman geçmemiş gibi. Yıllar geçmemiş sanki o ara hiç yaşanmamış gibi. Konuşmaya kaldığınız yerden devam etmek gibi…

Zaman dediğiniz şey nedir? Bilen var mı?

Sağlıcakla,

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

isteklerim olunca niye ürküyorum?… Siz ne yapıyorsunuz?…

İsteklerim,  dileklerim, düşüncelerim gerçekleşince niye korkuyorum? Bilmiyorum… Bir suçluluk suçluluktan ziyade beni bir endişe duygusu kaplıyor. Hatta ürküyorum…

 Öyle her istediğim falan olmuyor zaten. İsteklerim olmayınca olsunlar diye deli gibi uğraşıyorum, kapıları tırmalıyorum, gece gündüz ne yapabilirim diye düşünüyorum. Ağlıyorum. Yardım istiyorum. Her yolu, sonuna kadar hatta dibine kadar deniyorum. Debeleniyorum. Kabullenemiyorum. Bırakıyorum isteğimi, bıraktım diyorum. Geri geliyor. Yine bırakıyorum, yine geri geliyor. Dövünüyorum. Gene tırmalıyorum. Pozitif düşünceyle oldu gibi düşünüyorum. Gene olmuyor. Çaresiz kabulleniyorum. İçimde izi kalıyor. Her hatırladığımda tekrar denemeliyim mi duygusu alevleniyor. Bir karamboldur gidiyor.

Bunun tam tersi durumdaysa isteğim oluyor. Ve o kadar çırpınarak, uğraşarak elde ettiğim şey ya beni mutlu etmiyor. Ya da gerçekten mutlu ediyorsa bu sefer mutluluktan dolayı ürküyorum.

Bu kadar gel-gitler içinde bir şey isteyince ödüm kopuyor. İsteğim olsa da sorun, olmasa da sorun.

Bu sizler de nasıl çok merak ediyorum. Haydi beni yanıtlayın lütfen…

Sağlıcakla,

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

dil çıkaran ağaç

Doğayı, ağaçları çok seven biri olarak her fırsatta kendimi onların arasına atmaya çalışıyorum. Fakat ağaçların arasında bir ağaç  var ki…Çok oyunbaz…Baktım bana dil çıkarıyor. İnanamadım yanına gittim. Gerçekten dil çıkarıyor… Oyunbaz ağaç bu… Oynayası gelmiş belli…Altta kalırmıyım ? Bende ona dil çıkarıyorum…

Ortada dil çıkaran ağaç…
Yakın plan…
Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

karnı tok olan su kaplumbağası… bölüm 9

Fotoğrafın tam ortasında hafifçe başını kaldırmış bir su kaplumbağası göreceksiniz. Bayağı da büyük. Eee dedim..Yemek  yemeyi seviyordur o zaman. Büfeden ekmek aldım. Başladım dereye ekmekleri saçmaya. Hayalim su kaplumbağası yanıma gelecek. Ben de ona sevgilerimi sunacağımm. Dostluk çemberi yaratacağız. Nerdeeee… Kaplumbağa yüzüme bile bakmadan yavaş yavaş suya dalıp gitti… Herhalde karnı toktu diye kendimi avuttum. Dere tabi ekmek doldu. Balıklar da onları afiyetle yedi. Eh dedim kime niyet kime kısmet  herhalde bu …

Su kaplumbağası… 

Suya dalış anı…

Kime niyet kime kısmet…
Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Her köpek başka bir köpekte kendini bulur… bölüm 8

Köpeğimiz yalnız başına vakit geçirmeye çalışıyor. Önce dereye giriyor. Bir o yana bir bu yana yüzüp duruyor.

Köpek derede…

Dere onu kesmiyor. Biraz da çimlerde yuvarlanayım. Gerineyim. Güneşleneyim. Yemeğimi yiyeyim diyor.

Yemek yerken…

Yol  bu da  olmadı diyor. Bu sefer bana sarıyor. Biz biraz çimler de yuvarlanıyoruz. Yok diyor bu da olmadı. Sonra başka bir köpek geliyor etrafa. Ve başlıyorlar oynamaya…

Her köpek başka bir köpekte kendini bulur…

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

bu horozun yolundan çekilmek lazım… bölüm 7

Bu fotoğraflar Kleopatra adasında çekildi niyetim orayı ayrıca anlatmak. Cennetten çıkma bir yer sanki. Şimdilik sadece horozları hakkında yazmak istiyorum. Horozları acaip besili ve güçlü…Birkaç taneler. Çok hızlı hareket ediyorlar. Vakitli vakitsiz ötüyorlar. Ve en korkuncu direk üstünüze geliyorlar. Ben de nasibimi alıyorum bu durumdan. Horoz direk üstüme doğru hareketleniyor. Kısa bir kovalamaca geçiyor horozla aramda. O bana doğru geldikçe ben yer değiştiriyorum. Fakat sonuç alamıyorum, peşimden gelmeye devam ediyor…
Çareyi iletişim kurmakta buluyorum.Bu adaya barışçı amaçlarla geldiğimi ve dost olduğumuzu söylüyorum. Buyrun sonuca bakalım…
Horoz…

Sağ sola koştururken…

Korku anlarımdan biri

Biz dostuz konuşmamın akabinde uysallaşıyor…

Ve barış adaya huzur getiriyor…
Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

bu kuşun cinsini bilen var mı ??? bölüm 6

Uzun bacaklar, uzun boyun, uzun gaga. Hareketleri oldukça estetik. Fakat adı ne???

kafa suda…

yavaş yavaş kalkıyor…

hopppp…  tekrar suya…
Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

bu köpeğe bayıldım… bölüm 5

Köpekler gerçekten bizim dostumuz. Bafa taraflarındayım. Masa da oturmuş, çayımı yudumluyorum. Derken misafirim usul usul yanıma geliyor. Masanın yanına kıvrılıveriyor. Ben daha hal hatır sormadan,  kıvrılıp uyuyuveriyor. Şimdi kim kimi koruyor bilemiyorum. Şunun yatışına bakın. Dil de dışarı çıkmış. Tam teslimiyette. Bana koşulsuz güven içinde… Hoşuma gidiyor bu durum. Uzun süre masadan kalkamıyorum…

Sağlıcakla,

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

öküz ve eşek ve keçi zamanı… bölüm 4

Öküz ve eşek ve keçilerin zamanı geldi. Paylaşmazsam darılırlar. Yapacak birşey yok. Devam diyorum. Bugün hayvan belgeseli tadında oldu…Varsın olsun… Önce öküzler…

Yolda…
Yemek bulma telaşı…

Sinmiş… Saklanıyor…

Biraz ot buldun mu…Yiyeceksin abi…
Sonra eşekler…
hüzünlü bakış…

yemek yeme telaşı…

nerde olsa dinlerim…

çalışırken…

en sonda keçilere göz atalım…
tek başına…
sağlıcakla,
Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

ördekler balık yerken…sürü halinde gezerken…bölüm 3

Hayvanlar alemi bölümümüze ördeklerle devam ediyorum. Ördekler balığı nasıl mı yer ? Buyrun. Görelim…

yemek zamanı…

sürü halinde dolaşırlarken…

merakla onları izleyen ben…

sürü başı nereye… herkes oraya…
Tek başına dolanan ördeğe ve besili ördeklere de şöyle bir göz atıp bölümü kapatalım.
çevreye merakla bakınırken…

  renkler çok güzel durmuş…
sağlıcakla,

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

biraz da deve… bölüm 2

Her bölgede develer başka bir kılıkta karşıma çıktı. Kimileri  başında şapkası dinlenirken, kimileri topluca yemek yiyip, sohbet ederken, kimileri inci gibi sıralanmış yolcu gezdirirken…

                                                         dinlenme hali…

yemek ve söyleşi vakti…

yolcu katarı …

sağlıcakla,
Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

balığı kapan kedi… ve diğerleri… bölüm 1

Geziye önce Ege’den başladım. Yolda da tabi bir sürü ilginç hayvan manzaralarıyla karşılaştım. Onlardan bir demet sunmak istiyorum…

Önce Foça… Foça çok şirin bir balıkçı kasabasıdır. Kedi cenneti de diyebilriz. Masa altından kedi balığı kaçırırken…

tereddüt…

operasyon…

                                                      afiyet olsun…

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

sivrisinek benimle nasıl konuştu…

İstanbulda birkaç gündür hava çok kötü ve yağmurluydu .Üstelik buz gibiydi. Evi havalandırmak mümkün olmadı. Neyse bugün daha yumuşak bir hava var. Hemen pencereleri açtım. Ev havalansın, içerisi oksijen dolsun diye. Havalandırma işlemi bitince pencereyi  kapattım. Fakat odada vız da vız da vız bir gürültüdür gidiyor. Önce ses nereden geliyor anlamıyorum sesin kaynağını arıyorum. Sonra pencereye çarpıp duran kara sineği görüyorum. Bayağı büyük bir sinek. Onu kendi haline bırakıyorum ama o beni kendi halime bırakmıyor. Vız da vız vız da vız. Kafamı şişiriyor. Yanına gidiyorum faydasız. Dönüp dolanıyor perde ve pencere arasında.

İçeri kovalamaya çalışıyorum. Faydasız. Vız da vız vız da vız. Tamam yeter diye söyleniyorum içimden. Açıyorum camı. Uçup gidiyor

Sinek vız vızlarken bana aç camı aç camı aç camı diyormuş …

Ben anca anlamışım:))))

O yoluna ben yoluma gidiyoruz. İkimiz de rahat ediyoruz.

Sağlıcakla,

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »