
İşte İsveçlilerin, dünyayı kasıp kavuran Hygge felsefesinden sonraki ikinci mutluluk sırları: Lagom
Nedir bu Lagom?
Lagom İsveç dilinde “Ne az, ne çok. Tam ayarında” anlamına geliyor. Yani Türkçe’deki “kararında” sözcüğünün Lagom’u şahane karşıladığını söyleyebiliriz.İsveç’te hala aşırı gösterişli bir hayat yaşamak; sahip olduğu maddi imkanları sosyal medyada göze sokmak, yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmemek ve sosyal sorumluluktan kaçmak ayıp kabul edilir.
Her şeyin özü denge!
Ancak Lagom felsefesini “Azla yetinmek” ile karıştırmamak gerekiyor. Çünkü İsveç’te toplumun her katmanına yayılan bu anlayışa göre kibir nasıl hoş karşılanmıyorsa, kendini ifade edemeyecek derecede silik ve sessiz olmak da aynı derece nahoş görülüyor. Yani İsveçliler, hayatın her alanında sarsılmaz bir denge arıyorlar.
Bahsettiğimiz bu denge arayışı, insanların birbirleriyle ilişkilerinden tutun da alışveriş alışkanlıklarına kadar her alana yansıyor. Örneğin insanlar dostluklarında, ilişkilerinde ya da evliliklerinde birbirlerine alan tanıyorlar; iş – yaşam dengesini sarsmamak için tatil saatlerinde asla çalışmıyorlar veya bir şeye fazla para harcamışlarsa diğer giderlerinden kısarak bütçelerini dengeliyorlar. İsveçliler pratikte uyguladıkları bu denge formülünün ruh hallerine de fazlasıyla yansıdığını her fırsatta ifade ediyorlar.
Yeni başlayanlar için Lagom
Ruhumuzla, tepkilerimizle ve yaşam alışkanlıklarımızla tipik bir Akdeniz toplumu olduğumuz için Lagom’u tam manasıyla uygulamamız belki zor ama bu naif denge politikasını ucundan da olsa hayatlarımıza katmak çok da imkansız değil. Nasıl mı?

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış.
Büyüğü Halil.
Küçüğü ise İbrahim…
Halil, evli çocuklu.
İbrahim ise bekârmış…
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin…
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.
Bununla geçinip giderlermiş…
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı.
İkiye ayırmışlar.
İş kalmış taşımaya.
Halil, bir teklif yapmış :
İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
Peki, abi demiş İbrahim…
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye… .
O gidince, düşünmüş İbrahim:
Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine
Böyle demiş ve
Kendi payından bir miktar atmış onunkine…
Az sonra Halil çıkagelmiş.
Haydi İbrahim. De miş, önce sen doldur da taşı ambara.
Peki abi.
İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.
O gidince, Halil düşünür bu defa:
Der ki:
Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var.
Ama kardeşim bekâr.
O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.
Böyle düşünerek,
Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.
Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine.
Bu, böyle sürüp gider.
Ama birbirlerinden habersizdirler.
Nihayet akşam olur.
Karanlık basar.
Görürler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile.
Hak teala bu hali çok beğenir.
Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki…
Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler.
Şaşarlar bu işe…
Aksine çoğalır buğdayları.
Dolar taşar ambarları.
Bugün “Bereket” denilince, bu kardeşler akla gelir.
Bu bereketin adı: halil ibrahim bereketidir
Çalarak hırsızlık yaparak mala gasp ederek bişeye sahip olacağımızı sanmakla anca yanılırız. halbuki biz verdikçe verdiğimizden bize çok veren çok daha büyük biri var asla unutulmamalıdır….!!
![56285163_1174132172759301_8678896528774922240_n[1]](https://anetteinselberg.com/wp-content/uploads/2019/05/56285163_1174132172759301_8678896528774922240_n1.jpg?w=614&h=707)
Bir insanı tanımak için; garsona nasıl davrandığına , eski hikayelerini anlatırken tutunduğu tavıra, geçmişine duyduğu saygıya ,elinde yokken ne kadar paylaştığına, başkası adına nasıl sevinip mutlu olduğuna, canınız yandığı vakitler ne kadar candan yaklaştığına bakmak yeter .
İstediği kadar şiir okusun, kedi köpek başı okşasın ,serveti yığılı ya da en güzeli onun olsun. Sonu bellidir.
Sadece meyveler değil,bazen insanlarda olmaz.Ham kalır.
İnsani vasıflarına ve karakterine göre seçmediğiniz insan gün gelir sizin insanlığınıza çamurlaşır.
Aklınızda asılı kalsın .
alıntı
![59671268_833250307074647_3386342478922645504_n[1]](https://anetteinselberg.com/wp-content/uploads/2019/05/59671268_833250307074647_3386342478922645504_n1.jpg?w=538&h=538)
Bizler Ziyaretçileriz,
Bu zamana, bu yere geldik, geçiyoruz. Görevimizse incelmek, öğrenmek, büyümek ve sevmek…
Sonra, evimize döneceğiz…
Aborjin Atasözü

