Hayatta, insanlar üzerinde en çok etkili olan şeyi arayan bir kız, bu sorusunu karşılaştığı herkese sorar. Çeşitli cevaplar alır ama bir türlü ikna olamaz. En sonunda şehrin bilgesi bir nineye gönderilir. Bilge Nine, kızı sessizce dinler.
Kız “insanları en çok etkileyen şey nedir?” sorusunu, daha önce aldığı cevapları da anlatarak anlatır. Bilge Nine dinler ama cevap vermez. Bir el işareti ile kızın dışarı çıkmasını ister. Şaşkına dönen kız, üzgün bir şekilde dışarı çıkar. Evine döner, yine sorusunun cevabını bulmaya çalışır, yollar aşar, dağlar geçer, diyardan diyara koşar. Yok, yok, yok… Tekrar Bilge Nine’ye gider. Bilge Nine yine konuşmaz ama eline eski küçük bir sandık verir. Kapalı sandığın üzerinde, “bir yıl sonra açılmak üzere” yazılıdır. Geçmek bilmeyen bir yılın üzerine, artık vakit gelir ve sandık açılır…
…….Ve beklenen an gelmişti. Hayatının sorusunun peşine düşen kız artık sandığı açacaktı. Sandık açıldı. İçinden çıkan kağıtta Bilge Nine’nin yazısı vardı. Kağıtta şu ifadeler yazıyordu.
“HAYATTA İNSANLAR ÜZERİNDE EN ÇOK ETKİLİ OLAN ŞEY ANCAK; YÜREKTEN ÇIKIP, YÜREKLERİN EN DERİNLERİNE İŞLEYEN SÖZLERDİR.”
Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz
Yunus Emre
Hayatta, insanlar üzerinde en çok etkili olan şeyi arayan bir kız, bu sorusunu karşılaştığı herkese sorar. Çeşitli cevaplar alır ama bir türlü ikna olamaz. En sonunda şehrin bilgesi bir nineye gönderilir. Bilge Nine, kızı sessizce dinler.
Kız “insanları en çok etkileyen şey nedir?” sorusunu, daha önce aldığı cevapları da anlatarak anlatır. Bilge Nine dinler ama cevap vermez. Bir el işareti ile kızın dışarı çıkmasını ister. Şaşkına dönen kız, üzgün bir şekilde dışarı çıkar. Evine döner, yine sorusunun cevabını bulmaya çalışır, yollar aşar, dağlar geçer, diyardan diyara koşar. Yok, yok, yok… Tekrar Bilge Nine’ye gider. Bilge Nine yine konuşmaz ama eline eski küçük bir sandık verir. Kapalı sandığın üzerinde, “bir yıl sonra açılmak üzere” yazılıdır. Geçmek bilmeyen bir yılın üzerine, artık vakit gelir ve sandık açılır…
…….Ve beklenen an gelmişti. Hayatının sorusunun peşine düşen kız artık sandığı açacaktı. Sandık açıldı. İçinden çıkan kağıtta Bilge Nine’nin yazısı vardı. Kağıtta şu ifadeler yazıyordu.
“HAYATTA İNSANLAR ÜZERİNDE EN ÇOK ETKİLİ OLAN ŞEY ANCAK; YÜREKTEN ÇIKIP, YÜREKLERİN EN DERİNLERİNE İŞLEYEN SÖZLERDİR.”
Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz
Yunus Emre
Çevrenizde sosyal temizlik yapın. Mutsuzluk üreten, şikayetçi ve karamsar ruhlu insanlardan olabildiğince uzaklaşın.
Sevdiklerinize kendilerini iyi hissettirecek şeyler yapın. Onlarda size yapacaktır. Hediye alın, sürprizler hazırlayın, özel günlerde kutlama organize edin vs…
Her gün dünya için “iyi” bir şey yapın. Musluğu kısmak, pet şişeleri değerlendirmek bile bunların arasındadır. Çevreye karşı sorumluluk ve doğayla bütünleşme hissi size iyi gelecektir.
Çocuklar kendi hayatını kurdu ve evi terk etti mi? Sakın yalnızlığınızla dost olmaya kalkmayın. Kendinize bir meşgale bulun ve hemen bir derneğe, kulübe katılın.
Tüm gardırobunuzu tarzınıza ve ölçülerinize göre yeniden planlayın. Hiç bir önyargının sizi durdurmasına izin vermeyin. Canınızın istediğini kendinize yakıştığını düşündüğünüz şeyleri giyin.
İmkanınız varsa bir spor salonuna kaydolun. Ya da kendinize yürüyüş arkadaşları bulun, mutlaka haftada en az 3 kez olmak üzere yürüyün.
Evinize ve evde en keyifle vakit geçirdiğiniz şeylere vakit ayırın, tadını çıkartın. Artık herşeyi mecburiyetten değil, keyif için yapın. İçli köfteler, pastalar, mangallar için davetler planlayın. (Siz fazla yemeyin ama…)
Bir türlü vakit ayıramadığınız hobilerinize hemen başlayın. Müzik ve ya dans kursuna gidin, ahşap boyamaya yazılın vb.
Sağlıklı ve kaliteli beslenin. Ancak şimdiye kadar tükettiğiniz miktarın tam yarısını tüketin. 4 dilim ekmek yiyorsanız mutlaka 2 dilime düşürün. Yalnızsanız, yeni bir aşk için kendinizi ruhen hazırlayın.
Birlikte olduğunuz biri varsa onun sevdiğiniz özelliklerini çok sık aklınıza getirin. Hayatınızdaki yeri ve önemini hatırlayın.
Cilt ve saç bakımınıza, el ayak bakımınıza her zamanki kadar özen gösterin, ancak takıntı haline getirmeyin
Sağlık kontrollerinizi asla ihmal etmeyin.
En az bir dergiye abone olun. Kadın, moda, ev, edebiyat, aktüalite… Ne olursa olsun.
Teknolojiden kendinizi mahrum etmeyin. Tablet, akıllı telefon, dizüstü bilgisayar vb aracılığıyla dünya ile ilişkinizi canlı tutun.
Sosyal medyada ilgi gruplarına üye olun, günlük bilgi akışı sağlayın.
Çekim yasasını daha önce hiç duymayanlar için kısaca özetlemek gerekirse, herhangi bir isteğinizi zihninizde canladırdıktan ve o isteğin gerçekleşme halini detaylıca, derinlemesine düşündükten sonra o isteğin gerçeğe dönüşme fenomeni olarak adlandırabiliriz. Aslında işin temelinde yatan şey, evrendeki her şeyin frekanslar aracılığıyla birbiriyle iletişim halinde olduğu inancıdır. Bu temele dayanarak, kişi eğer düşünceleri aracılığıyla kendini hayalini kurduğu gerçeklik ile aynı frekansa sokabilirse, o isteğe kavuşacaktır.
Bu kavramla karşılaşan birçok kişi ilk başta bunu saçma ve hatta komik bulmakta. Ancak bugün birçok işadamı, oyuncu, sporcu, politikacı ve birçok zengin ismin çekim yasasını kullanarak bulundukları pozisyona geldikleri bilinen bir gerçek. Kısa bir Youtube aramasıyla kendi ağızlarıyla çekim yasısını kullandıklarını söyleyen birçok ünlü isimle karşılacaksınız. Yani altında yatan sebebi bilimsel olarak açıklayamasakta, çekim yasası var ve çalışıyor.
Çekim yasası ile ilgili bugüne kadar yüzlerce kitap yazıldı, onlarca kişisel gelişim uzmanı bu konu ile alakalı konuşma ve seminer düzenledi… Ancak işin aslı çekim yasası karmaşıklıktan uzak oldukça basit bir temele dayanıyor: “Birşeyi iste ve onun için çalış.” Çekim yasası ile ilgili yanlış bilinen noktalardan en kritiği budur. Bazı kişisel gelişim uzmanlarının söylediğinin aksine bir isteği düşledikten sonra, yan gelip yatamazsınız! İsteğinizi gerçek kılmak için hareket etmelisiniz. Buna kısaca akış içerisinde olmak denmekte.
Eğer sizde çekim yasasını aktif bir şekilde kullanmayı düşünüyorsanız, basit ve kısa bir biçimde hazırlanmış ancak oldukça etkili olan bu 11 maddelik listeye mutlaka göz gezdirin;
1. Yazın
Geçmişte istediğiniz ve gerçek olmuş bir şeyi yazmakla başlayın. ‘’Bunun için minnettarım’’ veya ‘’Artık bu bende var’’ gibi. Ardından şuan ki isteğinizi düşleyin ve ‘’Bana yaklaşan bu şey için mutluyum ve geldi.’’ gibi, olumlayıcı bir cümle yazın. Cümleleriniz size özgüdür. Ancak gelecek için isteğiniz dileğiniz ile geçmişte istediğiniz ve gerçek olmuş şeyi aynı kağıda yazmanızın sebebini iyi anlamalısınız. Bunun sebebi, gelecek için istenen şeyi de, gerçeklik frekansına sokmaktır. Yani dileğiniz daha gerçekleşmeden, gerçekleşmiş gibi şükretmelisiniz.
2. Spesifik Olun
İstediğiniz şeyin detaylarını tutun ve onu gerçekten zihninizde görün. Zihninizde kısa filmler oynatarak o anı gerçekten yaşayın. Bu hayal sekanslarının oldukça faydalı olduğunu unutmayın.
3. Küçük adımlarla ilerleyin
Çekim yasasını duymuş, denemiş ancak sonuç alamamış insanların en çok hata yaptığı adım burasıdır. Örneği maaşınız 5 bin TL iken, ayda 50 bin TL kazandığınız bir gerçeklik hayal ederseniz bu dileğiniz tabi ki, kısa vadede gerçekleşmeyecektir. Yine aynı örnekten ilerlemek gerekirse, maaşınızda makul bir artış olacağını hayal etmelisiniz. Bu miktarı mantık çerçevesinde belirleyin. Bu şekilde düşlemeye başladığınızda beklediğiniz değişimin gerçekleşeceğine emin olabilirsiniz.
4. Akışa ters isteklerde bulunmayın
Evrenin doğal bir akışı vardır. Olması gerekenler ve olmaması gerekenler kutsal bir dizge ile bellidir. İsteklerimizi düşlerken bu akışa ters düşmek bizi sadece hayal kırıklığına uğratır. Örneğin, çok beğendiğiniz Hollywood starı ile evleneceğinizi hayal edip evrenden bunu dilemek akışa tamamıyla ters bir istektir ve gerçekleşmeyecektir. Kendi gerçekliğiniz dahilinde bulunan ihtimaller üzerinden isteklerini ilerletirseniz, isteklerinizi gerçek kılma potansiyeliniz oldukça yüksektir.
5. Gerçekten istediğinizden emin olun
O şeyi gerçekten istediğinizden ve onun sizin için olduğundan emin olun. Diğer insanların sizin için istediklerini düşünmeyin, kalbinizin derinliklerinde o şeyi hissetmiyorsanız gerçekleşmeyecektir. Çünkü evren enerjinizle eşleşir ve enerji asla yalan söylemez.
6. İnanın
İsteğiniz inanç sisteminizle eşleşmek zorundadır. İşte bu en önemli adımdır çünkü bu çekim yasasının eşleşeceği şeydir. Bir şey istediğinizi düşünüyorsanız ancak istediğiniz şeyi kalbinizin derinliklerinde hissedemiyor, tereddüt ediyor ve gerçekleşmeyeceğini düşünüyorsanız işte bu tam da alacağınız sonuçtur. Bu şeyi ne kadar derinden istiyorsunuz? Bunun gerçekleşeceğine inanıyor musunuz? İnanç sisteminiz güçlenene kadar küçük küçük başlayın ve onu inşa etmeye devam edin.
7. Onaylayın
İsteğinizi onaylayan ve güçlendiren kendinize has pozitif ifadeler ortaya çıkarın. Her ne zaman aklınızda bir şüphe olursa veya tereddüde düşerseniz zihninizi bu pozitif ifadelerle doldurun.
8. Rahatlayın
Rahatlayın ve istediğiniz şey size doğru geliyormuş gibi davranın. İstediğiniz şeyin olması için ne kadar çok yalvarırsanız ve mutsuz olursanız o kadar çok onu bir gerçeklik olarak zihninizde canlandıramazsınız. Bir dilek uğrunda çalışmak ayrı şey, onun için yalvarmak ayrı şeydir. İstediğiniz şeyi görün, inanın ve size yaklaştığını hissedin ve üzerinizdeki negatif düşünceleri bırakın. Unutmayın, o istek zaten sizin. Tek yapmanız gereken ona doğru ilerlemek, yalvarmak değil!
9. Şükredin
Şu anda sahip olduğunuz her şey için şükredin. Çekim yasası şükrettiğiniz her şeyi size getirmeye devam edecektir. Şükür mucizeleri mıknatıs gibi çeker…
10. İstediğiniz şeyi zihninizde görün
İstediklerinizin ve rüyalarınızın gerçekleştiğini zihninizde bir film gibi canlandırın ve görün. Ve onları en ufak bir şüphe dahi duymadan ilk başta zihninizde canlandırın. Sonuçları görün ve hayal gücünüzün koşmasına izin verin.
11. İlham alın
Bir şeyler yapmak için rastgele ilhamlar almaya ve etrafınızdan rastgele iyi hisler elde etmeye başlayın. Ne zaman büyük bir dürtü, ilham veya bir düşünce alırsanız, hemen ona göre hareket edin. İstediğiniz zaman daima cevap alırsınız. Çünkü evren sizi hep destekliyor, size rehberlik ediyor ve hayatınızda istediğiniz her şeyi elde etmenizi istiyor.
Paulo Coelho’nun, Simyacı kitabındaki yaşlı kralın dediği gibi; “Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar.”
Kaynak: Filoji
Bağ kesme ve karma temizliği konusunu size uygulayabileceğiniz şekilde sadeleştirdim…tamamını okuduktan sonra uygulamaya geçebilirsiniz…
KARMA TEMİZLİĞİ
a)KENDİ HAYATIMIZDAKİ YILLARA KARMA TEMİZLİĞİ:Öncelikle niyet edin.
”Ben şu anda anne karnındaki günlerimi kabul ediyorum ve yaşadığım her şeyi sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.”
b)BİR BAŞKASI İLE OLAN KARMAMIZA KARMA TEMİZLİĞİ:Öncelikle niyet edin.
”Ben şu anda ………. ile olan karmamı kabul ediyorum ve onunla yaşadığım her şeyi sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.”
c)GEÇMİŞTEKİ BİR OLAYA KARMA TEMİZLİĞİ:Öncelikle niyet edin.
”Ben şu anda ……. durumumu kabul ediyorum ve yaşadığım her şeyi sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.”
NİYETLERİNİZDEN SONRA YAZDIĞINIZ KAGIDI YAKIN.GÖZ GÖRSÜN BİLİNÇ UYARILSIN BURUN KOKUSUNU ALSIN KULAK SESİNİ DUYSUN.BENLİĞİMİZİ TAMAMEN İKNA EDELİM.
Görme duyma işitme dokunma ve koklama duyularımız bilinçaltımızı etkileyecektir ve o kağıdın yanmasıyla problemlerin yok olduğu kodunu kendimize verelim.
SEVGİYLE
Enerji Kancaları Bağlar BAĞ KESMEK…
Sahiden ÖZGÜRLEŞMEK-ÖZGÜRLEŞTİRMEK…
Başka insanlarla ilişkilerimizde geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler yada bazen onlarla ilgili beklentilerimiz, onları kaybetme korkumuz, bağımlılığımız gibi durumlar bizimle o kişi arasında görünmez bağlar oluşturur.
Fakat bu bağlar tıpkı bir insanı sararak öldüren sarmaşıklar gibidir; kimse kendisi olamaz, gelişemez, aradaki o bağlar; sevdiğimiz insanı da bizi kısıtlayan, gelişmekten-mutlu olmaktan alıkoyan, nedenini anlayamadığımız bizi aşağıda tutan bir “hal” içine sokar: Zaman zaman şunu söyleriz: “Herşey yolunda, bir sorun yok, ama içim sıkılıyor.” yada “şunu yapmak istiyorum, içimde birşey sanki mani oluyor..” “evimi satmak istiyorum, satışa da çıkardım ama satılmıyor” Bunların hepsi gerçektir, yaşayanlar vardır, ve durugörürler etrafımızdaki bu bağları görürler; bu bağ ister evimizle, ister sevgilimizle, ister çocuğumuzla olsun… Bazen yaşam süresi dolmuş, ama bizim bağımlılığımız nedeniyle öte aleme “geçiş” yapamayan yakınlarımız vardır.. Hatta bazen kendi korkularımız, kendi yargılamalarımız, beklentilerimiz sebebiyle kendi kendimizi bile bağlarız.
Yani en sevdiklerimizi, yahut kendimizi İLERLEMEKTEN ALIKOYARIZ bilmeden…
Bu şuna benzer: Çocuk üniversite sınavında en sevdiği bölümü, ülkenin en iyi üniversitesini kazanmıştır, fakat o üniversite başka şehirde yada ülkede olduğu için anne-baba “ben seni çok seviyorum, dizimin dibinde kal, gitme…” demektedir.. Belki “o mesleğin” en parlak kişilerinden biri olabilecekken, onu çok sevdiğimiz için! onu yanımızdan ayırmadık diye, onu dünyanın en bahtsız insanı yapmak!
İşte bağımlılıklar, korkular, olumsuz deneyimler… gibi etkenlerle, biri ile aramızda bağların olması da aynı böyle bir şeydir.. Madem ki ruh olarak büyümeye geldik… büyüyelim ve sevdiklerimizin büyümesine “izin” verelim..
Evet bu çalışma “o bağları” kesmek içindir; ilişkiyi bitirmek için değil. Fakat bitmesi gereken ilişkilere de izin vermeliyiz.. gitmesi gereken’e izin vermeliyiz. Üniversiteyi birlikte okuduğumuz arkadaşımız yurtdışında master yapmak istediğinde nasıl ona “biz sonsuza dek birlikte okumalıyız, ya bende gelirim yada sen de gitme..” demek ne kadar anlamsızsa, başka bir hayat deneyimiyle büyümek isteyen birine “gitme kal..” demek o kadar anlamsızdır..
Koşulsuz sevgiye yakışmaz..
Koşullu sevgi ise, sevgi demek midir, ihtiyaç demek midir, onu kendi içimizde bulalım:)
UYGULAMA.
Derin bir nefes alıp, gözlerinizi kapatın.
Burnunuzdan nefes alıp, burnunuzdan yavaşça nefesinizi verin.
Bedeninizin birkaç dakika gevşemesine izin verin.
Şimdi karşınızda o kişi ya da durumu hayal edin.
Gözlerinin içine sevgiyle bakın.
Ve içinizden şunu söyleyin…
“Sevgili…………..seninle paylaştığımız tüm vakitlerde bilerek yada bilmeyerek
Yaptığım tüm yanlışlardan ve yansıttığım tüm olumsuz duygu ve düşüncelerden dolayı senden özür diliyorum.
Lütfen bunu kabul et ve beni sevgi ile bağışla.
Bende seni sevgi ile bağışlıyorum.
Şu andan itibaren
Seni kendimden, kendimi senden özgür bırakıyorum.
İkimizin yolu da şuandan itibaren ayrılıyor. Aramızdaki bağı, Allahın izni ile kesiyorum.
Allah’ın sevgisi , şifası ve nuru her ikimiz üzerine olsun.
Bana öğrettiğin her şey için sonsuz teşekkür ediyorum”
Ve senden şuandan itibaren ayrılıyorum.
AMİN.
Şimdi bedenleriniz arasında eterik bir kordon hayal edin.
Bu eterik kordon ile aranızda negatif enerjiler gidip-geliyor.
Bunlar sizde negatif duygular uyandırıyor.
Şimdi sağ elinize büyük altın bir makas alın.
Ve bu aranızda ki eterik kordonu, altın makas ile kesin.
Şimdi kordonun her iki tarafının da kuruyup düştüğünü imgeleyin.
Ve yeniden o kişinin gözlerinin içine bakın.
Ona yeniden teşekkür edin ve onu sevdiğinizi söyleyin.
Onu ve kendinizi sonsuza dek serbest bıraktığınızı ifade edin.
Ona sarılın ve sonra gitmesine izin verin.
Bu da şu anlama gelir:
Yepyeni bir kader yaratma şansına sahip olacaksınız:)
Öncelikle aile bireyleri, eş, çocuk gibi en yakın ilişkilerimizden başlayarak ilişki içinde bulunduğumuz herkes için tek tek yapılması tavsiye ediliyor. ölmüş yakınlarımız için de…
Ve özellikle zor deneyim yaşadığımız kişiler için de…
Ta ki affettiğimizi hissedene kadar…
Şu hep hatırımızda olsun lütfen; biz bu çalışmayı öncelikle kendimiz için yapıyoruz; kendi ruhumuzu, hayatımızı, kaderimizi iyileştirmek için…
ATALARIMDAN GENETİK OLARAK GETİRDİĞİM: BÜTÜN KONTRATLARIMI İPTAL EDİYORUM.
Bu bedende iken ettiğim, ve genetik soyumdaki herhangi birine ait olan bütün yeminleri ve bütün kontratları iptal ediyorum :
Şimdi bu yeminlerin ve kontratların geçmiş, şimdi ve gelecekte tüm zamanlarda, tüm boyutlarda ve tüm mekanlarda tüm paralel realitelerde, paralel evrenlerde, alternatif realitelerde, alternatif evrenlerde, tüm gezegen sistemlerinde, tüm kaynak sistemlerde, tüm boyutlarda ve Boşlukta geçersiz ve hükümsüz olduğunu ilan ediyorum.
Ruh, lütfen bu yeminler & kontratlar ile ilişkili olan tüm yapıları, araçları, varlıkları, alışkanlıkları veya etkileri salıver. Bunu yaparken ulu ve ilahi varlıklar, melekler, yedinci boyut ve yukarısındaki yükselmiş üstatlar buna eşlik ediyor ve şifalanıyorum.
OLABİLECEĞİMİZ EN YÜKSEK POTANSİYELDEKİ KENDİMİZ OLMAK İÇİN…
Ve hayatımıza girmiş olan herkes rol arkadaşımız…
oyun bittiğinde bunları konuşuyor ve tüm rol arkadaşlarımıza teşekkür ediyor olacağız; tıpkı dünyada izlediğimiz tiyatrolardan sonra oyuncuların birbirine teşekkür ettiği gibi…:)
İstediğiniz Her Şeyi Gerçek Kılmanızı Sağlayacak Yegâne Kavram: Çekim Yasası
Çekim yasasını daha önce hiç duymayanlar için kısaca özetlemek gerekirse, herhangi bir isteğinizi zihninizde canladırdıktan ve o isteğin gerçekleşme halini detaylıca, derinlemesine düşündükten sonra o isteğin gerçeğe dönüşme fenomeni olarak adlandırabiliriz. Aslında işin temelinde yatan şey, evrendeki her şeyin frekanslar aracılığıyla birbiriyle iletişim halinde olduğu inancıdır. Bu temele dayanarak, kişi eğer düşünceleri aracılığıyla kendini hayalini kurduğu gerçeklik ile aynı frekansa sokabilirse, o isteğe kavuşacaktır.
Bu kavramla karşılaşan birçok kişi ilk başta bunu saçma ve hatta komik bulmakta. Ancak bugün birçok işadamı, oyuncu, sporcu, politikacı ve birçok zengin ismin çekim yasasını kullanarak bulundukları pozisyona geldikleri bilinen bir gerçek. Kısa bir Youtube aramasıyla kendi ağızlarıyla çekim yasısını kullandıklarını söyleyen birçok ünlü isimle karşılacaksınız. Yani altında yatan sebebi bilimsel olarak açıklayamasakta, çekim yasası var ve çalışıyor.
Çekim yasası ile ilgili bugüne kadar yüzlerce kitap yazıldı, onlarca kişisel gelişim uzmanı bu konu ile alakalı konuşma ve seminer düzenledi… Ancak işin aslı çekim yasası karmaşıklıktan uzak oldukça basit bir temele dayanıyor: “Birşeyi iste ve onun için çalış.” Çekim yasası ile ilgili yanlış bilinen noktalardan en kritiği budur. Bazı kişisel gelişim uzmanlarının söylediğinin aksine bir isteği düşledikten sonra, yan gelip yatamazsınız! İsteğinizi gerçek kılmak için hareket etmelisiniz. Buna kısaca akış içerisinde olmak denmekte.
Eğer sizde çekim yasasını aktif bir şekilde kullanmayı düşünüyorsanız, basit ve kısa bir biçimde hazırlanmış ancak oldukça etkili olan bu 11 maddelik listeye mutlaka göz gezdirin;
1. Yazın
Geçmişte istediğiniz ve gerçek olmuş bir şeyi yazmakla başlayın. ‘’Bunun için minnettarım’’ veya ‘’Artık bu bende var’’ gibi. Ardından şuan ki isteğinizi düşleyin ve ‘’Bana yaklaşan bu şey için mutluyum ve geldi.’’ gibi, olumlayıcı bir cümle yazın. Cümleleriniz size özgüdür. Ancak gelecek için isteğiniz dileğiniz ile geçmişte istediğiniz ve gerçek olmuş şeyi aynı kağıda yazmanızın sebebini iyi anlamalısınız. Bunun sebebi, gelecek için istenen şeyi de, gerçeklik frekansına sokmaktır. Yani dileğiniz daha gerçekleşmeden, gerçekleşmiş gibi şükretmelisiniz.
2. Spesifik Olun
İstediğiniz şeyin detaylarını tutun ve onu gerçekten zihninizde görün. Zihninizde kısa filmler oynatarak o anı gerçekten yaşayın. Bu hayal sekanslarının oldukça faydalı olduğunu unutmayın.
3. Küçük adımlarla ilerleyin
Çekim yasasını duymuş, denemiş ancak sonuç alamamış insanların en çok hata yaptığı adım burasıdır. Örneği maaşınız 5 bin TL iken, ayda 50 bin TL kazandığınız bir gerçeklik hayal ederseniz bu dileğiniz tabi ki, kısa vadede gerçekleşmeyecektir. Yine aynı örnekten ilerlemek gerekirse, maaşınızda makul bir artış olacağını hayal etmelisiniz. Bu miktarı mantık çerçevesinde belirleyin. Bu şekilde düşlemeye başladığınızda beklediğiniz değişimin gerçekleşeceğine emin olabilirsiniz.
4. Akışa ters isteklerde bulunmayın
Evrenin doğal bir akışı vardır. Olması gerekenler ve olmaması gerekenler kutsal bir dizge ile bellidir. İsteklerimizi düşlerken bu akışa ters düşmek bizi sadece hayal kırıklığına uğratır. Örneğin, çok beğendiğiniz Hollywood starı ile evleneceğinizi hayal edip evrenden bunu dilemek akışa tamamıyla ters bir istektir ve gerçekleşmeyecektir. Kendi gerçekliğiniz dahilinde bulunan ihtimaller üzerinden isteklerini ilerletirseniz, isteklerinizi gerçek kılma potansiyeliniz oldukça yüksektir.
5. Gerçekten istediğinizden emin olun
O şeyi gerçekten istediğinizden ve onun sizin için olduğundan emin olun. Diğer insanların sizin için istediklerini düşünmeyin, kalbinizin derinliklerinde o şeyi hissetmiyorsanız gerçekleşmeyecektir. Çünkü evren enerjinizle eşleşir ve enerji asla yalan söylemez.
6. İnanın
İsteğiniz inanç sisteminizle eşleşmek zorundadır. İşte bu en önemli adımdır çünkü bu çekim yasasının eşleşeceği şeydir. Bir şey istediğinizi düşünüyorsanız ancak istediğiniz şeyi kalbinizin derinliklerinde hissedemiyor, tereddüt ediyor ve gerçekleşmeyeceğini düşünüyorsanız işte bu tam da alacağınız sonuçtur. Bu şeyi ne kadar derinden istiyorsunuz? Bunun gerçekleşeceğine inanıyor musunuz? İnanç sisteminiz güçlenene kadar küçük küçük başlayın ve onu inşa etmeye devam edin.
7. Onaylayın
İsteğinizi onaylayan ve güçlendiren kendinize has pozitif ifadeler ortaya çıkarın. Her ne zaman aklınızda bir şüphe olursa veya tereddüde düşerseniz zihninizi bu pozitif ifadelerle doldurun.
8. Rahatlayın
Rahatlayın ve istediğiniz şey size doğru geliyormuş gibi davranın. İstediğiniz şeyin olması için ne kadar çok yalvarırsanız ve mutsuz olursanız o kadar çok onu bir gerçeklik olarak zihninizde canlandıramazsınız. Bir dilek uğrunda çalışmak ayrı şey, onun için yalvarmak ayrı şeydir. İstediğiniz şeyi görün, inanın ve size yaklaştığını hissedin ve üzerinizdeki negatif düşünceleri bırakın. Unutmayın, o istek zaten sizin. Tek yapmanız gereken ona doğru ilerlemek, yalvarmak değil!
9. Şükredin
Şu anda sahip olduğunuz her şey için şükredin. Çekim yasası şükrettiğiniz her şeyi size getirmeye devam edecektir. Şükür mucizeleri mıknatıs gibi çeker…
10. İstediğiniz şeyi zihninizde görün
İstediklerinizin ve rüyalarınızın gerçekleştiğini zihninizde bir film gibi canlandırın ve görün. Ve onları en ufak bir şüphe dahi duymadan ilk başta zihninizde canlandırın. Sonuçları görün ve hayal gücünüzün koşmasına izin verin.
11. İlham alın
Bir şeyler yapmak için rastgele ilhamlar almaya ve etrafınızdan rastgele iyi hisler elde etmeye başlayın. Ne zaman büyük bir dürtü, ilham veya bir düşünce alırsanız, hemen ona göre hareket edin. İstediğiniz zaman daima cevap alırsınız. Çünkü evren sizi hep destekliyor, size rehberlik ediyor ve hayatınızda istediğiniz her şeyi elde etmenizi istiyor.
Paulo Coelho’nun, Simyacı kitabındaki yaşlı kralın dediği gibi; “Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar.”
Sonuçlar iki kategori olarak ayrılıyor. Görselden anlaşıldığı gibi, küçük çocuk yerde oynarken iki kadın karşılıklı oturuyor.
Soru şu: Hangi kadının yerde oynayan çocuğun annesi olduğuna inanıyorsunuz? Sadece bir adet doğru cevap olsa bile, sizin seçiminiz kişiliğiniz hakkında birçok gerçeği yansıtacak.
1. Eğer soldaki kadını seçtiyseniz;
İnsanların yüzde 70’inin vermiş olduğu bu cevap maalesef yanlış. Belki sağdaki kadının gergin görüntüsünün bir anne ile bağdaşmadığını düşündünüz. Belki de soruyu görseldeki detayları fark edecek kadar dikkatli ve odaklı bir şekilde cevaplamadınız. Fakat yine de bu sizin kendi iç güdülerinizle verdiğiniz bir cevap ve doğal olarak içgüsel düzeyde bir anlam teşkil etmekte;
Siz yaratıcı bir kişiliğe sahipsiniz. Çocukluğunuzdan beri yaptığınız her şeyde en başarılı olmak istediniz.Hayal gücünüz çok geniş ve bir şeyleri kafanızda bir resim gibi hatırlamak sizin için çok kolay. Hayal gücünüz ve yaratıcılığınız sayesinde mizah konusunda başarılısınız ve bu yeteneğinizle takdir topluyorsunuz.
Sanat ve müzikle ilgili alanlarda sahip olduğunuz eşsiz zevkiniz, sosyal çevrenizin fikirlerinize verdiği değeri arttırıyor.Bunun yanında, karşınızdaki insanla empati kurabilme yeteneğiniz çok iyi durumda. Bu tavsiyelerinizi dikkate alan birçok insan olduğu anlamına geliyor.
Hırsınız sizi daha çok çalışmaya iterek, iyi yönde bir etki bırakıyor.Belki süper zekanızla öne çıkmıyorsunuz, fakat cesaretiniz ve çabanız sizin başarılı olmanıza yardımcı oluyor.
2. Eğer sağdaki kadını seçtiyseniz;
Yürüme çağına yeni yeni giren çocuklar oyuncaklarıyla ya da etraflarıyla oynarken, içgüdüsel olarak yüzleri ebevenyne dönük bir pozisyonda olmayı tercih ederler çünkü farkında olmadan aslında onlardan onay bekliyorlardır. Eğer bunu fark edip sağdaki kadını seçtiyseniz, tebrikler. Doğru cevap sağdaki kadındı.
Düşündüğünüzden daha zeki bir insansınız.
Beyninizin sol lobu son derece gelişmiş. Bu bölge mantık ve muhakemeyle ilişkilidir. Sorulan bir soruya ilk cevap veren kişi olduğunuza sakın şaşırmayın, bu sizin için çok olağan bir durum.Akla uygun tavsiyeleriniz rasyonel tarafınızı ortaya çıkarıyor. Bunun yanında hoşsohbet bir kimse olmanız öğrendiklerinizi deneyimleyebilme ortamı sağlıyor.
Ayrıca oldukça saygılı, dürüst ve sadıksınız.Üstelik şehvetli, tutkulu bir yapınız olması, romantik olma çabalarınızı boşa çıkarmıyor. Bir ortama girdiğinizde duruşunuzla parlıyorsunuz.
Yani özetlemek gerekirse; soldaki kadın, duygusal bir yapıya işaret ederken, sağdaki kadın mantıkçı bir yapıya işaret etmektedir. http://filoji.com/tek-cevaplik-harika-bir-bulmaca-mantik-insani-misiniz-duygu-insani-mi/
Bir çok kişi avuç içlerinde yer alan çizgilerin ne anlama geldiğini az çok bilir. Ancak bilekte yer alan çizgilerin anlamlarından çoğu insan habersizdir. Bizde özellikle bileklerdeki çizgilerin ne anlama geldiğini sizler için araştırıp bir araya getirdik. İşte bileklerde yer alan çizgiler ve anlamları…
Eski kültürlerden bu yana eldeki bazı çizgi ve şekillerin bir çok işareti beraberinde getirdiğine inanılıyordu. Günümüzde de bu inanışlara bir yenisi eklendi; bilek çizgileri. İşte inananlara göre bilekte yer alan 4 çizginin anlamı… Blek çizgileri insanlarda 3 ya da 4 tane bulunmaktadır. 4 tane çizgisi olanlar nadir insanlardır.
İlk çizgi İlk çizgi en önemli çizgi anlamına gelir. Bu çizgi bir inanışa göre sağlık hakkında bilgi vermektedir. Eğer çizgiler arasında boşluk varsa bu durum sağlığınıza dikkat etmeniz gerektiğini gösterir. İlk çizgi sadece bileğinizi kırdığınızda görünüyorsa kadınlarda jinekolojik sorunların olabileceği erkeklerde ise üreme problemleriyle alakalı sorunları işaret ettiği söylenir.
2. çizgi 2. çizgi varlık ve mutluluk çizgisi anlamına gelmektedir. Kesintisiz ve düz bir yapıya sahip olduğunuz 2. Çizgi, varlıklı ve mutlu bir hayat süreceğiniz anlamına gelebilir.
3.çizgi Kariyerinizin hakkında bilgi vermektedir. Derin bir çizgiye sahipseniz toplum içerisinde saygın bir konuma sahip olacağınızı işaret ediyor olabilir. Kalın bir 3. Çizgiye sahipseniz eğer toplum içerisinde sözü geçen biri olduğunuz anlamına gelebilir.
4.çizgi 4. çizgi uzun yaşamı temsil eder. Bu çizgi herkeste bulunmamaktadır. Eğer sizde 4. Çizgi bulunuyorsa bu uzun yaşayacağınız ve nadir bulunan insanlardan olduğunuz anlamına gelmektedir.
Her şeyden önce iyi olalım, ondan sonra mutlu oluruz.” Jean Jacques Rousseau
İyilik kavramı; nezaket, hoşgörü, merhamet ve yardımseverlik gibi pek çok olumlu kavramı kapsar. İnsan olma haline ilişkin pek çok güzel duygu ve davranışı bünyesinde barındırır. İyilik üzerine yapılan araştırmalar, iyilik yapmanın iyi hissettirdiği gerçeğini ortaya koyuyor.
Şimdi, en son karşılık beklemeden yaptığınız iyiliği hatırlayın ve zihninizde o ana gidip nasıl hissettiğinizi düşünün. Harika değil mi? Yaptığınız basit bir iyilik bile, iyilik yaptığınız kişinin hayatında tahmininizden büyük bir etki yaratabilir ve yarattığı bu etki bir başka tanımadığınız kişinin hayatına dokunabilir ve aslında bu yolla iyiliğiniz tüm dünyaya yayılır.
Günümüzde mutluluk, iyilik hali veya başka bir deyişle iyi olma hali gibi kavramların cevaplarını aramaya devam ediyoruz. Gelinen noktada ise, mutluluğun ve iyi olma halinin sadece almaktan değil vermekten de geçtiğini artık pek çoğumuz biliyoruz. Farkındalık seviyemizi yükselterek hayatımıza anlam katan davranışları eklemek, sürdürülebilir ve anlamlı bir mutluluk için olmazsa olmazlardan.
İyilik üzerine yapılan araştırmalar iyilik yapmanın, yardım etmenin, merhamet ve hoşgörüyle yaklaşmanın faydalarını çoktan ortaya koydu. İşte iyiliğin getirdiği başlıca kazanımlar:
Yaptığımız iyilikler dönüp dolaşıp bizi de iyileştirir.
1. İyilik mutlu ediyor.
Daha çok para kazanmak ya da daha iyi bir araba, daha iyi bir telefon veya pahalı bir çantaya sahip olmak anlık hazlar yaratsa da sürdürülebilir mutluluğun yolu anlamlı bir eylemi sürdürebilmekten geçiyor.
University of British Columbia’da yapılan bir çalışmada, bir grup insandan gün içinde 50 dolar harcamaları isteniyor ve günün sonunda bu parayı kendilerine bir şey almak yerine başkalarına yardım etmek için harcayan insanlar daha mutlu hissettiklerini ifade ediyor. Birine hediye aldığınızda ve onu mutlu gördüğünüzde hissettiklerinizi hatırlayın. İşte bu kadar basit.
İyilik yapmaktan bahsederken bunu parayla sınırlandırmak tabi ki doğru değil. İyilik yapmanın sayısız yollarından bahsetmek mümkün; gönüllü kuruluşlarda çalışmak, sevgiyi paylaşmak, bilginizi gönüllü olarak aktarmak, zor durumdaki birine yardım etmek, sokak hayvanlarını beslemek ve hatta gülümsemek… İyilikte sınır yok!
2. İyilik ilişkilerimizi geliştiriyor.
“Mümkün olduğunca nazik olun. Ki bu, her zaman mümkündür.” Dalai Lama
Sabah karşılaştığınız komşunuza günaydın demek, arkanızdan gelen birine kapıyı tutmak, içtenlikle teşekkür etmek, trafikte yol vermek, kolay gelsin demek… Bunlar her zaman mümkün.
Bu davranışları sergilediğinizde karşınızdaki insana onu önemsediğiniz mesajını verirsiniz ve bu iyi ilişki kurmanın temel yollarından biridir. Bir düşünün, kaba ve bencil birisiyle mi ilişki içerisinde olmak istersiniz yoksa nazik ve size iyiliği dokunan biriyle mi?
İyiliğin ilişkiler üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları, kadınlar ve erkeklerin dahil olduğu, yaşları 20-25 arasında değişen ve 33 ülkeden insanın katılımıyla yapılan bir çalışmada nezaket sergileyen ve iyiliği sakınmayan insanların daha çekici olduğunu ortaya koymuş.
3. İyilik sağlığımıza iyi geliyor.
Yapılan araştırmalar iyiliğin, bedensel ve ruhsal sağlığımızla pozitif ilişkisini ortaya koyuyor. İyilik yapmak, vücudumuzda oksitosin hormon seviyesini yükseltiyor ve bu sayede rahatlamaya ve kan basıncını düşürmeye yardımcı oluyor. Aynı zamanda ağrı eşiğini yükseltiyor ve iyileşme sürecini destekliyor.
University of British Colombia’da yapılan başka bir araştırmada ise, anksiyete düzeyi yüksek bir grup, haftada ortalama altı kere iyilik yaparak vaktini geçirmiş ve bir ayın sonunda anksiyete düzeylerinin azaldığı gözlemlenmiş.
Evet, dünyada maalesef şiddet, savaşlar ve kavgalar süregeliyor. İşte tam da bu noktada iyiliğe daha çok ihtiyacımız var. Bireysel olarak yapacağımız her iyilik bizi daha iyi bir dünyaya taşıyacak harika birer adım.
Unutmadan; “Nazik olun, çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.” Platon.
1. Olabildiğince az eşya
Eskidiği için kullanılmayan, bozuk, kırık ve hiç bir şey evde tutulmamalı. İnsanın hayatındaki yenilenmeleri de geciktirir veya engeller.
Aynı şey cüzdanımız için de geçerli, gerekmeyen faturalar, yazılar, kullanılmayan kartlar çıkarılmalı ki, yeni gelenlere yer açılabilsin.
2. Evin girişi (Antre) olumlu duygular uyandırmalı
Giriş kapısının tam karşısında ayna veya cam olmamalı. (Gelen enerji eve girmeden geri döner.)
Kapıya veya kapının kenarına gelenlerin içeri girmeden önce görecekleri, olumlu hissedecekleri bir şey asılmalı.
Kapıdan girer girmez görülebilecek bir yere koruyucu bir şeyler asılmalı (Nazar boncuğu, fil, kuru biber, kuru kabak vs)
Yemek yenilen masa ve yatak odası evin girişinden gözükmemeli.
Huzursuzluk vereceği düşünüldüğü için eve girerken saat görülmemeli.
3. Koridorlar boş bırakılmamalı
Koridorlara resim asmak, mum, bitki koymak veya halı sermek gerek. Koridorda oluşacak hızlı enerji akışını engellemek için tavandan bir şey asmak iyi olabilir. (Bambu, rüzgar çanı vs)
4. Her odanın bir rengi var!
Salonda çok farklı renkler bir arada olmalı, tek renk ağırlıklı olmamalı. Salon aktif bir yer ve salondaki renklerin insanın hayatına renk kattığı düşünülüyor. En azından 5 elementin renkleri olmalı (Ateş; kırmızı-turuncu, toprak; kahverengi tonları, tahta; yeşil tonları, su: mavi tonları, metal; gümüş-altın gibi metalik renkler veya direk metalin kendisi). Özellikle en az bir tane kırmızı nesne veya resim bulunmalı.
Mutfaklar mavi veya siyah olmamalı. İştah için kırmızı, formda kalmak için yeşil, kolay hazım için sarı olmalı. Beyaz veya kahverengi de olabilir. Yine en az bir kırmızı obje olmalı.
Yatak odasında yer, duvar, mobilyalar ve halı insan teninin tonlarında olmalı. (Beyaz’dan koyu kahveye kadar) Kırmızı renkli bir obje veya resim olmalı ama canlı renkler abartılmamalı. Şehveti uyandırmalı ama uykuyu kaçıracak kadar enerji vermemeli.
Banyoda, mavi, yeşil ve beyazın yanı sıra evin geri kalanından koparmayacak toprak rengi detaylar olmalı.
5. Salonda bitki, su ve saat olmalı
Salon, canlılığın, enerjiyi ve hareketi çağrıştıracak şekilde döşenmeli.
Su birikintisi (akvaryum, içinde mumlar yüzen bir fanus vb) ve yeşil bitkiler salonda olmalı. Bitki demişken; Feng Şui’de gerginlik verdiği düşünüldüğü için kaktüs ve yeniliği engellediği düşünülen kuru çiçek pek sevilmiyor.
Yaşamın akışını ve zamanı hatırlatan saatler de sadece salonda olmalı.
6. Yemek masasının üstünde ayna olmalı
Yemek masasının üstüne asılan aynanın, masanın bereketini artırdığı düşünülüyor. Yemek masasının üstüne meyve veya kuru gıda koymanın da bereketi artırdığı düşünülüyor. Özellikle bizim kültürümüzde de bereketi artırdığına inanılan ve uzun süre açıkta dayanabilen nar ve ayva gibi meyveler seçilebilir.
Masa etrafındaki sandalyelerin çift sayıda olması uğur getirdiği ise bir başka inanış.
7. Kısık sesli bir müzik
Feng Şui’de salonda sürekli çalan kısık sesli bir müziğin enerji akışını düzene soktuğu düşünülüyor. Herhangi bir öğretiye gerek olmaksızın, fonda çalan sevdiğimiz bir ezginin modumuzu yükselttiği ve huzur verdiği su götürmez bir gerçek.
8. Mutfakta gıdalar görünür olmalı
Bereket getireceği düşünüldüğü için, masa üstünde veya tezgahta açıkta duran bozulmayacak yiyecekler olmalı; meyve, çerez, kuru gıdalar, tahıllar, turşular vs. cam kavanozlarda ve görünür olmalı. Su dolu bir bardağın, kavanozun içine atılmış madeni paranın da bereket getirdiği düşünülüyor.
Yemek yaparken arkamız mutfak kapısına dönük olmamalı.
Mutfak kapısının karşısında tuvalet veya merdiven olmamalı. Varsa banyonun dış kapısına ayna asılmalı.
9. Yatak odasında televizyona, aynaya ve saate yer yok
Yatak odası; sadece sevişmek ve uyumak için ayrılan bir yer, dolayısıyla bu iki eylemin dışında herhangi bir şeyi çağrıştıran nesnelere yer yok. Dolayısıyla televizyon, bilgisayar hatta mümkünse cep telefonu yatak odasına sokulmamalı.
Yattığınız yerden gördüğünüz bir aynanın da dikkatinizi dağıttığı ve hatta yatağa üçüncü kişileri (yani sadakatsizliği) davet ettiği düşünülüyor.
Yatağın altında bir şeyler depolanmamalı, saklanmamalı. Baza olmamalı. Kötü anıları da biriktirir.
Asla saat olmamalı. Huzur yerine acelecilik verir.
10. Yatak odasındaki görsellere dikkat!
Odaya asılan görseller hayatımızda yaşamak istediğimiz görüntüler olmalı. Tek başına bir insan veya mutsuz hüzünlü resim olmamalı. Feng Şui uzmanları, ailenin kendi fotoğraflarındansa, (özellikle çocukların veya çiftin ebeveyninin fotoğrafı olmamalı) çift şeklinde hayvan fotoğraflarını veya şehvet uyandıran çizimleri tavsiye ediyor.
Nevresim takımı geometrik şekilli olmamalı, mümkünse düz renk ve insan tenine yakın renkler olmalı. (Beyazdan, koyu kahverengiye kadar) Geometrik şekiller uyurken huzursuz eder.
11. İlişkide dengeyi sağlamak için ışıklandırma ve yatağın konumu
Direk ışık yerine, yerden aydınlatma veya duvara yansıtılan aydınlatma olmalı, ışık kaynağı direk görülmemeli. Yatağın iki tarafında küçük aydınlatmalar olmalı (mum da olabilir) ama tüm odanın merkez ışığı bu iki kaynak dışında bir kaynaktan sağlanmalı. (Yine ilişkinin merkezinin bir tarafa kaymasını engellemek ve dengeyi sağlamak için)
İki kişilik yatağın her iki tarafından da yatılabilir olmalı. (köşeye konulmamalı) Köşeye dayalı yatak yalnızlık çağırır veya ilişkide dengesizlik getirir, bir tarafın daha çok sevmesini sağlar.
12. Banyoda bambu ve yuvarlak neseneler
Banyoda aynaya bakarken arkamızda görünenlere dikkat edilmeli, sevdiğimiz şeyler olmalı. Köşeli yerine dairesel şekilli nesneler seçilebilir. Rahatlatıcı kelimelerin yazılı olduğu nesneler, bambu bitkisi veya yuvarlak taşlar rahatlama ve gevşeme getirir.
Banyo kapısı ve klozet kapısı sürekli kapalı tutulmalı.
İki farklı ışık kaynağı olmalı, yoksa mum yakılabilir.
#DüşünenAkıl #spiritualquantum
Feng Şui, bir mekanın çevreyle uyumunu sağlamaya ve uzayda mekanın ayarını yapmaya yönelik, eski bir Çin yerleşim uygulaması. Bu terimin kaynağının “Rüzgârlar vahşi/ Güneş ılık/ Su berrak/ Ağaçlar gür” şiirinden geldiğine inanılıyor.
Kısacası Feng Şui aşk hayatında mutluluğu (yatak odası), bereketi ve bolluğu (mutfak), yaşamın akışında hareket ve canlılığı (salon), enerji dengesini (pencere ve kapılardan gelen enerji; banyo, tuvalet ve lavabolardan giden enerji) sağlamaya yönelik bit takım öğretiler içeriyor.
Okuyunca fark edeceksiniz ki zaten bizim içgüdüsel olarak yaptığımız, içimizin ve gözümüzün daha rahat ettiği bir takım pratikler aslında. Muhtemelen bir çok kültürde de benzer tecrübeler birikiyor, nesilden nesle aktarılıyor. Önemli bir kısmı da yemekleri hazmetmek, dinlenmek, hızlanmak-yavaşlamak, ışığın açısı, olumlu telkinler de bulunmak, şehveti artırmak gibi rasyonellere de dayanıyor elbette. Aman dikkat; çok inanmak da takıntı getirebilir. Zaten genel mantığı anlamak, kendi yorumlarımızı ortaya çıkarmaya yetecektir. Tek bir evde bütün öğretileri uygulamak imkansız gibi gözükse de, bize düşen ilham almak…
KÖK ÇAKRA
1. Çekmecelerini düzenle.
2. Evini temizle.
3. Sıcak su torbasıyla uyu.
4. Rengârenk, neşeli cıvıl cıvıl çoraplar giy.
5. Yumuşak ayakkabılar giy.
6. Eve girmeden ayakkabılarını çıkar…
SAKRAL ÇAKRA
1.Romantik bir film izle.
2.Duygusal müzikler dinle.
3.Yemekte yalnız isen kendin için en güzel sofrayı kur.
4.Çok güzel bir fotoğraf çektir.
5.Günde bir parça Çikolata ye 😉
SOLAR PLEKSUS
1. Kendine bir görev çizelgesi yap.
2. En sevdiğin kalemle kendini anlatan bir yazı yaz.
3. Yatak odana kilit koy ve kendi alanını oluştur.
4. “Hayır” demeyi öğren.
5. Ajanda edin ve onu kullanmayı öğren.
6. Sabahtan günlük hedeflerini yaz ve akşam eve döndüğünde o hedeflerden yaptıklarını ve onun dışında yaptıklarını yaz.
KALP ÇAKRASI
1) Şiir oku.
2) Sevdiğin birinin elini tut.
3) Herhangi bir arkadaşını / kişiyi kucakla.
4) Aşk filmleri seyret.
5) Salata ve taze yeşil sebzeler ye.
6) Üzerinde yeşil yada pembe rengi taşı
7) Senin hayatında sana veya hayatına pozitif etki yapan birine mektup yaz…
BOĞAZ ÇAKRASI
1. Teşekkür mektupları yaz.
2. Konuşmadan önce nefesini dinle.
3. Konuşmadan önce nefes al.
4. Boynunu saracak şekilde Gök Mavisi renginde şal, kolye, kravat.. kullan.
5. Sıcak bitkisel çaylar iç.
6. Söylemek istediklerini konuşmadan önce planla…
ÜÇÜNCÜ GÖZ
1. Aynaya seni iyi hissettirecek bir not yaz
2. Kendine çiçek al
3. Hafıza ve akıl oyunları oyna
4. Gün içinde gördüğün 3 güzel şeyi not al…
TEPE ÇAKRASI
1. Mozart veya Gregorian dinle
2. Yataktan kalkmadan meditasyon yap
3. Her gün Şükret
4. Geçmiş hayatınla ilgili bir hikaye yaz …
SEVGİNİN IŞIĞI SARIP SARMALASİN, HUZURLA, DENGEDE OL’ALİM..
Rahat ve sessiz bir mekana geçin,
rahatça oturun,
avuçlarınızı ovuşturun.
ısındığını hissedince,
avuçlarınızı yanaklarınıza koyun.
Bu bir yüzleşme çalışmasıdır..Derin bir nefes alın burnunuzdan ve yavaşça verin,üç kez daha tekrarlayın..sonra babanıza veya kırgın olduğunuz kızdığınız kişiye seslenin:
” Baba sana kırgınım…
Neredesin baba?
canımı çok yaktın,
beni çok üzdün.
beni yalnız bıraktın,
varlığını hissettirmedin.
Diğer çocuklar babalarıyla mutlu yaşarken,ben senden hiç bir sevgi göremedim…
Anneme,kardeşlerime kötü davrandın,
yuvamıza sahip çıkmadın..
Ben,sen den kurtulup kaçmak için karşıma çıkan ilk kişiyle evlendim!..
Ben babama kırgınım,canımı yakan babam Bu gün bir karar aldım ve ben bu yazgıyı değiştiriyorum..
Benden başlayarak ( çocuklarımın) soyumun şifalanması için ben seni olduğun gibi kabülleniyorum ve olduğun gibi affediyorum..
Seni Seviyorum..Kalbimdeki bütün kırgınlıkların şifalanması için ALLAH’dan yardım istiyorum..Ne olur Allah’ım , kalbimdeki bütün kırgınlıkların şifalanması için yardım et, NİYET ETTİM BABAMI AFFETMEYE !…Babamla aramdaki karmanın temizlenmesi için yardım istiyorum..
Yüceler yücesi Rabbim,babamla aramdaki tüm olumsuz enerjilerin sevgiye dönmesi için lütfen bana yardım et..Öfkemi sana teslim ediyorum,kırgınlıklarımı hesaplaşmalarımı sana teslim ediyorum…
Her neredeysen mutlu ol babacığım,ben de mutlu olmayı seçiyorum..
babamla ilgili tüm olumsuz kayıtları sevgiye dönüştürüp sevgiyle gönderiyorum..
Hayatıma mucizeleri çağırıyorum,babamı mucizelerle affediyorum seni özgür bırakıyorum;seni seviyorum babacığım!…
Her nerede isen mutlu ol..sen de beni affet hakkını helal et.
Yıllarca içimden kızdığım için sen de beni affet,hakkını helal et…
ben de sana hakkımı helal ediyorum..
her neredeysen mutlu ol her nerede isen huzurlu ol..
senide bir anne baba dünyaya getirdi sana sevgi verememiş olabilirler sen de bize sevgini veremedin.Bu durumu anlıyor ve kabül ediyorum ve ben seni sevmeyi seçiyorum!..
senin de sevgiyi yaşamaya hakkın var!..Bunun için seni affediyorum ve seni özgür bırakıyorum..İyi ki babam oldun ve iyi ki varım!…Şükürler olsun hamd olsun…
Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası, daha yaratıcı bir zekâya, kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor. IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre, bu cihaza program yüklemek bizim elimizde. Wired’ın 12 maddelik beyin egzersizi rehberinden bir seçme yaptık…
1.DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım. Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak. 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi. Ülke=Rusya, çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları, papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı. Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa, asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz.
2.ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun, kafein mutlaka vücudu diriltip zekayı keskinleştiren özellikler sunuyor. Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var. Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek, beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor. Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi. En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı. Üzerinde araştırma yapılan denekler, ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor. Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir.
3.OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir. Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir. Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz. Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir. ’Savunmacı ol, çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor.
4.PANİK YAPMAYACAKSIN
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız, stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız. Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor. Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz. Beynimizin amygdala isimli bölümü, ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor. O zaman yaratıcılık, espri duygusu yok oluyor. Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek. Yoga yapmak da iyi bir seçenek.
5.DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN
Hayata karışın. UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk, düzenli değil, düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor. Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor.
6.EGZERSİZ YAPACAKSIN
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor. Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük. Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor. Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün. Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor. Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu.
7.ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı. Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız. Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz. Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner, “Hızlı okumak diye bir şey yoktur. Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak,” diyor. Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı. O yüzden yavaş okumak iyidir, hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz.
Neye odaklanırsak, neye dikkatimizi verirsek onu yaratıyor, onu çoğaltıyoruz. Sakınmaya çalıştığımız şey yerine elde etmeye çalıştığımız pozitife odaklanmak çok önemli.
Size gerçek bir hikâye anlatacağız. Bir kadının gözlerinde çaresi olmayan bir hastalık oluşuyor ve kör olma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. Doktorlar hiç bir şey yapamayacaklarını soyluyorlar. Çok kararlı olarak ve duyduklarından hiç hoşlanmayarak kadın, bu kadar çaresiz kalmasa asla yönelmeyeceği alternatif terapilere yöneliyor. Bunu yapmayı gülünç buluyor ama içinde bulunduğu çaresiz durumdan dolayı denemeye karar veriyor.
Sonunda kadın alternatif yöntemler uygulayan bir terapiste gidiyor. Terapist ondan hayatini ve kendisini anlatmasını istiyor. Anlatmaya başladıktan sonra birden terapist kadını susturuyor ve ” son 10 dakika içinde tam 15 kez “nefret ediyorum” cümlesini kullandığınızın farkında mısınız? ” diyor. Kadın şoka uğruyor. Pek çok şeyi açıklarken “nefret ediyorum” kelimesini kullandığını fark ediyor…
Bu onun için gerçekten göz açtırıcı bir deneyim oluyor. Bunun üzerinde kullandığı kelimeleri değiştiriyor ve yıllar sonra hala mükemmel görebiliyor.
Burada Evrensel Kanunlardan “odaklanma kanunu” devreye giriyor.
Odaklanma Kanunu
Neye odaklanırsak, neye dikkatimizi verirsek onu yaratıyor, onu çoğaltıyoruz.
Sakınmaya çalıştığımız şey yerine elde etmeye çalıştığımız pozitife odaklanmak çok önemli. Örneğin asla yaşlanmamaya odaklanmayın, bunu yaparsanız kısa surede yaşlanacağınız kesin. Bunu yerine sağlıklı, enerjik ve genç olmaya odaklanın, dikkatinizi bunlara verin.
Kullandığımız kelimelere dikkat etme konusunda çok ilginç bir takım bilgiler var, öyle ki “-sız” takısı ile biten kelimeleri bile literatürünüzden çıkarın.
Örneğin “sınırsız bolluk istiyorum” derken, aslında bilinçaltınızın anladığı sınırlı bolluk. Bir başka örnek de “kolay, çabasız ve eğlenceli bir ilişki istiyorum” derken aslında kolay, çaba gerektiren ve eğlenceli bir ilişki çekiyorsunuz çünkü “çaba” kelimesinden sonraki “sız” eki onu olumsuz hale getiriyor ve bilinçaltınız bu kelimeyi caba olarak isleme sokuyor. Bunun yerine “kolay ve eğlenceli bir ilişki istiyorum” demeniz ve bunu düşünmeniz, böylesi bir ilişkinin size gelmesini çok daha kolaylaştırıyor.
Ağzınızdan çıkan kelimelere dikkat etmeye çalışın. Yakınlarınıza söylediklerinize dikkat etmelerini rica edebilirsiniz. En çok neler söylüyorsunuz, ne tür kelimeler, deyimler, sıfatlar kullanıyorsunuz…
“Binlerce kilometrelik bir yola çıkmak için önce bir adım atmak gerekir” deyişinden yola çıkarak,
1- Yazın
Küçük, sevimli bir defter alın ve her sabah şükrettiğiniz 5 şeyi bu küçük deftere yazın… Her şeyi yazabilirsiniz… Örnek: “görebildiğim için, akşama yiyeceğim olduğu için, kuşların seslerini duyabildiğim için”…siz bu çalışmayı yaptıkça neler neler bulacaksınız şükredecek… Ve şükretme enerjisi Evrene en doğrudan “bunlardan daha fazla istiyorum” demektir ve Evren sizi çok rahat duyabilecektir.
2- Güzel şeyler söyleyin
Her gün yakın çevrenizden veya hiç tanımadığınız insanlardan (dükkânlarda servis verenler, dolmuş şoförü, simitçi) 2 kişiye onları iyi hissettirecek bir şeyler söyleyin… Bu kişiler ne kadar tanımadığınız kişiler olurlarsa o kadar iyi… ve verdikleri tepkiyi izleyin…
3- Teşekkür edin
Beğendiğiniz şeyleri insanlara ifade edin, teşekkür etmeyi alışkanlık haline getirin… Gıda ürünleri satılan bir dükkâna girdiniz ve mesela çok temiz buldunuz, “ne kadar temiz bir dükkân, çok hoşuma gitti” deyin…
4- Sözlerinize dikkat edin!
Söylediklerinize dikkat etmeye başlayın. Ağzınızdan çıkanlara önem verin. Sözlerinizi, cümlelerinizi fark edin. Bunun için etrafınızdan da yardım isteyebilirsiniz. Onlar sizi dışarıdan bir göz olarak çok iyi gözleyebilirler. İnsanoğlu kadar kendisine kör bir başka varlık yoktur bu dünyada…
Mutlu olduğunuzda, mutluluğu yaşayan sadece kendiniz değilsiniz…
Sevgi dolu olduğunuzda, sevgiyi yaşayan sadece kendiniz değilsiniz.
Barış ve huzur içinde olduğunuzda, barış ve huzuru yaşayan sadece kendiniz değilsiniz.
Mevlana olduğunuzda, Mevlanalığı yaşayan sadece kendiniz değilsiniz.
Siz bir yandan bunları yaşarken; bir yandan da farkında olmadan, evrenin enerjisini yükselterek, pek çok insanın hayatını etkiliyorsunuz.
Yaşadıklarınız ile oluşan düşük veya yüksek frekanstaki enerjiniz ile; Siz farkında olsanız da olmasanız da, inansanız da inanmasanız da, görseniz de görmeseniz de, toplu bilinçteki yaşam enerjisini fazlası ile etkilemektesiniz.
Kanadalı Doktor David Hawkins araştırmalarının sonucu vardığı değerler şöyledir;
Pozitif ve herşeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerji, 90.000 insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 750.000 insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Barış ve huzur içinde yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 10 milyon insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Mevlana’lığı yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 70 milyon insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Peygamber, Buddha seviyesinde yaşayan bir insanın yaydığı enerji ise tüm insanlığın yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.