Svitlanayla Size Özel Yoga, Nefes Ve Meditasyon Dersleri…Tel:0533 668 57 89

 

Svitlana’yla ortak bir arkadaşımız sayesinde tanıştık, hemen kaynaştık ve sohbete daldık (Muhteşem Yüzyıl’daki Hürrem Sultan’ın Türkçesiyle konuşmasına da ayrıca bayıldım). Yoga hocası olduğunu öğrenince de hemen bir randevu aldım ve ders saatini heyecanla beklemeye başladım.
Beni son derece güler yüzle karşıladı, mumlarımızı tütsülerimizi yaktık ve çalışmaya başladık. Birebir bana özel bir yoga seansı yaptık ve bu çalışmaya bayıldım. Duruş çalıştık, nefes çalıştık, özel yoga aletiyle ters köprü çalıştık, kasları uzattık. Yani vücudumun ve benim neye ihtiyacımız varsa onu yaptık.
Size de bu muhteşem insandan tek veya 2 – 3 kişilik yoga seansı almanızı öneririm
Svitlanayla huzurlu, sağlıklı, stressiz ve mutlu hayat için bir kapı açın. Her yerde olmayan tek kişiyle yapılabilen özel malzemelerle harika Restorativ YogA (Hatha Yoga, Vinyasa Yoga, Yoga Nidra, Yoga+ 50) yapabilirsiniz.
Rahat besleyici ve dinlendirici pozlar bazen uykudan bile daha etkili olabilirler.
Ayrıca dilerseniz  birebir nefes çalışmaları ve meditasyon tekniklerini de kendisinden öğrenebilirsiniz…
Üstelik size uyan gün ve satlerde…
Svitlana Tel: 0533 668 57 89
http://www.yoga-jaya.net

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünyanın en güzel kadını mutlu bir kadındır.

falda-mutlu-kadin-gormek1

En son ne zaman bir kadını sevdin?
Ama öyle öptün, sarıldın, uyudun falan değil; en son ne zaman bir kadını gerçekten sevdin?
Kaybetmekten korkarak, yanındayken bile özleyerek, deli gibi kıskanarak, koruyup kollayarak…
Delikanlı adam korkmaz diye bir şey yok. Korkacaksın! Sevdiğin kadını kaybetmekten korkacaksın, kıskanacaksın da…
Sokakta elinden tutacaksın, tanıdığın herkesle onu tanıştıracaksın. “İşte benim hayatım bu! ” der gibi tanıştıracaksın.
Güzel bir kadın sevmek istiyorsan onu gülümseteceksin. Çünkü dünyanın en güzel kadını mutlu bir kadındır.
Bu yüzden kirpiklerini sev bir kadının,
Avuç içlerini,
Makyajsız yüzünü,
Uyku sersemliğini…
Saçlarını kesen bir kadının çektiği acıyı anlayabilecek kadar sev bir kadını.
Ve asla bir kadının saçlarını kesmesine sebep olma..

Kaynak: Nejat İşler

SARMISAK+SÜT KARIŞIMI MUCİZESİ: Akciğer Zarı İltihaplanması, Tübörküloz, Kardiyak İnsomnia Artrit Öksürük ve Diğer Hastalıklar.

sarimsak-sutu1

 

SARMISAK+SÜT KARIŞIMI MUCİZESİ: Akciğer Zarı İltihaplanması(Pnömokok), Tübörküloz, Kardiyak (kalp hastalığı problemleri), İnsomnia (Uykusuzluk Hastalığı), Artrit (Eklem İltihaplanması), Öksürük ve Diğer Hastalıklar.
REÇETE:
1) 10 adet soyulmuş ve ince doğranmış sarmısak.
2) 500 mL Organik Süt
3) 250 mL Şişe/Damacana Suyu.
4) 2-3 çay kaşığı toz şeker (pancar şekeri).
5) Toz Zerdeçal ( 1 tatlı kaşığı)
HAZIRLANIŞI:
Bir kabın içine suyu,sütü ve sarmısakları birlikte koyup,ısıtın. Kaynama başladığı vakit ısıyı düşürün ve orta ısıda ısıtmaya devam edin. Bu arada sürekli tahta kaşıkla karıştırın. Karışımın yarısı buharlaşıp kalana kadar karıştırmaya devam edin. Yarılanma olunca karışımı alın,süzün ve içine toz şeker ve toz zerdeçal ilave edin. Karışımı sıcak veya ılık iken içmeye dikkat edin!
Bu karışım içilince kötü kollestrol olarak bilinen LDL (low density lipoprotein) kollestrolünü düşürerek, iyi HDL kollestrolünü yükselterek kan dolaşım sorununa olumlu katkıda bulunur. Ağrılı kalp hastalıklarında, yağsız süt kullanmayı tercih edin.Sarmısak yapısındaki sülfürlü bileşenlerden dolayı Karaciğer enzimlerini artırır. Tüberküloz Hastalığına karşı ise 1 gram doğranmış Sarmısak +240 mL organik süt + 1 Litre su ile kaynatılır. Karışımın toplam hacmi 1/4 olana kadar kaynatma devam eder. Bu karışımdan günde 3 defa içilir.
Esas karışım kalçada meydana gelen siyatik sinir sıkışması ağrılarına karşı da etkilidir. Ayrıca kadın-erkek kısırlığına da yardımcı olmaktadır. Son olarak, hazırlanan karışımdaki Sarmısağın Tansiyon düşürme etkisi olduğundan dolayı, düşük tansiyon hastalarının kullanmadan önce Doktorlarına danışması gerekmektedir!!!!!

