|
“İçte uyanık, açık, sakin.
Dışta dik, geniş, ruhla dolu. Dinginliğin temeli budur. Serte yumuşağı ekle, güçlüye gevşeği, hareket ve hareketsizlik, daralma ve gevşeme bunların birleştiği anda güç ortaya çıkar”Wang Xiang Zhai (1885-1963) |
|
“İçte uyanık, açık, sakin.
Dışta dik, geniş, ruhla dolu. Dinginliğin temeli budur. Serte yumuşağı ekle, güçlüye gevşeği, hareket ve hareketsizlik, daralma ve gevşeme bunların birleştiği anda güç ortaya çıkar”Wang Xiang Zhai (1885-1963) |
Kaynak: Sonsuz Şifa
Bunu yapabilene helal olsun diyorum…
doğru söze ne denir???
anca yayınlanır…
Neyzen Teyfik
Yaşam üzerine fazla geldiği zaman onu zorlama,
biraz duraksa, neler olup bittiğine anlam verme.
Mutlaka yanlış bir şey oldu ve düşüncelerin ile
dileklerin aynı orantıda değildi ve varlığın ile buluşamadı.
Sorun yok, sadece bekle.
Güneş doğacaktır, çimler yeşerecektir, çiçekler açacaktır,
rüzgar esecektir ve yağmur yağacaktır, zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur !
İzlemeye devam et, şahitlik güzeldir, hem olayın dışındasındır hem de içinde, o bir dengedir, o anlamlıdır, şahit ol, tanık ol, olan ile bütünleş, güzellik olanların içinden filizlenecektir; zorlamaya gerek yoktur, olması gereken kendiliğinden olur !..
Hayat üçbuçukla dört arasındadır… Ya üçbuçuk atarsın ya da
dört dörtlük yaşarsın…
Neyzen Teyfik
Masa da masaymış ha
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Çoktandır durum değişti..
Fotoğraf makinesi ortaya çıktığı anda…
Depresyondan kırılan, öfkeyle somurtan suratlar gülümsemeye geçiveriyorlar.
Hem de ne gülümseme!
Öyle manken, model işi değil! Hatta gülümserken güzel görünüldüğü için bile değil!
Yeni poz kültürü bambaşka bir gülümseme üzerine kurulu!
Ne kadar tatsız, keyifsiz olunursa olsun, deklanşöre basılmadan hemen önce bütün dertler bir yana bırakılıyor. Sırt dikleştiriliyor; sonra hafifçe yan dönüp mümkünse dişler gösterilerek poz veriliyor. Güçlü vaatlerle dolu ve gururlu bir gülümseyişle!..
***
Neden mi?
Çünkü o fotoğraflar Facebook’a konulacak, Twitter’da görücüye çıkacak.
Fotoğraflar artık basitçe bir “hatıra” özelliği taşımıyor.
Fotoğraflarımız kimliğimiz, kişiliğimiz, hayatımız hakkında bir hikâye ve güncel bir duyuru, bir ilan, hatta apaçık reklam!
İşte o yüzden yeni bir gülümseme tarzı var.
Hani nasıl reklam sektöründe cinsellik satıyorsa…
Sosyal medya âleminde de mutluluk ve eğlencenin piyasası yüksek!
Poz poz gülümsemeler, o parlak dişler, o kahkahaya çeyrek kala haller bundan…
“Hayatımız” mutlu bir fotoğraf artık…
Ya da pek eğlenceli bir video…
Ama gerçekte mutsuzluktan kırılıyormuşuz, ne gam!
HAŞMET BABAOĞLU
Not: Bu bloğu açmamada son damla olan Leyla Hun’a da ayrıca teşekkür ederim. Kendisi önerileriyle bana destek olmaya da devam etmektedir. Bu güzel yazıyı onun önerisiyle sizlerle paylaşmaktayım.
Tanrım,
Beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir…
Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele..
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver .
Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği,
belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol…
Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret;
bir çiceğe bakmak için yavaşlamayı,
güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı,
güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı,
balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi ögret…
Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat.
Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini ,
yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler oldugunu bileyim…
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır…
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi…
Tanrım,
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,
İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve
Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver…
(HiTiTLERiN M.Ö.2000 YILINDAKİ DUVAR YAZISINDAN ALINMIŞTIR.)