O l g u n l u k kendinin ve başkalarının duygularının ve davranışlarının altında yatan dinamiği anlama ve kavrama becerisidir…

O l g u n l u k”

Kendini sevmek, sevgilerin en büyüğüdür. Bu kendini beğenmişlik değil, kendini gerçek anlamda beğenmek, saygı ve sevgi duymak, onurlu bir yaşam sürmektir. Kendini sevmek düşünceyle alınan bir karar değil, bilinç seviyesinin yükselmesiyle ruhun kendisini ifade etmeyi seçme yoludur. …

Kendini sevmenin diğer adı o l g u n l u k. Kişinin özsaygısı yükseldikçe o l g u n l u k seviyesi artar. Olgunluğun yaşla ilgisi yoktur. Ağırbaşlılıkla da ilgisi yoktur. Hatta olgun insanlar çocuksu tarafını muhafaza etmiş insanlardır.

O l g u n l u k kendinin ve başkalarının duygularının ve davranışlarının altında yatan dinamiği anlama ve kavrama becerisidir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİZLER BİRER DENİZ FENERİYİZ…

BİZLER BİRER DENİZ FENERİYİZ…  IŞIĞI KARANLIKTA OLANLARA ULAŞTIRACAK…

Bir deniz feneri ışığını saçmaya başladığında fırtınanın şiddetine bakmaz fırtınayı yargılamaz ışığı yaymadan önce kendine şöyle demez ışığımın nereye gittiğini bilmek zorundayım Tek bildiği karanlığa, cesur rüzgara, ve bedenine durmadan çarpan dalgalara tahammül etmek için inşaa edildiğidir…

Deniz fenerinin tek bildiği güvende olduğu ve diğerlerinin güvenle limana ulaşmaları için yardım etmek için karanlığı aydanlatmak gerektiğidir.Amacının ne olduğunu bilir… Taşıdığı ışık beklenmektedir ve karanlıkta olanlar onu  aramaktadır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Fiziksel ve ruhsal arınma…

SEVGİ:Bedenimizin en cok neye ihtiyaci vardir, bilir misiniz? Sadece ve sadece SEVGI’ye. kENDİNİZİ SEVİN AYNAYA BAKIN VE KENDİZİ SEVDİĞİNİZİ SÖYLEYİNNN

MORAL
Her sabah kaktiginizda saglikli bir bedenle ve zihinle gune baslayabildiginiz icin tesekkur edin. Organlariniza ara ara da olsa, tek tek tesekkur edin. Ayaklariniz sizi butun guntasiyor, kalbiniz duzenli atiyor, organlariniz duzgun calisiyor, eh artik bir tesekkuru hak ediyorlar degil mi.. 🙂

Caninizin istemedigi ve gereklilik uzerine yapmak zorunda oldugunuz isler varsa, yapmayin. Evet..dogru okuyorsunuz, yapmayin! Cunku mutsuz insan, disaridan gelen etkenlere karsi zayiftir. Cabuk hastalanabilir. Cunku ruh yapmak istemiyor, mantik ise yapmasi gerektigini soyluyor. Boylece bedende otomatik olarak kaos basliyor. Beden kendi icinde uyum ve denge icinde olmadigindan zayif dusuyor. Dikkat edin, kendinizi fazlasi ile yordugunuzda ve dinlenmeye ihtiyaciniz oldugu halde kendinize ayiracak zamaniniz yok ise, beden devreye girer, minicik bir nezle ile sizi evde mecburi istirahate alir.

Ruhunuza iyi gelmeyeni yapmayin derken yanlis anlasilmasin; butun gun yan gelin yatin da demiyorum..:). Bugune kadar kendi istegimizle degil de sadece gorev icabi yapmak zorunda oldugumuz davranis kaliplarindan bahsediyorum.

Bir de lutfen Sizi olumsuz yonde etkileyen, ruhunuza iyi gelmeyen televizyon progamlarini, haberleri ve filimleri izlemeyin, gazete okumayin. Sizi neselendiren filimler ve programlar izleyin, muzik dinleyin. Olumlu dusunen arkadaslarinizla birlikte zaman gecirin. Kisacasi frekansinizi yukseltmek icin biraz olsun kendinize destek verin.

ADACAYI

Ikinci onerim, kendinizi yorgun, bitkin hatta biraz da negatif hissettiginizde ‘adacayi tutsusu’ yapmaniz. Aktarlarda satilan ‘adacayi’ ni atese dayanikli bir kaba (buyuk kahve fincani olabilir) koyun ve yakin (koydugunuz kabin alti cok isinabilir, dikkat edin).Yavasca tutmeye ve duman cikarmaya baslar. Onu, bedeninizin etrafinda gezdirin. Kendinizi sanki kocaman bir yumurtanin icindeymissiniz gibi dusunun ve yan taraftan ayaginizin disindan yukari dogru, kolunuzun disindan, basinizin ustunden omuzunuzdan asagi diger ayaginiza kadar indirin.
Hatta bacaklarinizi  acin ve aralarindan da gecirin. Bu size inanilmaz bir rahatlik verecektir.

TUZ BANYOSU
Ilk onerim, en azindan haftada bir kez dusumuzu aldiktan sonra, sofra tuzu ile saclarimiz dahil tum bedenimizi tuz ile ovalamak, hani peeling yapar gibi. Birkac dakika cildimizin tuzu emmesini bekledikten sonra son dusumuzu almak. Bu yontem, gun boyu auramiza yapisan olumsuz enerjilerin temizlenmesi icin uygulanir.  Tuz, basta da belirttigim gibi sofra tuzu olabilir. Banyonuzda bir cam kavanoz icinde bu tuzu hep bulundurun ki, erismek ve kullanmak kolay olsun. Vaktiniz ve olanaginiz var ise, kuvetinizi doldurup icine yarim kilo tuz atip 10 dakika icinde yatin.

HAMAM

Bir hamama gidin. Iyi bir keseciye, kese yaptirin. Tum bedeninizi keselettirin. Ne kadar cok kir cikacak, sasiracaksiniz. Ve cikan kirle birlikte cok rahatlayacaksiniz. Fizyolojik, bedensel yani bir yana, kese ile cikan kir ayni anda nedir, biliyor musunuz? Sizin sinirlarinizi olusturan ve dunyayi deneyimlemenizi, algilamanizi saglayan deri uzerindeki gozenekleri kapayan ve kese ile akacak olan ‘kir’, sizin duygusal bedeninizdeki yaralarin olusturdugu duygusal zehirlerin fiziki ifadeleridir ayni anda. Bu nedenle uc ayda bir yaptirilacak iyi bir kese ile, duygusal olarak da rahatladiginizi goreceksiniz. Ayrica hamamin isisi ile sadece fiziksel bedeniniz degil, duygusal bedeniniz de yumusayacak.

 MASAJ

Kesenin ardindan, uc gun icinde tum bedeninize, uygun bir Masaj yaptirin. Butun kaslarinizi, eklem yerlerinizi bir elden gecirtin. Tercihen bitki yaglarinin da suruldugu ve sonrasinda cesitli aromalar ve kokularla bezeneceginiz bir Masaj, enerji yollarini ve dugumlerini acacagi icin, enerji akisinin dengelenmesi ile birlikte, sadece fiziksel bedeniniz degil, mental bedeniniz de rahatlayacak. Iyi bir masajla birlikte, zihninizin de rahatladigini goreceksiniz.

REİKİ

Kendinize her gun reiki vermek…

ACCESS BAR

Baskasından satın aldığınız düşünceleri temizlemek, bilinçaltınızdaki tüm öfkeyi, kırgınlıkları, pişmanlıkları temizlemek…

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Uzun surecek, meyve verecek bir iliski istemistiniz; fakat bu meyve mutfakta kurudugu zaman hala agac dalindaymis gibi davranamazsiniz. ..

Hayatta arzu etmediginiz sinirlarla karsilasmakla kalmaz, bazen de arzu etmediginiz bu sinirlari kendiniz koymak durumunda kalirsiniz. Insan hayati nasil da celiskilerle doludur. Sinirsizlik gayenizdir, buna ragmen sinir koymaniz gereklidir. Asamadiginiz cizgiler vardir ve digerlerinin gecmemesi icin de sizin koymaniz gereken cizgiler vardir.
Yeryuzundeki her bir durumu siz cozemezsiniz. Her zaman mani olamazsiniz. Siz ve Ben, barisi, iyi niyeti, huzuru, her nevi ahengi ne denli cok arzu etsek de bazen cekip gitmeniz gerekir; ofkeyle degil, sikintiyla degil lakin sadece oradan ayrilmaniz, kalkip gitmeniz gerekir. O anin sinirlari cercevesinde ayrilma zamaninizi bilirsiniz. Parti bitmistir. Kavgaya dahil olmak yerine sadece oradan ayrilirsiniz. Uzucu bir sekilde sonlanacak talihsiz bir hadisenin sonuna kadar orada kalmaniz gerekmez.

Kimse gecmise dayali, eski baglarini koparmak istemez fakat kim huzursuzluk, uyumsuzluk icinde olmak ister? Bir iliski icin elinizden gelenin en iyisini yapmissinizdir ve simdi de bu iliskinin sonu gelmistir. Kendi kendini bitirene ya da birisi bu iliskiyi bitirene kadar beklemeniz gerekmez. Bazen de siz bitirirsiniz. Tamamen baris ve huzurdan yanayim Ben, temelsiz bahanelerden degil.Hislerinizle yuzlesirsiniz ve sununla da yuzlesirsiniz ki, tum iyiniyet cabalarina ragmen bir seyler yolunda gitmiyor, bu durum kimseye fayda saglamiyordur. Devam saglamak icin odediginiz bedel cok yuksektir. Otesine gecmek istemediginiz bir de cizgi vardir. Inattan degil; fakat dogruluk ve durustlukten dolayi.İyiniiyetten yola cikin; fakat durum olumsuzsa bunu teslim edin.

Bazi iliskiler, arkadasinizla uzun zamandir zaten konusmamis oldugunuzu farkedene dek, daha siz anlamadan sona erer. Bazen daha fazla ileri gitmek istemediginiz bir kapiyi bilincli olarak kapatirsiniz. Artik var olmayan bir birliktelik adina, hala devam ediyormus gibi davranmak ne sizin ne de bir baskasinin yararinadir. Bu ittifak belki de silahsiz bir muharebeye donusmustur ve simdi de “Hoscakal” diyorsunuzdur.

Mutlak surette ahengin, uyumun arayisinda olun; ama enerjinizi de sarfetmeyin. Bir iliski bitmemis gibi davranmayacaksiniz. Uzun surecek, meyve verecek bir iliski istemistiniz; fakat bu meyve mutfakta kurudugu zaman hala agac dalindaymis gibi davranamazsiniz.

Ve boylelikle zaten olup biten seyi kabul eder, bariz gorunen seyleri de inkar etmezsiniz. Mesele bitmistir.
Bazen bir isveren bir calisanini isten cikarmak zorunda kalir, bunu kizgin oldugu icin degil, devam etmenin bir yararinin olmadigini idrak ettigi icin yapiyordur. Iyi, nazik, comert olmak istersiniz; fakat durum sona yaklastiginda bu sonu idrak etmek de iyiliktir ve bunu uygulamak sizin iyiliginizdir. Nazik olmak ise yaramayan bir durumu tolere etmek demek degildir. Acik yurekli, durust vedalar vardir. Ayaga kalkip “yeter” demeniz gereken zamanlar vardir.

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder… DAİMA SENİNLE KALMAZ

dere resimleri

 

Hiçbirşey için “BENİMDİR” deme, sadece de ki; “YANIMDADIR”

Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder… DAİMA SENİNLE KALMAZ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler…

İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar; “Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir!… Bak; dikkat et şimdi…” Berber çocuğa seslenir: … “Ali, buraya gel!”.

Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, “bak şimdi” diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar: “Hangisini istiyorsan alabilirsin?”

Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek:

“Gördün mü? Sana söylemiştim.” der.

Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali’yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar. Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir : – Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!”
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Gelişime açık bir insanla, gelişime kapalı bir insanın ilişkisi ne kadar sürebilir?

İKİLİ İLİŞKİLER Ne tür ilişkiler yaşıyorsunuz?

 Yaşadığınız ve biten ilişkilerinizin ortak yanı ne? Kaç kez “bu sefer doğru insanı buldum” dediniz ve ilişki yine hüsranla bitti. Eğer ilişkilerin yorucu olduğunu düşünüyorsanız, sizi yoran ilişkiler yaşarsınız. Eğer tüm erkeklerin size güzelliğiniz için geldiğini düşünüyorsanız, sadece güzelliğiniz için gelen erkekleri hayatınıza çekersiniz. Eğer yeni ilişkinizde de eskisinde oldığu gibi aldatılacağınızı düşünüyorsanız, aynı deneyimi tekrar yaşarsınız.

Yaratıcı bir varlık olduğunuzu kabul edin. Bu insanları hayatınıza çeken sizsiniz. Bilinçaltınızı lehinize kullanmak için ne istemediğinize değil, ne istediğinize odaklanın. İstemediğiniz şeylerin zıddına odaklanın.

İstediğiniz partneri hayatınıza çekmek için;

 1.Böyle bir kişiyi hayal etmenin yanı sıra, bilinçaltınızda böyle bir insana layık olduğunuza inanmanız gerekir.

2.Partnerinizde istediğiniz özelliklere önce sizin sahip olmanız gerekir.

3.Böyle bir kişinin de sizin özelliklerinizi istemesi ve seçmesi gerekir.

İlişkilerde ve arkadaşlıklarda sakin bir kişilik ile canlı bir kişilik sıkça bir araya gelir. Ama BİLİNÇ SEVİYELERİ çok farklı iki insan ilişkiyi sürdüremez. Gelişime açık bir insanla, gelişime kapalı bir insanın ilişkisi ne kadar sürebilir? Bilinç seviyesi farklılaştıkça ayrılıklar kaçınılmazdır. Şu anda yakın ilişkide olduğunuz insanlara bakın. Evliliğinizi sürdürdüğünüz insana bakın. En yakın arkadaşınıza bakın. Flört ettiğiniz insana bakın. Kendinize rakip gördüğünüz insanlara bakın. Şu andaki bilinç seviyeniz hakkında fikir edinebilirsiniz Onlardan daha “kötü” ya da “iyi” değilsiniz. Benzer benzeri çeker.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiç düşünmeden konuşan, istemediği şeyleri de duymaya mecburdur…

 

 

Hiç düşünmeden konuşan, her yerde her istediğini söyleyen, istemediği şeyleri de duymaya mecburdur…

Birini incitmezsek biri de bizi incitmez… Her şey karşılıklıdır… Bunu unutmamak lazım…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HERKES KALBİNDE KENDİ DÜNYASINI TAŞIR..

 

Bir gün, yaşlı bir adam Ortadoğu da bir köyün girişinde oturuyormuş. Bir genç ona doğru yaklaşıyor ve diyor ki : “ben buralara hiç gelmedim, bu köydeki yaşayan insanlar nasıl?” Yaşlı adam ona cevap veriyor : … “senin geldiğin köydeki insanlar nasıldı?” “Egoist ve kötü insanlardı. Zaten onun için oradan ayrılmama çok sevindim” diyor genç çocuk. Yaşlı adam : “burada aynı insanları bulursun” demiş..

Daha sonra, başka bir genç yaşlı adamın yanına geliyor ve aynı soruyu soruyor. “buralara ilk defa geliyorum, bu köydeki yaşayan insanlar nasıl?” Yaşlı adam aynı soru ile cevap veriyor : “söyle evladım, senin geldiğin köydeki insanlar nasıldı? “çok iyi ve güler yüzlü insanlardı, dürüst insanlardı, iyi dostlarım vardı orda; o köyü terk etmek için çok zordu benim için” diyor genç çocuk. Yaşlı adam; “burada aynı insanları bulursun” demiş. Develerine su veren bir iş adamı bu konuşmaları duymuştu.

İkinci genç çocuk gittikten sonra iş adamı azarlayıcı bir tonla yaşlı adama söyle demiş: “Nasıl iki kişinin aynı sorusuna iki farklı cevap verebilirsin?” “Kalbini açan ötekilere bakışını da değiştirir” diye cevap vermiş yaşlı adam. “Herkes kalbinde kendi dünyasını taşır..”
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir sürü bardağa aynı sürahiden su doldurunca,

 

 

Bir sürü bardağa aynı sürahiden su doldurunca, her bardak kendini sürahiden ayrı ve diğer bardaklardan da farklı sanır…Kırmaya gör bardakları, tüm sular birbirine karışır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevginin kokusu. Güvenin kokusu. “İyi ki sen varsın”ın kokusu…

İnsanlar gerçekte konuşmuyorlar. Konuşur gibi yapıyorlar. Öğrendikleri  sözcükler var. Birbirlerine onları söylüyorlar. Gerçekte çok azı, çok az  zaman için konuşuyor. Onlara da dikkat et, duygu sözcükleri yoktur.  Birbirlerine söylemeleri gereken sözleri söylerler, onun için de  çoğunlukla birbirlerini dinlemezler.

Koklamak, öyle incelikli bir  duygudur ki. Zavallı koku alma  duygumuz. Öylesine kötü kokularla bozuldu ki. Biliyor musun, insanlar insan kokusunu bile alamıyor. Bir  kadının kokusu. Bir erkeğin kokusu. Çocuğun kokusu. Yaşlı insanın  kokusu. Umudun kokusu. Bezginliğin kokusu. Hayata kırılmanın kokusu.  Mutluluğun kokusu. İnsanlar bütün bunları unuttular. Dokunma da öyle  insanlar bunu da unuttu.

Bir elin el üstüne konması. Bir omuzun omuza dayanması. Bir sırtın sırta dayanması.

Koku ve dokunma. İşte gerçek iletişimin iki yolu.  İnsanlar ikisini de unuttu.”

Bu  koku yalnız insanda. İnsanın insan da yarattığı koku bu. İnsanı insan  kılmanın kokusu. Sevginin kokusu. Güvenin kokusu. “İyi ki sen varsın”ın  kokusu.

”Bir gün mutluluğun kokusunu tanıyacaksınız. O zaman daha da mutlu olacaksınız, biliyorum.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Seveceksen öylece sev. Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur…

 

Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi”nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler. Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.

Mevlevi’nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır.Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır. Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister.

Büyük merakla, önce Mevlevi’ye sorar:”Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?”Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır. İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der: “Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız.”

Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi”ye döner: “Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa? Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?”Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der: “Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur. Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz.”

ÖZETLE: Seveceksen öylece sev. Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur. Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eve her zaman başın dik olarak dön…

Günün nasıl geçtiği hiç önemli değil…

Eve her zaman başın dik olarak dön.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

susmaya değecek güzellik her zaman bulunmuyor. .

Konuşmaya  değecek birşeyler elbet bulur insan  ama susmaya değecek güzellik her zaman bulunmuyor. .

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GÜZEL İNSANLAR ÖYLECE ORTAYA ÇIKMAZLAR. ONLAR OLUŞURLAR…!

 

 

Tanıdığımız en güzel insanlar yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş olan insanlardır… Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar…
GÜZEL İNSANLAR ÖYLECE ORTAYA ÇIKMAZLAR. ONLAR OLUŞURLAR…!

-alıntı-

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »