Yumurta kaynattığınız suyun ne kadar yararlı olduğunu biliyor muydunuz? …

yumurta-nasil-haslanir[1]

 

 

EVİNİZDEKİ ÇİÇEKLERİN CANLANMASINI SAĞLAR
Yumurta kaynattığınız su mineral ve kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Evinizde bulunan çiçeklerinizi bu suyla sulayarak solmuş çiçeklerinizi bile canlı hale getirin.
SAÇINIZIN CANLI GÖRÜNMESİNİ SAĞLAR
Suyu ılıtıp saçınıza dökün protein açısından zengin olan yumurta suda kaynatılınca protein suda çözünür ve saçınızın daha canlı görünmesini sağlar.
KİRECİ TEMİZLER
Yumurtanın kabuklarını da kaplardaki kireci temizlemek için kullanabilirsiniz. Kaplardaki kireci temizlemek için kabın içine yumurta kabuklarını bırakıp kaynatın veya bir miktar sirke döküp kaynatın. Kireç’in yok olduğunu göreceksiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YÜKSELİŞ İÇİN YAPABİLECEĞİMİZ ARINMA ÇALIŞMALARI

free happy young woman in the sping time

 

YÜKSELİŞ İÇİN YAPABİLECEĞİMİZ ARINMA ÇALIŞMALARI

1:Tuz banyoları & mineral banyoları ve termal doğal kaynaklarda arınma
2:Topraklanma (çıplak ayak çimlerde dolaşmak veya ağaçlara sarılmak)
3: Bol Su tüketimi (manyetize/alkali su)
4:Günde en az 30 dakika egzersiz (yoga veya yürüyüş)
5:Mümkünse 2 yada 3 gün sadece su ve doğal meyve suları içimi
6:Düzenli olarak uygun zamanlarda meditasyon
7: Çiğ sarımsak, zencefil ve elma sirkesi gibi temizleyicileri her hafta tüketilmesi
8: Uygun zamanlarda nefes çalışması (burundan alıp bekletmek ve bir süre sonra vermek şeklinde)
9: Sık sık şükür ve benzeri sevgi içerikli cümlelerin sesli olarak tekrarı (kendi duyabileceğiniz sesle)
10: Çocuklarla, ve doğada sık sık zaman geçirmek.
11:Zaman zaman yalnız olmayı tercih etmek.
12:Sebze ağırlıklı beslenmek (özellikle kırmızı eti çok fazla tüketmemek )
13:İşlenmiş gıdaları (doğal olmayan) az tüketmek.
14:Bagımlısı olduğumuz her ne var ise, bağımlılık derecesini minimuma düşürmek.
15:Gazlı ve asitli içecekleri çok az ya da hiç tüketmemek.
16:Zihinsel arınma dönüşümü için, sevgi ve barış içerikli sohbetleri tercih etmek
17:Kutupluluktan, yargılamadan, dedikodudan uzak durmak,
18:Öfke kontrolü (egosuzluğu deneyimlemek)
19:Pozitif ihtiyaçlarımız ve değişimimiz için meleklerden ve ışık varlıklarından yardım istemek
20:Daha üst bilince ulaşmak için,kalben arzuda bulunmak.
21:Sosyal yaşantımızı kademeli olarak minimize etmeye çalışmak.
22:Kalbimizi sevgiye mümkün olduğunca açmak
23:Ayak detoksu yaptırmak.
24: Yarı değerli taşlar takmak :
Bunlar şu andaki nötralize edici çiplerden çok daha fazla yardımcıdır. Alanların yönünü değiştirmek için, tek bir 2 cts veya daha fazla refraktif (ışığı kırıcı) bir taş bir ele takılır ve diğer ele çifte refraktif taş takılır. Tek refraktif taşlara örnek elmas, lal ve spinel’dir. Çifte refraktif taşlar akuamarin, safir, yakut, zümrüt, turmalin, topaz veya ametist, peridot &sitrin gibi herhangi bir kuvars türüdür. Çifte refraktife referans olarak, 4 karat boyutu veya daha fazlası daha iyidir. Bunu her bilekte soy metaller ile birleştirin, altın, palladyum veya platin en iyisidir. Soy metaller satın alınamıyorsa gümüş, bakır, pirinç, titanyum ve karbon çeliği yardımcı olur. Boynunuza stabilize edici olan bir kolye ucu bulunan bir zincir takın, örneğin lapislazuli, malakit veya azurit. Bu işlem vasıtasıyla alanınızı daha fazla artırma ve gördüğünüz ters alanları başka yöne saptırma yeteneğine sahip olursunuz. Berrak taşlar yüksek boyutlu ışık dalgalarının harika üreticileridirler ve kişinin alanını büyütürler ve sağlam olmasına yardımcı olurlar. Aynı anda beril (zümrüt, morganit, aleksandrit, aquamarin) ve korundum/alümintum oksit (yakut & safir) takmayın.
25: Ekranlardan uzak durmak :
Bilgisayar ekranları için bu zordur, televizyonlar için 4- 5 metre uzaklık tavsiye edilir.
26: Bilgisayar, mikrodalgalar ve televizyon bulunan odalarda anyon katyon oranını düzeltmekte yardımcı olan halis tuz blokları & hava filtreleri gibi iyonik üreteçler kullanmak
27 : Bilgisayarın etkilerinin nötralize edilmesi için ekranın bir tarafına demir nikel meteorit, diğer tarafına da malakit bloğu koymak. (Bunların her birinin ağırlığı en azından yarım kilo olmalıdır)
28: Saunalar, kolon temizliği, masaj terapisi
29: Boynunuza ve her iki bileğinize soy metal takmak (altın, platin vs)
30: Sağlıklı beslenme
31: Alkol ve sigaradan uzaklaşmak
32: Toksik her türlü ilacın bırakılması veya en aza indirilmesi.
33: Alanı dumanlama, adaçayı ile tütsüleme
36: Yaşam alanlarınızdaki aydınlatmayı florasan tarzı ampullerle degil , sarı ışıkla yapmak
37: Evinizin televizyon ve bilgisayar olan odalarına himalaya tuzları(1kg ) yada ülkemizde bulunan çankırı kristal tuzlarını yerleştirmek
38:Yaşamla ilgili tüm sorunların çözülmesi, tüm bağımlılıkların azaltılması, ekonomik durum dahil yaşamsal sadeligi ve dengeyi sağlamak
39: Olabildiğince kabulde olmak, bağışlayıcı,affedici, uyum ve barış yanlısı olmak
40:Hızla kutupluluk bilincinden uzaklaşmak
41: Tüm prangaları ve kalıpları kırmak, sizi madde bilincine mahkum eden tüm ilişkilerden uzaklaşmak
42:Düaliteden kopuş (doğru-yanlış,iyi-kötü , güzel-çirkin gibi katı tanımlamaları bırakmak)
Sevgili kardeşlerim, tüm bu yazdıklarımızı uygulamak ve başarıya ulaşmak için çok ama çok disiplinli olmanız ve bunları zorunluluk bilinciyle değil sevgi bilinciyle yapmanız gerekir.
Sevgi ve ışıkla …
Emel EVREN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Japonya’dan Müthiş Uygulama:1 Ay Boyunca Her Gün Boş Mideye Su İçince Neler Oluyor?

