KARBONAT – SODYUM BİKARBONAT KULLANIM TARİFİ… Hasta olmamak için her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz.

YENY_KAPAK[1]

 

KARBONAT – SODYUM BİKARBONAT KULLANIM TARİFİ
Karbonat ( Sodyum Bikarbonat – İngilizce: Sodium bicarbonate – Kimyasal formülü : NaHCO3 )
Eczanelerde: İngiliz Karbonatı, Solvey Karbonatı, Karbonat, Cep sodası, Garra Karbonat gibi isimlerle satılmaktadır. Eczanelerden almanızı tavsiye ederim. Markette satılanı alsak olmazmı ?Aktardan satın alsak olmazmı ? Bakkal’dan alsak olmaz mı gibilerinden bana soru sormayın. Ben size TEKRAR SÖYLÜYORUM ECZANEDEN ALACAĞINIZ KARBONAT EN GÜVENİLİR OLAN KARBONATTIR!!!.
Hasta olmamak için her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Bunu yarım çay kaşığı sabah, yarım çay kaşığı akşam 1 bardak suya karıştırıp 3dk bekleyip iyice karışmasını bekleyin sonra tekrar karıştırıp için. Her beden ve her bedenin göstereceği tepki farklı olucak’tır. Çünkü herkesin farklı beslenme biçimi var. Bundan dolayı herkesin kendi bedenini dinleyip buna bağlı olarak karbonat miktarını ayarlaması gerekir.
Eğer grip, nezle gibi rahatsızlıklar olursa günde 3 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Fazla gelirse o zaman günde 3 kere yarım çay kaşığı içerek buna devam edebilirsiniz.
3 yaşından büyük çocuklarda hastalık olursa yarım çay kaşığı karbonatı 1 bardak suya karıştırıp içirebilirsiniz.
Eğer Karbonatlı suu içmekte zorlanıyorsanız, boş ilaç kapsülleri temin edip içlerine sodyum Bikarbonatla doldurup bol suyla hap olarak içebilirsiniz.
Eğer Tansiyonunuz yüksekse yada hipertansiyonunuz varsa, hazırladığınız karbonatlı suyu tek seferde içmeyin, gün içinde yudum yudum az az içip öyle bitirin yani güne yaarak ve bol alkali su tüketin.
Eğer yüksek Tansiyonunuz varsa yada yaşlıysanız Karbonatlı suyu içtikten sonra Kanape yada yatağa uzanı 10 – 20 dk uzanıp dinlenin. Bazı insanlarda tansiyonda yükselme yaratabilir ama kısa sürer bu. O yüzden TANSİYONUNUZUN YÜKSELMESİNDEN ENDİŞE EDİYORSANIZ UZANIP 10 – 20 DAKİKA DİNLENİN. ARKADAŞIMIN ANNESİ YÜKSEK TANSİYON HASTASIYKEN ŞUANDA YÜKSEK TANSİYON HASTASI DEĞİL! AMA KARBONATLI SU İÇTİKTEN SONRA VÜCUDUNU DİNLİYOR EĞER ÇIKARMIŞ GİBİ HİSSEDERSE YATAĞA UZANIP DİNLENİYOR SONRA KALKIP GÜNLÜK İŞLERİNE DEVAM EDİYOR!.
Kanser hastasıysanız!!!:
Eğer Kanser gibi bir hastalığınız varsa Öncelikle sakın Kemoterapi almayın Kemoterapi notumda yazılanları muhakkak okuyun!!!. Gidip dijital pH ölçer alıp idararınızı sabah akşam kontrol edip pH ı 8 in üzerine çıkarmanız ve bu seviyede en az 2 hafta tutmanız gerekir. Buna bağlı olarak karbonat içimi günde 5 – 6 çay kaşığı karbonatlı su içmeniz gerekebilir. 1 çay kaşığı karbonatlı suyu bir miktar içip yatağa yada kanepeye uzanıp 360 derece sağa sola dönerek haraket etmelisiniz . Bu haraketleri yaparken ara ara bardaktaki karbonat tüketilmelidir.
Tıpta çok hastalık var. O yüzden bana şuna iyi gelirmi diye sormayın!. Deneyin görün iyi gelip gelmiyeceğini. Duvarımda yığınla hastalığa iYi geldiğini bildiren görüşler var. Diabet ileşmez die geçiyor, bakın demekki geçiyormuş, kanserin tedavisi yok bakın tedavisi varmış. Trombositleri onkologlar yükseltemeyiz diye konuşurlarken bakın alkali hale gelince trombositler yükseliyormuş .. Daha bir çoğunu paylaştım artık tek tek cevap yazamam. Tek başıma herkese cevap yazmam mümkün değil!!.
Eğer şu zamana kadar çok asidik beslendiyseniz, vücudunuz asit tutmuşsa ishal olup sıvi şeklinde wc’ye çıkarabilirsiniz. Ben abartarak 5 gün günde 5 defa içerek her gün 5 -6 defa wc e gittim sırf asitli su çıktı. O 5 gün devamlı salatalık edim, bitkisel beslenmeye ağırlık verdim. 6 cı gün normal sağlıklı bir şekilde dışarı çıktım ve vücut biriktirdiği asitleri attı, 10 cu gün laktik asitler eridi kuluçlar kalmadı. 15 ci gün sigara içtiğim için alt ciğerlerime nefes almakta zorluk çekiordum ama nefes alma sorunum yoktu sadece derin nefes almakta zorluk vardı, o kalktı derin nefes alabilmee başladım.
Hangi hastalık olursa olsun, her hastalıkta ayrıca kolloidal gümüş suyu kullanılmasını tavsiye ederim. D vitamini almayı unutmayın çünkü zamanınızın çoğu kapalı alanlarda geçiyor. Kanser dahil pek çok hastalığın nedeni D vitamini eksikliği. Türkiye Cumhuriyetinde eczanelerde Devit-3 ampul satılıyor 300.000 İU bunu ayda 1 kere şekere yada ekmeğe emdirip tüketmeniz gerekir. Bunu hasta olsanızda olmasanızda herkese tavsiye ediyorum. Yetişkinler için 1 ampul 1 aylık D Vitamini ihtiyacınızın hepsini karşılar.
Karbonatın dozunu bana artık sormayın 1,5 senedir anlatmaktan bıktım. Karbonatlı su içerek alkoloz olunsaydı, ben ve beni takip eden herkez ciddi sıkıntılara girerlerdi kimse girmedi. En fazla gaz apar geğirirsiniz geçer yada gaz olarak alttan çıkarırsınız. Yada ishal olursunuz, asit atarsınız.
Fazla bitkisel beslenmei doğru bulmuyorum, fazla magnezyumda ishal yapar. Kalsiumla dengelemeniz gerekir, kalsiyum almak için yoğurt yiğin. Ben laktozsuz süt içilmesini daha doğru buluyorum.
En Önemlisi Şu bilgileri Lütfen Anlamaya çalışın!!!!.
Sodyum Bikarbonatın Önemi
Tükrük bezlerinin yoğun miktarda karbonat iyonları salgılayarak yediklerimizi alkali yapar. Midemizin çevresi kandan alınan sodyum klorür’le çevrilidir.Sodyum su ve karbon dioksitle birleşerek alkali TUZ yani SODYUM BİKARBONAT OLUŞTURUR. Biyokimyada bu şu şekilde formüle edilir: H20 + CO2 + NaCl = NaHCO3 + HCL. Bundan dolayı midemiz aslında yediklerimizi ALKALİ yapmaktan sorumludur. BRUNNER BEZLERİ (12 PARMAK BAĞIRSAĞINDA BULUNUYOR) yüksek miktarda karbonat salgılayarak yediklerimizin alkali halde sindirilmesini sağlıyor. Pankreasımız Yüksek miktarda Sodyum Bikarbonat salgılayarak mideden gelen asitleri nötralize etmek ve yediklerimizi alkali yapmaktan sorumlu. Karaciğerde safra salgısındada yüksek miktarda karbonat içerir. Bedenimiz çürümemek için (kanser olmamak için) kendisini hep karbonatla alkali hale getiriyor. Böbreklerimizin kendisi karbonat ürettir. Böbreklerimiz kanın pH seviyesini alkali tutmakla sorumludur.

Kaynak: karbonat

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Üç Günlük Dünya

th3R3YX8Y5

 

Üç Günlük Dünya
by.Julia Grigorieva
“Nereye koşuyorsun öyle! Yetişebilecek misin sanki gerçekten? Bir yere, birine yetiştiğinde mutlaka başka bir şeye gecikiyorsun aslında, bunu bilip unutarak koşuyorsun. Koşuyorsun da bu kadar hızlı koşmak niye?
Nereye koşuyorsun? Kaşların devrilmiş, yüzünde yüksek bir duvarın grisi, cümlelerini kısa ve buyurgan fiillerden seçiyorsun. Varacağın yer sana ne vaat ediyor? Ayaklarından, yüreğinden ve yüzünün renginden çaldığını geri alabilecek misin yetiştiğin yerde?
O kadar acelen var ki, kime kızacağını, kimi seveceğini, neye ilgi gösterip, neden uzak duracağını başkaları öğretmiş sana. Eh doğru ya, keşfetmek demek başka bir hayat demek… Keşfetmek başka türlü olmaya niyetlenmek… Senin bunlara ayıracak vaktin yok.
Bir de aşkına koşanlar vardır, evladını kucaklamak için koşanlar… Onların yüzünde ılık, kayısı renginde bir telaş… Bakışları kış bahçesi gibidir onların: Etrafın hoyratlığına, serinliğine ilişmeyen saydam bir hat… Bunu ayrıştırdın mı, senin de o telaşa kapılasın gelir. Onlar bir ırmaktır, sen de o devinimde sürüklenebilirsin, onlar nereye gidiyorsa peşlerinden gidebilirsin.
Hayır… Bu yangından kaçma hali… Tabakhaneye bok yetiştirmece oyunu…
Gideceğin yere ulaşmak için, geçtiğin her köprüyü atabilir, çiçekleri ezebilir, kalpleri kırabilirsin… Sonunda dokunacağın, elde edeceğin her ne ise, bu saçma sapan koşuyu aklamak için onu yüceltebilirsin. Herkesten ve her şeyden değerliymiş gibi gösterebilirsin, kendinden ve kaybettiklerinden… Kendinden ve ıskaladıklarından… Kendinden ve olabileceğin başka insandan…
Öfkeler biçer, kırgınlıklar dikersin… Gerçekten nedir peki senin istediğin? Böyle sakil bir entari gibi giyinmeyi mi düşlemiştin hayatı? Sonu gelmez koşular, kutu içinden çıkan kutular gibi, seni hiçbir yere taşımazken aslında, sen uydurduğun bu telaşla avunup duracak mısın?
Yer yer yakınıp, acıtıp kendini devam edeceksin öyle mi?
Hiçbir zaman “senden kıymetli mi kardeşim!” diyemeyeceksin, çünkü sahip olduğun, tanık olduğunu, imrendiğin, bir vakitler arzu ettiğin, hayalini kurduğun her şeyin tepesine yerleştirdin şimdi bu amaçlarüstü şeyi…
Belki de bu yüzden kırdığın, parçaladığın, kızdırdığın herkes yanlış sen doğrusun…
Kimse bilmiyor hakikati sen biliyorsun.
Eğer aksini söylersen kendine, bütün o yıkıcı acelelerin boşa çıkacak… Hayatını bir yerine kadar başa sarıp, yeniden okuyacaksın gözucuyla bakıp koştuğun bütün satırları, telafi etmeye çalışacaksın belki adamakıllı… Yorucu iş bu canım! Yorucu iş… Koşmaktan daha yorucu! Bu emeğin en hası çünkü…
Sen kaptırıp aktığın gibi devam edeceksin. Geri dönüp durarak, tadarak, damağında ezerek, anlayıp görerek, tamir ederek, kurarak başlayamazsın çünkü… Işık hızı diye bir şeyden söz ediyorsa fizik, sen karanlığın yoğunluğunda ve onun kendine has kör süratinde yok olacaksın. Başka türlüsüne üşeneceksin.
“Kırdıysam affet…” diyemeyeceksin, çünkü sahiden kırdın.
“Ben bir bok yedim” diyemeyeceksin, çünkü sahiden yedin o boku…
Tozunu attırarak koşuyorsun sen, üstünü örterek o tozlarla hakikatlerin…
“Şu üç günlük dünyada değer mi?” diyemeyeceksin, çünkü sahiden hayat kısa ve sen hâlâ deli bir telaşla koşuyorsun.
Yetişebileceğini mi zannediyorsun? Yetişsen de göreceğini mi zannediyorsun bu karanlığınla?”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eski Mısır Medeniyetinde bir kadının gebe olup olmadığı bir uygulama ile anlaşılabiliyordu.

egypt.2.large[1]

Günümüzde hamilelik testleriyle gebelik durumu belirlenirken, bebeğin cinsiyeti ise ultrason cihazıyla saptanabilmektedir. Eski Mısırda ise bu teknoloji olmadan bunlar zaten belirlenebilmekteydi. Ve bu bilgilere papirüsler sonucunda ulaşılmıştır.
Hamilelik Testi
Eski Mısır Medeniyetinde bir kadının gebe olup olmadığı bir uygulama ile anlaşılabiliyordu. Uygulamada bir adet arpa, bir adet de buğday dolu iki torba bulunuyordu. Hamilelik şüphesi bulunan kadın, her sabah idrarıyla bu iki torbayı ayrı ayrı sularmış. Hamilelik şüphesi olmayan bir kadın bulunur ve o da diğer arpa ve buğday dolu torbaları idrarıyla sularmış. Bu uygulamada hamilelik şüphesi taşıyan kadının idrarla sulamış olduğu torbalar, diğer kadının sulamış olduğu torbalardan daha önce çimlenirse, kadının hamile olduğu anlaşılıyormuş. Eğer her iki kadının idrarla sulamış olduğu torbalar aynı anda çimlenirse, ortada hamilelik gibi bir durumun olmadığı anlaşılırmış. Bu uygulamada hamile kadının arpa ve buğday torbalarının daha önce çimlenmesinin nedeni ise, hamile kadınların sabahki idrarlarında aşırı miktarda hormon bulunmasıdır. Bu fazla hormon, daha önce çimlenmeyi sağlamaktadır.
Bebeğin Cinsiyeti
Bu medeniyette gebelik durumu anlaşıldığı gibi bebeğin cinsiyeti de anlaşılabiliyordu. Hamilelik testini belirlemede bir arpa ve bir de buğday dolu torbalar kullanılmaktaydı. İdrarla sulanan torbalardan buğday taneleri arpa tanelerinden daha önce çimlenirse bebeğin cinsiyetinin erkek, eğer arpa taneleri daha önce çimlenirse bebeğin cinsiyetinin kız olduğu anlaşılmaktaydı.
Bu uygulama 1933 yılında bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Prof. Julias Manger laboratuarda kutuların içine kurutma kağıtları yerleştirmiş ve bunların üzerine de buğday ve arpa taneleri koymuştur. Ardından bu taneleri hamile bir kadının idrarıyla sulayıp, Eski Mısırda uygulanan bu yöntemin doğruluğunu bilimsel olarak kanıtlamıştır.

Ne demiş şair “Kendi peşimi bile bıraktım.”

LMP3CA06INJACA3SORANCAO8JXWKCATNGQ01CA2LRY6RCAE0UETFCARZMMYUCAMTPCZSCAKMG68LCA8G92X3CALJ0RUQCADO7PNKCAZLINJNCA5CBJRUCA51ONAACA73QM4VCA9PD[1]

 

Ne demiş şair “Kendi peşimi bile bıraktım.”
İyiyim desem yalan, kötüyüm desem daha da yalan. Mutluyum desem değil, mutsuzum desem hiç değil.. Kah şeker kız candy modunda gülücükler saçıyorum etrafıma, kah Tatar Ramazan gibi masaya vurup ” ben bu oyunu bozarım ülen !” diye terör estiriyorum.. Ya da bi şarkı çalıyor derinlerden dalıp gidiyorum uzaklara. Artık neyim, nasılım hiç bilmiyorum. İdare ediyorum diyelim.
Kimim, kim olamadım, kim olabilirdim.. Belkiler, keşkeler..
Hayat zaten belkilerden ibaret değil mi? Ölümün olduğu bi dünyada hiç bişey ciddi veya kesin değil aslında. İnsan düşünmeden edemiyor yine de “belki yıllar önce şurda olsaydım, şunu yapsaydım, şu fırsatı değerlendirseydim…… Ne olurdu? Ne değişirdi hayatımda, daha mı iyi, daha mı kötü olurdu herşey?” vs vs..
Şimdi şu adımı atsam, neleri getirir neleri götürür hayatımda diyorsun. Soruların ardı arkası kesilmiyor. Mühim olan “acaba neler bekliyor beni hayatta?” sorusunu keyif alarak sorabilmek.. Kendine rağmen, kendin için bişeyler yapabiliyorsan değişim yapıyorsundur. Cesaret gerek diyorum, halbuki ne var olmazsa baştan başlarsın dimi. Bu kadar karmaşık olmamalı..
“En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım?”
Ahmet Hamdi Tanpınar

Abi Manita Tavlamak İstiyorsan Köpek Al Hemen Tavlarsın Dedin

thURUDDRGC

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sen Kimin Sevgilisisin Bakayım…

IMG_3317

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zerdeçalı Göz Çevresine Sürün ve 5 Gün Sonra Değişime İnanamayacaksınız

zerdeçal-siyah-göz-halkalarına-iyi-geliyor

 

Zerdeçal, Hint mutfağında yaygın olarak kullanılan inanılmaz derecede sağlıklı bir baharattır.
Farklı, benzersiz bir lezzet ve karakteristik rengin yanı sıra şaşırtıcı sağlık özellikleri de vardır.
Güçlü özelliklerinden dolayı, bin yıldır kullanılıyor ve Çin ve Ayurvedik tıbbın önemli bir parçasıdır. Ağrı, soğuk algınlığı, grip, kansere ve diğer şiddetli sağlık koşullarına kadar olan çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Zerdeçal ayrıca güçlü anti-aging, antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahip güçlü bir baharattır.
Bu baharatın sağlık özelliklerinin çoğu aktif cinsten zerdeçal kaynaklı. Zerdeçal en yeni çalışmaların konusu olmuştur ve bulgular, sayısız antioksidan, antiseptik ve anti-inflamatuar özelliği teyit etmektedir.
Üstelik, zerdeçal lif bakımından zengin ve mineraller, vitaminler gibi önemli besinler içerir.
Ayrıca, toksik değildir ve yan etkilere neden olmaz, bu nedenle kullanımı tamamen güvenlidir. Bunlar, bu baharatın en önemli sağlık faydalarından bazıları:
Diyabet kontrol eder
Yaraları iyileştirir
Acıyı hafifletir
Cildin sağlık ve görünümünü iyileştirir.
Alzheimer hastalığını önler
Kalp sağlığını geliştirir
Artrit önler
Sindirime yardımcı olur
Karaciğer detoksifikasyonu
Kanseri önlemek
Cilt pigmentasyonunu ve tonlamayı önler
Ruh durumu iyileştirir
Zerdeçalın sağlık yararlarından yararlanmak için, günlük diyetinize ekleyebilirsiniz ve bazı basit tarifler de hazırlayabilirsiniz.
Karanlık cilt sorununu çözmeye çalışan bir kadının gözleri etrafında piyasadaki olası tüm ürünleri denedi ve hiçbiri onun istenen bir etki yapmadığını belirtiyor.
Ancak, zerdeçal macunu denediğinden, karanlık çevreleri ilk 5 günden sonra bile kayboldu. Bu maskeyi uyguladı, bir süreliğine hareket etmesi için bıraktı ve yıkanır çıkmaz yüzü inanılmaz derecede gençleşti ve bu koyu halkalar belirgin bir şekilde aydınlandı.

Örneğin, göz çevresindeki karanlık çevrelerden kurtulmak için, aslında bu sayı için en iyi doğal çare olan aşağıdaki yapıştırmayı yapabilirsiniz:
Yarım çay kaşığı limon suyu, bir tutam zerdeçal, bir tutam un ve bir çay kaşığı domates suyu karıştırın. Daha sonra, bu macunu gözlerin etrafına uygulayın ve 10 dakika süreyle bırakın.
Ayrıca ananas suyu ve bazı zerdeçal tozları karıştırıp cildi aydınlatmak için bu karışımı gözlerin etrafında bırakabilirsiniz.
Ayrıca, altın sütü, baş ağrısı, ateş, soğuk algınlığı, parazit, kırışıklık, böbrek enfeksiyonu, viral enfeksiyonlar, mesane enfeksiyonları, kas ağrısı, diyare, bronşit gibi çeşitli sağlık durumlarını tedavi etmek için kullanılan son derece sağlıklı, eski bir yoga kürüdür. Ve artrit.

Bu mucizevi çare nasıl hazırlanır:
Malzemeler:
Yarım çay kaşığı öğütülmüş zerdeçal
1 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı çiğ bal
Yarım çay kaşığı hindistan cevizi yağı
Çeyrek çay kaşığı taze rendelenmiş karabiber
Hazırlama metodu:
Başlangıçta, sütü ıslatın ve tarçın ekleyin. Sonra bal, zerdeçal, biber ve hindistan cevizi yağı ekleyin. Sütü ısıtıncaya kadar sürekli karıştırmalısınız, benmari usulü bu maskeyi hazırlayın ve kullanmadan önce ideal sıcaklığa ulaştığından emin olun.

Kaynak: Kadınlarsitesi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayallerine ulaşmak mı istiyorsun?

18447541_425512374483866_1563953640581950958_n[2]

 

Hayallerine ulaşmak mı istiyorsun?
Bu 5 sebebi atlama…
1- Hayal kurarak balık tutamazsın.
Bir balıkçı sabah erken kalkar, tüm hazırlıklarını yapar ve öyle tekneye adım atar. Kimse size yattığınız yerden balık vermez. Kısaca hayal kurarak balık tutamazsınız. Ancak tekneye biner ve harekete geçerseniz balık tutarsınız.
2- Bazen ne yaparsan yap balık tutamazsın. (Rastgele)
Her şey hazır olduğu halde bazen balık olmaz. Kısaca rast gelmez işte. Ama bir balıkçı o gün balık tutamadığı için balıkçılıktan vazgeçmez.
3- Balık tutmak istiyorsan balık tutmayı öğrenmen gerekir.
Eğer balık tutmak istiyorsan bunu öğrenmen gerekir ve onun için de sıfırdan başlaman gerekir. Bir balıkçının yanında çalışman, tekneyi temizlemen, pis ve ağır işleri yapman gerekir. Kimse sana kolay olacağını söylemedi. Unutma!
4- Eğer o bölgede balık tutamıyorsan rotanı yeni yerlere çevir.
Her gün aynı denizlerde balık tutamazsın. Rotanı değiştirmen gerekebilir.
Yeni şeyler denemekten korkma. Hep aynı şeyleri deneyerek başarılı olmak imkansızdır…
5- Balık tutarken bu işten zevk almıyorsan çok fazla başarı bekleme. Hemen balıkçılığı bırak ve başka bir hayal bul.
Her zaman sevdiğin şeyi yap ve böylece başarın %100 olur.
Hayallerin balık tutmayla ne alakası var dersen…
Balık “amacın ve hayallerindir”
Balıkçı ise “sensin”…
Bilgi Erdemdir …

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Güzel Bir Yazı…Ne kadar çabuk eskimeye başladı her şey..

1912373_806200999410055_280583975_n[1]

Ne kadar çabuk eskimeye başladı her şey..
Arabalar; daha bir yıl olmadan eskiyor, insanlar birbirlerine yenisini gösteriyorlar.
Oysa dayımın otomobili 1951 Ford çocukluğum boyunca hep yeniydi..

Cep telefonları, televizyonlar çabuk eskiyorlar..

Evler çabuk eskiyor, semtler çabuk eskiyor, kaldırımlar çabuk eskiyor..
Kaç sene giymiştim o ceketi..
Her tersyüz edildiğinde cebi yer değiştirirdi.
Bizim dönekler gibi soldan sağa, sonra sağdan sola, tekrar soldan sağa geçerdi..
Ama şimdi eve getirip de giymekte elinizi çabuk tutmazsanız, modası çabuk geçiveriyor giysilerin, “eski” oluyorlar..
Ayakkabıların derisinden önce kendisi eskiyor..

Sözler eskiyor..
Papağan gibi herkesin diline düşen yeni sözler çabuk bayatlaşıyor..
Bir-iki yerde çabuk söylediniz söylediniz..
Yok eğer geç kaldıysanız söylediğinizde “Bu bayat..” anlamında tuhaf tuhaf bakıyorlar yüzünüze..

Yüzler çabuk eskiyor..
Birkaç sene önce herkesin merak ve hayranlıkla izlediği yüzler kaybolup gittiler..
Cem Yılmaz’a artık kimse gülmüyor..
Recep İvedik bayatladı..

Şarkılar çabuk eskiyorlar..
“Gezdiğim dikenli aşk yollarında, elimden bir kırık saz geldi geçti”yi tam kırk yıl söyleyip durmuştu eniştem.
Tarkan’ın “Dudu dudu” şarkısını söyleyen yok..
Şarkısı da eskidi..
Tarkan da..

Dostluklar..
Arkadaşlıklar..
Tüketim toplumunda, para karşılığı olmadan, kredi kartı ile her şeyi alıp tüketmek gibi, duygu karşılığı olmayan aşklar da çabuk eskiyor..
İsimler koymuşlar; “Yaz aşkları” misal..
Bir aylık aşklar, bir haftalık aşklar, hatta bir günlük aşklar..
Ve o aşkların üzerine kurulan evlilikler eskiyor, ceketler, ayakkabılar, arabalar, telefonlar, televizyonlar, mutfak robotları gibi..
Benim ise canım sıkılır bu eskimelere..
Biliyorum..
Eskidi kafam..

– Bekir Çoşkun –

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gılgamış’ın Aradığı Ölümsüzlük Bitkisi Türkiye’de Bulundu!

Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ebru Erbay yaptığı son araştırmayla çok önemli bir keşfe imza attı ve damar sertliğinden kaynaklı ölümlerin önüne geçilebilmesi için umut oldu.

640xauto[4]
Damar sertliğine karşı mucize çözüm

Dr. Ebru Erbay, yaptığı çalışmayla farelerdeki damar sertliğini durdurmayı başararak adını tıp tarihine yazdırdı! Türk bilim insanının bu araştırması alanındaki önemli dergilerden birisi olan Science Translational Medicine’de yayınlandı.
Damar sertliğini durduran mucizenin adı: Palmitoleik asit

Palmitoleik asit, Dr. Ebru Erbay’ın araştırmasından önce zararlı bir asit türü olarak biliniyordu. Ancak, Erbay bu asidin sanıldığı gibi zararlı olmayabileceği yönünde bir hipotez geliştirdi ve araştırmalarını bu hipotezin üstüne kurdu. Fareler üzerinde yapılan çalışmalara göre, palmitoleik asidin bilindiği gibi zararlı değil, aksine koruyucu bir etkisi var.
Fareler yüksek kalorili gıdalarla beslendi

Yapılan deneylerde fareler yüksek kalorili gıdalarla beslendi. Damar sertliği oluşan farelere bir çeşit yağ olan palmitoleik asit verildiğinde damar sertliğinin durduğu gözlemlendi. Dr. Erbay, palmitoleik asidin damarlardaki sertliğe neden olan doymuş yağları uzaklaştırdığını söylüyor.
Sıradaki hedef insanlar üzerinde çalışmak

Damar sertliğini önlemenin yolunu bulduğunu düşünen Dr. Erbay’ın sıradaki hedefi çalışmalarına insanlar üzerinde devam etmek. Dr. Erbay, “Bazı insanlar şişmanlar ama diyabetik değiller ya da şişmanlar ama kalp ve damar hastalıkları yok. Yine şişmanlar ama uzun ve bunamadan yaşıyorlar.
Bunların sırrının gen havuzumuzda ve genlerin ürettiği metabolitlerde olduğunu düşünüyorum. Bu sırların biri de vücudumuzun ürettiği palmitoleik asittir. Gılgamış Destanı’nda aranan ölümsüzlüğün sırrını taşıyan bitki belki de topraklarımızda bulunan ve palmitoleik asitten zengin olan iğdedir” diyerek çalışmasına konu olan palmitoleik asidin önemini vurguluyor.
Yararları zaten biliniyordu

C vitamini yönünden zengin olan iğdenin yararları zaten uzun süredir biliniyordu ve halk arasında yaygın olarak kullanılıyordu. İğdenin egzama tedavisinden, kadınlardaki afrodizyak etkisine kadar çeşitli kullanım amaçları var.
Kalorisi düşük bir atıştırmalık

Olgunlaşmış iğde meyvesi oldukça düşük kalorili olması bakımından diyetlerde yer alabilecek harika bir atıştırmalık. Ayrıca diyet sırasında vücudun ihtiyaç duyduğu pek çok önemli bileşeni de içeriğinde barındırıyor. Ancak, çok fazla iğde tüketmenin kabızlığa neden olduğunu belirletelim.
Egzama, boğaz ağrıları ve kış hastalıkları için birebir!

İğde yaprakları ve çiçeği kaynatılarak egzamanın harici tedavisinde kullanılabiliyor. İğde, çok güçlü bir antiseptik olduğu için kaynatılan suyunun içilmesi boğaz ağrılarına iyi geliyor. Ayrıca bu suyu gargara yaparak ağız temizliğinde de kullanabilirsiniz. İğdenin meyvesi ve yaprakları kaynatılıp çay olarak tüketildiğinde kış hastalıklarına karşı direnci arttırıp, vücudu koruyor. Ortaya çıkan yeni faydasından sonra iğdenin hayatımızda daha fazla yer bulacağı kesin.

Kaynak: mynet

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GÖZ ENFEKSİYONUNU MUTFAĞINIZDA TEDAVİ EDEBİLİRSİNİZ !

18447371_1863684937214852_4131061450036434752_n[1]
Herşeyin çözümü Doğa Ana’da…
Basit bir göz kızarmasından arpacığa kadar göz sorunlarının da..
Bazen küçük bir alerjiden kaynaklanır. Bazen gözümüze bir şey kaçar, bazen virüsler, bakteriler, mantarlar, parazitler sebep olur bu sorunlara. Çoğu zaman vücudumuzdaki o değerli bir çift organımız kızarır, kaşınır; göz kapağımız düşer, görme yetimiz azalır, umutsuzluğa kapılırız.
Göz sağlığı çok ama çok önemlidir. Bu yüzden baştan belirtelim; aşağıda sıralayacağımız yöntemleri tek başına uygulamayın, mutlaka bir doktora başvurun. Doktorunuzun tedavi sürecine yardımcı olmak, hızlandırmak için de hemen mutfağınıza koşun.. 😉
İşte göz enfeksiyonlarına iyi gelen, mutfağınızda rahatça hazırlayabileceğiniz karışımlar!
1.Göz Otu
İsminden de belli değil mi zaten? 🙂 İlk tedavimizi şu şekilde hazırlıyoruz;
Her bir fincan suya 1 çay kaşığı göz otu denk gelecek şekilde bir karışım hazırlayın, 10 dakika kadar kaynatın. Karışımınız soğuduktan sonra temiz bir tülbent ile süzün. Süzdüğünüz karışım ile gözlerinizi günde birkaç defa yıkayabilirsiniz.
2.Tuzlu Su
Hazır mevsimi de yaklaşmışken bir gerçeği hatırlatalım; hani denize girdiğinizde yaralarınız iyileşir, vücudunuzda kaşınan, yanan neresi varsa düzelir ya.. İşte hepsi tuzlu suyun faydaları sayesinde 🙂
Karışımınızı 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı tuz denk gelecek şekilde hazırlayın. Ardından kaynatın ve soğumasını bekleyin. Enfeksiyon kapmış gözlerinizi bu su günde birkaç defa yıkayabilirsiniz.
3.Bal
Balın en sağlıklı gıdaların başında geldiği, vücudumuza baştan aşağı yararlı olduğunu ezbere biliyoruz zaten… Tam hatırlayamadıysanız, buyrun buradan damıtın 🙂 Organik bal ile göz enfeksiyonunuzu rahatlatabilmek içinde aşağıdaki yöntemi izleyin;
Damıtılmış su ve eşit miktarda balı iyice karıştırın. Bu karışımı günde 2-3 defa, temiz bir pamuk kullanarak gözünüze uygulayabilirsiniz.
Bir başka yöntem ise gözün içine doğrudan bir damla bal damlatmak! ”Olur mu yahu!?” demeyin, bal doğal bir temizleyicidir, gözünüzün içindeki kir ve pislikleri hızla temizleyebilir.
4.Yeşil Çay
Sindirim sisteminizi rahatlatır, sizi rahat uyutur, sinirinizi stresini alır yeşil çay. Aynı zamanda gözünüzdeki kaşıntıyı da keser, göz altı şişliklerinizi de alır. Ayrıca göz sağlığınıza iyi gelen çeşitli besinler ve antioksidanlar yeşil çayda mevcuttur.
Yöntemimiz de oldukça kolay hem;
İki adet yeşil çay poşetini birkaç saniye sıcak suda bekletin, çıkartın, sıkın, buzdolabında soğumaya bırakın. Soğuyan sallama çay poşetlerini 10-15 dakika boyunca gözlerinizin üzerinde bekletin. Bu yöntemi günde 3 defa tekrarlayın.
5.Kurutulmuş Papatya & Papatya Çayı
Çünkü papatya tahriş giderir, antimikrobiyaldir. Gözünüzdeki tahrişi giderir, göz altı şişliklerini ve kızarıklıkları azaltır, kaşıntıları keser.
Papatya hususunda iki yöntemimiz mevcut; ilki aynı yeşil çaydaki gibi. Yukarıda bahsettiğimiz yöntemi papatya çayı poşetleriyle de uygulayabilir, gözlerinizi rahatlatabilirsiniz. Bir başka yöntem de kurutulmuş papatya demlemek; bir bardak sıcak suya bir tatlı kaşığı kurutulmuş papatya katın, 5 dakika boyunca ağzı kapalı olarak demlenmesini bekleyin.
Ardından ağzını açın, oda sıcaklığında karışımınızı soğutun. Bu karışımla gözünüzün hem içini, hem de dışını yıkayıp temizleyebilirsiniz.
6.Elma Sirkesi
Son önerimiz de elma sirkesi, ancak pastörize edilmemişinden bulmanız ya da evde kendiniz yapmanız gerekli 🙂 Pastörize edilmemiş elma sirkesinde malik asit vardır, bu asit bakteri ve enfeksiyonlarla savaşabilir, gözdeki mikrop ve pislikleri temizleyerek iyileşme sürecini hızlandırır.
Bir bardak damıtılmış suya bir çay kaşığı elma sirkesi karıştırın. Bu karışımı bir pamuk yardımıyla gözünüzün dışına uygulayın. Bu yöntemi birkaç gün boyunca, her birkaç saatte bir tekrarlarsanız gözünüzün hızla iyileştiğini göreceksiniz

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İkinci Beynin Bilinmeyen Gerçekleri

braingut[1]

 

• Karın bölgesindeki bu ikinci merkez ile mutluluk salgılarının, psikolojimizi belirleyen durumların çok yakından alakalı olduğu tespit edilmiş.

• Elliden fazla sayıda hastalıkla, bazı psikolojik rahatsızlıkların kökeninin, bizim şimdiye kadar farkında olmadığımız ikinci beyin bölgesindeki aksamalardan kaynaklandığı anlaşılmış.

• Tanısızlıktan hastalık hastası diye tanı konulan vakalarda gerçek suçlunun birinci beyin değil, ikinci beyin olduğu ortaya çıkmış.

• Bebeklik döneminde birinci beyinden önce ikinci beyin devredeymiş. İkinci beyinin hafızasının bebeklik döneminde yaptığı kayıtlar nedeniyle ömür boyu depresyon yaşama riski mevcutmuş.

• Kişilik oluşumu ikinci beyinle yakın ilişkideymiş. Çünkü bilinçaltı kayıtlarıyla ikinci beyin sıkı bağlantı halindeymiş.

Özellikle bu bilgi, bebeklik döneminde sağlıklı ve huzurlu bir ortamın ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha anlatıyor bize. Doğa şifacısı ebe ninemin bebek bakımında doktorlara inat bize yaptırdığı ve anlattığı “güya hurafeleri” daha iyi anladım bu bilgiler sayesinde.

İkinci beynin yarattığı biyolojik şifreler; sezgi, korku, aşk gibi konularda karın bölgesinde duyumsanan hislerin yol göstericisi. Entelektüel zekâ verileriyle hareket etmeyen sezgisel kararlar, ikinci beynin eseridir. Bu duruma “Gut feelings” yani karın hissiyatı deniliyor. Aklımızla tarif edemediğimiz bir sürü kararın altında bu biyolojik karar mekanizması yatıyor. Yani bedenimiz birinci beyini dinlemeden hareket kararı veriyor. Akıldışı gibi görünen eylemlerin altında yatan bilimsel gerçek budur belki de. Özellikle; “görünmeyen alanlar dediğimiz ruhsal alanlarda, ya da bilinçaltında bizi yöneten merkez karın bölgemizdir” şeklinde bir gerçek çıkıyor ortaya. Birinci beyin; kararı bağımsız olarak kendisinin verdiğini sanırken, ikinci beyinin kendisine gönderdiği bilgi deposundan geri bildirim aldığının farkına varmıyor. Birinci beyin gözlemcidir ve karar verirken gereğinden fazla enerji harcar. İkinci beyinle verilen kararlar daha çözümseldir. Sonuçları itibarıyla daha uyumlu bir yaşam sağlar.

İkinci beynin fiziksel faaliyet etkinlikleri bilimsel olarak incelenirken işin içine ruhsallık ve bilinmeyen alanlarımız giriyor; çünkü sezgi, korku, aşk gibi konular ruhsal alanımız içindedir. Rüyalar da bu alanın içinde yer alıyor

kaynak: spritüeller

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

20 Saniyede Sinüsleri boşaltma yöntemi

20 Saniyede Sinüsleri boşaltma yöntemi : Soğuk havada işe gidenler, erkenden okula giden öğrencilerimiz üst solunum yollarını üşüterek sinüs enfeksiyonlarına çok sık yakalanır. Kış sonu, ilkbahar başlarında sinüs enfeksiyonlarına rastlanmasının başlıca nedenleri ise, ortamın fazla nemli olmaması ve soğuk algınlığına yakalanma riskinin yüksek olmasıdır. Ve bu sinüs boşlukları burnunuz her tıkandığında otomatik olarak mukus tabakasıyla doluyor, en masum etkisiyle sesinizin bir garip çıkmasına, daha da ciddisini konuşacak olursak da duyma kayıplarına, uykusuzluğa ve baş ağrılarına sebep oluyor. .

sinus-tedavisi-1[1]

Öncelikle bir koltuğa oturun ve kafanızı vücudunuzla 45 derece açı yapacak şekilde eğin. Ardından kafanızı (sağ kulağınız yukarıda kalacak şekilde) sağa çevirin. Kulağınızın hemen arkasında bulunan ve Sternokleidomastoid kas adı verilen kasa masaj yapmaya başlayın. Bir süre sonra kafanızı bu kez sola çevirin; aynı masajı bu kez sol kulağınızın altındaki o havalı isimli kas üzerinde gerçekleştirin.
Bu masaj ile boyun kaslarınızı rahatlatmış, başınızı bir sonraki adımlara hazırlamış olacaksınızsinus-tedavisi-2[1]
Kaşlarınızın hemen altında yer alan, göz çukurlarınız ile alnınızı birbirinden ayıran kemiğe 20-30 saniye boyunca masaj yapın. Hemen ardından iki gözünüzün arasında, burnunuzun üst kısmında yer alan kemiğe geçin. Masajı yine dairesel hareketlerle yapın

sinus-tedavisi-4[1]

…ve alnınıza da her iki elinizle birden dairesel hareketlerle masaj yapmaya devam edin.
Yüz kaslarınıza uyguladığınız bu masajlar sayesinde tıkanıklıkların hızla açıldığını, ilaca pek de ihtiyaç duymadan kendinizi toparladığınızı fark edeceksiniz

sinus-tedavisi-5[1]
Sağlıklı mutlu günler dileriz

sinus-tedavisi-1[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Psikologlar diyorlar ki …

psikoloji_hakkindaresimler4[1]

 

1) Eğer bir kişi çok gülüyorsa, en küçük şeyler için bile . O kişi yanlızlık çekiyordur…
2) Bir kişi çok uyuyorsa o kişi sıkıntılıdır…
3) Bir kişi az konuşup çok çabuk bir şekilde konuşursa , o kişi bir sır saklıyordur.…
4) Bir kişi hiç ağlayamıyorsa , o kişi zayıf kişiliğe sayiptir.
5) Bir kişi düzensiz bir şekilde yemek yiyorsa, o kişi tansiyonludur.
6) Bir kişi çok çabuk ağlıyorsa , o kişi çok masum ve temiz kalplidir.
7) Bir kişi çok çabuk ve anlaşılmaz şeylere sinirleniyorsa, o kişinin sevgiye ihtiyacı vardır.
BİRBİRİMİZİN PSİKOLOĞU OLALIM, BİRBİRİMİZİ ANLAYALIM
SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burçlar Korku Filmlerinde Kim Olurdu?

18447333_10154680686695945_1780776913739947922_n[1]

Koç: İlk ölen kişi

Boğa: Cesetleri bulmak için eve gelen kişi

İkizler: Katilin kim olduğunu bilen kişi

Yengeç: Katilin sesini duyunca ”Kim var orada” diye soran saf kişi

Aslan: Dövüşmeyi deneyip sonunda ölen koca yürekli kişi

Başak: Kendini arkadaşları uğruna feda eden kişi

Terazi: Herkesi sakinleştirmeye çalışıp kendi deliren kişi

Akrep: Katilden kaçarken dış kapı yerine üst kata çıkan kişi

Yay: Katile gizlice yardım eden kişi

Oğlak: Tersleyen ve ceset cümbüşüne katılan kişi

Kova: Katili öldüren kişi

Balık: Her şeye çığlık atan kişi

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »