hep denedin

Dovus resimleri

hep denedin
hep yenildin
yine dene
yine yenil
daha iyi yenil

Samuel Beckett

Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi insanlar…

Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi insanlar.
Müziğin sesi, sözcük…lerin yazılışı.
Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi, bütün bize öğretilenler, peşinden koştuğumuz aşklar, öldüğümüz bütün ölümler, yaşadığımız bütün hayatlar,
Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller, yakın bile değiller.
Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar, tarih olarak yığılmış, türlerin israfı, ışığın ve yolun tıkanması, olması gerektiği gibi değil, hiç değil, dedi.
Bilmiyor muyum? diye cevap verdim.
Uzaklaştım aynadan.
Sabahtı, öğlendi, akşamdı.

Hiçbir şey değişmiyordu.
Her şey yerli yerindeydi.
Bir şey patladı, birşey kırıldı,bir şey kaldı.

Charles Bukowski, Gülün Gölgesinde(Sf.93

Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et…

 resimleri” Bildiklerini unut. ” diyor DOST. ” Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. ” ” Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et. Gıybet etme sakın,… bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker. Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.

Birini nekadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar. Kainatın matemetiğidir. Bir koyar, bir alır insan. Bilmeden kendi hesabını dürer ” diyor DOST… ” Hiçbir konuda emin olma ” diyor DOST… ” Kendini ayrıcalıklı sayma. Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme. Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.

Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir. Herzaman başkalarından öğrenmeye açık ol. En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma. Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy. Açık bir kapı bırak daima. Ne kadar bilsen de hiçbirzaman yeterince bilemeyeceğini unutma. Tevazudan şaşma. Ancak ozaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden. ” diyor DOST… ( O DOST Tebrizli Şems )

Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur." Buda…

Ne düşünür… Ne söyleriz…

düşünce balonu

Düşündüğünüz

Söylemek istediğiniz

 Söylediğinizi sandığınız

Söylediğiniz

Karşınızdakinin duymak istediği …

Duyduğu

Anlamak istediği

Anladığını sandığı

Anladığı arasında farklar vardır.

 Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal vardır. (Slyviane Herpin)

Sevmeyi kim bilir…

(…) Siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; birisine itaat eden, birisine emredenler; siz birbirinden korkan ve birbirini tehdit edenler… Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz… Bizler: Batı rüzgârı kadar serbest dolaşan ve kendinde güvenen biz çingeneler.’

(Sabahattin Ali’nin Değirmen adlı öyküsünden)

esas mesele dostun başarısına sevinebilmek…

sevinç resimleri

“Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin, bu kolaydır; ama dostun başarısına sevinebilmek, sağlam bir karakter gerektirir.” Oscar Wilde

Bazen, uzaklaşmak gerekir yakınlaşmak için…


Bazen, uzaklaşmak gerekir yakınlaşmak için…

Bazen, hatırlamak gerekir hatırlanmak için,
Bazen, ağlamak gerekir açılmak için,
Bazen, anmak gerekir anılmak için,
Bazen de susmak gerekir duymak için…

Şems-i Tebrizi

hatayı işleyene hatasını, başka birini misal göstererek anlatınız

Hiç kimsenin hatasını yüzüne vurmayınız. O hatayı işleyene hatasını, başka birini misal göstererek anlatınız (H.z. Ali)

Tek gün var o da bugün…

GÖNLÜM dünleri aranıp, FERYAT etme.
Zevk almak için YARINLAR icat etme.
DÜNLER düş olup gitti, YARINLAR ise hayal.
Cahilce,şu GERÇEK GÜNÜ berbat etme

Ömer HAYYAM

Benim bu deli gönlüm, dedim; Ne zaman akıllanacak? …

AKILLA KONUŞMA /Ö.Hayyam

Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?

 Birkaç yıl daha katlan, dedi.

 Nedir; dedim bu yaşamak?

Bir düş, dedi; birkaç görüntü.

Evi barkı olmak nedir? dedim;

 Biraz keyfetmek için Yıllar yılı dert çekmek, dedi.

Benim bu deli gönlüm, dedim; Ne zaman akıllanacak?

Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.

Leonardo’nun Hayata Dair 7 Prensibi:

1) Curiositá – Hayata doymak bilmez bir merakla yaklaş ve kesintisiz öğrenmek için sürekli arayış içinde ol

2) Dimostrazione – Bilgiyi deneyimle ve inatla test etmeye bağlı ol, ve hatalarından öğrenmeye açık ol

3) Sensazione – Deneyimlerini zenginleştirme yolunda hislerini/duyularını – özellikle görme duyunu – devamlı geliştir (rafine et)

4) Sfumato – Belirsizliği, tutarsızlığı/çelişkiyi, kararsızlığı kucaklamaya istekli ol

5) Arte/Scienza – Bilimle sanat, mantıkla hayalgücü arasında denge geliştir

6) Corporalita – İyilik/merhamet/saygınlık, çok yönlülük, sağlık/zindelik ve duruş/denge/soğukkanlılık üret/yetiştir

7) Connessione – Tüm şeylerin (herşeyin) ve olayların (fenomenlerin) birbiriyle bağlantılı olduğunu kabul ve şükret

Hayat bazen insanları birbirleri için ne kadar çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır. Paul Coelho… Nilgün Alantara teşekkürlerimle…

öfke üzerine…

ÖFKE BASTIRMA NEDİR??

BASTIRMA; yaşaman gerekmeyen bir hayatı yaşamak demektir.
BASTIRMA; hiçbir zaman yapmayı istememiş olduğun şeyleri yapmaktır.
BASTIRMA; olmadığın bir kimse olman demektir.
BASTIRMA; kendini yok etmenin bir yoludur.
BASTIRMA; intihardır; elbette çok yavaş bir şekilde.

ama çok kesin, yavaşça zehirlenmedir.
İfade etmek hayattır,
bastırma intihardır.

NİÇİN?

Niçin insan bu kadar çok bastırıp sağlıksız hale gelir?

Çünkü toplum sana dönüştürmeyi değil, kontrol etmeyi öğretir.
Ve dönüştürmenin yöntemi tamamıyla farklıdır.
Hepsinden önce o, kontrol etme yöntemi hiç değildir.
O TAM TERSİDİR.

BASTIRARAK ZİHİN BÖLÜNÜR.
Kabul ettiğin kısım bilinç haline gelir ve reddettiğin kısım bilinçaltı haline gelir.
Bu bölünme doğal değildir, bölünme bastırma yüzünden oluşur.
Ve bilinçaltına toplumun reddettiği tüm pislikleri atmaya devam edersin.
Ancak unutma; oraya attığın her ne olursa olsun giderek daha çok senin bir parçan haline gelir:
O senin ellerine, kemiklerinin içine, kanına;
Kalp atışlarının içine siner.

Artık psikologlar hastalıkların neredeyse yüzde yetmişinin
bastırılmış duygulardan kaynaklandığını söylüyor:
Çok kalp rahatsızlığı, kalpte bastırılan çok fazla öfke demektir,
O kadar çok nefret var ki kalp zehirlenmiştir.

İLK ŞEY: KONTROL ETMEDE BASTIRIRSIN,
DÖNÜŞTÜRMEDE İFADE EDERSİN.

Fakat başka birisine ifade etmeye gerek yoktur çünkü “başka birisi” konu dışıdır.

Bir dahaki sefer öfke hissettiğinde git ve evin etrafında yedi kez koş
ve bundan sonra bir ağacın altında otur ve öfkenin nereye gittiğini izle.
Onu bastırmadın, onu kontrol etmedin,
Onu hiç kimsenin üzerine kusmadın.
Çünkü eğer bunu birisinin üzerine kusarsan bir zincir oluşur,
Çünkü diğerleri de en az senin kadar aptaldır, senin kadar bilinçsizdir.
O senin üzerine daha çok öfke akıtacaktır, o senin kadar bastırılmıştır.
O zaman zincir ortaya çıkar.
Sen onun üzerine kusarsın, o senin üzerine kusar. Ve her ikiniz de düşman olursunuz.

ONU HİÇ KİMSENİN ÜZERİNE KUSMA.
Bu tıpkı kusma isteğinin gelmesi gibidir: Gidip birisinin üzerine kusmazsın.
Öfkenin kusulmaya ihtiyacı vardır. Tuvalete gider kusarsın.
Bu tüm bedeni arındırır; kusmayı bastırırsan bu tehlikeli olacaktır.
Ve sen kustuğunda tazelenmiş hissedeceksin.
Yediğin yiyecekte yanlış bir şey vardı ve bedenin onu reddediyor.
ONU İÇERDE KALMAYA ZORLAMA.
Öfke sadece zihinsel bir kusmuktur.
İçine aldığın şeyde yanlış bir şey vardır.
Ve senin tüm psişik varlığın onu kusmak ister.
Fakat onu başka birisinin üzerine kusmana gerek yoktur.
Onu başkalarının üzerine kustuğun için toplum onu kontrol etmeni söyler.

OSHO

Ben yokum.

Hristiyan değilim ne de musevi, ne müslüman ne de hindu, Budist, sufi ne de zen. Hiç bir dine ait değilim. Hiçbir din ya da kültür düzenine ait değilim. Ne doğu, ne batıdan geldim, ne deniz, ne de yerden çıktım.
Ne tabii, ne havai, ne de çeşitli maddelerden oluştum.

Ben yokum.
Ne bu dünyada varım, ne de öteki dünyada.
Ne Ademden, ne Havvadan, ne de başka bir başlangıc masalından çıktım.

Yerim yersiz, izim izsiz.
Ne vücut ne de ruhum.

Sevgiliye aitim.
İki dünyayı bir gördüm,
Bir onu çağırdım, bir onu bildim.

Önce, sonda, dışta, içte,
Sadece o,
nefes alan,
Ve nefes veren
İnsanım.

Mevlana