
Umudunu yitirme;
Şu hayatta bir şeyin bitişi,
Her zaman başka bir şeyin başlamasına sebep olmuştur..
Love Happens
Bazı sırlar vardır yalnız dostlara anlatılacak.
Bazı sırlar vardır dostlara bile anlatılmayacak.
Bazı sırlar vardır kendimize bile açıklanmayacak…
-Friedrich Nietzsche

Yaşayacağını yaşamak zorunda mısın yoksa ne yaşayacağına sen mi karar verirsin?
Eğer ne yaşayacağına karar verme gücü elindeyse o zaman olanı kontrol etmelisin. Eğer ne yaşayacağına karar verme gücü elinde değilse o zaman olanı kontrol etme çabasını bırakmalısın.
Geçmişe baktığında kontrol edebildiğin bir deneyimin var mı? Yoksa geçmişte kontrol ettiğini sandığın her deneyim aslında zaten öyle olmaktan başka şekilde olamaz mıydı? Herhangi bir şeyin olması, seninle birlikte sayısız koşulun bir araya gelmesini gerektirirken, bu koşullardan bir tanesi bile uygun olmadığında o şeyin olması olanaksızken neyi kontrol edebilirsin? Sayısını bile kestiremediğin koşulları mı? Kendini mi?
Kendim ve kendi kararlarım dediğin şey, yalnızca ve yalnızca asla tahmin edemeyeceğin kadar sayısız koşulun bir araya gelmesiyle var. Tek bir hormonal değişim, tek bir kötü olay, tek bir iyi olay gittiğin yönü değiştirip seni kontrol etmeye çalıştığın sonuçtan başka sonuca ulaştırır.
Kendim dediğin şey aslında sayısız koşulun bir araya gelmesinden başka bir şey değil. Sen, birbirinden bağımsız ama birbirleriyle ilişkili sayısız etkinin yarattığı bir etki-tepki dalgasısın. Denizdeki bir dalga gibi rüzgara, ayın çekimine, suyun derinliğine ve benzeri sayısız koşula bağlı olarak sahile doğru ilerliyorsun. Kendini rüzgardan, aydan, suyun derinliğinden bağımsız sanıyorsun. Kendi büyüklüğüne kendin karar verebileceğine inanıyorsun. İleride, henüz şeklini bile bilmediğin ama ulaşacağını varsaydığın sahildeki kayaların üzerinde nasıl bir etki yaratacağına, bilmediğin ve asla da bilemeyeceğin koşullardan bağımsız olarak kendi başına karar verebileceğini sanıyorsun.
Sen, hava koşullarına, güneşe, minik bir kurtçuğa, bir kuşa, buluta, fırtınaya bağlı olarak büyüyen bir elmasın. Oysa ne zaman olgunlaşacağına, tadının ne olacağına, reçel mi, komposto mu, sirke mi olacağına yoksa bir tatlının içinde tarçın ile aşk mı yaşayacağına karar verebileceğini sanıyorsun.
Seni zorlayan şey, kendini olayları kontrol etme konusunda elmadan ya da deniz dalgasından daha özgür, daha muktedir sanman. Oysa gerçekte varolmak için sayısız olguya bağlı olman sebebiyle elmadan ya da denizdeki dalgadan bir farkın yok.
Sen herhangi bir olayı istediğin tarafa yönlendirmek, ne yaşayacağına karar vermek ya da geleceği kontrol etmek için burada olduğunu sanıyorsun. Oysa olayları kontrol etmek için değil, seçimler yapmak için değil yalnızca olayların niçin öyle olduklarını gözlemlemek ve anlamak için buradasın. Sen bir denetçi değil bir gözlemcisin.
Gelecek henüz yazılmamış boş bir sayfa değil. Bütün kararlar çoktan verildi. Sana düşen o kararların niçin öyle verildiğini anlamak. Eğer anlamayı başarabilirsen, o zaman gelecek senin için boş bir yaprak olabilir. Özgür iradeye ulaştıran kaderden başka bir yol yoktur.
Cem Şen

Hani hep ”konuşmaya çok ihtiyacım” var diyoruz ya, aslında konuşmaya değil herhangi birine ihtiyacımız var. Belki yanında sadece susabileceğimiz biri, belki omzuna yaslanıp öylece duracağımız biri, belki aynı şarkıyı aynı anda dinleceğimiz biri. En çok böyle biri olmalı. Ne sevgili ne arkadaş. Benim hiç kaybetmekten korkmadığım biri olmalı yanımda. ♥
Kaynak: Gökben Aksoy

Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum. Bir çığlık kanıyor en derininde yüreğimin.
Açmadım kimselere yüreğimi. Hançeri sadece kendime sapladım ve sustum..!
Şems-i Tebrizi