
“hadi anlat deseler anlatamam
bir yere gidiyorken cayıp bir başka yere gitmeyi…”
edip cansever

“hadi anlat deseler anlatamam
bir yere gidiyorken cayıp bir başka yere gitmeyi…”
edip cansever

Nereye gideceğini bilmediğinde, dur ve yüreğini dinle yüreğinin sesini duyduğunda kalk ve YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT.
Bir Çift Yürek
Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikaye anlatılır. Yolculuğun bir aşamasında iki arkadaş tartışırlar biri ötekine bir tokat atar. Tokadı yiyenin canı çok yanar ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar
“BUGÜN EN IYI ARKADASIM BANA BIR TOKAT ATTI.”
Yıkanabilecekleri bir vahaya rastlayana dek yürümeyi sürdürürler.Tokadı yiyen yıkanırken bir batağa saplanır, boğulmak üzereyken arkadaşı tarafından kurtarılır. Boğulmak üzere olan arkadaş tam kurtulduktan sonra bir kaya parçası üzerine şu sözleri kazır:
“BUGÜN EN IYI ARKADASIM BENIM HAYATIMI KURTARDI.”
Tokadı vuran ve sonra arkadaşının hayatını kurtaran kişi ona şöyle der; senin canını yaktığımda bunu kum üzerine yazın ama şimdi kayaya kazıyorsun. NEDEN?
Öbür arkadaş ona şöyle cevap verir:”Biri bizi incittiğinde bunu kum üzerine yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı estiğinde onu silebilsin. Ama biri bize İYİ bir şey
yaparsa onu kayaya kazımalı ki onu hiçbir rüzgar yok etmesin.”
“INCINMELERINIZI KUMA, GÖRDÜGÜNÜZ IYLIKLERI KAYALARA KAZIMAYI ÖGRENIN.”
Denilir ki özel birini bulmak bir dakikanızı alır ,onu değerlendirmeniz bir saat içinde olur, onu sevmek için bir gün yeter ama sonra onu unutabilmek için bir ömrün geçmesi gerekir. Bu sözleri hiç unutamayacağınız kişilere gönderiniz ve bu sözleri size gönderen kişiye de göndermeyi unutmayınız. Bu onları asla unutmayacağınızı bilmelerini sağlayan bir mesajdır.
Eğer kimseye göndermediyseniz bu demektir ki telaş içindesiniz ve dostlarınızı zaten unutmuşsunuz.


Bir insanı değerlendirmenin en iyi yolu, konforlu ve mantıklı bir ortamda nasıl davrandığına değil, mücadele ve uyuşmazlık durumunda nasıl bir duruş sergilediğine bakmaktır.
_____ Martin Luther King ___

Kızılderililerin meşhur sözüdür belki bilirsiniz:
…….“yaşamak için güzel bir gün” …..
diyerek her sabah çadırdan çıkarak güne başlarlar. Yıl 365 gün b…u lafı duyan beyazlar, Kızılderililerin güneşte, karda, yağmurda ve güzel havada hep aynı sözü söylemeleri gariplerine gider. Ve bir gün Kızılderililere sorarlar. Hadi güzel havaları anladık ama “her gün de güzel bir gün olmaz ki” diye itiraz ederler. Kızılderililer gülerek
…..“yaşamak isteyen kişi için her gün güzel bir gündür”
Padişahın biri,
-‘Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!’ demiş.
Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
— ”Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.”
Padişah,
”Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..”
— ”Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..” Padişah,
”Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..”
— ”Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!”
Padişah,
”Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.”
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.
Ama bir gün adamın biri gelmiş:
— ”Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın.
Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..

Berber, iş adamının kulağına fısıldar;
“Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi…” Berber çocuğa seslenir:
“Ali, buraya gel!”.
Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar.
Berber işadamının kulağına sessizce, “bak şimdi” diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar:
“Hangisini istiyorsan alabilirsin?” Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır.
Berber işadamına döner ve gülerek:
“Gördün mü? Sana söylemiştim.” der.
Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali’yi görür.
Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar.
Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :
– Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!”