
Zihniniz bulutlu mu?
Birinin ismini dilinizin ucuna geliyor da hatırlayamıyor musunuz? Ya da mutfağa gidip ne yapmaya gittiğinizi unuttuğunuz oluyor mu?
Sık sık yaşla birlikte hafızanın ve sebep sonuç ilişkisi kurma, tepki verme gibi diğer zihinsel fonksiyonların zayıfladığını duyarız. Ama hâlâ umut var. Çünkü beyin bazı yöntemlerle yeniden yapılandırılabiliyor.
Beyninizi güçlendirmek istiyorsanız işte bir dizi tavsiye ve egzersiz teknikleri:
1. Fiziksel egzersiz beynin büyümesini sağlar
Egzersiz bedeni de beyni de geliştiriyor
Fiziksel egzersiz yapmanın beynimizi büyüttüğü doğru.
Egzersiz sinir kavşaklarının sayısını artırır, böylece beyinde daha fazla irtibat noktası yaratır ve yeni hücreler oluşmasına katkıda bulunur.
Kalp-damar sağlığının iyi olması aynı zamanda beyninize daha fazla oksijen gitmesi ve zararlı toksinlerin daha hızlı atılması anlamına da gelir.
Egzersizinizi dışarda yapmak daha da faydalı çünkü böylelikle bir de güneşten ek D vitamini alma gibi bir avantaj sağlıyorsunuz.
Tavsiye: Egzersizi yeni bir yeri görmek tanımak, yeni şeyler yapmak veya fikir alışverişi ile bir araya getirmeye çalışın. Böylelikle oluşan yeni hücrelerin sağlam devreler kurması ihtimalini artıracaksınız.
Diyelim bahçe işleri yapmayı seviyorsunuz. Bunu mümkünse komşularınızla, ailenizden birileri ya da arkadaşlarınızla birlikte yapmayı deneyin. Yürüyüşe yalnız çıkmak yerine mümkünse grup olarak ya da ikili çıkın.
En önemlisi egzersizi zevk alacağınız şekilde yapmaya dikkat edin. Egzersizin ve sosyal iletişimin beyin üzerindeki etkisi bu katılım arzusuyla iyice güçleniyor.
2. Hareket halindeyken ezberleme tekniği
Bahçe işleri fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da çok yararlı ve size düşünme imkanı da veriyor
Araştırmalarla kanıtlanmış ve aktörlerin epeydir kullandığı bir teknik bu. Bir metni hareket halindeyken ezberlemeye çalışırsanız, bilgi zihninizde çok daha kalıcı olabiliyor.
Tavsiye: Diyelim bir sunum yapmanız, bir sınava hazırlanmanız ya da yapacağınız işi zihninizde iyice yerine oturtmanız gerekiyor. Düşüncelerinizi kafanızda yürürken ya da dans ederken çevirmeyi deneyin.
3. Doğru beslenmenin hayati önemi
Sağlıklı kafa için sağlıklı bağırsaklar gerekli
Yediklerimizin ortalama beşte birini şeker oluşturuyor ve enerjinin doğrudan beyne gitmesi, beynin işleyişini tamamen glikoz düzeyine bağlı kılıyor.
Eğer şeker tüketiminizi kontrol edemezseniz, zihniniz çok daha karışık olacaktır.
Sevdiğiniz şeyleri yediğinizde beynin ödül bölgesi zevk almamızı sağlayan dopamin adlı bir kimyasal madde salgılıyor.
Ama bir yandan beynin ödül bölgelerini memnun edecek şeyleri yerken, bir yandan da bağırsaklarınızı sağlıklı tutacak gıdalar almalısınız.
İnsanın bağırsaklarında beyinle bağlantılı ortalama yüz trilyonu aşkın mikrop bulunuyor. Bunların dengesi beynin sağlığı için hayati önem taşıyor.
Bağırsaklara bu yüzden sık sık “ikinci beyin” denir. Çeşitli ve sağlıklı yiyeceklerle beslendiğinizde bu mikroplar dengelenir ve beyniniz de sağlıklı olur.
Tavsiye: Beyin hücrelerinin yapı maddesi yağdır. O yüzden yediklerinizin bir miktar yağ da içermesi beslenme için hayati önem taşır. Özellikle de fındık, fıstık, çekirdekler, avokado ve balıktaki yağ sağlıklı yağlardır. Ayrıca biberiye ve zerdeçalın da beyin sağlığı için faydalı olduğu biliniyor.
