Eğer Hasta Olmak İstemiyorsan Duygularını Anlat:

mutlu-insan-480x360[1]

 

Duygularını Anlat…
Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı,… hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
Karar Vermelisin…
Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
Olduğundan Farklı Yaşama…
Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
Kabullen…
Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.
Çözümler Bul…
Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz. Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
Güven…
Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.
Hayatı Üzgün Yaşama…
Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”. Mutluluk sağlık ve terapidir.
Dr. Dráuzio Varella

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Merkür Güneş’in kalbinde! Ne düşündüğünüze dikkat edin

mekur-gunes[1]
8 Ekim Pazar günü her türlü yazılı, sözlü, görsel iletişimi simgeleyen Merkür, Güneş’in kalbinde yer alacak. Bir gezegenin Güneş’in kalbinde olması, Güneş ile bir gezegenin aynı burçta, aynı derecede, aynı dakikada yer alması demektir. Ağzınızdan çıkana ve ne düşündüğünüze dikkat! Gerçekleşebilir.

 
Merhaba Hepinize;
8 Ekim Pazar günü saat 22:30 ile 02:13’e kadar her türlü yazılı, sözlü, görsel iletişimi simgeleyen Merkür, Güneş ile aynı derece ve dakikada olacak. Bir gezegenin Güneş’in kalbinde olması, Güneş ile bir gezegenin aynı burçta, aynı derecede, aynı dakikada yer alması demektir.
Güneş yaşam veren olduğu için eğer bir gezegen Güneş’in kalbinde olursa, evren bir süreliğine o gezegenin dinamiği etkin oluyor demektir. Kısacası Güneş’i Kral gibi düşünürsek, Kral tahtını kısa bir süreliğine Merkür’e bırakıyor diyebiliriz. Merkür, Güneş’in kalbinde olacağından, Merküryen her türlü konuda bir şeyler yapmak için evrenin en doğru zamanı olduğunu gösterir. Merkür’ün Güneş’in kalbinde olma hali 8 Ekim günü aslında tamamında gözlemlenecek ama tam saat olarak gece saat 22:30 ile 02:13 saatleri arasında gerçekleşecek. Bu saatleri not alın hemen! Neden mi?

 

Merkür’ün Güneş’in kalbinde olması demek, evrenle olan iletişim bağının eksiksiz, tam bir şekilde gerçekleşeceğini gösterir. Evrenin sizin isteklerinizi net bir şekilde duyacağına işarettir. Bu saatler arasında ağzınızdan çıkana, ne düşündüğünüze dikkat! Gerçekleşebilir. Zihninizi boşaltıp isteklerinizi, dileklerinizi, ihtiyacınız olan şeylere odaklanın. Tam, eksiksiz ve net bir şekilde! Evrenin bu açık kapılarını her zaman bulamazsınız. Böyle zamanları iyi değerlendirmek lazım. Bu etkileşim Terazi burcunda olacağından ilişkilere odaklanmak, ilişkilerle ilgili temalar hakkında dileklerde bulunmak, barışmak, tanışmak, duygularınızı açmak, ortaklıklarla ilgili dileklerde bulunmak için en ideal zamandır. Terazi, adalet ve sevgi prensibi ile çalışır. Siz de bu saatler arası sevgi, adalet, ilahi adaletle ilgili çalışmalar yapabilirsiniz. Düşüncelerinizi bu konulara odaklayabilirsiniz.
Yapabiliyorsanız meditasyon yapın, dua edin, isteklerinizi not alın ya da size özel bağlantı kurma şekliniz nasılsa onu yapın. Belki de yazarsınız ve bir yerlere asarsınız. Artık orası size kalmış, evrenle direkt bağlantıda olacaksınız. Bu şansı ve bu saatler arasını bence çok iyi değerlendirin. Ben genelde böyle zamanlar yakaladığımda, yalnız kalmaya ve düşüncelerimi, isteklerimi, dileklerimizi öncelikle kendime odaklanarak en katıksız, en saf, en kalbimden geçtiği şekilde kağıda notlar almayı ve onu bir yere asmayı tercih ederim. Pek tabii bu konuda herkesin yöntemi farklı olabilir.
Evrenin arada bir olan açık kapılarını iyi yakalamak ve değerlendirmek gerek 😉 Hadi bakalım hepinize kolay gelsin!
Dinçer GÜNER

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çıplak Ayakla Toprakta Yürüdükten Sadece 20 Dakika Sonra Gerçekleşen Mucize

Toprakta-yürümenin-yararları[1]

Yalınayak Toprakta Yürümek “Grounding” Hayatınızı Değiştirebilir
Yalın ayak vaziyette herhangi bir toprak parçasına basıp birkaç adım atmanın yani nam-ı diğer “grounding” in hayatınızda büyük değişikliklere yol açabileceğini tahmin eder miydiniz? Son yıllarda toprakta yürümenin faydaları üzerine yapılan bir çok araştırma çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin yaygın vücut ağrısı ve yorgunluğunu azalttığını, vücutta iltihaplanmayı önlediğini hatta uyku düzenine olumlu etki ettiğini ortaya çıkardı.

Gerçektende üzerinde fazla düşünmeden bu duruma göz gezdirdiğimizde sadece çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin sağlığımıza bu denli olumlu etki ettiğine inanabilmek çok güç. Ancak toprakta yürümenin faydaları aslında bilimsel olarakta kanıtlanmış durumda. Toprak yüzeyi negatif yüklü elektronlar yaymakta ve çıplak ayakla yeryüzü ile direkt temas ettiğimizde vücudumuz bu negatif elektronlarla yüklenmekte ve bu negatif elektronlar insan bedeni üzerinde hayal edilmesi dahi güç birçok olumlu etkiye sahip.

Çıplak ayakla toprağa basılarak yapılan 20 dakikalık bir yürüyüş yüz çevresindeki kan dolaşımını arttırıyo. u araştırmayı yürüten Pittsburgh Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Dr. James Oschman çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin bir çok kronik rahatsızlığa karşı doğrudan iyileştirici ve önleyici etkiye sahip olduğunu dile getiriyor;
Serbest Radikallerin Dolaşımını Azaltır Ve İltihaplanmanın Önüne Geçer
Aslında metabolizmanın düzgün işleyebilmesi için gerekli olan serbest radikaller sigara, x-ray cihazları ve diğer bir çok kimyasal ve elektronik sayesinde vücudumuzda dolaşım miktarını arttırarak vücudumuza zarar vermeye ve kısacası bizi yaşlandırmaya başlarlar. Yapılan bazı araştırmalar antioksidanların vücudun iltihaplanmasına sebep olan bazı serbest radikalleri nötrülize ettiğini ortaya koymuş.

Toprakta yürümenin faydaları arasında vücutta yarattığı antioksidan bir etkiyi göz önünde bulundurursak, çıplak ayakla atacağımız bir kaç adımın iltihaplı hastalıklara yakalanma oranımızı düşüreceğini düşünmek hiçte yanlış bir çıkarım olmaz.
Toprakta Yürümek Psikolojimize İyi Geliyor
Sahilde çıplak ayakla ufakta olsa bir yürüyüş yaptıktan sonra kendinizi bir hayli rahatlamış hissetiğiniz oldu mu? İnanın yalnız değilsiniz. Gaetan Chevalier tarafından yapılan bir araştırmaya göre gün içerisinde en az bir saat boyunca toprak üzerinde çıplak ayakla vakit geçirenler, geçirmeyenlere oranla kendilerini ruhsal açıdan daha rahatlamış hissetiklerini rapor ettiler.

Tabi bu konu üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar daha çok kişisel beyana bağlı. Ancak sonuçlar ortada. Buradan yola çıkarak gün içerinde çıplak ayakla atacağımız bir kaç adım stres, kaygı gibi bir çok psikolojik sorunda yardımcı tedavi olarak görülebilir.
Çıplak Ayakla Toprağa Basmak Uyku Kalitenizi Arttırıyor
Eğer sizde kronik olarak uyku problemleri çeken, yada daha kötüsü insomnia yaşayan şanssız azınlıktansanız çıplak ayakla toprak üstünde yürümek vücuttaki kortizol seviyesini düşürdüğünden dolayı size yardımcı olabilir. The Journal Of Alternative and Complementary Medicine ‘de yayınlanan bir çalışmaya göre uyurken çıplak ayakları özel olarak hazırlanmış yatak içi düzenek sayesinde toprağa deydirilen deneklerin gece salgıladıkları kortizol oranı kayde değer biçimde düşmüş ve gün içerisindeki kortisol oranlarıda yine önceki kayıtlara oranla daha düşük seyretmiş. Kortisol ‘un amiyane tabirle diğer adının “stres hormomu” olduğunu düşünürsek, düşük kortizol seviyesinin iyi bir uyku için neden çok önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Doku Onarımını Hızlandırır ve Yaraların İyileşme Süresini Kısaltır
Daha öncede Tour De France ‘da yarışan bisikletçilerin “Earthing Recovery Bags” olarak adlandırılan uyku tulumu benzeri ancak içi toprak materyalleri ile dolu tulumların içerinde vakit geçirerek toprağın kaslar üzerindeki iyileştirici etkisinden faydalandıkları biliniyor. Ancak siz evinizde böyle bir lükse sahip olmasanızda, yaptığınız egzersizleri çıplak ayakla toprak üzerinde yaparak aynı iyileştirici etkileri kendi bedeniniz üzerinde gözlemleyebilirsiniz.
Kalp Sağlığına İyi Geliyor
Toprak üzerinde çıplak ayakla yürümenin faydaları üzerine yapılan bir araştırma, çıplak ayak gezmenin kanın akışkanlığını arttırdığını ve pıhtılaşmanın önüne geçtiğini ortaya koyarak kalp sağlığının korunmasında önemli faydalar sağlalayabileceğini öne sürüyor. Çıplak ayakla toprağa basmak kırmızı kan hücreleri içerisindeki zeta potansiyelini arttırarak kırmızı kan hücresi sayısında yükselmeye sebep oluyor.

 

Negatif elektrik yüklü olan kırmızı kan hücrelerinin vücutta artışı kan akışının hızlanmasına sebep oluyor ve böylelikle pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Bu noktada zaten hali hazırda kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar, kullananların yalın ayak toprağa basma alıştırmalarını günlük rutinlerine eklemeden önce doktora danışmalarında fayda olduğunu belirtmekte yarar var.
Adet Öncesi Sendromu – PMS ‘in Etkilerini Azaltyor
Adet öncesi sendromu – PMS çoğu kadında kendini baş ağrısı, çabuk sinirlenme, göğüs büyümesi, vücudun genelinde şişme ve ani depresyon olarak belli ediyor. Adet öncesi sendromunu dindirmek için verilen önerilerden çoğu gerçektende birçok kadında işe yaramamakta. Eğer sizde PMS esnasında yaşadığınız sıkıntılara tam olarak çözüm bulamadıysanız ve farklılıklara açıksanız çıplak ayakla toprak üzerinde yürümeyi denemenizde fayda var. Bunun sebebi daha öncede belirttiğimiz gibi toprak üzerinde yalın ayak yürümenin vücuttaki kortizol yani “stres hormonu” nu azalatması. Kim bilir, belkide yıllardır çektiğiniz adet öncesi sendromu – PMS ‘in ilacı çıplak ayakla toprakta yürümektir?
Egzersiz Sonrası Kas Yanmasının Daha Hızlı Geçmesini Sağlıyor
Uzunca bir süre spora ara verdikten sonra yada düzenli spor yapsanız dahi normalden daha zorlayıcı bir antremanın ertesi günü kaslarınızda yoğun bir yanma hissedersiniz. Yabancıların deyimi ile DOMS ( Delayed Onset Muscle Soreness) bizim deyimimizle “et kesiği” dediğimiz bu olay kasta biriken laktik asitin oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Bu ağrıyı dindirmenin buz masajı yada esneme hareketleri gibi rahatlatmaya yönelik tedavileri olsada ne yazık ki, ağrıyı anında bitirecek bir çözümü bulumuyor.

Ancak bunlara ek olarak yapılan son araştırmalar yalın ayak toprağa basmanın antreman sonrası oluşan kas ağrısını yoğun biçimde azalttığına dair sonuçlar ortaya koyuyor. The Journal of Alternative and Complementary Medicine ‘de yayınlanan bir pilot çalışma kas kütlesini düzenli olarak çalıştıran vücut geliştirmeciler ve diğer sporcular için umut verici sonuçlar ortaya koymakta.
Toprakta Yürümenin Faydaları – Kilo Vermenize Yardımcı Olabilir
Enerji seviyemiz dengeli olmadığında ve yoğun stres hissettiğimizde genellikle kötü yiyecek seçimleri yaparak, yüksek oranda şeker yada yağ içeren yiyeceklere yönelerek kendimizi rahatlatmaya çalışırız. Stres altında olduğumuz vücudumuz “stres hormonu” dediğimiz kortizol salgılar ve bu durum beynimize bedenimizi rahatlatması emrini verdirtir. Tabi birçoğunuzun aklına geleceği üzere rahatlamak için ilk olarak alkollü içkiler yada çabuk tüketilebilir şekerli gıdalar yöneliriz. Ve tabi kaçınılmaz son olarak kilo alırız. Oysa ki, stres hormonu salgılanmasını dengeleyebilir, yeterli uyku alabilir isek, sağlıklı seçimler yapma ve kendimize uygun bir hayat stili seçme şansımız daha yüksek olacaktır.

Daha önce yukarıda defalarca bahsedildiği gibi toprak üzerinde çıplak ayakla yürümek stres hormonunun düşürülmesinde etkili bir role sahip. Burdan yola çıktığımızda düşük stres hormonu sayesinde genel olarak elde edeceğimiz sağlıkl halinin, yiyecek içecek seçimlerimize de olumlu yönde etki ederek bize ideal kilomuza ulaşmamızda yada en azından varolan kilomuzu korumamızda yardımcı olacağı su götürmez bir gerçek.
Peki Hangi Yüzeylerde Çıplak Ayakla Dolaşırsak Fayda Görürürüz?
Yukarıdaki yazıdanda okuduğunuz üzere ayakkabılarınızı ve çoraplarınızı çıkararak yalın ayak toprak zemini üzerinde atacağınız bir kaç adım sağlığınıza tahmin bile edemeyeceğiniz kadar büyük faydalar sağlayabilir. Ancak toprakta yürümenin faydaları ancak belli yüzeyler ve zeminler üzerinde yürürseniz ortaya çıkmakta. Her yüzey size gerekli olan negatif elektron yüklemesini vermeyecektir. Bu konuda dikkat etmeniz gereken şey;
– kum
– çimen
– nemli toprak
gibi yüzeyler sizin için faydalı olacakken;
– ahşap, tahta
– parke kaplama
– üzeri filmle kaplı mermer
gibi yüzeyler sizin için yararlı olmayacaktır.

Toprakta Yürümenin Faydaları – Yalınayak Toprakta Yürümenin Bilinmeyen Yönleri

Konuyla alakalı araştırmalara ilgi duyuyorsanız, ekli linkteki bilimsel makaleyi incelemenizi tavsiye ediyoruz; http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3576907

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

RENKLERİN ÖNEMİ… RENKLERİN DUYGUYULARLA İLŞKİSİ NEDİR?

3765ebb[1]
RENKLERİN ÖNEMİ
Bir rengin insanoğlu üzerinde yarattığı psikolojik ve duygusal etki o kadar önemli ki, bugün dünyada milyonlarca dolar para sırf bir şirketin ne renk logo kullanacağını tespit etmek için harcanıyor Renkler bizi neşelendirir, duygusal yapar, sinirli veya hırçın yapar, aç değilken yemek yememizi sağlayanlar bile vardır İşte bu yüzden bir ev dekore ederken seçeceğiniz renkler hayatınızı etkiler desek yalan olmaz…
Mavi ve tonları
Mavinin birçok anlamı vardır Her şeyden önce mavi sakinleştirici ve dinlendirici bir renktir (masmavi bir gökyüzü ya da mavi bir deniz gibi)

Mavi güvenirliği, dürüstlüğü ve kaliteyi de temsil eder O yüzden evinizde mavi ve tonlarını kullanacaksanız misafirlerinize işte bu duyguları vereceksiniz demektir Mavinin bir diğer (ve kesinlikle en güzel) özelliği ise iştah kapatma etkisidir Mavi tonlarla döşenmiş bir yatak odasında veya oturma odasında durup dururken açlık krizlerine girme olasılığınız oldukça düşük olacaktır Hayatınız boyunca rejim mi yaptınız? Oturma odanızın rengini değiştirin ve bir de şimdi kilo vermeyi deneyin!  Duvarları mavi olan okullarda ise çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmış!
Yeşil ve tonları
Doğada gördüğümüz bir diğer renk ise yeşildir Yeşil ve tonları da mavi kadar dinlendirici ve sakinleştirici olabilir Bize genelde kırları ve ağaçları hatırlatır Bunun yanı sıra ilginç bir gerçek de yeşilin insan gözü tarafından en kolay ve güzel algılanan renk olmasıdır

Ayrıca bir rivayete göre de kalbimiz, bu rengin yaydığı enerji alanındaymış Doğanın ve baharın rengi olan yeşil kesinlikle güven veren renkmiş

Bir ilginç nokta daha: yeşil ile dekore edilmiş yerlerde yaşayan ve vakit geçiren insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği ispatlanmış!
Mor ve tonları
Eğer renklerin arasında bir asalet sıralaması yapılsaydı, mor ve tonları kesinlikle en üst noktada olurdu Mor, bilgeliği, sempatiyi, onuru ve asaleti simgeler Eski çağlardan beri de ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür Tarih kitaplarının anlattığına göre, yüksek sınıflar, saray mensupları ve kraliyet aileleri illa mor giyerlermiş

Kırmızı ve tonları
Bu rengi çok seviyorsanız dikkat edin! Ne kadar güzel ve çekici bir renk olsa da kırmızı insanı sinirli, huzursuz ve aç hissettirir!
Peki, her ne kadar canlılık ve dinamizm ile ilgili bir renk olsa da aslında mutluluğu temsil ettiğini biliyor musunuz? Eğer evinizin bir odasında kullanmak isterseniz dışarıdan gören bir insan sizin için şunları düşünecektir: “Bu kişi fiziksel olarak atak, canlı ve duygusal olarak da bir işi sonuna kadar götüren azimli ve kararlı biri olmalı”
Unutmayın, kesinlikle ama kesinlikle iştah açar! Tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır Eğer siyah veya grinin tonlarıyla beraber kullanırsanız ortaya çok sofistike bir görüntü çıkacaktır
Sarı ve tonları
Sarı güneşlidir, meyvelidir ve dikkatlidir! En dikkat edilen yazıların sarı üzerine siyahla yazılanlar olduğu keşfedilmiştir!

