Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez,

Denizlerin dibinde incilerle taşlar karışık bulunur…

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını ?

Bir gün Şems’e bir adam gelmiş; “Hayatım alt üst oldu,” demiş.

Şems de şöyle cev…ap vermiş; “Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol.

Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını ?

 ~Şems~

Haddini bilmedikten sonra çok şey bilmek birşeye yaramaz.

GüçHaddini bilmedikten sonra çok şey bilmek birşeye yaramaz.

[W. Butler]

Bil ki her ne arıyorsan o sensin."

Can durağını arıyorsan ey can ;

Can da sensin, durak da sensin.

Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,

Elbet ekmek de sensin.

Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;

Bil ki her ne arıyorsan o sensin.”

Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendisi bilir…

Tebessümü simsında olanı değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi…

Lisânı ağızda olanı değil, lisânı gönülde olanlara yâr et bizi…

Tebessümü simsında olanı değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi…

Aşkı tende sananı değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi!..

Mevlana

İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser

İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser.

– Konfüçyus

Gideceğim yoldan eminsem, engeller ‘dinlenme noktam’ olmaktan öteye gidemez…

Sana enerji vermeyecek hiç kimseyle de birlikte olma..!!!!

Pozitif düşüneceksin…

Hayata sımsıkı sarılacaksın…

İşinden kafanı kaldırıp sevdiklerinle vakit geçireceksin…

Sev ki,hücrelerin yenilensin…

Sana enerji vermeyecek hiç kimseyle de birlikte olma..!!!!

* William Shakespeare

Ön yargı; arı soktu diye bal yememektir.

Ön yargı; arı soktu diye bal yememektir.

– Doğan CÜCELOĞLU

Ey Dost!!! Hayvanlara iyi davran, bitkilere iyi davran, çocuklara iyi davran en önemlisi kendine iyi davran.Yolun, bahtın, yüreğin ve daima açık olsun ey dost…

Mevlana diyor ki: “O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.”

Yine Mevlana diyor ki: “Yüzde ısrar etme, doksan da olur. İnsan dediğinde, noksan da olur… Sakın büyüklenme, elde neler var. Bir ben varım deme, yoksan da olur” Kendini evrenin merkezinde görme. Senin gibi niceleri geldi, yaşadı ve gitti. Seni herkesten farkı kılacak olan nerede doğduğun, ailen ya da imkânların değildir; nasıl yaşayıp geriye ne bırakacağındır. Seni farklı kılacak olan farkındalıklarındır. Hayata doğru açıdan bakmazsan hayat seni doyuramaz. Mutlu olmayı sen seç, mutlu yaşamayı sen seç, mutluluğu yanlış şeylerde ararsan hayat mutluluğu bekleyerek gelir geçer.

Yine doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrenip söylememiş miydi bizlere?

Bundan asırlar önce aynı şeyi “Gönlüm aranıp dünleri feryat etme. Kan almak için yarınlar icat etme. Dünler düş olup gitti, yarınlarsa hayal. Cahilce şu gerçek günü berbat etme.” diyerek öğütlememiş miydi Ömer Hayyam?

Yaşarkende sorumluluklarını ihmal etme. Bu dünyada bir görevin var. Görevini unutmadan yaşa. Senden sonrakileri de düşün. Bu dünya kimseye kalmaz deme. Kalır evet çocuklara kalır bu dünya. Çocuklarımıza kalır bu dünya. Onları da düşünerek yaşa. Yaşa günü yaşa, AN’ı yaşa ama AN’ı yaşarken bir yandan da kendini geliştir,  bilgini artır, artırdıkça yüksel ve yükseldikçe alçakgönüllü OL. Sonra da ÖL.

Din, dil, ırk ayrımı yapma. İnsan olmanın ilk şartının merhamet duygusu olduğunu öğren.

Hayvanlara iyi davran, bitkilere iyi davran, çocuklara iyi davran en önemlisi kendine iyi davran.

Yolun, bahtın, yüreğin ve daima açık olsun ey dost… Gök Türk

Her çiçek kendi meyvesı uğrunda solmak zorundadır…

“Her dalganın çekilişindeki güzellik kendisinden öncekinin çekilişine borçludur; her çiçek kendi meyvesı uğrunda solmak zorundadır; meyve da düşmedikçe, ölmedikçe, yeni çiçekleri sağlayamaz. Bahar bile kışın yasından hız alır.”

Andre Gide

Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğin öğrendim.

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi… Ağladım. Yaşamayı öğrendim. …

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

  Zamanı öğrendim.   Yarıştım onunla…   Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim… İnsanı öğrendim.

 Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…   Sonra da her insanın içinde   iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

 Sevmeyi öğrendim.   Sonra güvenmeyi…   Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,   sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu   öğrendim.

 İnsan tenini öğrendim.   Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…   Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..

  Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.   Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni   aydınlatabilmek gerektiğin öğrendim.
Ekmeği öğrendim.   Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.   Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,   bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

 Okumayı öğrendim.   Kendime yazıyı öğrettim sonra…   Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Gitmeyi öğrendim.   Sonra dayanamayıp dönmeyi…   Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi… Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

 Düşünmeyi öğrendim.   Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.   Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek   olduğunu öğrendim.

 Namusun önemini öğrendim evde…   Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;   gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el   sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün…   Ve gerçeğin acı olduğunu…   Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

  Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

 Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.   Olur ya…   Kalp durur…   Akıl unutur…

 Ben dostlarımı ruhumla severim.   O ne durur, ne de unutur…

  MEVLANA

‎”Hiçbir şey yozlaşan insandan daha çirkin değildir.”

 

”Hiçbir şey yozlaşan insandan daha çirkin değildir.”

Nietzsche – Aforizmalar