Özgürlüğün bedelinin çok yüksek olduğunu biliyorum, en az köleliğin bedeli kadar yüksek; aradaki tek fark özgürlüğünün bedelinin keyif ve gözyaşlarıyla karışmış bile olsa bir tebessümle ödüyorsunuz. cOELHO…

Image for Paulo Coelho Zahir, The

sizlerden birinin yüz koyunu olsa ve bunlardan bir tanesini kaybetse, doksan dokuzu bozkırda bırakıp kaybolanı bulana dek onun ardına düşmez mi?… Paulo Coelho

The Zahir by Paulo Coelho

Kötü bir döneme girdiğinde ve herşey sana karşı gibi göründüğünde, Bir dakika bile dayanamayacakmışsın gibi geldiğinde ”sakın pes etme”, Çünkü işte orası gidişatın değişeceği yer ve zamandır….//mevlana

Kötü bir döneme girdiğinde ve herşey sana karşı gibi göründüğünde, Bir dakika bile dayanamayacakmışsın gibi geldiğinde ”sakın pes etme”, Çünkü işte orası gidişatın değişeceği yer ve zamandır….//mevlana

Gülbin’e teşekkürlerimle…

Sadece tırnak işareti kalmıştı…İçinde "BAŞKALARININ" düşünceleri vardı yalnızca…

İNSANOĞLU BİRGÜN…
Virgülü kaybetti söyledikleri birbirine karıştı…
Noktayı kaybetti…
Düşünceleri uzayıp gitti ayıramadı onları…
Ünlem işaretini kaybetti birgünde…
Sevincini öfkesini,bütün duygularını yitirdi…
Soru işareti kaybetti başka bir gün…
Soru sormayı unuttu,herşeyi olduğu gibi kabul eder oldu…
İki noktayı kaybetti başka bir günde…
Hiç bir açıklama yapamadı…
Hayatının sonuna geldiğinde…
Sadece tırnak işareti kalmıştı…
İçinde “BAŞKALARININ” düşünceleri vardı yalnızca…

Not: Mustafa’ya teşekkürlerimle

Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı..Ama bugünü hiç yaşayamadı, ne yarın ne de dün!

Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şeyi cat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı;
Ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.
Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı…
Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı..
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı..
Ama bugünü hiç yaşayamadı, ne yarın ne de dün!

CAN YÜCEL

Not :Eser’e teşekkürlerimle…

Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın’

“Hayat, havaya attığımız 5 topla oynanan bir oyundur.
Bu toplardan sadece bir tanesi lastiktir, diğer toplar ise camdandır. Bu toplar işimizi, ailemizi, sağlığımızı, dostlarımızı ve benliğimizi temsil etmektedir. Bu 5 top içinde, bir tek İŞİMİZ lastik toptur. Onu düşürürsek zıplatabilir ve tekrar fırlatabiliriz. Ancak diğer 4 top camdan yapıldığı için düşerse kırılır ve yerine konulamaz. Bunu fark etmeli ve hayatımızı bu dengeye göre kurmalıyız. Oysa hepimiz o lastik topu tutabilmek uğruna, diğerlerini kırıp dökeriz. Dostlarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca sarılın onlara, tıpkı hayata sarıldığınız gibi. Çünkü onlarsız hayat anlamsızdır. Hayatı çok hızlı koşmayın. Nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın’
Üzeyir Garih

Üstada sormuşlar insanın zekasını nasıl anlarsın? konuşmasına bakarım demiş.Ya hiç konuşmuyorsa?Okadar akıllısına hiç raslamadım…

Üstada sormuşlar insanın zekasını nasıl anlarsın? konuşmasına bakarım demiş.Ya hiç konuşmuyorsa?Okadar akıllısına hiç raslamadım…

sözlerin yanılsamasının ardindaki hakikat…

 
 
Her şeye baş kaldırıyorum. Başka insanların kendilerini üzerimde yetke saymalarına, başkaları tarafından egitilmeye, başkalarının bildiklerini bana kabul ettirmeye çalışmalarına baş kaldırıyorum. Kendim bulmadıkça hiçbir şeyi doğru kabul etmiyorum. Başkalarının benden farkli düsünmesine karşı değilim, ama onların bana düşüncelerini, yaşamla ilgili görüşlerini zorla kabul ettirmeye çalışmalarına katlanamıyorum. Daha küçük bir çocukken de baş kaldırıyordum. Dinliyor, izliyor, ama bir yandan da sözlerin yanılsamasının ardindaki hakikati arıyordum.” Jiddu Krishnamurti

Tutunmayı (kontrol ilüzyonunu) bırakmak…

Tutunmayı (kontrol ilüzyonunu) bırakıp da her şeyin kendiliğinden olmasına izin verirsen, o zaman özgürleşirsin;hatta yaşamdan ve ölümden bile. Bu sayede her şeyi dönüştürürsün. 

 Bodhidharma

Hangi kurt kazanacak… Nil’e teşekkürlerimle…

Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşurken şunları söylüyor:
”…
İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş.

Kurtlardan biri korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibiri, kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, üstünlük taslamayı ve bencilliği temsil ediyor.

Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.

Gençlerden biri ”hangi kurt kazanacak?” diye soruyor ve yaşlı kızılderili cevap veriyor:

”Beslediğiniz!”

Yine de çıkamıyoruz filmin içinden! Smyrina Arts’a teşekkürlerimle…

“Bazen hepimiz bir filme hapsolmuşuz hissine kapılıyorum… Repliklerimizi biliyoruz, nereye doğru yürüyeceğimizi biliyoruz, nasıl oynayacağımızı biliyoruz, sadece kamera yok…Yine de çıkamıyoruz filmin içinden!

Ve film kötü…”

Charles Bukowski

Şimdi açsam pencereyi de beklesem… Semra’ya teşekkürlerimle…

Şimdi açsam pencereyi de beklesem..
Sen gelsen..
Olmaz ya hani geliversen..
Hiçbirşey sormasan..
Hiç birşey söylemesen..
Sussam..
Sussan..
Sussak..
Susuşların anlattığını dinlesek..
Sırt sırta otursak..
Katılasıya ağlasak…
Sormasak birbirimize sebebini…
Sonra dönsek yüzyüze..
Sarılsam..
Sarılsan..
Sarılsak..
Ve yine hiçbirşey konuşmasak..
Ama anlasak..
Ne vardı sahi..
Olmaz ya..
Hayal ya..
Hani diyorum ; olsa ne vardı …

 

Yeni Alıntılanabilir Einstein kitabından alıntıdır… (The New Quotable Einstein)

The New Quotable Einstein
“İnsanoğlunun en büyük zaafı, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanması. Hatta bütün yiyecekleri, hayvanları ve doğayı kendine sunulmuş bir nimet sanıyor. Evren dediğimiz bütün içerisinde, kendisini diğer canlılardan ayrı tutuyor. Çevreyi istediği gibi kullanıyor. Yıkıyor, yok ediyor.
Halbuki insanoğlu bu evrende zincirin sadece küçük bir parçası. Bunu redderek aslında kendisine bir hapishane yaratıyor. İnsanın bu yanılgıdan kurtulması en büyük özgürlük. Tabii bu da tam olarak mümkün olmayabilir ama bu çabanın kendisi de bir özgürlük.”

Küçümsediğin her şey için…

Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir önemsediğin bir bedel ödersin.
Tolstoy

Düşünüyorum da… Gülbin’e teşekkürlerimle…

Düşünüyorum da,
sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bu çatlamamış sert kabuk?
Kimse incitemiyor mu, duygularımızı,
inançlarımızı, benliğimizi??????

rabindranath
tagore