Aynı zamanda zekâyı, inceliği ve pratikliği de simgeler Sarı bir yandan da hüzün ve özlemin rengi olarak da sayılabilir Eğer bir odanızı sarı ağırlıklı döşeyecekseniz çok çok aşırıya kaçmamaya, yanında mutlaka zıt renkler kullanmaya özen gösterin

Portakal ve tonları
Portakal tam manasıyla kişileri hipnotize eden bir renktir Yapılan araştırmalar portakal rengin beyinsel aktiviteyi en hızlı duruma getirdiğini ve yaratıcılığı arttırdığını kanıtlamıştır Portakal aynı zamanda “dikkaatt ben burdayımm” diye bağıran bir renk olduğu için çocukların da çok ilgisini çeker Oyun çağına gelmiş bir çocuğunuz varsa odasında portakal tonlar kullanmak onu çok daha yaratıcı ve hareketli yapacaktır
Siyah ve tonları
Siyah renk, renklerin arasında en asil olanıdır Modern aynı zamanda retro, ve yüksek sınıfın tercih ettiği bir renktir Gücü ve tutkuyu temsil eder, gizemli ve ciddidir Beyaz ile birlikte kullanıldığında son derece dikkat çekici olur
Fakat aynı zamanda duygusallığı ve hüznü de simgeler İlginçtir, Türkiye’de ve Avrupa’da siyah renk matemi temsil ederken, Japonya’da mutluluktur Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır Einstein bir şeye konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih edermiş!
*Alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dolunayda Yapılabilecek İki Adet Bolluk Ritüeli…

729E949464C84ECC809022D1EFE55BD7[1]

1-BEREKET SAKSISI RİTÜELİ
Dolunay zamanı mor veya turuncu bir saksı satın alın.
Saksının dibine o gün yaptığınız alışverişin üzerine verilen demir parayı koyun.
Bir adet akik taşı ve bir adet kehribarı da ekleyin. Tüm bunların üzerine toprak koyun.

Bu saksıda bereketi sembolize eden fesleğen yetiştirin.  Her Dolunayda saksıyı dolunay ışığını alacak şekilde pencere önüne alın ki saksı  bollul ve bereketle dolsun…
2-BOLLUK KARIŞIMI RİTÜELİ
Adaçayı yaprağı, ıhlamur yaprağı, demir para, kehribar taşı, karanfil parçalarını altın rengi ipek bir keseye koyun. Kesenin ağzı sıkıca bağlanırken niyete odaklanın.

Keseyi pencere veya balkonun dış tarafında ip yardımı ile bağlayın/sarkıtın. Dolunayın ışığını aldığından emin olun ve sabaha keseyi içeri alın ve adaçayı dolu bir kasede bir sonraki dolunaya kadar bekletin. Ve ritüeli tekrarlayın…

Dışarıdan beklenen haberlerin gelişini hızlandırır, daha çok bereketi bolluğu eve/ofise davet eder…

Not. Bu ritüelleri dolunaya üç gün kala ve üç gün geçene kadar yapabilirsiniz…

Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ARKAMIZDAN KONUŞULUYOR OLDUĞUNU BİLSEK NE YAPALIM ÜZERİNE MİNİ HİKAYE ….

deniz-manzara-resimleri_627058[1]

 

AYNI OLAYI DEĞERLENDİRME ;KİŞİLERİN FARKLI BAKIŞ AÇILARINA GÖRE DEĞİŞEBİLİR;ARKAMIZDAN KONUŞULUYOR OLDUĞUNU BİLSEK NE YAPALIM ÜZERİNE MİNİ HİKAYE ….
Çocuğun ayakkabısı denize düşer ve kaybolur… Sahilde kumların üzerine şöyle yazar…
BU DENİZ HIRSIZDIR…
Biraz ötede bir balıkçı , ağına yakalanmış çok miktarda balığı kıyıya çeker ve kumlara şöyle yazar;
BU DENİZ CÖMERTTİR…
Bir genç denizde boğulur… Acılı, ağıt yakan annesi kumlara şöyle yazar;
BU DENİZ KATİLDİR…
İhtiyar bir balıkçı koca bir inci barındıran istiridye çıkarır denizden ve kumlara şöyle yazar;
BU DENİZİN GÖNLÜ ÇOK ZENGİNDİR…
Bir dalga gelir , sahilde yazılı tüm yazıları siler…
Bir BİLGE gelir ve kumlara şunu yazar;
“Eğer deniz olmak istiyorsan başkalarının söylediklerine çok önem vermeyin ….
***********************
Irmak olup GEÇMİŞTE YAŞANANLARI sürekli düşünüp üzülmek mi ,yoksa kendine dökülen ırmaklara sahiplik yapan ,onları bünyesine KABUL EDEN ;DENİZ mi olmak istiyoruz

Kaynak: Meltem Sezgin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Eğer o gün fabrika ayarlarımız bozuldu ise ,FREKANSIMIZI ÇABUCAK DENGELEMEK için

Energy-Healing[1]

 

Eğer o gün fabrika ayarlarımız bozuldu ise ,FREKANSIMIZI ÇABUCAK DENGELEMEK için
1.Dua edebiliriz (tövbe istiğfar ;Ayetel Kürsi ,Felak ,Nas,İnşirah ,özellikle kuranın kalbi Yasin..
2.Tuzlu veya sirkeli su ile yıkanabiliriz.
3.Meditasyon yapabiliriz
4 .SUYA NİYET YÜKLEMEK
Ayakta su içme hücreleri parçalıyor imiş( 4 bardak kadar sabah aç karnına;OTURARAK ;YUDUM YUDUM; -Japon su içme metodu -güne başlar iken ;kahvaltı 45 dakika sonra 😉
***************
Ve ek olarak
Mustafa Kaya /Su kanunu kitabından alıntı …
Her bardak su için BİR NİYET olmalı …
Birinci bardak yudum yudum su ,OTURARAK ,”Ben bedenen ;ruhen sağlıklıyım”
İkinci bardak su her yudumda aynı cümle olacak “Ben sakin ve aklı selim biriyim ”
Üçüncü bardak su niyeti “BEN çok seviyor ve seviliyorum ”
Dördüncü bardak su niyeti “Ben anda ve dengedeyim ”
OLABİLİR ;siz bu niyeti pozitif istediğiniz bir cümle yapabilirsiniz
Mustafa Kaya ‘nın “Su Kanunu “kitabında tüm pozitif niyetler var ,günde 2 litre su içmenin önemini çok keyifli anlatıyor ..

5.Ani gelişen bir kriz durumunda da içinizden öfkeyle tepki vermeden
önce veya sonrasında ;
BUNU DAHA FARKLI NASIL GÖREBİLİRİM(ACIM kursu cümlesi )
HAYATIN TÜMÜ BANA NEŞE ,KOLAYLIK VE İHTİŞAMLA GELİR (Access Bar cümlesi )
**********
Hakarete karşı susmak dahi mümkün olabiliyor bu alttaki 2 cümle ile (ACIM Mucizeler kursundan )
-HAKLI MI OLMAK İSTİYORUM ,MUTLU OLMAK İSTİYORUM
-EGODA MIYIM HAKİKATTE MİYİM (İçimizden söylüyoruz öfke ile karşılık vermeden önce ,yapabilirsek eğer Susabilmek mümkün oluyor )
**********
BU YAŞADIĞIM OLAYIN BANA İLAHİ HİZMETİ NEDİR (simyadan)
BU OLAYIN BANA HEDİYESİ NEDİR (simyadan )
Artık olan oldu ise de😂😂 sürekli o olayı düşünüp üzülmemek adına
**OLDU ÇÜNKÜ OLDU**
( ACIM Mucizeler kursu cümlesi )
Hemen sizi ANA getiriyor ve olayın negatif enerjisi sizden düşüyor )
Ayrıca her şey bir deneyim ve bir müfredat ile buradayız
DÜŞEBİLİRİZ ZAMAN ZAMAN ,”Beşeriz şaşarız
ÇABUK ÇIKMAK LÂZIM ,MESELE BU ..

6.Ve son olarak bildiğiniz şifa çalışmaları var ise (Elbette şifa Allah ‘tan ve onun izniyle ) onları yapıp ACİLEN KUYUDAN ÇIKMAK MÜMKÜN …VE LAZIM ….
7.Anda kalabilmek için ,o an yaptığımız her ne ise onu mükemmel yapmak sadece yaptığımız işe odaklanarak ;ORADA OLMAK ,kendini ŞİMDİYE ;ANA getirmek mümkün ,
Örneğin bir bardak su içiyorsunuz ,zihin sizi geçmişte üzüldüğünüz bir ana getirdi ,o an bardağın rengine ,bardağı tutan elinize ,parmaklarınızın duruş şekline ,varsa benim gibi 😂😂 ojelerinizin rengine ,içtiğiniz suyun tadına ,içebilme eylemini yapabildiğiniz için şükür etme haline odaklanın ;
ANA hoşgeldiniz …
Anda kalabilen;NEDENSİZ bir huzur ve NEDENDEN BAĞIMSIZ bir sevinç hali getirir diyor Echart Tolle .
Şimdi’nin GÜCÜ KİTABI /Echart Tolle ‘den ….
*****************
Âlemlerin Rabbine hürmetimle
Var olan herşeye duyduğum sonsuz hürmet ve saygılarımla ……

Meltem Sezgin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zeki İnsanlarda Mutlaka Göreceğiniz 14 Ortak Özellik

1.Sınırlarını Bilirler

Zeki insanlar her şeyi bilmediklerini söylemekten çekinmeyen insanlardır. Diğer insanlar garip bir şekilde bu özelliklerini cahil durmamak için gizlemeye çalışırlar. Zeki insan her şeyi bilmenin imkansız olduğunu çok iyi bilirler. Öğrenmeye devam etmek bu insanlar için büyük bir zevktir.

bilmek

2.Öğrenmeyi Çok Severler

Çoğu insan Apple markasının kurucusu, Steve Jobs’u zeki bir insan olarak görür. Aslında Steve Jobs’un en büyük yeteneği kendi deyimiyle öğrenmeyi çok seviyor olmasıdır. Steve Jobs gibi zekası ile geleceğini inşaa etmiş insanlar sürekli olarak kendilerine yeni bilgiler katarak ilerlemişlerdir. Onlara göre yeni bilgiler öğrenmek ufuk açıcıdır.

steve-jobs

3.Zihinleri Açıktır

Zeki insanlar yeni fikirlere her daim açıktırlar. Bu tarz insan tabulara bağlı kalmazlar. Özellikle insan haklarına karşı çok duyarlıdırlar. Yeni bir fikir sunduğunuz zaman odada sizi ilk olarak anlamaya çalışıp, sorular soran kişi daima en zeki olanlardır.

open-mind

4.Espiri Anlayışları Farklıdır

Zeki insanların espiri anlayışları vardır fakat bu tarz insanların espirilerini anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Günlük sayılabilecek sıradan olayların bile ardında yatan bir mizah öğesi görebilirler. Dünyayı farklı algıladıkları için kolay espiri üretebilirler. Eğer sizde aynı frekanstaysanız, bu insanları çok komik bulursunuz.

gu%cc%88lmek-2

5.Hatalarından Ders Çıkarırlar

Zeki insanlar yaptıkları hatalara takılıp kalmazlar. Onlar bu hatalardan ders çıkarıp, bu dersler ışığında hayatlarına devam etmenin öneminin farkındadırlar. Fazla duygusal insanlar bu durumlar karşısında yaptıkları hatalara takılıp hayatı kendilerine zorlaştırırlar. Örneğin Thomas Edison başarısının sırrı olarak birçok kez hata yapmış olmasına rağmen, asla hedefinden vazgeçmemiş olmasına bağlamıştır. (Ampülü icat etmeden önce 1000’den fazla hatalı deneme yaptığı söylenir.)

thomas-edison

6.Kolayca Adapte Olurlar

Zeki insanlar diğer insanlar gibi bulundukları ortama kolayca adapte olurlar. Değişimden ve farklılıktan şikayet etmek yerine kendilerini doğru pozisyonda konumlandırmak için çaba sarfederler. Herhangi bir ortama ve çabuk gelişen bir duruma kolay adapte olmak, zeki olduğunuza dair önemli bir göstergedir.

girl-happy

7.Sorun Çözmekte İyidirler

Şansa inanan ve buna göre hayatlarını yaşayan insanlar başarısız olmaya mahkumlardır. Zeki insanlar şansa değil çabalarına güvenirler. Birçok insanın çözemediği sorunları, onlar kolayca hal ederler. Zeki insanlar durumu analiz eder ve öğrendikleri bilgileri kullanarak karşılaştıkları olaylara çözüm bulurlar.

sorun-c%cc%a7o%cc%88zmek

8.Kendilerini Kontrol Ederler

Zeki insanlar kendilerini zorlayan olaylar karşısında sabırlı oldukları gibi aynı zamanda isteklerini de bir kenara koymasını bilirler. Daha iyisi için beklemeyi göze alıp anlık keyiflerin cazibesine kapılmazlar.

don-draper-mad-men

9.Sezgileri Güçlüdür

Zeki insanların sezgileri çok güçlüdür. Karşılarındaki insanın sözlerinin altında yatan gerçek anlamı çıkarma konusunda çok iyidirler. Örneğin bir insanın yardıma ihtiyacı varsa bunu hemen fark edebilirler. Bu yüzden zeki insanlar aynı zaman da çok iyi arkadaşlardır.

friends

10.Alacakları Riskleri Önceden Hesaplarlar

Risk almak kötü bir durum değildir hatta risk almayan insanların hayatlarında çok az önemli şey gerçeğe dönüşür. Fakat zeki insanlar alacakları riskleri önceden araştırırlar ve sonuçlarını iyice hesaplarlar. Bu yüzden zeki insanlar başarısız olsalar bile, hemen doğrulup dik bir şekilde hayatlarına devam edebilirler. Çünkü başarısızlık sonucu meydana gelecek hayal kırıklığı ve hasarıda önceden riskler dahilinde hesaplamışlardır.

hesap

11.Alçakgönüllülerdir

Alçakgönüllü olmak insanların kendinizi ezdireceğiniz anlamına gelmemektedir. Aksine alçakgönüllülük kendinizi kimseye ispatlamak zorunda olmadığınızı göstermenin en güzel yoludur. Hiç şüphesiz zeki bir insan bunun farkında ve çoğu zaman alçakgönüllüdür.

12.Yalnız Vakit Geçirmekten Keyif Alırlar

Zeki insanlar yalnız geçirdikleri zamanı diğer insanlara göre daha verimli geçirirler. Sürekli insanlarla vakit geçiren birinin, kendiyle iç muhakeme yapmak ve iç dünyasını geliştirmek için yeterli vakti bulamayacağının farkındadırlar.

yalniz

13.Meraklıdırlar

Herkesin bildiği üzere sürekli soru soran çocuklar zeki olmaya daha meyillidirler. Konu yetişkinler olduğunda da bu durumda bir değişim yaşanmaz. Zeki insanların en belirgin özelliklerinden biride etraflarına ve bilmediklerine karşı duydukları merak ve öğrenme isteğidir.

merak

14.İnsanlarla Aynı Fikirde Olma Derdine Düşmezler

Zeki insanlar sırf sürüden ayrı düşmemek uğruna kendi düşüncelerinden ve doğru gördüklerinden vazgeçmeyi saçma bulurlar. Bu yüzden diğer insanlarla aynı fikirde olma ya da diğer insanlardan onay alma derdine düşmezler. Büyük işlerin ardında yatan zihinler genellikle hep kendi fikirlerine ve düşünme yetisine güvenmiş kimselerdir.

http://filoji.com/zeki-insanlar-da-bulunan-14-ozellik/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Geceleri sürekli olarak aynı saat aralarında uyanmak bir tesadüf değildir. Uyandığınız saat aralığı sizinle ilgili önemli bilgileri açığa çıkarmaktadır.

2odqBRYlrkapA1SXyybu6g[1]

 

 

Geceleri sürekli olarak aynı saat aralarında uyanmak bir tesadüf değildir. Uyandığınız saat aralığı sizinle ilgili önemli bilgileri açığa çıkarmaktadır.
Eğer Akşam Saat 9 ile 11 Arası Uyanıyorsanız
Bu saatler arasında sürekli olarak uyanıyorsanız uykuya dalamıyorsunuzdur. Bu sorunu uyumadan önce meditasyon yaparak, kitap okuyarak ve elektronik aletlerden uzak kalarak çözebilirsiniz.

Eğer Gece Saat 11 ile 1 Arasında Uyanıyorsanız
Bu saatler de enerji safra kesesinden geçmektedir ve duygusal olarak hayal kırıklığına uğradığınızı hissettiğiniz zamanlarda bu durumla sık karşılaşabilirsiniz. Bunu çözmek için kendinizi ve size kötü hissettiren kişisi affetmeli ve kendinizi rahatlatmalısınız.

Eğer Gece 1 ile 3 Arası Uyanıyorsanız
Karaciğeriniz enerjinizi emmektedir ve bu sizde sinirli bir ruh haline sebep olmaktadır. Yang enerjiniz yükseldiği için dengesiz bir ruh haline bürüneceksiniz. Bu sorunu çözmek için uyumadan önce soğuk su için. Bunun da ötesinde sorunu esaslı olarak çözebilmek için neden böyle hissettiğinize dair düşünün.

Eğer Gece Saat 3 ile 5 Arası Uyanıyorsanız
Enerjiniz akciğerleriniz de dolaştığı için bu saatler arasında nefes darlığı çekebilirsiniz. Bu saatlerde sık sık uyanmak, hayat, yaşayış, geleceğiniz ve kader üzerine yoğun düşünceler içinde olduğunuzun kanıtıdır. Bu durumdan kurtulabilmek için hayatınızın akışıyla barış içinde olacak ruh halini bulmanız şarttır.

Eğer Sabah 5 ile 7 Arası Uyanıyorsanız

Bu saatler arasında enerjinizin bağırsaklarınızdan geçtiğini hissedeceksiniz. Eğer bu kadar erken uyanıyorsanız, uyumadan önce esneme hareketleri yapmalısınız.Ayrıca eğer bu saatlerde istemsiz uyanıyorsanız, aynı zaman da sindirim ve boşaltım sistemi ile ilgili sorunlar yaşıyor olabilirsiniz. Çünkü bu saatler de kabız veya ishal olma ihtimaliniz bir hayli yüksektir. Fakat bu durum eğer sabah işiniz yoksa geçerlidir. Okula veya işe gidecekseniz uykuya geri dönmek sizin için bir seçenek olmayacaktır.

http://filoji.com/geceleri-ayni-saat-araliginda-uyanmanin-sebeplerini-gorunce-cok-sasiracaksiniz/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kuantum Sıçrama-Hastalıklar ve Anlamları

b9e40a7b-20df-4ed9-8a93-94a38febfaaa[1]

 

Kuantum Sıçrama-Hastalıklar ve Anlamları / R. Şanal
MİGREN
Nedeni:
Mükemmelliyetçilik. Yaptığını bir türlü yeterli bulamamak. Kendisini içten içe ve sürekli olarak eleştirmek. Bu gibi kişiler, aynı zamanda başkalarını da sürekli olarak eleştirirler ve kırıcı olurlar. Kimseyi beğenmezler.
Çekirdek İnanç:
“Mükemmel ve benden beklenildiği gibi birisi olamazsam, güvende olmam.”
Yeni Kodlama:
Sevilmek ve takdir edilmek için, mükemmel olmak zorunda değilim.
Kendimi seviyorum ve olduğum halim, zâten tam ve eksiksizdir.
Ben sâdece, o anda yapabildiğimin en iyisini yaparım. Ve o işi yaparken de, bunun keyfini çıkarırım.
Yaptığım iş, beni değerli ya da değersiz yapmaz.
Başarılı ya da başarısız yapmaz.
Ben nasılsam, zâten öyle iyiyimdir.
Bu kararımı uygulamanı istiyorum.
Bunu bütün hücrelerime iletmeni istiyorum.
….
GUATR
Nedeni:
Kendini ifâde edememek. Gerçek duygularını ve düşüncelerini söyleyememek. Bu gibi kişilerin özellikle kızgınlıklarını ve öfkelerini dışa vurma konusunda problemleri vardır.
Çekirdek İnanç:
“Kendimi ifâde edersem, güvende olmam.”
Yeni Kodlama:
Duygu ve düşüncelerimi özgürce ifâde ettikçe, güvende olurum ve güçlü olurum.
Düşüncelerimi ifâde ettikçe, insanlarla gerçek bir iletişim kuruyorum. Anlaşılıyorum kolayca.
İşte yeni düşüncem budur.
Bu düşüncemi derhal bütün hücrelerime iletmeni ve uygulamaya koymanı istiyorum ve sana şimdiden teşekkür ediyorum.
….
KALPLE İLGİLİ SORUNLAR
Nedeni:
Sevgi alış-verişinde tıkanma. Sevilmediğine inanma. Küskünlük, terkedilmişlik duygusu ve bir daha yanı durumu yaşamamak için kalbin kapatılması. Katı ve sert durmak.
Çekirdek İnanç:
“Seversem ve sevilirsem, güvende olmam.”
Yeni Kodlama:
Kalbimi sevgiye açıyorum ve bunun beni güvende tutup, güçlü kılacağını biliyorum. Sevgimi ifâde ediyorum. Kimse benim kalbimi kıramaz, ben izin vermedikçe.
Sevmek ve sevilmek beni güçlü kılar.
Sevginin kaynağı bendedir. Bir kişiye bağlı değildir.
İşte bu düşünceler, beni güçlü ve güvenli kılar.
Şimdi bu düşüncemi uygulamanı istiyorum.
….
BOYUN SORUNLARI (FITIK, DÜZLEŞME)
Nedeni:
Kontrol. Değişimden korkmak. Sürpriz gelişmelerin kendilerine zarar vereceğini düşünmek.
Çekirdek İnanç:
“Kontrol ettikçe, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Hayata güveniyorum ve kendimi hayata bırakıyorum (bunu birkaç kez söyleyin.) yaşadığım her şey beni daha ileriye götürür. Güçlü ve olgun birisi haline getirir.
Hayata güveniyorum. Rahat ve huzurluyum.
Şimdi gevşiyor ve rahatlıyorum.
İşte bu düşüncemi uygulamaya geçirmeni istiyorum ve eski kararımı iptal ediyorum.
….
BEL FITIKLARI
Nedeni:
Kendileriyle ilgili olmayan sorumlulukları taşımak zorunda kalmak.
Çekirdek İnanç:
“Sevdiklerimin yükünü üzerime alırsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Ben, sâdece kendi hayatımdan sorumluyum ve kendi hayat sorumluluğumu taşıyorum.
Başkalarının yüklerini ve sorunlarını omuzlamak zorunda değilim.
Onlar da kendi hayat sorumluluklarını kolayca taşırlar.
Hafifliyorum. Bir kuş kadar.
Sapasağlam ayağımı toprağa basıyor ve kendi planlarımı uygulamak için ilerliyorum.
….
ASTIM
Nedeni:
Hayatı haketmediğini düşünmek. Suçluluk duygusu içinde olmak.
Çekirdek İnanç:
“Neşeyi, başarıyı ve huzuru kabul etmezsem, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Hayatı solumayı hak ediyorum.
Mutluluğu ve huzuru hakediyorum.
Ben, hayatın bana sunacağı her türlü bolluğu, iyiliği ve başarıyı almayı hakediyorum.
Hayatı ciğerlerime dolduruyor ve bu havayı bütün hücrelerime ulaştırıyorum.
….
ŞEKER (DİABET)
Nedeni:
Hayatı sâdece bir görev olarak görmek, neşesizlik ve keyifsizlik hali. Neşeyle beslenememek.
Çekirdek İnanç:
“Hayatım benim mutluluğuma hizmet etmez. Ben ona hizmet ederim.”
Yeni Kodlama:
Hayatıma, neşeyi ve mutluluğu dâhil ediyorum.
Keyif alacağım ve beni mutlu eden şeylerle ilgilendikçe güvende olurum (bu cümleyi birkaç kez söyleyin).
İşimi büyük bir keyifle yapıyorum. Bir oyun gibi. Yaptığım işin sonuçlarından çok, kendisiyle ilgileniyorum. Keyfini çıkartıyorum.
Denemenin ve oynamanın keyfini.
İçimdeki çocuğu açığa çıkartıyorum.
….
KABIZLIK
Nedeni:
Elde tutmak ihtiyacı. Geleceğe karşı güvensizlik duymak ve akışa direnmek.
Çekirdek İnanç:
“Kontrol edersem, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Kendimi hayatın akışına rahatça bırakıyorum ve güvende oluyorum.
Bırakıyorum…bırakıyorum…ve güvende oluyorum.
Akışı içimde hissediyorum.
Rahatım ve huzurluyum.
Ben de kendimi yeniliyorum. Her an.
….
DİZLERDE SORUNLAR
Nedeni:
Güçsüzlük. Kendi hedeflerini gerçekleştirme konusunda duyulan korku.
Çekirdek İnanç:
“Bana başkaları tarafından sunulan hedef için yaşarsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Kendi hayat amaçlarım doğrultusunda yaşayıp, beni mutlu edecek şeyleri yaparak güvende ve güçlü olurum.
Yeni kararım budur ve bu kararımı uygulamanı istiyorum.
….
RAHİMDE VE MEMEDE MİYOMLAR
Nedeni:
Cinselliğin ve kadın kimliğinin reddi. Kendini değersiz görme.
Çekirdek İnanç:
“Kadın kimliğimi reddedersem, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Kadın kimliğimi ve cinselliğimi kucaklıyorum. Kabul ediyorum ve özgürce ifâde ediyorum, beni güvende tutacak olan yeni kararım budur (bu cümleyi birkaç kez okuyun.)
Kendimi kucaklıyorum. Olduğum halim, tam ve eksiksizdir.
Değişmeye ve değiştirmeye ihtiyaç duymuyorum.
Öylece kabul ederek güvende oluyorum.
Kadınlığımı kabul edip-kucakladıkça, kendimi sağlıklı hissederim. Huzurlu ve mutlu olurum.
….
MS
Nedeni:
Hayatı uzanıp-alamamak. Suçluluk duygusu hissetmek. İstememek ve elde etmemek.
Çekirdek İnanç:
“Uzanıp-almazsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Ben, arzu ettiğim şeyleri uzanıp-almayı seçiyorum ve bu, beni güvenli kılıyor (bu cümleyi birkaç kez okuyun).
Beni mutlu edecek olan şeyleri uzanıp-alırsam, güçlü ve güvende olurum.
Ben, sâdece kendi hayatımdan sorumluyum.
Başkalarını mutlu ya da mutsuz yapamam. Ancak onlar kendilerini mutsuz kılarlar.
Ben, kendimi mutlu etme yeteneğine sahibim ve bu gücü kullanıyorum. Ancak o zaman güvende olurum.
….
İŞİTME KAYBI
Nedeni:
Duymayı reddetmek.
Çekirdek İnanç: “Duymazsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Duymayı seçiyorum. Gerçeği duymak, beni güçlü kılıyor. Her duyduğumu uygulamak zorunda değilim. Onu, kendi akıl süzgecimden geçirerek uygularım ya da uygulamam. Bu, benim seçimimdir. Ben, bu konuda özgürüm.
Aynı zamanda, kalbimden gelen bilgeliği işitmek ve bunları yapmak bana güç verir.
İşitiyorum ve bu, beni güvende kılıyor.
Duyuyorum. Duyduğumu değerlendiriyorum.
….
BÖBREK SORUNU
Nedeni:
Güçlü bir korku ve yalnızlık duygusu.
Çekirdek İnanç:
“Başkalarının desteğini alırsam, güvende olurum.”
Yeni Kodlama:
Güven içindeyim. Hayata ve kendime güveniyorum. Yapabilirim ve güçlüyüm.
Güçlüyüm. Her anlamda bu gücü hissediyorum.
….
EPİLEPSİ
Nedeni:
Beynin sâdece bir yarım küresinin aşırı kullanımı. Kontrol, güç ve bilme ihtiyacı. Sevgiyi reddetme. Beynin özellikle sol tarafının diğer tarafının aleyhine fazlaca kullanımından doğan aşırı elektrik yükü ve bunun sonucunda oluşan deşarj.
Çekirdek İnanç:
“Güven duyarak kendimi açar ve bırakırsam, sorunlar yaşarım ve güvende olmam.”
Yeni Kodlama:
Güvenmeyi ve bırakmayı seçiyorum. Kalbimi sevgiye açıyorum. Çünkü gerçek sevgi, beni açar, genişletir ve güçlendirir.
Sevmek zayıflık değil, güçtür.
Duygularımı ifâde etmeyi seçiyorum. Zayıflıklarımı ve üzüntülerimi.
Onlar benim hazinelerimdir.
..
Teşekkürler N

