Hoşgörü insanlığın bir parçasıdır.

Hoşgörü insanlığın bir parçasıdır.

Hepimizin hataları ve eksikleri var; gelin karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım, çünkü, hoşgörü doğanın ilk yasasıdır”

”Eğer Öfkeni aklınla yenemiyorsan, kendini insandan sayma.

Voltaire

Her derde bir deva bulunur…

Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni…

Kırma dostun kalbini onaracak ustası yok…

‎”Ben öfkenin ve pasta kıtırının iki gün sonra yumuşadığını öğrendim.”

”Ben öfkenin ve pasta kıtırının iki gün sonra yumuşadığını öğrendim.”

Jackson BROWN

Hayal edebildiğiniz herşey gerçektir…

KAÇ YAŞINDASINIZ.

 Gerçekte kaç yaşındasınız?

Sokrates’i okuduysanız yaşınız 2500 olmalıdır.

Galile’yi biliyorsanız 800 yaşındasınız.

Beethoven’i seviyorsanız 240 yaşındasınız.

Gerçekte kaç yaşındasınız?

 Nüfus kağıdınıza bakarsanız yanılırsınız, gerçekle ilgisi yoktur.

Gerçek, aklınızın yaşıdır.

Gerçek, bilincinizin yaşıdır. …

Gerçek, yaşadıklarınızın yaşıdır.

Gerçek, anladıklarınızın yaşıdır.

Gerçek, yaptıklarınızın yaşıdır.

Gerçek yaşınızı merak ediyor musunuz?

Yaşadıklarınızdan ne anladığınızı sorun.

Yaşamınızı sorgulayın.

Sokrates’i yaşam rehberiniz yapın.

Gerçek yaşınızı mı soruyorsunuz?

Umutlarınıza bakın.

Kararlarınıza bakın.

Yaşam sevincinize bakın.

Yapmak istediklerinize bakın.

İradenize bakın.

Dünyaya bakın.

Dünyanın geleceğine bakın.

O geleceğe ne katabileceğinize bakın.

Gerçek yaşınızı göreceksiniz.. E

RDAL ATABEK

Dibe vurmadan zıplamak mümkün mü?

Dibe vurmadan zıplamak mümkün mü?

Yaşananları ve yaşatanları affetmeden, ders almak mümkün mü?

Parmaklar hep dışarıyı gösterirken, kendini değiştirmek mümkün mü?

Yanmadan pişmek, pişmeden olmak mümkün mü?

Almadan vermek, sevmeden sevilmek mümkün mü?

Kendini bulmadan, ışığı bulmak mümkün mü?

YÜKSEL KÖKSAL

Atışma ya da tartışmanın amacı zafer değil, ilerleme olmalıdır.

Atışma ya da tartışmanın amacı zafer değil, ilerleme olmalıdır. Joseph Joubert  

Atışma ya da tartışmanın amacı zafer değil, ilerleme olmalıdır.

Atışma ya da tartışmanın amacı zafer değil, ilerleme olmalıdır.

Joseph Joubert

Birini ne kadar çok aşağılar, kaile almaz yahut dışlarsan, Onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.

Birini ne kadar çok aşağılar, kaile almaz yahut dışlarsan, Onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.

Kainatın matemetiğidir.

Bir koyar, bir alır insan.

Bilmeden kendi hesabını dürer diyor DOST…

Hiçbir konuda emin olma diyor DOST…

Kendini ayrıcalıklı sayma diyor DOST.

Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme diyor DOST.

Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.

Gece yarısıydı. Arabadaydım. Radyo Maydonoz’da Selim gazete köşelerinden internete yayılmış bir öykü­yü anlatıyordu. Kulak kesildim:

Gece yarısıydı. Arabadaydım. Radyo Maydonoz’da Selim gazete köşelerinden internete yayılmış bir öykü­yü anlatıyordu. Kulak kesildim:

“Bir sonbahar günü Londra’daki doktor muayenehanesinin bekleme odasında otu­ran adam, yaprakların dökülmesini hüzün­lü bir gülümsemeyle seyrediyordu. Biraz sonra muayene odasında doktor, teşhisi açıkladı kendisine:

‘- Bay Winkelman, beyninizde bir ur var. Hemen ameliyat olmalısınız.’

Yüz hatları gerildi Winkelman’ın:

‘- İngiltere’de bu ameliyatı yapabi­lecek doktor var mı’ diye sordu.

‘- Amerika’da yaşadığınıza göre orada olmanızı öneririm’ dedi doktor; ‘Zaten sizi ameliyat edebilecek tek operatör olan Charles Wronkow da orada yaşıyor.

Winkelman teşekkür edip ayrıldı. Ote­le giderken derin derin düşünüyor ve yere dökülen yaprakları ayaklarıyla yavaşça iti­yordu.

Birkaç gün sonra gazeteler tanınmış Amerikalı operatör Charles Wronkow’un İngiltere’de tatilini geçirirken intihar ettiği haberini verdiler.

Polis, böyle tanınmış bir doktorun ne­den Wilkelman adı altında, Londra’nın yoksul bir mahallesindeki otelde kaldığını merak ediyordu.”

 

* * *

 

Bu öyküyü dinlediğim gecenin sabahın­da gazeteler Reve Favaloro’nun intihar haberini duyurmuşlardı.

Favaloro, 1967’de bulduğu by-pass yöntemiyle kalp ameliyatlarında bir çığır açan ve milyonlarca hastayı kurtaran Ar­jantinli cerrahtı. Buenos Aires’teki muhte­şem villasında kalbine sıktığı tek kurşunla son vermişti hayatına…

Milyonların kalbine giden kanalları açan bir insanın, kendi yüreğindeki tıkanmaya deva bulamaması ve sonunda onu kurşun­layarak susturması ne trajik bir final!..

Bütün bir salonu gülmekten kırıp geçir­dikten sonra çekildiği makyaj odasında ses­sizce ağlayan bir palyaço gibi… Çevremize yaydığımız ışıktan biz nasiplenemeyiz çoğu zaman… insanın sözü geçmez, gücü yetmez ba­zen kendine…

En güzel aşk filmlerinde oynayan kadın, alabildiğine mutsuzdur bakarsanız…

Diline doladığı herkesin iç dünyasını ka­lemiyle didikleyen yazar, kendi içindeki keş­mekeşi tariften acizdir.

Cemaate iman telkin ederken içten içe Tanrı’yı sorgulamaya başlamış bir din ada­mı kadar çaresiz, kıvranır insan…

Yalnızlık korkusunu bastırmak için ömrü boyunca sayısız kadına tutulmuş bir Kazanova’nın sonunda anavatanı yalnızlığa dönmesi,

…ya da cehennemi bir cephede gün bo­yu askerlerine cesaret aşılayan kumandanın gece karargahta korkudan titremesi gibi,

…en yakından tanıdığı zaafı, en güven­diği yanına yakıştıramaz insan:

…ve kendini en bildiği yerinden vurur: Kalpse kalp; beyinse beyin…

…bir kurşunla durur.

 

* * *

 

Çünkü en beteridir kendisiyle savaşan­ların, kendine yenilmesi…

İnanmadan din adamı olarak kalamaz­sınız; sevmeden aşık rolü oynayamaz, cesa­retsiz savaşamazsınız; beyninizde bir urla beyinlere deva, kalbinizde kanayan bir ya­rayla kalplere şifa taşıyamazsınız.

Bu kuşatmayı yarmak için o “zaaf”ları­nızı yok etmek zorundasınızdır; çoğu kez kendinizden vazgeçmek pahasına…

insan, kendine rağmen gider o zaman…gençliğinde nice cana kıydığı kılıcının üzerine karnıyla yatıveren yaşlı bir Samuray savaşçısı ya da intihar için artık hükmedemediği tanıdık bir mikrofonu seçen Zeki Müren gibi, ölümü beklemeden onun kol­larına koşar.

Bazen uluorta, bazen yapayalnız,

…uçsuz bucaksız bir boşluğa akar…

Malum; “uzun süre uçuruma bakar­san, uçurum da senin içine bakar.”

Can Dündar

 

Senin yüzüne karşı hatalarını söyleyen kişiyi

Senin yüzüne karşı hatalarını söyleyen kişiyi, sana gizli bir hazineyi gösteren, yaşam tehlikelerini gösteren bilge bir insan olarak kabul et.

O kişiyi izle; onu izleyen kişi kötülük değil, iyilik görecektir.”

Juan Mascaro

Nefstir seni yolda koyan, yolda kalır nefse uyan.

Nefstir seni yolda koyan, yolda kalır nefse uyan.

-Yunus Emre

Erdemli insanların dokuz düşüncesi vardır:

 

 1. Baktıklarında berrak görmeyi düşünürler,

2. Dinlediklerinde iyi duymayı düşünürler,

 3. Görünüşleri bakımından cana yakın olmayı düşünürler,

4. Davranışlarında saygılı olmayı düşünürler,

5. Konuşmalarında doğru sözlü olmayı düşünürler,

6. İşlerinde ciddi olmayı düşünürler,

7. Kuşkuya düştüklerinde soruları nasıl soracaklarını düşünürler,

8. Öfkelendiklerinde sorunları düşünürler,

9. Kazancı gördüklerinde adaleti düşünürler…

 ~Konfüçyüs~