Hıdırellez ve mayıs yeni ayında sizlere sevgi kapılarını açacak, huzur, neşe ve bolluk getirecek el vedüd bileklerini takın ve sonuçlarını yazın cancanlar,
Sağlıcakla,
Anette İnselberg
Aşağıdaki bilgiler bu güzel bileklikleri yapan Aslı ve Murat çiftinden…
Sonunda, yoğun istek üzerine El Vedud esmasının bilekliğini yapabildik.
El – Vedud esması ‘’Sevilmeye çok layık olan’’ anlamındadır.
Allah kullarına çok merhametli ve bağışlayıcıdır manasına geliyor.
Gümüş olan bu bileklik altın kaplama ve rodyum kaplama olarak siyah ya da kırmızı ipte hazırlanabiliyor.
Çok yakın arkadaşlarım olan Aslı ve Murat çiftinden almak isteyenler için iletişim bilgilerini paylaşıyorum.
Fiyatı KDV Kargo dahil 75₺’dir.http://www.agdsign.com
http://www.instagram.com/agdsign.tr
http://www.facebook.com/agdsign2009
wattsapp sipariş hattımız: 05412422324
EL-VEDUD; İtaatkar kullarını çok seven, onlardan razı olan ve çok sevilen. Allah’a itaat etmek ve Onun sevgisini, ilgisini kazanmak, bir sınav için yaratılan insanın en büyük gayesi, en önemli meselesi olmalıdır. Allah kullarını sever ama itaatkar kullarını daha çok sever. İman eden ve imanının gereği olarak, ibadet eden, emir ve yasaklarına uyan kulların daha çok sever.
Özellikleri ve bazı faydaları:
EL-VEDUD ismininin tesiri çok fazladır. Bu ismi, usulüne uygun olarak zikreden kimsenin gönlu nurla dolar, kalbi genişler ve ferahlar.
Bir yiyecek üzerine (1000) defa okuyup eşiyle birlikte yiyenlerin eşlerine olan sevgileri artar.
Günde(20) kere okuyan kimse, halk arasında fazlasıyla teveccüh ve ilgi görür. Sevilip sayılır, sözüne önem verilir

