Bazen isteklerine erişememek, vazgeçmek ama kopamamak,
Bazen isteklerine erişememek, vazgeçmek ama kopamamak,
YAŞAMAK
Kimi eskidiği için yaşar
Kimi yaşadıkça eskir
Ne tohumda keramet
Ne toprakta
Ne başakta
Marifet yaşamakta
BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU ***

Bir güzellik yaptım kendime !
Sadece sahip olduklarımı düşünüyorum…
Olamadıklarım üzülsün benim olamadıklarına…
Keşkeleri hiç düşünmüyorum, bıraktım.. .
Mutluyum seçimlerimle…
Her yeni günü benim günüm ilan ettim
Ve şımartıyorum kendimi olabildiğince…
Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiğinde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ışıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana vermeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini
Oğuzkan Bölükbaşı
Düşünüyorum da biz insanlar nereye gidersek gidelim Yalnız gitmiyoruz;
Neden derseniz yanımızda hep büyükçe bir bavul taşıyoruz.
Beni yavaşlat Tanrım!
Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat.
Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt!
Bana güncel kargaşanın ortasında,
Tepelerin ölümsüz sakinliğini ver.
Bir çiçeğe bakmayı,
Eski bir dostla sohbet etmeyi
Ya da yeni bir dost edinmeyi,
Yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı,
Ağ yapan bir örümceği izlemeyi,
Bir çocuğa gülümsemeyi,
İyi bir kitaptan birkaç satır okumayı -ve-
Yarışın daima daha çok hız için olmadığını
Anımsat her gün bana.
Yavaşlat beni Tanrım!
Bana ilham ver.
Köklerimi,
Yaşamın katlanılan değerler toprağının
derinliğine göndermek,
Kaderimdeki yıldızlara doğru -daha çok-
Büyüyebilmek için…
Yavaşlat beni Tanrım!

Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi,
akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi,
sevdalı bir elin tende gezmesi;
nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır…
Alnı açık yaşlanmak bayramdır;
ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram…
Bunların kadrini bilirseniz,kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler. Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
Her gününüz bayram olsun
Yaşar Ürük

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.

….. hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir
Ataol Behramoğlu

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
‘Peki o ne yaptı?’ deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta..
Nazım Hikmet
Sığ olan değişirken
Derin olan da değişir
Düşünmenin yolları değişir
Bu dünyada her şey değişir
Zaman geçer iklim değişir
Çobanın sürüsü değişir
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
En güzel mücevherin ışıltısı değişir
Parlaklığı eskiyip giderken
Küçük kuşun yuvası değişir
Sevdalıların duyguları değişir
Yolcunun yolu değişir
Nice acılı olsa da
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
Değişim, her şey değişir (x4)
Güneşin yörüngesi değişir
geceyi sürdürmek için
Çiçekler değişir
Baharın yeşilini kuşanmak için
Vahşi hayvanların kürkü değişir
Bilge olanların da saçları değişir
Her şey değişirken böyle
Benim değişmem garip mi söyle
Değişmez ancak benim aşkım
Uzaklarda olsam da
Ne yurdumun ne halkımın
Acısı ve anısı terk eder beni
Dünü değiştiren şey
Yarını da değiştirir
Tıpkı benim bu sılada
Değiştiğim gibi
Değişim, her şey değişir (x4)
Değişmez ancak benim aşkım
Uzaklarda olsam da
Ne yurdumun ne halkımın
Acısı ve anısı terk eder beni
Dünü değiştiren şey
Yarını da değiştirir
Tıpkı benim bu sılada
Değiştiğim gibi
Değişim, her şey değişir
İşler kötü gittiğinde… ki bazen gidecektir,Tersine döndürülmüş başarısızlıktır, başarı,
Gümüşe çalan şüphe bulutlarının altında,
Anlayamazsınız hedefinize ne kadar yakın olduğunuzu,
Çok uzak gibi görünürken, hemen yanı başınızda olabilir;
Öyleyse, devam edin mücadeleye, en kötü anınızda,
İşler kötü gidiyor gibi göründüğünde,
Vazgeçmemelisiniz…
(C. W. Longenecker)
***
Sevgiyi, barışı, kardeşliği öğreten
Bir kutlunun toprağa düştüğü bu yerlerde
Ben bir Myra taşıyım
Nice aşklara tanık
Vefasızlığa alışık
Bu torrakların sessiz çığlığıyım
Yediveren cömert seraların
Nasırlı ellerde hayat bulduğu
Bu durakta
Bir mutly Myra taşıyım…
Ben bir Myra taşıyım
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataol Behramoğlu
***