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

5 Dakikanızı ayırıp okumanızı tavsiye ediyoruz

15037208_1205018346231831_8363700111901659587_n1

 

 

5 Dakikanızı ayırıp okumanızı tavsiye ediyoruz
Elektromanyetik Alan” konusunda doktora yapmış bir kişiyim.
Öncelikle dizüstü bilgisayarlarıni asla ve asla kucağınızda, dizinizin üstünde kullanmayın.
En çok manyetik alanı saç kurutma makinesi ve ütü yayar (bu aletleri kullanırken acele edin, işinizi çabuk bitirin.
“Yatak odalarında televizyon, bilgisayar ya da cep telefonu bulunması tahmin edemeyeceğiniz kadar zararlıdır. Havayı iyonize eden elektromanyetik alan yüzünden çoğu zaman bir koku ile algıladığımız ancak gözle göremediğimiz elektrik yüklü parçalar havada asılı kalırlar.
Saatlerce havalandırsanız bile tam olarak ortamdan süpürülmezler, her nefes aldığınızda ciğerlerinize bu parçaları çekiyorsunuz demektir.
Elinizin hemen altındaki klavye ve Mouse ise her hareketinizde elektrik sinyalleri gönderir. Mutlaka kablolu mouse kullanınız. . Aynı şekilde uzun süreli klavye ve mouse kullanımı maalesef bilekleri ve eli deforme etmektedir. “RSI (Repetitive Strain Injury)” denen sürekli aynı bedensel hareketlerin tekrarıyla oluşan eklem rahatsızlıkları ve “Carpal Tunnel Sendorumu (tekrar eden hareket sendromu )” ciddi sonuçları olan ve ameliyat gerektirebilen hasarlar verirler.
Lazer baskı yapan yazıcılar, çalışmaları sırasında ozon gazı üretirler.
Uzmanlar kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarının, manyetik alanın zayıflattığı bünyelerde oluştuğunu söylüyorlar.
Mesela çoğumuzun kullandığı Bluetooth kablosuz bağlantısı için HP firmasının resmi kitapçığı “lütfen sağlığınız için bir metreden kısa mesafede Bluetooth kullanmayın” diyor.
Eğer bütçeniz yetiyorsa LCD dediğimiz ince ekranlardan alın. Bunun radyasyon seviyesi daha düşüktür.
Bilgisayar kasanızı bedeninizden uzak tutun. Kabloları mümkün olduğunca uzun tutarak çevrenizdeki boş alanı uzatın, Bilgisayar masanızı metal aksamdan değil, ahşap ve elektrik yükü tutmayacak şekilde oluşturun.
Bilgisayarınızın bağlı olduğu prizi mutlaka topraklı yaptırın.
Günde bir kaç saatten fazla keyif, oyun ve web gibi zorunlu olmayan aktiviteler için bilgisayar karşısında zaman harcamayın.
Son olarak, bilinen tüm elektronik cihazlarda elektromanyetik alanı yakalama becerileri yüzünden özellikle ametist kristalleri kullanmanızı ve bilgisayarınızın yakınına koymanızı önereceğim.
Bu ametist kristalleri belli aralıklarla deniz suyuyla topraklandıklarında elektrik yükleri sıfırlanarak gereken koruma alanını sağlamaya devam ederler.”
Sevgili okurlar, ben şahsen Balıkesir Dursunbey Güğü Köyü’nde çalışırken, köyde ametist madeni olması nedeniyle, bol miktarda ametist kristali edinmiştim.
VE EN ÖNEMLİ KONU: . . . Eğer acil servis doktoru falan değilseniz, cep telefonunuz uyuyacağınız odada asla açık olarak kalmamalı. Gece siz uyurken Yatak Odanızdan en az 10 metre uzakta olmalıdır!!!!
Yapılan araştırmalara göre 20 dakika boyunca cep telefonu ile kesintisiz konuşanların, bir sağlık kuruluşunda beyin kontrolünden geçmesi gerekiyor. Nitekim telefon ile konuşurken sınırı aştığınızda hep başınız ağrır.. Unutmayınki , konuşurken de telefonun patlama gibi bir tehlikesi vardır . . . Mutlaka KULAKLIK KULLANIN ! ! !
Telsiz telefonlarda da benzer tehlikeler mevcut, ev telefonunuz telsizse değiştirin, kablolu alın.
Çamaşır ve bulaşık makineleri çalışırken yanında durmayın ( mesela bulaşık makinesini çalıştırıp yanındaki masada keyif çayı içmeyin veya masa keyfi yapmayın ), çünkü çok manyetik alan yayarlar. Özellikle çamaşır makinesinin, çamaşırları döndürme aşamasında hemen uzaklaşın.
Son olarak; kullanmadığınız aletleri fişten çekin. Yapılan araştırmaya göre, “stand by” da yani bekleme modunda kalan aletler, gene elektrik tuketıyorlar. Ve ABD’de bekleme modunda tüketilen elektiriğe ” vampir elektirik” deniliyor. Bu da gösteriyor ki elektronik aletler fişten çekilmediği, en azından güç düğmesinden kapanmadığı sürece bizim için tehlike yaymaya devam ediyor.
Tüm bu aletlerin neden olduğu masraf ve küresel ısınma yetmiyormuş gibi, bizi de tüketiyorlar yavaş yavaş.
(Dç Doktor Ayşegül yıldız)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Limonun Mucizevi 23 Faydası…

limon1

 

1. Limon Ateş Düşürür
Limon suyu terlemeye yardımcı olarak ateşi düşürebilir.
2. Limon Ruh Halini İyileştir
Limonun ferahlatıcı kokusu depresyon belirtilerini yok edebilir enerji seviyesini yükseltir.
3. Limon Daha İyi Nefes Almaya Yardımcı Olur
Limon mukusu temizleyerek ve hava yollarını açarak astım yüzünden nefes almakta zorlananlara yardımcı olabilir.
4. Limon Kireçlenmeye İyi Gelir
Limon suyu idrar söktürücü özelliği sayesinde vücuttaki toksin ve bakterileri temizler. Toksinlerin azalması eklemlerde oluşacak iltihapları da azaltır.
5. Limon Böbrek Taşı Oluşumunu Önler
Limon idrar sitrat gibi bileşenleri uyararak taş oluşumlarını engeller.
6. Limon Dezenfektan Olarak Kullanılabilir
Limon açık bir yaradaki mikrobu kırabilir.
7. Limon Kıyafetleri Temizleyebilir
Biraz limon suyu ve tuz zoru bir lekenin çıkmasına yardımcı olabilir.
8. Limon Sorunlu Ciltlerde Çok İşe Yarar
Limon antibakteriyal özelliği sayesinde ciltteki akneleri temizleyebilir.
9. Limon Yaşlılık Lekelerini Açar
Limonun içindeki sitrik asit yaşlılık lekelerinin renklerini açabilir.
10. Limon Yağlı Ciltlere İyi Gelir
Limon cildin aşırı yağ üretimini engelleyebilir.
11. Limon Tırnakları Güçlendirir
Zeytin yağı ile limon suyu karışım tırnakları güçlendirmeye yardımcı olur.
12. Limon Doğal Bir Böcek Kovucudur
Limon ile suyu karıştırarak hazırlanan bir karışım karıncaları, sinekleri ve hamam böceklerin uzak tutabilir.
13. Limon Yaşlılık Belirtilerini Geciktirebilir
Limonun kanama önleyici özelliği sayesinde cildin hasar almasını ve yaşlanmasını yavaşlayabilir.
14. Limon Baş Ağrısına İyi Gelir
Yeşil çay ve limon karışımı bir aspirin görevi görebilir.
15. Limon Ağız Sağlığı İçin İyidir
Limon ağızdaki bakterileri ve diş eti kanamalarına iyi gelir.
16. Limon Ağız Kokusuna İyi Gelir
Limondaki sitrik asit vücudun pH dengesini düzenleyerek ağızdaki bakteri oluşumunu engeller.
17. Limon Dişleri Beyazlatır
Limon ile soda karışımı dişleri beyazlatmaya yardımcı olabilir.
18. Limon Kanı Temizler
Limon kandaki toksinleri temizleyen bir detoks aracıdır.
19. Limon Cildi Yeniler
Kurumuş ve soyulmak üzere olan bir cilt limon ile ovalanarak soyar ve hızlıca yenileyebilir.
20. Limon Doğal Saç Açıcıdır
Saç kremine eklenen limon suyu, güneşinde yardımıyla saçların rengini doğal olarak açmaya başlar.
21. Limon Kepek Önler
Şampuanın içine katılan limon suyu saçlardaki kepek oluşumunu engelleyebilir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

56 yaşında Rahim Kanseri olup, hazırladığı doğal reçete ile şifa bulan bir kadının sırrı.

15135836_1319130378151752_5461298885476758458_n1
Rahim Kanserine Alternatif Doğal Tedavi Reçete:
1) 100 gram taze Aleo Vera Özü
2) 500 gram yağlı Ceviz İçi
3) 500 gram Organik Bal
Tüm malzemeleri bir blender yardımıyla karıştırarak hazırlayın.Cam kavanozda serin bir yerde muhafaza edin. Kahvaltıdan yarım saat sonra 1 yemek kaşığı karışımı alıp yiyin. Bu uygulamayı netice alınıncaya kadar devam ettirin.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hâlâ Onu mu Düşünüyorsunuz? Bir İnsanı Kafanızdan Atmak İçin Kullanabileceğiniz 12 Yöntem

 

Bir insanla yaşadıklarımızı, paylaştıklarımızı, yapılanları ve söylenenleri unutamamak zaman zaman hepimizin başına gelir. Belki biz onları üzmüşüzdür ve suçluluk duyuyoruzdur, belki de onlar bize karşı zâlimce davranmışlardır ve yaralarımızı sarmakta güçlük çekiyoruzdur. 5 gün geçer, 5 hafta geçer, 5 ay geçer ve unutmayı bekleriz, ama nâfile…

1. Kafanızda dönüp duran düşünceleri daha az dile dökün.

Kafanızda dönüp duran düşünceleri daha az dile dökün.

 

Yaşanmış şeyleri tekrar tekrar dile getirmeyin. Her ne kadar çevrenizde size destek olmaya hazır insanlar bulunsa ve hikayenizi dinlediklerinde size hak verseler de, bunun size dönüşü her zaman daha fazla düşünce olacaktır. Bu yüzden sakin olun ve düşüncelerinizin yatışmasını izleyin.

2. Hayatın getireceklerine açık olun ve bekleyin.

Hayatın getireceklerine açık olun ve bekleyin.

 

Bazen yaşananları sindiremez ve o insanla durmadan hesaplaşmaya ve konuşarak yaşananları değiştirmeye çalışırız. Ancak bunu yapmak hiçbir zaman işleri kolaylaştırmaz ve hatta düşünecek daha fazla şey yaratacağı için bizlere zarar verir. Fevri davranmak yerine açık olmak ve beklemek en iyisidir.

3. Suçlama oyununa girmeyin.

Suçlama oyununa girmeyin.

 

Yaşanmış ve bitmiş olayları devamlı düşünmek ve suçlunun kim olduğunu bulmaya çalışmak genellikle vaktinizi ve enerjinizi çalmaktan başka bir işe yaramaz. Suçladığınız karşınızdaki insan da olsa, kendiniz de olsanız olanlar olmuştur, olması gerektiği şekilde olmuştur ve başka türlü olması da mümkün değildir. Suçlu hiçbir zaman tek taraf değildir ve öyle olsa bile bunu bilmek hiçbir şeyi değiştirmez.

4. Başka insanların doğrularıyla kafanızı bulandırmayın.

Başka insanların doğrularıyla kafanızı bulandırmayın.

 

Herkes birbirinden farklıdır, herkesin olaylara bakışı bireysel ve koşulludur ve bu yüzden insanların fikirleri size hiçbir zaman objektif doğruyu vermez. Farklı insanların söylediklerini ölçüp tartmak yerine kendi doğrularınıza tutunun olmadığınız biri gibi düşünmeye çalışmayın.

5. Reçetenizi dışarıda aramayın.

Reçetenizi dışarıda aramayın.

