Audrey Hepburn’den sözler:

audrey-hepburn-02[1]

1. “Nasıl yaşanacağını, kenarda durup izlemeden dünyanın nasıl hem içinde hem dışında olunacağını öğrendim. Bir daha asla ama asla hayattan kaçmayacağım. Aşktan da…”

2. “Yalnız olmak istemiyorum, yalnız kalmak istiyorum.”

3. “Bir insan hakkında, başkalarının onun hakkında söylediğinden çok, onun başkaları hakkında söylediklerinden fikir sahibi olabilirsiniz.”

4. “Hayatta tutunabileceğiniz en iyi şey birbirinizsiniz.”

5. “Asla yok olmayan tek güzellik, zarafettir.”

6. “Gerçek arkadaşlar, seçebildiğiniz ailenizdir.”

7. “Şu kedi gibiyim, isimsiz bir serseri. Biz kimseye ait değiliz, kimse bize ait değil. Birbirimize bile ait değiliz.”

8. “Bir kadının güzelliği gözlerinde görülür. Çünkü aşkın ikamet ettiği kalbine açılan kapı, gözlerdir.”

9. “Şıklık, asla eskimeyecek güzelliktir.”

10. “Hayatı hayat yapan en önemli şey ‘mutlu olmak’tır. İşte bu, tüm sorunların en gizli anahtarıdır.”

11. “Yaş aldıkça iki elin olduğunu keşfedersin; bir tanesi kendine yardım eder, diğeri başkalarına…”

12. “İmkansız diye bir şey yoktur! Çünkü ‘imkansız’ kelimesinin içinde bile ‘imkan’ vardır.”

13. “Sık sık yalnız kalmalıyım. Cumartesi gecesinden pazartesi sabahına kadar evimde tek başıma olduğumda gayet mutlu olabilirim. Bu yalnızlık belki de benim uzun yol için en etkili yakıtım.”

14. “Sesini iyi ayarla! Neden değiştiresin ki? Kavga esnasında yükseltince daha mı haklı oluyorsun? Herkesin bir yaratılış sesi var, kendini tanı ve mutlu ol.”

15. Yaşamak, bir müzeyi hızlıca gezmeye benzer. Gördüklerini hazmetmen, onlar üzerinde düşünmen ve müzedekiler hakkında okuman zaman ɑlır. Her şeyi bir anda anlayamazsın. Uzun bir hayat ve güzel bir akşam yemeği arasında sadece bir fark vardır. Akşam yemeğinde en tatlı şeyler en son gelir.”

16. İnanıyorum.
“Pembeye inanıyorum. Gülmenin en iyi kalori yakan şey olduğuna inanıyorum. Öpüşmeye, çok öpüşmeye inanıyorum. Her şey ters gider gibi görünürken güçlü olmaya inanıyorum. Mutlu kadınların en güzel kadınlar olduklarına inanıyorum. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum.

Salvador Dali… Sürrealist Deli :)))

guzela_salvador[1] bellec49fin-azmi[1] KELEBEK-VE-GEMİ[1] bellec49fin-azmi[1] tumblr_inline_naepy4AQ4M1sufl2r[1] dali-the-elephants[1]

4471_4579[1]

Olsun, bu denizde benim öptüğüm bir balık dolaşıyor artık…”

coral_mercan_main[1]

 

……………… Yakaladığı balık pek küçük olunca onu öper ve tekrar denize atar.

Yanındaki balıkçı biraz şaşırarak, “Ne yaptın, hiç balık öpülür mü” diye sorar.

Cevap şu olur:”Olsun, bu denizde benim öptüğüm bir balık dolaşıyor artık…”
Sait Faik Abasıyanık

Benim bazı bazı, kahvaltıdan önce, altı tane imkansız şeye birden inandığım olmuştur.

 

 

alice_harikalar_diyarinda_33345[1]

İmkansız şeylere inanmak mümkün değildir (dedi Alice)

Bana kalırsa sen bu konuda fazla alıştırma yapmamışın (dedi kraliçe) Benim bazı bazı, kahvaltıdan önce, altı tane imkansız şeye birden inandığım olmuştur.” L.Carroll

1)Seni ufaltan bir iksir var

2) Seni büyüten bir kek var.

3) Hayvanlar konuşabilir

4) Kediler kaybolabilir

5)Harikalar diyarı denen bir yer var

6)Canavarı yok edebilirim Ve kazanıyor

Hayat sürekli sadece başkalarını memnun ederek, onlara iyi görünerek, istenileni yaparak ne kadar mutlu geçebilir? Bunları bir düşünün?

Mucizelere inanmaktan ve hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin. Başkalarını tanımaya çalışmadan önce kendinizi tanıyın, keşfedin, kendinizle ilişki kurun. Kendinize espriler yapın, kendinizle dalga geçin (eleştiri yerine)

Hazır ilkbahar gelmişken boşaltın zihninizi yüklerden, kontrol edin listelerinizi bakın bakalım artık ihtiyacınız var mı diye. Boşaltın dolabınızı ihtiyacınız olmayan kıyafetleri, tabak çanakları çıkarın.Yer açın yeniye, yeni duygulara, yeni düşünceler, yeni (gerçek) size

Yapmanız gereken sadece kendinize tutunmak, tanımak ve inanmak… Ancak o zaman sevmeye başlarız kendimizi

Bab’Aziz Film Repliklerinden Seçmeler…Herkesin cenneti, diğerininkinden farklıdır.

bab-aziz-le-prince-qui-contemplait-son-ame-2006-05-g[1]

 

Allah’a ulaşmak için yaradılmışlar adedince yollar vardır.


Evlâdım, bir damla suyla tatmin olmak için uğraşacağına Kendini O’nun nehirine bırakmalısın.


Canınla süpür, cananının eşiğini. Ancak o zaman gerçek âşık olursun.


İman sahibi asla kaybolmaz benim küçük meleğim. Mutmain bir nefs, asla yolunu kaybetmez.


Zaman seviniyor İkimiz birleştiğimizde. Sen ve ben, iki farklı beden, tek ruh!


Herkes, kendine verilen en değerli armağanı yolu bulmak için kullanır.


Bu dünyada herkesin yerine getirmesi gereken bir görev vardır. Bunu unutmadığın müddetçe, Gerisi o kadar da mühim değil.
Fakat bunun haricinde Her şeyi hatılarsan, Hiçbirşey bilmiyor gibisindir.


Ana rahmindeki bebekler Kâinatın tüm esrarına vakıftır. Lakin bebeğin vuslatından hemen önce, Bir melek gelip, parmağını
bebeğin dudaklarının üstüne kor, Binaenaleyh, bebek her şeyi unutur. Kaybolan o sırların bir hatırâtı olarak,
O sabîlerden, senin gibi bazıları, Çenelerinden ‘Melek İzi’ ile işaretlenirler.


Bana hikayeni anlat evladım. Bu gönlünü ferahlatacaktır.


Sefalet, şeytanın oyuncağıydı.


Herkesin cenneti, diğerininkinden farklıdır.


Çıldırdığına hükmettiğimiz her insan, ille de çılgın ya da meczûb değildir…


Ruhlar raks ediyor, vecde geliyorlar. Kulağına fısıldayacağım, rakslarının onları götürdüğü yeri…


Dolunaya bürünmüş yüzüyle, ceylân: Ona sakın yaklaşmayın diye uyardı bizi zaman.
Ah, yolladık ona, ne mektuplar İnkâr edemediği anlamlarla doluydular. Bir ‘sır’ bilerek sakladığımız da neydi?
‘Yazılmış’ olandan da mı ilerdeydi? Büyük okyanus, tutkunun hatırâtı, Parlayıp tutuşan ateşin nârı,
Yeni gün, ki ona karşı duran, Odur geçmiş aşklar denizinde kalan…


Bu dünyadaki insanlar bir mum alevinin önündeki üç pervane gibidirler. İlki aleve yaklaşır ve şöyle der:
Ben aşkı biliyorum. İkincisinin kanatları yaklaşarak aleve değdi ve o dedi: ben aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim.
Üçüncüsü kendini hiç tereddüt etmeden ateşin kalbine attı ve ateş onu eritti. Yalnızca o bildi: Gerçek aşk nedir.


Bilge insan hayatı yaşayandır

tibetli-bilge[1]
Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ordek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme…. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarıniıikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşümüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana deger vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yada sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarina bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konusmayı öğren. Her gün kendinle kalmak icin zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme… Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kığıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli oldugunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örnegin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mi olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını birakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen….
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.

Kaynak: Çiğdem Alper

Hayatın sonsuzluğunda, bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam.

Gelincik-Nedir-Türleri-ve-Faydaları-Nelerdir[1]

Hayatın sonsuzluğunda, bulunduğum noktada her şey mükemmel, bütün ve tam.

İçimde direnç gösteren kalıpları yalnızca kurtulunması  gereken şeyler olarak görüyorum.

Onların üzerimde gücü yok. Kendi dünyamın gücü benim. Hayatımdaki değişimlerin akışına elimden geldiğince kendimi bırakıyorum.

Kendimi ve yaşadığım değişimleri onaylıyorum. Yapabildiğimin en iyisini yapıyorum. Günlerim gittikçe kolaylaşıyor.

Sürekli değişken hayatın ritmi ve akışıyla uyum halindeyim.

Bugün harika bir gün.

Böyle olmasını ben seçiyorum.

Dünyamda her şey iyi ve güzel…

Lose L. Hay

Sadece 2 Dakika Bastırın ve Mucizeye Şahit Olun!

9

Resimde ki gibi başparmağınız ve yanında ki ikinci parmağınızın arasında bulunan noktaya 2 dakika bastırırsanız mucizeyle karşılaşırsınız.

Bu yöntem ne işe mi yarıyor?

İşte uzmanların açıklaması..

Çin kültürünün vazgeçilmezi olan bu yöntem sayesinde hastalıklar iyileşiyor..

Uzmanlar bu noktadaki kasların uyarılmasıyla kramp, baş-bacak ağrısı, stres ve yüksek tansiyonun düşürülebildiğini belirtiyor..

Depresyonun da bu noktalara uygulanacak basınç sayesinde geçeceğini iddia ediliyor..

Bilim adamları aynı zamanda karaciğer hastalıkları, sindirim sorunları ve göz problemlerinde de işe yaradığını ifade ediyor..

kaynak: haber ortamı

 

 

Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.

hqdefault[2]

 

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok
burada dursun.

Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem
zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!

Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri
eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.

Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim
kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.

Buraya küçük, mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve
çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.

Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.

Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa
nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak,
aklında bulunsun.

Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun.

Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.

Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki
çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat
midene dostluk olsun.

Şuraya Youtube’dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama
müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.

Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına
yandığım, kırkına birden deva olsun.

BIRHAN KESKIN

GÜÇLÜ BİR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN MUTLAKA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN 8 Lİ

1) SAĞLIKLI BESLENMEK
Öncelikle sağlıklı beslenmek gerekir. Bu konuyu sık sık vurguladığımızdan detaylara burada yer vermiyoruz. Kısaca beslenmemizde düşük glisemik indeksli ve doğal besinlere yer vermeli, özellikle şeker, trans yağ, tahıllar ve işlenmiş gıdalardan uzak durmalıyız.
2) KİMYASALLARDAN UZAK DURMAK
Çamaşır suyu gibi agresif ve koku yayan tüm kimyasal deterjanlardan uzak durmalıyız. Şampuanlar, diş macunları, çamaşır yumuşatıcıları, parfüm, saç boyası, makyaj malzemesi dâhil kozmetikler bu kimyasallara dâhildir. Bunların yerine karbonat, sirke, arap sabunu, beyaz/zeytinyağlı sabun rahatlıkla kullanılabilir. Saç boyası için de doğal kına tercih edilebilir.
3) ELEKTROMANYETİK ALANLARDAN UZAK DURMAK
Elektromanyetik kirlilik yaratan tüm cihazlardan ve ortamlardan uzak durmalıyız. Cep telefonları, Wi-Fi internet bağlantıları, saç kurutma makinaları bunlara dâhildir. En azından gece yatak odamıza bunları sokmamalıyız.
4) DÜZENLİ UYKU UYUMAK
Düzenli uyku uyumalıyız. Uyumadan önce odalarımız havalandırılmalı ve yatağımız sıcak olmalıdır. Canan Karatay, yatağımıza gerçek yün battaniye serip üzerine pamuklu çarşaf sermemizi önermektedir.
Uykularımız esnasında odamız zifiri karanlık olmalıdır. Gerekirse göz bandı kullanılmalıdır. Bunun sebebi, kansere karşı koruyucu olan melatonin hormonunun zifiri karanlıkta salgılanıyor olmasıdır. Çocuklarımızı karanlıkta uyumaya alıştırmalı, karanlıktan korkan çocukların uyuyana kadar ışıkta, uyuduktan sonra karanlıkta uyumasını sağlamalıyız. Prizlerde gece boyunca yanan, ufak şirin ışıkları kullanmamamız, yine bu sebeple önemlidir.
5) BOL OKSİJEN TEMİZ HAVA ALMAK
Evimizi sık sık havalandırmalı, evin badanasının, mobilyasının, mutfaktaki ocağın ürettiği kirli havanın dışarı çıkmasını sağlamalıyız. Unutulmamalı ki, evimizin havası, dışarının havasından çoğu zaman daha kirlidir. Varsa, alerjik öksürük, rinit, astım gibi hastalıklara sebep olan ve karaciğerimiz için zehirli badana küflerinden kesinlikle kurtulmalıyız.
6) AÇIK HAVADA YÜRÜYÜŞ YAPMAK
Her gün mutlaka en az 20 dakika normal tempomuzda ve açık havada yürümeliyiz.
7) STRESTEN UZAK DURMAK
Kendimizi stresten mümkün olabildiğince uzak tutmalıyız. Stres, bağışıklık sistemini çok çabuk düşüren önemli bir etkendir. Bu hayat koşullarında bazı stresleri engellemek mümkün olmasa da, stresle başa çıkma stratejileri geliştirebiliriz. Kendimize hobiler edinip, sevdiğimiz müzikleri dinleyerek mutlu olduğumuz anları çoğaltmalıyız.
8) BAZI KAN DEĞERLERİNİ İDEAL ÖLÇÜSÜNDE TUTMAK
Tüm bu önlemlerle birlikte, bağışıklık sistemini güçlü tutmak adına Prof.Dr.Canan Karatay’ın üzerinde önemle durduğu doğru vücut değerleri şöyledir:
* İnsülin (açlık): 5’in altında olmalı
* D Vitamini: 80 hatta 100 ng/ml’nin üstünde olmalı. Canan Hoca Kanser gibi ciddi hastalıkları olanların 150 ng/ml üstüne çıkması gerektiğini söyler.
* B12 Vitamini: 800-1000 pg/ml aralığında, hatta kanser gibi hastalıkları olanların 1000 pg/ml’nin de üzerinde olması gerektiğini belirtir.

Demir, magnezyum, potasyum, sodyum gibi vücudumuzun dengesi için önemli minerallerin de dengeli olmasıyla birlikte bağışıklık sistemimiz güçlü ve sağlıklı bir şekilde bizi hastalıklara karşı koruyacaktır.

Çevremizde hastalık yapıcı her etkene karşı durmak mümkün değildir. Ancak bağışıklık sistemimizi güçlü tuttuğumuz sürece, mümkün olduğunca hastalanmaz, hasta olsak dahi hafif atlatabiliri

kaynak: sağlıkla kal Fatoş Pabuccu Tuncay

Piet Mondrian’ın Çizimleri Elbiselerde Yastıklarda Tırnaklarda…

 

 

Neoplastizm  (beyaz zemin üzerine enine ve boyuna siyah çizgilerden ve 3 ana renkten oluşur) stilinin yaratıcısı Hollandalı ressam Piet Mondrian’ın resimleri moda dünyasının farklı alanlarında zaman zaman karşımıza çıkıyor. Yves Saint Laurent’den Nike’a kadar birçok farklı marka bugüne kadar Mondrian resimlerini ürünleri üzerinde yorumladılar. Doluluk boşluk dengesiyle, renkleriyle ve yarattığı grafik etkiyle her nereye uygulanırsa uygulansın başarılı sonuçlar veren Mondrian tarzının moda endüstrisindeki örneklerini sizler için derledik. Ayakkabıdan çantaya, ojeden çoraba, elbiseden bikiniye Mondrian…

Anladım ki insanlar: Susanı korkak. Görmezden geleni aptal.

Anladım ki insanlar: Susanı korkak. Görmezden geleni aptal. Affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar… Oysa ki; biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar..!

Şems-i Tebrizi

Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,

“Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim,” dedin,
“bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede.”

Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

Kavafis

Beethoven’ın Ay Işığı Sonatı Hikayesi

Bir Rivayete Göre Beethoven'ın Ay Işığı Sonatı Hikayesi

 

Rivayete göre; kötü ve mutsuz geçirdiği çocukluk dönemi, yalnızlığı, sağlık problemleri -özellikle sağır oluşu- Beethoven’ı hayata küstürmüştür. İntihara karar verir ve hatta vasiyetini bile hazırlar. Ancak görme engelli küçük bir kız, Beethoven’a yaşama bakışını tamamen değiştirecektir. Gözleri görmeyen genç kızın ayışığını hiç görememiş ve göremeyecek olması Bethooven’ı fazlasıyla derinden etkiler. Ve yaşama yeniden bağlanmasına en büyük sebep olur.

Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaya çıkmıştır. Tam o esnada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve Beethoven’ı büyüleyen ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler.

Birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini, çalan kişiyi çok merak ettiğini ve muhakkak görmek istediğini söyler. Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek Beethoven ve arkadaşını içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve küçük kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız görme engellidir. Bunu gören Beethoven ise, “Lütfen benden bir şey isteyin.” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; “Ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?” Bu durumdan etkilenen Beethoven, bunun üzerine piyanonun başına geçer ve Ayışığı Sonatı’nı(Moonlight Sonata), doğaçlama olarak besteler.

“Bu hikaye tamamen rivayettir. Gerçek olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir.”

 

Bu Noktaya Bir Dakika Basmak Bakın Nelere İyi Geliyormuş…

 

Akupunkturun güçlü noktalarından birisi de iki kaş arasındaki bölgedir. Bu noktayı uyarmak için sadece gözlerinizi kapatın, ve parmağınızı bu noktaya koyun uzun ve yavaş nefes alırken bir yandan bu noktaya 1 dakika boyunca basınç uygulayın  bu işlemde orta işaret parmağınızı  kullanın.

Uykusuzluk, baş ağrısı, göz problemleri, baş dönmesi, burun tıkanıklığı, anksiyete gibi sorunları çözüyor ve sizi rahatlatıyor. Zihninizi rahatlatıyor…

Kaynak: bayanlar kahvesi