Ruz-ı Hızır olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.
Her sene özene bezene hazırlandığım, dileklerimi dilediğim bu güzel günde neler yaptığımı sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Hıdırellez bildiğiniz üzere 5 mayıs akşamüstü başlar ve 6 mayıs günü biter. Tabii ki Hıdırellez hazırlıklarına birkaç gün önceden başlarım.
3 – 4 Mayıs Hıdırellez Hazırlıklarım:
1) Evi, işi temizlerim
2) Kişisel temizlik ve bakım yaparım
3) Evde kullanılmayan eşyaları (kıyafet, kitap, ayakkabı) gözden geçirir ve hayır kurumuna vermek üzere kenara ayırırım
4) Enerjiyi yükseltmek için kırmızı renkli şeyler giymeye ya da takmaya başlarım
5 Mayıs Hıdırellez Ritüelleri:
1) Bol bol sadaka dağıtırım
2) Evde yaptığım tel şehriyeli bademli pilavı konuya komşuya dağıtırım
3) Kırmızı renkli bir şey giyer ya da takarım
4) Bir kenara hazırladığım kullanılmayan eşyaları dağıtırım
5) İnsanlara gülümser ve sarılırım
6) Çocukları sevindiririm
7) Başkası adına dua ederim
8) Yastığımın altına defne yaprağı koyup, mesajcı rüyaların gelmesini dilerim
9) Tüm baklagillerin ve şekerin kapaklarını açık bırakırım (böylece bütün sene evde bolluk bereket olur)
10) Evde, ofiste cüzdanımı, çantamı açık bırakırım (böylece bütün sene cüzdanımda bolluk bereket olur)
11) Reiki, yoga, meditasyon gibi rahatlama çalışmalarından sonra dileklerimi yazarım. Dilekleri yazarken olmuş gibi düşünüp, o mutluluk duygusunun içine girerim ve arkasından üç kez “çoktan oldu bile” derim. Dileklerimi gökyüzünden akan kırmızı enerjiyle yıkadığımı imgelerim.
12) Akşam ezanı zamanı parka giderim ve gül ağacına kırmızı keseyi asarım. Kesenin içine sitrin taşı, çörek otu, lavanta ve para koyarım. Asarken içimden şu duayı okurum (siz tabii ki kalbinizden geçen duayı okuyun): “Bin bir adım bir adım / Allah bir adım adım / Kerim kerem Allah / Başımda bir duman var yardım eyle ya Allah / La ilaha illallah Muhammeden Resullullah yetiş imdadıma hızır ile Allah birsin sen kulla mişersin biz gibi kulların yardımcısı sensin hızır deryada erdim murada amin”.
13) Akşam ezanı zamanı parkta gül ağacının altına gündüzden yazdığım dilekleri ekerim ve dilekleri ekerken “bin bir adım bir adım /Allah bir adım adım / Kerim kerem Allah /Başımda bir duman var yardım eyle ya Allah / La ilaha illallah muhammeden resullullah yetiş imdadıma hızır ile Allah birsin sen kulla mişersin biz gibi kulların yardımcısı sensin hızır deryada erdim murada amin” derim (siz tabii ki kalbinizden geçen duayı okuyun).
14) Ateşin üstünden atlarım. Böylece tüm hastalıkları, negatif düşünceleri, üzücü anıları ateşe bırakırım.
15) Açık havada ateşten atlama imkanı yoksa evde üç tane kırmızı mum yakıp üstünden üç kere atlarım ve atlarken şu sözleri tekrarlarım: “Üzerimdeki tüm negatif etkileri, acıları, anıları, hastalıklar bu ateşte yakıyorum, yakıyorum, yakıyorum”.
6 Mayıs Sabahı Yaptıklarım:
1) Erkenden parka gidip gül ağacının altına ektiğim dilekleri alır ve denize atarım. Ne kadar çabuk erirlerse bilirim ki dileklerim de o hızda olacaktır. Çok şükür…
2) Parkta gül ağacına astığım keseyi alır ve cüzdanımda saklarım. Böylece yıl boyu cüzdanımdan bolluk bereket taşar durur.
3) Sabah ezanında evin kapısını açar ve içeriye mutluluk, huzur, bereket, aşk ve sağlık davet ederim
Ben her sene bu ritüelleri yaparım ve çok şükür çok faydasını gördüm. Sizlerin de kalbinize sıcak gelenleri yapmanızı tavsiye ederim…
Şifa olsun,
Anette İnselberg/Her Şey Değişir

Günaydın,
Hey dostum, sana söylüyorum
Kafesinin içinde çırpınan, serçe değil;
Küllerinden dirilen ‘Zümrüt-ü Anka ol
Yaşamın kıyısında dolanma! Ta içinde ol!
Hadi dostum, gülümse!
Ne olmak için doğdunsa onu ol!
Gün aydın, gün huzurlu ve bereketli olsun

Can canlar ”HER ŞEY DEĞİŞİR’ kitabımın 4. Baskı sayenizde yapıldı her birinize ne kadar teşekkür etsem azdır. Sizler beni sevindirdiniz Allah da sizleri sevindirsin inşallah.
Kitaptaki ritüellerle tüm mucize kapılarınız açılsın ve dilekleriniz kabul olsun inşallah 🙂
Bir de kitabımdan bir alıntı:
Bir olay başımıza geldiğinde neden oldu diye dövünmektense, ben bundan ne ders aldım deyip ilerlemek daha doğrudur.
Anette İnselberg-Her Şey Değişir kitabımdan…
4. baskıyı D&R ve diğer tüm kitapçılardan ve online sitelerden temin edebilirsiniz…
Hepinizi kocaman öpüyorum

1- Baş parmak altı: Bu noktaya basarak tiroit bezinin fonksiyonunu iyileştirebilir, ayrıca öksürük ve nefes sorunlarını çözebilirsiniz.
2- Baş parmak ucu: Bu nokta depresyonu, heyecan ve stresi gidermeye yardımcı olur. Ayrıca, baş parmak ucuna nokta masajı mide, pankreas ve baş ağrılarını iyileştirir.
3- Şehadet (İşaret) parmağı: Eğer böbrek ve idrar kesesi gibi hastalığınız varsa, bu noktaya etkili masaj yapılması tavsiye edilir. Bu yöntemle bel ve kas ağrılarını, mide yanmasını ve diş ağrısını da azaltmak mümkündür. Heyecandan ve ruhsal gerginlikten kurtulmaya yardımcı olur.
4- Orta parmak: Bu nokta karaciğer ve safra kesesinin faaliyetlerinin düzenlemesinde yardımcı olabilir. Eğer kendinizi aciz ve sinirli hissediyorsanız, bu noktayı kullanarak ruh halinizi düzeltebilirsiniz. Buradaki noktaya masaj yapmak görme keskinliği ve kan dolaşımının iyileştirilmesi için faydalıdır, o migreni ve adet ağrılarını da hafifletebilir.
5- Yüzük parmağı: Bu nokta akciğer ve kalın bağırsağın işlevini uyarır, cilt hastalıkları durumunu iyileştirir.
6- Serçe parmağı: Bu noktaya masaj kalp faaliyetine, ince bağırsak sorunlarına, boğaz ağrılarına olumlu etkiliyor. Özellikle panik, endişe ve güvensizlik hissettiğiniz zaman serçe parmağına masaj önerilir.
7- Avuç içi dışı noktası: Bu nokta kan şekerinin seviyesini düzenlemeye yardımcı olabilir.
8- Elin avuç içi merkezi: Elin merkezinde bulunan bu noktaya masaj sindirim sisteminin çalışmasında ihlalleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur ve karın ağrılarını azaltır.
9- El avuç içi etli bölümü: Bu nokta endokrin sistemi ve kalp çalışmasından sorumludur….
alıntı

BİLİÇALTININ 11 ÖZELLİĞİ!
1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar…
Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kaydedilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anla…m yüklenir ve bu anlama göre kişinin tepki vermesi sağlanır.
2- İlişkilendirmeler, genellemeler yapar.
Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır.
Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir.
Bir başka örnek: bahar aylarında acı bir kayıp yaşayan kişinin bilinçaltı bu acı ile baharı birbirine bağlayarak kişiye yıllarca süren bir döngüsel depresyon yaşatabilir.
Çoğu zaman insanlar yıllar önce olan o olayı unutmuş olsalar bile bilinçaltı unutmaz.
3- Tüm anıları organize eder.
Bunun için de zaman çizgisini kullanır. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar.
Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir.
Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder.
4- Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır.
Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz.
Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir.
5- Bastırılmış anıları çözüm için sunar.
Bir davranışın neden yapıldığını açıklamak ve “sahibini” korumak için bunu yapar. Ama sunduğu anının, o davranışla ilgili olması gerekmez. Sadece mantığınıza yatması ve o duygusal tepki için “sahibine” hak vermeniz yeterlidir.
6- Bedeni işletir.
Bunun için detaylı bir planı vardır: Vücudun şimdiki halinin ve mükemmel sağlığın planına sahiptir. Bu nedenle bilinçaltının yarattığı psikosomatik rahatsızlıkları yine bilinçaltının yardımıyla gidermek mümkündür. Bazen bunu kendisi de yapar.
Örneğin sınav kaygısı yüksek bir öğrencinin bilinçaltı kaygıyı yaratan sınavdan sahibini korumak için bağırsak sistemini bozabilir, o geceyi acilde baygın geçirtebilir, elleri ayakları, sanki sinir ucu iltihaplanması varmış gibi tutmaz olabilir vs. Ve sınav saati gelip geçtiğinde sahibini tekrar eski haline getirebilir. Aynı zamanda Yüksek Benliğin işleyişini kontrol eder.
7- Bedeni korur.
Bedenin bütünlüğünü korur. Hücre düzeyinden sistemlere, sistemlerin uyumlu çalışmasına kadar bütün bedenin işleyişini bir an bile bırakmaksızın kontrol eder. Siz nefes almayı unutabilirsiniz ama o unutmaz.
8- Duyguların hâkimidir.
Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır.
Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez.
Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir.
9- Son derece ahlaklıdır.
Size öğretilen ve içinde yetiştirildiğiniz ahlaksal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır. Tersi davranışlarda yaşanan suçluluk duygusu bazen bir ömür boyu sürer. Bu kez de bilinçaltı kişiyi cezalandıracak bir hastalık veya bir mahrumiyet yaratabilir.
10- Hizmet etmekten hoşlanır, gerçekleştirmek için net ifadelere ihtiyaç duyar.
Bilinçaltı sahibi ne isterse sahibine onu verir. Yalnız bilinçaltı çok istediğimiz veya hiç istemediğimiz şeylere, yani iyi konsantre olduğumuz şeylere ulaşmamızı çabuklaştırır. Bundan dolayı Hipnozda kişi hep olumlu olana, istenen duruma yönlendirilir.
11- İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir.
Alıntı.