Allah hepimize çirkin şansı versin…

Allah hepimize çirkin şansı versin…

Bana karşı anlayışlı olan tek kişi terzimdi,

bana karşı anlayışlı olan tek kişi terzimdi,
her gördüğünde yeniden alırdı ölçülerimi.
onun dışında herkes önceki ölçülerin bana uyacağını zannederdi…

GEORGE BERNARD

Her gününüz bayram olsun…!

Her gününüz bayram olsun…!

Can Dündar

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan…

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık…

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “Çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek…

Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.

Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.

Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.

Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram…

Güne gülümseyerek başlamak bayramdır.

“İyi ki yanımdasın” bayram, “Her şeyi sana borçluyum” bayram, “Hiç pişman değilim” bayram…

Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.

Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır.

Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram…

Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.

Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
Her gününüz bayram olsun…!

Suyun Sakinleşmesine İzin Verin…

Fotoğraf: ASTRAL KİŞİSELGELİŞİM

Görmek için gözlerimi kapatırım

Fotoğraf: Görmek için gözlerimi kapatırım                                      Paul GauguinGörmek için gözlerimi kapatırım
Paul Gauguin

İhsan Oktay Anar’dan yeni roman…

İhsan Oktay Anar’dan yeni roman

Türkçe edebiyatın usta kalemlerinden İhsan Oktay Anar, yeni romanı Yedinci Gün’le beş yıl aradan sonra tekrar okurlarıyla buluşuyor.

ntvmsnbc

Güncelleme: 12:59 TSİ 13 Ağustos. 2012 Pazartesi

İSTANBUL – Her kitabıyla okuru ayrı meselelerin, mesellerin ve hikayelerin içinde gezdiren, ustalıklı dili ve yarattığı atmosferle Türkçe edebiyatta özgün bir yer edinen İhsan Oktay Anar, bu kez Yedinci Gün romanıyla okur karşısında.

Anar, her kitabında olduğu gibi Yedinci Gün’de de insanın en ilkel ve en asil yanını incelikle ele alıyor ve düşle gerçeğin birbirine dönüştüğü bir hikayeyle kendi zamanını ustalıkla yaratmayı başarıyor.

Okurlar, Yedinci Gün’de bilinen zamanların bilinmeyen anlarına İhsan Oktay Anar’ın zengin kalemi ve eşsiz düş gücüyle yolculuk edecek.

Sizi bilmem ; ama ben dünyada en çok cehaletten korkarım…

Fotoğraf

Suda yürüyebilmenin sırrı , taşların nerede olduğunu bilmektir..!

Suda yürüyebilmenin sırrı , taşların nerede olduğunu bilmektir..!

_Herb COHEN

Olan olmuştur; olacak olan da olmuştur.

Olan olmuştur; olacak olan da olmuştur.”

-Ahmet Amiş Dede

Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz…

Gerçek mucize , suda ya da havada değil, yeryüzünde yürümektir.

Su üstünde ya da havada yürümenin bir mucize  olduğu sanılır. Ancak gerçek mucize , suda ya da  havada değil, yeryüzünde yürümektir.

Her gün farkına  varmadığımız bir mucizeyle karşılaşıyoruz: mavi bir  gökyüzü, beyaz bulutlar, yeşil yapraklar, bir çocuğun  meraklı gözleri, kendi gözlerimiz. Hepsi birer mucize.”

Thich Nat Hanh

Sevmediğin birine asla ”seni seviyorum” deme…

Söylediklerinizi duyurmak için hiç kimseyikolundan tutmayın…

Müşfik KENTER’den !…

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?Hiç vaktiniz yok, “Fast live”, “Fast food”, “Fast music”, “Fast love”… Dikte ettirilen “yükselen değerler”, “in” ler, “out” lar… Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi. Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum! Hangi tuş dahaetkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanin keyfini? Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını? İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza? Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız? Öpüsmek için hangi tuşlara basmak gerekir? Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman? Doğayı bilgisayarlarina döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını? Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında? Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda? Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

Çaresiz kaldığım zamanlarda…

Fotoğraf