Mesneviden Haftanın Hikayesi…

Ormanda bir fare varmış.

Havalı kibirli her an bir hayvana musallat olan kuyruğu dik bir fareymiş
Kuşların yuvasına pislemediği gün maymunun kuyruğunu ısırır, tavşanı korkutmadığı gün tilkinin başını şişirirmiş.

Orman hayvanları illAllah etmişler fare nin elinden. Sonunda hayvanlar aralarında bir heyet kurup aslanı ziyarete gitmişler. Ormanın kralı o olduğu için bir çare bulacağından eminmişler.

Bütün hayvanları toplamış aslan. Yaşlı kaplumbağayı dinlemişler ilk önce
sonra zürafayı ve diğerlerini hatta başka fareleride.

Sözü en son kedi alarak zaten ezeli düşman olduklarını bu işi halledeceğini söylemiş. Göğsünü gererek görev aşkıyla yola koyulmuş

Sonunda fareyi bulmuş. Fare bir ağacın altında planlar kurmakla meşkulmuş. Kovalamaca başlamış. O köşe senin bu köşe benim derken düz bir ovaya gelmişler. Fare uzaktaki ineği farkederek onun yanına koşmaya başlamış. Bir yandanda dur sen bir kurtulayım neler yapacağım sana. Diye söyleniyormuş.

Nihayet ineğin yanına ulaşmış.Yalvarmış beni sakla diye, inek kararlı bir vaziyette senden az çekmedim git başımdan demiş.Fare türlü diller dökerek
ben ettim sen eyleme bak şu kediden kurtulduğumda nasıl akıllı bir fare olucam bir bilsen… Hem bir düşünsene asırlar sonra bizi anlatacak kitaplar
kuyruğu dik fare ile inek diye ısrarlarını sürdürmüş.
Peki peki uzatma demiş inek.

Ve fare nin üstüne ’şey etmiş’ Kedi Ovaya geldiğinde perişan bir haldeymiş ineği görmüş ve ona doğru yürümüş belkide inek fareyi buralarda görmüştür diye düşünmüş. Ama soru sormasına gerek kalmamış.

Manzara şöylemiş;

Dümdüz bir ova, bir inek, ineğin hemen arkasında taze ’şey’ kümesi, onun içinde dik bir kuyruk.
Kedi tuttuğu gibi çekmiş çıkarmış fareyi oracıkta parçalamış.

Hazreti Mevlana bu hikayeden 3 şey anlamak lazım demiş.

1) Sana her ’şey’ atan senin düşmanın değildir.

2) Seni ’şey’den çıkaran herkes dostun değildir.

3) Bu kadar ’şey’in içinde kuyruğu dik gezmenin alemi ne?

* MEVLANA

_________________

Tanrım! Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için

 

Tanrım!
Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için
ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için
ve yalan söylememek için bana yardım et.
Eğer bana para verirsen mutluluğumu alma
ve eğer bana güçler verirsen muhakeme yeteneğimi çıkarma.
Eğer başarı verirsen alçak gönüllüğü çıkarma.
Eğer bana alçak gönüllüğü verirsen saygınlığımı çıkarma.
Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et.
Benim düşüncelerime katılmıyor diye bana karşı olanları hainlikle suçlayarak,
onların karşısında suçlu duruma düşmeme izin verme.
Kendimi sever gibi diğerlerini de sevmeyi
ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi de yargılamayı öğret bana.
Başarılı olduğum zaman sarhoşluğuma izin verme.
Ne de başarısız olursam olayım, umutsuzluğa düşmeme izin verme.
Daha ziyade, başarısızlığı başarının öncesindeki bir deneme olduğunu hatırlamamı sağla.
Hoşgörünün, güçlerin en büyüğü olduğunu
ve intikam arzusunun zayıflığın ilk görünüşü olduğunu öğret bana.
Eğer paradan yoksun bırakırsan, bana umudu bırak.
Ve eğer beni başarıdan yoksun bırakırsan,
başarısızlığı yenebilmek için irade gücünü bırak bana .
Eğer beni sağlık bağışından yoksun bırakırsan, inancın lütfunu bana bırak.
Eğer insanlara zarar verirsem, özür dileme gücünü ver bana .
Ve eğer insanlar bana zarar verirse, affetme ve merhamet gücünü ver bana.
Tanrım! Eğer ben seni unutursam sen beni unutma.”

Mahatma Gandhi

Telapati Yeteneğini Geliştirmenin Yolları

 

Mırıldandığınız şarkı radyoda çalınmaya başlarsa, aklınıza gelen kişiyle yolda karşılaşırsanız veya canınızın çektiği meyveyi arkadaşınız getiriyorsa siz bir telepatsınız demektir.

Telepati, kişiler arasında bir fikir ya da duygunun hiçbir araç kullanılmadan iletilmesi, biçiminde tanımlanabilir. Pratik hayatın içinde farkında olmadan telepati yeteneğimizi sık sık kullanırız. Bazen şaşırtıcı tesadüfler şeklinde dikkatimizi çeker, Fakat, yine de bunun üzerinde fazla durmadan gülüp geçeriz.
Mesela çalmakta olan telefonun kimden geldiğini tahmin etmek, mırıldanmakta olduğumuz şarkının radyoda çalınmaya başlaması, aklınıza gelen kişiyle yolda giderken karşılaşmak, canınızın çektiği meyveyi ya da herhangi bir şeyi arkadaşınızın getirmesi gibi daha pek çok örnek sayılabilir ve bütün
bunların tesadüf olduğunu düşünüp önemsemeyiz. Aslında bütün bu tuhaf tesadüfleri telepati olarak tanımlayabilir ve dikkat ettikçe bu yeteneğimizin gelişmesini sağlayabiliriz. Hepimizde az ya da çok derece derece ortaya çıkan telepatinin düzenli bir çalışma sonucu gelişmesi mümkün.

İyi bir algılayıcı olmak için ilk adım, şuurlu zihnimizi sakinleştirmeyi öğrenmektir Bu çalışmalardan zevk almasını bilmelisiniz çünkü bir oyun gibidir Her hangi bir alıştırma üzerinde çok zaman harcamayın çünkü aynı alıştırmayı tekrar tekrar yapmak yerine, çabucak birinden diğerine geçmek daha iyidir Bu alıştırmaları kesinlikle kendinizi zorlamdan, rahat ve huzurlu bir zihinle yapmalısınız Yorgun yada keyifsiz olduğunuz zamanlarda kesinlikle alıştırma yapmayın Sıkıntı, stres ve her türlü heyecansal halleriniz telepati yeteneğinizin su üstüne çıkmasına engel olur Bu nedenle mümkün olduğunca sakin bir şuur hali içinde çalışmalarınızı sürdürün Parapsikoloji Laboraturlarında yapılan çalışmalarda, telepati alıştırmalarını sakin bir zihinle yapmayan araştırmacıların psişik güçlerini, yanlış cevaplar verecek şekilde kullandıkları tespit edilmiştir Bu durumda insanlar, psişik yeteneklerini çalışmaya katmadan rasgele yaptıkları tahminlerin ötesine geçememişlerdir

Auranızı güçlendirici imajinasyon ve telkin çalışmalarında bulunun Kendinizi pozitif bir enerji alanıyla sarabilirsiniz Bunu yapmak için gözlerinizi kapatın, gevşeyin ve kendinizi parlak bir ışıkla çepeçevre kuşatılmış olarak imajine edin Beyaz ışığın, hem ön hemde arkanızdan genişleyerek başınızın üstünden geçtiğini ve ayaklarınızın altına kadar sizi kuşatmasını isteyin Beyaz ışık olumsuzlukları yok etme gücüne sahiptir Koruyucu bir kalkan görevi yapar

