Dostum; güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak, fakat ARKANA BAKMA !…

Kendi karanlığından KORKMA.

Kendi karanlığından KORKMA.

Hepsi SENSiN.

Dışarıda tehlike YOK.

Hiç kimse ZARAR veremez sana.

İçindeki karanlığa dönüp de bakabilirsen, AYDINLANACAKSIN.

Hadi bu kez dön ve bak ona…

Yüzleş…

O zaman

NE yalnızlıktan,

NE ölümden,

  NE de düşlerinden korkacaksın.

OSHO ***

Hayat Yolumuzdaki Ödüller! Ders verici bir Hint efsanesi…

Ders verici bir Hint efsanesi:
Şiva ve Şakti, Hinduizm’in kutsal çifti, gökyüzündeki yüksek katlarında oturup, bir yandan yeryüzünü seyrediyorlar, bir yandan da insan yaşamını tehdit eden unsurları, insan davranışlarındaki karmaşayı, insan olmanın acılarla dolu bedeline hüzünleniyorlarmış.

Birden Şakti, ara sokakların birinde ayakta bile zorla duran perişan yoksulu farketmiş..
Kalbi merhametle burkulmuş. Yaşamak için verdiği savaş, dürüst ve iyi bir insan olması onu etkilemiş olmalı ki, kutsal kocasına, bu zavallıya biraz altın vermesi için yalvarmış.
Şiva adamı bir an gözlemiş, sonra sevgili karısına dönerek,
“Yapamam” demiş..
Şakti şaşırmış.
“Ne demek?” diye isyan etmiş kocasına..
“Sen bu evrenin sahibi, en yüce tanrısı değil misin? Bu kadar basit bir şeyi nasıl yapamazsın?”
“Bunu ona veremem çünkü henüz almaya hazır değil” demiş, Şiva..
Şakti çıkışmış,
“Yani, yolunun üzerine bir kese altın bırakamayacağını mı söylüyorsun?”
“Tabii, bırakabilirim” demiş, Şiva.. “Ama bu başka bir şey..”
“Lütfen..” diye yalvarmış, Şakti.. “Lütfen..”
Ve Şiva bir kese dolusu altını yoksul adamın yolunun üzerine bırakmış..
Zavallı yoksula gelince, o akşam iki lokma bir şey bulup yiyip yiyemeyeceğini, yoksa yine aç mı uyuyacağını düşünerek yoluna devam ediyormuş.. Köşeyi dönünce,
“Şuna bak” demiş, “koca bir taş parçası iyi ki, gördüm.. Çarpsaydım, partalı çıkmış sandaletlerim iyice elden çıkacaktı..”
Ve dikkatle altın dolu kesenin üzerinden atlayarak yoluna devam etmiş..
Yaşam yolumuzun üzerine yüzlerce torba dolusu altın bırakıyor..
Ya çok seyrek olarak bu torbalar olduğu gibi görünüyor ya da biz onların bilincine çok geç varıyoruz…

http://fwmail.net/hikaye/hayat-yolumuzdaki-oduller/

 

ASIL SORU ÖLÜMDEN SONRA HAYAT OLUP OLMADIĞI DEĞİL ÖLMEDEN ÖNCE HAYATTA OLUP OLMADIĞINDIR…

ASIL SORU ÖLÜMDEN SONRA HAYAT OLUP OLMADIĞI DEĞİL ÖLMEDEN ÖNCE HAYATTA OLUP OLMADIĞINDIR…-OSHO-
YAŞAM İNSANIN CESARETİ ORANINDA DARALIR YADA GENİŞLER…
OLABİLECEĞİMİZ EN YÜKSEK POTANSİYELDEKİ KENDİMİZ OLMALIYIZ…
MARİFET TAŞLARA BAKAN GÖZLERİN ÇİÇEKLERİ GÖRMESİNDEDİR ♥ ŞÜKÜRLER OLSUN…

Birisi, arkadaşından darbe alıyor ve yıllarca ondan intikam almak için uğraşıyor. Fakat intikam alma tutkusundan dolayı, kendi hayatını heba ediyor. ( Affetmek Üzerine 2)

Toplum içinde birbirinizle, kendinizle ve hayatla ne kadar barışçılız?

Örneğin: Birisi, arkadaşından darbe alıyor ve yıllarca ondan intikam almak için uğraşıyor. Fakat intikam alma tutkusundan dolayı, kendi hayatını heba ediyor.

Biz insanlar duygusal olarak çok güçlüyüz ve artık farkındalığımızın farkına varma vakti geldi. O yüzden kimsenin arkasından dedikodu, eleştiri ve haset gibi negatif enerjiler üretmeyin.

Hepimiz birbirimize lazımız. Ve aynı takımdayız. Birbirimize ihtiyacımız var. Ya bu sınavı birlikte atlatacağız ya da hep birlikte sınıfta kalacağız.

Bunun seçimi toplumumuza yani bize aittir. Güçlü, başarılı, farkındalıklı bir takım mıyız? Yoksa birbirimizin kuyusunu kazmaya devam eden bir birey / topluluk muyuz?

Yapmanız gereken kendi iyiliğiniz için öfke, kin ve nefretlerinizi bırakıp insanları koşulsuz sevmeye başlamak.
SINAVIMIZ, KOŞULSUZ SEVGİYİ DENEYİMLEMEK
Bu dünyaya geliş sınavımız, koşulsuz sevgiyi deneyimlemek. Yaradan’ın yarattıklarını koşulsuz sevdiği gibi, bizlerinde birbirimizi koşulsuz ve sonsuz sevmesidir. Birbirimizi koşulsuz sevmemiz gerekiyor. İşte sınavımız bu…
Sizi anlıyorum. İlk başlarda affetmek zor gibi gözükebilir. Hele de benim gibi asla affetmeyeceğim dediğiniz kişiler varsa. Bende bunları yaşadım. Ama niyet ettikten sonra her şeyin ne kadar kolaylaştığını göreceğiz. Kişileri affetmediğimizde bozuk plak gibi aynı olayları farklı kişilerle tekrar tekrar hayatımıza çeker dururuz. Evrende bu yüzden bizim arınmamız için aynı olayları farklı insanlarla bizlere yaşatır. Burada amacınız farkındalığınızı yakalamak olmalı. Sorunlarınız olan kişileri affettiğinizde ve onları özgür bıraktığınızda enerjiniz yükselmeye başlıyor ve hayatınızda ne yaşamak istiyorsanız daha yüksek bir enerjiyle onu daha kolay ve sağlıklı olarak kendinize çekebiliyorsunuz. KÜSKÜNLÜK KIRGINLIK VARSA BEREKET BEKLEMEYİN
Eğer evinizde küskünlük, kırgınlık varsa ya da yaşadığınız olayları sürekli içinize atıyorsanız, hayatınıza çok fazla bolluk ve bereket beklemeyin. Sizi bolluk yerine, hoşlanmadığınız olaylar daha çok ziyaret edecektir. Ben yaşadım bizzat…
Geçmişi sevgiyle affedin ve geçmiş dosyaları bir daha açmamak üzere gönderin. Artık birbirinizin hatalarını, eksiklerini ve kötü taraflarını görmek yerine iyi ve olumlu taraflarını görün. Ben hem olumsuz hem olumlu tarafları olan bir insanım. Hayatımdaki iletişim içerisindeki insanlar benim bu olumsuz taraflarımla beni değerlendirirse, her zaman benim olumsuz taraflarımı göreceklerdir. O zamanda benimle mutlu yaşayamazlar. Ama benim olumlu taraflarıma yönelirse, o zamanda benim tüm güzel yanlarımı görebilecekler ve benimle kolaylıkla mutlu yaşayabileceklerdir.
Sevgiyle Bülent Gardiyanoğlu

http://www.haberty.com/makale/bulent-gardiyanoglu/affetmek-2/18.html

Affetmek Üzerine 3

Kin, öfke, nazar, haset, büyü yapmak ve yaptırmak, kötü enerjilerle uğraşmak, kırılganlık, dedikodu, rekabet, kendini kurban olarak görmek, bunların hepsi enerjimizi olumsuz yönde düşüren olaylardır.

Eğer bu saydıklarımdan herhangi biri sizde varsa, benzerlerini kendinize çekiyorsunuz demektir.

Ben kendimde ilk adım olarak geçmişi affederek işe başladım. Yüklerimi atarak…

Kendi iyiliğim için affederek…

Denedim; biraz ilk başlarda kabullenmesi zor oldu. Hele de “affetmeyeceğim” dediğim kişileri affetmeye çalışırken. Pes etmedim başardım ve oldu…

Ardından kendimde uyguladığım tüm yöntemleri binlerce kişide uyguladım. Sonuç bendekiyle aynıydı…

Haydi, gelin hep birlikte affedelim… KENDİ İYİLİĞİMİZ İÇİN AFFEDELİM

Ben kendi iyiliğim için yaşadığım tüm kötü olayları sevgiyle kabule diyorum ve affediyorum. Geçmişte her ne yaşandıysa yaşandı ve bitti… ( affettiğiniz kişilerle görüşmek ve konuşmak zorunda değilsiniz).

Özgür bırakın gitsin… Herkese söylediğim bu… Özgür bırakın gitsin…

“Ben kendi iyiliğim için o kişiyi veya o olayı sevgiyle kabulleniyorum ve affediyorum” demeyle hayatınıza yeni bir yön çizmeye başlıyorsunuz.

Affetmeyi karşı taraf için değil, kendi iyiliğimiz için yapıyoruz.

Unutmayın; AFFETMEK İYİ İNSANLARIN ERDEMİDİR.

Affetme ile ilgili Olumlamalar ( Burundan 5 kez çok derin ve yavaş nefes alın ve burundan yavaşça nefes verin)

Yeni bir başlangıcı hak ediyorum;

Ben mutlu olmayı seçiyorum (bu benim seçimim ve bir başkasının değiştirmesine iznim yok);

Ben huzurlu olmayı seçiyorum;

Ben sağlıklı olmayı seçiyorum;

Ben başarılı olmayı seçiyorum;

İnsanlar ne yaparsa yapsın ne söylerse söylesin bu benim değerimi değiştirmez;

Ben hayatımın akışına güveniyorum. Yaradan’a güveniyorum;

Ben sevgiyim;

Mucizeleri seviyorum ve onaylıyorum;

Şükürler olsun Hamdolsun, sahip olduklarıma ve daha iyisine;

Affetme ile ilgili bu çalışmamızı burun nefesiyle birlikte, günde üç kez yirmi bir gün yapmanızda büyük fayda var…

Sevgiyle

Bülent Gardiyanoğlu

http://www.haberty.com/makale/bulent-gardiyanoglu/affetmek-2/18.html

İnsanlar seni reddedemezler, onlar sadece içinde taşımakta olduğun reddedilme hissini harekete geçirebilirler…

224012_606649679365013_340386791_n[1]

 

İnsanlar seni incitemezler, onlar sadece içinde taşımakta olduğun incinme duygusunu harekete geçirebilirler.

İnsanlar seni reddedemezler, onlar sadece içinde taşımakta olduğun reddedilme hissini harekete geçirebilirler.

İnsanlar seni değersiz kılamazlar, onlar sadece senin içindeki değersizlik hissini harekete geçirebilirler.

Sen bu sınırlandırma etrafında oluşturduğun duygusal yükü ortadan kaldırıncaya dek, bu böyle devam eder. İçinde taşıdığın sınırlandırmaları ortadan kaldırdığında ise bir daha sende bu duyguları harekete geçiremezler.”

Rikka Zimmerman

Hayır demek istediğinizde hayır deyin, evet demek istediğinizde ise evet deyin. Kendiniz olmaya hakkınız var…

Bizler, yolunu kaybetmiş bir canlı türüyüz. Her doğal şeyin, her çiçeğin ya da ağacın ve her hayvanın, bize öğretecek önemli dersleri var. Ördeğin bize verdiği ders şudur: Kanatlarını çırp – yani “hikayeyi bırak” – ve tek güç yerine geri don: Şimdiye

302108_615906768422804_1663242044_n[1]

“İki ördek kavga ettiğinde – ki hiç uzun sürmez – bir sure sonra ayrılırlar ve farklı yönlere doğru uçarlar. Sonra her iki ördek de kanatlarını birkaç kez güçlü bir şekilde çırparlar ve böylece kavga sırasında topladıkları aşırı enerjiyi atarlar. Kanatlarını çırptıktan sonra, hiçbir şey olmamış gibi huzurlu bir şekilde süzülürler.

Eğer ördekler insan zihnine sahip olsalardı, kavgayı düşüncelerinde… canlı tutar, hikayeler kurarlardı. Bir ördeğin hikayesi muhtemelen şöyle olurdu: “Az önce yaptığı şeye inanamıyorum. On santim yanıma yaklaştı. Sanki gölün sahibi oymuş gibi davranıyor. Özel alanıma hiç saygısı yok. Bir dahaki sefere ona unutamayacağı bir ders vereceğim”. Böylelikle, zihin bir sürü hikayeler kurup durur ve aradan günler, aylar ve hatta yıllar geçmesine rağmen, öfke ilk günkü gibi devam eder. Vücuda gelince; düşüncelerde kavga hala devam ettiği ve vücut da, gerçekle düşünceler arasındaki farkı bilemediği için, bütün düşüncelerin yarattığı bütün duygulara karşılık enerji üreterek tepki verir ve bu da daha fazla düşünceye yol açar. Bir insan zihni olsaydı, ördeğin hayatinin ne kadar karmaşık bir hal alabileceğini görüyor musunuz?

Ama ne yazık ki çoğu insan sürekli bu şekilde yaşıyor. Hiçbir durum ya da olay gerçekten bitmiyor. Zihin ve zihin ürünü “ben ve hikayem” sürekli devam ediyor. Bizler, yolunu kaybetmiş bir canlı türüyüz. Her doğal şeyin, her çiçeğin ya da ağacın ve her hayvanın, bize öğretecek önemli dersleri var. Ördeğin bize verdiği ders şudur: Kanatlarını çırp – yani “hikayeyi bırak” – ve tek güç yerine geri don: Şimdiye!” Eckhart Tolle

Benim Acım Birinin Gülüşüne Sebep Olabilir. Ama Benim Gülüşüm Asla Birinin Acısına Sebep Olmamalı…

Eğer İnsanlar Sadece Cezalandırılmaktan Korktukları Yada Ödüllendiriliceklerini Umut Ettikleri İçin İyi Kalplilerse Çok Acınacak Haldeyiz Demektir…

Hayat, kısa gelen battaniye gibidir.

Hayat, kısa gelen battaniye gibidir.

Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder,

Aşağı çekersin omuzların titrer..

Ama yine de,

Neşeli insanlar dizlerini karınlarına çekerek,  rahat bir uyku uyumayı başarır… …

  Can DÜNDAR ***

Allahım Hepimize Hayırlı Kapılar Açsın…

Şimdi söyle bakalım YAPRAK MISIN AĞAÇ MI?

540851_539736549382215_1474999000_n[1]

 

Yaprak ağaca sımsıkı sarılır ve düşmemek için çaba gösterir.
Ama bir gün düşeceğini bilir.
Hep korkuyla tutunur ağaca, ağaç ise hiç umursamaz.
Nasıl olsa yeni yapraklar açacağını bilir.
Yapraksa ağaçtan düştüğü zaman ölür.
Sevmekte budur işte bir taraf çok sever öbür tarafsa umursamaz.
Bir taraf kaybetmekten hep korkar sarılır sımsıkı sevdiğine.
Ama karşı taraf sevmeyi bilmez.
Şimdi söyle bakalım YAPRAK MISIN AĞAÇ MI?

Kaynak: Tuğba Haydaroğlu

Her şey üstüne üstüne geliyorsa,Belki de sen ters gidiyorsundur… :))

Her şey üstüne üstüne geliyorsa, Belki de sen ters gidiyorsundur… :))

Fyodor Dostoyevski