 

Tamam, olanlar oldu, yaşananlar yaşandı, o onu dedi, bu bunu yaptı… Peki sizi şu anda rahatsız eden şeyler gerçekten de bunlar mı? Aslında sizi rahatsız eden kendi duygu ve düşünceleriniz. Dış dünyada ne yaşanmış olursa olsun, siz şu anda kendi öfkenizin, pişmanlığınızın, hayal kırıklığınızın kurbanı oluyorsunuz. Bu duyguların hepsi size ait, o yüzden çözümü dışarıda aramayın.

6. Öfke hayatınızı tüketir.

Öfke hayatınızı tüketir.

 

Öfke oldukça zararlı bir duygudur: İnsanın doğru düşünmesine, doğru kararlar almasına, yaratıcılığına ve iç huzuruna darbe vurarak geleceğinizi de kirletir. Öfkeliyken doğru karar veremez ve istediğiniz hayatı yaşayamazsınız. Bu hissi içinizden silmeniz gerekiyor.

7. O insanın ne düşündüğünü ve nasıl hissettiğini anlamaya çalışmayın.

Boş verin! Gerçekten… Eğer karşınızdaki insan sizin nasıl düşündüğünüzü ve hissettiğinizi anlamaya çalışmış olsaydı bunlar yaşanır mıydı? Onlar empati yapmak için çok uğraşmadı ve büyük ihtimalle kafalarındaki tek suçlu sizsiniz. Yapacak bir şey yok…

8. Sizin düşünceleriniz evrensel doğrular değil.

Sizin düşünceleriniz evrensel doğrular değil.

 

Bu hataya düşmeyin; düşündüğünüz her şeye inanmayın. Biz de düşünce ve duyguları pek çok değişken tarafından belirlenen ve hayata küçük bir pencereden bakan insanlarız. Yaşadığımız duygu ve düşünceler son derece gerçek olabilir ancak bu onların doğru olduğu anlamına gelmez.

9. Kendiniz için bile bile daha fazla acı yaratmayın.

Kendiniz için bile bile daha fazla acı yaratmayın.

 

Bazen farkında dahi olmadan bu hataya düşeriz. Acı çekmeyi bırakmak sanki o insanı unutmak, hayatımızda hiç var olmamış gibi davranmak demektir ve bu yüzden kendi acımızdan beslenmeye başlamışızdır. Kendinize bilinçli olarak daha fazla acı yaratıp yaratmadığınızı düşünün ve durumun böyle olduğunu fark ettiğinizde hayatınıza dair esas konulara eğilin.

10. Düşüncelerinizi durdurmaya çalışmayın.

Düşüncelerinizi durdurmaya çalışmayın.

zaman içinde değişmeyen hiçbir şey yoktur. Kendi istedikleri gibi akmalarına ve yok olmalarına izin verin…

11. Enerjinizi başka bir şeye yönlendirmek sizin elinizde.

Enerjinizi başka bir şeye yönlendirmek sizin elinizde.

Hepimizin hayatta bir takım hedefleri var ve biz bunları düşünce ve duygularımızın normale döneceği ileri zamanlara erteliyoruz. Ancak bu yaparken fark etmediğimiz şey şu: Düşünce pasif bir eylem gibi görünse de aslında çok büyük enerji tüketicisidir. İnanmıyorsanız düşünmeye ayırdığınız vakti hedefleriniz uğrunda harcamaya başlayın ve zihninizin sizi onca zaman nasıl tükettiğini anlayın.

12. Ve her şeyden önemlisi affedin.

Ve her şeyden önemlisi affedin.

 

Yalnızca karşınızdakini değil, yaşananları da affedin, kendinizi de affedin ve tüm dünyayı da affedin. Takıntılı düşüncelerin ardında her zaman affedemediğimiz birileri ya da bir şeyler vardır ve takıntımızdan daha kısa zamanda kurtulmamızın yolu tüm bunları affetmektir. Bir an için kendi kendinize “Affediyorum!” deyin ve zihninize hemen o anda gelen rahatlamayı hissedin. Çünkü affetmek huzur yaratır…
Kaynak: listeliste

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bisiklet Hırsızları…

the-bicycle-thief-1948-izle1

Bir Vittorio De Sica Başyapıtı…

İkinci dünya savaşından sonra İtalya’daki halkın sefaletini gözler önüne seren bir film.