Yemekten zevk almak, sosyal ortamlarda yemek zevkini paylaşmak da yediğiniz şeylerin beyne faydasını güçlendirir.
4. Şalteri indirip herşeyden uzaklaşmanın sırrı
Dinlenme zihnin bazı işlevlerini yerine getirebilmesi için şart
Biraz stres, insanın acil durumlara tepki gösterme refleksini koruması açısından gerekli. Kortizol adlı hormonun salgılanmasına yol açar. Bu da fazla olmamak kaydıyla bize enerji verir dikkatimizi toplamamızı sağlar.
Fakat uzun süren endişe ve yüksek düzeyde stres beyinde tam tersine, zehir etkisi yapıyor.
Bu nedenle zaman zaman, deyim yerindeyse şalteri indirip, beynin bu kısmını dinlendirmek çok önemli ve bunu yaptığınızda aslında beynin farklı bir bölgesini çalıştırmış oluyorsunuz.
Beynimizde “kendi halinde çalışma ağları” diyebileceğimiz bir ağ var. Bu fonksiyon sayesinde gündüz vakti hayallere dalabiliyoruz ve bu fonksiyon hafızayı muhafaza bakımından çok önemli.
Dış dünyayla zihinsel ilişkimizi kestiğimizde beynin bu fonksiyonunun işleri devralıp yürütmesini sağlamış oluyoruz.
Öyleyse bir daha işyerinde hayallere dalmış olarak yakalanırsanız, beyninizin çok hayati bazı bölgelerini çalıştırdığınızı söyleyerek kendinizi savunabilirsiniz!
Tavsiye: Eğer gevşemek ve şalteri indirmekte zorlanıyorsanız, meditasyon veya farkındalık temelli teknikler deneyerek stres düzeyinizi daha sağlıklı ölçülere düşürmeyi deneyebilirsiniz.
5. Daha önce hiç denemediğiniz şeyler yapmak
Yeni bir şey öğrenmek beyinde yeni nöronal yollar açar
Beyninizi geliştirmekte kilit önemde bir yöntem, onu yeni şeyler yapmaya ya da öğrenmeye yönelterek sınamaktır.
Bir sanat dalında kursa yazılmak ya da yeni bir dil öğrenmek beyninizin esnekliğini artıracaktır.
Tavsiye: İnternette arkadaşlarınız ya da ailenizle yarışacağınız bir oyun bulun.
Bu hem sizi sınayacak, hem de başkalarıyla yarışmak bir sosyal iletişim olarak beynin gelişimine ayrıca katkı sağlayacaktır.
6. Müzik beynin gıdasıdır
müzik dinleyip danseden kadın
Müziğin beyne çok özel bir etkisi olduğuna işaret eden bulgular var.
Müzik dinleyen ya da müzik yapan birinin beynine baktığınızda neredeyse beynin bütününün aktif olduğunu görüyorsunuz.
Müzik genel olarak kavrayışı artırıcı etki yapabiliyor ve müzik hafızası da demans gibi beyin hastalıklarında genellikle en son kaybedilen bilgi oluyor.
Tavsiye: Bir koroya katılın ya da en sevdiğiniz grubun konserine hemen bir bilet alın.
7. Yatakta sınava hazırlık
Sıkı bir şekilde çalışıp üstüne iyi bir uyku çekin
Gündüz saatlerinde yeni bir şey öğrendiyseniz, beyninizde bir sinir hücresiyle bir diğeri arasında bağlantı oluşuyor.
Uyuduğunuz zaman bu bağlantı kuvvetlenip iyice yerleşiyor ve öğrendiğiniz şey hafızanın bir parçası haline geliyor.
Bu nedenle uyku hafızanın devamı bakımından gerçekten çok önemli.
Örneğin bir kişiye sabahtan, bir kişiye de uyumadan hemen önce ezberlemesi için birer liste verin. Ertesi gün sorduğunuzda, uyumadan hemen önce ezberleyen çok daha iyi hatırlayacaktır.
Tavsiye: İmtihana hazırlanıyorsanız, muhtemel soruların cevaplarını uyumadan önce bir daha çalışın, üzerine uyuyun.
