KABULLENME EKTİM.

2017-1833419-kelebek-etkisi-800x450[1]

 

KABULLENME EKTİM.
Temizlik yaptım bugün…
Hem de tüm benliğimde.
Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim. En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş tüm pislikleri attım.
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.…
Görmenizi isterdim…
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış, inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye…
Geçmişimden de bir parça kalsın istemiyordum.
Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım, merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım.
Çok kolay oldu.
Sevindim…
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum…
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır,
İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini, toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
Eee… ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip, endişelerimle sulamıştım.
Mutluluklarımı , ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an. Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha ekseydim, almadan verip, beklemeden sevseydim…
Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım, böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım.
Bir bebek şefkatiyle , öperek, severek, okşayarak…
Ve onları yaşamaktan, hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan,
pişmanlık duymadan çıkardım…
Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım.
Yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.
Güzel kokular geliyor içimden…
Saçlarım hep parlak gibi dururdu ama parlak değilmiş.
Ellerim her zamankinden daha yumuşak,
Tenim hiç olmadığı kadar duru,
Bir su gibi sesim…
Temizlik yaptım bugün.
Bahar temizliği…
Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim…
Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim.
Sağlık ektim, bol sıhhat.
Korkusuzlukları ektim alabildiğine.
Saatlerce ektim korkusuzluğu
Çılgınlık ektim, doğallık.
Sonsuzluk…
Bağışlama ektim.
Aşk ektim her hücreme.
Coşku, heyecan, sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana.
Kabullenme ektim.
Baş eğme değil
Olduğu gibi kabullenme
EDWARD MORRISON

Unutma sen herkesten daha değerlisin. Kendini sev yeter…

22049883_1520292728065691_7172458120236906054_n[1]

 

Miden ağrıyorsa; Yaşamında olan herşeyin senin en yüksek hayrına olduğunu bil ve sevgiyle hazmet
Boynun ağrıyorsa; olaylara farklı açılardan bakıp pozitif taraflarını görmeye çalış, Şimdiki bakış açın doğru olmayabilir inadı bırak
Belin ağrıyorsa; paraya olan kötü bakış açını farkedip değiştir
Ayak ve bacakların ağrıyorsa:
Sol taraf için ; geçmişle bağlarını kopartıp geçmişte yaşamaktan vazgeç
Sağ taraf için ; gelecekten korkma, kendi geleceğin için ÖZ’e ve akış’a güvenin!!!
Başın ağrıyorsa; değersizlik duygunun farkına var, kendini önemse!
Geceleri uykunuzda dişlerinizi gıcırdatıyorsanız; biriktirdiğin öfkeleri serbest bırak!
Gözlerinde bozukluk ve ağrı varsa; görmen gereken neyi inatla görmek istemiyorsun farkına var ve görmeyi seç
Kulaklarında ağrı varsa ve duyma bozukluğu yaşıyorsan, inatla kendini etrafın ve iç sesine kapatma, duymayı seç, o seslerden sana mesaj var unutma!
Regl ağrın varsa; dişiliğini ve bunun sana sunduğu avantajları sevgi ile kabul et
Sırtın ağrıyorsa; suçluluk duygusundan vazgeç!
Omuzların ağrıyorsa; başkalarının yüklerini, sorumluluklarını taşımaktan vazgeçmenin zamanı gelmiş de geçiyor bile!
Boğazınız ağrıyorsa; kendini sevgiyle ifade etmeyi seç, çekingenlikten vazgeç
Alerjin varsa; kendi gücünü reddetmeyi bırak.Kime alerjin olduğunu düşün! ve serbest bırak
Diş ağrın varsa; kararsızlığı bırakma vaktin gelmiş demektir.
Bağırsaklarında problem varsa; ihtiyaç duymadığın şeyleri atmanın zamanı geldi de geçiyor…
Kalbin ağrıyorsa; içerisi üzüntü ve beklentilerinin karşılanmamasıyla doludur. Bütün bu duyguları silkin ve denize dök. Unutma sen herkesten daha değerlisin. Kendini sev yeter…
(alıntı)

YILMAZ ÖZDİL’İN BU YAZISINI MUTLAKA Bİ OKUYUN!

sUsJLCP7_400x400[1]
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya… Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya… İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse…
Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz… Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli… Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran… İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef… Torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için… İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye… İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız… Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun… Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun… Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi… Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun… Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?
Çin’den bal getiriyorlar mesela… Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan… İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum… Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, her şey yoluna girmeye başlar…
Uzatmayayım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz…
Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.
*
Yılmaz ÖZDİL

İnsana Bir Başınalığını Hatırlatan Yazar Charles Bukowski’den 11 Söz

CharlesBukowski_640x320[1]

1. En zor günümde tek başıma kahkaha atmaya başladığımdan beri, kimsenin varlığına ihtiyaç duymuyorum.
2. Benim hayatım, benim seçimlerim, benim hatalarım, benim sorunlarım, benim yalnızlığım; Yani özetle sizi ilgilendirmez.
3. En büyük acı, başkaları ile paylaşmaya cesaret edemediğin acıdır.
4. Üzülme evlat, kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki.
5. Yalnız olmak, yanlış yerde ve yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.
6. Anladım ki, hayatında birinin olmaması değil, birinin hayatında olamamakmış yalnızlık.
7. Ne zaman ki en sevdikleriniz yanıltır sizi,ne zaman ki birer birer düşürür herkes maskesini ,ne zaman ki yalnızlıktaki o muhteşem gücü keşfedersiniz ,işte o zaman başlarsınız gerçekten yaşamaya.
8. Benim için dünyanın en güzel manzarası, içinde yalnız olduğum bir odanın kapalı kapısıdır.
9. Acı olmasa şair ne yapar? Daktilo kadar elzemdir şair için acı.
10. Yaşam felsefemi sordular cevapladım: “Sonsuza dek yaşayacakmış gibi düşün, yarın ölecekmiş gibi yaşa.
11. Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.
http://filoji.com/insana-bir-basinaligini-hatirlatan-yazar-charles-bukowskiden-11-soz/

İnsana Bir Başınalığını Hatırlatan Yazar Charles Bukowski’den 11 Söz

 

 

1. En zor günümde tek başıma kahkaha atmaya başladığımdan beri, kimsenin varlığına ihtiyaç duymuyorum.
2. Benim hayatım, benim seçimlerim, benim hatalarım, benim sorunlarım, benim yalnızlığım; Yani özetle sizi ilgilendirmez.

3. En büyük acı, başkaları ile paylaşmaya cesaret edemediğin acıdır.
4. Üzülme evlat, kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki.

5. Yalnız olmak, yanlış yerde ve yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.
6. Anladım ki, hayatında birinin olmaması değil, birinin hayatında olamamakmış yalnızlık.

7. Ne zaman ki en sevdikleriniz yanıltır sizi,ne zaman ki birer birer düşürür herkes maskesini ,ne zaman ki yalnızlıktaki o muhteşem gücü keşfedersiniz ,işte o zaman başlarsınız gerçekten yaşamaya.
8. Benim için dünyanın en güzel manzarası, içinde yalnız olduğum bir odanın kapalı kapısıdır.

9. Acı olmasa şair ne yapar? Daktilo kadar elzemdir şair için acı.
10. Yaşam felsefemi sordular cevapladım: “Sonsuza dek yaşayacakmış gibi düşün, yarın ölecekmiş gibi yaşa.

11. Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.

http://filoji.com/insana-bir-basinaligini-hatirlatan-yazar-charles-bukowskiden-11-soz/

ENERJİSEL MEKAN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR?

c168d8f85bb14b0890e6be27f4a1d490[1]
Her temizlik bir enerjisel mekan temizliğidir ancak enerjisel mekan temizliği bundan fazlasıdır. Mekanı kirleten türlü negatif etkenler; yaşanan kavgalar, tüm endişe, üzüntü ve depresyon hava yoluyla duvarlara yapışır ve zeminde birikirler. Özellikle daha önce oturulmuş bir evde yaşıyorsanız sizden önce yaşanan herşeyi bilemezsiniz. Bu yüzden taşınmadan önce bir arınma ritüeli yapmak mantıklı olacaktır. Aynı işlem çok sayıda insanın girip çıktığı işyerlerindede yapılmalıdır.
Enerjisel mekan temizliği için çok sayıda yöntem var; Amerikalı yerliler davul ve çıngırak çalarak adaçayı yakarlarken Çinliler çanlar, ziller çalıp tütsü yakarlar. Avrupalılar kutsal su, mum, tuz, çiçek ve dualar kullanırlar. Ortadoğuda buhur, sarı sakızi ve aselbent sakızı popülerdir. Anadolu geleneklerinde sarımsak asılır, adaçayı yakılır, ortam tuzla yıkanır, yeni doğan bebekler tuzlanır. Çok farklı kültürler ve çeşitli teknikler arasında ben beş element tekniğini seviyorum, element döngüsüne göre her aşama bir sonraki aşamayı besliyor. Sırayla mekana su, ağaç, ateş, toprak ve metal enerjisi getiriyorum, enerjiyi sarsıyorum ve istenmeyen negatif enerjiyi uzaklaştırıyorum.
Peki enerjisel mekan temizliği hangi durumlarda yapılmalı?
-Yeni bir eve taşındığınızda
-Yeni bir iş kurduğunuzda
-Mekanınızda kavgalar yaşandığında
-Mekanınızda hastalık yasandığında
-Çok fazla kötü rüya görüyorsanız
-Hayatınızda sürekli aksilikler oluyorsa
-Biten bir ilişkinin ardından
-Aileden biri vefat ettiğinde mutlaka bir enerjisel mekan temizliği yapın.

Benim sevdiğim beş element tekniğini uygulamak için sırasıyla şunları yapın:
1. İlk olarak tuzlu suyla heryeri sildirin ve her odaya bir tuzlu su kabı koyun, içine korozyonu önlemek için birkaç tane bozuk para atın. Tuz havaya buharlaştıkça negatifi emer.
2. Havaya enerji verici ve doğal aromatik yağlardan oluşan özel karışımlar hazırlayarak sıkın.
Arındırıcı etki için: Greyfurt, Biberiye ve Çay ağacı
Enerji vermek için: Lavanta, Sardunya ve Bergamut
Canlandırmak için: Adaçayı, Lavanta ve Nane
Sakinleştirmek için: Lavanta, Papatya, Portakal ve Sandalağacı karışımlarını su dolu bir kaba karıştırıp havaya sıkın.
Kendiniz hazırlayamazsanız hazır alabilirsiniz, bilgi için mail atınız. (SU)
3. Biraz ses yaratın. Ses enerjiyi canlandırır, özellikle köşelerdeki ölü enerjiyi sarsmak için iyidir. Bir enstrüman seçin ve evin içinde köşelerden geçerek bir tur atın. (AĞAÇ)
4. Adaçayının dumanı negatif enerjiyi emer. Uzun bir adaçayı demeti yakıp dumanı tüm odalardan geçirin. Adaçayı bulamıyor yada bunu yapamıyorsanız tüm odalarda mum yakın. (ATES)

5. Odalara üstü açık kaplarda çörekotu bırakın. Çörekotu toprak enerjisi getirir ve kalan son negatif enerjiyi alır. (TOPRAK)
6. Bir enerjisel mekan temizliği ziliyle metal sesi yaratın, metal tüm enerjiyi yeniler. Bu zile sahip değilseniz normal bir zil kullanın. (METAL)
7. Bitirdikten sonra tamamlayıcı olarak eve güzel ve taze çiçekler alın ve hoş vibrasyonu olan müzikler çalın. Sevgi frekansında kalmaya ve güzel sevgi sözleri kullanmaya dikkat edin.
Sevgilerimle…
Sinem Oktay

ENERJİSEL MEKAN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR?

10 Ekim 2017- 8 Kasım 2018 JÜPİTER AKREP BURCUNA GEÇİNCE NEYİ BÜYÜTECEK?

gezegenler1[1]

 

Genişlemeyi, bolluğu ve bereketi, iyi şansı, yaşama ve kendine olan inancı, vizyon sahibi olmayı ve gelecekten yana daima iyimser beklentiler içinde olmayı astrolojik olarak JÜPİTER gezegeni temsil eder. Geçtiğimiz 1 yıl boyunca Terazi burcunda bulunan Jüpiter 10 Ekim tarihinden itibaren artık Akrep burcuna girecek ve doğum haritalarımızda Akrep burcunun söz sahibi olduğu alanlarda büyüme ve gelişme adına bir takım fırsatları, yeni bazı seçenekleri 1 yıllık süreçte sunmaya başlayacak.
Akrep burcu Su elementine ait olduğu için duygular, sezgiler ve içten biliş hali ile ilgilidir. Sabit nitelikte olduğu için de dayanıklı, sebatkar ve kararlı bir burçtur. Gizemli ve tutkulu doğası ile güç arzusundadır. Psikolojik açıdan da Akrep yenilenmenin, değişimin ama asıl önemlisi dönüşümün burcudur. Önce kendi karanlıkları ile mücadelesi söz konusudur. Bu karanlıkları ile yüzleşme süreci sancılı olsa da sonrasındaki süreç tam bir aydınlanma, farkındalık ve gelişim içerir. Akrep burcu söz konusu olduğunda arzular, tutkular ve sezgiler daima ön plandadır. Akrep burcunu anlatan detaylı bir yazıma buradan NE BİÇİM Bİ AKREPSİN ? ulaşabilirsiniz.
Jüpiter’in büyüten ve genişleten etkisi ile yukarıda saydığım Akrep burcuna ait özellikler vurgulanmaya, bu temalar yaşamda etkin bir şekilde görünmeye başlayacaktır. Jüpiter’in Akrep burcunda bulunduğu süreç boyunca, bireysel haritalarımıza bağlı olarak görünenin ötesini görmeye çalışmak, sezgilerin artması, tutku ve arzuların da büyümesi söz konusu olacak. Var olan her konuda derinlemesine irdelemek, sadece gözümüzle görmenin yetmeyeceği o konunun taa özüne inme, sondajlama isteği duyacağız. Dayanıklılık, sebatkarlık ve isteklerin peşinden azimle gitmek, dönüşüm ve canlanma söz konusu olacak.
Ölüm ve ölüme yakın deneyimler ve krizler ile ilişkilendirilir Akrep burcu. Jüpiter’in bu burçtan geçişi yaşamın doğal döngüsü içerisinde ölüm gerçeği ile bizleri yüzleştirebilir. Bu bahsettiğim illa ki fiziksel bir ölüm olmak zorunda da değildir. Hayatın doğal ritmi içinde doğum ne kadar normal ise ölümün, bitişin ve sonlanmaların da bir o kadar normal olabileceği gerçeğini öğretmeye çalışacak Jüpiter. Krizler ile ilişkilendirilen Akrep burcundan Jüpiter transit ettiğinde var olan sorunların da büyümesi söz konusu olabilir bu yüzden olabildiğince yeni sorunlar çıkarıp, kendimize yeni mücadele alanları açmamak adına daha odaklı, daha sorunları çözme eğilimi içinde olmakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Akrep burcunun gölge yönü aşırı hırsıdır ve bitmek bilmeyen kontrol etme, güçlü olma saplantısıdır. Bu süreçte Jüpiter Akrep burcunun gölge yönlerini de büyütecektir. Aşırı hırs, intikam, başkalarını değişmeye zorlama, baskı ve şiddetle istediğini yaptırma, nefret, kıskançlık ve intikam duyguları da büyüme eğilimi gösterebilir.
Olumlu açıdan bu süreç duygularımızın derinliğini arttırırken artık gördüğümüze değil gözle görülmeyen öte aleme dair inançlarımızı da değiştirip yenileyecektir. Metafizik çalışmalar, öklit bilimler, bilinçaltı şifa terapileri ve spritüel anlamda derinlik isteyen konularda çalışmalar, araştırmalar yapmak, bu konularda bilgi ve inançlarımızı yenilemek adına da olumlu katkı sağlayacaktır. Pek çok kişinin bu süreçte metafizik eğitimler alacağını ve bu türde yazılmış kitapların çokça satılacağını düşünüyorum. Para, cinsellik, karizma sahibi olmaya çalışmak, hırs ve tutku, zorlu şartlara dayanıklılık Jüpiter Akrep sürecinin öne çıkan büyüme temaları arasında yer alıyor.
Gizlerin, sırların, karanlık olayların burcudur Akrep. Derinden,gizli ama bir o kadar kararlı, kendine has bir hareket tarzı vardır. Jüpiter Akrepte olduğu sürece de bu tür gizli saklı, tabu olarak görülen şeyler daha da büyüyebilir. Cinsellikle bağlantısını düşündüğümüzde de cinsel içerikli yayınların artması, pornografik içerikli yayınların el altından da olsa alıcısına ulaşması, cinsel içerikli suçlarda artış, uyuşturucu ve bu gibi illegal maddelerin kullanımında artışlar görülebilir.
Kökleri derinlerde olan her şeyin büyümesi söz konusu olabileceği için Jüpiter Akrep sürecinde yeraltı madenleri, gizli zenginlikler, yastık altındaki paralar, başkalarının kaynaklarını kullanma fikri ön plana çıkabilir. Bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde birtakım yeni düzenlemeler ve gelişmeler yaşanabilir.
Yaklaşık 13 aylık Akrep burcu transitinde Jüpiter Mars tarafından yönetileceği için özellikle bir tarih aralığına dikkati çekmek isterim. Mars 2018 yılının 26 Haziranında KOVA burcunda retro hareket edecek ve bu 27 Ağustosa değin sürecek. Bu süreçte içe dönen Mars enerjisi, Ay Düğümleri ile yapacağı sert açıların da etkisi ile hem finansal anlamda hem de kaynaklara ulaşma anlamında bazı testlerden geçirecek bizleri. Geçmişten gelen korku, zayıflık ya da zayıf hissettirecek olaylar ile karşı karşıya gelmek mümkün olabilir. MARS; Akrep burcunun yukarıda sözünü ettiğim negatif özelliklerine biraz daha vurgu kazanabilir bu süreçte. Toplumsal anlamda suç artışları, şiddet eğilimi ve kural tanımazlık söz konusu olabilir, dikkat etmekte fayda var bu süreçte. Özellikle Sabit burçlar ( Kova, Aslan, Boğa ve Akrepler) ve sabit burçlarda gezegenleri ve önemli yerleşimleri olanlar bu süreci biraz zorlu geçirebilirler. Bu dönem Jüpiter’in getireceği iyicil etkilere ulaşmanın kolay olmayacağını düşünüyorum.
Olumlu anlamda ise bu süreçte Neptün ve Plüton ile JÜPİTER arasında gerçekleşecek olan açıların bir çoğumuza destek olabileceğini düşünebiliriz. Neptün Jüpiter üçgen açısının etkili olduğu dönemlerde sezgilerimizin artışına, merhamet ve empati duygumuzun gelişimine tanık olabiliriz. Maddi anlamda zorluklar ile mücadele edenlere bu destek bir açıdır. Balık, Yengeç, Akrep, Başak, Oğlak ve Boğalar (kişisel haritalarına bağlı olarak) bu desteği yanı başında hissedebilecekler.  Plüton ile oluşacak olumlu görünüm ise yaşamımızda tıkanmış bazı konuların açılması adına destek vereceği gibi, motivasyonumuzu arttırarak geleceğe dair gerçekleştirmek istediğimiz planlarımızı, projelerimizi büyütmek adına bizleri destekleyecek. Daha güçlenerek çıkacak aramızdan bazıları bu süreçte, bazılarımız yeni mücadeleler içerisinde olacak genişlemek adına.
Jüpiter Akrep burcundan en son 25 Ekim 2005- 23 Kasım 2006 tarihleri arasında geçmişti. 12 yıl önce doğum haritalarınızda Akrep burcu enerjisinin söz sahibi olduğu alandan yine bir Jüpiter geçişi yaşamıştınız. Bu alanda kişisel gücünüzü genişleten, büyüten etkiler yaşanabileceği gibi bu gücü test edici bir takım olaylar, mücadelenizi daha da büyüten bir takım krizler ile karşılaşmış olabilirsiniz.
Her doğum haritası kendine özel etkiler alacak bu önemli transit süresince, bu konuda sormak istediklerinizi ve kendi haritanıza dair Jüpiter’in Akrep burcundaki geçişinin etkilerini astrolojirehber@gmail.com a mail atarak sorabilirsiniz.
Ülkemiz Akrep burcunda yoğun gezegen yerleşimleri olan bir haritaya sahip. Dolayısı bu transitin ülkemiz açısından da önemi son derece büyük olacak. 5. evimizden geçecek olan Jüpiter çocuklarımız, gençlerimiz ve onlarla ilgili konuları ülke gündemine taşıyacaktır. Son günlerde çocukların ve gençlerin girdikleri önemli sınavlara dair sistemlerin değişmesi haberleri de  Jüpiter’in henüz bu alandan geçmeden ayak seslerini duymamıza neden oldu gibi sanki. Pek çok gencimiz yeni sistemin getireceği belirsizlik -bir anlamda kriz- ile yüz yüze aslında şu an.
Yaklaşık 1 yıllık süreçte doğum oranında da gözle görülür bir artış yaşanabilir ülke açısından. Jüpiter transitleri bir ülke haritasında incelenirken Satürn transitinden bağımsız olarak ele alınmamalı diye düşünüyorum ve hem bu yazımı uzatmamak adına hem de Satürn’ün Oğlak, Jüpiter’in Akrep burcuna geçişinin ülkemiz adına yaşanması muhtemel sonuçlarını daha detaylı yazmak adına bu konuyu başka bir yazıma bırakmak istiyorum.
Jüpiter’in Akrep burcundaki geçişinin burçlar üzerindeki etkilerini de çok kısa bir süre sonra yine buradan sizlerle paylaşacağım. Hepimize bu sürecin bereketli, geliştirici ve kendi özümüzü, gerçeğimizi anlayıp idrak edebileceğimiz bir dönem olmasını gönülden diliyorum.
Sevgi, umut ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun….
Hülya DEĞER  DİP: ASA

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için, yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum,

images[7]

 

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için,
yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum,
sonuçta yine yaşama güvenmediğim için, kendimden özür dilerim.
Sınırlama ve kurallar içinde yaşadığım,
hayatı kontrol etmeye çalışarak inatçı olduğum,
yaratıcılığımı kullanmayı reddederek yaşadığım için,
kendim olmayı reddettiğim,
şükürsüzlüğüm,
şefkat, sevgi, anlayış, hoşgörü, paylaşma duygularını unuttuğum,
beklentiler içinde yaşayıp “hiçbir beklentim yok” diyerek kendime söylediğim tüm yalanlar için, kendimden özür dilerim..
Kararsızlıklarım,
öfkem, kızgınlığım için, tüm parçalarımdan özür dilerim..
Bedenimin kıymetini bilmediğim,
ruhumun istekleri doğrultusunda hareket etmediğim,
içimden gelen sesi dinlemediğim,
zihnimi olumsuz enerjiler içinde doldurup sonra da devamlı yaşamdan şikâyet ettiğim için,
ruhumun isteği doğrultusunda adım atmaktan korktuğum,
cesaretsizliğim,
zamanımın değerini bilemediğim,
kendime yapmış olduğum tüm saygısızlıklar için,
başkalarının beni üzmesine izin verdiğim,
yaşam amacıma hizmet etmeyen oyunlar kurduğum vs. vs. için kendimden, buna neden olan, bugüne kadar yok saydığım kabul etmediğim tüm bu parçalarımdan çok özür dilerim..
Gücümü kötüye kullandığım,
kendimi üstün gördüğüm,
başkalarını küçümsediğim,
haksızlık yaptığım,
kendimi değersizleştirdiğim için, kendimden ve tüm parçalarımdan özür dilerim.
Kendime vermiş olduğum sözleri tutmadığım için, kendimden özür dilerim.
Hırslarıma yenik düşüp kibir ve gurur içinde davrandığım her an için,
kendime olan güvensizliğim inançsızlığım için, kendimden özür dilerim.
Gücümü başkalarına devrederek beni yönetmelerine izin verdiğim için,
kendime yaşatmış olduğum tüm baskılar,
enerjimi düşürüp kendimi yaşamdan kopardığım için,
kendimi yalnızlığa mahkûm ettiğim,
korkuların beni yönetmesine izin verdiğim için,
başkalarının kendisini kötü hissetmesine neden olduğum,
suçlayıcı konuşmalarım için, kendimden özür dilerim..
Olumsuz yaşanan her olayın güzel şeyleri arzulayabilmem için yaşandığını,
arzu duygusunun yaşanması için deneyimlendiğini,
bunlara şükrettiğimde, minnettarlık içinde yaşadığımda sahip olduğum tüm güzelliklerin büyüdüğünü öğrendim.
Farkında olursam,
sınırlarımı kaldırırsam,
yaşanan olaydaki hizmeti ve sevgiyi görmeye niyet edersem, her deneyimin insanı ne kadar büyüttüğünü, ilerlettiğini öğrendim..
Sonuçta kendimi olduğum gibi sevgiyle kabul etmeyi öğrendim.
Ben kendimle barıştım.
Tanrının parçası olarak kendimle barıştığımda, Tanrı’yla barıştım.
Kendimi kucaklamayı öğrendim.
Kendimle barışıp, kendimi tam olarak kucakladığımda hayatımın sorumluluklarını alınca gözümdeki perde kalktı ve sanki dünyadaki tüm perdeler kalktı.
Artık kalbim açık ve sevginin yaşamımda özgürce dolaşmasına izin veriyorum. Tüm ruhumla, benliğimle, kalbimle seviyorum, kendimi, insanları ve yaşamı..
Alıntı

Azra Kohen’in “Fi” Adlı Kitabından Hayatı Özetleyen 8 Etkileyici Alıntı

fi-filoji-one-cikan[1]

 

1. “Dışarıdan delilik olarak görülebilen şeyler, içine girildiğinde hak verilen durumlar haline gelebiliyordu bu hayatta. Sadece bakış açınızı değiştirmeniz yeterliydi.”

2. “Bırak ben derslerimi kendim alayım. Bana dost ol, öğretmen değil.”

3. Hayat ne tuhaftı. Hep en korktuğumuz şeyleri karşımıza çıkarır, sonra suratımıza yapıştırırdı.

4. Gittiğiniz yol istediğiniz yere varmıyorsa çok yorulursunuz !

5. Her insan, sadakatle sahip çıkılmak ister.
6. Bazı insanları beynimizden asla ayıramayacağımız yerlere kazıyoruz.

7. “Bir şeye nasıl başladığınız değil ama nasıl bitirdiğiniz…. itibarınızı oluşturur.”

8. “O kadar çok kafayı takmışız ki bir şey gibi olmaya, bir şey gibi yapmaya…içimizdekini keşfetmek masal olmuş.”

http://filoji.com/arzu-kohenin-fi-adli-kitabindan-hayati-ozetleyen-8-etkileyici-alinti/

Geçmiş, gerçekte var olmayan ancak her saniye sırtımızda taşıdığımız, gittiğimiz her yere yanımızda götürdüğümüz bir yükten başka bir şey değildir.

cem-sen[1]

 

Geçmiş, gerçekte var olmayan ancak her saniye sırtımızda taşıdığımız, gittiğimiz her yere yanımızda götürdüğümüz bir yükten başka bir şey değildir. Zaman zaman geçmiş denilen çöp torbasını açar ve içindeki kokuşmuş şeylere bakıp bunların görüntüsü ile midemizi bulandırırız. Oysa buna mecbur değiliz. Çöplerimizi her gittiğimiz yere yanımızda taşımamız gerekmez. Onları ait oldukları yere, doğaya karışıp yok olmaları için bir kenara bırakabiliriz. Çöplerinizi bırakmak size bir zarar vermeyecektir. Onları bıraktığınız için gidip yanlış bir şeyler yapmayacaksınız. Hatta onları yanınızda taşıyıp durduğunuzda yanlış bir şey yapma ihtimaliniz daha bile fazladır. Ne de olsa kendinizi çöp torbanızdaki çöplerle tanımlayan bir çöpçüsünüzdür ve gittiğiniz yeri kokutmanız son derece doğaldır. Geçmiş yalnızca siz onu zihinsel ve bedensel bir tür çöp torbasının içinde gittiğiniz her yerde yanınızda taşırsanız bir yüktür ve kötü kokusuyla hem sizi hem de sevdiklerinizi rahatsız eder. Niçin kötü kokar? Çünkü geçmişte onları besleyen şeyler artık var olmadığı için çürümüş ve kokuşmaya başlamışlardır da ondan. Bu sebeple artık çöp torbanızı bırakın.
Kendiniz için çöp torbasına tıkıştırıp durduğunuz tüm taraflı anılarınızı, tüm taraflı sıfatlarınızı, iyi de kötü de olsalar bırakın. Kendi kendinizi taşlamayın.
Kazancakis, “Günaha Son Çağrı” adlı romanında, bir düğüne yanında Meryem ile giden İsa’ya, yanında böyle bir kadınla düğüne gelemeyeceğini, bunun Yasa’ya aykırı olduğunu söyleyenlerin yüzüne karşı şu sözleri söyletir: “Yasa benim kalbime aykırı!”
Siz de aynı şeyi haykırın: “Geçmiş benim kalbime aykırı! Geçmiş eylemlerim benim kalbime aykırı! Geçmişten gelen bu tanımlar, bu anılar, bu zorunluluklar, olmak zorunda olduğumu sandığım bu karakter, oynamak zorunda olduğumu sandığım bu davranışlar, bu huylar, bu alışkanlıklar, bu günahlar, bu pişmanlıklar, değişmez bir gelecek yarattığına inandığım geçmişim, endişelenmeme sebep olduğunu sandığım geleceğim…. Hepiniz, hepiniz benim yüreğime aykırısınız! Artık size ihtiyaç duymuyorum. Artık sizi yanımda taşımak istemiyorum. Artık bulunduğum zamanı ve mekanı kokuşturmanızı istemiyorum. Bu sebeple sizi bırakıyorum!”
Eğer siz kendinize ilk taşı atmazsanız, kimse sizi taşlamayacaktır.

Cem Şen

Ve sevgi peşine düşülmeden, düşünülmeden, kendi kendine basit bir şekilde daha büyük bir ahengin parçası olarak gerçekleştiğinde tamamen farklı bir niteliği olur. O artıķ ilâhi dir….

20664963_10211388454600305_7245633965269281028_n[1]

Bir ilişki bittiğinde artık sevgi birine yönelmeyecektir çünkü yönelebileceği hiç kimse yoktur ve sevgi yönelmeden var olduğunda muhteşem bir saadet vardır.
Sahte benliğin sana bu saadeti fazla yasatmadan en kısa sürede yeniden birisine aşık edecek çünkü sahte benlik başka gerçekliği olmayan şeylerden desteğe ihtiyaç duyar.
Belki bu kadın ya da adam hep aramakta olduğun cenneti sana getirecek diye diğerini değiştirip durursun. Birisine uzaktan baktığında cazip görünür . Yakına geldikçe cazibe azalır. Ve ansızın diğer kişinin boş olduğunu görürsün ve kandırıldığını hissedersin çünkü diğer kişi vaat etmiş olduğu hiçbir şeye sahip değildir.
Yine ayrılırsın , kısa sürede yine başka bir kadının peşine düşeceksin ve aynı tuzağa düşeceksin.
Şayet gerçekten ıstıraptan ve acıdan kurtulmak istiyorsan o zaman şunu anlamak zorundasın. Bir benliğin yok…
Ve dikkatlice dinle: Diğerine ihtiyacın olmadığında sevebilirsin ve bu sevgi ıstırap getirmeyecektir.
Evet, yalnızlığınla o kadar çok kalmalısın ki o tek başınalığa dönüşebilsin. Ancak o zaman derin, seni zenginleştiren bir ilişkiye girmeye muktedir olacaksın.
Şayet birisiyle yalnızlık çektiğin için bir ilişkiye giriyorsan, o halde diğerini sömüreceksin demektir. Diğeri seni tatmin edecek bir araç haline gelecektir.
O yüzden ne zaman bir ilişkiye yalnızlık nedeniyle girersen, ilişki sallantıdadır. O ölü doğmuş bir çocuktur. Senin için daha çok ıstırap yaratacaktır. Unutma yalnızlığına göre davranacak olursan seninle aynı yolun yolcusu bir kimseyle bir ilişkinin içine düşeceksin çünkü gerçekten kendi yalnızlığının içinde yaşayan kimseye çekici gelmeyeceksin. İki dilenci buluşacak , iki perişan kişi buluşacak…
Ve unutma iki mutsuz insan buluştuğunda bu basit bir toplama işlemi değildir, bir çarpım işlemidir. Çok daha fazla ıstırap yaratacaklardır.
Önce uzun süre tek başına ol. Önce kendinden hoşlanmaya başla, önce kendini sev. Önce öylesine hakiki bir şekilde mutlu ol ki kimse gelmese bile önemi olmasın. Sen dolusun, taşıyorsun. Şayet kimse kapını çalmazsa bu mükemmel iyidir; hiçbirşey kaçırmıyorsun. Kimsenin gelip kapını çalmasını beklemiyorsun. Tek basinaliginla mutlu olana dek bekle. O zaman ilişkiye gir. Artık bir efendi gibi giriyorsun, bir dilenci gibi değil…
İşte o zaman kendi benzerini çekeceksin. İki efendi buluştuğunda mutluluk sadece birbirine eklenmez, birbiriyle çarpılır. Ve onlar sömürmez, onlar paylaşır. Onlar birbirini kullanmaz . Aksine onlar bir hale gelir ve onları çevreleyen varoluşun tadını çıkarır…
Ve sevgi peşine düşülmeden, düşünülmeden, kendi kendine basit bir şekilde daha büyük bir ahengin parçası olarak gerçekleştiğinde tamamen farklı bir niteliği olur. O artıķ ilâhi dir….
OSHO

“AGORA MEYHANESİ

21731038_10213281535460181_2138243312569410085_n[1]
Bilmeyenimiz yoktur bu eseri ;
Ama benim gibi çok ilginç ve hazin hikayesini bilmeyenleriniz de çoktur diye tahmin ediyorum.
1890’da bir Rum olan kaptan Asteri , Balat çarşısında bir Meyhane açar.
Meyhanesine de Rumca “meydan” anlamına gelen “Agora” adını koyar.
Meyhane masa yerine kullanılan dev fıçıları ve ucuz şaraplarıyla kısa zamanda ün yapar.
Ama meyhanenin ününü artıran olay ilgisiz bir biçimde İzmir kaynaklıdır.
Aradan zamanlar geçer…
Tarih 1959’dur.
Onur Şenli adında bir tıp fakültesi öğrencisi
Komşu kızına aşık olur ama aşkına karşılık bulamaz.
Aşk acısı ona soluğu birçok zaman,
İzmir’in Agora semtinde aldırmaya başlar.
Çünkü Agora salaş meyhanelerin mekanıdır.
Bir gün bu salaş meyhanelerden birinde içtikten sonra eve gelir Ve bir mektup yazmaya başlar aşkına.
Mektup şöyle başlar:
“Sana bu satırları bir sonbahar gecesinin felç olmuş köşesinden yazıyorum.”
Onur Şenli
, Mektubun ileriki bölümlerinde fakına varır ki aslında bir mektup değil bir şiir yazmaktadır
. Şiirine de şu adı koyar:
Gece, Şarap ve Aşk
Onur, şiiri yayımlatmak için fakültenin dergisine gönderir
,Şiiri kabul edilir.
Şiir dergide tam basılmak üzereyken,
Ege Expresi gazetesinin kültür-sanat editörü tarafından görülür. Editör şiiri yayınlar ama adını değiştirerek.
Şiirin adı olur Agora Meyhanesi.
Şiir o kadar sevilir ki, dillere pelesenk olur.
Hatıra defterlerinde yer alır,
Sevgililerin kulaklarına fısıldanır.
Şarkısı yapılır,
Şarkıyı neredeyse ünlü olup da söylemeyen sanatçı kalmaz. Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Gönül Yazar, Behiye Aksoy sadece bunlardan birkaçıdır.
Şarkıyı dinleyenler İzmir’deki
Agora’dan habersiz Balat’ta ki Agora Meyhanesi’ne akın ederler.
Çünkü şarkıdaki Agora Meyhanesi’nin burası olduğunu düşünmektedirler.
Haliyle geceleri burası hınca hınç dolmaya başlar.
Öyle popüler bir mekan olur ki tam 286 Türk Filmi’nin
Meyhane bölümleri burada çekilir.
Yani ucuz şarapların satıldığı meyhane
Türkan Şoray’ları, Fikret Hakan’ları, Ayhan Işık’ları, Cüneyt Arkın’ları ağırlamaya başlar.
2000’li yıllardan sonrada kaderine terkedilir,
Çöplük olarak kullanılmaya başlar.
AGORA MEYHANESİ
(Şiir,tam metin)
Sana bu satırları
Bir sonbahar gecesinin
Felç olmuş köşesinden yazıyorum
Beşyüz mumluk ampullerin karanlığında
Saatlerdir boşalan kadehlere
şarkılarını dolduruyorum
Tabağımdaki her zeytin tanesine
Simsiyah bakışlarını koyuyorum
Ve kaldırıp kadehimi
Bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum.
Burası agora meyhanesi
Burada yaşar aşkların en madarası
Ve en şahanesi
Burada saçların her teline bir galon içilir
Gözlerin her rengine bir şarkı seçilir
Sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin
Bu sekiz köşeli meyhane seni bilir
Burası agora meyhanesi
Burası arzularını yitirmiş insanların dünyası?
Şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
Boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik
Bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam
Elimde değil
Bu da bir nevi namuslu serserilik
Dışarda hafiften bir yağmur var
Bu gece benim gecem
Kadehlerde alaim-i semaların raksettiği
Gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu
Camlara vuran her damlada seni hatırlıyorum
Ve sana susuzluğumu
Birazdan şarkılar susar, kadehler boşalır
Umutlar tükenir, mezeler biter
Biraz sonra bir mavi ay doğar tepelerden
Bu sarhoş şehrin üstüne
Birazdan bu yağmur da diner
Sen bakma benim böyle
Delice efkarlandığıma
Mendilimdeki o kızıl lekeye de boş ver
Yarın gelir çamaşırcı kadın
Her şeyden habersiz onu da yıkar
Sen mesut ol yeter ki ben olmasam ne çıkar?
Dedim ya burası agora meyhanesi
Bir tek iyiliğin tüm kötülüklere meydan okuduğu yer
Burası agora meyhanesi
burası kan tüküren mesut insanların dünyası.”
Maalesef kanserle savaşan Dr. Onur Şenli
bugün tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
(08.09.2017).
Mekanı cennet olsun.
Onur Şenli (İzmir-1940-2017)

Sesi rüzgarda konuşan, Soluğu tüm dünyaya hayat veren Yüce Ruh… Duy beni !

KIZ[1]

 

Sesi rüzgarda konuşan, Soluğu tüm dünyaya hayat veren Yüce Ruh… Duy beni !
Küçük ve zayıfım, gücüne ve bilgeliğine ihtiyacım var. Güzellikler içinde yürümemi sağla, kızıl ve altın şafağı gören gözlerimi neşeli kıl. Sevgiyle yarattığın her şeye Ellerimin dokunmasını sağla. Öğrettiğin kutsal öğretileri anlayacak kadar bilge kıl beni.
Her yapraktaki ve taştaki gizli dersleri öğrenmeme yardım et. Güç arıyorum, ama kardeşimden daha büyük olmak için değil; İçimdeki düşmanı ele geçirmek için. Saf bir yürek ve açık gözlerle sana gelmeye her zaman hazır kıl beni…
Hayatım söndüğünde, batan bir güneş gibi, Ruhum sana gelebilecek böylece onurla ve utanmadan…
Dakota Kabilesi Duası

KARMİK BAĞ KESME VE ŞİFALANDIRMA ÇALIŞMASI

karmic_relationship_twin_flames[1]

Karmik Bağ Şifası, imgeleme ile yapılan meditatif bir ritüeldir. Aşağıda da bahsedeceğim şekli ile basittir ve kısa sürede  tamamlanabilir. Bu egzersizi pek çok elektronik veya basılı ortamda da rahatça bulabilirsiniz. Peki neden üzerinde duruyorum?

Toplumdaki ilişkilerin, birbiri üzerine yığılmış ve çözülmesi çok güçmüş gibi görünen sorunlarına başka bir açıdan yaklaşarak ruhsal farkındalığınızı arttırmak ve yöntem hakkında kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Yakın çevremin –ve diğer ilgilenenlerin- buna ihtiyacı olduğunu görüyorum.

Diğer taraftan egzersizin muhteviyatı hakkında gelen soruları bir seferde cevaplamak istedim. Bana gelen soruların çoğu bu uygulamanın sonuçlarının, anlatıldığı ölçüde basit olmadığına inanan bir kesimden gelmektedir. Uygulayıcı, ilişkisinin olumsuz bir nitelik kazanabileceğinden korku  duyabilmektedir. Şüpheci bu zihnin sorularını yanıtlamak için kısaca bir açıklama da getireceğim.

Bizler Karmik Bağlarımızı, ebedi ilişkilerimizi yönetmek ve onlardan gerekli dersleri almak için oluştururuz. Karmik bağı oluşturan dinamikleri anlarsak bu gereksiz korkulardan da kurtuluruz.

“Karma çoğu kez başka bir insana zarar veya acı verdiğimiz ve de kendi irade özgürlüğümüzü dayatmak için onun irade özgürlüğünü ihlal ettiğimizde meydana gelmektedir. Aslında irade özgürlüğünün doğru kullanılışı (sadece) kendimiz için değil, olaya dahil olan herkes için en iyi olanı arayıp bulmakla ilgilidir. Başkalarına çektirdiğimiz acıyı biz çekmek zorunda kaldığımızda ise, ruh düzeyinde, bu eylemimizin ne kadar yanlış olduğunu ve böyle bir şeyi bir daha asla yapmayacağımızı anlamaya başlarız. Bu, ruh varlığının gelişme yollarından biridir.”  (*) Uzlaşmanın İyileştirici Gücü– *Jan Erik Sigdell

Örneğin çocukken sizin dış görünümünüz ile alay eden arkadaşınız bugün muhtemelen hakkınızda bir karmaya sahiptir. Burada asıl bahsi geçmesi gereken karmanın işlerliğini görmeye yanaşmayan bir zihne sahip oluşumuzdur. Bizler “suçlu” konumda bulunmayı kabullenemeyiz. Bunun farkına varmak istemeyen zihin iyi ve kötü arasında çelişkisini daima yaşar. Kendi fikirlerini haklı gördüğü platformlarda sürdürme çabasındadır. İlişkiler  çıkmaza girdiğinde ya da çektiğiniz acıların tedavisini ararken, tüm bunların sizin de bir zamanlar birilerine benzer acılar yaşatmış olmanız ile bağlantılı olduğunu keşfederseniz “bağışlanma” beklersiniz. Karma, ruh tekamülünüzün sizle sıkı sıkıya ilintili ve tüm ıstıraplarınızın odağında yine sizin olduğunuzu farketmenizi sağlayan bir aynadır.

Meditasyona geçmeden önce, bağların nasıl oluşabileceği konusunu açıklamayı gerekli görmediğimi belirtmek istiyorum. Onlar bu konudaki terapistlerin uzmanlık alanıdır. Nihayetinde ilişkide olduğunuz durum ya da kişi ile aranızdaki enerji bağları olduğunu bilmeniz yeter. Enerji akışını çalışmalarınız sırasında göremeyebilirsiniz de. Ancak varlıkları, karma temizliği yapıldıktan ve ilişkiler yeni bir boyut kazandıktan sonra yaşanan tecrübelerle  kesinlik kazanır. Düşünce ve hayallerimizi de göremeyiz ve vardırlar.

Yöntem; Karmik Bağın Şifalandırılması ya da Kesilmesi olarak anılır. Ve Başmelek Mikail’in de adlandırdığı gibi ona “Yatay Bağlantı Egzersizi” de diyebilirsiniz. Onun akıcı ve sade yöntemini aşağıda veriyorum. Her yerde bir iki dakika içerisinde yapabilirsiniz. Ama rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda geniş bir zaman dilimi içerisinde yapmanızı tavsiye ederim. Gözlerinizi kapayınız. İster ayakta, isterseniz oturur vaziyette olunuz. Önce topraklanmanız gerekir. Topraklanmak sizin kendinizi bir ağaç gibi hissetmenizi gerektirir. Kökleriniz ile Anne Dünyanın merkezine, dallarınız (başınız) ile gökyüzünün sonsuz mavi derinliklerine bağlandığınızı hayal edin…

 

 

“Vucudunu bir ağaç olarak hayal et, köklerin omurganın bitiminden toprağa doğru uzanıyor ve dünyanın merkezine ulaşıyor. Dünyanın merkezine bağlandığında kendini iyi, düşüncelerinin sakin ve berrak olduğunu hissediyorsun. Böylece ruhunun yoğun varlığı insani yanınla yanyana varolabiliyor. Bu zihinsel bir çalışma değildir. Oyun gibi bu yeni ilişkiyi derinden hissetmek için kendine izin ver. Şimdi ilişkini değistirmek istediğin herhangi bir kişiyi hayal et, örneğin bir aile bireyi, annen, baban, çocuklar, eş, çalışma arkadaşı, arkadaş, eski veya yeni sevgililer. Fiziksel olarak orada bulunmaları gerekmez, sadece önünde durduğunu hayal et ve ona yeni bir ilişki önermek istediğine dair iletişim kur…”

Son satırdan itibaren hatırlatma: Görmek istediğiniz kişiyi ruh olarak hayal etmek isterseniz onu bir ışık olarak tasavvur edin. Ruhların böyle görülmesi sizin içinde etkileyici olacaktır. Ona yeni bir ilişki öner ya da varolan ilişkini sonlandırmayı rica et. Çoğunlukla varolan ilişkiyi kesmeyi seçebilirsiniz. Bunu kalbinizden gelen sözlerle, sesli olarak ifade edebilirsiniz. Ben genellikle; “Bana yaşattığın tüm deneyimler için teşekkür ederim. Bundan böyle özgür iradem ile seçimlerimi yapmak istiyorum. İkimizinde yeni deneyimlere açılabilmesi için aramızdaki karmik bağın sonlandırılmasını talep ve rica ediyorum.” şeklinde ifade ediyorum.

“Bu kişiyle çakraların her biri arasında bir enerji bağı olduğunu hayal et. Her çakra icin, seçimine göre bir aletle, bu bağı kestiğini düşün. Bazıları bu ‘bağlı’ ilişkiden kopmak için makası tercih eder, başkaları kılıç hatta zincirli testere. Bittiğinde, biraz dur ve bazı çakralar arasındaki bağı koparırken daha fazla zorlanıp zorlanmadığına bak. Niyetini güçlendirmek için bir kaç kez geri gitmen gerekebilir. Aynı zamanda içten bir rahatlama ve huzur hissettin mi? Her seansın sonunda, bu yatay bağlantının düzgün olduğundan emin ol ve bağı kopardığın kişi için de bu bağlantıyı kurduğunu hayal et. Pratik yaparak, kendini bu dikey ilişkilerden, önünde bir ayna olduğunu ve vucuduna yansıtılmaya çalışılan şeyleri geri yansıttığını hayal ederek kolaylıkla koparabilirsin. Bağını kopardığın insanların seni arayıp çözülememiş meseleleri konuşmak isteyecek kadar açık olmaları ender rastlanan bir durum değil. Aynı zamanda bu yeni özgürlük duygundan dolayı fazlasıyla ihanete uğramış gibi hissedebilirler kendilerini. Onlara kendini sevmenin tüm ilişkilerini nasıl değiştirdiğini açıkla.” (*) Traddling Your Freedom – *Arcangel Michael

Karmaİsteğinizi ilettikten sonra ve bağınızı koparmadan hemen önce karşınızdaki kişinin bunu başı ya da hareketleri ile onayladığını hayal edin. Ruhsal varlıklar bizlerin deneyimlerine saygılıdırlar. Ruhlar (ya da kişiler), karmanın kesilebileceğini sizin anlayabileceğiniz (veya hissedebileceğiniz) şekilde onaylarlar. Korkulanın aksine bu yeni ilişki size özgürlük verecektir. Bir takım tavır ve duygulara saplanıp kalmayacak, özgür seçim evreninde yeni deneyimlere yönelebileceksiniz. Karmik bağlarınızı yüksek titreşimli bir enerji olan “Sevgi” ile salmanızı öğütlüyorum. Yeri boşalan enerjiyi sevginiz ve anlayışınız ile doldurun. Elbette yaşadığınız acı dolu anlar hatıralar sizlere eşlik edecektir. Ancak bu dünyada yaptıklarımızın bizleri yansıtan bir ayna olduğunu unutmadan,  ruh kardeşlerinizden taleplerinizi nazik ve rica ile yapınız. Onlar deneyimlerinizde size şefkatle eşlik etmektedirler. Kopan bağlar spiral (telefon kordonuna benzer) olarak hayal edilebilirler. Onları mor bir alevin içine atınız. Orada yandıklarını ve yükselen dumanın evrene karıştığını görün.

Son olarak belirtmek isterim ki, Karmik bağlar sonlandırıldığı andan itibaren yeni farkındalık katmanları harekete geçer. Bir çözüm hemen altından, başka bir karmik temizliğe olanak verecek ilhamı ortaya çıkartır. Ufkunuz genişler. İşte cesaret sizin için bu noktada anlam kazanır. Maceranız, yargılarınızdan kurtulmayı özlediğiniz ve özgürlük denilen uçurumun kenarından aşağı gözü kapalı atlamaya cesaret ettiğinizde başlar.

Sevgiler.

Kaynak: spritüeller

Hata yapmaya hazır olmayan, asla hiçbir şey öğrenmeyecektir.

508357-late-osho-rajneesh[1]

 

Yakın zamanlarda bir dükkân açmış olan bir adam, dükkânının tepesine “Burada Taze Balık Satılır” yazan büyük bir tabela astı.
Yanına bir arkadaşı geldi ve dedi ki “ Tabelada neden “Burada” yazıyor?” Adam “Burada” kelimesini tabeladan kaldırdı.
Sonra başka bir arkadaşı geldi ve dedi ki “ “Satılır”? Tabii ki satılır. Bağış yapmıyorsun, öyle değil mi?” “Satılır” kelimesi tabeladan kalktı.
Üçüncüsü geldi ve dedi ki “ “Taze Balık”? Taze olmak zorunda. Bayat balığı senden kim alacak? “Taze” kelimesi çıkartıldı.
Dükkân sahibi boynunu eğdi. Tabelada şimdi sadece “Balık” kelimesi vardı ve dördüncü gelerek“ “Balık”? Bunu çıkartmak ne iyi olur! Zaten bir kilometre öteden kokusunu alabilirsin” dedi. Dükkân sahibi tabeladaki son kelimeyi de sildi.
Beşinci bir adam geldi ve dedi ki “Dükkânın tepesine boş bir tabela asmanın ne anlamı var?” Dükkân sahibi tabelayı çıkarttı.
Sahneye altıncı bir adam geldi ve dedi ki “ Bu kadar büyük bir dükkân açtın. “Burada Taze Balık Satılır” yazan bir tabela asamıyor musun?”
İnsanları dinlemeye devam edersen daha çok ve daha çok aklın karışacak; bu şekilde aklın karışmış duruma geldin. Senin karışıklığın bu: bir sürü insanı dinlemek ve hepsi farklı tavsiyelerde bulunuyorlar. Ve ben onların iyi niyetli olmadıklarını söylemiyorum; iyi niyetliler, ancak bilinçli değiller; öyle olsalar sana tavsiyede bulunmazlardı. Sana bir iç görü verirlerdi, tavsiye değil. Sana ne yapman, ne yapmaman gerektiğini söylemezlerdi. Senin daha uyanık hale gelmen için sana yardım ederlerdi ki, sen ne yapılması ve ne yapılmaması gerektiğini kendin görebilesin.
Gerçek arkadaş, sana tavsiyede bulunmayan, ancak daha tetikte olman, daha uyanık olman, hayatın içinde daha bilinçli olman için yardım edendir- hayatının problemlerinin, fırsatlarının, gizemlerinin içinde- sana kendi yolculuğuna çıkman için yardım edendir, deneyimlemen için, araştırman ve araman için, birçok hata yapman için seni cesaretlendirendir.
Çünkü hata yapmaya hazır olmayan, asla hiçbir şey öğrenmeyecektir.
Gerçek arkadaş, zekânı keskinleştirmen için yardım eder. Sabit tavsiyelerde bulunmaz, çünkü sabit tavsiye işe yaramaz. Bugün doğru olan, yarın doğru olmayabilir ve bir durumda doğru olan başka bir durumda yanlış olabilir. Durumlar her zaman değişiyor, o halde ihtiyacın olan sabit bir hayat modeli değil, bakış açısıdır, böylece nerede olursan ol, kendini hangi durumda bulursan bul, kendiliğinden nasıl davranacağını ve kendi varlığına nasıl dayanacağını bilirsin – OSHO