Soru: Sevgili OSHO;Hayatın sıkıcı olduğunu hissediyorum ne yapmalıyım ?

Soru:  Sevgili OSHO;Hayatın sıkıcı olduğunu hissediyorum ne yapmalıyım ?

 Osho :… Bu haliyle, zaten yaptın! Hayatı sıkıcı hale getirdin – bir başarı ! Hayat öylesine coşkulu bir danstır ki, sen onu sıkıntıya mı dönüştürdün ? Mucize yaratmışsın ! Başka ne yapmak istiyorsun ? Bundan daha büyük bir şey yapamazsın. Yaşam ve sıkıntı mı ?

Olağanüstü bir hayatı görmezden gelme kapasitesine sahip olmalısın. Cehalet görmezden gelme kapasitesi demektir. Kuşları, ağaçları, çiçekleri, insanları görmezden geliyor olmalısın. Yoksa hayat olağanüstü güzeldir, anlamsız bir şekilde güzeldir; öyleki eğer onu olduğu gibi görebilirsen, kahkahan hiçbir zaman kesilmeyecek. Kıkırdayıp duracaksın, en azından içinden. Hayat sıkıcı değildir ama zihin sıkıcıdır.Öyle bir zihin, öyle kuvvetli bir zihin yaratırız ki – etrafımızda Çin Seddi gibi bir duvar – hayatın içimize girmesini engeller. Bizi hayattan koparır.

Yalıtılmış hapsolmuş, penceresiz hale geliriz. Bir hapishane duvarının arkasında yaşarken, sabah güneşini görmezsin. Uçan kuşları görmezsin, gece yıldızlarla dolu gökyüzünü görmezsin. Elbette hayatın sıkıcı olduğunu düşünmeye başlarsın… Bilgini kenara koy! Sonra boş gözlerle bak …ve yaşam sürekli bir şaşkınlıktır.İlahi bir hayattan bahsetmiyorum; sıradan yaşam olağanüstüdür. Küçük olaylarda ilahinin varlığını bulacaksın: bir çocuk kıkırdarken, bir köpek havlarken, bir tavus kuşu dans ederken.

 Fakat gözlerin bilgiyle örtülüyse, göremezsin. Dünyada ki en zavallı insan, bir bilgi perdesini arkasında yaşayandır. En zavallılar, zihinle yaşayanlardır. En zenginler zihinsizliğin pencerelerini açmış ve hayata zihinsiz yaklaşmış olanlardır…OSHO

marifet hiç düşmemek değil, her düştüğünde kalkabilmektir…

Sabır, Ağrıları Dindiren Acı Bir Ot Gibidir.

Kimse sana senden iyi öğüt veremez…

İyilik yapıp başa kakmaya dair kısa bir hikaye…

Bir ilim talebesi vardır Nişâbur’da.Gayet fakir, yetim ve kimsesiz.

Bu fakir çocuk, zengin bir tüccarla yolculuğa çıkar bir gün. Garibin gömleği yırtık, elbisesi eskidir. Üstelik yalınayak yürümektedir. Tüccar bunu farkeder. Onu sevindirmek için bir çift pabuç alıp, hediye eder. Buraya kadar gayet iyi. Fakat adam rahat vermez,

İkide bir ikaz eder talebeyi:

– Aman! Dikkatli yürü!

– Düzgün yerlere bas!

 – Sivri taşları atla!

– Dikenleri dolaş! Ne yapsın garip. Hepsine “Peki” der. Sıkar dişini, sabreder. İyi de, nereye kadar? Peşpeşe gelmektedir talimatlar. Bu sözler, fena sıkmaktadır canını.

Nihayet bir ikaz daha gelir:

– Sürüme ayağını! İşte burada sabrı taşar. Çıkarır pabuçları, önüne atar. Yalınayak yürümeye başlar.

Zengin adam;

– Hayrola, ne oldu? der.

Çocuk döner adama;

– Kusura bakma! Bir pabuç için kimseye mahkum olamam! der ve ekler:

– Ben yıllardır yalınayak yürürüm. Bana bu kadar şart koşan olmadı.

 ~Hz. Mevlana~

”Hayatta her şey olabilirsin; Fakat mühim olan hayatın içinde "İNSAN" olabilmektir.”

”Hayatta her şey olabilirsin;

Fakat mühim olan hayatın içinde “İNSAN” olabilmektir.”

• Şems-i Tebrizi

Hiç kimse size inanmasa da, siz kendinize inanın.

Hiç bir zaman geç kalmadınız,

Kaç kere yoldan dönmüş de olsanız,

Kaç kere döndürülmüş de olsanız,

Dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız,

Hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız,

Kendinizin “Yüreğiniz” tarafından kabul edileceğine inanmıyor olsanız da

Siz yine de “kendinize, yüreğinize” yürüyünüz…

Hiç kimse size inanmasa da, siz kendinize inanın.

( RUMİ

Öfke rüzgar gibidir bir süre sonra diner; ama bir çok dal kırılmıştır bile

Öfke rüzgar gibidir bir süre sonra diner; ama bir çok dal kırılmıştır bile.

Mevlana

Her şeyi kontrol etmeye ve yönetmeye çalışmaktan vazgeçin.

Her şeyi kontrol etmeye ve yönetmeye çalışmaktan vazgeçin. Sürekli “alarmda”; olmanız gerektiğini söyleyen iç sesinize kulak vermeyin. Yeni yollar denemesi için ruhunuza izin verin. Bir şey için elinizden geleni yaptıktan sonrasını dert edinmeyin.

Fırsatların karşınıza kendiliğinden çıkmasına izin verin. Kendinize günlük hedefler çizin. Kendinizi huzursuz hissettiğinizde içinizdeki barışın merkezine gidin. Sinirlenmenin boşa giden enerjiden başka bir şey olmadığını unutmayın.

 Tek bir doğru yoktur. Olayları algılama şeklinizi değiştirin. Kendinizi başkalarının yerine koyun. Böylece daha zor incinir ve incitirsiniz…

*Deepak Chopra*       ♥ ♥ ♥

Eğer kış , ”baharı yüreğimde saklıyorum” deseydi, ona kim inanırdı…?

 

Eğer kış , ”baharı yüreğimde saklıyorum” deseydi, ona kim inanırdı…?

~Halil Cibran

Hayat küçük şeylerden oluşur, Eğer sen seversen büyük olur…

Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır.

Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır.

Olur ki, siz bir şeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır.

Allah bilir, siz bilmezsiniz.

(Bakara-216)

Eğer bile bile gücünüz yettiğinden daha azını olmayı planlıyorsanız; sizi uyarırım…

Ne kadar kutsal kitap okursanız okuyun ve ne kadar spirutuel egsersiz yaparsanız yapın. Kalbinizi merhamet duygusu ile eritmedikçe tüm yaşantınız boşa harcanmış olacaktır.

 

Ne kadar kutsal kitap okursanız okuyun ve ne kadar spirutuel egsersiz yaparsanız yapın.

Kalbinizi merhamet duygusu ile eritmedikçe tüm yaşantınız boşa harcanmış olacaktır.

Yapmış olduğunuz tüm spirituel çalışmalar kalbinizi yumuşatıp, sevgi ve merhamet ile dolup taşması içindir.

Tanrının yansımaları olan İnsanları görmezden gelip, Tanrıya ibadet etmek neye yarar.

Tanrı Sevgisi İnsanları severek ifade bulur…

SAİ BABA

Para açlığı giderir,mutsuzluğu değil. Yemek,mideyi doyurur, ruhu değil.

 resim

 

Para açlığı giderir,mutsuzluğu değil.

Yemek,mideyi doyurur, ruhu değil.”

Bernard Shaw