Hep kalıplara uymayı reddettim.

 

 

 

“Hep kalıplara uymayı reddettim. Geldiğim nokta şu; Diğerlerinden daha mutsuz, bi o kadar umutsuz ama kafam hepsinden daha güzel.”

– Charles Bukowski

Birden Yüz Birinci Vuruşta Taş İkiye Atrılıverir. İşte O zaman Anlarım Ki; Taşı İKiye Bölen O Son Vuruş Değil, Ondan Öncekilerdir…

İstediğin gibi olduğumda beni seveceksen ne anlamı var?

Beni tanımlamaya çalışma bir sonuca varamazsın.Tanımsızlığı seçiyorum. Bir sonraki hamlemi çözmeye çalışma ben bile bilmiyorum.Beni olduğum gibi sev, kabul et. kendimden vazgeçmemi ya da yapmacık olmamı isteme. İstediğin gibi olduğumda beni seveceksen ne anlamı var?

Aret Vartanyan

Şimdi, gerçekten! hiç düşündün mü? Kimsin sen?

 

 

 

 

Şimdi, gerçekten! hiç düşündün mü? Kimsin sen? Her gün bir dolu şeyi sorguluyorsun, nesneleri anlamaya, insanları anlamaya, olayları sorgulamaya çalışıyorsun. Ama hiç bir yere varamıyorsun değil mi? Çünkü en önemli olan şeyi atlıyorsun, kendini sorgulamadan, kendini anlamadan dış dünyayı sorguluyor ve anlamaya çalışıyorsun. Kendini sorgula, Kimsin sen? Kim olduğunu bildiğinde, tüm dış dünyanın gizemini, anlaşılmayanını, bilinmeyenini çözeceksin. Ve böylece bir ömür boşuna anlamsız arayışlarla, anlamsız sorgularla ve boş konuşmalarla geçmemiş olacak. Kimsin Sen? Bak gözlerine…… ve sen bu soruyu sorduğunda evren sana bütün kapılarını açacak tüm bilinmeyenler bilinecek. İtiraf et, kim olduğunu bilmiyorsun. Ne bildiğini değil, ne bilmediğini bil ve haykır!

Neslihan Gül

Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek kahraman bulmak

 

 

 

Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek kahraman bulmak, muhakkak ki,dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydir.”

Sabahattin. Ali

Kafeste Uçan Kuşlar, Uçabilmenin Bir Hastalık Olduğunu Düşünür…

İnsanların gerçekten ne düşündüklerini öğrenmek için, söylediklerinden çok, yaptıklarına dikkat edin.

 

 

İnsanların gerçekten ne düşündüklerini öğrenmek için, söylediklerinden çok, yaptıklarına dikkat edin.

René Descartes

Ama görüyorsunuz ben yolcuyum.”

Bilgeler, kaderi boynu bükük bir tevekülle karşılamadıkları gibi, o çocuksu heyecanlarını detaylara takılarak yitirmezler. Onlar, maskelerin gerisindeki gerçek kimlikleri sezinlerken, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını; ilâhi elin hatas…ız çizdiği resimdeki paradoksların ne anlama geldiğini bilir, ona göre hareket ederler. Zerafetle, sevinçle ve zevkle…
Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi ziyarete gitmişti. Gezgin genç, bilgenin yaşadığı evde, tüm duvarların kitaplarla kaplı olduğunu gördü. Fakat evi dikkatle gözden geçirdikten sonra, yerde bir kilim, duvar dibinde yatak olarak kullanılan bir sedir, ortada ise bir masa ve sandalyeden başka evde hiçbir eşyanın olmadığını gördü ve merakla sordu:
“Neden hiç eşyanız yok?” dedi. “Koltuklarınız, kanepeleriniz, büfeleriniz .. onlar nerede?”
Bilge, bu soruya karşılık olarak kendi bir soru sordu gezgin gence; “Senin de yalnızca, sırtında taşıdığın küçük bir çantan var yavrum” dedi. “Peki, senin eşyaların nerede?”
Gezgin genç, kendini savunurcasına yanıtladı bu soruyu: “Ama görüyorsunuz ben yolcuyum.”
Ünlü bilge, hak verircesine güldü: “Ben de öyle, yavrum” dedi.” Ben de öyle…♥…

Bütün dünyayı değil, bulunduğunuz köşeyi aydınlatın.

 

 

 

Bütün dünyayı değil, bulunduğunuz köşeyi aydınlatın.
_Budha

Aklını, hırsından, Aşkını nefsinden, Erdemini Kibirden, Ruhu bedeninden “önde” tutabilenler geçecek Birlik kapısından.

 

 

 

Aklını, hırsından, Aşkını nefsinden, Erdemini Kibirden, Ruhu bedeninden “önde” tutabilenler geçecek Birlik kapısından.

Eskiye geri dönemeyiz, gemileri yaktık; yapılabilecek tek şey, sonuç ne olursa olsun cesur olmaktır!

 

 

 

Eskiye geri dönemeyiz, gemileri yaktık;
yapılabilecek tek şey, sonuç ne olursa olsun cesur olmaktır!

Friedrich Nietzsche

İnsanların birbirlerini tanımaya ayıracak zamanları yok artık.

 

 

 

İnsanların birbirlerini tanımaya ayıracak zamanları yok artık.
Gereksinimlerini hazır alıyorlar dükkanlardan.
Ama ”dost satan dükkanlar” olmadığı için dostsuz kalıyorlar.
(Antoine De Saint Exupery / Küçük Prens / Çeviri;Tomris Uyar / sf: 85)

Ben de konuşabilir miyim?

Geçen akşam, Maçka Demokrasi Parkı’ndaki halk forumunda 3.000 kişi kadar toplamıştı, katılımcılar arasında 3-4 tinerci çocuk da vardı, çeşitli konuşmacılar konuşuyordu, bir ara tinercilerden biri ayağa kalkıp söz istedi; “Ben de konuşabilir miyim?”, “Tabii,” dedi forumu yöneten kişi, tinerci çocuk gözyaşları içinde, “Benim annem babam yok, öldüler, yok benim annem babam,” dedi yutkunarak, sonra da, “Sizden bir isteğim var,” dedi, “Ben bu illetten nasıl kurtulabilirim?!” diye sordu, önce bir duraklama sonra da büyük bir alkış koptu, çoğu katılımcının gözleri yaşarmıştı, bizim de tabii… Sonra orada bulunan bir doktor ertesi akşam onu bir danışmanla buluşturacağını söyledi. İşte gerçek halk forumu dediğiniz böyle bir şey olmalı… Bu çocukların dramı devletimizin bir ayıbı değil mi?
Not: İlişik fotoğraf Maçka Demokrasi Parkı’nda geceleyen tinercilerden birine aittir.

İnsanlar sevmenin ne demek olduğunu ve kendilerinden başka bir insanı önemsemeyi unutmuşlar.

Eğer güzel bir ilişkiniz varsa sahip çıkın, en ufak bir şeyde tartışmayın. Ne bileyim, mesela durduk yere gülümseyin ona. Her kavganızda çekip gidecekmiş gibi davranmayın. Çünkü artık insanlar çok farklı. Kolay kolay adam gibi birini bulamıyorsunuz.
 
Çoğu erkek sorumluluk almadan günlük cinsellik peşinde, çoğu kadının analarımızla uzaktan yakından ilgisi yok. Artık insanlar birbirlerinin değersiz alternatifleri olmuşlar. İnsanlar sevmenin ne demek olduğunu ve kendilerinden başka bir insanı önemsemeyi unutmuşlar.
 
Duygularla oynamak ise en kolay oyun. Sizi seven birini kolay kolay bulamıyorsunuz. Bulsanız da siz sevemiyorsunuz bazen. İlişkiniz hala devam ediyorsa kolay kolay bırakmayın elinizi tutan kişiyi. Kusursuz insan yok ve siz de kusursuz değilsiniz
 
Neco Çelen

İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil,sevgilerine ve alakalarına muhtaçtılar…

 

 

Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu…..
İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil,sevgilerine ve alakalarına muhtaçtılar… Bu olmadıktan sonra,aile sahibi olmanın hakiki ismi, *birtakım yabancılar beslemek’ti…

Sabahattin Ali…