Yedi Muhteşem Söz…

Bir duyguyu bırakmak, kişiyi salmak?

559809_10151120461400178_2007945382_n[1]

Bir duyguyu bırakmak, kişiyi salmak? Hayata geçirmenin yolu nedir bunu? Kullanmadığın eşyaları atarak, ilişki kurmadığın insanları yaşamından çıkararak başlayabilirsin.

Tüm bunlar sana başka türlü ve hem daha çok ihtiyacın olduğu haliyle dönecektir. Duygu ise… Odağını değiştir. Ne kadr üzerine geliyor olursa olsun durum, Odağını değiştir. İçinden çıkmadan, dışından bakmadan mümkün değil değişim. Kendini sevmek… bununla ilgili ne söyleyebilirsin? … Sana geleni kabul, kendini sevmektir zatenn. Onu sana getiren sensin. Gelen sana uygun olduğu için geldi.

Kabullenebiliyorsan bunu, coşku ile doluyorsa için, kendini seviyorsun demektir. Ama daha önce bir şeyleri tutmamaktan, bize her dayatılanı kabul etmemekten bahsettin. Reddetmekten bahsettiğimi sanmıyorum. Sana geleni selamla, seni etkiliyorsa, -onun kendisini değil, seni etkilediğini- kabul et. Dışsal olan her şey illüzyondur ve çoğu zaman çarpıtılmış bir illüzyon. Hayal içinde hayal.

Sen sana değen yanı kabul et, kendinde olanı. İşin bittiğinde ayrılacaksın ondan. Ya farkındalıkla kendi isteğinle ya da acı çekerek. Biri farkındalıktır; diğeri bağımlılık. Bunu fark et!

OSHO

Delilik: aynı şeyi tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemektir…

Tanrı; size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir.

Tüm ilişkilerimizde kendimizi ifade ettikçe, karşı tarafın ihtiyaçlarımızı daha kolay anlamasını da sağlamış oluyoruz. Böylece iletişim başlamış oluyor."

603241_386107728145341_793919266_n[1]

 

 

Geçenlerde arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Biz sohbet ederken, 6 yaşındaki kızı da arkadaşıyla evin içinde koşturarak oyun oynuyordu. Zaman zaman da bağırıyorlar ve kapıları çarpıyorlardı.
Bir kapı 3. kez gürültüyle çarptığında arkadaşım sohbete ara verdi. Kalktı ve sakince kızının oynadığı odaya giti. Kapıyı araladı ve sakince “Sen böyle kapıları çarptığında, gürültü yaptığında ben sohbet edemiyo.rum, onun anlattıklarını duyamıyorum” dedi. Geri geldi, sohbete kaldığımız yerden devam ettik. Bir daha hiç gürültü çıkmadı.
Azarlama yok, uyarı yok, talep yok! Sadece kendini ifade var…
Bana gelen kişilerle aşağıdakine benzer dialogları yaşıyoruz:
– Sevgilim beni arayıp, kısa konuşup telefonu hemen kapattığında rahatsız oluyorum. (Burayı sizi rahatsız eden herhangi bir durumla değiştirebilirsiniz)
– Peki siz bu rahatsızlığınızı dile getirdiniz mi?
– Hayır getirmedim.
– Peki o halde o bunu nereden bilecek?
Tüm ilişkilerimizde kendimizi ifade ettikçe, karşı tarafın ihtiyaçlarımızı daha kolay anlamasını da sağlamış oluyoruz. Böylece iletişim başlamış oluyor.”
(www.zestcoaching.com sayfasından alıntıdır)

EGO Üzerine…

<img class="alignleft" alt="Fotoğraf: ::::: NEDEN CAN SIKINTISI HİSSEDERİZ :::::

Mutluluk nedir? O, sana; senin bilinçlilik durumuna ya da bilinçsizliğine, uykuda mı yoksa uyanık mı olduğuna bağlıdır. Murphy’nin meşhur bir özdeyişi vardır. Der ki, iki tip insan vardır: Biri sürekli insanlığı iki tipe ayırır ve diğeri de insanlığı hiç ayırmaz. Ben ilk tipe aidim: İnsanlık iki tipe ayrılabilir, uyuyanlar ve uyanmış olanlar. Ve elbette ikisinin arasındaki küçük bir grup.

Mutluluk, bilincinin neresinde olduğuna bağlıdır. Şayet uyuyorsan, o zaman zevk mutluluktur. Zevk duyu demektir, beden aracılığıyla elde edilemeyecek olanı bedenle elde etmeye çalışmaktır; bedeni onun yapamayacağı bir şeyi elde etmesi için zorlamaktır. İnsanlar her şekilde bedenleriyle mutluluğa ulaşmaya çalışıyor.

Beden sana sadece anlık zevkler verebilir ve her zevk aynı miktarda, aynı derecede acı ile dengelenir. Her zevk kendi zıddı tarafından takip edilir çünkü beden zıtlıkların dünyasında var olur. Tıpkı günün gece tarafından takip edilmesi ve hayatın ölüm tarafından takip edilmesi ve de ölümün hayat tarafından takip edilmesi gibi; bu bir kısırdöngü. Zevkin acı tarafından takip edilecek, acın zevk tarafından takip edilecek. Fakat sen asla huzur bulmayacaksın. Bir zevk hali içerisindeyken onu kaybedeceğin için korkacaksın ve bu korku seni zehirleyecek. Ve acının içinde kaybolmuşken elbette ıstırap çekiyor olacaksın ve onun dışına çıkmak için mümkün olan tüm gayretinle çabalayacaksın; sırf yeniden onun içine düşmek için.

Buda buna yaşam ve ölüm çarkı der. Bu çarkla birlikte, ona yapışarak döner dururuz… ve tekerlek dönmeye devam eder. Bazen zevk yukarı gelir ve bazen de acı yukarı gelir ama biz bu iki kayanın arasında eziliriz.

VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ
http://akinberk.tv/osho-neden-can-sikintisi-hissederiz/#_=_&#8221; src=”https://fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash3/c0.0.380.380/p403x403/531946_510414725656171_221799520_n.jpg&#8221; width=”282″ height=”212″ />

Ego senin gerçek özünün tam tersidir. Ego sen değilsin. Ego toplumun yaratmış olduğu ve senin bu sayede oyuncakla oynamaya devam edebildiğin ve asla gerçek şeyi sormadığın bir kandırmacadır. Bu yüzden ben egonu bırakmadığın sürece asla kendini bilemeyeceğin konusunda ısrar ediyorum.

Doğduğun zaman hakiki benliğine sahiptin. Sonra sahte bir benlik yaratmaya başladılar: Sen Hıristiyansın, sen Katoliksin, sen beyazsın, sen Almansın ve sen Tanrının seçilmiş ırkısın, senin dünyayı yönetmen lazım ve bunun gibi pek çok şey. Senin kim olduğunla ilgili sahte bir fikir yaratıyorlar. Sana bir isim veriyorlar ve bu ismin etrafında hırslar, şartlanmalar yaratıyorlar.

Ve yavaş yavaş —çünkü bu neredeyse hayatının üçte birini alır — yavaş yavaş onlar okul aracılığıyla, kilise, kolej, üniversite aracılığıyla egon üzerinde çalışırlar. Üniversiteden çıktığında masum varlığını tamamıyla unutmuş olursun. Artık senin altın madalyalı, birinci sınıf, üniversitenin en başarılısı olmuş çok büyük bir egon vardır. Artık sen dünyaya adım atmaya hazırsın. Bu ego her türlü arzuya, hırsa sahiptir, her şeyin her zaman zirvesinde olmak ister.

Sen bu ego tarafından kullanılıyorsun. Ve bu asla sana hakiki, gerçek benliğin hakkında en küçük bir ipucuna dahi izin vermez ve senin hayatın kendi hakikatinin içindedir. Bu yüzden bu ego sadece mutsuzluk, acı, kavga, hayal kırıklığı, delilik, intihar, cinayet; her türden suçu üretir. Hakikati arayan birisi tam bu noktadan başlamalıdır: Ne zaman toplum tarafından bir şey olduğun söylenirse ondan kurtul. Kesinlikle sen o değilsin. Çünkü senin dışında hiç kimse senin kim olduğunu bilemez: Ne anne baban, ne öğretmenlerin, ne de din adamların. Senin dışında hiç kimse kendi varlığının mahremiyeti içine giremez. Bu yüzden seni hiç kimse tanımıyor; senin hakkında ne söylerlerse söylesinler hepsi yanlış.

Onu bir kenara fırlat. Tüm egoyu paramparça et. Egoyu yok ederek, kendi özünü keşfedeceksin. Ve bu keşif mümkün olan en muhteşem keşiftir çünkü o mutlak saadete doğru, sonsuz hayata doğru bütünüyle yeni, kutsal bir yolculuktur. Seçebilirsin: Ya hayal kırıklığı, acı, mutsuzluk; o zaman egoya tutunmaya, onu beslemeye devam et. Yahut huzur, sükûnet, saadet. Fakat o zaman masumiyetini yeniden kazanmak zorundasın.

OSHO “EGO” isimli kısa filmi izlemek için tıklayınız. http://akinberk.tv/osho-ego-nedir-kisa-film/

Van Gogh: “Hiçbir şeyi net olarak bilmiyorum; ama yıldızlara bakmak düş kurmamı sağlıyor.”

Van Gogh: “Hiçbir şeyi net olarak bilmiyorum; ama yıldızlara bakmak düş kurmamı sağlıyor.”

Van Gogh: “I know nothing with any certainty, but the sight of the stars makes me dream

Doğru İnsana, Doğru Ölçüde, Doğru Zamanda, Doğru Nedenle ve Doğru Şekilde Kızmak…

<img class="alignleft" alt="Fotoğraf: İçinizden ne yapmak geliyorsa onu yapın.
Kendinize zorbalık etmeyin.
Şiddet sizi katı ve donuk hale sokar.
Yolunuza engel olarak dikildiklerini düşündüğünüz şeylerle savaşmayın.
Sadece, onlarla ilgilenin, onları gözlemleyin, sorgulayın.
Bırakın olsunlar -iyi ya da kötü.
Fakat kendinizi onlara sakın kaptırmayın.

Sri Nisargadatta Maharaj” src=”https://fbcdn-sphotos-e-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/c17.0.403.403/p403x403/321124_239861252813749_1406440068_n.jpg&#8221; width=”322″ height=”322″ />

YILBAŞI SABAHI TAVSİYELERİ-GÜLSE BİRSEL

<img class="alignleft" alt="Fotoğraf: YILBAŞI SABAHI TAVSİYELERİ-GÜLSE BİRSEL

Size geçmiş yılı,özellikle yılbaşı gecesini unutup,ileriye bakmanızı tavsiye edeceğim.

En kısa vadede iyi hissetmenin yolu şudur kanımca:Dolaptaki soğuk hindiyi alın,güzel bir sandviç yapın! Yanında bol limon sıkılmış kola iyi gidet,akşamdan kalmalığa da birebirdir!

Orta vadede mutlu hissetmenin yolu,”Bu yıl artık…”la başlayan karar cümlelerinizin hepsini unutmaktır!…Dedim ya,beklentiler adamı öldürür!Bu yıl gerçekten sigarayı bırakacağınıza,spor yapacağınıza,sağlıklı besleneceğinize,daha erken kalkıp,daha çok kitap okuyacağınıza,küfür etmeyeceğinize,lüzumsuz harcama yapmayıp para biriktireceğinize karar verdiyseniz,unutun !!!Bunlara uyacağınıza dair beklentiniz ve uymadığınızda hissedeceğiniz hayal kırıklığı ile vicdan azabı sizi mutsuz edecektir zaten!O zaman ne işe yaradı?

Uzun vadede mutlu olmanın sırrıysa bence şu…

Hiçbir yılbaşı gecesinden,doğum gününden ,partiden,tarihten,şundan bundan mucize beklemeyip,kendi mutluluğunu kendin yaratmak!!!

2013’te öyle olması dileğiyle….” src=”https://fbcdn-sphotos-a-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/c0.0.403.403/p403x403/379455_10151232548359582_1072199789_n.jpg&#8221; width=”334″ height=”306″ />

YILBAŞI SABAHI TAVSİYELERİ-GÜLSE BİRSEL

Size geçmiş yılı,özellikle yılbaşı gecesini unutup,ileriye bakmanızı tavsiye edeceğim. En kısa vadede iyi hissetmenin yolu şudur kanımca:Dolaptaki soğuk hindiyi alın,güzel bir sandviç yapın! Yanında… bol limon sıkılmış kola iyi gidet,akşamdan kalmalığa da birebirdir!

Orta vadede mutlu hissetmenin yolu,”Bu yıl artık…”la başlayan karar cümlelerinizin hepsini unutmaktır!…Dedim ya,beklentiler adamı öldürür!Bu yıl gerçekten sigarayı bırakacağınıza,spor yapacağınıza,sağlıklı besleneceğinize,daha erken kalkıp,daha çok kitap okuyacağınıza,küfür etmeyeceğinize,lüzumsuz harcama yapmayıp para biriktireceğinize karar verdiyseniz,unutun !!!

Bunlara uyacağınıza dair beklentiniz ve uymadığınızda hissedeceğiniz hayal kırıklığı ile vicdan azabı sizi mutsuz edecektir zaten!O zaman ne işe yaradı? Uzun vadede mutlu olmanın sırrıysa bence şu… Hiçbir yılbaşı gecesinden,doğum gününden ,partiden,tarihten,şundan bundan mucize beklemeyip,kendi mutluluğunu kendin yaratmak!!! 2013’te öyle olması dileğiyle….

Nasıl oluyor da insanı mesut eden bir şey aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor?”

<img class="alignleft" alt="Fotoğraf: “Nasıl oluyor da insanı mesut eden bir şey aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor?”

[Goethe – Genç Werther’in Acıları]” src=”https://fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net/hphotos-ak-snc7/c0.0.403.403/p403x403/307580_554481687904899_934618770_n.jpg&#8221; width=”322″ height=”322″ />

Nasıl oluyor da insanı mesut eden bir şey aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor?”

[Goethe – Genç Werther’in Acıları

İnsan geçmişin yok olması karşısında kolay avunur ;asıl kaldırılamayan, geleceğin yok olmasıdır.”

206491_129904473836217_840400857_n[1]

 

“İnsan geçmişin yok olması karşısında kolay avunur ;asıl kaldırılamayan, geleceğin yok olmasıdır.”

Amin Maalouf – Doğu’dan Uzakta

Ne ektiysek Onu biçiyoruz..Elma fidesi ekiyoruz neden armut yiyemedik diye de ağaca kızıyoruz…. .

306758_492827854072764_2009779237_n[1]

 

 

Ne ektiysek Onu biçiyoruz..
Elma fidesi ekiyoruz neden armut yiyemedik diye de ağaca kızıyoruz…. .

Barış OL’gun…. .{Filozofantazik

Bütün güçlü dirilişler, büyük yıkımlardan sonra gerçekleşiyor…!!

548971_500771679957646_937843244_n[1]

 

Bütün güçlü dirilişler, büyük yıkımlardan sonra gerçekleşiyor…!!

______________Hermes Dost_______________

soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında yaşadıkları ikilem, aralarındaki mesafe iki sıkıntıya da tahammül edebilecekleri bir seviyeye ulaşıncaya dek sürdü."

Soğuk bir kış günü, çok sayıda kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştılar.

biraz sonra, oklarını fark edip ayrıldılar.

üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar.

oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar.

soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında yaşadıkları ikilem, aralarındaki mesafe iki sıkıntıya da tahammül edebilecekleri bir seviyeye ulaşıncaya dek sürdü.”

schopenhauer

Sınanmadığınız bir acı üzerine konuşmak her zaman kolaydır…