İlişkiler tek taraflı olarak yürütülemeyeceği gibi, sorunlar da tek taraflı çözülemeyecek.

 

 

İlişkiler tek taraflı olarak yürütülemeyeceği gibi, sorunlar da tek taraflı çözülemeyecek. Bir tarafın istekleri gerçekleşir, diğer taraf kendinden vazgeçmek zorunda kalırsa da devamı gelemez; gelse de yıpratıcı olur. Hiç değilse bir taraf bir adım gelirse diğeri belki iki adım gelir. Uzun lafın kısası sürekli olarak bir tarafın beklentilerinin karşılandığı bir ilişki devam edemez. Ne evlilik, ne dostluk, ne de arkadaşlık…

Aret Vartanyan

Modern Hayat İçin 10 Erdem Listesi

Resim

1-Direnme Gücü: Etraf karardığında da yola devam etme gücü. Herşeyin ters-düz edilebilirliğine olan inancını kaybetmemek. kendi korkularınla başkalarını da korkutmamak. Çok güzel bir laf vardı ”Sadece güneşli günlerde yürürsen, gideceğin yere varamazsın” diye, işte onu unutmamak.
2-Empati: Bir başkasının acısını,derdini içine almak, sebinmiş gibi yapmak. Hatta yapabiliyorsan kendine bir de onun gözünden bakmak. Herşey sen demek değil !
3-Sabır: Modern çağ bizi tahammülsüzlüğe ve hıza bağımlı kıldı. Halbuki herşeyin herzaman mükemmel gitmediği ilgisini yutarsak sabırla herşeyi işlemek de mümkün. Onun en güzel lafı da ‘sabreden derviş muradına ermiş’
4-Fedakarlık: Genlerimizde bencillik kadar fedakarlık da var.Türümüzün devamı için, grup için fedakarlık yapmışız hep. Yoksa birini sevemez, aile kuramaz, dünyayı kurtaran adam olmayı isteyemezdik. fedakarlık yapan, yapmayandan öne geçer.
5-Kibarlık: Bu nereden çıktı diyeceksiniz? özellikle Türkiyede pek prim yapmayan, zayıflık gibi algılanan birşey. halbuki medeniyet başkalarına saygı göstererek, konuşma ve haraketlerine üslup katarak kuruluyor. Tolerans gibi biraz. seninle aynı fikirde olmayanla bile, birarada gerilimsiz durmanı sağlar.
6-Mizah: kendisiyle dalga geçemeyen ve geçirtmeyen insanlar çok sıkıcı. Mizah üzüntüyle başetmenin en etkili yolu. Aslında hep hayal kırıklığından besleniyor. Mizah hep şu uçurumlarda köprü kuruyor. Olanla, olmasını istediğimiz arasındaki uçurumda, hayalimizdeki bizle gerçek biz uçurumunda; başlkalarını hakkında düşündüklerimizle başkalarının nasıl olduğu arasında. Bu uçurumlara düşmek yerine, dalgayla geçsek üzerinden daha erdemli olmuş olmaz mıyız?
7-Kendini bilmek: İki şansımız var. Ya kendimizi bilmeyip herşeyi başkalarından bileceğiz yada kendimizi bileceğiz ! Büyük insanların çuvaldızı hep kendilerine batırmaları işte bundan. Bizim dışımızda suçlanacak biri, çoğu zaman yok.
8-Affetmek: Birini affetmek için Hindistan’a aşramlara gidip, saatlerce kıpırdamadan oturup gözyaşı dökenler gördüm. Büyük hafızayı yakmak istiyorlardı. Halbuki bir uçan balonu bırakır gibi affetmek de mümkün. Kolay değil tabiki ama erdemli olmak kolay değilki zaten. Hataları silemeyenler, yeni bişeyler de yazamıyor.
9-Umut: Karamsarlık derin, iyimserlik ise yüzeysel sayılıyor. İyimserler kör, duyarsız sayılıyor. Halbuki umut, bugünün yarının silik bir eskizi olduğunu hatırlayabilmek. Ki öyle..Yarın hep daha güzel. Bu rüzgarı alanın yelkenleri dolar.
10-Kendine güven: Çoğu büyük hayal, sırf güvensizlik yüzünden hayal kalır. Hayatın kısa olduğunu bilip, riski alan madalyasını kazanır. kendine güven kibir değildir, cesaret etmektir.

nil karaibrahimgiln yazsından alınmıştır

Bir yılda hiçbirşeyin yapılamayacağı iki gün vardır.

 

 

Bir yılda hiçbirşeyin yapılamayacağı iki gün vardır. Birine dün deriz, diğeri de yarındır. Bu yüzden bugün sevmek, inanmak ve özellikle de yaşamak için doğru gündür.

“There are only two days in the year that nothing can be done. One is called yesterday and the other is called tomorrow, so today is the right day to love, believe, do and mostly live.”

 

Dalai Lama

Kısacası insan unutur.

Sevgili kardeşlerim,

doğruyu seçmek bir andır. Tek bir an. İşte o ânı kaçırmamak gerekir. Eğer doğru an gelirse o zaman anımsamalısınız. Acıyla yaşadığımız bu günler, doğru ânı, değişim için gerekli olan gerçek gücü yakalama ânıdır. O nedenle yeniden anımsayalım:

İNSAN UNUTUR

İnsan unutur. Verdiği sözleri unutur. İnsan unutur. Bir zamanlar ne hissettiğini unutur. İnsan unutur. Bir zamanlar ne çektiğini unutur. İnsan unutur. Çabasının işe yaramadığını unutur. İnsan unutur. Tüm sevdiklerinin ve kendisinin öleceğini unutur. İnsan unutur. Önemli kabul ettiği şeylerin büyük bir kısmının önemli olmadığını unutur.

Aynı hataları defalarca yapar; çünkü unutur.
Minnet duymaz; çünkü geçmişte kim olduğunu unutur.
Paylaşmaz; çünkü paylaştığında mutlu olduğunu unutur.
Öfkelenir; çünkü öfkelendiğinde acı çektiğini unutur.
Arzularının pençesine düşer; çünkü arzuları asla tatmin edemediğini unutur.
Başkalarını zor duruma düşürür; çünkü başkalarını zor durumdan kurtardığında sevinçle dolduğunu unutur.
Endişelenir; çünkü geleceği kontrol edemeyeceğini unutur.
Pişmanlıklarla ve suçlulukla yaşar; çünkü geçmişi değiştiremeyeceğini unutur.
Tembellikle yaşar; çünkü en değerli deneyimlerin biz onları beklemezken geldiğini unutur.
Hazırlık yapar; çünkü olanın bizi daima hazırlıksız yakalayacağını unutur.
Hayaller kurar; çünkü olanın daima hayal ettiğimizden farklı olacağını unutur.
Başkalarının iyi işlerini kötüler; çünkü kendini yüceltmenin yolunun başkasının hatasına vurgu yapmak değil kendini geliştirmek olduğunu unutur.
Somurtur; çünkü gülümsemenin bulaşıcı bir iyilik olduğunu unutur.
Açgözlülük yapar; çünkü cesaretin en değerli yatırım olduğunu unutur.
Zamanını boş yere harcar; çünkü bu değerli hayatın kısacık olduğunu unutur.
Başarı elde etmek, alkış almak için kendini türlü acıların, türlü erdemsizliklerin kucağına atar; çünkü her şeyin geçici olduğunu unutur.
Suçlar; çünkü eylemlerin özgür olmadığını, koşullarca belirlendiğini unutur.
Böbürlenir; çünkü başarının kendi ürünü olmadığını unutur.
Kendisiyle konuşur; çünkü gerçeği duyabilmek için susması gerektiğini unutur.
Dinlemeyi unutur; çünkü anlaşılabilmenin tek yolunun anlamak olduğunu unutur.

Kısacası insan unutur.

cEM şEN

 

Dünyada size en çok zarar vermiş, ilişkilerinizde sıkıntı ve endişe yaşatmış olanlar,

 

 

Dünyada size en çok zarar vermiş, ilişkilerinizde sıkıntı ve endişe yaşatmış olanlar, enkarne olmadan önce böyle yapmayı sevgiyle kabul etmiş, bu konuda kontrat yapmış varlıklardır…

Onlar şimdi bile ruhen sizinle kardeştirler, ama buradayken bunu açığa vuramazlar. Öte aleme geçtiğinizde onları görecek ve seveceksiniz, çünkü oynadıkları rol gerçekten çok ikna ediciydi!

Bunu yapmalarını sağlayan sevginin gücünü takdir edin ve onları şimdi burada sevin…

Hiç kuşkusuz siz de bir başkasının düşmanısınız, bir başkasının dersi için olumsuzluk ifadesisiniz, böylece siz de aynı rolü bir başkası için oynuyorsunuz.

Peki bu insan sizi tamamen bağışlasaydı ne hissederdiniz?
Bu sizi etkiler miydi?…

Kryon

Endişe, kaygı ve stres zihin gücünüzü tüketir ve ruhunuz ile iletişime geçmenizi engeller”

 

 

Endişe, kaygı ve stres zihin gücünüzü tüketir ve ruhunuz ile iletişime geçmenizi engeller”

Yani eninde sonunda bir ara,”Nimetlerine bir türlü doyamadığımız” bu garip dünyayı Bırakıp gideceğimizi asla düşünemiyoruz…

Bir gün…
Yani eninde sonunda bir ara,
”Nimetlerine bir türlü doyamadığımız” bu garip dünyayı
Bırakıp gideceğimizi asla düşünemiyoruz…
O yüzden de,
Arkamızda kalacak insanların gönüllerine bir aydınlık pencere açacak şeyleri hep ihmal ediyoruz;
Sevdiğimiz insanları her fırsatta bağrımıza basmak gibi şeyleri mesela…
Üzdüğümüz için üzgün olduklarımızdan özür dilemek gibi…
Yüz vermemek, iktidarımızı korumak adına bir kol boyu uzak tuttuklarımıza,
onlara çok değer verdiğimizi ve onlarsız bir hayatı düşünmek bile istemediğimizi söylemek gibi…
Komik olmaktan korkmadan dalga geçmek gibi kendi aptallıklarımızla… Ve hatalarımızı itiraf etmek gibi…
Eleştirip durduğumuz insanlara, söylemeyi ihmal ettiğimiz özel ve güzel yanlarından da bahsetmek gibi…
Evimizi paylaştığımız ya da birlikte çalıştığımız insanlardan, ekmeğimizi aldığımız bakkala, çöpümüzü toplayan belediye işçisine kadar, sesimize ses, elimize el veren, hayatımızı kolaylaştıran ve katlanılır hale getiren herkese, gönülden bir teşekkür etmek gibi…
Çok kırıldığımız ve sırtımızı döndüğümüz insanları, bir daha görmesek bile Allah huzurunda onlarla hesabımızı kapatmak ve onların yol açıklığı için dua etmek gibi…
Bir zamanlar bizi bırakıp gidenlerin bize yapmış olmalarını çok isteyeceğimiz şeyleri, BİR TÜRLÜ YAPMIYORUZ!
Zira bizim için de yapılmamıştı böyle şeyler…
Tam da bu yüzden, dıştan jilet gibi görünse de, içteki ”tadilatı bir türlü bitmeyen” hayatlarımız var…
AMA BİZ;
Daha farklı bir yol seçebiliriz…
Çocuklarımız başta olmak üzere, etrafımızdaki herkese bir nefes, bir umut, bir güzel anı, bir insanlık örneği, bir sevgi çiçeği bırakabiliriz…
Çok fazla bir şeyimiz olmayabilir paylaşılacak,
Ama gönül mirasımızla besleyebiliriz bir sürü gönülü…
Ve çok daha huzurlu bir vedalaşma yaşayabiliriz hayatla
Üstelik bunun için yaşlanmayı beklememize gerek yok!
Bu mirası dağıtmaya,
Hemen bugün,
Hemen şimdi başlayabilir,
Ve kendimize asla pişman olmayacağımız bir hayat hediye edebiliriz

EVET… EVET KESİNLİKLE 

kaynak juna yıldız gözlemcisi

Hiçbirşey uzaktan göründüğü gibi değildir.

 

Bir Bilge , İki Kılıç
Bir savaş ustası ülkesinde savaşçılığı , cesareti, kılıç kullanma ustalığı , merhameti ve bilgeliği ile tanınır ve saygı görürmüş. Onun okulunda savaşçı yetişmesi için uzak ülkelerden bile krallar çocuklarını gönderirler ama pek azı usta tarafınd
an ögrenciliğe kabul görür yada kabul görenler den çok azı bitirebilirmiş.
Yine bir eğitim gununde usta ögrencileri okul önune çıkarmış .Elinde ıkı uzun kutu varmış. Öğrenciler merak etmiş kutularda ne var diye.
Usta öğrencilerine 500 adım geriye gitmelerini istemiş. Öğrenciler gittiğinde kutuları açıp içinden çıkardığı 2 kılıcı topraga saplamış ve ögrencilere seslenmiş.
Ne görüyorsunuz?
Öğrenciler 2 kılıç diye cevap vermişler.
Usta kılıçları anlatın diye seslenmiş.
Mesafe cok uzak olduğu için öğrenciler sadece kılıç demekten başka bir sey söyleyememişler. Bunun üzerine usta ögrencilerine. 100 adım yaklaşmalarını söylemiş. Ve yine sormuş kılıçları anlatın ögrenciler 400 adımda 300 adım, 200 adım 100 adım yine kılıçları detaylandıramamış.
Bu böyle devam ederek ögrencilerin kılıcın etrafında toplanmalarına kadar sürmüş her yüz adım yaklaştırarak bilge her seferinde yine sormuş.
Öğrenciler kılıcın etrafına toplandıgında 2 kılıcın çok farklı olduğunu görmüşler aynı genişlik kalınlık uzunluk aynı ama biri çok ince işçilikle üretilmiş üzerinde çok emek olduğu dikkatle incelendiğinde farkediliyor bir çok yazı kazınmış üstüne , kılıcın üretilirken defalarca dövüldüğü su verildiği çok belirginmiş. Öğrenciler dokunmadan kılıca gördüklerini anlatmışlar.
Hoca sormuş anlattıklarınız yeterlimi kılıçları tanımak için . Öğrenciler evet yeterli ustamız demişler.
Usta yani ikiside kılıç !!! bu yeterlimi demiş,
Öğrenciler evet usta diye yanıtlamışlar. Usta güçlü bir ögrenciye daha az parlayan kılıcı alarak yanda duran kütüğe sertçe vurmasını istemiş . Öğrenci vurmuş kütük bir şey olmazken kılıç 2 ye kırılmış.
Usta sormuş çelikmi sert kütükmü ?? öğrenciler çelik demiş. O zaman neden kütük değilde kılıç kırıldı.
Diğer kılıcı almasını ve bu sefer yanda duran kayaya vurmasını istemiş. Öğrenci aman hocam bu kılıç da kırılmasın çok güzel, keskinliği bozulur kırılmasa bile demiş.
Hoca vurmasını isteyince öğrenci vurur ve kaya parçalanır, kılıçda zerre kadar bozulma olmamıştır.
Hoca sorar ne anladınız,
Öğrenciler cevap verirler.
Hiçbirşey uzaktan göründüğü gibi değildir.
Farklılık yaklaştıkça belirginleşir
Yakından bakmakta yetmez
Hissetmek gereklidir
Kılıcı denemek gereklidir
Yanıtlar birbiri ardına gelir,,,
Ve şimdi iyi dinleyin demiş usta toplamış öğrencilerini etrafına
Kılıcı kılıç yapan kılıç ustasıdır, bakmak yetmez, tutmak gereklidir, tutmak yetmez onunla savaşmak gereklidir, savaşmak yetmez kılıç olmak gereklidir, kılıç olacaksınki keserken ve kesilirken ne hissedildiğini bilesin.
Savaşta bilge olmak yetmez Bilgelik her daim olmalıdır. Savaşta bilgelik kılıcı ustaca kullandığınladır, barışta merhametle kullandığınladır, bunu anca kılıç olursan anlarsın keserken kesilenin ne hissettiğini.
Kılç vardır bir günde olur , kılıç vardır Bin günde olur
Bir günde olan kılıç bir vuruşta kırılır
Bin günde olan kılıç bin vuruşta bir zerre kırılmaz,
Bir günde olan kılıç acıtır,
Bin günde olan kılıç kesildiğini bile hissettirmez, varın şimdi bunu uzun uzun düşünün.
Der Bilge Usta öğrencilerine,,,,

Hangi burç aşk acısını nasıl yaşıyor?

burc-kadin-kova-mkl_4[1]

 

Koç

Terk edilen Koç en kısa süre içinde kendine başkasını bulacaktır. Bu sizi üzmesin. Onun yapısı böyledir. Eğer ilişkiyi siz bitirirseniz Koç hemen en tatlı tavrını takınacaktır. Amacı sizi yeniden elde edip edemeyeceğini görmektir. Koç avlanmayı sever. Âmâ ilişki bittiğinde yeni bir zafere doğru yola çıkar. Onun yeni birini bulmakta aceleci davrandığını düşünüp aslında sizi sevmemiş olduğunu sanabilirsiniz. Ama bu yanlıştır. Sizi sevmiştir. Ancak Koç için bir ilişki bitince biter. Geçmişe takılmanın anlamı yoktur. Şimdi yeni kişilerle tanışma zamanıdır

Boğa

Asla vazgeçmez. Sevdiği kişileri kendi malı gibi düşünür. Eğer terk eden sizseniz, tüm iletişim bağlarını kopardığınıza emin olur ve asla yeniden birleşme ümidi vermeyin. Ayrılık sonrası dost kalamayacağınız bir burçtur. Boğa’lar ikinci bir şans umuduyla yıllarca bekleyebilir. Sabırlıdırlar ve arzuladıkları şeylere bağlılıkları çok derindir. Eski sevgiliniz hala size âşıksa başka kimseyle çıkmayacaktır. Bu yüzden ya kesin ayrıldığınızı anlamasını sağlayın ya da sizinle ilgili planlarından vazgeçmeyen Boğa’ya katlanın

İkizler
Terk edilen İkizler hayatına devam eder ama sizinle ilgili duygularında zaman zaman gelgitler yaşar. Size dost kalmayı teklif edip sonra soğuk bile davranabilir. Ona değer vermediğinizi hissederse hakkınızda küçük bir dedikodu başlatabilir. Kesin olan şu ki, herkes ayrıldığınızı duyacaktır. Bunu ilk anlatan o olacaktır. İkizler ayrıldıktan sonra kendini en hızlı toparlayan burçtur. Aşkta havai olduğu için en kısa süre içinde yeni birini bulacaktır.
Yengeç
İşte bu felaket demektir. Eğer yengeç gerçekten sevdiyse durumu kabullenmez. Gözyaşları sel olup akarken odasında oturup resminize bakar, mektuplarınızı yeniden okur. Falcılara gidip yeniden bir araya gelip gelemeyeceğinizi öğrenmeye kalkar. Dış görünüşü sakin ve soğukkanlı olsa bile içten yıkılmıştır. Sessiz telefonlar almaya başlarsınız. Bir ay sonra durumu kabullenir. Terk edilen bir Yengeç’in ne kadar süreyle acı çekeceği belli olmaz. Bazısı bir ay sürer. Bazısı içinse bir ay sonraki ruh ikizine rastlayınca biter.
Aslan
Bir süre somurtur ama birkaç hafta sonra yeni birini aramaya çıkar. Duygularını açıkça ortaya serdiği için biraz acı çeker. Ama dikkatini çeken başka birini bulduğunda her şey değişir. Başı bulutlarda dolaşmaya başlar ve varlığınızı unutur. Terk edilen Aslan, acı çekiyormuş gibi davranmaz. Kimse, onun kötü durumda olduğunu düşünmemelidir. Güçlü bir egosu ve korunması gereken bir imajı vardır. Saygınlığını korumak ve çevresinde bıraktığı izlenim önemlidir. Bu yüzden terk edenin kendisi olduğunu bile söyleyebilir.
Başak
Terk edilen Başak ilişkide neyin yanlış gittiğini enine boyuna analiz edecektir. Ayrılık ona kendini kötü hissettirir ama soğukkanlı davranır. Objektiftir. İlişkinin neden yürümediğine dair mantıklı nedenler bulacak, sizin kusurlarınızı ortaya dökecek ve kişiliğinizi didik didik edecektir. Bu ona kendini iyi hissettirir. Suçun sizde olduğuna kendini ikna eder.
Terazi
Terk edilen Terazi yaklaşık bir hafta boyunca ağlar ve somurtur. Sonra piyasaya çıktığını herkese haber verir. Bir ilişki bittiğinde yeni birini bulması uzun sürmez. Yalnız kalmaktan nefret eder. Kaldı ki büyük ihtimalle hazırda bekleyen bir potansiyel sevgili vardır. Terk edilen Terazi için endişelenmeyin. Her seferinde dört ayak üstüne düşer.
Akrep
Eğer ondan kurtulmak istiyorsanız ayrılmaya kendisinin karar verdiğini düşünmesini sağlayın. İlişkiden yavaş yavaş uzaklaşın. Eğer yaralanırsa intikam almayı seçebilir. Hepsi bu şekilde davranmaz. Ama mutlaka akıllarından geçer. Eğer sizi geri kazanmak isterse hiç bir şey buna engel olamaz. Her tür taktiği uygulamaktan çekinmez. Ayrılacaksanız, bunu istediğinize emin olmalısınız. Çünkü Akrep bir kez kalbini kapattı mı bir daha girmenize izin vermez, kapıyı sonsuza kadar mühürler.
Yay
Terk edilen Yay kısa süre içinde yeni birini bulacaktır. “olan olduktan sonra ağlamanın yararı yok” diye düşünür. İyimserdir. Evrenin çok yakında ona yeni birini göndereceğini bilir ya da flört etmekte olduğu biriyle çıkmaya başlar. Onun hayatında, geçmişten kalan ve kendisine ikinci bir fırsat verilmesini bekleyen biri daima vardır. Kendi istemedikçe uzun süre yalnız kalmaz.
Oğlak
Her şey yolundaymış gibi davranacaktır. Sakin görünüşünün altında çok üzülecek ama duygusal yanını size göstermeyecektir. Aşk konusunda tedbirlidir. Bu yüzden hemen yeni bir ilişkiye girmesini beklemeyin. Kalbini onarması zaman alır. Ayrılığa mantık açısından bakacaktır. Ama tek başınayken birkaç damla gözyaşı dökebilir.
Kova
Çevresinde moralini yükseltecek bir sürü arkadaşı vardır. Onun haftalarca üzülmesini beklemeyin. Çünkü Kova “olan olduktan sonra ağlamanın yararı yok” diye düşünür. Duygularını düşüncelileştirir, söze döker. Sizinle en başından derin duygusal ilişkiye girmediği için haklı olduğunu düşünür. Yeni bir sevgili sevgili bulmamın da zamanı gelecektir ama şimdi dostlarıyla birlikte olmanın tadını çıkarma zamanıdır.
Balık
Haftalarca ağlayacaktır. Ona veda ettikten sonra koşarak oradan kaçın. Balık ne hata yaptığını ve neden ilginizi yetirdiğinizi soracaktır. Ayrıntıları öğrenmek ister. Mektup yazacak ve sizi tekrar kazanmak için araya dostlarını sokacaktır. Ona böyle bir ihtimalin olmadığını kesin olarak belirtin. Aksi halde peşinizden ayrılmaz. Bu romantik peri masalının bittiğini kavrayınca bir başka masala yönelecektir. Gizliden gizliye bu oyundan hoşlanır. Balık pembe dizileri sever.
alıntı

Hayata ”kazanan” olmayı seçiyorum.

images[8]

Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Mutluluğumu kendim yaratıyorum. Hayata ”kazanan” olmayı seçiyorum. Barış ve huzur doluyum…

“Ölçülü bir aylaklık” yükselen değer…

 

 

Avrupalılar artık yarış atı gibi yaşamayı reddediyor, başına buyruk kediler gibi olmak istiyorlar. Gerektiği kadar avlanıp, yeterince yiyecek bulup, kalan zamanda uyumak, etrafa bakmak, oynamak istiyorlar. “Ölçülü bir aylaklık” yükselen değer…
Gülse Birsel

Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir…

500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı. Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi.

 

Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu. 5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı. Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.

Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”

 

___Tiffany Moore

KİNTSUKUROİ … Altınla Onarmak


Japonlar, kırılıp onarılan nesnelerin eskisinden daha değerli olduğuna inandıkları için, kırık yerleri altınla doldururlarmış…
Hayatın bize sunduğu bilgelikler de, kırıkların yerini dolduran altın gibi değil mi?
O ZAMAN;
Kusursuz görünmeye değil… emektar ve anlayışlı olmaya bakalım…

Bu zamanda en değerli kabiliyet, sanırım insanın kendini toparlam, onarma yetisi…

10412019_10152095474477036_6653979471670963345_n[1]

Astral Seyahat…

Birazdan bahsedeceğimiz şeyler aslında astral seyahat olarak tanımlanan olguya çok yakın; ancak bilimsel olarak açıklaması bir çeşit halüsinasyon olduğu yönünde.

astral seyahat

Geçtiğimiz günlerde, bilimsel olarak açıklanamadığı için gizemini koruyan vücut dışı deneyimler ile ilgili ilk kez patolojik olmayan, kendi kendine ortaya çıkmış, vücut dışı bir deneyimin bilimsel analizi yapıldı.

Beyin aktivitelerini kan akışıyla gösteren fMRI teknolojisini kullanan Ottawa Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, istediği zaman beden dışı deneyimler yaşayabildiğini iddia eden bir kadının beynini ayrıntılı olarak incelediler. Çalışma üzerine kaydedilenler şöyle:

“Kadın, kendisini havada asılı kalıp çevirdiğini ve yuvarladığını görebiliyordu. Arada bir kendisini yukarıdan izlediğini bildirdi. Fakat bununla birlikte kendi bedeninin aslında hareketsiz bir vaziyette olduğunun da bilincindeydi.”

Kulağa çılgınca ve imkansız geliyor öyle değil mi? Fakat araştırmacılara göre deneyimi sırasında kadının beyninde, söylediklerini destekleyebilecek bazı değişimler gerçekten de yaşanmış:

“fMRI taramalarına göre,  görsel alandan sorumlu beyin zarında çok büyük oranda deaktivasyon gözlenirken; sol taraftaki kinestetik görüntü kısmında aktivasyon görüldü. Bu durumda, kişi bedeni hareketsizken, zihninde beden hareketlerini tasvir edebiliyor. Beynin bu parçası dünyayla iletişimimizi mümkün kılıyor ve vücudumuza sürekli olarak dünyayla olan ilişkimizin nasıl olduğunu hissettiriyor.”

Başka bir deyişle, beyin taramaları deneğin deneyiminin olağan dışı olamadığını, bunu gerçekten yaşamış olabileceğini gösteriyor. Fakat başta da söylediğimiz gibi, bu bir astral seyahat değil. Bu nörolojik mekanizmalar tarafından ortaya çıkabilen bir tip halüsinasyon şeklinde tanımlanıyor.

Ekran Resmi 2014-05-13 01.00.41&

Fotoğrafta gördüğünüz beyin tarama görüntülerinin nörolojik olarak tanımları şöyle;

  • Etkileşimler genel olarak beynin sol lobunda gerçekleşiyor. Sol beyin; bütünleyici motor bölgesi (F), supramarginal gyrus (D,F) ve posterior, superior, temporal gyrus bu etkileşimlerde rol oynuyor. Son iki görüntüdeki temporal ve parietal lobun fonksiyonlarının üst üste binmesi, beden dışı deneyimin sonucu.
  • Deneyim sırasında beyincikte (B,D,E) de etkinleşme gözleniyor. Bu da, deneğin vücut dışında hareket deneyimleriyle uyuşuyor.
  • Sol, orta ve superior orbital frontal gyri (A,C,D,E) bölgeleri aktifleşmiş halde ve bu bölgeler hareket görüntülemekle ilgili bölgeler olduğu için deneğin iddialarıyla örtüşüyor.

Bu olguların kesinlik kazanabilmesi için beden dışı deneyimleri olduğunu iddia eden diğer bireyler üzerinde de bu tip deneylerin yapılması gerekli. Araştırmacılara göre buna benzer raporlanmamış bir çok vaka olabilir.

alıntı