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için,yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum,

39977390-dreamcatcher-rainbow-feathers[1]

 

 

Kendime hastalığı, parasızlığı, işsizliği yaşattığım için,
yeniye geçmekten, değişimlerden korktuğum,
sonuçta yine yaşama güvenmediğim için, kendimden özür dilerim.
Sınırlama ve kurallar içinde yaşadığım,
hayatı kontrol etmeye çalışarak inatçı olduğum,
yaratıcılığımı kullanmayı reddederek yaşadığım için,
kendim olmayı reddettiğim,
şükürsüzlüğüm,
şefkat, sevgi, anlayış, hoşgörü, paylaşma duygularını unuttuğum,
beklentiler içinde yaşayıp “hiçbir beklentim yok” diyerek kendime söylediğim tüm yalanlar için, kendimden özür dilerim..
Kararsızlıklarım,
öfkem, kızgınlığım için, tüm parçalarımdan özür dilerim..
Bedenimin kıymetini bilmediğim,
ruhumun istekleri doğrultusunda hareket etmediğim,
içimden gelen sesi dinlemediğim,
zihnimi olumsuz enerjiler içinde doldurup sonra da devamlı yaşamdan şikâyet ettiğim için,
ruhumun isteği doğrultusunda adım atmaktan korktuğum,
cesaretsizliğim,
zamanımın değerini bilemediğim,
kendime yapmış olduğum tüm saygısızlıklar için,
başkalarının beni üzmesine izin verdiğim,
yaşam amacıma hizmet etmeyen oyunlar kurduğum vs. vs. için kendimden, buna neden olan, bugüne kadar yok saydığım kabul etmediğim tüm bu parçalarımdan çok özür dilerim..
Gücümü kötüye kullandığım,
kendimi üstün gördüğüm,
başkalarını küçümsediğim,
haksızlık yaptığım,
kendimi değersizleştirdiğim için, kendimden ve tüm parçalarımdan özür dilerim.
Kendime vermiş olduğum sözleri tutmadığım için, kendimden özür dilerim.
Hırslarıma yenik düşüp kibir ve gurur içinde davrandığım her an için,
kendime olan güvensizliğim inançsızlığım için, kendimden özür dilerim.
Gücümü başkalarına devrederek beni yönetmelerine izin verdiğim için,
kendime yaşatmış olduğum tüm baskılar,
enerjimi düşürüp kendimi yaşamdan kopardığım için,
kendimi yalnızlığa mahkûm ettiğim,
korkuların beni yönetmesine izin verdiğim için,
başkalarının kendisini kötü hissetmesine neden olduğum,
suçlayıcı konuşmalarım için, kendimden özür dilerim..
Olumsuz yaşanan her olayın güzel şeyleri arzulayabilmem için yaşandığını,
arzu duygusunun yaşanması için deneyimlendiğini,
bunlara şükrettiğimde, minnettarlık içinde yaşadığımda sahip olduğum tüm güzelliklerin büyüdüğünü öğrendim.
Farkında olursam,
sınırlarımı kaldırırsam,
yaşanan olaydaki hizmeti ve sevgiyi görmeye niyet edersem, her deneyimin insanı ne kadar büyüttüğünü, ilerlettiğini öğrendim..
Sonuçta kendimi olduğum gibi sevgiyle kabul etmeyi öğrendim.
Ben kendimle barıştım.
Tanrının parçası olarak kendimle barıştığımda, Tanrı’yla barıştım.
Kendimi kucaklamayı öğrendim.
Kendimle barışıp, kendimi tam olarak kucakladığımda hayatımın sorumluluklarını alınca gözümdeki perde kalktı ve sanki dünyadaki tüm perdeler kalktı.
Artık kalbim açık ve sevginin yaşamımda özgürce dolaşmasına izin veriyorum. Tüm ruhumla, benliğimle, kalbimle seviyorum, kendimi, insanları ve yaşamı..
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?

kendini-sevmek[1]

 

