SADECE İKİ GIDA İLE KAN ŞEKERİNİZİ DENGELEYİN..!

12347580_753989984745806_6562780483729764080_n[1]

Tarçın kan şekeri düzeyini önemli seviyede düşürebildiğinden, aynı etkiyi yapan başka bir ilaç alıyor veya tedavi görüyorsanız mutlaka doktorunuzla konuşmalısınız.

Diyabet, ya yetersiz insülin üretiminden ya da vücudun üretilen insülin miktarına doğru şekilde cevap verememesinden kaynaklanan yüksek kan şekeri düzeyine sebep olan metabolik bir hastalıktır. Hareketsiz bir yaşam tarzı sürmek ve yetersiz beslenmek geçtiğimiz yıllarda dünyanın her yerine yayılmış bu sağlık sorununun en temel sebepleridir. Birçok çalışmaya göre, şu an dünyada 382 milyon diyabet hastası var ve bu sayı günbegün artıyor.

Bu sağlık sorunu kontrol altına alınabilir, ancak durumunuzu daha da kötü hale getirebilen tüm şekerli gıdaları beslenmenizden çıkarmanız gerektiği için tedavinize tam olarak kendinizi vermeniz çok önemlidir. Diyabet tedavisi bireyin ihtiyaçlarına göre adapte edilmeli ve kan şekerinizin sabit düzeyde devam etmesini sağlamak üzere düzenli olarak devam ettirilmelidir. Doktorunuz tarafından tıbbi bir tedaviye ve izlenmeye ihtiyacınız olacaktır; ancak aynı zamanda kan şekeri seviyesini düzenlemenize yardımcı olacak birkaç ev yapımı tedaviyi de deneyebilirsiniz.

Yalnızca iki malzemeyle kan şekeri seviyenizi nasıl düzenleyebilirsiniz?

Bu diyabet tedavisinde yalnızca uygun fiyatlı şu iki malzemeye ihtiyacınız var: tarçın ve karanfil. İkisinin de diyabet hastaları için olumlu sonuç verdiği görülmüştür.

Kan şeker seviyesini düzenlemek için tarçın

Yakın zamanda yapılan bir çalışmaya göre tarçın Tip 2 diyabet hastalarına yardımcı olabilmektedir. Çalışmaya katılanlar düzenli olarak tarçın tüketmişler ve hem kan şekerlerinin hem de kolesterol seviyelerinin indiğini görmüşlerdir. Görünen o ki tarçın hem vücudun kan şekerini düzenleme kapasitesini hem de insülin etkinliğini arttırıyor. Düzenli tarçın tüketimi insülin üretimine daha etkili şekilde yanıt veren hücresel alıcıları uyarıp temel enzimleri etkin hale getiriyor.

Kan şekeri seviyesini düzenlemek için karanfil

Karanfil tariflere kattığı cezbedici aroması ve leziz tadıyla dünyanın her yerinde popüler hale gelmiş bir baharattır. Ama aslında karanfil yalnızca bir baharat değildir: karanfilin yüksek kan şekeri seviyesini indirebilmesi gibi birçok tıbbi özelliği bulunmaktadır. Karanfil içinde en çok antioksidan bulunduran baharatlardan biridir, her 100 gramında 80 mg C vitamini ile betakaroten, E vitamini, selenyum, fiber, fitosterol ve çeşitli temel mineraller bulunur.

Peki tarçın ve karanfil kullanarak kan şeker seviyenizi nasıl düzenleyebilirsiniz?

Size tarçın ve karanfilin kan şekeri seviyesini indirebileceğini gösterdiğimize göre, diyabeti kontrol altına almak için bu güçlü doğal tedaviyi artık nasıl uygulayabileceğimizi öğrenebiliriz.

Malzemeler:

-4 çubuk tarçın
-60 gram karanfil
-1 litre su

Yapılışı:

Tüm malzemeleri bir sürahiye doldurun ve dört beş gün kadar buzdolabından bekletin. Ardından sıvıyı süzerek ayırın ve karışımdan her gün yarım bardak için.

Yan etkileri:

Bazıları için yan etkileri olabileceğinden herkesin bu karışımı kullanmaması gerektiğini unutmayalım. Diyabet hastasıysanız ve bu doğal tedaviyi denemek istiyorsanız, öncelikle aşağıdaki noktalara dikkat edelim:

Tarçın mevcut karaciğer sorunlarını daha da kötüleştirebilir.
Bu doğal tedavi kan şekeri seviyenizi önemli derecede düşürebilir, bu yüzden aynı amaçla başka bir ilaç kullanıyor veya tedavi görüyorsanız ekstra önlem almakta fayda var.