Eğer bir travma geçirdiyseniz ya da kötü bir anınız varsa bunu uyumadan hemen önce düşünmemeye çalışın. Düşünürseniz bu kötü anı ya da travmatik olayın anısı ve onun yol açtığı olumsuz duygular, hafızanıza daha derin bir şekilde nakşolunacaktır.
Aynı sebeple geceleri korku filmi seyretmekten de kaçının!
Onun yerine o gün öğrendiğiniz ya da yaşadığınız olumlu şeyleri düşünerek uyuyun.
8. Doğru uyanma
Giderek kuvvetlenen ışıkla uyanmak beynin performansını güçlendirir
Uyumanın ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. 5 saatten az uyursanız zihinsel yetileriniz zayıflar, 10 saatten fazla uyursanız da sersemleşmiş hissedersiniz.
Fakat uykudan sonra gün boyu zihinsel işlevlerinizi en iyi kullanmanızı sağlayacak bir şey de nasıl uyandığınız.
En ideali karanlık bir odada uyuyup yavaş yavaş artan bir ışıkla uyanmak.
Bu ışık giderek kapalı göz kapaklarınızdan sızarak beyni bir anlamda hazırlar ve daha fazla kortizol salgılarız.
Uyandığınız anda vücudunuzdaki kortizol hormonu miktarı, beyninizin o gün nasıl çalışacağı üzerinde belirleyici olur.
Tavsiye: Doğal bir şekilde uyanmanızı sağlayacak, güneşin doğuşu gibi parklaklığı yavaş yavaş artan bir ışık edinin.
Tabii uykusu ağır olanlar işe geç kalmamak için ışığın yanısıra yine sesli alarm da kullanmak zorunda kalabilir!
Kaynak: msn.com
Beraber “Uçurtma” ve “Beklediğimiz Haberler Gelsin” ritüellerini yapıp “Gerçekten İstiyor Musun?” kitabımdaki 15 – 21 mart haftası ritüellerinin üstünden geçiyoruz…

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.
Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.…
Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.
Lâ tahzen / Üzülme..
Eğer günah işlediysen tövbe et, istiğfarda bulun, yanlış yaptıysan düzelt, O’nun rahmeti sonsuz, kapısı hep açıktır.
Lâ tahzen / Üzülme..
Kaybettiğin şey için üzülme çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin. Allah’ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret. Allah Teala, “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız buna güç yetiremezsiniz” buyurmuyor mu?
Lâ tahzen / Üzülme..
Ehli batılın sözlerinden dolayı üzülme, onların tenkitlerine sabrettiğin sürece mükafatlandırılacağını unutma.
Lâ tahzen / Üzülme..
İnsanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. Çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.
Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince
Lâ tahzen / Üzülme..
Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.
Lâ tahzen / Üzülme..
Hakk’ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.
Lâ tahzen / Üzülme..
Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)
Lâ tahzen / Üzülme..
İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.
Lâ tahzen / Üzülme..
Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor. Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun. “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.
Lâ tahzen / Üzülme..
– Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.
Lâ tahzen / Üzülme..
– “İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır.” Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. Bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..

Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver! Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver! Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. Sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün? Büyü, büyü.. Bak ellerin, ayakların kocaman, aklın da maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver! Takılmışsın yüzündeki, gözündeki çizgilere. O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü, öl gitsin.. Parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin, savrul gitsin.. Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim? Aklını al da öyle git, ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna.. Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa.. Yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş, sen mi biteceksin? Çekeceksen bile bayrağı, yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin? Can Yücel ( 1926 - 1999 )

Ekinoks enerjisyle sarkaç eğitimi almak ister misiniz? 21 mart pazar sarkaç eğitimi 11.30-16.30 arası zoom üzerinden olacaktır. Bilgi ve kayıt için 0536 798 68 68 e whatsapp mesajı atabilirsiniz![]()
![]()
![]()
Bu seminerde sarkaç nasıl kodlanır sorularımıza nasıl cevAp alırız gibi temel konularla başlıyoruz.
Arkasından arınma konularına geçiyoruz. Aşağıda çalışmayla ilgili bir kaç konu başlığı bulabilirsiniz.
Kendiniz aileniz ve işiniz üzerindeki nazarı, negatif etkileri arındırıp temizleyebilirsiniz
Evinizdeki negatif etkileri, nazarı, olumsuz bakış ve sözleri arındırabilirsiniz
Artık işinize yaramayan ve atalardan getirdiğiniz olumsuz sözler ve anlaşmaları yeminleri ve antları dönüştürebilirsiniz
Olumsuz duyguların bedeniniz üzerinde yarattığı negatif etkileri arındırabilirsiniz
Kıtlık bilinci, ilişkilerde başarısızlık gibi tekrar eden kalıpları dönüştürebilirsiniz
Başkalarının siziz üzerinizde bıraktığı negatif enerjitik kancaları tespit edip dönüştürebilirsiniz
Bilinçaltınızdaki yerleşen olumsuz düşünce kalıplarını temizleyebilirsinizV
e tabi ki bolluğu, bereketi, şansı, huzuru, neşeyi ve aklımza gelen bir sürü pozitif enerjiyi de yüklemeyi öğreniyoruz.
Bilgi ve kayıt için 0536 798 68 68 whats up mesajı atabilirsiniz.
SPIRITÜEL DOVSING ( Sarkaçla Ruhsal Arın ve Yenilen )Psikolog, şifacı, yazar, InnerSpeak sisteminin geliştiricisi Jean Adrienne tarafından geliştirilmiş Spiritüel Dovsing (Sarkaçla Ruhsal Dönüşüm ve Arınma) sistemiyle birçok alanda hem kendiniz hem de danışanlarınız, aileniz ve arkadaşlarınız için derinlemesine dönüşüm ve arınma fırsatı yakalayacaksınız.
Bu eğitimin içeriği şöyledir:Sarkaçla uyumlanma ve sarkaç kullanımının öğretilmesiDovsing sistemine kısa bir bakış
Olumsuz enerjileri arındırmaOlumsuz enerji kalıpları ve düşünce formlarından arındırma
Lanet, sihir, nazar enerjilerinden arınma
Evdeki ,işteki, arsadaki, evdeki olumsuz enerjilerden arınmaOlumsuz ruhsal rehberlerden arınma
Olumsuz karmik ve astrolojik etkilerden arınma
Olumsuz duyguları (öfke, nefret, kızgınlık, acı) ve karar kalıplarını temel organlardan arındırma
Başkalarında kalmış ruh parçacıklarını arındırarak ger getirme
Atalardan kalma olumsuz öğelerin, sözlerin, yeminlerin, arketiplerin arındırılması
Atalardan gelen hastalıkların arındırılması
Aşk hayatı dönüşümü
Bu seminerler yeni ve etkili bir araca sahip olarak kendiniz, aile bireyleriniz, yakınlarınız ve danışanlarınız için kapsamlı bir arındırma ve dönüşüm uygulayabilir olacaksınız

“Annemi ve babamı, bilmeyerek yaptıkları hataların sorumluluğundan ve suçluluğundan azat ediyorum.
Çocuklarımı, beni gururlandırmaları gereği inancından azat ediyorum ki sadece kendi kalplerinin onlara seslendiği yöne doğru rahatlıkla gidebilsinler.
Eşimi, beni tamamlaması mecburiyetinden azat ediyorum. Ben eksik değilim. Çevremdeki her canlıdan, her an yeni bir şey öğreniyorum.
Ailemin atalarına ve büyük ebeveynlerime, benim şu anda hayatta olmamı sağlayacak şekilde var oldukları için teşekkür ediyorum. Onları geçmiş hatalarından, tamamlanmamış arzularından azat ediyorum. Her birinin, zamanın ve koşulların gerektirdiği en doğru şekilde davranmaya gayret ettiğinin farkındayım. Onları seviyor ve onurlandırıyorum.
Kimseden saklayacak bir şeyim olmadığı gibi kimseye bir borcum da yok. Kendim, olduğum gibiyim.
Kalbimin bilgeliğini izleyerek ve kendime dürüst olarak yaşam yolumu yürürken huzurumu ve mutluluğumu gölgeleyebilecek olan görünen ya da görünmeyen tüm bağların sorumluluklarından kendimi azat ediyorum.
Kendi huzurum ve mutluluğum yegâne sorumluluğumdur. Ötekilerin beklentilerini karşılamak üzere yüklendiğim tüm rollerimi bırakıyorum.
Kendimi onaylıyorum ve kendime saygı duyuyorum.
Benim ve senin içimizdeki yüceliği selamlıyorum ve hatırlatıyorum: Biz özgürüz.”
Beraber “Uçurtma” ve “Fil” ritüellerini yapıp “Gerçekten İstiyor Musun?” kitabımdaki 8-14 mart haftası ritüellerinin üstünden geçtiğimiz yayın…

Kadın hamile kalıyor. Aradan dört beş ay geçiyor ve cinsiyeti belli oluyor. Eşiyle doktordalar. Heyecanla bekliyorlar. Her erkek gibi adam erkek evladı olmasını istiyor. Bu defalarca evde belirtilmiş zaten. Çünkü soyadının sürmesi gerekiyor. Doktor kontrolünü yapıyor ve o ‘an’ geliyor. Doktor tereddütlü cinsiyeti söyleyip, söylememekte… Sonra olacakları biliyor çünkü… Ama mecbur söylüyor… Müjde ‘kızınız oluyor’ diyor. Müstakbel …babanın ilk tepkisi şöyle; Tekrar deneriz…
İşte bir kadın hayata böyle başlıyor… Cinsiyeti ‘kız mı?‘ Tekrar deneriz… Bu durumun ne eğitimle, ne yaşanılan şehirle, ne de içinde bulunulan kültürle alakası var… Dünyanın üzerinde anlaştığı bir kural bu…
Annem Samsun doğumludur. Annemin döneminde öyle hastane de falan doğurmak yok. Evde ebeyle doğurma dönemi. Annem de ters geliyor. Büyükannemi koyuyorlar bir çarşafa sallıyorlar da sallıyorlar… Sonunda annem düzünü bulup doğuyor. Doğuyor doğmasına da… Ebe bakıyor kız. Eeee babaya haber vermek lazım. Öyle zor bir doğumdan sonra babanın eve gelmesi için küçük bir yalan söyleyiveriyorlar. Müjde, müjde erkek oldu. Çabuk eve gelsin. İşte hayata böyle başlıyor annem. Sonrasında erkek çocukları gibi yaramaz büyüyor. Eminim bunda müjde ‘erkek doğdu’ yalanını doğru çıkartma çabası vardır.
Kadınların, bebekliğinden başlayan bu tercihsizlik büyütülürken uygulanan çifte standartlarla devam ediyor. Okutulmuyor, dışarı bırakılmıyor, istediğini giyemiyor, istediğini konuşamıyor hatta düşünemiyor bile… Pencere önünde hayatı seyretmesi isteniyor. Sonrada baba evinden koca evine hayırlısıyla bir transfer yapıldığında herkes rahat ediyor.
Üstelik evi geçindirse de kimseden saygı gördüğü yok… Eksik etek diye çağrılmak, küçümsenmek, hakarete uğramak üstüne üstlük dayak yemek kabullenmiş olduğu bu yaşamın ağır bedellerinden.
Geçenlerde şiddete uğramış kadınlarla ilgili bir fotoğraf sergisine gittim. Benim içimi acıtan vücutlarda gördüğüm morluklar ya da kırmızılıklar değil gözlerde gördüğüm çaresizlik ve kabullenmişlik oldu.
Aslında çocuk doğuran, evi çekip çeviren, günde yirmidört saat / yılda üçyüz altmış beşgün çalışan kadınlar öyle güçlüler ki… ‘Kariyer de yaparım, çocuk da‘ şarkısı kadının çalışsa bile evdeki tüm görevlerinin aynen devam ettiğinin bir göstergesi…‘Tek taşımı kendim aldım‘ dese de toplum kurallarının azcık dışına çıksa üstüne yapıştırılmayacak etiket kalmayacak olan da o…
Ahhh kadınlar ne zaman gücünüzü anlayacaksınız, ne zaman cesaretinizi toplayacaksınız, ne zaman ben de buradayım diyeceksiniz… İşte gün bugündür… Dünya Kadınlar Günü…
Sadece bu yoldaki başlangıcınız için bir işaret… Bir küçük damla… Haydiiii… Ayağa kalkın…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg-2015
Gerçekten İstiyor Musun?