




1-Sana bir beden verilecek: Onu begenebilir veya begenmeyebilirsin ama tum omrun boyunca onunla olacaksin ve ona iyi bakmalisin.
2-Dersler Goreceksin: Dunya tam zamanli bir okuldur. Dersleri zor veya sacma bulabilirsin ama ruhunun bunlara ihtiyaci var.
3-Hata yoktur, sadece ogrenmen gerekenler vardir: Deneme yanilma yoluyla turlu deneyimlerden gececeksin. Basarisiz olmak da basarili olmak kadar bu yolculugun bir parcasidir.
4-Bir ders ogrenilene kadar tekrar eder: Alamadigin dersler degisik sekillerde hep karsina cikacak.
5-Ogrenmek hic bitmeyecek: Yasadigin muddetce dersler hep var; yaslansan da dersler hic sona ermez.
6-Buradan daha iyi bir ‘orasi’ yok: Dunyada nerede gidersen git, ic dunyani da beraberinde goturdugun icin derslerden kacamazsin.
7-Baskalari sana hep ayna tutacak: Baskalari sevdigin ve sevmedigin herseye ayna olacak; kendini onlara bakarak goreceksin.
8-Bu yasamdan ne ogrenecegin sana kalmis: Sana gerekli tum araclar verilecek; aci ve guzel deneyimlerden ne ogrenecegini sen belirleyeceksin.
9-Cevaplar icinde sakli olacak: Kendi icini dinleyip, icindeki bilgelikle baglantiya gecmen gerekecek.
10-Olur ya da olmaz dedigin hersey dogru olacak: Neyi nasil dusunursen o senin gercekligini olusturacak. Dusuncelerin hayatini sekillendirecek.
Mistik Yol
Bilinenin Otesi
SAKLAYIN BU PAYLAŞIMI !!

Kıyas, neşenin ölümüdür.” Mark Twain
“Kendin olmaya odaklanıp başkalarıyla yarışmadığında ve kendini kıyaslamadığında, herkes sana saygı duyacak.” Lao Tzu
En yaygın ve en yıkıcı günlük alışkanlıklardan biri, sürekli olarak kendini ve hayatını başkalarıyla ve onların hayatlarıyla kıyaslamaktır. Arabaları, evleri, işleri, ayakkabıları, parayı, ilişkileri, popülariteyi, kısacası her şeyi kıyaslarsınız.
Günün sonunda özgüveniniz dibe vurur ve olumsuz duygular sizi sarar. Peki ne yapabilirsiniz? Bu alışkanlıktan nasıl kurtulabilirsiniz?
Bugün bu alışkanlıkla başa çıkmanıza yardımcı olacak 3 basit adımı paylaşacağız, ancak bunları gerçekleştirmek zaman aldığından kendinize biraz süre tanıyın ve sabırlı olun.
ADIM 1: KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLARSANIZ KAZANAMAYACAĞINIZI ANLAYIN
Bunu bilinçli olarak anlamak gerçekten çok faydalı. Ne yaparsanız yapın, muhtemelen yer yüzünde o işi sizden daha iyi yapan biri vardır. Komşunuzun arabasından daha güzel bir araba aldığınızda iyi hissedebilirsiniz tabi, ancak birkaç hafta sonra bir başka komşunuz sizinkinden daha güzel bir araba alabilir.
ADIM 2: KENDİNİZİ KENDİNİZLE KIYASLAYIN
Ne kadar geliştiğinizi, neleri başardığınızı ve hedeflerinize ne kadar yaklaştığınızı görün. Bu alışkanlığın olumlu etkileri şükran duygusu, takdir ve nezaket olacaktır. Ne kadar ilerlediğinizi gördüğünüzde diğerleriyle kıyaslama yapmadan da iyi hissedeceksiniz.
Bu alışkanlığı günde veya haftada birkaç dakikanızı ayırarak günlüğünüze neleri başardığınızı yazmak suretiyle yerleştirebilirsiniz. Böylece zamanla kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakacak ve kendinize odaklanacaksınız.
Reklam
ADIM 3: DİĞER İNSANLARA KARŞI NAZİK OLUN
Diğer insanlara karşı tavrımızın ve davranışlarımızın, kendimize karşı olan tavır ve davranışlarımıza tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir etkisi var. Diğer insanları ne kadar çok yargılar ve eleştirirsek, kendimizi de o kadar yargılayıp eleştiriyoruz. Diğer insanlara karşı ne kadar nazik ve yardımsever olursak, kendimize karşı da o kadar nazik ve yardımsever oluyoruz.
Bu yüzden etrafınızdaki insanlara karşı nazik olun ve onların olumlu yönlerine odaklanın. Böylece kendinizle daha çok barışacaksınız.
Mazlum Doğan

Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası daha yaratıcı bir zekâya kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre bu cihaza program yüklemek bizim elimizde
1) DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi Ülke=Rusya çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz
2) ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun kafein mutlaka vücudu diriltip zekâyı keskinleştiren özellikler sunuyor Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı Üzerinde araştırma yapılan denekler ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir
3) OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir ’Savunmacı ol çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor
4) PANİK YAPMAYACAKSIN
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz Beynimizin amygdala isimli bölümü ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor O zaman yaratıcılık espri duygusu yok oluyor Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek Yoga yapmak da iyi bir seçenek
5) DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN
Hayata karışın UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk düzenli değil düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor
6) EGZERSİZ YAPACAKSIN
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu
7) ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner “Hızlı okumak diye bir şey yoktur Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak” diyor Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı O yüzden yavaş okumak iyidir hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz
* alıntıdır

Hepimizin hayatta pes ettiği bir dönemi vardır..İnsanlar çeşitli acılar yaşıyarak pes etme noktasına gelirler..
Bu durum aslında bir bitişi belirler..Örneğin ; Yaşadığımız büyük bir sarsıntı,aşk acısı,en yakınını kaybetme acısı,kötü bir yenilgi,hayal kırıklığı gibi durumlarda ,artık mücadele gücünü kaybeden insan PES eder ve kendini bırakır…..
“KENDİNİ BIRAKMA” sözcüğüne dikkat ederseniz,”kendinden vaz veçme” demek olduğunu anlarsınız..Kendinden vaz geçen insan yavaş yavaş tüm hücrelerine “YAŞAMAK İSTEMİYORUM ” diye seslenir..Ve peşinden türlü hastalıklar baş göstermeye başlar..Bedenimizin her hücresi akıllıdır , insanın düşündüğü her şeye, ağzından çıkan her söze karşılık verir.PES etme noktası aslında, içinde bulunduğumuz olumsuz durumun bitişidir ..Bilincimiz bizi pes etme noktasına getirdiyse bize ” ARTIK YENİ BİR BAŞLANGIÇIN ZAMANI GELDİ ” diyordur..Kendinizi böyle bir durumda görüyorsanız,
lütfen bunu idrak edin..Ve sakın,kendinizi bırakmayın..
Kendinize şöyle seslenin
BU BİTİŞ BANA YENİ BİR BAŞLANGICI GETİRİYOR
VE BU YENİ BAŞLANGIÇ TÜM HAYATIMA
HUZUR SAĞLIK VE MUTLULUK GETİRİYOR..
KENDİMİ BÖYLE KABUL EDİYOR VE ONAYLIYORUM
Kendinize bu şekilde seslenirseniz,bu defa o ,muhteşem akıllı hücreler bu seslenmeye karşılık verecek ve sizi içinde bulunduğunuz KENDİNDEN VAZGEÇMİŞLİKTEN kurtaracaktır….
Serap Özger

Hayatta içinde bulunduğumuz her durum değişkenlik gösterebilir. Karşılaştığımız her olayın içerisinde sevgi vardır. Nefret dolu olduğunuzda bile aslında bu bir sevgi yansımasıdır. Bununla birlikte karşılaştığınız her durum, olay ve insan içinde bulunduğumuz ya da bulunacağımız hallerin birer işaretidir.
Yaşanılan hayal kırıklıkları, sonlar, bitişler, terk edilişler, vazgeçilen olmalar ve görmezden gelinmeler… Bunların tamamı bir son gibi görünse de ve hepimizde hayal kırıklığı yaratıyor olsa da hepsi yeni başlangıçların birer işaretleridir.
Aynı sonların başlangıca dönüştüğü gibi, her olumsuz durum da daha sonrasında olumlu bir hal alır. Biten, giden, terk eden herkesi ve her şeyi sevgi ile uğurlamak gerekir, çünkü onlar “biz”lerin değişiminde görevlerini yerine getirmişlerdir.
Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır
Belki çok klasik bir söz gibidir fakat çok da içi doludur aslında. “Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır.” sözünün. O yüzden başımıza gelenlerden dolayı dış odaklı bir suçlu aramak yerine, ya da durumdan ötürü kendimizin kurban rolüne bürünmesindense bizlere gelen her şeyin sınavın bir parçası olduğunu bildiğimizde; tevekkül gösterip, yüce gönüllülük ile kabul ettiğimizde bizdeki en büyük değişim ve gelişim gerçekleşmiş olur ve kendimizden yeni bir benlik ortaya çıkarabilmiş oluruz.
“Birilerinin çöpü bir başkasının hazinesidir.” Kendimizi neye ya da kime göre değersiz hissediyoruz? Bize birinin kendimizi değersiz hissettirmiş olması bizi ne kadar değersiz yapabilir ki? Ya da tümünü geçtim, gerçekten bunu hissettirmiş olmasına ya da birilerinin çöpü olmaya hangi oranda tevazu gösterebiliriz? Peki ya tevazu içerisinde olmak nasıl bir haldir? Tevazu da olmak demek kırmamak ve kırılmamak anlamına gelir.
En büyük tevazu göstergesi aslında kırılmamayı başarabilmektir yani birileri bize çöp muamelesi yaptığında bunu anlayış ile kabul edebilme yürekliliğini gösterebilmek demektir. Bu tarz bir davranışa karşı hoşgörü ile yaklaşabiliyor olmak bizi hem kendimiz hem de bir başkası için hazineye dönüştürecektir.
Şems Tebrizi’ nin de dediği gibi “Hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur.” Yıkıntılar arasındaki hazineleri ancak gönül gözü ile görebilenler fark edebilirler ve biz de gönül gözümüz ile baktığımızda görebiliriz içimizdeki cevheri ve değerimizi.
Hüma Ünsal
Kaynak İndigo dergisi

Hepimizin en sık kullandığı ev malzemelerinden birisi şüphesiz elma sirkesidir. Hem beslenme amaçlı hemde evde temizlik amaçlı çok yönlü bir ev yardımcısıdır. Sizler evde kendi uygulayacağınız yöntemlerle kendi zevkinize göre ve tamamen saf elma sirkesi yapabilirsiniz. Ülkemizde organik elma bulmak çok kolay olacağından, yapacağınız sirke organik sirke olacaktır.
Evde Organik Elma Sirkesi Nasıl Yapılır?
Organik Elma Sirkesi Tarifi Malzemeleri:
2 adet elmanın kabuğu
750 ml temiz içme suyu ( 1 litreden biraz az )
Bir çay kaşığı şeker
Bir çay kaşığı tuz
1 lt’lik cam kavanoz
Elmaların kabukları biraz kalınca soyulur ve kavanozun içine bırakılır. Daha sonra su, şeker ve tuz eklenerek kavanozun ağzı kapatılır. Bir süre şeker ve tuz eriyinceye kadar çalkalanır. 10 gün ışık almayan karanlık bir yerde bekletilir. ( Bazı okurlarımız ağzı kapatıldığında sirke sürecinin meydana gelmediğini yazmışlar. Konuyu tecrübe ettikten sonra paylaşacağız ) Aşağıda İbrahim Saraçoğlu’nun paylaştığı sirke tarifi ile de deneyebilirsiniz.