Japonya’dan Müthiş Uygulama : 1 Ay Boyunca Her Gün Boş Mideye Su İçince Neler Oluyor?
Bugün size, aslında uygulaması pek kolay olan, sonuçlarıysa test edilip onaylanan nefis bir yöntemden söz edeceğiz. Üstelik bu yöntem sayesinde cildinizi gençleştirebilecek, mide ağrılarınızın önüne geçebilecek hatta kolayca zayıflayabileceksiniz.
Her şey kendini sürekli yorgun hisseden ve cildinden memnun olmayan Brightside yazarının, Japon kadınlarının nasıl pürüzsüz bir cilde sahip olduklarını merak etmesiyle başlıyor. Yaptığı ufak bir araştırma sonucunda Japonların gelenekleri gereği sabah kalkar kalkmaz aç karnına bol bol su içtiklerini öğreniyor ve kendisi de bu yöntemi denemeye karar veriyor.
1 ay boyunca her sabah uyanır uyanmaz su içmeye başlayan Brightside yazarı, bakın bu 1 ayın sonunda kendisinde nasıl değişiklikler olduğunu fark ediyor…
“Daha sağlıklı ve canlı hissetmeye başladım”
“Sabahları su içmeye başladıktan birkaç gün sonra, kendimi daha hafif hissetmeye başladım. Vücudumun daha kolay arındığını hissediyordum.”
“Metabolizmam gelişti”
“Bu taktik sayesinde diyetim daha çekilebilir bir hale gelmişti. Daha az aç hissediyordum. Her saat acıkıp bir şeyler atıştırma alışkanlığım bitmişti. Daha çok enerjim vardı.”
“Kilo vermemde yardımcı oldu”
“Daha az aç hissetmeme ek olarak, sindirimim de güçlendi. Daha fazla enerjim olduğu için daha fazla hareket edebiliyordum.”
“Mide sorunlarım bitti”
“Ara sıra sinirim sıkıntıları ve asit reflüsünden muzdarip olurdum ama bu su içme tekniğine başladığımdan beri bu problemlerden kurtuldum. Artık yemeklerden sonra kendimi rahatsız hissetmiyorum seroquel medication.”
“Cildimin görünüşü güzelleşti”
“Yalan söylemeyeceğim, eskiden insanlar yaşımdan daha olgun göründüğümü söylerdi. Bu terapiye başladığımdan beri kırışıklıklarım azaldı ve derim daha sağlıklı ve parlak görünmeye başladı.”
Yeterince Suİçip İçmediğinizi 2 Saniyede Test Edin
“Saçlarım çok daha güzel gözükmeye başladı”

“Eskiden saçlarım kolayca kırılırdı ve ayda iki kere kestirmek zorunda kalırdım. Bolca su içmem sadece daha çabuk uzamasını sağlamadı, aynı zaman artık daha parlak görünen saçlara sahibim.”
“İdrar yolu enfeksiyonlarından kurtuldum”
“Bu aç karnına su içme yöntemi, tüm antibiyotiklerin çözdüğünden daha güzel bir biçimde, idrar yolu enfeksiyonu sorunlarımı çözdü. Artık yanma hissi yaşamıyorum.”
“Uzun zamandır hasta olmuyorum”
“Bu basit ritüel bağışıklık sistemimi güçlendirdi. Boş mideye su içmek gibi çok kolay bir yöntem bile hastalıklarla ilaçsız başa çıkmamı kolaylaştırdı.”