Tarçının bazı çeşitlerinin içinde vücudun kan pıhtısı oluşturma kapasitesini azaltabilecek bir bileşen bulunmaktadır. Kaliteli tarçınınız güvendiğiniz bir kaynaktan satın alınız.Doktorunuz size diyabet teşhisi koymuşsa, bu doğal tedaviyi denemeden önce ona danışmanız çok önemlidir.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

kaynak: sağlık haberleri

ÇİNLİLER NİYE SICAK SU İÇER?

10298270_754018741409597_2962820550669848305_o[1]

Çine gitmiş olanlar iyi bilir, özellikle yaşlı Çinliler yanlarında sürekli bardak tipi termoslarda sıcak su, çay taşırlar. Kışın soğuk günlerde, hatta bunaltıcı yaz sıcaklarında bile hep sıcak su içerler. Çin restoranlarına gittiğinizde de masanıza ilk gelen bu hafif çayımsı sıcak su’dur.

Peki Çinliler neden sürekli sıcak su içer?

…

Vücudumuz için gerekli olan şeylerin %99′unu midemiz sayesinde alıyoruz. Yediklerimiz bizi fiziksel ve ruhsal olarak o kadar çok etkiliyor ki acı yememiz bizi daha agresif, tatlı yememiz ise bizi daha mutlu yapıyor. Hatta bu yüzden bilim adamları midemiz için 2.ci beynimiz diyorlar.

Midemize en iyi gelen şey ise sıcak su. Peki sıcak su bizim için neden iyi?

İşte binlerce yıldır bunun farkında olan Çinliler de her fırsatta sıcak su içiyor. Midemiz vücudumuzun için bir nevi “fırın” işlevi görüyor. Midemiz yediklerimizi bakteri ve enzimlerle eritmek için ilk önce uygun ısıya getiriyor, yani tekrar ısıtıyor. Soğuk su içmek ise midemizin daha fazla enerji harcamasına neden oluyor. Ve yanında alınan diğer besinlerin sindirimini de zorlaştırıyor. Özellikle yağlar soğuk suda çok daha zor çözünüyor. Çinliler ise yemekten önce ve sonra sıcak su içerek midelerinin extra efor sarfetmesini engelliyor.

Çinliler soğuk içecekler içtiğiniz veya soğuk besinler yediğiniz zaman içsel organların daha fazla büzüldüğüne, mevcut problemleri daha da kötüleştirdiğine inanıyor.

Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı SICAK suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.

SICAK SUYUN FAYDALARI :

1 – Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.
2 – İç organları ve kaburga kafesinin etrafındaki kasları gevşetir,daha derin nefes almanızı sağlar.
3 – Mide asidi etkilerini rahatlatır ve asit reflu semptomlarını rahatlatır.
4 – Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.
5 – Kabızlığı giderir.
6 – Kilo verme : yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır. Nefes tekniği ilebirleştirilirse, yağ yakmak için hiper – oksijenlenme sağlar.
7 – Soğuk algınlığı, gripin süresini kısaltır, zatürreyi önler.

NE KADAR İÇMELİ, NE KADAR SICAK OLMALI, NE KADAR SIK İÇMELİ?

Günde 3 kez 1 fincan için, kahve sıcaklığında. Daha fazlası daha iyidir. Denemeye ne dersiniz?

Sabah kalktığınızda siz de güne sıcak su içerek başlamayı deneyin ve vücudunuzun nasıl tepki verdiğini kendiniz deneyimleyin. Eğer sıcak suyun tadı hoşunuza gitmiyorsa içine biraz zencefil, limon, portakal yada kivi dilimi katarak suyunuzu tatlandırabilirsiniz. Yada çin usulü yeşil çay içebilirsiniz.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

BU KURALLAR HAYATINIZIN GİDİŞATINI DEĞİŞTİRECEK! MUTLAKA OKUYUN VE LÜTFEN PAYLAŞIN !

mavi_kir_cicekleri[1]
* Ucuz araba kullan ama, alabileceğin en güzel evi al.
* Her zaman ve her ortamda anlatabileceğin üç fıkra öğren.…
* Sevinçlerini sakın erteleme.
* Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim mutluluğunun veya bedbahtlığını %90’ını oluşturur.
* Her gün 30 dakika yürüyüş yap.
* Her yemekten sonra şükret.
* Bir arkadaşına sırrını açıklamadan önce iki kere düşün.
* Kaybedecek şeyi olmayan insanlardan kork.
* Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.
* Çocukların, gelenek sözcüğünü duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa.
* Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.
* Her gün 6 bardak su içmeyi unutma..
* Seni seven insanları koru..
* Zor da olsa ailenle tatil yapmak için her şeyi dene. Bu tatildeki anılar, hayatındaki en değerli anılardan biri olacak.
* Kendine yapılmasını istemediğin hiç bir şeyi başkalarına yapma.
* Başarıya, iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir.
* İyi ve başarılı bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma:
– Doğru insanı bulmak
– Doğru insan olmak.
* Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.
* Evliliğini güzelleştirmek için her gün bir şeyler yap.
* İyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.

SON SÖZ..

Hayatınızdaki kötü olayları düşünerek vakit kaybetmeyin; Yoksa güzellikleri görmekte gecikebilirsiniz .

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Hayrola, Niye Yavaşladık?

12347752_10153436130018515_269627255026280695_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Victoria’s Secret Bile İşe Yaramıyorsa…

12346519_967287563331900_7999740966839377879_n[1]

ASLINDA KİMSENİN DERDİ KARŞISINDAKİYLE DEĞİLDİR…

12316219_770745616385729_9045835622161394359_n[1]
Birileri bize hak etmediğimiz kadar iyi ya da kötü davrandığında,
Bunun bize verdiği / vermediği kıymetle ilgisi yoktur.
Bunun kendi geçmişiyle, barışmak ya da kapışmak istediği anılarıyla ilgisi vardır…
Ama biz de birilerine haketmedikleri kadar iyi ya da kötü davranıyorsak,
Bunun onların kıymetiyle bir ilgisi yoktur..
Kendi geçmişimizle, barışmak ya da kapışmak istediğimiz anılarla bir ilgisi vardır!
İnsanın maksadı aşan ya da gereğinin gerisinde kalan tavır ve duyguları nesnesinden ziyade öznesinden menkuldür.

Resim: Matsumoto Shiori

kaynak: juno astroloji

Casuslar Köprüsü

25112015_18045[1]

Hafta sonu gittiğim son zamanlarda tadı damağımda kalan ender filmlerden biri. Vurdu kırdıdan, sabun köpüklerinden, anlamsızlıktan sıkıldıysanız size anlamlı ve ruha dokunan bir film olan ‘’Casuslar Köprüsü’’nü tavsiye ederim.

Doğu Berlin’le Batı Berlin arasına duvarın örüldüğü zamanda geçen film biraz yavaş ilerlese de dialoglar ve verdiği mesajlar çok etkileyici.

Mesela Rus casusa soruyorlar ömür boyu hapis yatmaktan korkmuyor musn? Cevap şu: Korkmanın bir faydası var mı?

İdam cezası almaktan korkmuyor musun? Cevap yine: Bir faydası var mı?

Tom Hanks insan ruhunun analizini yapıp ona göre bir sonraki hamleyi çok güzel belirleyip başarıya ulaşıyor. Buda bana şunu düşündürdü: önce kendimizi tanımalı ve bundan yola çıkarak başkalarını tanımalıyız ki, hayatımızda başarılı kararlar alabilelim.

Tom Hanks Oscar alır mı bilemem ama çok güzel oymadığını düşünüyorum. Yönetmen Steven Spilberg, senaristler ise Coen Kardeşler… Eh bu filme gitmek için daha ne bekliyorsunuz ANLAYAMADIM…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Pusulan Daima Kalbin Olsun…

12249754_848969631882687_4893636421493734561_n[1]

Eskiden annemi dinlerdim, babamı dinlerdim, ağbimi dinlerdim şimdi kalbimi dinliyorum.

Onları dinlediğimde onların doğrularına göre seçimler yaptım ve bundan şu anda pişmanım.

Zamanı geri alamayacağıma göre tek yapabileceğim bundan sonra sadece kalbimin sesini dinlemek olmalı.

Farkettim ki onların sözleriyle kararlar alan ben, onların seçtiği hayatı yaşadığımda mutsuz oluyorum. Ama onlar bunun farkında olmuyorlar. Hatta sonra çok bilmiş bir şekilde dinlemeseydin bile diyebiliyorlar. Ah o zaman işte kafamı duvara çarpasım geliyor.

Bir iş seçeceksen, ya da işten ayrılacaksın değil mi gene başlıyorlar, orası büyük kurum, sağlık sigortası var, ayrılsan ne yapacaksın, istediğin iş sadece hobin olabilir, vır vır bır bır ee sonra o güzel işten aldığım bütün güzel paraları doktora harcayan benim. Ben bu işten ne anladım…

Tamam o zaman varan bir neymiş; aileyi dinlesen bile kararın senin hayatını etkilediğini aklımızdan çıkarmıyoruz.

Peki gelelim gönül ilişkilerine o zaman ne yapacağız; bir erkekle tanıştığında kalbin bu adamdan \bu kadından sana hayır gelmez diyorsa gelmezzzz. Niye inat ediyorsun. İnan ki kalbin senden daha iyi biliyor.

Ben bunu gayet güzel tecrübe ettim. Kalbim diyor ki bu adama yanaşma ııhhhh o seni üzer, yok diyorum tanımadan etmeden peşin hükümlü olma, dene şans ver, nöttr ol. Ehh o ilişkiden zarar görmeden ilerleme sürem max. altı ay. Sonra işin rengi ortaya çıkıyor ben canımın sıkkınlığıyla kalıyorum.

Ve varan ikiyi yazıyorum özel hayatını kalbinin yönetmesine izin ver.

Aaaa sanmayın ki arkadaşlık ilişkilerinde durum farklı, onda da kalbini her dinlemediğinde yaya kalıyorsun haberin olsun.

Kısaca şana diyorum ki, Gittiğin eğitimlerden, seçtiğin kurslara, gireceğin işten, hayat arkadaşına, çevreni donatacağın dostlardan, oturacağaın eve, gideceğin tatillerden, giyeceğin kıyafetlere kadar bırak seçimlerini kalbin yapsın.

TABİ BUNUN TEK ŞARTI VAR ARTIK HAYATININ SORUMLULUĞUNU ALMAYI KABUL EDİYORSAN.

HİÇ OLMAZSA YANLIŞ BENİM YANLIŞIM OLSUN DİYEBİLİYORSAN…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsak kendimizi değiştirmeye odaklanmamız gerekiyor.

1432813537[1]

 

Spiritüel öğretiler hep dış dünyanın kendi içsel bilinç durumumuzun bir yansımasını olduğunu öğretegelmiştir. Çevre kirliliğine ve dünyanın bugünkü durumuna bak…tığımızda kendi iç dünyamızın durumunu görüyoruz. Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsak kendimizi değiştirmeye odaklanmamız gerekiyor. Gönderdiğimiz düşünceler konusunda daha bilinçli olmak da buna dahil.

Enerjiyi dönüştürmek için aşağıdaki bazı basit yöntemlerle çalışabilirsiniz:

NEFES ALIN: Nefes almak enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından bir tanesidir. Tepki halindeyken nefesiniz sığlaşır. Derin nefes alarak tepkisel durumunuzu doğal olarak dönüştürebilirsiniz.

NİYET EDİN: Öfkeli/üzgün hissettiğinizde kendinize şunları söyleyin: “Şu anda ne hissettiğimi ifade etmem gerekiyor ve duygularımın enerjisinin sevgi ve ışığa dönüşmesini ve böylelikle dünyayı sevgiyle beslemeyi istiyorum”.

DEĞERLİ BİR GÖRÜNTÜYÜ DÜŞÜNÜN: Duygularınızın enerjisi yaşayan tüm varlıklara ulaşır. Sizde güçlü duygular uyandıran biriyle karşı karşıya kalırsanız sevdiğiniz birşeyi düşünün ve onun görüntüsünü size meydan okuyan kişinin yüzüne yansıtın. Örneğin, bir kedi yavrusu, bir yavru köpek veya en sevdiğiniz çiçek. Sevdiğiniz şeye hangi düşünceleri göndermek istersiniz?

SÖZCÜKLERİN GÜCÜNÜ KULLANIN: Spiritüel gelenekler sözcüklerin titreşim olduğunu ve kullandığımız sözcüklerin yaşamımızı etkilediğini öğretirler. Çocukken çoğumuz “abrakadabra” demişizdir. Bu aslında Aramice “Abrak ad habra”dır ve anlamı da “Konuşurken yaratacağım”. Gün boyunca sevginin enerjisini hatırlatacak sözcükleri kullanın.

ŞÜKREDİN: Neler için şükran duyduğunuzu düşünün. Şükretmek her zaman içinde bulunduğunuz bilinç durumunu dönüştürür.

GÜÇ YANSITIN: Acı çekiyor olarak algıladığınız diğerlerine acımayın, bu onları yalnızca daha beter hale getirir. İnsanları ilahi ışıkları ve mükemmellikleri içinde gördüğünüzde onlara sorunlarıyla başetmek için gereken gücü vererek yardımcı olursunuz.
DOĞAYLA BAĞLANTI KURUN: Su ıstırabınızı yıkar götürür. Yıkanırken negatif enerjinin sizden akarak ışığa dönüştüğünü imgeleyin. Rüzgarda dururken, onun bırakmanız gerekenleri taşıdığını ve ışığa dönüştürdüğünü hayal edin. Bir mum yakın ve ateşin yoğun duygularınızı dönüştürdüğünü hayal edin. Veya sorunlarınızı enerjilerinin sevgiye dönüşmesi niyetiyle toprağa gömün.

KENDİNİZİ IŞIKLA SARMALAYIN: Eğer birinin size enerjetik olarak saldırganca davrandığını hissederseniz, kendinizi çevreleyen koruyucu bir ışık hayal edin. Kimileri beyaz ışıkla çevrelendiğini düşünür. Ben kendimi şeffaf mavi bir yumurtanın içinde hayal ediyorum. Kendinizde işe yarayan bir rengi seçin.

Sandra Ingerman

ÖĞRENELİM !!! SIZMA ZEYTİN YAĞININ 7 MUCİZESİ…

12376821_1531722797150598_7678876171670850771_n[1]

1. ALZHEİMER A KARŞI ÖNEMLİ BİR SİLAHTIR :
Zeytinyağının içerisinde “oleokantal” isimli doğal bir bileşim bulu…nur BU bileşim Alzheimer hastalığının sebebi olduğu beta-amiloid birikimininDÜŞMANIDIR.
2.DİYETBET RİRKİNİ DÜŞÜRÜR
Zeytinyağı, vücutta karbonhidrat metabolizmasını düzenler. şeker hastalığı riskini en aza indiriyor.
3.KALP HASTALIKLARINA YAKALANMAYI ÖNLER
zeytinyağ aterojenik etkisi nedeniyle damar sertleşmesi gelişimini engelliyor.
4.MEME KANSERİ RİSKİNİ ENGELLER
DNA hasarını önler ve tümör hücrelerinin ölümünü tetikler
5.İNME RİSKİNİ ÖNLER
kötü kolesterol yüksekliğini düşürür inme oranını yüzde 41 oranında azaltır
6.KARACİĞER HÜCRE HASARINDAN KORUR
antioksidan özelliği sayesinde karaciğeri hücre hasarından koruyor.
7.AKUT PANKREAS OLUŞUMUNU ÖNLER
vücutta iltihaplanmayı önleyici etkileri sebebiyle, iltihabli bir kronik hastalık olan akut pankreatit gelişimini önler…..

kaynak: şifa doğada

Öyle Sığ İnsanlar Var Ki Samet…

12360334_649154665227570_7845714811219466233_n[1]

YAY HAYATTIR …OK NİYET….HEDEF İSE AMAÇTIR…

12359836_10154402571604240_4461172758722113507_n[1]

“Hepimiz ilâhi iradenin okçularıyız. Bu sebeple hangi aletleri nasıl kullanacağımızı bilmeliyiz. Benden size ö…nemli birkaç tavsiye…

Yay…

Yay hayattır… Bütün enerji ondan gelir. Ok bir gün mutlaka terk edecektir. Hedef ise uzaklardadır. Ama hayat her zaman sizin yanınızda kalır, bu yüzden ona nasıl iyi bakacağınızı bilmeniz gerekir. Durgun kalacağı dönemlere ihtiyacı vardır. Her daim kuşanılmış ve gerilmiş halde tutulursa gücünü kaybeder. Bu yüzden gücünüzü tazeleyebilmek için dinlenmeyi kabul etmelisiniz. Böylece yeniden yayı germek için asıldığınızda gücünüz eksiksiz olur.

Yayın bilinci yoktur: O okçunun elinin ve arzularının bir uzantısıdır. Öldürmeye ya da düşünmeye hizmet eder. Bu yüzden her zaman amacınızı net olarak belirleyin.

Yay esnektir ama yine de onun da sınırları vardır. Kapasitesinin ötesinde herhangi bir girişim onu kıracak ya da onu tutan elleri tüketecektir. Bu durumda yayın yanı sıra kendi bedeninizden de size verebileceğinden fazlasını talep etmeyin. Ve unutmayın, bir gün yaşlılık zamanı gelecek, bu bir lanet değil bir nimettir.

Yayı zarifçe gerin, her iki tarafın da kendine düşen payı gerektiği biçimde yapmasını sağlayın, enerjinizi boşa harcamayın. Bu sayede yorgun düşmeden pek çok ok atabilirsiniz.

Ok…

Ok sizin niyetinizdir… Yayın gücünü hedefin tam ortasına bağlayan araçtır. Niyetimiz her zaman son derece net, açık ve iyi dengelenmiş olmalıdır.

Ok bir kez yaydan ayrıldı mı artık asla geri gelmez, bu yüzden sürece müdahale etmek – oka yön verecek hareketler doğru ve düzgün olmadığında – sırf ok gerilmiş ve hedef bekliyor diye eski kafalı bir şekilde hareket etmekten daha iyidir.

Sizi durduran tek şey hedefi tutturamamak korkusu ise, bu durumda niyetinizi açıkça göstermekten çekinmeyin. Doğru hareketleri yerine getirin ve elinizi açıp yayın telini bırakın, gerekli adımları atarak girdiğiniz mücadele ile yüzleşin. Hedefi vurmayı başaramasanız bile bir dahaki sefere daha iyi nişan almaya muktedir olacaksınız.

Eğer hiç risk almazsanız bir dahaki sefere neleri değiştirmeniz gerektiğini asla bilemezsiniz.

Hedef…

Hedef ulaşılmak istenen amaçtır… Sizin tarafınızdan belirlenir. İzlenen yolun güzelliği de işte burada yatar. Asla bahaneler uydurmaya ya da rakibinizin daha güçlü olduğunu söylemeye hakkınız yoktur. Çünkü hedefi seçen sizsiniz ve tüm sorumluluk size ait.

Eğer hedefinizi bir düşman olarak görürseniz belki iyi bir atış yapabilirsiniz ama kendinizi geliştirmeyi asla başaramazsınız. Tüm hayatınız boyunca okunuzu, kağıttan ya da tahtadan yapılmış, anlamı olmayan şeylerin ortasına atmaya çalışırsınız. Ve diğer insanlarla bir araya geldiğinizde hayatta hiç ilginç ya da heyecanlı bir şey yapmadığınızdan yakınırsınız.

İşte tam da bu yüzden bir amaç belirlemeniz gerekir, ona ulaşmak için elinizden gelenin en iyisini yapmalı, ona saygıyla ve önemseyerek bakmalısınız: Onun sizin için anlamını ve onun için ne kadar çaba, eğitim ve sezgi harcadığınızı iyi bilmelisiniz.

Hedefinize nişan alırken sadece ona odaklanmayın, onun çevresinde olup biten her şeyi de görün; çünkü ok fırlatıldığında, rüzgâr, ağırlık, uzaklık gibi kolay kolay hesap edemeyeceğiniz etkenlerle karşılaşacaktır.

Bir amaç, sadece insan ona ulaşmayı hayal edebildiği sürece vardır. Onun varlığını gerçek kılan insanın tutkusudur, aksi taktirde amaç ölü bir şey, uzak bir hayal, tatlı bir düş olur.

Ve tıpkı niyetin bir amaca ihtiyaç duyduğu gibi, amaç da bir insanın niyetine ihtiyaç duyar. Çünkü varlığına anlam veren şey budur; bu sayede o artık sadece bir düş değil, bir okçunun dünyasının merkezidir…”

-Paulo Coelho

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..! Kaparinin MS Hastalığında Yüzde 80 Çare Olduğu Saptandı

12316552_752725498205588_4095283867628054688_n[1]
Türkiye’de yetişmesine rağmen çok fazla bilinmeyen kapari bitkisinin, Multipl Skleroz (MS) hastalarına çare olduğu bildirildi.
Pamukkale Üniversitesi(PAÜ) tarafından yapılan çalışmalarda, konsantre kapari çayı verilen MS hastası farelerin yüzde 80 oranında iyileştirildiği belirlendi.

…

MS hastalığı, beyindeki ve omurilikteki sinirlerin yıpranması ve bozulmasıyla ortaya çıkan, görmede bulanıklık, geçici görme kaybı, kolda veya bacakta güçsüzlük, yürüyüşte dengesizlik, ellerde titreme, konuşmada bozukluk gibi belirtiler gösteren, bağışıklık sisteminden kaynaklanan ve doğrudan merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalık. PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Genel Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alaattin Şen, MS hastalığının tedavisinde kapari bitkisinden yararlanabilme yönündeki çalışmayı 1,5 yıldır yürüttüklerini söyledi.

Kapari ürünlerini kullanan hastalarla da temasa geçtiklerini anlatan Şen, çalışmanın ilerleyen bölümünde fareler üzerinde deney yaptıklarını söyledi.

‘FARELER MS’DEN KURTULDU’

Geliştiren ve üretilen ürünlerin deney sonuçlarını aylık takip eden Prof. Dr. Şen ve ekibi, MS’li farelerin hastalıktan kurtulduğu sonucuna vardı. Deneylerde elde edilen sonucun MS hastaları için çok olumlu olduğunu vurgulayan Şen, “MS hastalığında kullanılan ilaçlar var ama daha çok hastalığın ilerlemesini durdurmak ve hastaları bir nevi rahatlatmak için. Çünkü MS hastalığının dünyada bilinen bir tedavisi yok. MS tedavisi için çok büyük ümit vadeden bir çalışma yürüttüğümüze inanıyoruz.” dedi.

‘TEDAVİ BEKLEYEN 40 BİN HASTA VAR’

MS hastalığının sebebi ve kesin tedavisi bilinmezken Türkiye’de yaklaşık 40 bin hasta olduğu tahmin ediliyor. Pizzaya tat vermesi amacıyla kullanılan kapari, yapılan araştırmalar sonucu tedavi bekleyen MS hastalarına umut oluyor. Kapari ürünleri üreten Burdurlu Murat Mıhladız, birçok MS hastasının bu bitki sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirtti.

MS hastalığıyla 15 yıl mücadele ettiğini belirten Aysun Tok, kapari kullanarak şifa bulduğunu belirtti.

Hastalığın başlamasıyla ilaç tedavisine başladığını belirten Tok, “İlaç tedavisi fayda vermedi. Sonra kapariyi duyduk. Kapari salamurası, karpuzu ve çayını kullanmaya başladım. Hastalığın yavaş yavaş azaldığını fark ettim. Şuan hiçbir etki kalmadı. MS hastalarına tavsiye ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

kaynak: sağlık haberleri

DEFNE YAPRAĞININ FAYDALARI NELERDİR?

12310642_752726101538861_1797479732246921816_n[1]

Mutfakların vazgeçilmezi olan özellikle Akdeniz mutfaklarında sık sık kullanılan, yemeklere enfes bir tat katan defne yaprağı, son zamanlarda faydaları ile de adından söz ettiriyor. Yurt dışındaki ülkelerde de özellikle ünlü restoranların vazgeçilmez bitkilerinden biridir.

İşte bu şifalı yaprağın faydalarından bazıları:

-Soğuk algınlığı, grip gibi kış hastalıklarının önlenmesine yardım eder.
-Balgam sökücü özelliği vardır.
-İdrar söktürücüdür.
-Astım gibi solunum hastalıklarına fayda sağlar.
-Yapılan bir araştırmaya göre, bu yaprağın yaraları kısa sürede iyileştirdiği, açık yaraların çabuk kapanmasını sağladığı sonucuna varıldı.
-Kolesterolü düşürür.
-Cildi gençleştirir. Genç bir görünüme sahip olmayı sağlar. -Kırışıklıkları önler. Cildinizin genç kalmasını istiyorsanız yemeklerinizde bir parça defne yaprağı kullanmayı unutmayın.
-Kuru ciltler için de oldukça faydalıdır.
-Aknelere iyi gelir, geçmelerini sağlar.
-Artrit gibi kemik hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.
-Mikroplara karşı savaşır. Bakteriyel enfeksiyonları engeller.
-Kulak ağrılarına iyi gelir.
-Egzama ve sedef hastalığı gibi el ve vücutta çıkan yaralar için de oldukça faydalı bir bitkidir.Defne Yaprağı
-Romatizmaya iyi gelir.
-Mantari veya viral enfeksiyonlara fayda sağlar.
-Alzheimer hastalığı için de yararlıdır.
-Yapılan araştırmalar sonucunda parkinson rahatsızlığına da iyi geldiği ortaya çıkmıştır.
-Görme bozukluklarına iyi gelir.
-Sakinleştirici özelliği vardır.
-Ülser gibi mide hastalıklarına oldukça büyük fayda sağlar. Mideyi güçlendirir.
-Kalp damar sağlığını korur.
-Lösemi yani kan kanseri ve cilt kanseri gibi kanser türlerine fayda sağlar.
-Bel ağrılarını giderir.
-Migren ve baş ağrılarına da fayda sağlar.
-Kan şekerini düşürmeye yardım eder. Yüksek kan şekeri olup düşüremeyen kişiler defne yaprağı kullanabilir.
-Sindirim sistemini rahatlatır, gaz giderici özelliği vardır.
-Ateş düşürücüdür.
-Vücuttaki mikrop, bakteri ve mantarların üremesini, çoğalmasını engeller.
-Antibiyotik özelliği vardır.
-Terlemeyi sağlar. Bu şekilde ter yolu ile vücuttan mikroplar atılabilir. Bu da vücudu rahatlatır, terleme ile tuz ve su yolu ile vücuttaki mikroplardan kurtulmak mümkündür. Ayrıca terleme ile vücut ısısı da düşer.
-Vücuttaki hormonların ve enzimlerin salgılanmasını, aktivitesini düzenler.
-Diş ağrısına iyi gelir.
-Saçların sağlıklı bir şekilde uzamasını sağlar. Saçlarınızın uzamamasından yakınıyorsanız bu yaprağı kullanabilirsiniz.
-Saç dökülmesini önler.
-Regl dönemi düzensiz olan yada zamanı geldiğinde adet kanaması olmayan kadınlar da bu bitkiyi tüketmelidir. Adet kanamasını düzenler ve zamanında gelmesini sağlar.
-Zayıflamaya yardım eder.

Defne Yaprağı Zararları ve Yan Etikleri Nelerdir?

Yararları olduğu gibi bu bitkinin de yan etkileri veya bazı zararları bulunabilir.
Hamile ve emziren bayanların kullanmaması gereken bir bitkidir.
Merkezi sinir sistemine zarar verebilir.
Şiddetli bir şekilde koklandığı zaman solunum sistemine zarar verebilir.
Fazla kullanım alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.
Alerjisi olanlar kullanmamalıdır.

Defne Yaprağı Hakkında Bilinmeyenler..

Defne yaprağı sadece yemeklere kullanılması, hoş kokusu ve aroması ile anılır. Aslında bu şifalı yaprağın başka özellikleri de vardır. Yazın, piknikte yada evinizin balkonunda mangal yapacağınız zaman mangalı yaktığınızda, ateşin üzerine birkaç tane defne yaprağı atarsanız oldukça hoş bir koku elde edebilirsiniz.

Defne yaprağının bir diğer özelliği de böcekler için kovucu olmasıdır. Böcekleri evinizden uzak tutmak, evinizi sterilize etmek için bu harika bitkinin yaprağını kullanabilirsiniz.

Defne yaprağının kullanım alanları:

-Anjin, ağız ve yaraları için 4 bardak suya 5 yaprak konur. 3-4 dakika kaynatılır. 5-10 dakika demlendirilir. Gargara yapılır, sinüzit ağrılarının bulunduğu yere kompres yapılır.
-Defne sabunu saç dökülmesini engeller.Deri mantarlarında etkilidir.
-Hazmettirici ve uyku için 3 bardak suya 2 yaprak konur 3 dakika kaynatılır. Akşam yemeğinden sonra 1 fincan içilir.
-10 gr defnetohumları balla macun yapılır. Kaşık kaşık yenir. Baş ağrısına, romatizmaya nefes darlığına iyi gelir.
-Defne, aromatik bir bitkidir. Kokusu çok hoştur. Defne yaprağı yemeklere lezzet verir. Defne yağı, parfüm sanayisinde kullanılır.
-Et ya da balık pişirirken tencerenin içine iki adet defne yaprağı attığınızda, yemeğiniz bambaşka bir lezzet kazanır. Ayrıca 2-3 günlük balıkların bayatlığını alır.
-Tavuk, hindi ya da et haşladığınız tencereye iki tane defne yaprağı attığınızda tadı daha lezzetli olacaktır.
-Bir-iki adet taze defne yaprağı fasulye, mercimek, nohut, pirinç gibi kuru yiyeceklerin içine konursa onların kurtlanmalarını önler.
Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

Defne Yaprağı Çayı Nasıl Hazırlanır?

Defne yaprağı çayını 2 farklı şekilde hazırlayabilirsiniz. 1 büyük bardak çay için 3 defne yaprağını suyla birlikte kaynatın ve ocağın altını kapattıktan sonra 3-4 dakika demlenmesini bekleyin. Veya suyu kaynattıktan sonra defne yapraklarının bulunduğu bardağa dökün ve bardağın ağzı kapalı şekilde 8-10 dakika kadar demleyin. Çayın tadı sert gelirse 2-3 yemek kaşığı süt ya da 2 çay kaşığı balla tatlandırabilirsiniz

SEDEF HASTALIĞI ŞİFASI

12366389_753050704839734_4205531143366394707_n[1]

Sedef hastalığı bulaşıcı bir hastalık olmamakla birlikte çaresiz de değildir.İsterseniz doğal yollarla ya da tıbbi ilaçlarla tedavi olabilirsiniz.Şimdi sizlere sedef tedavisinde kullanabileceğiniz bir kaç bitkiden bahsedeceğiz.

Isırgan otu, papatya, meyan kökü, oğul otu, karabaşotu, anason ve bu özellikteki birçok bitki sedefe iyi geliyor. Her sabah 3 su bardağı su kaynatın. Sözünü ettiğim bu bitkileri ezin ve suyun içine birer tatlı kaşığı ekleyin. Üz…erini örtün ve 20 dakika kadar demlemeye bırakın. Bu suyu süzün ve 3′e bölüp aç karna için. 10 gün kullanıp, 2 gün ara verin ve küre tekrar 1 ay daha devam edin.

Ancak şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olanlar bu karışımı kullanırken dikkat etmeli. Bu hastalıkları bulunanlar, meyan kökünü karışıma ilave etmemelidir.

KESİN SONUÇLAR İÇİN

Bir kaba 200 gr vazelin koyun ve 1 tatlı kaşığı susam yağı, 2 tatlı kaşığı ardıç katranı, çam esansı ve 1 tatlı kaşığı defne tohumu yağı ekleyip karıştırın. Hasta olan cildinize günde 1 kez bu kremi sürün. Ancak şunu önemle eklemek isterim: Sedef hastalığı hiçbir kremle, losyonla, ışıkla güneşle, şampuanla yani haricen yapılan uygulamalarla tam olarak iyileşmez. Tam tedavi için bir kaç bitki çayı yeterli değildir.

Uyarı: Hekiminizin önerdiği ilaçlar varsa, mutlaka kullanınız. Bu bitkiye karşı alerjiniz olup olmadığını öğreniniz. Burada ki tüm bitkisel kürler ancak ve ancak yetişkinler içindir. Burada okuduğunuz bilgilerin, yardımcı ve destekleyici olduğunu gözardı etmeyiniz. Hekiminize danışmadan buradaki bilgilerle kendi kendinize kesinlikle teşhis koymayınız ve uygulamayınız. Unutmayınız ki hastalık yoktur, hasta vardır. Her hastalığın seyri insandan insana değişir. Teşhisi koyacak olan ancak, bir hekimdir.

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

kaynak: sağlık haberleri

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »