İnsanın değeri” ne ile ölçülür bilir misin?

İnsanın değeri” ne ile ölçülür bilir misin?

Aradığı şeyle..!

İnsan neyi ararsa ona “LAYIKTIR”

Hz.MEVLANA

Artık seninle biz düşman bile değiliz…

Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul.

Bâzı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir.

Onları serbest bırakmak. Gevşek olanı kesmek…

İnsanların hiç kimsenin işaretli kâğıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz.

Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını.

Daireyi tamamla.

Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için.

Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul.

Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen o ol.

ZAHİR-Paulo Coelho

Şükretmek, yaşamınıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridir…

Seni sevmeyen için çaba gösterme… Çünkü sabrının adı yüzsüzlük, fedakarlığın adı eziklik, sevginin adı kişiliksizlik olur…

cropped-images92p0k3aq.jpg

“Seni sevmeyen için çaba gösterme. Çünkü, sabrının adı yüzsüzlük, fedakarlığın adı eziklik, sevginin adı kişiliksizlik olur.”
(Boris Vian)

Yanlış trene bindiysen, koridorda ters yöne koşmanın bir faydası yok…

Kötü Niyetliden Korkma, Niyetini Gizleyenden Kork!

dunyanin-en-ilginc-10-kaya-olusumu,4,con[1]

Kötü Niyetliden Korkma, Niyetini Gizleyenden Kork!

alıntı

Kötü Niyetliden Korkma, Niyetini Gizleyenden Kork!

dunyanin-en-ilginc-10-kaya-olusumu,4,con[1]

Kötü Niyetliden Korkma, Niyetini Gizleyenden Kork!

alıntı

İçine Gir Ve Sor…

Gerçek Güç; Karşındakine Zarar Verme Fırsatın Varken, Bunu Yapmamaktan Geçer…

o_an_resimleri_ilginc[1]

 

Gerçek Güç; Karşındakine Zarar Verme Fırsatın Varken, Bunu Yapmamaktan Geçer…
Anette İnselberg

Yürüdüğüm yolu aydınlat.

Yeni yıl yepyeni başlangıçlarla dolu olsun…
“Allah’ım benden sevgini ve sevgiyi esirgeme,
Güçsüz anlarımda kendimi güçlü göstermek zorunda bırakma,
Beni senden başkasına muhtaç bırakma,
   Sağlıklı olup farkında olmadığım her gün için sana hamd olsun,
Bereketi yağmur ve toprak yerine başka şeylerde arayan gözlerimi aç,
Yalvarıyorum Sana,
Bana verdiğin velinimetlerden başım dönmesin ve bana paylaşmayı hatırlat,
Yeni bir yıl değil her günün yeni bir gün olduğunun bilincini bana bahşet.
Karşımdaki insanı kendim gibi sevebilmem için bana kendimi sevmenin yollarını göster.
Işık’ını üzerimden ayırma ne olur.
Yürüdüğüm yolu aydınlat.
Bir Sen varsın gerisi boş, bomboş…”
Eddi Anter

Ben içimdeki o kıza aşığım… Hayata aşığım… Tüm enerjimi kendimden alıyorum. Karnımda kelebekler uçar hep… Hep heyecanlıyımdır. Tutku ile bağlıyım hayata. Birinin beni beğenmesi, beğenmemesi, sevmesi ya da sevmemesi, takdir etmesi ya da etmemesi hiç önemli değil…

Bir sabah çok kızgın kalktım yataktan. Bir sürü korkum vardı, bir sürü öfkem vardı, bir sürü kinim vardı, bir sürü hüznüm vardı, bir sürü yanlışım vardı. Kaç tane eskimiş aşk vardı geride, çoğu da aşk değildi zaten.
Kendime kızgındım.
O…ysa içimde bir yerlerde dağları aşacak bir kız vardı, çok neşeliydi, şakacıydı, sevimliydi, çalışkandı, umutluydu, kendine inancı tamdı… Ben onu susturmak için elimden geleni yapmıştım. Ve o da susmuştu… Bu suskunluğun nasıl bir mutsuzluk verdiğini size anlatamam… Öyle mutsuz olduk ki beraber en sonunda beni öfke içinde uyandırdı bir sabah. Başkalarının gönlü olsun diye susturmuştum onu… Herkesin gönlü oldu, benimki neredeyse tuzla buz olacaktı.
O sabah uzunca bir süre aynanın karşısında oturup kendime baktım. Yüzümü şekilden şekle soktum. Yapabileceğim şeyleri yapmaktan ve hatta denemekten nasıl da vazgeçtiğimi gördüm aynada… Bir ara çimdeki o kızın baktığını gördüm… Onun saçları kıvırcıktı, gözleri ışıl ışıldı ve aslında çoğunlukla gülümserdi. Çok kısa bir an için gözgöze geldik… Çok kısa… Sonra bana dil çıkardı.
Aynanın karşısından kalktığımda kızgın değildim artık. Ona hissettirdiğim acıyı tekrar hissettim. Hiç hakkım yoktu! O kızı susturmamaya karar vermiştim çünkü… Derin bir huzur geldi içime…Fakat karar vermekle bitmiyor elbet…
Tabiri caizse kendimi hallaç pamuğu gibi fırlattım günlerce, aylarca ve hatta bir kaç yıl… Bitti mi? Hala bitmedi… Ama o sabah yataktan kızgın kalkan kadından eser kalmadı.
Çok acıtıcı olduğunu söyleyebilirim ama ne kadar acırsa acısın en sonunda hep mutluluğu hissettim. Aslında insan mağdur, kurban ya da ezilmiş olmadığını anlayınca içi acıyor biraz. Yıllarca inandırmışsın kendini… Sende bir sorun olmadığına, etrafındakilerin hatalarına tapınmışsın… Yeter ki mağdur olarak kal diye… Mağdurlar hareket edemez çünkü, hareket etmeyen risk almaz, risk almayan istediği hiçbirşeye yaklaşamaz. Ve tüm bu kaybın faturasını da mağduriyetinden ötürü başkasına kesersin, sonra da yatakta fındık ezmesi kaşıklarsın. Hiçbir şeyin garanti olmadığı bir dünyada kendinden tüm riskleri uzak tutmak için bu sefil çabalama neyin nesi gerçekten?
Bir kez… Sadece bir kez bunu farketmek bile yetiyor insana. Ve ilk adımı attığında başlıyor değişim… Bir gecede değil, bir ayda değil, bir yılda da değil… Sürekli… Ve düşünsenize, eğer her gün artarak devam eden mutluluğa ve huzura kavuşuyor olsaydınız bunun için her saniye çabalamaz mıydınız?
Çabaladım ben… Hala da çabalıyorum…
Aşık oldukları kişi olmadan yaşayamayacaklarını söyler kimileri… Ben içimdeki o kıza aşığım… Hayata aşığım… Tüm enerjimi kendimden alıyorum. Karnımda kelebekler uçar hep… Hep heyecanlıyımdır. Tutku ile bağlıyım hayata. Birinin beni beğenmesi, beğenmemesi, sevmesi ya da sevmemesi, takdir etmesi ya da etmemesi hiç önemli değil…
Benim bir yolum var. Kendim seçtim, kendim yarattım… Yürüyorum.
Kendi yolunuzdan yürüyün… Kendi adımlarınızı görün.
Nietzsche Böyle Buyurdu Zerdüşt’te “Yürümesini öğrendim, öğrendim öğreneli koşar dururum. Uçmasını öğrendim, öğrendim öğreneli gerek kalmadı yerimden kımıldamak için itilmeye. Şimdi hafifim, şimdi uçuyorum, şimdi kendimi kendi altımda görüyorum, şimdi bir tanrı dans ediyor içimde.” der…
İyi der, güzel der…
“İnsanın içinde kaos olmalıdır, dans eden bir yıldızın doğumuna neden olabilmek için” der ayrıca…
Kaosu görün ki yıldızı yakalayın…
PINAR KORKMAZ

Nasihat Verecek Adama Değil, Örnek Olacak Adama İhtiyaç Vardır…

Sizi üzen, kıran, canınızı yakan insanları senden öğrenmem gerekeni öğrendim seninle işim bitti…

Sizi üzen, kıran, canınızı yakan insanları senden öğrenmem gerekeni öğrendim seninle işim bitti, öğrettiklerin için teşekkür ederim diyerek affedin (içinizden) ve onları sevgiyle hayatınızdan uzaklaştırın.

Onları affetmek kolay değildir ve onların suçsuz ya da haklı oldukları anlamına gelmez. Affetmek geçmiş anıların yükünden kurtulmak, özgürleşmek ve hayatınızın kontrolünü kendi elinize almaktır.

Gerekiyorsa kendinizi de yaptığınız hatalardan dolayı affedin ve yaptıklarınızı kabullenin. Kendinizi sevin.

Siz kendinizi sevmezseniz, kimseden sizi sevmesini bekleyemezsiniz.

Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki,

644372_10200520228361345_435475231_n[1]

 

Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki,
Sevdiğiniz şey de sizin için şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Bakara/216