Evde organik elma sirkesi yapımı için püf noktaları:
Temiz içme suyu şart
Karanlık ve kuytu bir yer olmasına özen gösterin
Ara ara kavanozu karıştırın ve açıp kontrol edin.
( Elma sirkesi yapımı ne kadar basit! Elma kabuğu çöp değildir )
Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu Evde Elma Sirkesi Yapımı
Evde Elma Sirkesi için Malzemeler:
8-9 adet doğal elma
2 litre temiz su
2 yemek kaşığı bal
1 tatlı kaşığı tuz ( kaya tuzu olursa daha iyi olur )
2 litrelik kavanoz veya bir kap
Elmaların sap ve çekirdekleri ayıklanır, güzelce doğranır ve temiz bir kab içine alınır, üzerini hafif geçecek kadar su eklenir ve diğer malzemeler konur. Kab üzerine bir tülbent konur ve mümkünse tülbent bağlanır ki böcek ve sinekler girmesin. İlk günler her gün, ileri ki haftalarda ise haftada bir karıştırılır. İlk haftadan sonra kavanoz çevresinde küçük sirke sinekleri görmeye başlarsınız bu normal bir durumdur. Bu tür sirkenin oluşması için en az iki ay süre gerekmektedir. Sirke hazır olunca içerisinde bir tabaka mantar küfü oluşabilir. Buda normal bir durumdur bu tabaka bir maya tabakasıdır. Bu maya tabakasıyla; bal kullanmadan diğer yapacağınız elma sirkesini mayalayabilirsiniz.
Evde organik elma sirkesi yapımı ile ilgili bilinmesi gerekenler:
Sirkeniz ne kadar çok beklerse o kadar kendine özgü ve kaliteli olur. Eğer sirkenizin kalitesini arttırmak isterseniz; 15- 20 süreden sonra karışımı süzüp, oluşan sirke içine iki üç adet nohut, bir parça ekmek, az miktarda kaya tuzu atın ve kavanozun ağzını kapatarak 40 gün bekletin. Daha sonra süzün.
Not: Ayrıca; elma sirkesi tarifi ile diğer meyvelerden de aynı yolu izleyerek sirke yapımı mümkün. Ayva, üzüm, armut, hurma, alıç, portakal veya limon kabuğu ( bergomat ve diğer narenciyeler dahil ) gibi meyvelerden de aynı yolu takip ederek sirke yapmak mümkündür. Narenciyeden yapılan sirke daha çok ev temizliği için kullanılabilir ve kokuları oldukça güzeldir. Limon ve portakal kabuğu sirkesi tarifi için tıklayın: Portakal ve Limon Kabuğu Sirkesi
Bitki Sirkesi Yapımı:
Eğer size çok iyi geldiğini bildiğiniz bir bitki varsa, ( maydanoz, dereotu, kekik, biberiye semizotu vs.. ) elinizdeki sirke içerisine bu bitkilerden koyarak 1 ay kadar bekletin ve sonra süzün. Muhteşem ve tam size özel sirkeniz hazır.
Ayrıca sirkelerinizi elma yerine diğer meyvelerden veya meyve kabuklarından da deneyebilirsiniz. Örneğin; portakal kabukları, limon kabukları, hurma vs. Meyve kabukları çöp değildir. Yaptığınız sirke eğer hoşunuza gitmediyse atmayın, sirke mükemmel bir temizlik malzemesidir.
Elma Sirkesinin Diğer Faydaları
Elma sirkesi zararlı mikroorganizmaları öldürür. Mutfak bezlerinizi sirke ile dezenfekte edebilirsiniz. Ayrıca çamaşırlarda yumuşatıcı olarak makinanın yumuşatıcı gözüne, bulaşıklarda ise makinanın parlatıcı gözüne sirke koyup sonucu görebilirsiniz. Sirkenin en güzel yanı ise deterjan artıklarını tamamen silip atması. Evinizde halı temizliğinden tutun, mobilya parlatmaya kadar ( bknz: Doğal Temizleyici Tarifleri ) pek çok alanda işinize yarayacaktır. Ayrıca sivilce problemlerine karşı elma sirkesi ve soda karışımının çok faydalı olduğu söylenmektedir. Bunun yanında yine topuk dikeni gibi problemlere karşı, ayaklarınıza sirkeli ılık suda masaj yağmak iyi gelecektir. Ayrıca banyo sonrasında durulama suyunun içine bir miktar elma sirkesi koyun ve vücudunuzu bu suyla durulayın. Bu sayede şampuan veya sabun artıkları nötralize olacak ve mantar oluşumu ihtimalinin önüne geçecektir.
KAYNAK: 1 ORGANİK.COM

Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Çünkü her zaman söyleyecek olumlu bir şeyler bulurdu. Hatta bu huyu nedeniyle bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile!
Birisi nasıl olduğunu sorsa; “Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep. Jerry, doğal bir motivasyoncuydu.
Yanındaki insanlardan biri kötü bir gündeyse yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.
Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni. Bir gün sordum; “Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun?” diye…
“Her sabah kalktığımda kendi kendime; ‘Jerry bugün iki seçimin var. Havan ya iyi olacak ya da kötü!’ derim. Her zaman havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda yine iki seçimim var. Kurban olmak ya da ders almak. Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim. Birisi bana bir şeyden şikâyete geldiğinde, yine iki seçimim var. Şikâyetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Ben olumlu yanlarını göstermeyi seçerim.”
“Yok yahu” diye dalga geçtim. “Bu kadar kolay yani…”
“Evet… Kolay…” dedi Jerry.
“Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin!”
Jerry’nin bu sözleri beni oldukça etkilemişti.
Onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine olumlu seçimler yaptığımda hep onu hatırladım. Yıllar sonra Jerry’nin başına çok talihsiz bir olay geldi. Soygun için gelen hırsızlar Jerry’yi delik deşik etmişler.
Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hâlâ vücudundaymış.
Ben onu olaydan altı ay sonra gördüm.
“Nasılsın?” diye sorduğumda; “Bomba gibi” dedi.
“Olay sırasında neler hissettin Jerry?” dedim.
“Yerde yatarken iki seçimim var diye düşündüm.
Ya yaşamayı seçecektim ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim.
Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı.
Bana hep ‘iyileşeceksin merak etme’ dediler.
Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerken
doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana ‘Bu adam ölmüş’ diyordu.
Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım.
Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak,
herhangi bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu.
‘Var’ diye yanıt verdim.
Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.
Derin bir nefes alarak kendimi topladım ve bağırdım:
‘Benim kurşunlara alerjim var!..’
Gülmeye başladılar.
Tekrar bağırdım;
‘Ben yaşamayı seçtim.
Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil.’
Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yaşadı.
Yaşaması bana yeni bir ders oldu. Her gün hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim ve de her şeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu…”
Francie Baltazar Schartz’ın yazısını okudunuz.
Şimdi önünüzde iki seçiminiz var:
1. Ya bu yazıyı okuyup, bir kenara atacaksınız!
2. Ya da birileriyle paylaşacaksınız!
Ben seçimimi yaptım. Siz değerli okurlarımla paylaştım.
Ya siz? Siz ne yapacaksınız?

Büyüyen Ay sürecinde, (Yeniayda…)
Renksiz cam bir şişeyi tepesinde az boşluk bırakarak içme suyuyla doldur.
Üstüne ya da altına, Ay Işığı yazılı bir kağıt yapıştır. (Yazı şişenin içine dönük olsun)
Şişeyi, dışarıya, ay ışığını en çok alan noktaya yerleştir.
İki elinle şişeyi tutup ”Ay ışığının gücüyle dol, içene huzur ve şifa ol” diyerek niyet et.
( 1 dk dur, niyetini hisset, suyun ay ışığıyla parladığını imgele)
Gecenin ilerleyen saatlerinde, Ay ışığı artık suya ulaşmadığında şişeyi içeri al. (2 saat görmesi yeterli. Ama eğer ki tüm gece Ay ışığı gören bir yerdeyse, sabah erken saate öğle güneşinden önce gölgeye alabilirsin)
Nasıl Kullanacağın sana kalmış:
Günlük içme suyuna katarak, meditasyon desteği olarak ya da mekan temizliği-arındırma suyu olarak kullanabilirsin…

Tatilden, iş gezisinden veya ailenizle geçirdiğiniz bir hafta sonundan eve dönüşünüzde elektrikle çalışan dijital saatinizin yanlış zamanı gösterdiğini farkettiniz mi?
Büyük ihtimalle siz evde yokken elektrik kesintisi olmuştur. Elektrik kesintisinin olduğunu kolayca farkedebilirken, ne kadar süreliğine kesildiğini anlamak çok zordur. Bu nedenle de buzdolabınızdaki yiyeceklerin çözüldüğünü, bozulduğunu ve daha sonradan tekrar donduğunu farkedemezsiniz.
Ya da farkedebilir misiniz?
ABD’nin bazı bölgelerini vuran Matthew kasırgası sonrasında Sheila Pulanco Russell isimli bir kadın evlerini boşaltmak zorunda kalan insanlar için harika bir ipucu önerdi.
İpucu sayesinde uzun süredir evde olmadığınız halde elektriğinizin kesilip kesilmediğini ve dolayısıyla buzdolabınızdaki yiyeceklerin bozulup bozulmadığını anlayabiliyorsunuz.
Bir gün işinize kesinliklere yarayacağını düşündüğümüz ipucunda tek ihtiyacınız olan bir kupa, çeşme suyu ve bozuk para.
Fotoğraf: Facebook
Yüz binlerce kişinin paylaştığı Facebook gönderisinde Sheila ipucunu şöyle açıklıyor:
“Kasırga sonrası evinden geçici süreliğine ayrılmak zorunda kalanlar veya tatile çıkacaklara harika bir önerim var. Dondurucuya içi su dolu bir kupa yerleştirin. Donduktan sonra dondurucudan alın ve üstüne bozuk para koyup dondurucunuza geri koyun. Böylelikle eğer kasırga nedeniyle evinizden uzun süre uzak kaldıysanız ya da ailenizle beraber uzun soluklu bir tatilden yeni döndüyseniz, buzdolabınızdaki yiyeceklerin bozulup bozulmadığını anlayabilirsiniz.
Eğer bozuk para, ortadan aşağıya doğru düşmüşse yiyecekleriniz bozulmuş demektir. Eğer bozuk para olduğu yerde yani kupadaki buzun üstünde duruyorsa, yiyeceklerinize bir şey olmamış demektir. Bu ipucunu, evinizden bir süreliğine uzaklaşacaksınız denemekte fayda var. Böylelikle siz evde yokken elektriklerin kesilip kesilmediğini ve dolayısıyla yiyecekleriniziz bozulup bozulmadığını anlayabilirsiniz.
Eğer yiyeceklerinizin bozulup bozulmadığından emin değilseniz, atın gitsin. Önemli olan sağlığımız. Lütfen ipucunu arkadaşlarınızla PAYLAŞIN.”

1.) “Her şeye canını sıkma ey gönül! Ne bu dertler kalıcı, ne bu ömür.”
2.) “Güzel günler sana gelmez. Sen onlara yürüyeceksin.”
3.) “Ey dost! Derdin ne olursa olsun umudun her zaman Allah olsun.”
4.) “Kalbinizle yaptığınız her şey, size geri dönecektir.”
5.) “Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp yine bize döneceği bir dağdır.”
6.) “Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.”
7.) “Güzellik dilin altında gizlidir. Sükût, incelik, edep ve zarafet insanı her gittiği yerde sultan yapar.”
8.) “İstediğin olmuyor diye üzülme. Ya daha iyisi olur, ya da hayırlısı budur…”
9.) “Ümitsizlikten sonra nice ümitler, karanlıkların sonunda nice güneşler var.”
10. “İnsanı inciten kişinin… Allah’ı incittiğinden haberi yoktur.”
11.) “İnsanlar kıyafetiyle karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.”
Reklam
12.) “Sabır; ağrıları dindiren acı bir ot gibidir. Hem can yakar hem de tedavi eder.”
13.) “Cahil bir kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.”
14.) “Sıkıntı yok efendiler! Dert; insana yol gösterir.”
15.) “Sevgi şifâdır. Sevgi güçtür. Sevgi; değişimin mührüdür.”

İçeriğinde bol miktarda demir, kalsiyum ve potasyum bulunan pekmez, kişinin enerjisini yükseltirken, cinsel gücünü de artırıyor… Tahinle karıştırıldığında ise tam bir afrodizyak etkisi gösteriyor…
Küçük-büyük herkese özellikle kış aylarında tüketilmesi önerilen pekmez, aynı zamanda afrodizyak etki yaratıyor. Sağlığa faydaları saymakla bitmeyen pekmez vücuttaki kanı artırıyor, enerji veriyor, iştah açıyor. Hamilelikte ve bebek gelişiminde fayda sağlıyor. Mideyi, bağırsakları, böbrekleri kuvvetlendiren, damar sertliğine iyi gelen, kan dolaşımını rahatlatan pekmezin sağlığa diğer faydaları ise şöyle:
Soğuğa karşı vücut direncini artırır.
Astım ve bronşit hastalıklarında faydalıdır. n Çocukların zeka gelişimine yardımcı olur.
Kolestrolü düşürür ve tansiyonu dengeler. n Cinsel gücü ve sperm sayısını artırıcı özelliği vardır.
Akciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. n Günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılar.
TAHİNSİZ OLMAZ
Pekmez ile birlikte mükemmel bir lezzet oluşturan tahinin de faydaları hayli fazla.
Tahinin hammeddesi olan susam, besin maddelerinin kralıdır. Susamda yüzde 45 protein, yüzde 55 yağ vardır.
Soğuk algınlığına, nezle gribe iyi gelir. Zihinsel yorgunluğu giderir.
Hücreleri yeniler. Gençlik kaynağıdır. Özelliği ise hücreleri yenilemesi ve yaraları kapamasıdır.
Tahinde bol miktarda lesitin (E vitamini) bulunur. C ve B vitaminleri de boldur. n Cinsellik hormonlarının oluşmasına yardımcıdır.
İdrar söktürücüdür. İki çorba kaşığı tahinde yaklaşık yarım kilo biftekteki kadar protein vardır.
MİDE AĞRISINA BİREBİR
Tahin, özellikle ülsere ve gastrite iyi geliyor. Ancak tahini aç karınına sade halde tüketip (2-3 yemek kaşığı) üzerine yarım saat asla su içmemek gerekiyor. Şeker hastalarına önerilmiy

Sevginin tüm yaşamın anlamı olduğunu, insanı üzmenin günahla eşdeğer olduğunu, yaşamın çok değerli olduğunu anlaşıldığı yaş.
İlk yirmi yılı hiç bir şey anlamadan aileye topluma kendini kanıtlamakla,
İkinci yirmi yılı iş güç çoluk çocuk aile içi çatışmalarını idare etmekle,
On yılı ise artık olgunlaşmak ve sevginin; salt sevginin değerli olduğunu anlamakla geçer.
Elli yaşındaki insan artık önünde tüm gücüyle yararlı olabileceği en çok on beş ya da yirmi yılı olduğunu çok iyi bilir.
Ve arkasını dönüp baktığında geçen elli yılın hızından ödü kopar.
Önünde kalan yirmi yılında bu hızla geçeceğini çok iyi bildiğinden sevginin önemini anlar.
Mutlu olmanın, mutluluk vermenin yaşamın gerçek yüzü olduğunu; gerisinin hikaye olduğunun farkına varır. Ve yaşamında sevgiden başkasına yer vermez.
Kısacası elli yaşında olmak; mutluluğa açılan kapının keşfedilmesidir.
(Ekşi Sözlükten)

ve içime aldığım ne olursa olsun kahkahanız yada gözyaşınız , kalbimi açarak içime almaktan sevinç duyuyorum
Kaynak: Spritüeller

Cemre kelimesi çok eski zamanlardan beri kullanılan bir kelime Anlamı ‘kor haline gelmiş ateş, köz’ Köz, yani kıpkırmızı ateş… Büyüklerimiz cemre yerine bazen “cemile” kelimesini de kullanır Cemre ya da cemile düşmesi baharın gelmek üzere olduğunu haber verir Eskiden büyüklerimiz yapacakları işleri buna göre ayarlarlarmış Mesela toprak ısınmadan atılan bir tohum yeşermez Bu yüzden dedelerimiz, babalarımız, özellikle çiftçilikle uğraşan büyüklerimiz cemre ve buna benzer olayları dikkatle takip eder, işlerini buna göre ayarlarlarmış…
Zamanı geldiğinde cemre düştü deriz Düşen bir şey var mıdır, ne nereye düşmüştür? Bu söz söylendiğinde bizler, tabii olarak bir şeyin bir yere düştüğünü düşünürüz Ama büyüklerimiz aslında pek görünmeyen bu olayı, aklımızın daha kolay kavrayabilmesi için böyle söylüyorlar Biz de, ateş anlamına gelen cemrenin havaya düşmesini, sanki havaya bir ateş değmiş gibi düşünebiliriz Ateş değer, yani cemre düşer, hava ısınır ‘Cemre’nin havaya düşmesi ile hava sıcaklığının arttığı düşünülür Birinci cemre düştüğü zaman havalar ısınmaya başlar, ikinci ve üçüncü cemreler düşünce artık hava sıcaklığı iyice artmıştır
Kaç tane cemre vardır ve cemreler ne zaman düşer?
Üç tane cemre vardır Bunlar sırayla önce havaya, sonra suya sonra da toprağa düşer Her cemrenin arasında bir haftalık zaman vardır
Birinci cemre 19-20 Şubat’ta havaya düşer İlk cemreyle hava bir miktar ısınır
İkinci cemre 26-27 Şubat tarihlerinde suya düşer
Üçüncü cemre ise 6-7 Mart tarihlerinde toprağa düşer
Her cemre düştüğünde sıcaklık biraz daha artar Bizler de bu ısınmayı hissedebiliriz Cemre bu ısınma olayının adıdır Cemre ya da cemile, bu tarihlerde havaya, suya ve toprağa düşüp, bunları ısıttığı düşünülen olaydır
Yenilenme enerjisi doğada uyanıyor… Hepimize ilham olsun.. düş’en Cemreler..
Türk ve Altay halk kültüründe ve mitolojisinde İmre (İmere veya Emire) adı verilen doğa ruhunun neden olduğuna inanılır. İlkbaharda görünüp titrek ışıklar saçarak göğe yükselir. Sonra buzların üzerine düşerek onları eritir. Oradan da yere girer. Bundan sonra ısınmış topraktan buhar yükselir. Emire baharın gelişini temsil eder. Bulgarlarda Zemire olarak yer alır. Anadolu Türkçesindeki Arapçadan gelme Cemre sözcüğünün aslında bu adın benzetme yoluyla değişmiş hali olduğu söylenebilir. Zemre ise Kumuk Türkçesinde nem, buhar gibi anlamlara gelir.
Tasavvuftaki kor ve ateş kavramlarının mecazi anlamları vardır. Temizlenmeyi ve yeniden doğuşu temsil eden ateş aşk kavramının yakıcılığıyla da yakından ilgilidir.”
🔥
🔥 ateşimiz boll olsun”
Alıntıdır…