Bin bir güçlükle iş bulan kahramanımız bu iş için rehinciye verdiği bisikletini evdeki çarşaflar karşılığında geri alır. Fakat daha ilk iş günü bisikletini çaldırır ve film oğluyla beraber bisikletini bulma arayışını anlatır…

Falcıya gidişleri, oğluyla yemek yedikleri mekan, bisikletçiler çarşısı gibi mekan çekimleri mükemmel olan filmin bence en önemli sahnesi yağmur sahnesidir…

Kesinlikle izlenmesi gerekiyor…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

MESELA diyorum;Bu gece bir DELİLİK yapsam..!

mutluluk_6751

 

MESELA diyorum;
Bu gece bir DELİLİK yapsam..!
Bıraksam MUTFAKTA biriken bulaşıkları,
Çeksem arkamdan kapıyı,
KADIN başıma gitsem bir meyhaneyi dağıtsam..!
FONDA bir masa, Arkada Sezen’in şarkıları çalsa;
Ben AĞLASAM… Şişenin dibine dibine vursam..!
MESELA diyorum; Sokaklardan bütün ERKEKLERİ kovsam, …
Bu gecelik evlerinde otursalar..
Korkmadan dolaşsam bütün şehri,
Kimse DOKUNMASA bana,
Bir sandalda sabahlasam…!
Alabildiğince KADIN, Alabildiğince ÖZGÜR olsam.
Küfür etsem ağız dolusu, utanmasam;
Şehre isyanımı haykırsam.
Kim bilir kaç kere satılmıştır, bu dünyanın ANASI…!
MESELA diyorum; Bu gecede ben BABASINI satsam..!
M E S E L A !!!!!!!!!!!!!….

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz

14991805_10209518346929489_1526161421407479287_n1

 

“Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim.
Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..
Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı
akşam yemeğine davet ederdim..
Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım.. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..
Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..
Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..
Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini yüzünü yıka” demezdim.. Onlara daha çok “seni seviyorum”,
ondan da daha çok “özür dilerim” derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey;
her dakikasını değerlendirmek olurdu..
Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar
ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için
şükredin.. Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor..
Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.
Emma Bombeck

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sana Bir Sır Versem Tutar Mısın?

15056333_342315172798624_8348403827439229449_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eskiden küçücük şeyler mutlu ederdi bizleri… Şimdi kocaman şeylerden bile mutlu olamıyoruz sanki… Ne yazık…

15109541_282675215461900_3202532446018384999_n1
Bir radyomuz vardı evimizin başköşesinde. Sanki tahtında oturan bir kraliçe… Ne söylerse ağzına bakardık, dinlerdik. Yeri gelir güler, yeri gelir ağlardık onunla…
Rahmetli ağabeyimde alafranga müzik dinleme merakı vardı. Açardı sonuna kadar. Babam rahmetli, alaturka müptelâsı… İki kuşak arasındaki savaşta, olan o güzel radyomuza olurdu. Biri kapatırken ağzını, öbürü kulağını bükerdi. Zavallı tıkanırdı üzüntüden. Sesi kısılırdı, parazit yapardı. O zaman da tokatlar patlardı soldan sağdan…
Odanın köşesinde mıhlanmış bir raf üzerinden seyrederdi bizleri gülerek… Dantel örtüsü başında, evin büyük hanımı gibiydi. Susmasını da bilirdi, şarkı söylemesini de… Bilgi dağarcığı öyle zengindi ki, şaşardık. Hülyalara dalardık şarkılarıyla… Ya da toplardı aileyi radyo tiyatrosuyla. Çıt yok! Koca aile; altı kız, iki delikanlı. Kızlar seslenirdi piyes başlarken birbirlerine. Bense elimde kalem, yeni çıkan şarkıların sözlerini, acele acele kâğıtlara yazmak için çırpınırdım.”İçin için yanıyor, yanıyor bu gönlüm”. Bazen de can kulağıyla dinlediğimiz ”Çocuk Saati.” Ne güzel günlerdi onlar…
Radyo tiyatrosuna dalan annem; kız kardeşimin kurusun diye kuzineye koyduğu ayakkabılarını kavurmuştu. Patlamış mısır gibi kıvrılmışlardı, hiç unutmam.
Bahçemizde bir tulumbamız vardı. Çektikçe gürül gürül sular akardı ağzından. Uzun saçlı, kocaman ağızlı bir kadına benzetirdim. Tulumbanın havuzunu buz gibi suyuyla doldurur, karpuzlarımızı soğuturduk. Bahçede hemen hemen her çeşit meyve ağacımız vardı. O altın renginde, bal gibi şekerpâre kayısılar, dumanlı mor erikler, kirazlar, dutlar…. Ne kadar güzeldi onları dalından toplamak, dalından yemek… O günler, o bahçeler, o dostlar ne büyük bir nimetmişler meğer…
Bahçemizin ön tarafında asmanın altına bir somya koymuştu annem. Komşularla o sıcak yaz günlerinde karpuz kavun yerken, ya da demli çaylarını yudumlarken, yeni çıkan şarkıları çalardı babam uduyla. Kızlar, kadınlar neşeyle ve ilgiyle dinlerler, istekte bulunurlardı. Annem de babama eşlik eder, o tatlı sesiyle şarkıları usul usul mırıldanırdı. Hâfızamda kalan unutulmaz karelerdendir onlar… Çocuklar parmaklığa dayanır dinlerler, kızlar misafirlere hizmet ederlerdi. Unutulmaz güzellikte komşuluk ilişkileri vardı. Herkes hısım akraba gibiydi adetâ. Eskişehir’in ‘Seylâp Evleri’ de diye anılan ‘Bahçelievler’de idi evimiz. Kedimiz Tekir, her zaman somyanın güneşli bir yerine, babamın yanına kurulur, o gürültüde mışıl mışıl uyurdu. Kapımızı da, bizi her zaman okula kadar götüren sokağımızın köpeği beklerdi. Ona olan sevgimizi bilir, annemin hazırladığı yemeklerini yavruları ile paylaşırdı. Kapıdan hoşlanmadığı biri geçse, hele de pejmürde ise hali, Çomar ve yavruları koro halinde havlarlar, geçirtmezlerdi. Ne zaman koşup okşamaya başlarız, geçen adam da rahat bir nefes alırdı.
Bazen o çardak altındaki somyanın gölgeli olduğu zamanlarda, biz genç kızlar, nakışlarımızı alır otururduk. Yine radyomuz başköşeden bize şarkılar söyler, biz de niyet tutardık, bu şarkı benim olsun, diyerek…
Herkes büyüklerini sever ve sayardı. Kim ne pişirirse, tabaklar komşu evlere gidip gelirdi. Ah o eski komşular… Güler yüzlü, nüktedan, şakacı ve yardımsever insanlar… O uzun kış gecelerinde yaptıkları taklitlerle, anlattıkları hikâyeler ve hatıralarla ağızlarına baktıran güzel insanlar… Sobanın üstünde pişen kestaneleri paylaştıran anneler… Bir köşede uslu uslu oturan, büyükler yanında çekingen, akranları yanında son derece neşe taşan kardeşlerim, arkadaşlarım… Kim bilir nerelerdesiniz?
Sesleriniz, gülücükleriniz, sıcak nefesleriniz nerededirler acaba şimdi? Sizler, ne kadar yeri doldurulmaz insanlarmışsınız meğer…
O güzel radyomuz… Evimizin büyük hanımı… Can dostumuz. Hayatla bağımız. Yurttan sesler…
Babamın hepimizi sus pus oturttuğu ”Yassıada günleri.” Salim Başol’un sesi halâ kulağımda: ”Müdâfiler hâzır. Açık olarak duruşmaya devam olundu.” Hepsi, her şey, radyolar gibi ortadan kaybolsa da, hafızalarımıza nakşetmiş, özler dururuz, ara ara… O hayâl olmuş odalarda çınlayan kaybolan sesler… Unutulmaz şarkılar, türküler… Hayâl anlar… Rahmetli ablam Süheylâ’nın yeni yeni öğrendiği kemanı çalarken titreyen sesi: ‘Hâlâ kanayan kalbimi aşk ateşi dağlar…’ Ve benden umulmayan bir şarkıyla sesimi dinleyen ağabeyimin şaşkın bakışı: ‘Bir pür cefâ hoş dilberdir, müptelâyım haylidendir…’ Babamın saçlarımı okşayan o güzel, sıcak elleri… Kucağımda annemin bezden yapıp, kaş göz işlediği bebeğim Aynur…
Annemin yanağıma kondurduğu öpücük… İp atladığımız taşlık… Komşu bahçelerde, bizim bahçemizde, bizim için açan renk renk çiçekler…
Eskiden küçücük şeyler mutlu ederdi bizleri… Şimdi kocaman şeylerden bile mutlu olamıyoruz sanki… Ne yazık…
Hâlenur Kor

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Penguenler Hakkında Olmayan Bir Antartika Belgeseli…

p174849_d_v8_aa1

Yalnız, eşsiz ve özgün insanların antartikaya gelip araştırma yapmalarının hikayeleri anlatılıyor…

Tüm göüntüler nefis ama beni asıl çarpan buzun altındaki dünyanın görüntüleri…

Mutlaka seyredilmeli,

Anette İnselberg

Not: Bazı insanlar kendilerini keşiflere ve insanlığa adıyorlar ve hepsine hayranım…

Yurttaş Kane…

220px-citizenkane1

1941 yapımı film montaj, makyaj gibi film teknikleri açısından çığır açan pek çok yeniliğe sahiptir.

Ölüm döşeğindeki son sözleri ”Rosebud” olan Kane’in ne demek istediğini araştıran bir gazetecinin Kane’in hayatını katman katman gözler önüne sermesini izliyoruz.

Sahibi olduğu gazetenin yükselişi, birinci eş, ikinci eş ve en yakın arkadaşıyla ilişkilerinin yanı sıra, gazetesi  aracılığıyla insanları ve çevresindeki her şeyi kontrol etme isteğini izliyoruz. Sonunda da bu güç delisi adamın her şeyini kaybedişine tanık oluyoruz…

Çok çarpıcı bir film,

Seyretmeli,

Anette İnselberg

 

Ensenize düzenli olarak buz küpü koymanın daha genç görünmenizi ve daha enerjik, neşeli olmanızı sağladığı, hastalıkları da iyileştirdiği söyleniyor

11070007_10153189128911052_1236183682663171044_n11

 

Buz küpüyle gelen sağlık
Ensenize düzenli olarak buz küpü koymanın daha genç görünmenizi ve daha enerjik, neşeli olmanızı sağladığı, hastalıkları da iyileştirdiği söyleniyor. Buzu koymanız gereken nokta ise, ensenizdeki tendonların arasında, baş ve boynun birleştiği ense kökünde yer alıyor. Bu noktaya, Çin akupunkturunda Feng Fu deniyor.
Yöntem
Yüz üstü yatın (ya da oturun) ve yukarıda tarif ettiğimiz Feng Fu bölgenize bir adet buz koyup, 20 dakika tutun. Buzu bir bez ya da eşarp yardımıyla sabitleyebilirsiniz.
Bu uygulamayı, 2-3 günlük aralar vererek, sabahları aç karnına ya da akşamları yatmadan önce olacak şekilde, düzenli olarak tekrarlayın. Bu yöntemle soğuk algınlığına yakalanmanız imkansız.
İlk başta biraz soğuk gelse de, 30-40 saniye sonra o bölgenin ısındığını hissedeceksiniz. Kan akışına endorfin salgılandığı için, ilk birkaç gün mutlu ve zinde olacaksınız.
Sonuçları
Peki ensenizdeki Feng Fu noktasına düzenli olarak buz küpü koymanın sonuçları nedir?
Daha iyi uyumanızı sağlar
Ruh haliniz yükselir ve genel olarak kendinizi daha canlı hissedersiniz
Sindirim yolunuz kusursuz çalışır
Soğuk algınlığına elveda diyebilirsiniz
Baş ağrısı, diş ağrısı ve eklemlerdeki acıyı iyileştirir
Feng Fu noktasına uygulanan buz küpleri, özellikle şu hastalık ya da sorunların iyileştirilmesinde etkilidir:
Solunumla ilgili rahatsızlıklar
Kalp damar hastalıkları
Omurgada bozulmalarla görülen sinir hastalıkları
Akut ve mide-bağırsak enfeksiyonları ile cinsel yollarla bulaşan enfeksiyonlar
Tiroid bezindeki düzensizlikler
Eklem iltihabı, hipertansiyon ve düşük tansiyon
Bronşitastımı
Obezite, kötü beslenme ve mide bağırsak yolundaki sorunlar
Selülit (özellikle erken safhalarındayken önler)
Adet düzensizliği ve endokrin yetmezliği
Psiko-duygusal rahatsızlıklar, stres, kronik yorgunluk, depresyon, uykusuzluk
Doğrusunu söylemek gerekirse, Feng Fu yöntemi, tedavi edici değildir. Fakat psikolojik dengeyi kurar, vücudun yenilenmesini sağlar ve hayatınıza etkili bir itici güç katar. Ama önemli bir uyarı yapmakta fayda var: Eğer hamileyseniz, kalp pili kullanıyorsanız, epilepsiniz varsa ya da şizofreni ile mücadele ediyorsanız, bu yöntemi denemeyin.
Çin tıbbında, beden bir enerji sistemi olarak ele alınır. Bu yüzden de akupunktur ve masaj yoluyla, enerji akışınızı ve organlarınızın işlevsel aktivitelerini etkileyebilirsiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »