Ben aranızda yüreğinin sesini dinleyen herhangi biri gibiyim. Yaşamın gizi karşısında gözleri kamaşan, mucizelere açık, yapıp ettiklerinden sevinç ve heyecan duyan biriyim…

Adamın biri, uzun süreden beri tanıdığı bir dostuna rastlar; dostu, yaşamda yolu…nu çizememiş biri izlenimini vermektedir. ‘Ona biraz para vermem gerekecek’ diye düşünür. Ama o akşam, dostunun zenginleştiğini ve o zamana kadar aldığı borçların tümünü ödemeye karar vermiş olduğunu anlar.Sık sık uğradıkları bir bara giderler ve bu dost, oradaki herkese içki ısmarlar. Bu ani zenginliğin kaynağını sorduklarında, onlara, son günlere kadar ‘Öteki’ni yaşadığını’ söyler.

İyi de kim bu Öteki? diye sorarlar adama.

Öteki, bana olmayı öğrettikleri, ama ben olmayan kişidir, der. İnsanların, yaşamları boyunca – yaşlandıklarında açlıktan ölmek istemiyorlarsa- nasıl para kazanmaları gerektiğini düşünmek zorunda olduklarına inanır. Ne kadar çok düşünürlerse, o kadar çok plan yaparlar; yaşayan birer varlık olduklarını da, vadeleri dolmak üzereyken anlarlar ancak. O zaman da artık iş işten geçmiştir.

Peki sen kimsin?

Ben aranızda yüreğinin sesini dinleyen herhangi biri gibiyim. Yaşamın gizi karşısında gözleri kamaşan, mucizelere açık, yapıp ettiklerinden sevinç ve heyecan duyan biriyim. Ne var ki şimdiye kadar Öteki, düş kırıklığına uğrama korkusuyla elimi kolumu bağlıyordu.

İyi ama insanlar acı çekmeyi sürdürüyor, diye karşılık verdi oradakilerin hepsi.

Sürüp giden başarısızlıklardır. Bundan kimse paçasını kurtaramaz. İnsanın, düşlerini gerçekleştirmek adına verdiği savaşta bazı başarısızlıklara uğraması, ne uğruna savaştığını bilmeden yenilgiye uğramaktan daha iyidir.

Hepsi bu mu? diye sorar, bardaki müşteriler.

Evet. Bu keşfi yaptıktan sonra gözüm açıldı ve gerçekte her zaman olmak istediğim kişi olmaya karar verdim. Öteki, orada, odamın içinde bana bakakaldı, ama yeniden içime girmesine izin vermedim, zaman zaman geleceği düşünmemekle kendimi tehlikeye attığımı anımsatarak beni korkutmaya kalkmasına karşın buna izin vermedim. Öteki’ni yaşamımdan çıkarıp attığım günden beri, Tanrı’nın gücü mucizelerini göstermeye başladı…

PAULO COELHO

Ego nedir? Cem Şen – Tao Te Ching Dersi 1

http://youtu.be/M6Uhub_ze8o

Cem Şen, Tao Te Ching derslerine girişte her birimizin kendimize sorduğumuz sorulardan birine yanıt arıyor. Gerçek bilginin izini sürerek her birimize yepyeni ufuklar açıyor

Olumlu ve iyi şeyler düşünebilmek ise çaba gerektirir…

 

 

 

Dünyadaki en kolay şey, olumsuz ve kötü düşünceleri düşünmektir. Eğer zihninizi kendi haline bırakırsanız, kendisini olumsuzluk girdabına çeker ve mutsuzluğunuz da o ölçüde artar. Olumlu ve iyi şeyler düşünebilmek ise çaba gerektirir. İşte öz disiplin, öz sorumluluk, öğrenmek ve “eğitim” denilen şeylerden biri de olumlu düşünebilme yetinizi geliştirmektir.

-James Clavell

Bütün beklentilerin, bütün gururun, rezil olma korkun ya da kaybetme korkun ne zaman kaybolur???

 

Steve Jobs'a Açık Mektup

 

Her şey… Bütün beklentilerin, bütün gururun, rezil olma korkun ya da kaybetme korkun, bütün bunlar ölümün yüzünü görünce dağılıp gidiyor.

Yaşamın sırrı böyledir- incenin sürekli akması güçlü ve serti kırar…

 

Su damlaları sürekli aynı taşa damlarsa; o taşı deler.
Aynı şekilde meditasyonu…n sürekli damlaması etrafını saran büyük kayaları deler.
Bugün senin kızgınlığın çok güçlü görünüyor, acaba meditasyon bunu nasıl deler ?
Deler- her zaman delmiştir.
Kaya çok serttir, meditasyon çok yumuşak ve incedir.
Yaşamın sırrı böyledir- incenin sürekli akması güçlü ve serti kırar

Yapmamız gereken sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek…

 

“..biri, kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor.

O yüzden değil mi içimizi tutmamız? birine teslim olmaktan korkmamız? ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmamız? “anlatsam mı, anlatmasam mı” kararsızlığımız, “bu sevgi beni acıtır mı” kuşkularımız..

Her zaman seni üzecek birileri olacaktır. Yapmamız gereken sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek.. Ama kime iki defa güveneceğimizi iyi seçmek

Gabriel Garcia Marquez

ÖLDÜRMEYEN şey,GÜÇLENDİRİR…

 ÖLDÜRMEYEN şey,GÜÇLENDİRİR…

Nietzsche/Aforizma

Asla maske takma!

Asla maske takma!
Öfkeliysen öfkeli ol.
Bu risklidir, ama gülümseme, çünkü bu dürüst olmaz.
Tüm mekanizman ters yüz olmuş.
Çünkü kızmak istediğinde kızmadın, nefret etmek istediğinde etmedin.
… Şimdi sevmek istiyorsun, aniden mekanizmanın çalışmadığını farkediyorsun.
Öfkesini bastıran insanlar hep çok yerler.
Öfkeli insanlar daha fazla sigara içerler.
Çünkü öfke tırnak ve dişlerden boşaltılır.
Sahici ol!
Şimdiki zamana sadık kal.
Çünkü tüm yalanlar geçmişten ya da gelecekten içeri sızar.
Geçmişi bir yük gibi üzerinde taşıma;
Gereksiz yere de gelecekle uğraşma!

Bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır…

Küreselleşme ‘tek tip insan’ yetiştiriyor bugün. Oysa dünya onbinlerce çiçekli bir kültür bahçesidir; her çiçeğin ayrı bir rengi ve kokusu vardır. Bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. Tek dile, tek renge kalmış bir dünya hapı yutmuştur”.

Yaşar Kemal

Söylediğimizi yapmalı, yapabileceğimizi söylemeliyiz…

BENİ GÖNÜL GÖZÜYLE GÖREN İNSANLARA,HAYATIMDA OLDUKLARI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM…

EĞER;
SENİN EN KÖTÜ HALİNDE BİLE, İÇİNDEKİ İYİYİ,
SENİN EN ZAYIF HALİNDE BİLE, …İÇİNDEKİ GÜCÜ,
SENİN EN KORKMUŞ HALİNDE BİLE, İÇİNDEKİ KAHRAMANI
SEN KENDİNİ TAMAMEN KARANLIKTA HİSSEDERKEN BİLE,
GÖZLERİNDEKİ IŞIĞI, GÖREN
VE SANA İNANDIĞINI SÖYLEMEKTEN VAZGEÇMEYEN BİRİ VARSA,
BU KÖR VEYA APTAL OLDUĞU İÇİN DEĞİL,
SENİ GÖNÜL GÖZÜYLE GÖRDÜĞÜ İÇİNDİR…
ZATEN EVREN DE SENİ BÖYLE GÖRMEKTE,
VE AYAĞA KALKIP,
EN İYİ OYUNUNU ÇIKARTMANI SABIRLA BEKLEMEKTEDİR 🙂:)
BENİ GÖNÜL GÖZÜYLE GÖREN AZ VE ÖZ İNSANLARA,
HAYATIMDA OLDUKLARI İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM…

Ekleyen: Mediha Gramos

Düşüncesinde derin, verirken tarafsız, engin…

Lao Tzu Sözleri

Bilge kişi su gibidir,

su ki, beslerken dört bir yönü,

yarışmaz, tartışmaz şunu, bunu.

Kibirsizce akar,

seçmeden sağı solu,

bu yüzdendir ki,

YOLa uyumludur yolu.

İşte bilge kişi benzer şekilde, yaşar, doğayla içiçe…

Düşüncesinde derin, verirken tarafsız, engin. Konuşurken doğru, ve yönetirken dürüst. Gündelikte yeterli ve edimlerinde tutarlı. Yeteneğince üretici, fırsatlar kadar girişimci. Ne kimseye üstün olma çabasında, ne de kimse ona üstün. _____________ Tao Te Ching ‘ten

Karamsarlıgı ögrendigimiz gibi iyimserligi de ögrenebiliriz…

 

Mutlu Olmak Ögrenilebilen Bir Sey mi?

Küçük seylere dikkat ögrenilebilen bir seydir, insanlar, içinde yasadıkları ortama, aldıkları egitime göre birtakım küçük seylere dikkat etmeyi ögreniyorlar. Çiftçiler, hekimler,terziler, dedektifler, kendi ugraslarıyla ilgili küçük ipuçlarını degerlendirmeyi ögrenebiliyorlar. Küçük seylere dikkat etmeyi ögrenebilen insan, bunlar karsısında mutlu veya mutsuz olmayı da ögrenebilir. Bazılarımız, küçük seylere dikkat etmeyi ve bunlar karsısında mutsuz olmayı ögrenmis bulunuyoruz. Bazılarımız ise aynı küçük seylere dikkat edip mutlu olmayı ögrenmis bulunuyoruz.

Yani bazıları bardagın yarısı bos diye esef etmeyi, bazıları ise yarısı dolu diye sevinmeyi, sükretmeyi ögrenmis. Dogustan iyimser veya kötümser olmuyoruz. Belirli durumlar karsısında iyimser veya kötümser olmayı çesitli yollarla ögreniyoruz. Örnegin, büyüklerimizi model alarak ögreniyoruz.

Bir dügüne giden insanların, bir seyleri övmekten çok, negatif elestiri yönelttiklerini görürüm. Ufacık ufacık ayrıntıları yakalayıp kurabiyeleri, limonataları, gelinin, damadın kasını, gözünü, kayınvalidelerin elbiselerini elestirdiklerini duyarım, insanlar elestiriyorlar, elestiriyorlar, ondan sonra da “Amann bize ne, Allah mesud etsin” diyorlar. (iyi de, su ‘bize ne’yi en basta demeyi ögrenebilir miyiz acaba?

Eger bir insan genelde kötümser, karamsar ise, galiba zamanla bu karamsarlıgı destekleyecek yönde küçük ayrıntıları fark eder hale geliyor. Negatifi vurgulaya vurgulaya, yasama negatif bir bakıs tarzı gelistiriyor. Bu durumun sonucunda da, arabesk sarkılarda duydugumuz “batsın bu dünya” tavrı çıkıyor ortaya.

Karamsarlıgı ögrendigimiz gibi iyimserligi de ögrenebiliriz.

 

Üstün Dökmen

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde, onu özleyecek, düşünecek, merak edeceksiniz…

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde hakkını vereceksiniz.  Bir kere onu gerçekten seviyor olmanız lazım.  Yani öyle dokununca geçiverecek arzularla falan karıştırmayacaksınız.

Seni seviyorum” öyle “Kendine iyi bak” gibi bir söz değildir.  Laf olsun diye söylenen…

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde, bir saat eksik uyumayı göze alabileceksiniz onu daha çok görmek uğruna.

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde, elini tutmak da önemli olacak başka şeyler kadar.

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde, onu özleyecek, düşünecek, merak edeceksiniz.

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde, ona sürprizler yapmayı, ufak hediyeler almayı ihmal etmeyeceksiniz.

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde, ona şiirler okuyacak hatta kabiliyetiniz varsa, yazacaksınız da.

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde, belki ömrünüzün sonuna kadar değil ama hiç olmazsa yarın, öbür gün de seveceğinizden emin olacaksınız.

Birine “Seni seviyorum” dediğinizde, aynı zamanda “Free takılalım” da diyemeyeceğinizi bileceksiniz.

Nasıl?
Çok mu zor?
Fazla mı zahmetli?

İnsanın birini sevip sevmediği tam da böyle belli oluyor arkadaşlar. Sevmeyince “iş” gibi geliyor bütün bu saydıklarım.

O zaman “Seni seviyorum” demeyeceksiniz. Bu kadar basit. Bir gün farkında olmadan bütün bunları yapıyor olduğunuzu görünceye kadar.

 

pAKİZE sUDA

İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor…

 

Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu dogmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye baslar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır.Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.

Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir…

Ve odada beslediği beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür.

Einstein’ in bir sözü vardır; “ İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor.”