Üzgünüm,
Beni affet,
Seni seviyorum,
Teşekkür ederim..
Bu mucize dörtlemeyi Joe Vitale’nin dilinden bir videoda öğrenmiştim. Çok özüme yattı, defterime yazıp kısmeti olan insanlara anlatmaya başladım. Bu arada birkaç yıldır kırgın olduğumuz Mersin’de yaşayan rahmetli ev sahibim, annem Ümran HANNİ için içimden tekrar edip Bayramda O’nu aramaya karar verdim. Bayramda köyde, ocağın başında birşey karıştırırken telefon çaldı. Arayan Ümran Teyzemdi. Bu mucizeyi yaşamasam da inanır mıydım? Evet. Bütün kalbimle. Siz de deneyin. Bakın neler olacak..
Ö.T.. 🙃
“2 yıl önce, Hawaii’de, bir koğuş dolusu akıl hastası suçluyu onları hiç görmeden tedavi eden bir terapist olduğunu duymuştum. Terapist, hastaların dosyalarını incelemiş ve sonrasında kendisinin bu kişilerin hastalıklarını nasıl yarattığını görmek için kendi içine bakmış. Kendisi geliştikçe, hastalar da gelişme göstermiş.
Bu hikayeyi ilk duyduğumda bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştüm.
Biri, kendini iyileştirerek başkalarını nasıl iyileştirebilirdi ki? Bu kişi bilge bir kişi olsa bile akıl hastası suçluları nasıl iyileştirebilirdi?
Anlamamıştım. Mantıksızdı. Ve hikâyeyi unutup gittim.
Ta ki hikayeyi bir yıl sonra yeniden duyana kadar. Terapistin” Ho’oponopono” adında bir Hawaii iyileştirme yöntemi kullandığını duydum. Daha önce bu yöntemi duymamıştım. Hikayeyi yeniden unutup gitmek istemiyordum. Eğer hikaye tümüyle doğruysa, hakkında daha fazla şey öğrenmeliydim.
Şu ana kadar “sorumluluk” kelimesinin anlamını, yaptıklarımdan ve düşündüklerimden sorumlu olduğum şeklinde anlardım. Daha ötesinden değil. Ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının yaptıklarından değil diye düşünürdüm. Birçok akıl hastasını iyileştiren Hawaiili terapist bana sorumluluğun ne demek olduğu konusunda yeni bir bakış açısı kazandırdı.
Adı Dr. Ihaleakala Hew Len. İlk telefon görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Ona hikayenin tamamını bana anlatıp anlatamayacağını sordum. Hawaii Eyalet Hastanesi’nde dört sene boyunca çalıştığını söyledi. Akıl hastası suçluların bulunduğu koğuş oldukça tehlikeliymiş. Terapistler bir ay içinde istifa ediyorlarmış. Hastane personeli sıkça hastalık izni alıyormuş ya da istifa ediyormuş. Hastalar tarafından saldırıya uğrama korkusundan dolayı, koğuşta sırtlarını duvara çevirerek yürüyorlarmış. Kısacası burası yaşamak, çalışmak ya da ziyaret etmek için hoş bir yer değilmiş.
Dr. Len bana hastaları hiç görmediğini anlattı. Ofisinde oturup hastaların dosyalarını incelemiş. Hastaların dosyalarına bakarken kendi üzerinde çalışmış. Ve kendi üzerinde çalıştıkça hastalar iyileşmeye başlamış.
“Birkaç ay sonra, daha önceden elleri kelepçeli dolaşan hastalara serbestçe dolaşmaları için izin verilmeye başlandı” dedi bana. “Ağır ilaç tedavilerine maruz kalan hastalar ilaç tedavilerini bıraktılar. Serbest bırakılmaları konusunda hiç ihtimal olmayanlar serbest kaldı.”
Şaşkınlık içindeydim.
“Sadece bu kadar değil, diye devam etti. Ve personel işe gelmekten hoşlanmaya başladı. İşe gelmeme ve sıkça olan işten ayrılmalar bitti. Personel ihtiyaçtan daha fazla sayıda olmaya başladı, çünkü hastalar serbest bırakılıyordu. Personelin yapacak bir işi kalmamıştı. Bugün, bu koğuş kapalı.”
Ve işte en önemli soru; “Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?”
“Onları yaratan kendi parçamı iyileştirdim sadece” dedi.
Anlamadım.
Dr. Len hayatından sorumlu olmanın, hayatındaki her şeyden sorumlu olmak olduğunu söyledi. Aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor. Tam manasıyla, tüm dünya senin yaratımın..
Hmmm. Kolay sindirilebilir bir şey değil. Söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmakla, hayatındaki tüm insanların söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmak farklıdır.
Gerçek şu ki, eğer hayatının sorumluluğunu alıyorsan hayatında gördüğün, işittiğin, tattığın, dokunduğun ya da herhangi bir şekilde deneyimlediğin her şey senin sorumluluğun altındadır. Çünkü hepsi senin hayatında olmaktadır.
Terör eylemleri, ülke yöneticileri, ülkenin mali durumu ve hoşuna gitmeyen diğer şeyler, hepsi şifalanmak üzere sana geliyor. Onlar aslında yoklar. Onlar sadece iç dünyanın birer yansıması. Sorun onlarda değil, sende.. Onları değiştirmek istiyorsan, kendini değiştirmelisin..
Bunu kabul etmeyi ve hayata geçirmeyi bir kenara bırak, kavramak bile kolay değil, biliyorum.
Suçlamak, sorumluluk almaktan kolaydır.
Fakat Dr. Len’le konuştukça onun kendisini nasıl iyileştirdiğini ve ho’opnopono yönteminin kendini sevmek anlamına geldiğini kavramaya başladım. Hayatının gelişmesini istiyorsan, onu iyileştirmelisin.
Eğer birini iyileştirmek istiyorsan -bu akıl hastası bir suçlu bile olabilir- bunu ancak kendini iyileştirerek yapabilirsin.
Dr. Len’e kendisini nasıl iyileştirdiğini sordum. Hastaların dosyalarına bakarken ne yapmıştı?
“Sadece, tekrar, tekrar ‘üzgünüm’, ‘seni seviyorum, içimde senin bu acına, hastalığına sebep olan her ne oluyorsa bunun için senden af diliyorum, dedim” dedi.
Bu kadar mı?
Bu kadar.
Sonuç olarak, kendini sevmek kendini geliştirmenin en önemli yoludur ve kendini geliştirdikçe dünyan gelişir.
Bu konu hakkında bir örnek vermeme izin verin; Bir gün biri bana beni üzen bir e-posta gönderdi. Eskiden olsa, bu konu üzerindeki çalışmamı, zayıf duygusal noktalarımı araştırarak ya da hoş olmayan bu e-postayı gönderen kişinin bunu neden yapmış olabileceğini bulmaya çalışarak yapardım. Bu sefer, Dr. Len’in yöntemini kullanmaya karar verdim. İçimden; “Üzgünüm” ve “Seni seviyorum,” dedim. Bu dediklerimi özellikle bir kişiye yönelik söylemedim. Sadece, dış koşulları yaratan içimdeki parçamı iyileştirmesi için sevginin ruhunu yardıma çağırdım.
Bir saat sonra aynı kişiden bir e-posta daha aldım. Önceki e-posta için özür diliyordu. Bu özür için herhangi özel bir eylemde bulunmamıştım. Ona herhangi bir şey yazmamıştım. “Seni seviyorum” diyerek içimdeki, o kişiyi yaratan parçamı iyileştirmiştim.
Daha sonra Dr. Len tarafından düzenlenen bir ho’oponopono workshopuna katıldım. 70 yaşında, saygıdeğer yaşlıca bir şaman. Ve bir münzevi gibi. “Çekim Yasası Sırrı” adlı kitabımla ilgili güzel şeyler söyledi. Kendimi geliştirirsem, kitaplarımın titreşiminin artacağını ve okuyucuların bunu hissedeceklerini söyledi. Kısacası, kendimi geliştirirsem okuyucularım da gelişecekti.
“Şu anda piyasada, dış dünyada olan kitaplar hakkında ne dersin?” diye sordum.
“Onlar orada değiller,”dedi. Bilgeliği aklımı karıştırmıştı. “Onlar hâlâ içinde.”
Dış dünya diye bir şey yok.
Bu gelişkin tekniği hak ettiği derinlikte anlatabilmek için bir kitap yazmak gerekir ama kısaca şunu söyleyebiliriz;
Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: SENİN KENDİ İÇİN..
İçine baktığında, bunu sevgiyle yap..”
Joe Vitale

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

80’li Yıllarda Öğrenciydik…

21764884_841374906039594_4305076380595630633_n[1]

Saçlara jöle, tırnaklara oje, sürülemez,
spor ayakkabıyla okula girilemezdi.
Erkekler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse girilemezdi.
Sabahları bahçede sıra olunur, pazartesi sabah Cuma öğleden sonra müdür konuşma yapar, özel günlerden biriyse saygı duruşu yapılır ve gerçekten saygıyla durulur, İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmaz, saygı duyulurdu.
Öğretmenlerle dalga geçilemez, veli toplantıları aileye korkarak bildirilir, okulda “konuştuğun” (sevgilin) varsa sadece bahçede yan yana yürünürdü.
Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı. Gömlekler pantolonların – eteklerin, içine sokulur, okul renkleri dışında bir renk giymek yürek isterdi.
Küpe, kolye, yüzük, bilezik hafta sonları takılır, saçlar erkeklerde tıraşsız, kızlarda 3 boğum örgüsüz ise disipline gidilirdi.
Cep telefonu yoktu, internet de yoktu ama yine de öğrenciler birbirleri ile haberleşirdi.
Biyoloji dersinde üreme konusu anlatılırken utanılır, aruz ölçüsü ezberlerken delirilir, milli güvenlik hocaları askeri disipline sokmaya çalışırdı.
Okul kitapları üzerinde sevilen sanatçı resimlerini olduğu klasörlerde taşınır, ders yılı başında mutlaka kap kâğıdıyla kaplanır, etiketler yapıştırılır, etikete adı-soyadı- sınıfı- hangi dersin kitabı olduğu yazılır, o derse ait defterler de kolaylık olsun diye aynı desen kap kâğıdıyla kaplanır, ders sırasında yanında kitabı olmayan azarlanırdı.
Sınıflar kalabalık olsa da çıt çıkmadan ders dinlenir, boş derslerde sınıftan çıkılmaz, ders saatlerinde okul sınırlarını ihlal etmek isteyenlere acınmazdı.
Ödevler mutlaka yapılır, dönem ödevleri için kütüphaneler, meydanloueres, ana ya da temel britanikalar taranır, ödevler elle ve mutlaka dolmakalemle yazılırdı.
Yat denince yatılır, sabah okula servis yerine otobüsle gidilir, bazen çanta yoklaması yapılır, okula yasak bir şey getirilemezdi.-okulun herhangi bir yerinde sakız çiğnenemez, derslerde bir şey yenemez, su içmeye gitmek için izin istenirdi.
Birine uyuz olduysak öğretmene şikâyet eder, asla kendimiz sopayla, bıçakla girişmez, çeteleşmez, okul dışında bile kavga etmezdik. Bilirdik ki kavga edersek evde ya da okulda bi posta daha dayak var.
Kızlarla erkekler birbirine mesafeli durur, el şakası yapmaz, küfürlü konuşmaz, efendilik bozulmazdı.
Yerli malı haftası sınıf pikniğine döner, her tür yiyecek bulunur ve biz bu yemekleri paylaşırdık.
Kitap okurduk örneğin, ödev bile olsa okurduk. Değiştirip kitapları öyle okur, kütüphaneden kimlik çıkartır kütüphanede okurduk.
Biz öğrenci gibi öğrenciydik. Saygılıydık, tertipliydik, edepliydik…
Biz çok güzel öğrencilerdik. Çok zor da olsa o dönemlerde…😊
ALINTIDIR____

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Her Kadının Kafasına Kazıması Gereken 22 Altın Madde

a41f55b01227e59795c0045f47ec967c[1]

Unutma, sen değerlisin. Çalışsan da çalışmasan da… Ünlü olsan da olmasan da… Sen sen olduğun için bi’tanesin.
Kadın olmanın tadını çıkartmalısın. Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his… Sen ŞAHANESİN…

Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.
Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.

Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok. Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin.
Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin. Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.

Evlilik hiçbir şeyin kesin çözümü değildir sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir. Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.
Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.

Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin. Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir. Buna asla izin verme.
Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan; herkes sana öyle davranır. Asla ama asla kendini küçümseme.

Evde oturup derdine yanma. Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama. Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!
Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin. Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!

Sevgilini çok sevmelisin. Öyle herkese ‘sevgili’ dememelisin. Fakat çok sevmen demek, kendini ayaklar altına alman demek değildir. Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?
Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin… Kadınlık şıklık demektir.

Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç! Onlar sen olamaz, sen de onlar… Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.
Kız arkadaşların önemlidir, en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin. Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin. Sadece kötü gününde değil, başarında, mutluluğunda da yanında olan, yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.

Erkekler çocuktur. Nokta!
Çocuğunu hem sevecek hem kızacak, icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.!
Sen renklisin, sen beceriklisin, sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın, sen sonsun… Mecbursun, bunu fark edeceksin!

Her şey bir karar vermene bakar.
Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.
Yapamayacağın şey yok. Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok! Şu an silkelenip kendine geleceksin!
Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum,
SEN ÖZELSİN, SEN BİR TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN…

http://www.50densonrahayat.com/haber/her-kadinin-kafasina-kazimasi-gereken-22-altin-madde-haberi-742.html

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beynim Neden Susmuyor?” Diyen Aşırı Düşünürlerin Hayatını Kurtaracak Teknik: “Mindfulness”

meditasyon-yoga[1]

 

Bunun için herkes kendince farklı çözümler üretmekte. Ancak bugün sizlere bilimsel olarakta incelenmiş ve beyin fonksiyonlarında değişimlere yol açtığı kanıtlanmış bir teknikten bahsedeceğim; “Mindfulness”
Esasında kökleri çok eskiye, Zen felsefesine kadar uzanan bir meditasyon yöntemi olan mindfulness bugün Avrupa ve Amerika’da birçok psikoloji uzmanı tarafından hastalara öneriliyor ve büyük bir iyileşme oranı ile başarı gösteriyor. Peki ama bizi istenmeyen düşüncelerden arındırma iddiasındaki mindfulness tekniğini biz nasıl uygulayacağız?

Aslında mindfulness tekniğini uygulamak oldukça basit ancak zorlayıcılığı da bu basitliğinde saklı. Şöyle ki; Düşünceler yine sizi rahatsız ettiği anda hemen kendinizi dış etmenler tarafından rahatsız edilmeyeceğinize emin olduğunuz bir yerde, rahat ettiğiniz bir pozisyona geçirin. Oturur ya da yatar vaziyette de olabilirsiniz. Tekniğin esası bedensel olarak rahat edebildiğiniz konumu bulmaktır. Ardından nefesinize odaklanın. Nefesinizin burnunuz veya ağzınızdan ciğerlerinize doluşunu ve ardından tekrar aynı yolu izleyerek bedeninizi terkedişini farkedin. Yani beyninizi meşgul eden şeyin nefesiniz olmasını sağlayın. Farklı bir nefes ritmi tutturmaya çalışmayın. Her zaman nasıl nefes alıyorsanız öyle alın. Farklı yapacağınız tek şey her zaman aldığınız sıradan “nefesi” vücudunuza girip çıkarken takip etmek olacak.

Kağıt üzerinde oldukça basit gözüken bu işlemi yapmaya çalışırken beynininizin size oynayacağı oyunları, size kurduğu düşünce tuzaklarını farkedeceksiniz. Beyniniz adeta bunu yapmamanız için çığlık atacak, bu nefes egzersizinin saçma olduğunu söyleyip sizi rahatsız eden düşüncelere geri dönmeniz için sizi zorlayacak, birden beliren balonlar şeklinde rahatsız edici, ya da alakasız düşünceler sunacaktır önünüze. İşte bu küçük oyunlar, bizim emrimiz altında olması gereken beynimizin nasıl kontrol dışı hale geldiğini görmeniz için gerekli olan andır.

Zen üstadları bize istemediğimiz şeyler düşündürten kontrol dışı bu zihin yapısına “monkey mind” yani maymun zihin adını takmışlardır. Düşününce gerçekten de, tıpkı bir maymun gibi sağa sola atlamakta, sürekli olarak bir şeyler istemekte, sesler çıkarmaktadır zihnimizin bu kısmı ve onu nasıl eğiteceğimizi bilemediğimiz için bizi yorarak bize hükmetmeye başlamıştır.

Nefesinizi takip ederken “maymun zihin” yine iş başında olacaktır. Beyniniz sizin dikkatinizi çekmek için her yolu deneyecektir ancak siz tepkisiz kalacaksınız. Her zaman takip ettiğiniz, tartışmaya girdiğiniz ve sizi yiyip bitiren düşüncelerin orda kendi hallerinde debelenmelerine izin vereceksiniz. Sizin yapmanız gereken tek şey nefesinizi dinlemeye devam etmek olacak. Nefesinizi takip etmeye çalıştıkça beyninizin size bunu yaptırmamak için çırpınıp duracak ve ara sıra nefesinizi takip etmeyi size unutturmayı başaracaktır da. Bunu farkettiğiniz anda hemen nefesinize geri dönün. Beyninizde patlayan düşünce balonlarına yanıt vermeyin, size sorular soracaktır cevapsız bırakın. Düşündüğünüz tek şey nefesinizin içeri girişi ve dışarı çıkışı olsun. Bu maymun zihni çaresiz bırakacak ve susturacaktır.

 

Bir süre sonra garip bir sessizlik hissedeceksiniz. Beyniniz ağlamaktan yorgun düşmüş bir bebek misali sessizleşecektir. İşte bu beyninizin her zaman olması gereken konumdur. Unutmayın, beynimiz bizim yöneticimiz değil, biz onun yöneticisiyiz. Evet, okumak ve kendini geliştirmek önemlidir. Ancak sağlıklı olmayan bir beyne bilgi yüklemek, hasta bir ata yük yüklemekten farksızdır.  Mindfulness tekniğine ilk günlerde sadece 10 dakika ayırmanız yeterlidir. Eğer vazgeçmeden düzenli olarak beyninizi bu şekilde eğitirseniz sadece 1 haftada kendinizdeki ve düşünme biçiminizdeki farklılıkları görebilirsiniz.

Mindfulness tekniğini diğer sözde bilimsel tekniklerle karıştırmamalısınız. Çünkü mindfulness kelimenin gerçek manasında beyin yapısını değiştiren bir tekniktir. 2011 yılında yapılan bir araştırmada 8 hafta boyunca mindfulness tekniğini uygulayan kişilerin beyinlerindeki gri madde oranında inanılmaz bir artış gözlenmiştir. Bu araştırmanın ardından mindfulness tekniğinin beyindeki etkileri üzerine onlarca çalışma yapılmış mindfulness ‘ın beyni fiziksel olarak gerçekten değiştirebildiği kanısı pekişmiştir.

Bu tekniği tekrar kısaca özetlemek gerekirse;
Rahat ettiğiniz bir pozisyonda, oturun ya da uzanın,
Her zaman yaptığınız gibi normal bir şekilde nefes alıp verin, ancak bu sefer alıp verdiğiniz nefesinizin vücudunuza giriş çıkışını takip edin,
Nefesinizi takip etmenize mani olacak düşüncelere yenik düşmeyin ve nefesinizi takip etmeye devam edin.

http://filoji.com/beynim-neden-susmuyor-diyen-asiri-dusunurlerin-hayatini-kurtaracak-teknik-mindfulness/

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »