BİLGE KADININ TAŞI
Dağlarda gezen bir bilge kadın, nehirde değerli bir taş bulmuş. Ertesi gün kendisi gibi bir seyyahla karşılaşmış. Ama seyyahın karnı açmış. Bilge kadın torbasını çıkarmış ve yemeğini onunla paylaşmış. Aç seyyah, bilge kadının torbasındaki değerli taşı görmüş ve taşı çok beğendiğini söyleyip onu kendisine vermesini istemiş. Bilge kadın hiç tereddüt etmeden taşı ona vermiş. Seyyah karşısına çıkan bu şansa çok sevinip, bilge kadının yanından ayrılmış. Taşın, yaşamının geri kalan kısmını güvence altına alacak kadar değerli bir taş olduğunu biliyormuş.
Fakat bundan uzun yıllar sonra seyyah, uzun uğraşların sonunda bulduğu bilge kadının karşısına yeniden çıkmış. Seyyah, bilge kadına, “senden bu taşı değil, bundan daha değerli birşeyi istiyorum. Bana onu verebilir misin?” demiş. Bilge kadın, seyyahın kendisinden ne istediğini sorunca, seyyah yanıtlamış :
“Bu taşı bana vermeni sağlayan şeyi.”
Kaynak: Anlamlı Sözler
Zenginlik
sabahları poğaça yiyebilmektir
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf degil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim…
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim…
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her sey…
Kulak duyarken anlatılmalı…
Göz bakarken bakmalıyım sana…
Can sağ iken sarılmalı…
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı….
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart degil…
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez…
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma…
Kandırmanı asla kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm ama
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamiz birlikte geçmez…
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım…
Belki her çağırdığında gelemem fakat
Derdine ortak ararsan, koşarım…
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu degil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında…
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma…
Dinlenmek istediginde, hiç düşünme, sana özel bir limanım ama…
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına…
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz…
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım…
Görmezden gelebilirim yanlışlarını…
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem ama
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmus gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan…
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam ama
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen ancak kendine edersin…
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ…
Kışsan kar ol, güzsen yağmur…
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem ama
Dayanmalısın en şiddetli firtınalarıma…
Belki de çok geldi bunca talep…
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma…
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin…
Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden…
Mutlaka bir açiklama da beklemem senden.
Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!
Ekleyen:Edebi hayat
KIRILGAN BİR ÇOCUĞUM BEN
Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygul…ardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
…Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.
MURATHAN MUNGAN
Hijyenik olmayan pamuklu cocuk bezi ile tahta besik ile büyüdük.
Cocuklar icin güvenli kapaklar,kilitler,elektrik prizleri yoktu ve
bisiklete kasksiz binerdik.Gidecegimiz yere yanimizda bur koruyucu ile
degil yanliz giderdik.
Hic bir risikoyu düsünmeden. Otomobil de cocuk koltugu olmadan ve
kemer baglamadan tasirdi bizi. Erkek cocuklarin tornetleri
vardi.Onlari bir otomobil edasi ile kullanir,bakar ve
parkederlerdi.Sonra karsilarina gecip hayran hayran seyrederlerdi.
Bütün imalati bize aitti.
Cesmeden su icerdik.. Pasta yerdik, ekmek yerdik, sekerli icecekler
icerdik ve fazla kilolarimiz yoktu cunku sokakta oynardik. 3-4 arkadas
ayni siseden icerdik ve hicbirimiz olmezdik. Oyuncak arabalari
haftalarca ugrasip kendimiz yapardik sadece fren yapinca nasil iz
kaldigini gorebilmek icin.
Problemlerimizi kendimiz cozmeyi ogrendik. Sabah evden cikip aksam
sokak lambalari yanincaya kadar disarida kalabilirdi. Anamiz gece
sokaktan bizi ceke ceke,bagira bagira alirdi Kimse bize ulasamazdi cep
telefonlarimiz yoktu. Akillara zarar!!! Playstationlar, nintendolar,
videolar, PC, 98 kanalli kablo yayini, internet, chat odalari yoktu.
Arkadaslarimiz vardi sokaga cikar ve bulurduk onlari.
Oynadigimiz oyunlarda bazen canimiz yanardi, agactan
duserdik,heryerimiz cizilirdi, cesitli kazalar ve yaralar olurdu. Ama
asla haklilik haksizlik kavgasi olmazdi.Doktora giderdik kimse de
sucluluk duymazdi.
Hatirlar misiniz kazalari? Dovusurduk, itisirdik mor lekeler olusurdu
ama biz cabucak iyilesmesini ogrendik. Agac dallarindan celik comak
oynardik birbirimizin gozunu oymazdik.Komsu bahcesindeki kiraz agacina
dalardik. Bilirmisiniz “dalmayi”meyva bahcesine”dalmayi”dut
agaclarinin tepesinde dolasmayi ve onu sallamayi ve örtünün üzerinden
dut yemegi bilirmisiniz?
Önceden haber vermeden bisikletle veya yuruyerek bir arkadasimiza
gidip zili calardik, iceriye girip saatlerce oynar konusurduk
(Dusunebiliyormusunuz habersiz) Eger dogru zamanda gelmediysek iceri
giremezdik. O zaman da hayal kirikligini ogrenirdik, herseyin
istedigimiz gibi ve istedigimiz zamanda olamayacagini ogrenirdik.
Ogretmenlerin daha cok zamani vardi ve neseliydiler.Herkes koleje
gitmezdi, gitmeyenler aptal sayilmazdi. Kuafor de olunabilirdi.
Sans-talih-kader-kismet sattiniz mi sokaklarda..Bagira bagira..Sonra
kutudaki gofretleri oturup bir kösede gizlice yedinizmi siz?
Yaptigimiz herseyin arkasinda dururduk ve tutarliydik. Okulla veya
kanunla celiskide oldugumuzda ailemiz bizi dislar mi dusuncesi yoktu.
Sorumluluk sahibiydik ve herseyi basardik.!!!..” Evet biz basardik ve
cocuklugumuzu yasadik doya doya…Evet biz cocuktuk.