Egzersiz 1

Şimdi şunu deneyebilirsiniz. Telepatik gücünüzü bir ölçün bakalım. Bu deneyde bir arkadaşa ihtiyacınız olacak;
Bu uygulama için bir verici ve bir alıcı gerekiyor İlk olarak verici ve alıcının birer kağıt kalemi olmalı Verici çizmeyi kararlaştırdığı nesneyi önce zihnide çizmeli sonra kağıda çizmeye başlamalı, çizerken de onu alıcının zihnine yansıttığını düşünmelidir Alıcı ilk zihinsel görüntüyü alınca çizmeye başlamalıdır İlk telepati denemesinde alıcının çizdiği, vericininkinin aynısı olmasına gerek yoktur, sadece mantıksal bir benzerlik olması bile yeterlidir

Egzersiz 2

İnsanlarda telepatik yeteneğin bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması ile ilgili, laboratuarlarda yapılan denemelere çok benzer bir testte budur Eğer bu çeşit bir denemeden daha önce geçmediyseniz, telepati çalışmalarınıza başlamadan önce bunu uygulamanız isabetli olacaktır Her şeyden önce zihni tüm düşüncelerden arındırmalısınız Teste başlamadan önce birkaç dakika tam bir sessizlik ve sükunet içinde bedeninizi ve zihninizi dinlendirmelisiniz Test için kağıt, kalem, bir takım Zener kartı (Zener kartınız yoksa kendiniz de yapabilirsiniz Yeter ki ters çevirdiğinizde ön yüzlerinde hangi şeklin bulunduğu belli olmasın Bunlar üzerlerinde beş ayrı şekil ‘artı-daire-kare-yıldız-dalgalı’ taşıyan 25’lik bir deste karttır), sessiz bir oda, iki iskemle, bir küçük masa gereklidir Süjeyi rahat bir iskemleye ve odanın bir ucuna oturtun Test sırasında alıcıyla verici arkaları birbirine dönük olarak oturmalıdırlar
Göndericinin önünde, üzerinde Zener kartları bulunan küçük masa ve her iki süjenin elinde birer kalem bulunmalıdır Verici süje kartları karıştırarak, içlerinden birini zihnine projekte ettiğini hissedince kalemiyle (hazır olduğunu belirtmek için) masaya bir defa vuracak Bunun üzerine alıcı süje,vericinin zihnine hangi şeklin projekte edilmiş olduğunun ‘görmeye’ çalışacaktır Bunu gördüğü zaman, alıcı süje önündeki (yada elindeki) kağıda yazacak ve bunu belirtmek için kalemiyle bir yere vuracak ki, verici zaman geçirmeden ikinci kart konsantre olsun ve deney bu şekilde 25 kart tamamlanıncaya kadar devam etsin Her bir kart üzerinde en az 30 sn konsantre olarak düşünülmelidir ve vericinin konsantrasyonu çok önemlidir Vericinin deney sırasında zihnini meşgul etmemelidir Alıcı şahıs kesinlikle mantık yürütmeden içine doğacak olan düşünceyi beklemelidir Hem alıcının hemde vericinin gözleri açık yada kapalı olabilir ancak, verici için gözlerin açık olarak şekle bakması daha iyidir Böylece konsantrasyonunu daha iyi sağlayacaktır

Egzersiz 3

2-3 adetin doğru olarak bilinmesi tesadüfle açıklanabilir Bir kaç deneme sonunda eğer bu oranın üzerine çıkılamıyorsa çalışmadan gerekli verim alınamıyor demektir Bu alıcıdan yada vericiden kaynaklanabilir Böyle bir durumda eşler birbirine uyum sağlayamamış olabilir, eşlerin değiştirilip tekrar denenmesi yararlı olabilir 5 adet, kritik bir sayıdır Bu yüzden bu sayıya ‘sınır rakamı’ denir İlk çalışmalarda bu sayı yeterli olmasına karşın, bir kaç ay içinde bu sanır aşılamıyorsa yine çalışmalarınızın veriminin yeterli olamadığını düşünebilirsiniz Eşinizi değiştirerek denemelere devam edebilirsiniz
5-10 adet, telepatik algılama yeteneğinizin çalışmaya başladığını gösterir Denemelere devam ettikçe, oranınızın arttığını göreceksiniz Başka eşlerle de denemeler yaparak daha verimli algılamalar yapabilip yapamadığınızı kontrol ediniz Veriminiz artmıyorsa aynı eşle devam ediniz Bu noktada verici olmaya mı yoksa alıcı olmaya mı yatkınsınız, kesin olarak bir ayırım yapmanız gerekiyor Hangisine daha yatkınsanız o yönde çalışmalarınızı sürdürünüz
10-15 adet, telepati yeteneğinizin varlığını gösteren yeterli orandır 15-20 adet, ileri seviyede telepati yeteneklerinin hem alıcıda hemde vericide gelişmiş olduğunu gösterir 20-25 adet, çok ender olarak görülen ve tam başarının yakalandığı en üst seviyedir Eşler arasındaki büyük uyumun da göstergesidir

* alıntıdır..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanları Kazanabilmenin 12 Yolu…

1-Hiçbir Münakaşanın Galibi Yoktur

Bir münakaşayı kazanmanın en iyi yolu, o münakaşaya hiç girmemektir Uzun politika hayatım, bana bir gerçeği öğretti: ‘Cahil bir adamı münakaşa yoluyla mağlup etmeye imkan yoktur

2-Kimseye Yanlış Düşündüğünü, Yanlış Bir Şekilde Söylemeyiniz

Hiçbir zaman yüzde yüz isabetli davranamayacağınıza göre, niçin yanlış hareket ettiklerini başkalarının yüzüne vurup duruyorsunuz?

Bir şey ispatlayacaksanız, bunu iddianızı ve niyetinizi belli etmeden yapınız Öğreniyormuş gibi davranarak öğretiniz Hatırlamaya çalışıyormuş gibi hatırlatınız

Acaba yanlış mı düşünüyorum?

Çünkü bizim esas korumaya çalıştığımız şey fikirlerimiz değil, şahsiyetimizdir

3-Yanlışınızı Kabul Ediniz

Hatayı kabullenmek hatta üstlenmek aynı zamanda bir asalet işidir Üstün bir karakterin belirtisidir

Yanıldığınız takdirde bunu çabuk ve kesin bir şekilde kabul ediniz

4-İşe Dostça Başlayınız

Bir damla bal, bir varil ziftin çekemeyeceği kadar sinek toplar

Nezaket ve dostluk, sertlikten kuvvetlidir

5-Hayır’ın Geri Dönüşü Zordur

Söze doğrudan doğruya anlaşmazlık bulunan konulardan başlamayınız Başlangıç noktanız ortak düşünceleriniz olsun

Muhatabınızın ilk sözlerinin ‘Evet’ olmasını sağlayınız Muhatabınıza konuşmanın başında ‘Hayır’ dedirtmeniz büyük strateji hatası olacaktır

6-Şikayete Karşı Sigorta

Çok kimse düşüncelerini kabul ettirebilmek için çok konuşmaları gerektiğini zanneder

Değişik bir fikri dinlerken sabırsızlanıp lafa karışmayın Kendi fikrinizi ifade etmek için konuşmanın bitmesini bekleyin Muhatabınızı düşündüğü bir şeyi anlatması için teşvik edin Bunu samimimi olarak yapın Konuşmasına müsaade etmediğiniz biri, sizin düşüncelerinizden etkilenmez Onun aklı, söyleyemediklerinde kalır

New York Herald Tribune gazetesinin ekonomi sayfasındaki ilanda yetenekli bir adam arandığı bildiriliyordu Charles T Cubellis de müracaat etti ve mülakata çağırıldı Cubellis mülakata girmeden önce görüşeceği adam hakkında Wall Street’de epey bilgi topladı Mülakat esnasında şu bilgileri araya sıkıştırdı: ‘28 yıl önce büyük bir odada tek memurla bu işe başladınız ve bu noktaya geldiniz değil mi? Sizinle çalışmak, benim için şereftir’

Hayattaki mücadelesini anlatmaktan hoşlanmayan adam var mıdır? Bu adam da neler çektiğini, engelleri nasıl aştığını, işlerini nasıl büyüttüğünü saatlerce anlattıktan sonra Personel Müdürü’nü çağırmıştı: ‘Aradığınız adam bu Hemen işe başlatın’

Cubelis önce bilgi toplamakla, sonra da bu bilgiler vasıtasıyla karşısındaki adama uzun uzun konuşma, kendinden bahsetme imkanı vermekle bir iş sahibi olmayı başarmıştı

7-Düşüncelerinizi Başkalarına Söyletebilmenizin Önemi

Kendi fikirlerimize başkaları tarafından fikirlerden daha çok önem veririz Başkalarının fikirlerini daima belirli bir direnmeyle karşılarız Öyleyse fikrimizi kabul ettirmenin yolu nedir? Çok basit, Kendi fikrimizi karşımızdakine sanki kendi fikriymiş gibi söyletebilmek

Theodore Roosevelt New-York valisi iken siyasi liderlerin sıcak bakmadığı işleri, onların onayını alarak yapıyordu Nasıl mı?

‘Önemli bir makama atama yapacağım zaman, siyasi liderlere haber verir, teklifte bulunmalarını isterdim İlk verdikleri ismin yeterli birisi olmadığını söyler, ikinci bir isim isterdim Bunun da sakıncalı olabilecek taraflarını anlatır başka bir teklifte bulunmalarını rica ederdim Bu, biraz daha iyi bir isim olurdu Onlar benim istediğim adamı teklif ettiklerinde ‘tamam’ derdim, ‘kabul ediyorum’ Böylece onların istediği adamı atamış olurdum Sonra da döner şöyle derdim: ‘Ben size destek oluyorum Şimdi sıra sizde Bu usulle hiç istemedikleri konularda bile yanımda olmalarını sağlıyordum’

Bir fikrimi ona, üzerine giderek kabul ettirmeye çalışmazdım Laf arasında şöyle bir dokunup geçerdim fikrim, onda adeta demlenir, birkaç gün sonra Wilson tarafından kendi fikriymiş gibi açıklanırdı

Beni alacağım sonuç ilgilendirdiğinden, bu fikir benimdi demezdim Böylece demleme olunu devam edebilirdi Wilson da öne sürdüğü fikirlerin bana ait olduğunu anlamazdı bile

Karşınızdaki insana fikrin kendisine ait olduğunu düşündürünüz Başkalarının, fikirlerinizi kendilerine mal etmelerinden kaçınmayınız

8-Büyük Neticelerin Küçük Formülü

Çocuklar işbirliği yapmak, bir işi birlikte başarmak fikrinden çok etkileniyorlar Başarımı, olaya onların gözüyle bakmama borçluyum

Unutmayın ki karşınızdaki insan hatalı olduğunu hemen kabul etmeyecektir Bu yüzden onu suçlamadan önce, düşüncesine kuvvet veren sebepleri anlamaya çalışmalısınız İnsanların düşüncelerinin sebeplerini keşfederseniz onun şahsiyetinin anahtarını ele geçirmiş olursunuz Kapıyı açmak kolaydır artık Bunu sağlamak için kendinizi onun yerine koymalısınız ‘Onun yerinde olsaydım, onun şartları altında bulunsaydım, nasıl hareket ederdim acaba?’

Olayları tam bir samimiyetle başkalarının bakış açılarından da görmeye çalışınız

9-Sempatinin Gücü

A-Bu şekilde insanların ihtiyacı olan şey sempati görmektir Çocuk, yarasını herkese bunun için gösterir Hatta daha fazla sempati görebilmek için bir yerini yaraladığı bile olur Büyük insanlar da yanı sebepten maddi-manevi yaralarını-berelerini anlatıp dururlar Geçirdikleri kazalardan, ameliyatlardan bahsederler Neler çektiklerini, başlarına ne felaketler geldiğini anlatıp aniden sırlarını dökerler Bütün dünyada herkes kendi gerçek ya da hayali ızdırablarına karşı acınıp durur

Diğer insanların düşüncelerine, arzularına, tavırlarına sempati gösteriniz

10-Asil Duyguların Harekete Geçirilmesi

Gerçek şu ki, karşılaştığınız herkes, aynada gördüğünüz adam dahil, kendisine büyük bir saygı duyar Başkalarının da bu saygıyı kendisine göstermesini ister

John D Rockfeller Jr a gazetelerde çocuklarının resimlerinin basılmasını asil duygulara hitap ederek önlemişti Onun dediği şuydu: ‘Sizler de çocuk sahibisiniz Küçüklere vaktinden önce şöhret sağlamanın iyi yetişmelerini engelleyeceğini takdir edersiniz’

Bir müşteri hakkında kesin bilgileriniz yoksa, ona dürüst, samimi, namuslu borcuna sadık adam olduğuna inandığınızı söyleyin Siz böyle söylerseniz, o da kendisini böyle olmak zorunda hisseder Kendisine bu vasıflar verilen bir insan başka türlü hareket etmek istemez A-Bir adama namussuz olduğunu söylerseniz, o zaman da namuslu davranmak istemez Bu kuralın istisnası çok azdır

11-Fikirlerin Gösterisi

Rakamlar, konuşmaktan çok daha büyük bir fayda sağlar Grafiğin gücü ise rakamı aşar Rakamların şekillerle ifadesi daha etkili olur

12-Son Çare

İyi ve çok iş yaptırabilmek için rekabeti körüklemek gerekir Bu, herkesi birbirine ezdiren bir rekabet değildir Daha mükemmeli yakalama arzusunun ateşlenmesidir

İnsanlara vasıflarını ortaya çıkarabilecek cesareti veriniz Bu cesareti vermenin en emin yolu da onlara meydan okumaktır

* Dale CARNEGIE

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu Mesaj gerçekten sana!

”Bu Mesaj Sana” Hiç arkanı dönüp etrafına bakma .
Bu Mesaj gerçekten sana!

Eğer başka bir gelirin yoksa zaten,
Elindeki paranın sana yetmeyeceğini düşünmek anını zehir etmek sana hiç bir şey kazandırmaz.
Kıtlık zihinde başlar ve hayatta karşına çıkar.

Her zaman farklı bir yol daha vardır.
Sana uyan o farklı yolu araştır.

Önce düşüncelerini düzelt ve temizle.
Bu yeni düşünce tarzına göre hayatını yeniden şekillendir.
Artık sana uymayan ve yapmaya zorlandığın o şeyleri hayatından çıkart.

”Sigara içmek hem sana, hem etrafındakilere, hem de bütçene zararlı.

Spor yapmak için ille de spor merkezine gidip para ödemek zorunda değilsin.

Bunu yapmaya gerçekten karar verdiğinde farklı yollar aklına gelecek.
Onları uygula.

Yapmak istediğin her şeyi yapa bileceğini hatırla.
İstemediklerini de zaten yapmak zorunda değilsin!

Hatta mümkünse yapmaktan zevk aldığın işi yap.
Sana mutluluk getiren o iş ilk başlarda düşük bir gelir getiriyormuş gibi görünse de

niyetini temiz tutuğun ve hayat amacında ilerlediğin sürece eskisinden daha mutlu yaşadığını fark edeceksin.

Ve bu farkındalıkla birlikte bazılarının mucize dediği,
belki de hep hayal gibi gözüken o güzelliklerin sana aktığına şahit olacaksın.

Ve unutma!

Niyetini temiz tutmaya devam et ki
o güzellikler katlanarak sana gelmeye devam etsin.

Söylemesi kolay ama uygulaması zor!
Deme hiç
Her şey senin kabulüne ve reddine bağlı.

Bu günden itibaren dene.
Düştüğünde yapamadım deyip bırakma.

Bunu denediğin için kendini kutla ve tekrar dene ki
bir daha kendini kutlaya bilesin.

Bir daha ki seferde başara bileceğine inan!
Sen gerçekten güçlüsün.

Seni yaratan Allah neden diğerlerinden farklı yaratsın?
Sende herkes gibisin.

Şu anki farkını kendin yarattın!

Ne olduysa oldu, başkalarını suçlamayı bırak ve artık anını yaşa.
Geçmişi hatırlayıp hayıflanma.
Ya da geleceği düşünüp korkma.

Bu günün güzel olursa geleceğinde güzel olur.
Sana Sevgiler Gönderiyorum Güzel Arkadaşım.

Evet sana!
Arkadan bakmayı bırak artık..
sevgiyle

* Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DUYGUSAL UNUTMA” AFFETMENİN DİĞER ADIDIR…

 

Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz

Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı

Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır Affetmek insanı derinleştirir

Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir Çünkü affetmek bir seçimdir

Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir Affetmek bir süreçtir

Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür

Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır Yani koşullu affetme yoktur Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin

Affetmek bir seçimdir Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır O acılar sizin acılarınız

Affetmek kolay değildir Fakat özgürleşmek için gereklidir Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır

Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir

Affetmek, o kişiyi sevmek değil

Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil

Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil

Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil

Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil

Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil

Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil

Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil

Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır

Affetmek artık acıyı hissetmemektir Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.

“Duygusal unutma” affetmenin diğer adıdır.

* Alıntı

____________

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

En Sevdiğin Meyveyi Seç Kim Olduğunu Bul…

 

Eğer en sevdiğiniz meyve PORTAKAL ise…
Sonsuz sabır ve iradeye sahip bir karaktere sahipsiniz. İşlerinizi yavaş ancak derinlemesine inceleyerek yapıyorsunuz; sıkı çalışmaktan da asla yılmıyorsunuz. Çekingen olma ihtimaliniz çok yüksek; ancak güvenilir ve sözünün eri bir arkadaşsınız. Partnerinizi ince eleyip sık dokuyarak seçiyor; ve onu tüm kalbinizle seviyorsunuz. Anlaşmazlıkları ne pahasına olursa olsun engelliyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ELMA ise…
Savurgan, fevri ve lafını sakınmayan bir insansınız; sert ve öfkeli bir yapınız var. Çok iyi bir organizatör olmasanız da, bu iyi bir lider olmayacağınız anlamına gelmiyor. Hızlı karar verme ve ileriye dönük adımlar atmada çok iyisiniz. Seyahat etmekten hoşlanıyorsunuz. Partnerinizle beraberken gözleriniz ışıldıyor. İçinizdeki yaşama sevincini hiç söndürmüyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve MUZ ise…
Doğuştan sempatik, hoşgörülü ve şefkatli bir yapınız var. Utangaç bir insansınız ve sık sık özgüven eksikliğinizin kurbanı oluyorsunuz. İnsanlar sizin yumuşak yüzlü oluşunuzdan yararlanıyor. Partnerinizin sizi hem ruhsal hem fiziksel olarak çekmesi gerekiyor; ve karşısındakini tanıdıkça seven bir yapıya sahipsiniz. Tabiatınız gereği, ilişkileriniz de uyumlu oluyor.

Eğer en sevdiğiniz meyve KİRAZ ise…
Hayat sizin için çok da insaflı değil. İnişli çıkışlı bir yaşamınız var, özellikle de profesyonel anlamda… Henüz kendiniz için yeterli birikime sahip olmadığınızı, hala küçük meblağlarla uğraştığınızı düşünüyorsunuz. Müthiş bir hayal gücünüz var, yaratıcı çalışmalarda bulunmaktan hoşlanıyorsunuz. İçten ve sadık bir partnersiniz; ancak duygularınızı ifade etmekte zorlanıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ÜZÜM ise…
Genel olarak nazik bir insansınız; ancak sık sık ani parlamalarınız da oluyor; fakat çabuk yatışıyorsunuz. Güzel olan herşeyi seviyorsunuz. Sıcak ve sosyal bir insan olmanız sebebiyle çevrenizde popülersiniz. Yaptığınız herşeyden zevk alıyor; aynı coşku ve enerjiyi partnerinizin de paylaşmasını istiyorsunuz. İnsanlar sizinle beraberken sıkılmıyor; çünkü onlara önerecek çok şeyiniz var.

Eğer en sevdiğiniz meyve ŞEFTALİ ise…
Oldukça neşeli bir yapıya sahipsiniz. Yaşamayı seviyorsunuz. Dostluklar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası… Olayları büyütmüyor ve çabuk bağışlıyorsunuz. Açıksözlü ve dobra bir insansınız. Bağımsız ve hevesli karakteriniz sizi tuttuğunu koparan bir insan yapıyor. İdeal bir partner ve tutkulu bir aşıksınız; ancak sevginizi diğer insanların gözü önünde göstermekten hoşlanmıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve AYVA ise…
Mütevazı ve muhafazakar bir kişiliğiniz var. Derinlemesine düşünen ve dikkatli bir yapıya sahip olmanız nedeniyle, hiçbir işi aceleye getirmiyorsunuz. Hırslı bir insansınız; detay ve sayılarla çalışma gerektiren işlerde gayet başarılısınız. İnsanların yanlışlarını anında görebiliyorsunuz. Partnerinizi seçerken, görünüşünden çok zekasına değer veriyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ARMUT ise…
Aklınıza bir şey koydunuz mu muhakkak başarıyorsunuz; fakat genel olarak değişken ve başladığı işi bitirmekte zorlanan bir yapınız var. Çünkü emeğinizin sonucunu hemen elde etmek veya baştan sonucun ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Zihinsel uyarılmalara açıksınız ve fikir bazında tartışmalardan hoşlanıyorsunuz. Çok çabuk arkaşadaşlık kurabilseniz de, ilişkileri devam ettirmekte sorun yaşıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve İNCİR ise…
Ciddi, düşünceli ve duyarlı bir yapıya sahipsiniz. Sosyalleşmekten hoşlansanız da, belli bir mesafeyi korumaya özen gösteriyorsunuz; kendinize sakladığınız bir alan her zaman olmalı… Açıkgöz, çabuk kavrayan ve cin gibi bir insan olmanız sebebiyle, özellikle iş yaşamında tepeye oynuyorsunuz. İnatçı bir insansınız. Partnerinizde tutkulardan önce beyine bakıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve KAVUN ise…
Korkusuz bir insansınız; olup biteni, başınıza gelenleri doğal karşılıyor, üstünde durmuyorsunuz. Eğlenceli kişiliğiniz ve cömert yapınız nedeniyle insanlar size çekiliyor. İş yaşamında tuttuğunu koparan bir insansınız; doğru zamanda doğru yerde olmakta ustasınız. Yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanıyorsunuz. Karşı cins üzerindeki en etkili silahınız; mizah anlayışınız

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Türk Burçlarına Göre …

Türk Astrolojisi” adlı kitaba göre bu 36 burç ve bazı genel özellikleri ise şöyle:
* Toruk (21-31 Mart): İdare sahibi, gururlu, lider, işini hayatı gibi sever, yönetici.
* Hımmıy (1-10 Nisan): İyimser, idealist, romantik, yaratıcı, hayallerinin gerçekleşmesi için ömür boyu çalışır.
* Huttus (11-20 Nisan): Hassas, mantıklı, dürüst, şerefli, adaletli, yönetici, kıskanç, önde olmayı seven.
* Hunta (21-30 Nisan): İnatçı, duygusal, kırgın, yaratıcı. İyimserlik ve karamsarlık aynı anda gözlenir.
* Çolpancı (1-10 Mayıs): Duygu tutsağı, önsezi yeteneği olan, dayanıklı, çocuk ruhlu, sadık, temiz kalpli.
* Kölköl (11-21 Mayıs): Enerji dolu, devamlı bilgi isteyen, aşkta şahane, önder, kahraman.
* Çamay (22-31 Mayıs): Fantezisi zengin, temiz ahlaklı, idealist, söz, yazı ve fikirde önder, çok taraflı, yetenekli.
* Küylü (1-10 Haziran): Düzeni sever, gururlu, kaderci, planlı, ağzı sıkı, yalanı ve ihaneti kabul etmez.
* Kuşmuş (11-21 Haziran): mantıklı, parlak, iyimser, gösterişçi, eleştirel, kaderci, mistik konulara meraklı, sanat ve edebiyata ilgi duyar.
* Sezgek (22-30 Haziran): Mızmız, tatlı dilli, içine kapanık, inatçı, intikamcı, yetenekli, önsezisi kuvvetli, yaratıcı.
* Kuşdüger (1-11 Temmuz): Duygularını mantıktan önde tutan, çocuk ruhlu, dengesiz, tembel, kararsız, karamsar, yetenekli.
* Gondaray (12-22 Temmuz): Hayalci, hafızası kuvvetli, geçmişe özlem duyan, his dünyası zengin, dürüst, müziği ve siyaseti seven.
* Ötgür (23-31 Temmuz): Gururlu, zeki, maddi problemleri büyüten, çekici.
* Küsümmü (1-12 Ağustos): İyi arkadaş, dedikoducu, önder, bir numara olmayı seven, maceracı.
* Künlü (13-23 Ağustos): Duygusal, hassas, gururlu, maceracı.
* Sınçıma (24 Ağustos-1 Eylül): Ekonomi, sanat ve edebiyata yetenekli, dürüst, insancıl, yaratıcı, otoriter.
* Atçak (2-13 Eylül): Fiziği düzgün, iyimser, depresyona yatkın, iradeli, şanslı, gururlu, hassas, gelenekçi.
* Kıllı (14-23 Eylül): Otoriter, gururlu, sabit fikirli, sert, zeki, duygusal, aşk hayatında utangaç, çekingen, yazarlığa yatkın.
* Canakkı (24 Eylül-3 Ekim): Nazik, hassas, sorumluluk ve vicdan sahibi, dürüst, kompleksli, gösterişçi, hayalci, dekoratörlüğe ve dikişe meraklı.
* Ban (4-12 Ekim): Duygusal, düzenli, enerji, kaderci, hümanist.
* Cemiş (13-23 Ekim): İyimser, dürüst, ahlaklı, mantıklı, eleştirel, altıncı hissi kuvvetli, şanslı, önder, filozof.
* Batık (24 Ekim-1 Kasım): Özgürlüğüne düşkün, diktatör, muammalı ruhlu, iki kutuplu, cesur, gaddar, mükemmel arkadaş, çekici, önder.
* Hırtlı (2-12 Kasım): Kararlı, gururlu, savaşçı, spora ve sanata düşkün.
* Tutamış (13-22 Kasım): Muhafazakar, fedakar, idealist, çapkın, çift karakterli, pragmatik.
* Uslu (23 Kasım-2 Aralık): Objektif, ilime meraklı, dengeli, hoşgörülü.
* Kutas (3-12 Aralık): Yetenekli, dengesiz, mistik, düşüncesiz, kararlı, anlaşılmaz, nazik, hassas, gururlu, kıskanç.
* Tusanak (13-21 Aralık): Güçlü karakterli, endişeli, şüpheli, şanslı, emir vermeyi seven, hareketli, tutumlu, gaddar.
* Tutar (22 Aralık-1 Ocak): İradeli, çalışkan, kahraman. Arkadaşı az olur, zaman zaman yersiz küser, hayatının son kısmında rahat eder.
* Beçel (2-12 Ocak): Kırgın, kızgın, ısrarlı, öfkeli, intikamcı, karamsar.
* Pırsıuay (13-20 Ocak): Mantıklı, eleştirel, tartışmayı seven, duygusal, sadık, özgür düşünceli, gururlu. Uzun yaşar.
* Balauz (21 Ocak-1 Şubat): Gaddar, deha, önder, müzik ve dansa yetenekli.
* Cantay (2-10 Şubat): Titiz, realist, estetiğe meraklı, astronomiye ilgili, yenilikleri sever, kimi zaman hareketli, kimi zaman rahatına düşkündür.
* Ergür (11-18 Şubat): Duygusal, hayalci, önder, ufku açık, mistik konulara meraklı, karamsar, yaratıcı.
* Sönegey (18-28 (29) Şubat): Şair, sanatçı, dengesiz, çekici, kararsız, aşk hayatı hareketli, kurnaz, nazik, duygusal.
* Cannan (1-9 Mart): İyi yürekli, baskıcı, tatlı dilli, zarif, idealist, otoriter, hüzünlü, hayalci.
* Şatık (10-20 Mart): Huzursuz, gururlu, sanatçı, özgür, depresyona ve sinir hastalıklarına yatkın.
Kaynak: Gazetesiz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

NE OLDUYSA EN İYİSİ OLDU…

12959507_481827515344371_95087188_o[1]

NE OLDUYSA EN İYİSİ OLDU

BUNU DAİMA HATIRLA

ELİNDEKİLERE ODAKLAN

VE  DAİMA ŞÜKRET

ANETTE İNSELBERG

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kinoa Mucizesi Nedir ve Faydaları Nelerdir?

kinoa-pismis[1]

2013 yılı Birleşmiş Milletler Tarım Örgütü tarafından “Uluslararası Kinoa Yılı” ilan edildi. Güney Amerika başta olmak üzere ABD ve Avrupa ülkelerinde yaygın olarak tüketilen ancak ülkemizde henüz çok kişi tarafından bilinmeyen kinoa vücut için gerekli tüm amino asitleri içermektedir.

“Kinoa nedir” sorusuna verilecek en kısa yanıt “bir tahıl türüdür” olacaktır. Dünya çapında gün geçtikçe popülerleşmesinin ana nedeni ise “besin değerinin” oldukça yüksek olmasıdır. Pirinç veya arpa gibi pişirilebilir.

Kinoa Faydaları

Tam Protein: Kinoa tohumları tam protein kategorisindedir. Yani vücudun ihtiyaç duyduğu tüm amino asitleri içerir. Tam protein içeren bitkiler oldukça nadirdir ve bu özelliği ile vejetaryenler arasında oldukça popülerdir.

Kinoa, kolesterolü yüksek ve yağ içeren hayvansal protein kaynaklarına göre daha sağlıklı bir protein kaynağı olarak görülebilir.

Kinoa glüten içermez. Bu nedenle Çölyak hastaları ve glütensiz diyet uygulayanlar için önerilir. Kinoa ile glütensiz ekmekler, çörekler hazırlayabilirsiniz.

Kinoa gevrekleri yulaf gevreğine alternatif olarak tüketilebilir.

Kinoa kalorisi çok düşük bir tahıl değildir ancak yine de son yıllarda düzenlenen diyet listelerinin pek çoğunda adının geçtiğini görebilirsiniz. Bunun başlıca nedeni kinoanın protein bakımından zengin olması ve yüksek oranda besin lifi içermesidir. Protein sizi uzun süre tok tutarken besin lifi kan şekeri dalgalanmalarını önleyerek öğünler arasında yaşanabilecek mide kazıntısına engel olur. Ancak fazla kinoa yemek yüksek kalorisi nedeniyle kilo kaybetmenizi zorlaştırabileceği için kontrollü tüketmelisiniz.

Kinoa diğer tahıllardan yaklaşık 2 kat daha fazla besin lifi içerir. Beslenme uzmanları besin lifi bakımından yetersiz beslenmenin yarattığı en büyük sorun olan kabızlığa karşı kinoa öneriyor. Besin lifi aynı zamanda diyabet hastalarında kan şekerinin kontrolüne yardımcı oluyor. Kabızlığın tetiklediği bir diğer sorun olan hemoroide karşı daha fazla kiona tüketerek önlem alabilirsiniz.

Demir minerali bakımından zengin olan kinoa, demir eksikliği anemisi için uygulanan beslenme programlarına eklenebilir. Hücrelere taşınan oksijen miktarında önemli bir rolü olan demir minerali aynı zamanda beyin sağlığı ve zihin açıklığı içinde kritik role sahiptir. Vücut sıcaklığının korunması ve vücudun enerji üretimi demirin metabolizmada kullanıldığı diğer alanlar arasında yer almaktadır. Riboflavin: B2 (Ribofilavin) içeren kinoa beyin ve kas hücrelerinde enerji metabolizmasına katkıda bulunarak vücudun enerji üretimini destekler ve halsizliğe iyi gelir.

Kinoa’da yüksek miktarda bulunan magnezyum mineralinin damarları rahatlatan etkisi vardır ve bu özelliği ile kronik migrene karşı önerilen yiyecekler arasındadır. Magnezyum minerali aynı zamanda tip 2 diyabet hastalarında etkili bir kan şekeri kontrolü sağlar.

Bir antioksidan olan manganez vücudun enerji üretimi sırasında oluşan hücre hasarına karşı koruma sağlar.

Kinoa antioksidan etkisiyle, başta kırmızı kan hücreleri olmak üzere tüm hücreleri serbest radikallerin olumsuz etkilerine karşı korumaya yardımcı olur.

Yapılan araştırmalar düzenli olarak kinoa yemenin total kolesterolü düşürürken HDL (iyi kolesterol) oranını koruduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca kinoada bulunan bazı bileşenler damarları iltihaplı hastalıklara karşı korumaktadır.

Bağırsak Florasını İyileştiren Besinler

 

bağırsak-florası[1]

 

Genellikle, bağırsak sağlığımız çok fazla dikkatimizi çekmez, fakat düzgün ve dengeli çalışamayan bağırsaklar vücut için toksin kaynağı haline gelir ve aldığınız gıdaların besin değerlerini özümseyememeye başlar.

Bu yazımızda, bazı önemli probiyotik besinleri kullanarak bağırsak fonksiyonunu nasıl düzenleyeceğinizi ve florayı doğal yoldan nasıl iyileştireceğinizi anlatacağız.

Probiyotikler

Probiyotikler besinlerin içinde bulunan yaşayan bakterilerdir, doğal bir fermantasyon sürecinden geçerler, ve bu yazımızda bunları açıklayacağız.

Bu mikroorganizmalar bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardım eder ve bağırsak floranızı iyileştirir, bunların kötü olma hali zayıf ve dengesiz beslenmeden, antibiyotikten ve bağırsak problemlerinden oluşur.

Her gün probiyotik yemek aşağıda listelenenler gibi bazı sağlık problemlerini iyileştirmeye yardımcı olur:
•Kabızlık
•Midede gaz birikmesi
•Yedikten sonra genişleme, damarlanma
•Crohn hastalığı
•Hassas bağırsak sendromu

Yoğurt

Eğer laktoz intoleransınız varsa yoğurt sizin için çok faydalı olabilir ama bunu çok fazla yiyecekle kombine etmekten kaçınmalısınız. Eğer evde yapıyorsanız çok doğal ve sağlıklı bir yiyecektir. Piyasada satılan boyalı, aromalı ve şekerli yoğurtları satın almamalısınız.

Evde yoğurt yapmak düşündüğünüzden daha kolay bir iştir. Bir çok dükkanda yoğurt yapan makineleri bulabilirsiniz, fakat aslında hiç makineniz olmadan da kolaylıkla yoğurt yapabilirsiniz.

Evde yoğurt yaparak kaliteli süt kullanmak ve tasarruf etmek gibi diğer faydalarını da görebilirsiniz. Sağlıklı ve ayrıca aroması da çok lezzetlidir.

Kefir

Kefir yoğurttan daha sağlıklı ve sindirici bir besindir, bunun sebebi ise içinde yaşayan zengin mayalar ve az laktozdur. Biraz asidik bir tadı vardır fakat az miktarda bal veya agav şurubu ekleyerek kefiri tatlandırabilirsiniz.

Kefir; süt (inek, keçi, kuzu sütü vs.) ile beraber bir kapta saklamanız gereken yaşayan bir mantardır. 24 ve 48 saat arasında süzün, sonra da için veya buzdolabında yine sütle beraber fermente olabilecek şekilde saklayın.

Şunu unutmamak da önemlidir, laktozu düzgün sindiremeyen fakat fermente edilmiş laktoz ürünlerini çok iyi sindirebilen insanlar vardır.

Lahana Turşusu veya Fermente Edilmiş Lahana

Lahana turşusu Almanya ve Polonya gibi Avrupa ülkelerinde tipik bir besindir, et ve balığa üzerine süs gibi eklenerek sindirimi çalıştırır.

Lahana yapraklarının su ve tuza yatırılıp fermente edilmesiyle yapılır.

Lahana turşusu bağırsağın bakteri florasını doğal yoldan iyileştirir, genellikle tuz ile fermente edilir; ayrıca sirke ve alkolle fermente edilen tipleri de vardır, fakat bunları çoğu dükkanda bulamazsınız.

Bu yüzden lahana turşusunu kendiniz yapmanızı öneriyoruz. Bu şekilde değişik tiplerdeki lahanaları ve diğer sebzeleri de içine koyabilirsiniz.

Fermente Edilmiş Ananas

Bu lezzetli tarif genellikle Orta ve Güney Amerika’da yapılır ve yapılması da çok kolaydır, boş mideye de her gün tüketebilirsiniz.

Ananasın kabuğunun fermente edilmesiyle ortaya çıkan içecek, hem çok ucuzdur hem de çok kolaydır.

Aşağıda anlattığımız şekilde yapabilirsiniz:
•Bir adet olgun, büyük ve dışı sağlıklı görünen ananasa (veya 2 adet orta boy) ihtiyacınız olacak.
•Yıkayın ve soyun.
•Dışını küçük parçalara bölün ve bunu hava geçirmez cam bir kaba veya bir saklama kabına koyun.
•Bu kaba 2 litre su ve 500 damla esmer veya şeker kamışı şekeri koyun.
•Ağzını iyice kapatın ve ılık bir yerde 48 saat bekletin.
•2 gün dolduğunda, hiç bir kalıntı kalmadığından emin olmak için süzün, yeni 1 litre su koyun ve 12 saat daha beklemeye bırakın.
•Zaman dolduğunda, 750 ml su ekleyin, ve işte içeceğiniz hazır!
•Servis etmeden önce, buzdolabında bir süre bekletmenizi öneriyoruz.
•Soğuk bir şekilde saklayın.

Fermantasyon süreci sırasında, bu içecek probiyotik mikroorganizmalar üretir ve eğer daha fazla bekletirseniz alkollü bir içeceğe dönüşür, hatta biraz daha bekletirseniz sirkeye dönüşür.

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ben, Her Şeyin En İyisini Hak Ediyorum…

12968619_481810835346039_626601621_n[1]

Diz Ağrısı için En İyi ve En Kötü Egzersizler

Evden çıkmadan dizlerinizi güçlendirmek istiyorsanız, daha fazla esneklik kazanmanızı sağlayacak birtakım basit ve hafif egzersizler vardır. Ancak hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmak için bu egzersizleri düzenli olarak uygulamak çok önemlidir.

diz-ağrısı[1]

Yaşınızın 30, 40 veya 60 olması önemli değil. Birçok kişi yaralandıktan veya yalnızca standart yıpranmadan sonra diz ağrısı veya problemlerinden şikayet eder. Diz basit bir eklem gibi görünse de, eklem uzmanlarına göre en karmaşıklarından biridir.

Dizleriniz ayaktayken tüm vücut ağırlığınızı destekler ve aynı zamanda bacaklarınızın eğilip bükülmesini de sağlarlar.

Dizler kemik, bağ doku, kas, kıkırdak ve disklerden meydana gelen karmaşık bir yapıdır. Herhangi bir darbe, iltihap veya aşırı kullanma gibi en ufak bir problem dahi günlük aktivitelerinizi yerine getirmenizi kısıtlayacak ani bir ağrıya yol açabilir.

Peki ne yapabilirsiniz? Tıbbi yardım almanın yanı sıra, dizlerinizin esnekliğini ve gücünü arttıracak egzersizler var mıdır?

Bisiklete binebilir misiniz? Sevdiğiniz aktiviteleri yapmadan önce bir ağrı kesici almadan da dans edebilir misiniz? İşte bugünkü yazımızda bu soruları sizler için yanıtlandıracağız.

Dizleri ağrıyanlar için fiziksel aktiviteler

Fizyoterapi uzmanları diz sorunlarının genelde ister eklem yangısı ister osteoporoz olsun sürdürdüğünüz yaşam tarzı, fiziksel aktivite seviyesi ve hatta cinsiyetinizle ilişkili olduğunu buldular.

Örneğin, kadınların zamanla kemik yoğunluklarını kaybetme olasılığı daha yüksektir ve dizleri ve diğer eklemleri erkeklere göre daha çok olumsuz etkilenir.

Dizleriniz zamanın geçişine maruz kalan hassas makinelerdir. Dizlerinize her gün doğru şekilde bakmalısınız. Nasıl mı? Sağlıklı beslenerek ve onları çok zorlamadan orta düzeyde fiziksel egzersiz yaparak.
Diz ağrısından şikayetçi insanlara en uygun aktiviteler nelerdir?

yüzme-1[1]
•Yüzmek, özellikle sırtüstü.
•Eliptik bisiklet (ancak dikkat edin, asla abartmayın. Kondisyon bisikleti eliptiğin en iyi alternatifi olmayabilir, ancak spor tıbbı uzmanları koltuğunuz dizlerinizin üzerindeki baskıyı alacak kadar yüksek olduğu müddetçe bir sorun olmadığını söylüyor).
•Diziniz ağrırken jogging veya yürüyüşe çıkabilir misiniz? Bu gibi durumlarda, uzmanlar “Formda olmak için koşmanız gerekmez. Yapabileceğiniz en iyi şey, koşu yapmadan veya uzun bir yürüyüşe çıkmadan önce formda olduğunuzda emin olmak.” diyorlar.
•Dizleriniz zaten ağrıyorsa, en iyisi onları yormayın ve daha fazla ağrıtmayın ya da yaralamayın.
•Her gün yürüyüş ya da jogging yapmaya alışkınsanız, tüm enerjiniz bitene kadar yürümeyin. Hızınızı biraz yavaşlatın.
•Aktiviteleriniz için her zaman düz ve yumuşak bir zemin tercih etmelisiniz. Bu sayede dizleriniz ve kalçanız arasındaki hiza bozulmaz.
•Kaldırımların veya yürüyüş alanlarının olmadığı parklarda yürümekten kaçının. Dizlerinizi ağrıtan zeminlerde yürümeyin. Ne kadar heyecansız da olsa en iyisi düşük hızda koşu bandı kullanmaktır.

Dizlerinizi güçlendirmek için evde yapabileceğiniz bazı basit egzersizler

 

Dizleriniz vücudun “şok”ları olarak düşünmeye başlamalısınız. Dizlerinizi ani darbe olmadan, yumuşak ve hassas hareketlerle en iyi fonksiyon gösteren eklemler olarak görmelisiniz.

Ağrı şoklar zayıfladığında görülür. Dizlerinizi güçlendirmek için, onları hareket ettirecek bazı basit ev egzersizleri yapmalısınız. Bunların neler olduğunu öğrenmeye hazır mısınız? Not almaya başlayın!

1. Duvar squatları (çömelme)

duvar-çömelme[1]
•Sırt çukurunuza bir egzersiz topu yerleştirerek sırtınızı duvara dayayın.
•Ellerinizi başınızın arkasına koyun.
•Dizleriniz 90 derece açıyı bulana kadar çömelin. Dinlenip beş defa daha tekrarlayın.
•Aynı pozisyonda ayak parmaklarınıza değmek üzere öne de eğilmelisiniz. Başlangıç pozisyonuna geri dönün ve beş defa tekrarlayın. Çok basit!

2. Yumuşak lunge (öne adım)

ileri-adım-2[1]
•İşte kolay bir tane daha. Ayağa kalkın ve bir bacağı diğerinin önüne uzatın. Dizinizi bükün, ancak kalçanız hep dizinizle hizada olsun; böylece bu hareket bir ağrıya sebep olmaz.
•Dizleri değiştirin ve egzersizi beş defa daha tekrarlayın.

3. Bilek kaldırma

•Spor malzemeleri mağazalarında, bileğinize bağlayabileceğiniz farklı ağırlıklar bulabilirsiniz. Bunlar ne için mi? Diz eklemlerinizi sıkılaştırmak ve daha da esnetmek için.
•Bu egzersiz için, sandalyeye oturun ve ağırlığı bir dizinizin üzerine yerleştirin. Ayağınızı yavaşça kaldırın. Diğer dize geçmeden önce bunu beş dakika boyunca yapın.

Evde yapılması son derece kolay olan bu güçlendirme egzersizlere 40 dakika ile bir saat kadar zaman ayırmalısınız.

Ancak, yapılacak en önemli şey hareketsiz yaşam tarzından kaçınmak, çünkü bu yaşam tarzı dizlerinizin esnekliğini kaybetmesine ve eklemlerin daha da zayıflamasına yol açacaktır.

Bugünden başlamaya hazır mısınız?

kaynak: sağlığa bir adım

Kişiliğinizi Bu 6 Evden Birini Seçerek Anlayın…

6-ev[1]

İdeal eviniz siz ve hisleriniz hakkında çok şey söyleyebilir. Kişi hala genç olsa bile kişiliği hakkında değişik özellikleri keşfedebilir.

6 ev testi: Herkesin hayallerinde yaşattığı, özel bir tasarımı olan sıcak bir ev hayali vardır.

Hayallerinizde canlandırdığınız ev türü ve temel detayları (kapılar, pencereler, çerçeveler, büyüklüğü vs.) sadece gelecek beklentilerinizi değil, hayatınızla ve kişiliğinizle ilgili önemli detayları da yansıtıyor olabilir.

Birçok psikolog ve uzmanlara göre, insanın istediği ev tipi doğrudan aile, duygular ve nasıl düşündükleriyle bağlantılıdır.

Bu ilişki çocukken çizdiğiniz ilk evde görülebilir, ve orta yaşa kadar devam eden ev hayallerinizle bağlantılıdır.

Kafanızdaki ideal evin kişiliğiniz hakkında neleri yansıttığını öğrenmek istiyorsanız, üstteki 6 görselden birini seçmeyi deneyin ve aşağıdaki yazımızda tercihinizin anlattıklarını okuyun.

1. Ev

Bu evi seçen insanların çoğu soylu, coşkulu, komiktir ve içlerinde macera için bir tutku yatmaktadır.

Bu tipteki insanlar hayatın dünyevi rutininden kaçmanın yolunu ararlar ve genelde gezi, spor ve kendilerine keyif veren aktivitelere çok düşkündürler.

Birazcık fevri ve atılgan olabilirler, bu da onların hayır demesini zorlaştırır ve sorumsuz davranışlara sebebiyet verebilir.

Büyük maceralar ve iyi zaman geçirebilecekleri etkinlikler planlarlar, fakat günlük yaşantılarına eğlencenin müdahale etmesine izin vermemelidirler. Bu evi seçen insanlar sadece gelecekte yaşamayıp, günlük yaşantının her anının tadını çıkarmayı öğrenmelidirler.

2. Ev

2. ev ise, konu zorunluluklarına geldiği zaman sorumlu ve tutkulu olan insanları temsil ediyor. Her şeyden öte, bu insanlar her zaman etrafındaki insanlara karşı nazik ve dürüsttürler.

Bu insanların en önemli baskın karakter özelliklerinden birisi empatidir, ve hatta bazen başka insanların problemlerini kendi problemleri gibi algılarlar; bu da zararlı bir hale gelebilmektedir.

Gelecekleri hakkında endişe duyarlar ve bu da anksiyeteye yol açabilir. Bu tip insanlar için en iyi öneriler; kendilerini hayatın akışına bırakmaları ve anda yaşamayı öğrenmektir.


Şu yazımızı da okumanızı tavsiye ediyoruz: Rahatlatıp Anksiyeteyi Azaltan 9 Bitki

3. Ev

Bu tip ev kendine güveni olan insanları temsil eder, yüzleşebilecekleri her şeyin ilerisindedirler ve bütün amaçlarına ulaşabilmek için çok sıkı ve etkili çalışırlar.

Bu insanlar kendilerine koydukları hedefe ulaşmak için ellerindeki bütün gücü kullanan rekabetçi insanlardır. Yine de, bu insanlar için duygularını kontrol etmeyi öğrenmeleri çok önemlidir çünkü hayatlarında her şey istedikleri gibi gitmeyebilir ve başaramadıkları şeylerde baş etmeyi de öğrenmeleri gerekir.

Eğer bu 3. evi seçen bir kişiyseniz, bıkana ve yorulana kadar çalışmanın her zaman en iyi seçenek olmadığını kendinize hatırlatın. En iyisi zorluklarla sakin bir şekilde uğraşmak, iyi bir iş çıkarmak ve sağlığınızı negatif yönde etkileyebilecek stresli durumlardan uzak durmaktır.

Zamanınızı daha iyi organize etmeyi öğrenmek ve kendinize belirlediğiniz takvime uymak da önemlidir, ve aynı zamanda aileniz ve arkadaşlarınıza da zaman ayırmayı unutmayın.

4. Ev

Bu 4. ev hoşgörülü, dürüst insanları ve etrafındaki her şeyle ve herkesle bir uyum halinde yaşayan insanları temsil eder. Genellikle sorun ve tatsızlık yaratabilecek durumlardan kaçınırlar. Bu insanlar yakın arkadaşları tarafından çevrelenmeyi seven, sessiz, sakin insanlardır.

Sakin bir hayat yaşamak onların en güzel erdemlerinden biridir fakat bu insanların aynı zamanda kendilerini daha ileriye taşıyacak tecrübeleri de yaşamayı öğrenmeleri gerekmektedir. Kötü durumları kendilerine çevirecek bir şekilde çözmeyi denemeleri genellikle sağlıksız sonuçlanır ve bu da daha fazla probleme yol açabilir.


Bunu da okumanızı öneriyoruz: Kaygı için 12 Doğal Tedavi

5. Ev

5. evin insanları hayatı tecrübelerinin sonucu olarak hissettikleri duygular aracılığıyla yorumlarlar, bu da bu insanların kendilerinin veya başkalarının hissettiği acı, üzüntü ya da coşku anlarında çok duygusal olmalarına sebep olur.

Çok duygusal olduklarından dolayı, en büyük zorlukları, durumları ve duyguları birbirlerinden ayırt etmeyi öğrenmektir, hissettiği şeylerin dışarıdaki faktörlerle alakalı olmayabileceğini öğrenmeleri gerekmektedir.

Bu insanlar için en iyisi, diyalog kurmaya daha fazla zaman ayırmak ve doğrudan sonuçlara odaklanmamaktır.

6. Ev

 

Bu son ev genellikle eli açık, etkili, yetenekli ve çeşitli konularda ve aktivitelerde başarılı olan insanlar tarafından tercih edilmektedir.

Bu insanların temel zayıflıkları, sabır konusunda eksik olmalarıdır ve ayrıca diğer insanlar onlarla aynı şekilde düşünmediği veya hareket etmediği zaman umutsuzluğa kapılabilirler.

Bu tipteki insanlar için yapılması gereken, yeteneklerini diğerlerine yardım etmekte, sabır ve hoşgörülerini geliştirmekte kullanmaktır. Bu şekilde, kişiler arası ilişkilerini geliştirerek, daha dolu ve keyifli bir hayat yaşayacaklardır.

kaynak: sağlığa bir adım

Karın Yağları ve Su Tutulumuyla Savaşmak

tarcın[1]

 

Mide vücutta en çok yağ tutulan ve su tutulumunun en belirgin olduğu bölgelerden biridir. Yaşam tarzı, diyet, fiziksel aktivite eksikliği ve diğer faktörler yağların ve sıvıların midede birikmesine, şişkin görünmesine ve vücudun şeklini etkilemesine sebep olabilir. Karın yağlarıyla ve su tutulumuyla savaşmak için doğal yolları bu makaleden öğrenebilirsiniz.

Bir çoğumuz daha iyi bir figür için yağlarımızı yakmak isteriz ve hepimizin bildiği gibi karın bu konuda çalışmak için en zor bölgedir. Düz, şişkin olmayan veya yağsız bir karnın sizin için inanılmaz zor olmaması için, aşağıda karın yağlarını eritmek ve su tutulumunu azaltmak için verdiğimiz önerileri değerlendirin. Bildiğiniz gibi bu, düz bir karna ulaşmak için en iyi yoldur.

Karın yağlarını ve su birikimini azaltmak için 6 hayati öneri

•Aşırı sodyumdan kaçının: Tuzu azaltmanız veya yemekleriniz için başka bir alternatif seçmeniz önemli, bunu aklınızda tutmaya çalışın. Aşırı tuz tüketimi su tutulumunun ana nedenlerinden biridir ve neredeyse herkes günümüzde oldukça fazla tuz tüketmekte. Ayrıca potasyum zengini yiyecekleri daha fazla tüketin, çünkü bu sodyum seviyelerine karşı koyar ve vücudun pH derecesinin dengelenmesine yardımcı olur.
•Daha çok egzersiz yapın: Karın yağlarını azaltmanın ve düz bir karına sahip olmanın en iyi yolu egzersizdir. Aerobik aktiviteler ve karın kaslarını geliştiren egzersizleri yapmak en idealidir. Bu şekilde karnı düzleştirebilir yeniden şekillendirebilirsiniz.
•Daha çok su için: Boş mideye bir bardak su içmek su tutulumunu azaltmanın en iyi yollarındandır. Buna ek olarak, suyun metabolizmayı düzenlediği ve böylece vücudu yağ yakmak için uyardığı ortaya konmuştur.
•İdrar söktürücü yiyecekler tüketin: İdrar söktürücü yiyecekler sıvıların ve kilo aldıran toksinlerin vücuttan atılımına yardımcı olur. İdeal olarak idrar söktürücü olan ananas, enginar, kavun, karpuz, domates, kuşkonmaz ve benzeri yiyecekleri tüketmelisiniz.
•Yeterince uyku alın: Düzenli uyku basit ve gerekli bir alışkanlık olmalıdır. Çünkü karın yağlarını eritmek ve genel olarak kilo vermek için faydalıdır. 6 saatten az uyumak, vücutta yağ tutulumuna sebep olan kortizol üretimine sebep olur.
•Sağlıklı beslenin: Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz ve diyetinizden yağ tutulumuna sebep olan yiyecekleri çıkarmanız çok önemlidir. Bunların yerine meyve, sebze ve tam tahıl tüketmelisiniz. Ayrıca öğünlerinizi günde 5-6 kereye bölmek, yediklerinizi iyice çiğnemek ve kahvaltıyı aksatmamak da çok önemlidir.

Karın yağlarını ve su tutulumunu azaltmak için ev yapımı tarifler

Su ve yağ tutulumu düz bir karın için engel olduğundan, sizlerle bunları azaltmak için yararlanabileceğiniz çok güzel tarifler sunmak istiyoruz. Bunlar vücuttan yağları, fazla sıvıları ve zararlı toksinleri atmanıza yardımcı olacak.

Malzemeler

•1 çay kaşığı öğütülmüş veya kurutulmuş kara hindiba
•1 parça zencefil
•bir kaç kakule tohumu
•1 dal tarçın
•5 nane yaprağı
•1 kap su
•Bal (isteğe göre)

Hazırlanışı

Tüm malzemeleri bir tencereye koyun – ama balı eklemeyin. Tencereyi ateşe koyun ve 5-10 dakika kaynatın. Daha sonra çayı süzün, isterseniz bal ekleyin ve günde 2-4 bardak için.

Önemli! Kara hindiba çayı safra kesesi sorunları yaşayan kişiler için uygun değildir. Bu sorunu yaşayan kişiler doktorlarına danışmadan kara hindiba çayı içmemelidirler.

Unutmayın!

Bu tarif karın yağlarını eritmenize ve midede şişkinliğe sebep olan sıvı tutulumu ile savaşmaya yardımcı olur. Bunlar diğer önerilerimizle beraber başarılı olabilir. Unutmayın, karın yağlarını eritmek için mucizevi bir çözüm yoktu, ama disiplin, istikrar ve bazı ipuçları istediğiniz vücuda sahip olmanıza yardımcı olacaktır.

kaynak: sağlığa bir adım