Mutlu Olmak Mı İstiyorsun? Kimseden Bir Şey Bekleme…

0

Coşku Duy !!!

Işıl Güçlü Yaşam Koçu

Lâ tahzen / Üzülme..

ÜZÜLME
Mevlânâ’nın türbesinin girişinde bu manalarda şu beyt vardır:

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.

Lâ tahzen / Üzülme..
Eğer günah işlediysen tövbe et, istiğfarda bulun, yanlış yaptıysan düzelt, O’nun rahmeti sonsuz, kapısı hep açıktır.

Lâ tahzen / Üzülme..
Kaybettiğin şey için üzülme çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin. Allah’ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret. Allah Teala, “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız buna güç yetiremezsiniz” buyurmuyor mu?

Lâ tahzen / Üzülme..
Ehli batılın sözlerinden dolayı üzülme, onların tenkitlerine sabrettiğin sürece mükafatlandırılacağını unutma.

Lâ tahzen / Üzülme..
İnsanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. Çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.

Lâ tahzen / Üzülme..
Çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince

Lâ tahzen / Üzülme..
Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.

Lâ tahzen / Üzülme..
Hakk’ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.

Lâ tahzen / Üzülme..
Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)

Lâ tahzen / Üzülme..
İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.

Lâ tahzen / Üzülme..
Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor. Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun. “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.

Lâ tahzen / Üzülme..
– Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.

Lâ tahzen / Üzülme..
– “İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır.” Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. Bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..

Lâ tahzen / Üzülme..

Yükselmek için düşmek,Arınmak için kirlenmek,çıkmak için batmak lazım.Yeniden doğmak için ölmeli insan bir kere.

400626_526506080720273_1163498755_n[1]

 

Yükselmek için düşmek,Arınmak için kirlenmek,çıkmak için batmak lazım.Yeniden doğmak için ölmeli insan bir kere.
N.Bekiroğlu

BOLLUK VE BEREKET BİLİNCİ…

Bolluk ve bereket bir zihin durumudur. Yaşamınıza daha çok bolluk enerjisi çekmek zihinsel durumunuzu bereket içinde yasayanların zihinsel durumlarına uygun hale getirmekle mümkündür. Bolluk bilincini kazandığınız anda yasamanızda sadece para’nın değil, arkadaşların, bilgilerin, paylaşımların ve sevginin de bol olduğuna şahit olacaksınız.
Bolluk ve Bereket hem maddi hem manevi zenginlik demektir. Yaşamınıza bu enerjiyi daha çok çekmeniz için iste size 10 tane ipucu;

1- Almayı Öğrenin
Bazı insanlar sadece vermek isterler almak onlar için kotu ve yanlış bir şeydir. Ben vermeyi çok severim ama almak beni rahatsız eder diyen insanlardansanız öncelikle sunu bilin ki bolluk enerjisi sizi ziyaret etmeyecektir. Kim istenmediği yere gider ki. Verdiğiniz gibi almayı da bilmeli ve aldıklarınızı hak ettiğinizi bilmelisiniz. Almak da vermek kadar doğaldır ve unutmayın almayı bilmeyenin, verecek bir şeyi kalmaz.

2- Para Kirli Değildir.
Bazı insanlar için para pis bir şeydir. Zenginlik günahkârlıktır. Her gördükleri zengin için kim bilir bu parayı kimin canini yakarak kazandı diye düşünürler. Oysa evrendeki her şey enerjidir ve para da bir enerjidir. Para nötr bir enerjidir onun iyi mi kotu mu algılanacağı size bağlıdır. Bir insan parasıyla iyi güzel şeylerde yapabilir. Ya da para temiz bir şekilde de kazanılabilir. Tüm zenginler kotudur düşüncesiniz aklınızdan çıkartın ve parayı pis bir şey gibi görmeyin. Kendinizle ilgili olumlu kanılarınız varsa para içinse olumsuz kanılara sahipseniz paranın size gelme olasılığı hemen hemen yok olur. Nasıl mı? Ben iyiyim, para kotu ikilemi su noktaya gider. Para bana gelmeyecektir. Bu düşünceyi değiştirin.

3- Sözlerinize dikkat edin
Bolluk ve bereketi size çeken önce zihinsel durumunuz, sonra sözlerinizdir. Ben paraya hiç değer vermem, zaten hep kaybederim, para ile aram yoktur gibi sözleriniz parayı sizden uzaklaştıracaktır. Bilinçaltınızı bu sözlerle programlarsanız, bilinçaltı bu komutları gerçekleştirmek için sadik bir hizmetkâr gibi çalışacaktır ve kendi kendini gerçekleyen kehanetiniz ortaya çıkacaktır. Zenginlik, bolluk ve bereket ile ilgili olumlamalar yapmanızı öneririm. Örneğin; Her gecen an para bana artarak geliyor, Bolluk ve bereket içindeyim, yaşamımda her şey yeterli, yasamım bolluk ve bereket içinde, bana gelen parayı severek alıyorum ve o da daha çok geliyor gibi olumlamaları yapabilirsiniz.

4- Koşulsuz isteyin
İnsanlar genelde bir istekleri olduğu zaman bunu bazı koşullara bağlarlar. Su arabayı satsam da ameliyat olsam, falanca gelse de su isimi halletse, şuraya gitsem de sunu elde etsem gibi. Oysa istekleriniz size birçok farklı yoldan gelebilir, siz bir yola dikkatinizi ve enerjinizi vererek diğer yolları tıkamış olursunuz. Örneğin ameliyat için arabayı satmak isteyen kişinin gerçekte istemesi gereken şey şifadır. Şifa bir insana birçok yoldan gelebilir, araba satılmasa da, ameliyat olacak para başka bir şekilde gelebilir. Hatta o ameliyatı olmadan bile şifa bulabilir. Oysa kişi dikkat ve enerjisini arabayı satarak şifaya verdiği için diğer yolları kapamış oldu. Koşulsuz istemek yasamda amaçlara kavuşmanın temel şartlarından biridir. Şartları, durumu, mantığı bir kenara bırakın sadece isteyin. Ne istiyorsanız onu isteyin. Para mı,ask mı, is mi her ne istiyorsanız onu….

5- Yaşamınızda boşluk oluşturun
Evren boşluk sevmez ve mutlaka doldurur. Eğer eviniz tıka basa eşya dolu ise ve eşyaları yenilemek istiyorsanız paranızın olmasını beklemeyin. Eşyaları daha en basından atin (tabi yasamak için gerekenleri değil) Bir sure sonra yeni eşyalar bir şekilde gelecek. Yeni elbiseler istiyorsanız eskileri fakirlere verin. Eğer yaşamınızda yeterince bolluk ve bereket yoksa bunun için yer açıp açmadığınıza bakin. Yaşamınızda yeniliklere ve bolluğa yer acın ki gelsin. Bunun için önce evde kullanmadığınız eşyalarla, eskimiş elbiselerle, uzun suredir birikmiş ıvır zıvırla başlayın. Siz eskiyi bıraktıkça yeni gelecek. Unutmayın evren boşluk sevmez.

6- Borçları değil, Kazançları Düşünün
Bir zamanlar bir öğrencim bir ayın kirasını ödeyince diğerini düşünüyorum demişti ve para sorunundan yakınmıştı. Bende borcunu değil, kazanacaklarını düşün demiştim. Dikkatinizi neye verirseniz onu büyütürsünüz. Borçlara verirseniz borçları, kazançlara verirseniz kazançları. Bu en basit formüllerden biridir. Dikkatinizi kazançlarınıza verin ki onlar buyusun. Bu öğrencim bu formülü başarı ile uyguladı. İşten ayrıldı, serbest çalışmaya başladı, şimdi meslektaşlarına Göre 4–5 kat daha fazla para kazanıyor. Unutmayın ancak fakir insanlar parayı kafalarına takarlar.

7- İmgeleme yapın
İmgeleme bolluk ve bereketi kendinize çekmeniz için en etkili yöntemlerden biridir. Bol bol imgeleme yapın. Dikkat edin hayal kurun demiyorum. Hayal kurmak daha basından isteklerinizin hayal olduğunu kabul etmektir! İmgeleme bundan başka bir şeydir. İsteklerinizi imgeleyin, imgenize duygu yükleyin ve evrene gönderin. İmgelemede istediğinizin olduğunu hissedin, aynı heyecanı duyun, mutluluğu yasayın ve bunun olacağına yürekten inanın.

8- Düzenli olun.
Zengin insanların ortak yanları, son derece düzenli olmalarıdır. Evleri, ofisleri, arabaları çok temiz ve düzenlidir. Gerçekten de benzer enerjilerin bir birini çektiği suptil dünyada bolluk enerjisini çekmek için temiz enerji alanına sahip ortamlarda yaşamalısınız. Düzensiz ve pis ortamlarda biriken negatif enerji ancak kitlik enerjisini kendisine çeker. Bolluk ve bereket için temiz ve düzenli ortamlarda yasamanız, is yapmanız gereklidir. Simdi çekmecelerinizi ve dolaplarınızı düzenleyin. Pis şeyleri temizleyin ve düzenleyin. Zengin olmak istiyorsanız zenginler gibi davranmayı öğrenmelisiniz.

9- Büyük Düşünün
Evrende her şey enerjidir. Bir tabak yemek de, son model arabada. Eğer yemek bulmak kolay ama araba zor derseniz isleyişi algılamadınız demektir. İstediğiniz arabada olsa yemek de ikisini de elde etmeniz ayni mekanizma ile çalışır. Oysa yemeği her gün buluyorsunuz, çünkü bulacağınızı biliyorsunuz, buna inancınız tam. Oysa son model arabayı bulacağınıza inancınız yok. Eğer doğru şekilde istemeyi bilirseniz, yemek de araba da ayni şekilde size gelecektir. Ancak arabayı da bulacağınıza, yemeği bulacağınız kadar emin olmanız ya da arabayı da açken yemek ister gibi istemeniz gerekir. İkisine sahip olmanın en önemli farkı budur. Bu yüzden büyük düşünün ve hayallerinize sinir koymayın. Sonuç da ne isterseniz elde etmenizin koşulları aynı.

10- Vermeyi de unutmayın
Küçük bahşişler, küçük hediyeler ve arkadaşlarınıza yemek ısmarlamalar. Bunların hepsi aldıklarınızı paylaşmanız için önemlidir. Unutmayın evrene ne gönderirseniz size 10 katı geri gelir. Evrene bolluk içinde olduğunuzun mesajını gönderin. Vermeyi bilin ki alasınız. Şükretmeyi ve diğer insanları da düşünmeyi unutmayın.

Kaynak: Kahuna İçsel Dönüşüm

“Her şeyin bir mevsimi var… Arama zamanı ve kaybetme zamanı, koruma zamanı ve bırakma zamanı.”

 

“Her şeyin bir mevsimi var… Arama zamanı ve kaybetme zamanı, koruma zamanı ve bırakma zamanı.”

(Ecclesiastes 3:1, 6)

Öğrendik ki…

kariyer_testi_th[1]

 

Öğrendik ki…
Bir tek insanın bize ”iyi ki varsın” demesi varolduğumuz
için mutlu olmamızı sağlar….

Öğrendik ki….
Kibar olmak haklı olmaktan daha önemlidir.

Öğrendik ki….
Hayat şartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasada hepimiz
çılgınlıklarımızı paylaşacak birini arıyoruz….

Öğrendik ki….
Bazen tek ihtiyacımız olan bir el ve bizi anlayacak bir
yürektir…..

Öğrendik ki….
Parayla ”klas insan” olunmuyor….

Öğrendik ki….
Gün içinde başımıza gelen küçücük şeyler gün sonunda koca bir
mutluluğa dönüşüyor….

Öğrendik ki….
İnkar edip içimizde sakladığımız şeyler gerçekliğini
kaybetmiyor….

Öğrendik ki….
Biriyle dalaştığımızda tek başardığımız onun bize daha çok zarar
vermesini sağlamaktır….

Öğrendik ki….
Her yarayı saran zaman değil sevgidir….

Öğrendik ki….
Çabuk olgunlaşmak için zeki insanlardan çevre edinmek
gerekir…..

Öğrendik ki…
Karşılaştığımız herkes bir gülüşümüzü hak eder…..

Öğrendik ki….
Hiç kimse mükemmel değildir….

Öğrendik ki….
Hayat zorludur ama biz daha zorluyuz….

Öğrendik ki….
Gülümsemek daha güzel bir görüntüye kavuşmanın bedava
yoludur….

Öğrendik ki….
Hepimiz zirvede olmak istesek de asıl keyif oraya tırmanırken
yaşadıklarımızdır….

Öğrendik ki….
Zamanımız ne kadar azsa yapacak işler o kadar çoktur….

Öğrendik ki….
BİRİNİ NE KADAR ÇOK SEVERSEK HAYAT ONU BİZDEN O KADAR ÇABUK
ALIYOR…..
Can Dündar….

Ortada bir sorun olduğunu hissetiğinde yüreğinin içine bak. Rahat hissediyorsan doğru yoldasın.

Fotoğraf: 'Ortada bir sorun olduğunu hissetiğinde yüreğinin içine bak. Rahat hissediyorsan doğru yoldasın. Yüreğin senin kıstasındır. O rahatsız olmuşsa demekki yolunu değiştirmen gerekiyor; bir şeyler doğru gitmemiş, bir şeyler yoldan sapmış. Yüreğin senin kılavuzundur. O doğayla tam bir uyum içinde olduğunda, yüreğinin içinde güzel bir dans ve müzik vardır. Doğadan uzaklaştığında ise müzik gürültüye dönüşür, dans aksar. Bunlar yüreğinin, doğru yolda olup olmadığının farkına varman için sana gönderdiği işaretler, konuştuğu dildir. Başka birinin kılavuzluğuna ihtiyacın yok. Senin kılavuzun kendi içindedir... '

OSHO
‘Ortada bir sorun olduğunu hissetiğinde yüreğinin içine bak. Rahat hissediyorsan doğru yoldasın. Yüreğin senin kıstasındır. O rahatsız olmuşsa demekki yolunu değiştirmen gerekiyor; bir şeyler doğru gitmemiş, bir şeyler yoldan sapmış.
Yüreğin senin kılavuzundur. O doğayla tam bir uyum içinde olduğunda, yüreğinin içinde güzel bir dans ve müzik vardır. Doğadan uzaklaştığında ise müzik gürültüye dönüşür, dans aksar. Bunlar yüreğinin, doğru yolda olup olmadığının farkına varman için sana gönderdiği işaretler, konuştuğu dildir.
Başka birinin kılavuzluğuna ihtiyacın yok. Senin kılavuzun kendi içindedir… ‘

OSHO

BOŞŞŞŞVERRRRR!!!

Bana Yağmuru Anlatma, YAĞ !…

Mirdad ve Prens arasında geçen, savaş ve barış üzerine bir konuşma. Tamamını aktarabilsem ne güzel olurdu, ama enn en can alıcı bölümleri alıntıladım.. Sizler ve benim için


Prens: Sahip olduklarımın tümüne değer olan onurum ne olacak, peki?

MİRDAD: İnsanın tek onuru insan olması, Tanrı’nın yaşayan benzeri ve yansıması olmasıdır. Bunun dışındaki tüm onurlar, onursuzluktur.

İnsan eliyle bağışlanan her şey, kolayca geri alınabilir insan eliyle. Kılıçla yazılan bir onur, silinebilir kılıçla. Hiçbir onur, Prensim, değmez paslı bir oka; yakıcı bir gözyaşına, bir damla kana.

Prens: Ve özgürlük -benim ve insanlarımın özgürlüğü- değmez mi en büyük fedakârlığa?

MİRDAD: Gerçek özgürlüktür insanın kendisini feda etmesine tek değen. Onu sizden alıp götüremez komşunuzun güçleri; onu savunup kazanamaz sizin güçleriniz de. Ve savaş alanı mezardır sadece.

Kalplerde kazanılır ve kaybedilir gerçek özgürlük.

Savaş mı istiyorsunuz? Kalbinizin içinde ilan edin onu. Dünyanızı sıkıcı ve boğucu bir kafes haline getiren her umuttan, korkudan ve boş arzudan arındırın yüreğinizi ve ondan sonra görün onun evrenden daha geniş olduğunu; o evrende gezinin iradenizle; hiçbir şey mani olamasın size.

Budur, ilan etmeye değer tek savaş. Böyle bir savaş açın kendinize; nefret uyandıran hayvani davranışlarla, kafanızı karıştıracak şeytani oyunlarla gücünüzü baltalayarak, vakit bulamazsınız böylece, kendinizle yaptığınız o gerçekten büyük ve kutsal savaşı kaybetmenize neden olabilecek diğer savaşlara. Bu savaşı kazanmak, sonsuz bir zafer elde etmektir. Başka bir savaşı kazanmak ise en büyük yenilgiden beterdir. Ve bu, insanoğlunun yaptığı tüm savaşlardaki öyle korkunç bir şeydir ki sonunda kabullenir yenen de yenilen de yenilgiyi.

Barış mı istiyorsunuz? Aramayın yazılı belgelerde onu; kayaların üzerine kazımak için uğraşmayın.

Çünkü kolaylıkla ”barış” yazan bir kalem, aynı kolaylıkla yazabilir ”savaş” da. Ve ”barış içinde olalım” diye kazıyan keski, aynı kolaylıkla kazıyabilir ”savaşalım” sözünü. Ve dahası, kağıt ve kaya, kalem ve keski kısa bir zamanda istilasına uğrar güvelerin, çürümenin, pasların ve değişen elementlerin kimyasının. Zamansız kalbi böyle değildir Kutsal Anlayış’ın kuşatması altında olan insanın.

Anlayış’ın perdeleri bir kez açıldığında, sonsuza dek kazanılır zafer ve yüreklerde yer eder barış. Anlayışlı olan bir yürek, sonsuza dek barış içindedir savaştan gözü dönmüş bir dünyada bile.

Cahil bir yürek, ikili bir yürektir. İkili bir yürek ise, ikili bir dünya yaratır. Sürekli kavga ve savaş getirir ikili bir dünya.

Oysa tek bir yürektir anlayışlı yürek. Tek bir yürek, tek bir dünya yaratır. Tek dünya barış içinde dünya demektir. Çünkü iki taraf gerekir savaş yapmak için.

Bu yüzden, kalbinizi tek yapabilmeniz için kendinize savaş açmanız salık veriyorum size. Sonsuz barıştır zaferin ödülü.

Görebildiğiniz zaman, sevgili Prensim, her taşta bir taht; bulabildiğiniz zaman her mağarada bir kale, büyük mutluluk duyacaktır güneş sizin tahtınız olmaktan, yıldızlarsa kaleniz.

Tarlalardaki herhangi bir papatya nişanınız, herhangi bir kurt da öğretmeniniz olabildiğinde, memnun olacatır yıldızlar göğsünüzde durmaktan, yeryüzü kürsünüz olmaktan.

Kalbinize hükmedebildiğinizde, ne önemi kalır bedenimize kimin hükmettiğinin? Tüm kainat sizin olduğunda, şu ve bu toprak parçasına kimin sahip olduğunun önemi var mıdır?

Gerçek soru, ölümden sonra yaşamın var olup olmadığı değil, ölümden önce senin hayatta olup olmadığındır…

KENDİNİZE RASTLAMAK ?

damla_lg[1]

Birisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında.
Benliğiniz, size kendisini takdim eder.
Karsınızda duran kişi sizin bir suretinizdir.
O kişiyi karsınıza çıkaran bir peri vardır İçinizde.
Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır.
Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya koyar onlar.
Bu size uzak göründüğü denli, ürkünç de gelir.

Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız.
Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız.
Her halükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır.
Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir.
Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır.

Bir gün karsınıza perişan bir dilenci çıkabilir, ya da varlıklı bir işadamı,
ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın,
yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz.
Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz.
Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız.
Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır.
Onların hepsi sizsiniz.

Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz,
ona karsı ya bir empati besler ya da onu suçlarsınız;
zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam.
Polisleri ve hırsızları görürsünüz; çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız.
Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz.
Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz.
Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız.
Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz.
Lakin her halükarda onların her biri sizsiniz.

Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz.
Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında;
ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan.
Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız.
Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır.
Hain kişi ve de meleksinizdir.
Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz.
Onların adımlarıyla yürümektesiniz.

Karsınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur.
Onları davet etmiş olduğunuzu hatırlamayabilirsiniz,
fakat onların varlığını inkâr da edemezsiniz.

Belki de davetiyenizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o.

Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız.

Bu, bir hak etme meselesi değildir.
Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir;
lakin bu bir mesuliyet halidir.
Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa,
örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, fark etmez.
Artık sorumluluk sizdedir.
Peronda duran sizsiniz.
Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır.
Binebilir ve tekrar inebilirsiniz.
İteklenip sıkıştırılabilirsiniz.
Orada olan sizsiniz.
Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir.
Oraya gitmişsinizdir.

Kâinatın reaktörü ve dinamosusunuz.
Onun ekseni ve merkezisiniz.
Surecin kendisisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz.
Nesne ve öznesiniz.
Geçişli ve geçişsiz fiillerin kendisisiniz.
Özel isimlersiniz, cins isimlersiniz.

Bunun iyi tarafı, istediğiniz her şey olabileceğiniz
ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir.

Mevcut dünya sizin yaratınızdır…

Ben: Uygulamak ister misin?

 

 

Öğrenci: …işte hayatım bu kadar karışık, bu kadar mutsuzum, böyle engellerim var, kendimi böyle umutsuz hissediyorum…

Ben: Anlıyorum. Öğretiyi bırakmak ister misin?

Öğrenci: Hayır!

Ben: Uygulamak ister misin?

 

Cem Şen

Birlikte yola çıkacağın tek insan kendinsin.!

Birlikte yola çıkacağın tek insan kendinsin.!
Yolda gördüklerin,yaşayıp hissettiklerin sensin.!
Yol arkadaşların elbette olacak.Oluyor.!
Yol arkadaşların adı üstünde,sadece yol arkadaşındır ve sana ne kadar süre,nereye kadar sana bu yolda arkadaşlık edeceği de o yol arkadaşının ve senin  seçimine bağlıdır.
Kimimiz hayat yoluna kalbinin sesini dinleyerek yapmış olduğu seçimlerden memnun olarak yaşar hayatını.
Kalbin sesi senin hayat yolundur.
Sevgiyi hissetmek,
Senin kendi kalbini hissedebilmenle eştir.

Panayot Edvırt Yorgiadis