Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir.Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda,bu gerçekliği yaşamaktan başka bir şey gelmez elinizden. Başka yolu yoktur.Bu bir felsefe değil,bu bir fiziktir.

421863_605727339440747_415671623_n[1]

 

Her şey enerjidir  ve  her şey yalnızca bundan ibarettir.Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda,bu gerçekliği yaşamaktan başka bir şey gelmez elinizden.

Başka yolu yoktur.Bu bir felsefe değil,bu bir fiziktir.

(Albert Einstein)

Bilgeliğe üç yoldan ulaşılır. Birincisi düşünmek ki, en iyisidir. İkincisi kendini sınırlandırmak ki, en kolayıdır. Üçüncüsü tecrübe ki, en acısıdır…

Bilgeliğe üç yoldan ulaşılır. Birincisi düşünmek ki, en iyisidir.
İkincisi kendini sınırlandırmak ki, en kolayıdır.
Üçüncüsü tecrübe ki, en acısıdır…

Konfüçyüs

Niceleri Geldi Neler İstediler, Sonunda Dünyayı Bırakıp Gittiler…

Yay Hayattır, Ok Niyet, Hedef de Amaçtır!

Dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho‘dan hayata dair düşündürücü bir çözümleme:

YAY
Yay hayattır: Bütün enerji ondan gelir. Ok bir gün mutlaka terk edecektir. Hedef ise uzaklardadır.
Ama hayat her zaman sizin yanınızda kalır, bu yüzden ona nasıl iyi bakacağınızı bilmeniz gerekir. Durgun kalacağı dönemlere ihtiyacı vardır -her daim kuşanılmış ve gerilmiş halde tutulursa gücünü kaybeder. Bu yüzden gücünüzü tazeleyebilmek için dinlenmeyi kabul etmelisiniz. Böylece yeniden yayı germek için asıldığınızda gücünüz eksiksiz olur.
Yayın bilinci yoktur: O okçunun elinin ve arzularının bir uzantısıdır. Öldürmeye ya da düşünmeye hizmet eder. Bu yüzden her zaman amacınızı net olarak belirleyin.
Yay esnektir ama yine de onun da sınırları vardır. Kapasitesinin ötesinde herhangi bir girişim onu kıracak ya da onu tutan elleri tüketecektir.
Bu durumda yayın yanı sıra kendi bedeninizden de size verebileceğinden fazlasını talep etmeyin. Ve unutmayın, bir gün yaşlılık zamanı gelecek -bu bir lanet değil bir nimettir.
Yayı zarifçe gerin, her iki tarafın da kendine düşen payı gerektiği biçimde yapmasını sağlayın, enerjinizi boşa harcamayın. Bu sayede yorgun düşmeden pek çok ok atabilirsiniz.

OK
Ok sizin niyetinizdir. Yayın gücünü hedefin tam ortasına bağlayan araçtır.
Niyetimiz her zaman son derece net, açık ve iyi dengelenmiş olmalıdır.
Ok bir kez yaydan ayrıldı mı artık asla geri gelmez, bu yüzden sürece müdahale etmek (oka yön verecek hareketler doğru ve düzgün olmadığında) sırf ok gerilmiş ve hedef bekliyor diye eski kafalı bir şekilde hareket etmekten daha iyidir.
Sizi durduran tek şey hedefi tutturamamak korkusu ise bu durumda niyetinizi açıkça göstermekten çekinmeyin. Doğru hareketleri yerine getirin ve elinizi açıp yayın telini bırakın, gerekli adımları atarak girdiğiniz mücadele ile yüzleşin. Hedefi vurmayı başaramasanız bile bir dahaki sefere daha iyi nişan almaya muktedir olacaksınız.
Eğer hiç risk almazsanız bir dahaki sefere neleri değiştirmeniz gerektiğini asla bilemezsiniz.

HEDEF
Hedef ulaşılmak istenen amaçtır.
Sizin tarafınızdan belirlenir. İzlenen yolun güzelliği de işte burada yatar: Asla bahaneler uydurmaya ya da rakibinizin daha güçlü olduğunu söylemeye hakkınız yoktur. Çünkü hedefi seçen sizsiniz ve tüm sorumluluk size ait.
Eğer hedefinizi bir düşman olarak görürseniz belki iyi bir atış yapabilirsiniz ama kendinizi geliştirmeyi asla başaramazsınız. Tüm hayatınız boyunca okunuzu, kağıttan ya da tahtadan yapılmış, anlamı olmayan şeylerin ortasına atmaya çalışırsınız. Ve diğer insanlarla bir araya geldiğinizde hayatta hiç ilginç ya da heyecanlı bir şey yapmadığınızdan yakınırsınız.
İşte tam da bu yüzden bir amaç belirlemeniz gerekir, ona ulaşmak için elinizden gelenin en iyisini yapmalı, ona saygıyla ve önemseyerek bakmalısınız: Onun sizin için anlamını ve onun için ne kadar çaba, eğitim ve sezgi harcadığınızı iyi bilmelisiniz.
Hedefinize nişan alırken sadece ona odaklanmayın, onun çevresinde olup biten her şeyi de görün; çünkü ok fırlatıldığında, rüzgâr, ağırlık, uzaklık gibi kolay kolay hesap edemeyeceğiniz etkenlerle karşılaşacaktır.
Bir amaç sadece insan ona ulaşmayı hayal edebildiği sürece vardır. Onun varlığını gerçek kılan insanın tutkusudur, aksi taktirde amaç ölü bir şey, uzak bir hayal, tatlı bir düş olur.
Ve tıpkı niyetin bir amaca ihtiyaç duyduğu gibi, amaç da bir insanın niyetine ihtiyaç duyar. Çünkü varlığına anlam veren şey budur; bu sayede o artık sadece bir düş değil, bir okçunun dünyasının merkezidir.

 

Asla Kendi Yolculuğunuzu Bir Başkasıyla Kıyaslamayın…Bir Başkası Sizden Daha Çok Yol Katetmiş Olabilir…Fakat Sizin Yolculuğunuz Size Aittir…Bu Bir Yarış Değildir…

Gerçekte ne yaptığınız, ne yapacağınızı söylemenizden daha önemlidir.

 

 

Gerçekte ne yaptığınız, ne yapacağınızı söylemenizden daha önemlidir.

Shakspeare

Bu gün etrafınızdaki insanlara kalbinizden sevdiğinizi söyleyiniz… Özelliklede sizi kızdıran, sizin sevginizi haketmediğini düşündüklerinizde buna dahil…

374921_112707102181765_1743138333_n[1]

Bu gün etrafınızdaki insanlara kalbinizden sevdiğinizi söyleyiniz…

Dıştan söyleyemiyorsanız bile içinizden söyleyiniz…

Özelliklede sizi kızdıran, sizin sevginizi haketmediğini düşündüklerinizde buna dahil…

Bu günün enerjisi harika… Sevgi ve aşkla…
Sizi seviyorum… Bülent Gardiyanoğlu

Kendinize sorun; bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı?

Küçük şeyleri dert etmeyin.

Kusursuz olmayabileceğinizi kabullenin. R

ahat ve ılımlı insanların başarılı olamayacağı düşüncesini bırakın.

Sevgi kapasitenizi geliştirin.

Birisine iyilik yapın ve hiç kimseye bundan söz etmeyin.

İçinde bulunduğunuz anı yaşamayı öğrenin.

Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün.

Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun.

Sabırlı olun. Kendinize sorun; bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı?

Her gün, bir dakikanızı, teşekkür edecek birisini bulmak için harcayın.

Gülümseyin ve merhaba deyin insanlara.

Daha iyi bir dinleyici olun.

Savaşlarınızı akıllıca seçin.

Gönlü bol olmayı, haklı olmaya yeğleyin.

Bugün üç kişiye, onları ne çok sevdiğinizi söyleyin.

-Dr. Richard Carlson

Kendinizi Olumsuz Olarak Yargılamaktan Nasıl Kurtulursunuz?

 544097_411296092299479_758490740_n[1]

Birçok insan, başarılı olan kişilerin kendileri hakkında daima iyi hissettikleri, güvensizlik ve ke…ndinden emin olmama gibi sorunları hiç yaşamadıkları yanılgısına sahiptir. Çok başarılı, yaptıklarıyla kendilerini herkese hayran bırakan birçok danışanım oldu ve onların da kendilerine karşı ne kadar acımasız olabildiklerini gördüm. Kendileriyle ilgili pek çok kötü düşünceye sahip olmalarına rağmen, kıskanılacak bir yaşam sürmeyi başarıyorlardı. Ancak kendileri hakkındaki olumsuz hisleriyle dış dünyadaki başarıları arasındaki kopukluk, onları daha huzurlu ve daha tatmin edici bir yaşam sağlayacak değişimler gerçekleştirmekten alıkoyuyor. Bu nedenle değişim onlara kendini dayatana kadar hareketsiz kalıyor ve karşılarına çıkan hemen her krizde yıkılıyorlar. Kendini olumsuz yargılamanın yıkıcı gücü

Ne kadar başarılı olursak olalım, ne kadar mutlu görünürsek görünelim, hepimiz kendimizle ilgili bazı olumsuz yargılara sahibizdir. Bu olumsuz yargılar bizim hayatımızı daha iyiye doğru değiştirmemiz için gerekli olan gücü keşfetmekten bizi alıkoyar. Ancak daha olumlu düşünce kalıplarına geçtiğimiz zaman, krizler yıkıcı olmaktan çıkar ve tutkulara ve iç kaynaklara yönelmek çok daha kolay olur ve güvenle ilerlersiniz. Olumlu düşünce gerçekten de güçlüdür ancak kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymayın ve yıllardır etkisinde olduğunuz düşünce alışkanlıklarını hemen değiştirebileceğinizi düşünmeyin. Burada amaç, bu kendini yargılamalara bir anlam yüklemekten vazgeçmektir. Çünkü ancak onları dikkate aldığınızda onlar sizi aşağı doğru çekmeyi becerebilirler. Farkındalık alıştırmasıyla kendinizi ne zaman alaşağı ettiğinizi fark etmeyi öğrenebilir ve kendini eleştirme alışkanlığınızı değiştirmeye başlayabilirsiniz. Aklınızda dönüp duran hikâyeler Çoğu zaman, akılcı tarafınız gerçeği çarpıtma eğilimindedir.

Sadece “Ben utangacım” demek yerine akıl şöyle düşünceler üretir: “Ben utangacım ve bu yüzden hiç bir zaman sevgili bulamayacağım. Utangaçlığım beni sevimsiz kılıyor” Aynı şekilde dışa dönük bir kimsenin de aklında onu güçsüz düşüren şu tür bir hikâye olabilir: “Ben dışadönüğüm. Annem bu yönümden hiçbir zaman hoşlanmadı ve bu durum kardeşlerimi de utandırmışa benziyor. Belki de birçok zaman kendimi küçük düşürdüm. Diğer insanlarla iletişim kurmaya fazla istekliyim. Bu da duygusal olarak onlara muhtaçmışım gibi algılanmama ve bu insanların bana yukarıdan bakmasına neden oluyor.” Kendinizi sağlıksız bir şekilde olumsuz yargılara boğduğunuzun farkında olmayabilirsiniz bile. Kendinizle ilgili olumsuz yargılamalara yeni bir bakış açısı ile bakmak Farkındalık ve kendini keşfetme alıştırmalarıyla, olumsuz yargıları nötr hale getirebilir hatta onları olumluya çevirebilirsiniz. Kendinize odaklı olmak ve iç çatışmalarınıza odaklanmak bencilce gelebilir ancak zaman zaman dikkatinizi kendinize ve kendi ihtiyaçlarınıza yöneltmek çok önemlidir.

Eğer kendinizi “duygusuz” hissediyorsanız bu özelliği “cesur” veya “girişken” olarak yeniden tanımlayabilirsiniz. Eğer kendinizi “güçsüz” buluyorsanız, bir de kendinize “diğerlerinin duygularına duyarlı” biri olarak bakmayı deneyin. Şimdi size “Wise Mind, Open Mind” kitabımdan olumsuz yargılarınıza yeni bir açıdan bakmanızı sağlayacak bazı aşamaları paylaşmak istiyorum. 1. Yargıyı tespit edin ve etiketleyin. Ona “samimiyetsiz” ya da “insanları memnun etmeye çalışan” gibi basit isimler verin. 2. Yargının kalitesini keşfedin. Kendinize “Bu yargı şu an benim kendimi nasıl hissetmemi sağlıyor?” diye sorun. Örneğin beni utanmış, kızgın ya da suçlu mu hissettiriyor? Bu duygunun size iyi gelip gelmediğine veya huzurunuzu kaçırıp kaçırmadığına dikkat edin. 3. Bu huzursuz edici düşünce ya da his için bir çare bulun. Kendinize “Daha farklı bir şekilde düşünebilir miyim veya hissedebilir miyim?” “Hangi his veya düşünce beni bu sağlıksız düşünce durumundan çıkarırdı?” gibi sorular sorun. 4. Yeni bir düşünce, his veya imge oluşturun ve onu sıkıca tutun.

Onu gözünüzde canlandırın ve vücudunuzda hissedin. Rahatlama, heyecan veya tamamlanma gibi hislere kendinizi bırakın. 5. Bir değişim yaşayıp yaşamadığınızı değerlendirin. Kendinize “Bana iyi gelmeyen o histen, düşünceden uzaklaşıp olumsuz yargılamayı bir kenara bırakabildim mi?” diye sorun. Eğer yapabildiyseniz, çare olarak bulduğunuz yeni hislerin, düşüncelerin tadını çıkarın. Eğer olmadıysa, geriye dönün 1. maddeden 4. maddeye kadar her şeyi tekrarlayın. Hiçbir zaman tam olarak kendinizle ilgili olumsuz yargılardan kurtulamayabilirsiniz. Ancak onların üzerinizdeki etkisini azaltabilir, onlardan bir şeyler öğrenebilir ya da onları dönüştürebilirsiniz. Böylece daha fazla sizin huzurunuzu kaçıramazlar ve sizin için bir engel olmaktan çıkarlar. Olumsuz yargılarınızdan kurtulduğunuzda gizli bir hazine karşınıza çıkacak. İçinizde saklı kalmış yönlerinizin farkına varacaksınız. Farkındalık sayesinde, bu yönlerinizin size ilham verdiğini ve sizi canlandırdığını keşfedebilirsiniz. Yazan: Ronald ALEXANDER

Ruhsal yaşamımızın daha derin bir kaynağını yeniden keşfetmemiz için gölgelerimizle yüzleşmek ve bütünleşmek zorundayız. Başka bir seçenek yoktur.

537528_10200242953460139_681782188_n[1]

“Gölgeler kişiliğimizin korku, cehalet, utanç ya da sevgiden yoksunluk yüzünden reddedilmis yanlarıdır. Gölge sizin olmamayı tercih ettiğiniz kişidir. Ruhsal yaşamımızın daha derin bir kaynağını yeniden keşfetmemiz için gölgelerimizle yüzleşmek ve bütünleşmek zorundayız. Başka bir seçenek yoktur.” Carl Jung

“Sahiplenmedigin şey senin sahibin olur” Debbie Ford

Bazen bir şeyleri oluruna bırakmak, onlara sarılmaya, uğraşmaya göre kat kat daha güçlü bir eylemdir."

482219_491385214253561_1991299706_n[1]

Bazen bir şeyleri oluruna bırakmak, onlara sarılmaya,
uğraşmaya göre kat kat daha güçlü bir eylemdir.”

Eckart Tolle

Eğer mutlu olmak istiyorsanız bu kolay. Başkaları kadar mutlu olmak istiyorsanız bu imkansız. Çünkü biz, başkalarını, olduklarından daha mutlu sanırız.

482219_491385214253561_1991299706_n[1]

Eğer mutlu olmak istiyorsanız bu kolay.
Başkaları kadar mutlu olmak istiyorsanız bu imkansız.
Çünkü biz, başkalarını, olduklarından daha mutlu sanırız.
Montaigne

Hiç kimse üstün değildir, hiç kimse aşağı değildir, fakat kimse eşitte değildir. İnsanlar yalnızca eşsizdir, karşılaştırılamaz. Sen sensin, ben benim. Ben potansiyelimi hayata vermek zorundayım; sen potansiyelini hayata vermek zorundasın. Ben kendi varoluşumu keşfetmek zorundayım, sen kendi varoluşunu keşfetmek zorundasın..!"

541562_10151442198637086_348478918_n[2]Hiç kimse üstün değildir, hiç kimse aşağı değildir, fakat kimse eşitte değildir. İnsanlar yalnızca eşsizdir, karşılaştırılamaz. Sen sensin, ben benim. Ben potansiyelimi hayata vermek zorundayım; sen potansiyelini hayata vermek zorundasın. Ben kendi varoluşumu keşfetmek zorundayım, sen kendi varoluşunu keşfetmek zorundasın..!”

– Osho

Senelerdir kendini eleştirip duruyorsun ve hiçbir şey olmuyor. Kendini sürekli onaylamayı dene ve bak bakalım neler oluyor…

Hemen Herkes Sıkıntıya Göğüs Gerebilir, Ama İnsanın Asıl Karakteri Eline Kuvvet Geçtiğinde Ortaya Çıkar…