”Dost acı söyleyen degil; Acıyı tatlı söyleyendir.” Mevlana

Mevlana.jpg
”Dost acı söyleyen degil; Acıyı tatlı söyleyendir.” Mevlana

Insan kismi bir misafirhane,Her sabah yeni birisi gelir. Bir sevinc, bir bunalim, bir zalimlik,Aniden farkina varmak birseyin,……..Mevlana

Misafirhane

Insan kismi bir misafirhane,
Her sabah yeni birisi gelir.
Bir sevinc, bir bunalim, bir zalimlik,
Aniden farkina varmak birseyin,
Hepsi beklenmedik misafir.
Hepsini karsilayip eyle!
Evini vahsetle supurup,
Butun mobilyalarini bosaltan
Bir kederler kalabaligi bile gelse.
Her geleni alninin akiyla misafir et.
Olur ki yeni bir zevk getirmek icin
Bosalttilar evini.
Karanlik dusunce, utanc ve garez,
Hepsini gulerek karsila kapida
Ve buyur et iceri.
Minnettar ol her gelene
Kim gelirse gelsin.
Cunku bunlarin her birisi
Ote taraftan bir kilavuz
Olarak gonderildi.
Mevlana Celaleddin Rumi

İzlemene devam et, şahitlik güzeldir, hem olayın dışındasındır hem de içinde,o bir dengedir,

İzlemene devam et,
şahitlik güzeldir,
hem olayın dışındasındır hem de içinde,
o bir dengedir,
o anlamlıdır,
şahit ol, tanık ol, olan ile bütünleş,
güzellik olanların içinden filizlenecektir;
zorlamaya gerek yoktur,
olması gereken kendiliğinden olur!..
Hayat üç-buçukla dört arasındadır. ..
Ya üç-buçuk atarsın,
ya da dört dörtlük yaşarsın…
NEYZEN TEVFİK

En mutlu kisiler, herseyin en iyisine sahip olanlar degildir, onlar karsilarina çıkan herseyin degerini en iyi bilenlerdir. . .!

Hiçbir insan size kendinizi kötü hissettiremez siz izin vermedikçe. Siz onun söylediklerinde bir gerçeklik payı bulmadıkça. Sizin zaten kendinizi kötü hissettiren bir yanınız vardır ve o sadece size bu yanınızı gösterir. İçiniz acır böylece

Kendi deneyimine dayalı olmayan herşeyi bir varsayım olarak kabul et" Osho

Egonun en sevdiği yanılsamalar:▪ Kurban rolünü oynamak Endişe hali Onaylanma ihtiyacı Öfke hali ▪ Alınganlık kaynak:Çiğdem Kbyel

Her olayın sayısız nedeni vardır ve her olay sayısız etki meydana getirir…

Koşmadan önce yürümeyi öğrenelim…

 

I am the master of my fate; I am the captain of my soul. İnvictus…

"Sözler zamANSIZdır" Halil Cibran

Dağlar ile, taşlar ile, ağaçlar ile,Bedenim ve kalbim ile,Bir dili konuşur kelimelerim

Dağlar ile, taşlar ile, ağaçlar ile,
Bedenim ve kalbim ile,
Bir dili konuşur kelimelerim.
Bana yardım edin hepiniz
Tabiatüstü gücünüz ile.

Ve sen gündüz
Ve sen gece!
Hepiniz beni görün
Ben bu dünya ile birim!

(Yokut Kabilesi)

Ne olduğumu bıraktığımda, neysem o olabilirim." (lao tzu)

ÇATLAK KOVA


ÇATLAK KOVA

Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş.
 Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş.
 İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş. “Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.”
 “Neden?…” diye sormuş sucu. “Niye utanç duyuyorsun?…”
 Kova cevap vermiş. “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için tasıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.” Sucu söyle demiş.
 “Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum.”
 Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş.
 “Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi?… Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.”

‎”Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.” diyor Eflatun.

‎”Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.” diyor Eflatun.
Bruıce Barton ise çağlar sonrasından bir yanıt veriyor sanki
”Bazen büyük sonuçların, küçük şeylerin sonucunda ortaya çıktığını dikkate alınca, düşünüyorum ki, küçük şey yoktur