Nasıl uygulanır derseniz: Aç karnına su içme yöntemi tam olarak nasıl uygulanıyor?
Uyanır uyanmaz, mideniz henüz bomboşken 4 bardak su için. Eğer 4 bardak zor gelirse, 1 bardak ile başlayıp yavaş yavaş artırın.
Suyunuzu içtikten sonra 45 dakika boyunca hiçbir şey yemeden bekleyin ve 45 dakikanın ardından her zamanki gibi istediğinizi yiyip içmeye başlayın.
Gün içindeyse yediğiniz her öğünün ardından 2 saat boyunca hiçbir şey yiyip içmeyin.
Tüm bunları uyguladığınızda yukarıda okuduğunuz sonuçları 10 gün içinde görmeye başlayacaksınız. Eğer şeker ya da hipertansiyon gibi sorunlarınız varsa bu yöntemden sonuç almanız 30 günü bulabilir, asla pes etmeyin.

Kaynak: Bayanlar Bilir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Üstat Moshe Abudaram’dan 10 Altın Anahtar:

144140-agaoglu-ndan-altin-anahtar-50c5e215c522c[1]

 

Moshe Abudaram’dan 10 Altın Anahtar:
1- Nefes alın. Ne zaman sıkılırsanız, farkında olun ve nefes alın. Nefes ruhunuzun beden ile bağıdır. Bu bağlantınız hep yerinde olsun.
2- Su için. Vücudunuzda su yoksa ruhunuzun ikamet ettiği beden ne görevlerini ne de sizin arzularınızı gerçekleştirebilir.
3- Endişeye değil, neşeye odaklanın. Ancak neşe karşınızdaki kapalı kapıları açan anahtardır. İçinizden gelmiyorsa bile, gülün, kahkaha atın, frekansınızı değiştirin. İçinizden gelmese de radyonun kanalını değiştirin.
4- Yarının problemlerini bugünün enerjisi ile çözemezsiniz. Size bugün için gerekli tüm güç verildi. Ve yarın, yarın için gerekenler verilecek. Taşıyamayacağınız hiçbir yük size verilmez. Kendinize güvenin.
5- Kendi anne babamızı biz seçtik. Onlara gereken saygıyı gösterin. Ne olursa olsun. Kızsanız da, darılsanız da, üzülseniz de, saygı gösterin. Bazen saygı sevgiden de önemli olabilir.
6- Çocuklarınız size ait değiller. Onlara hak ettikleri gibi, bağımsız ve özgür varlıklar olarak gerekli sevgi ve saygıyı gösterin. Ve bilin ki onlar sizi seçti, sizin kendi anne babalarınızı seçtiğiniz gibi. Yaşamak için geldikleri bir yol. Onlar için bir şey yapmak istiyorsanız bu yolu yürümeleri için onlara destek olun.
7- Ruhunuzun ölümsüz olduğunun farkında olun. Hep vardınız ve hep var olacaksınız.
8- Ben akşamdan ertesi sabah 6’da uyanmayı kendime vaat edersem, bu olur. Peki, sözleriniz ile siz her gün, her an ne vaat ediyorsunuz? Kelimeleriniz ile kendinize, öldün diyerek, dizlerim bitti diyerek, bu iş beni hasta etti, diyerek gerçekleşerek kehanetler yaratmayın. Güçlüsünüz, insansınız, Başarırsınız.
9- Yapın. Yapmadıklarınıza pişmanlıklarınız her zaman daha çok olur. Yüreğiniz derinliklerin bir dilek olarak geliyorsa ve size neşe veriyorsa, durmayın yapın.
10- Bilmek istediklerinizi sorun. Soru varsa, cevap mutlaka gelecektir. Her zaman ilk gelen cevap en doğrusudur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

RUHSAL KARMALAR – KRYON | Sonsuz Şifa

ruhsal-karmalar[1]

 

…Bazen yaşamınıza tümüyle yeni arkadaşlar girer ve ”KARMA” oyununuzu bırakmanızı, ya da mevcut (Eski) Sipritüel düşünüşü Reddetmenizi anlamayanlar yaşamınızdan çıkıp giderler.Onlar, “Sen artık Aile Dramıyla ilgilenmiyormusun? Hasta olmalısın!” derler.Siz Aile Dramından koptuğunuzda, “Aile Üyeleriniz” in bir çoğu yaşamınızdan çıkıp gitmiştir.Ailelerin “Karmik Kuralları” koyulmuştur ve onlara batmışken bu Kuralları görmeniz çok zordur.Bir türlü geçinemediğiniz, size rahatsızlık veren (bir) Aile Üyesinin “Öyle” Olması tasarlanmıştır ve sizin onunla tüm bu zaman boyunca “Dram Dansı” nı yapıyor olmanız bir “Rastlantı” değildir.
Şimdi siz, bu dansı bırakmayı seçebilirsiniz ve bu Aile Üyesi, dans partneri bu dansı bıraktığı için çok öfkelidir. Böylece onlar çekip giderler. Karma bu şekildedir. Kadimdir ve yavaştır. Yeni İnsan seçime sahiptir, ama bu seçimin sonuçları vardır. Şimdi sorumluluk olgusu anlaşılmalı ve geliştirilmelidir. Artık kurbanlar yoktur, kazalar yoktur, çevrenizdeki herşey için “Tam Sorumluluk” vardır. Bunlar “YENİ ANLAYIŞLAR”dır…
Öte yandan, yaşam dersleri çok daha kişiseldirler. Yaşam dersi, karmik bir enerjiyle ilişkili olabilse de, siz karmik niteliğinizden kurtulduğunuzda da yaşam dersiniz sizinle kalır. Çünkü yaşam dersi, karmadan daha derin bir niteliktir ve bir gruba ait değil, kendi ruhunuza aittir. Yaşam dersi de tıpkı karma gibi bir yaşamdan diğerine taşınır, ama farklı bir biçimde… Karma, diğer insanlarla yaşanan durumlarla, bitmemiş işle, tamamlanacak hislerle ve bir etkileşim sistemi ile ilgilidir. Yaşam dersi ise tamamen kişiseldir ve sadece siz ile sizin hakkınızdadır. Öğrenilecek tipik yaşam dersleri altta sıralanmıştır. Şunu bilin ki, ancak öyle hissediyorsanız bunlar size ait derslerdir. Herkesin bir ya da daha fazla yaşam dersi vardır ve her insan bir örtü olarak bu dersle gelir. Bir kez insan bu dersi çözdüğünde (öğrendiğinde), bu çözüm bundan sonraki yaşama taşınır ve o dersin bir daha öğrenilmesi gerekmez…
1- Sevmeyi öğrenmek
2- Dinlemeyi öğrenmek
3- Almayı öğrenmek
4- Kendini sevmeyi öğrenmek
5- Kendi gerçeğini söylemeyi öğrenmek
6- Bir Kurban olmamayı öğrenmek
7- Kimsenin seni tanımlamasına izin vermemeyi öğrenmek
8- Kendi Üstadlığını hissetmeyi öğrenmek
9- Diğer İnsanlarla birlikte yaşamayı öğrenmek
10- Başkalarını suçlamamayı öğrenmek
11- Dualitenin dışına çıkmayı (Karmayı bırakmayı) öğrenmek
12- Başkalarından daha çok kendinle ilgilenmeyi öğrenmek
13- Burada Olmayı hak ettiğini, doğuştan kirli olmadığını öğrenmek
Bu derslerin her biri derin bir biçimde kişiseldir.Onlar aileyi, karmik bir rutini ya da bir grup enerjisini içermezler. Kişisel olarak sizindirler ve siz tıpkı karmanızla olduğu gibi, onların üzerinde de yaşamlar boyunca çalışırsınız. Ancak, bu yeni enerjide, bu derslerin hepsi çözülmek üzere masanın üzerindedir.
“Yaşam Dersi” olgusu, yakın zamana kadar kendini Karmadan ayırmamış bir olguydu. Eski Enerji, sizin alışılmış haliniz olarak görünen şeyi değiştirebileceğinizle ilgili her türlü anlayışı gizlemişti. Eğer siz, kimseyi dinlemiyorsanız, mutsuzsanız ve görünüşte diğerleriyle birlikte bir işlev yapamıyorsanız, zor biri olarak etiketlenir ve öyle görülürdünüz. Bu kadardı. Kendinizi değiştirmenin mümkün olabileceği normalde düşünülemiyordu.
Bu zamandan önceki “Yeni Çağ” uygulayıcılarının işi zordu, çünkü çok az kişi bu; “Kendini tümüyle değiştirebilme” kavramını gerçekten anlayabiliyor ve uygulayabiliyordu…
KRYON-DNA nın 12 Tabakası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

6 Aydır Beraberiz, artık seni ailemle tanıştırmak istiyorum aşkım…

17862825_764351913728688_5873085364588582073_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadim Yöntemlere Göre Karıncalara Zarar Vermeden Evden Uzaklaştırmanın Yöntemi…

11209745_900076023368180_5024858530478858721_n1[1]

 

Havalar ısınmadan doğa kendini yeniledi ve karıncalar heryerde gezmeye başladı.
ilaç kullanıp onları öldürmek yerine kadim doğal yöntemlerle onları uzaklaştırmayı tercih ediyorum.
Kapı ve cam önleri yada karıncaların bulunduğu yere yarım limonu dörde bölüp ortasına bir tatlı kaşığı kuru nane koyarsanız karıncalar o bölgeye bir daha gelmez.
Bir süre sonra kuruyan kabuğun yerine yenisini koyarak devamlılık sağlayabilirsiniz.
Bu bilgiyi okuduysanız lütfen paylaşalım başkalarının da okumasını sağlayalım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Samimi içten insanların 17 özelliği…

110-367x367[1]
1. Maskelerden arınıp iç güzelliğini gösterebilen insanlardır. İsteseler bile yapmacık olamazlar.
2. Farklı kişilerin yanında farklı düşünceleri savunuyormuş gibi görünmeye çalışmazlar, kendi düşüncelerinden asla taviz vermezler.
3. Gözlerindeki ışıltı, seslerindeki tını, yüreklerindeki sıcaklık hep aynı hizadadır. İçlerindeki enerjiyi asla tutmazlar.
4. Sizinle konuşma tarzları öyle içtendir ki yüzünüze söyledikleri ile arkanızdan söyleyecekleri arasında fark olmayacağını iliklerinize kadar hissedersiniz.
5. Bir ortama girdiklerinde selam verirken, günaydın derken bunu söylemek zorundaymış gibi değil, gerçekten istediği için söyledikleri yüzlerinden okunur.
6. Hakkınızda önemli bir konudan bahsederken elinde telefonla oynayıp dinlermiş gibi yapmazlar, gözlerinizin içine bakıp dikkatle dinlerler.
7. Olmadığı biri gibi davranarak insanın kendine katacağı bir şey olmayacağını bilirler. Bu da kendine saygı duyduklarının göstergesidir.
8. Onları tanıdığınızda kısa sürede ısınırsınız, yanında rahat hissedersiniz, adeta üzerlerinde şeytan tüyü vardır.
9. Kim ne diyecek diye asla umursamazlar, içinden geldiği gibi yaşarlar.

10. Sizden bir şey isteyeceği zamanlarda ima edip lafı dolandırmak yerine ihtiyacı olan şeyi çekinmeden söylerler.
11. Maskelerden arınıp davranışlarında, söylediklerinde tutarlı olurlar; böylece karşısındaki insanlara her daim güven aşılarlar.
12. Başkaları tarafından beğenilmek için yaşayan insanlardan değillerdir.
13. Kendilerini dünyanın merkezinde görmezler, başkalarıyla rahatlıkla empati kurabilirler.
14. Sizi arayıp soruyorlarsa işi düştüğü için değil, gerçekten hal hatır sormak içindir. Aramıyorlarsa da aramak istemedikleri içindir.
15. Samimi bir insan olduklarını binlerce kişinin arasında bile olsalar farkedersiniz.

16. Ama ne var ki günden güne sayıları azalmaktadırlar…
17. Bu kadar nadir oldukları için bulduğunuza sahip çıkın; çünkü çok iyi bir arkadaş, aile, sevgili olurlar.

kAYNAK: ÇEKİRDEK İNANÇ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

CENNET VE DOST

17903347_1554828594558013_3266129430709380721_n[1]
Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya bailadılar.. adam çok susamıştı.. biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:”Afedersiniz… burası neresi?”
Kadın ona gülümsedi: “Burası Cennet, efendim” Adam bunun üzerine sevinçle “Harika…!!!” dedi “Peki bana biraz su verebilir misiniz? gerçekten çok susadım”…. Kadın cevap verdi: “Tabi efendim, içeri girin… içeride dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz…..” Böylece adam köpeğine döndü, “Hadi oğlum içeri giriyoruz” diyerek kapıya yürüdü… ama kadın onu birden durdurdu: “Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez.. hayvanları içeri almıyoruz…” Bunun üzerine adam bir an durdu.. düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular…. bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular, ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı… adam sordu: “Afedersiniz…. bana biraz su verebilir misiniz??” Dede “İçeri gel” dedi.. “kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var…”Adam sordu: “Peki arkadaşim da benimle gelip ordan içebilir mi?” Dede ” Tabii…”dedi.. “çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın…” Bunun üzerine adam kapıdan girdi… biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. Adam çeşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler…. derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
“Su için çok teşekkür ederim… Peki burası neresi..?” Dede “Burası cennet”dedi. Bunu duyan adam şaşırdı: “Ama nasıl olur..? az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler…” Dede “şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?” dedi… “ama orası Cehennem..”Adam iyice şaşırmıştı: “Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..??” Dede gülümsedi: “Kızmıyoruz…..çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet’ten uzak tutuyorlar….”
Dostlarınızı Yarı Yolda Bırakmayın.
Bir dostun üzüntüsüne herkes sempati duyabilir, bu çok kolaydır.
Bir dostun başarısına sempati duyabilmek ise Çok sağlam bir karakter gerektirir..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tuz İle Migren Durdurma

17795794_1550440568330149_5313573905170884812_n[1]
Migrene muzdarip insanlar genellikle korkunç ağrdan kurtulmak için farklı yollar arar .
Migren geldimi tüm gününüzü mahveder Daha da kötüsü kmigren çeşitli ağrı kesicilerle gecmez .. Peki,yapilmasi gereken. cok basittir Bu tuzdur.
Migren ağrısi tam anlamıyla felaket bir gün gecirmenize neden olur. Ve gerçekten inanılmaz etkili
bilmeniz gereken bazı temel şeyler vardır ..migrenin neden olduğu ağrıyı durdurmak için tuz kullanmaya karar verirseniz. Dünyada bilinen en iyi tuz . Himalaya kristal tuzdur ,mineraller, elementler ve elektrolitlerin son derece zengin kompozisyonu vardir bilimsel olarak en iyi tuz oldugu kanıtlanmıştir . Bugün bilimin buldugu 118 element vardir , tuz ağrı yoğunluğunu azaltır enerjiyi artirarak serotonin denilen hormonun saglar , denge vererek bağışıklık sistemi daha güçlü hale getirir. Bu tuzun bir başka yararı da dengede tutarak vücut sistemini alkali ve elektrolitlerini artırmasıdır.
Kullanimi son derece kolay.
bir bardaga 1 limon suyu sıkın bir çay kaşığı Himalaya kristal tuzu ekleyin ve için Gerçekten inanılmaz çalısır . küçük bir miktar ilede deneyebilirsiniz: sadece yarım limon sıkarak ve b 1/2 çay kaşığı tuz ekleyerek. Çoğu insan için buda oldukca etkilidir
Gül Bayrak
kaynak (dailynutritionnews.com)

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mevlana, oğluna der ki: “Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!

Sultan-Veled[1]

 

Mevlana, oğluna der ki:
“Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun. İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan,
daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi, çiçeklenir,
gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için,
dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır,
içine pejmürdelik gelir.
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoşluğu ile onların
ümmeti ve müridi oldular.”

Kendimizi zehirlemek daha mı kolay.. saklanmak.. kaçmak çözüm mü?

17883832_1557437124297160_7030523387265315702_n[1]

Bir gün kapı çalmış. Ama kapıda kimsecikler yokmuş.
Kapının önünde yalnızca bir kavanoz.
Etrafa bakınmış kimseyi görememiş.
Almış içeri kavanozu. Gözleri yaşlı açmış kapağını. İçinde turuncu bir balık görmüş. Tam o sırada gözlerinden bir damla gözyaşı damlamış kavanoza.
…
Balık birden kıpırdanmaya başlamış. Daracık kavanozun içinde oradan oraya dönmüş durmuş.
Kız anlam vermemiş neler olduğuna. Daha çok ağlamaya başlamış.
Üzülmüş balığın haline.
Ağladıkça damlalar kavanoza dökülmüş.
Balığın rengi morarmaya başlamış. Sonra anlamış gözyaşlarının küçük balığı zehirlediğini.Hemen gidip suyu değiştirmiş. Balık tekrar canlanmış eski haline geri dönmüş.
Aradan günler geçmiş. Kız balığına şarkılar söylemiş durmadan.
Dertleşmiş derdini anlatmış.
Balık dinlemiş.
Ama ağlamamış hiç. Balığım ölmesin diye.
İçine akıtmış gözyaşlarını.
O kadar çok sevmiş ki küçük balığı hiç ağlayamamış, hiç belli edememiş.
Ama günler geçtikçe kız hastalanmaya başlamış.
Rengi solmuş. Halsiz kalmış.
Kimse ne olduğunu anlayamamış.
Ama kimse bilememiş, içine akıttığı gözyaşlarının kendisini zehirlediğini.
Asıl ağlarken daha mutlu olduğunu, zehrini böyle dışarı akıttığını kimse öğrenememiş.
Ondan geriye yalnızca turuncu bir balık kalmış…
Daha mı değerliydi uğruna gözyaşlarımızı sakladığımız..
Kendimizi zehirlemek daha mı kolay.. saklanmak.. kaçmak çözüm mü?
Daha mı değerli turuncu balıklar?
Daha mı değerli kendi hayatımızdan?
Durma ağla. Durma akıt gözyaşlarını. Dök içindekileri, bırak gitsin gidenler.
Bırak ölsün balıklar, bırak kırılsın kavanoz.
Elbet bir balık var gözyaşlarında canlanacak, elbet bir kavanoz var gözyaşlarından kırılmayacak. Elbet bir balık var seni ağlatmayacak, gözyaşlarını dindirecek, senin sesinle konuşacak. Gözyaşlarında bir sorun yok…
Kapında bile olsa, tek mesele yanlış balık, yanlış kavanoz.
Ya da yanlış zaman yanlış insan…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TÜRKİYE’NİN İLK EVSİZLER LOKANTASI AÇILIYOR

Herkesin ücretli yemek yiyerek destek olacağı, evsizlere ücretsiz yemek ve destek veren, onlara iş imkanı sağlayan Türkiye’nin ilk evsizler lokantası açılıyor. Hem de etkileyici bir iş birliğiyle.

hs1[1]

Hayata Sarıl Derneği gururla sunar: Hayata Sarıl Lokantası…
Muhteşem bir proje, umut verici bir gelişme ve herkesin bir şekilde destek olabileceği güzel bir lokanta.
KENDİSİNE VERİLMEYENİ, BAŞKASINA VEREN KADIN
Onların adını duymuşsunuzdur Ayşe Tükrükçü ve onun başlattığı Çorbada Tuzun Olsun projesi…

hs5[1]
Kolay bir yaşamı olmamış Ayşe Tükrükçü’nün… Aile içi şiddet, taciz, genelev, evlilik, sokakta kalma, hastanelerin acil servislerinde yatma, hasta bakıcılık, bulaşıkçılık derken Şefkat-Der gönüllüsü olmuş Ayşe Hanım. Ve ardından da 2014 yılından bugüne gelen, sokakta yaşayanlara geceleri çorba ikram eden “Çorbada Tuzun Olsun” adlı projeyi başlatmış. Bu projeyle pek çok karın doyurmuş, kimilerini bayağı zor durumlardan kurtarmış, ödüller almış, pek çok kişiye de birilerine yardım etme mutluluğunu yaşatmış.
Ayşe Tükrükçü
GELİŞME: ÇATIR ÇATIR KONUŞTU, ÜNLÜ ŞEFLERE DE SORDU
Geçen yılın son aylarında yapılan, gastronomi odaklı, “Geri Verme” temasıyla yapılan “Yedi” adlı konferansın konuşmacılarındandı Ayşe Tükrükçü. Ben de hakkında çok haber okuduğum, kitabını bildiğim, konuşmasına hayran olduğum Ayşe Hanım ile orada tanıştım.
Yaşadıklarını çat-tır çat-tır, dümdüz anlattı Tükrükçü. Bizleri ağzımız açık ve kendisine hayran bıraktı. Ve konuşmasının sonunda, dünyaca ünlü şeflere “Evsizlere yemek verecek, onları ve genelevden çıkmak isteyenleri çalıştıracak bir lokanta açacağım. Var mısınız desteğe?” diye sordu.
Hatta bunu şef Massimo Bottura’ya öyle bir sordu ki, Bottura sıkıysa gelmesin!
İLK DESTEK VE BAŞLANGIÇ…

hs2[1]
Bu konuşma bizden başkalarını da etkilemiş olacak ki, Grundig firması, Ayşe Hanım’ın iki yıldır kafasında olan bu proje için ilk kıvılcımı yakmış, “Hadi ne olur başlayın, ilk destek bizden” diyerek.
Heyecanla, farklı disiplinlerden gelen güzel bir ekip kurulmuş, internet sitesi açılmış, planlar yapılmış ve daha geniş çaplı bir destek kampanyası da başlatılmış.

SONUÇ: MAYISTA AÇILIYOR
Ve öyle bir noktaya gelindi ki, lokanta en geç mayıs ortasında açılıyor.
Proje ekibinden Dilara Moran ile konuştum, şöyle anlatıyor: “Ayşe Tükrükçü, bir şekilde evsizleri ya da ‘toplumda yok sayılanları’ hayata geri kazandırmak istiyor. Cezaevinde yatmış, genelevde çalışmış insanları toplum malum kolay benimsemiyor. Ayşe Abla’yı ise tanıyor ve çok seviyorlar. Çorbada Tuzun Olsun, onun ilk projesi. İki senedir de evsizler için bir rehabilitasyon merkezi’ isteği vardı. Bu lokanta da onun bir ayağı. ‘Yedi’ konferansından sonra harekete geçtik, ilk desteği aldık, Hayata Sarıl Derneği’ni kurduk. Bağış topladık, mekan baktık, bulduk, 1 Nisan’da anahtarı aldık ve çalışmaya başladık. Öztiryakiler firması tüm mutfağı gönüllü yapıyor.”
Lokantada ilk pozlar
SİGORTALI BİRER ÇALIŞAN OLACAKLAR
Peki sistem nasıl işleyecek, onu da Dilara’dan öğrendiklerimle aktarayım:
Ayşe Abla lokantanın yöneticisi olacak.
Mekan, Beyoğlu’nu bilenler için çok kolay bir tarifle yılların lokantası Zencefil’in hemen karşısında. Kurabiye Sokak’ta; No: 3/1. “Başka bir ilçede olamıyoruz zaten, sokakta yaşayanları çoğu Beyoğlu’nda. Onların da kolay ulaşabileceği, gündüz insanların keyifle yemek yiyebileceği bir yer olsun istedik.” diyor Dilara…
Ayşe Hanım, şimdiden üç kişiyi bulmuş. Onlarla çalışacak. MSA da bir diğer sponsor; evsiz ya da ihtiyacı olan bu üç kişi diyeyim, Mutfak Sanatları Akademisi’nde mutfak eğitimi alacak. Psikolojik destek gerekirse o da verilecek.
Evsizlere iş imkanı sağlanan mekanın çalışanlarına maaş verilecek, SSK’ları ödenecek. Sigortalı birer çalışan olacaklar yani… Ve her 6 ayda yeni çalışanlar gelecek. Daha önce çalışanlar da başka restoranlarda çalışacak, bu konuda da destek gelecek…
SABAH, ÖĞLEN BİZLERE YEMEK VERECEK
Bizler lokantada sabah ve öğlen yemek yiyeceğiz, normal ücretini ödeyerek. Akşamları ise lokantada evsizlere ücretsiz yemek verilecek.
Öyle bir şey olacak ki, ünlü şefler gelecek, onlar da destek verecek. Bir hafta Maksut Aşkar’ın humusu yapılacak mesela, başka bir hafta Şemsa Denizsel’in ya da Mehmet Gürs’ün bir özel lezzeti… Civan Er ve Didem Şenol da destekçi şefler arasında.
Bir örnek mönü de var: Kahvaltı, çorba, salata, ocaktan ya da taş fırından çıkanlarla, zeytinyağlılar ile tatlı… Ve tabii bir de “konuk şef” yemeği. “Askıda mönü” de olacak lokantada.
Dışarıya paket servis de yapılacak lokantadan.
Yine bir gün ekip toplanmış
Begüm Gülfidanlı, Bedri Deren, Celal Canik, Çelik Özdemir, Dilara Z. Moran, Elçin Kitapçı, Gamze Görür ve Melis Aran, Ayşe Hanım ile birlikte projeyi yürüten ekip. Sivil Toplum için Destek Vakfı da destekçi. Cemre Narin de en başından beri bu projenin danışmanlığını yapıyor.
Herkes bir ucundan tutmuş, Apollo internet sitesini tasarlamış, Sedef Çalarkan ise personel kıyafetlerini… Hami Kural kreatif direktörlük yapmış.
Bu arada hâlâ maddi desteğe ihtiyaçları var.
Hayata Sarıl Lokantası’na siz de kurumsal ya da bireysel olarak destek vermek isterseniz, şu hesap numarasını bilmelisiniz.
Hayata Sarıl Derneği, Akbank Cihangir Şubesi
IBAN: TR 41 0004 6001 9888 8000 0862 11

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir 20 tl.nasıl insanı perişan eder anlatayım da öğrenin..

11188436_127089561165756_2829780719626314194_n[1]

Bir 20 tl.nasıl insanı perişan eder anlatayım da öğrenin..
Yolda giderken önümde giden birisinden 20 tl düştü..Normal de bu gibi durumlarda paran düştü diye uyarırım..Ama bu sefer şeytana uydum..parayı cebe atıp eve gittim,druma hanıma anlattım o da “madem beleş para buldun, on lira daha kat da sinemaya gidelim” dedi. Hafta sonunda sinemaya gitmeye böylece karar verdik. Daha sonra hanım dedi ki “sen şimdi söz verirsin sonra cayarsın, internetten biletleri al da garanti olsun.” İnternetten hizmet bedeli dahil 39 liraya patladı biletler.
Ben tamirat ustasıyım. Yağlı bir müşterim “Cumartesi benim villaya gel, seninle biraz işimiz var” dedi. Ben “Pazar olmaz mı ?” dedim “olmaz” dedi. Sinema biletini Cumartesiye aldığımız için en az 1-2 bin liralık iş kaçtı.
Neyse sinema saati yaklaşınca eve kayınpeder ile kaynana damladı. Zurnanın zırt dediği yerde biterler zaten. Ben “Biz sinemaya gideceğiz” deyip savacaktım ki hanım, “biz sinemaya gidiyoruz, siz de gelin” demez mi ? Bu onların da sinema biletini ödeyeceğim anlamına geliyor tabi. Kaynana hazretleri metrobüsden hazzetmedikleri için sinemaya kadar sağlam bir taksi parası verdim. Kışlık erzak depolar gibi de mısır patlağı aldılar sinema öncesinde. Nasıl olsa damat ısmarlıyor. 20 lira buldu ya yolda ! Halbuki ben kurbandaki dana hissesine bile o mısır patlaklarına verdiğim kadar vermemiştim. Film arasında birer posta mısır daha aldı beleşçiler.
Kısacası o yirmi lira yüzünden epey batmıştım, ama daha cezam bitmemişti. Sinema çıkışında benim eski kırıklardan birisi laf atmaz mı ? Yanımda eşim ve kayınbeleşçiler varken bunun olmaması gerekirdi. Kadına kötü sözler ettim,Meğer kadının yanında erkek arkadaşı varmış. Aniden bana kafa atmaz mı ? Kayın babam da nasılsa biz çokuz (2 erkeğe karşı 1 erkek ) diye ona daldı. Ama hesap hatası yaptı, çünkü arkadaş gurubuyla gelmişler, bizi fena benzettiler.
Gece karakolda noktalandı. Öpüştük barıştık sağlam bir kefaletle dışarı çıktık. Ben kırılan burnum için estetik ameliyat olmak zorunda kaldım. Kolu kırılan kayın beleşçinin ve arbede de düşüp çömleği kıran kaynanamın hastane masraflarını ödemem bile işe yaramadı, karım bana hala küs. “ O nasıl bir kadındı da uğruna kavga ettin, halbuki benim için elini kaldırmazsın” diyor.
Geçenlerde biri simit parasının üstünü düşürdü. Bozukluk diye umursamadı, yerden almaya yeltenmedi. “Kendini düşünmüyorsan bu parayı bulacakları düşün, milletin başını belaya sokma, al şu parayı yerden” dedim. Yerdeki paralardan korkum o derece büyük yani..!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Peynir Beni Bulsun…

17862706_1365931376826373_2592232251728854020_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »