Kendime HAKSIZLIK ettim, kimseye etmediğim kadar.

images-61[1]

Yaşadığım süre boyunca hep MERHAMETİMİN
arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada BIRAKTIM.
Kimseden bir şey BEKLEMEDİM, doğrusu bu sanıyordum çünkü. Yaşadıklarımı, yaşayamadıklarımı İÇİMDE sakladım,
SUSTUM, bastırdım, olsun dedim İNSANLIK ben de kalsın.
Verdim, hep VERDİM karşılığını alıp alamadığıma BAKMADAN,
aslında güçlü olmak değildi istediğim,
ama olmak ZORUNDAYDI…M ve oldum……
Kendimi hep ERTELEDİM. Kimsenin beni
anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana
verilmiş KUTSAL bir görev olarak gördüm…
Herkesi mutlu etmek zorundayım ZANNETTİM.
Benim de mutlu olmam gerektiğini UNUTMUŞUM…
Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki VİCDANIM rahat etmeliydi.
Birilerinin de bana karşı GÖREVLERİ olduğunu hiçe saymışım oysa…
NE YAZIK Kİ; Karşımdakilerin EKSİKLERİNİ tamamlamaya çalışırken, onların HATALARINI görmeye vaktim kalmamış SANKİ…
Beni ÜZMELERİNE bakmadan, karşılığında ne ALDIĞIMA, ne hissettiğime ALDIRIŞ etmeden hep VERDİM..
Kendimi nasıl da UNUTMUŞUM… Unutturmuşlar aslında….
PARAMPARÇA olmuş KALBİME, doğruları söylemeye çalışan BEYNİME, mutsuz YÜZÜME hep SUS dedim. Sen SUS..!
Kendime HAKSIZLIK ettim, kimseye etmediğim kadar.
KENDİMDEN ÖZÜR DİLERİM…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ENDİŞE VE PİŞMANLIK DUYGULARINIZI AZALTACAK OLUMLAMA ÖRNEKLERİ…

Kadınlar-İçin-5-Adımda-Duygusal-İyileşme[1]

Aranızda ihtiyacı olanlar olabilir.
Bu olumlamanın yok ettiği olumsuz duygular Şunlardır.
– Bir şeye endişeleindiğimde benim için herşey berbat oluyor
– Yaptığım bir hata nedeniyle kendimi berbat hissediyorum
– Birisine yaptığım haklsızlık nedeniyle büyük suçluluk duyuyorum
Bu  çalışmayı 21 gün  boyunca bunu yapmalısınız  Sık tekrarlanan bu mesajlar beyin korteksinde yeni sinir ağları örecektir Ve ufak dalgalanmalar sonrası olumlu şeyleri hızla ayağınıza getirecektir Sık tekrar çok önemlidir
Ben ________
Mutluluğum benim için önemlidir
Kendi geleceğimi kendim hazırlıyorum
Ben olabildiğim ölçüde en iyi insan olmaya çalışıyorum
Ben Mutlu olmam için gereken her şeye sahibim
Benim Her şeyim tam ve mükemmel
Ben Olumlu bir insanım
Ben çevremdeki dünya ile uyum içindeyim
Benim iyi bir yaşantım var
Dikkatim hayatımda hergün gerçekleşen iyi şeylere odaklanmış durumda
Ben iyi olan her şeyi büyük bir mıknatıs gibi kendime çekiyorum
Ben çevremdeki güzel şeylerin farkına varıyorum
Ben güzel şeylerin farkına vardıkça daha mutlu olduğumu hissediyorum
Ben iyi şeylere odaklandıkça, iyi olan şeyler artıyor
Hayatta sorunların olması normaldir Onlarla Sakin ve etkili bir yaklaşımla başa çıkıyorum Ve bu herşeyi olumlu yönde değiştiriyor
Engel gibi görünen her şey aslında gerçekleşen hayalimin bir parçası
Ben hata gibi görünen şeylerin gelişmeme yardımcı olan bir hediye olduğunu biliyorum
Hayatta yaşanabilicek herşeyin telafisi olduğunu biliyorum
Hayatta yaşanabilicek her şeyin daha iyisinin yaşanacağını biliyorum
Ben Geçmişte yaptığım herşeyi için kendimi affediyorum
Ben gelişme arzumun farkındayım Bu nedenle yeni fırsatları kendime çekiyorum
Her geçen gün kendime olan güveim artıyor ve ben hayattan daha fazla zevk alıyorum
İçimdeki öz korkularımı yok ediyor
Geçmişi rahatçe ve kolayca bırakıyıorum
Şimdi Geçmişi bıraktım ve yepyeni bir başlangıç yapıyorum
Kişilere duyduğum sadakat ve sevgi, bana daha iyisini yaşatıyor
Ben her an ve her yerde güven içindeyim
Rahatça konuşuyorum, kendimi anlatabiliyorum, insanları anlıyorum
Ben kendimi ve başkalarını seviyorum
Ben hayatta en iyi şeyleri hak ediyorum
Teşekkür Ederim, Teşekkür Ederim, Teşekkür Ederim
* Alıntıdır..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bolluk Bereket Bilinci

19299014_474008546283213_4984491997218734080_n[1]

Bolluk ve bereket bir zihin durumudur. Yaşamınıza daha çok bolluk enerjisi çekmek zihinsel durumunuzu bereket içinde yaşayanların zihinsel durumlarına uygun hale getirmekle mümkündür. Bolluk bilincini kazandığınız anda yaşamanızda sadece para’nın degil, arkadaşların, bilgilerin, paylaşımların ve sevginin de bol olduğuna şahit olacaksınız.

Bolluk ve Bereket hem maddi hem manevi zenginlik demektir. Yaşamınıza bu enerjiyi daha cok çekmeniz icin işte size 10 tane ipucu;

1- Almayı Ögrenin
Bazı insanlar sadece vermek isterler, almak onlar için kötü ve yanlış bir şeydir. Ben vermeyi çok severim lakin almak beni rahatsız eder diyen insanlardansanız öncelikle şunu bilin ki bolluk enerjisi sizi ziyaret etmeyecektir. Kim istenmediği yere gider ki. Verdiginiz gibi almayı da bilmeli ve aldıklarınızı hak ettiğinizi bilmelisiniz. Almak da vermek kadar doğaldir ve unutmayın almayı bilmeyenin verecek bir şeyi kalmaz.

2- Para Kirli Değildir.
Bazı insanlar icin para pis bir şeydir. Zenginlik günahkarlıktır. Her gördükleri zengin için kimbilir bu parayı kimin canını yakarak kazandı diye düşünürler. Oysa evrendeki herşey enerjidir ve para da bir enerjidir. Para nötr bir enerjidir onun iyi mi kötü mü algılanacağı size bağlıdır. Bir insan parasıyla iyi güzel şeylerde yapabilir. Veya para temiz bir şekilde de kazanılabilir. Tüm zenginler kötüdür düşüncesini aklınızdan çıkartın ve parayı pis bir şey gibi görmeyin. Kendinizle ilgili olumlu kanılarınız varsa para içinse olumsuz kanılara sahipseniz paranın size gelme olasılığı hemen hemen yok olur. Nasıl mı? Ben iyiyim, para kötü ikilemi şu noktaya gider. Para bana gelmeyecektir. Bu düşünceyi değistirin.

3- Sözlerinize dikkat edin
Bolluk ve bereketi size çeken önce zihinsel durumunuz, sonra sözlerinizdir. Ben paraya hiç değer vermem, zaten hep kaybederim, para ile aram yoktur gibi sözleriniz parayı sizden uzaklaştıracaktır. Bilinçaltınızı bu sözlerle programlarsanız, bilinçaltı bu komutları gerçekleştirmek için sadık bir hizmetkar gibi çalışacaktır ve kendi kendini gerçekleyen kehanetiniz ortaya çıkacaktır. Zenginlik, bolluk ve bereketle ilgili olumlamalar yapmanızı öneririm. Örneğin; Her gecen an para bana artarak geliyor, bolluk ve bereket içindeyim, yaşamımda her şey yeterli, yaşamım bolluk ve bereket içinde, bana gelen parayı severek alıyorum ve o da daha çok geliyor gibi olumlamalar yapabilirsiniz.

4- Koşulsuz isteyin
İnsanlar genelde bir istekleri olduğu zaman bunu bazı koşullara bağlarlar. Şu arabayı satsam da ameliyat olsam, falanca gelse de şu işimi halletse, şuraya gitsem de şunu elde etsem gibi. Oysa istekleriniz size bir çok farklı yoldan gelebilir. Siz bir yola dikkatinizi ve enerjinizi vererek diğer yolları tıkamış olursunuz. Örneğin ameliyat için arabayı satmak isteyen kişinin gerçekte istemesi gereken şey şifadır. Şifa bir insana birçok yoldan gelebilir, araba satılmasa da, ameliyat olacak para başka bir şekilde gelebilir. Hatta o ameliyatı olmadan bile şifa bulabilir. Oysa kişi dikkat ve enerjisini arabayı satarak şifaya verdiği için diğer yolları kapamış oldu. Koşulsuz istemek yaşamda amaçlara kavuşmanın temel şartlarından biridir. Şartları, durumu, mantığı bir kenara bırakın sadece isteyin. Ne istiyorsanız onu isteyin. Para mı, aşk mı, iş mi her ne istiyorsanız onu….

5- Yaşamınızda boşluk oluşturun
Evren boşluk sevmez ve mutlaka doldurur. Eğer eviniz tıka basa eşya dolu ise ve eşyaları yenilemek istiyorsanız paranızın olmasını beklemeyin. Eşyaları daha en başından atın (tabi yaşamak için gerekenleri değil) Bir süre sonra yeni eşyalar bir şekilde gelecek. Yeni elbiseler istiyorsanız eskileri fakirlere verin. Eğer yaşamınızda yeterince bolluk ve bereket yoksa bunun için yer açıp açmadığınıza bakın. Yaşamınızda yeniliklere ve bolluğa yer açın ki gelsin. Bunun için önce evde kullanmadığınız eşyalarla, eskimiş elbiselerle, uzun süredir birikmiş ıvır zıvırla başlayın. Siz eskiyi bıraktıkça yeni gelecek. Unutmayın evren boşluk sevmez.

6- Borçları Değil, Kazançları Düşünün
Bir zamanlar bir öğrencim bir ayın kirasını ödeyince diğerini düşünüyorum demişti ve para sorunundan yakınmıştı. Bende borcunu değil, kazanacaklarını düşün demiştim. Dikkatinizi neye verirseniz onu büyütürsünüz. Borçlara verirseniz borçları, kazançlara verirseniz kazançları. Bu en basit formüllerden biridir. Dikkatinizi kazançlarınıza verin ki onlar büyüsün. Bu öğrencim bu formülü başarı ile uyguladı. İşten ayrıldı, serbest çalışmaya başladı, şimdi meslektaşlarına göre 4-5 kat daha fazla para kazanıyor. Unutmayın ancak fakir insanlar parayı kafalarına takarlar.

7- İmgeleme yapın
İmgeleme bolluk ve bereketi kendinize çekmeniz için en etkili yöntemlerden biridir. Bol bol imgeleme yapın. Dikkat edin, hayal kurun demiyorum. Hayal kurmak daha başından isteklerinizin hayal olduğunu kabul etmektir! İmgeleme bundan başka bir şeydir. İsteklerinizi imgeleyin, imgenize duygu yükleyin ve evrene gönderin. İmgelemede istediğinizin olduğunu hissedin, aynı heyecanı duyun, mutluluğu yaşayın ve bunun olacağına yürekten inanın.

8- Düzenli olun.
Zengin insanların ortak yanları, son derece düzenli olmalarıdır. Evleri, ofisleri, arabaları çok temiz ve düzenlidir. Gerçekten de benzer enerjilerin birbirini çektiği süptil dünyada bolluk enerjisini çekmek için temiz enerji alanına sahip ortamlarda yaşamalısınız. Düzensiz ve pis ortamlarda biriken negatif enerji ancak kıtlık enerjisini kendisine çeker. Bolluk ve bereket için temiz ve düzenli ortamlarda yaşamanız, iş yapmanız gereklidir. Şimdi çekmecelerinizi ve dolaplarınızı düzenleyin. Pis şeyleri temizleyin ve düzenleyin. Zengin olmak istiyorsanız zenginler gibi davranmayı öğrenmelisiniz.

9- Büyük Düşünün
Evrende her şey enerjidir. Bir tabak yemek de, son model arabada. Eğer yemek bulmak kolay ama araba zor derseniz işleyişi algılamadınız demektir. İstediğiniz araba da olsa yemekte, ikisini de elde etmeniz aynı mekanizma ile çalışır. Oysa yemeği her gün buluyorsunuz, çünkü bulacağınızı biliyorsunuz, buna inancınız tam. Oysa son model arabayı bulacağınıza inancınız yok. Eğer doğru şekilde istemeyi bilirseniz, yemek de araba da aynı şekilde size gelecektir. Ancak arabayı da bulacağınıza, yemeği bulacağınız kadar emin olmanız ya da arabayı da açken yemek ister gibi istemeniz gereklidir. İkisine sahip olmanın en önemli farkı budur. Bu yüzden büyük düşünün ve hayallerinize sınır koymayın. Sonuçta ne isterseniz isteyin elde etmenizin koşulları aynı.

10- Vermeyi de unutmayın
Küçük bahşişler, küçük hediyeler ve arkadaşlarınıza yemek ısmarlamalar. Bunların hepsi aldıklarınızı paylaşmanız için önemlidir. Unutmayın evrene ne gönderirseniz size 10 katı geri gelir. Evrene bolluk içinde olduğunuzun mesajını gönderin. Vermeyi bilin ki alasınız. Şükretmeyi ve diğer insanları da düşünmeyi unutmayın.

kaynak:reikiturk

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Aklımı nasıl başıma getirebilirim diyorsanız bu hafta bunları yapın…

ruhveakilsagligi[1]

Aklımı nasıl başıma getirebilirim diyorsanız bu hafta bunları yapın…
•İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık %10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız volta atmayı deneyin.
•İnsan beyni açık havada, kapalı alana göre çok daha yüksek performansla çalışır. + beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır
•Yürürken kolları sallamak beynin daha iyi çalışmasını sağlıyor.
•Yabancı dil öğrenmek beyni güçlendiriyor. En azından her gün yeni bir kelime öğrenerek kullanabilirsiniz. Alışveriş ve telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.
•Zihinsel jimnastik yapın. Bunun için başta sudoku olmak üzere diğer akıl oyunları oynayın Ör: Satranç.
•Zihinsel rutinlerinizi kırın yani bir gün evinize uzun yoldan gidin yada cep telefonunuzu sağ değil de sol elinizle kullanın bu bir televizyon kumandası da olabilir.
•Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin ör: özdeyişler
•Her gün güzel bir resme bakmayı deneyin. Beyninizi “güzel” görüntüler ile besleyin.
•Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arasında düşünce geçer.Bu düşünceler ne hakkındaysa hayatımızda ona göre şekil alır. Bu yüzden olumlu düşünün.
•Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzde gözlemleyin. Bu beyninizin kalitesini artırır.
•İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Einstein’ın günde 10 saatten fazla uyduğu biliniyor.
•Bol ve temiz oksijen beyin için çok yararlıdır. Şimdi pencerenizin camını açık ve kendinize temiz oksijen ısmarlayın.
•Farklı düşünce tarzı olan insanlar ile konusun. Ör : çocuklarla vakit geçirin.Sizden farklı
düşünen insanlar ile konuşun.
•Kullanılmayan Organ körelir. Sürekli televizyon izleyerek beyninizi düşük viteste kullanmayın.
•Beynin en tehlikeli yanı ters tepki etkisidir yani bir şeyden ne kadar korkarsanız o şey başınıza gelir. O yüzden korkunuza değil konunuza odaklanın.
•“Beyninize çöp girerse beyninizden çöp çıkar” Beyninize gereksiz şeyleri almayın.
Beyin diyeti yapın.
•Beyninizi yoran en önemli şey monotonluktur. Hayatınızı ne kadar çok renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz.
•Ders çalışırken kısa aralar vererek çalışın.
•Beyin tıkandığında varsayımlarla akıl yürütür. Kararsız kaldığınız anlarda “ATATÜRK benim yerimde olsaydı ne yapardı?” diye düşünebilirsiniz.
•Beyninize sizi başarıya ulaştıracak sorular sorun Ör: Hayatta gelebileceğim en iyi yerde miyim? gibi..
•Dr.Davit Schwartz‘a göre: “Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız aklınız bunun neden imkansız olduğunu arama başlar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, aklınız onu yapmak üzere çözüm bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar“
•Kitap okumak güçlü bir beyin jimnastiğidir.
•Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Bu yüzden spor yapın, fazla kilolarınızı atmaya çalışın ve SU İÇİN. Unutmayın beynin %78’i sudur.
alıntı

Ortaya Karışık, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Para bana her zaman keyifle, neşeyle helal yollardan gelir

23795719_1689313111088865_8618708434785515884_n[1]

 

Parayla ilgili: Geçmiş ve şimdiki yaşamımda; Atalarımdan genler yoluyla gelen ve kendi yaşanmışlıklarım dahil parayla ilgili bilinçli yada bilinçsiz oluşturduğum bilinçaltı kalıplarını tüm boyut, zaman ve mekanlarda hemen şimdi iptal, iptal, iptal ediyorum. Para bana her zaman keyifle, neşeyle helal yollardan gelir. Ben emeğimin karşılığı olan parayı almayı ve ışık yolunda ihtiyacı olanlarla paylaşmayı kabul ediyorum. Şimdi ve her zaman
Sevgide ve Işıkta Kalın

Kaynak: Meleklerle Gücünüzü Keşfedin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİLİNCİMİZ YÜKSELDİKÇE NELER OLUR?

24312705_10212213590548188_8514571644492461412_n[1]
▫️ Bilinci henüz bizim kadar yükselmemiş olanların konuşmaları bize eski tadı vermemeye başlar.
▫️ Kendimiz gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşıp yeni dostluklar oluşturmaya başlarız.
▫️ Bize söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarız.
Korkularımız azalır.
▫️ Eskiden zoraki yaptığımız şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmeyiz.
▫️ Kendimizi çok daha rahat ifade etmeye başlarız.
▫️ İstemediğimiz şeylere rahatça “Hayır” diyebiliriz.
▫️ Tek başımıza kalmaktan keyif almaya başlarız.
▫️ Hayatı gerçekten yaşamak istediğimiz gibi yaşayıp yaşamadığımızı sorgulamaya başlarız.
▫️ Gerçekten ne yapmak bize heyecan veriyorsa onun peşine düşeriz.
▫️ Olumsuzluklar bizi eskisi kadar üzmez olur.
▫️ Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı oluruz.
▫️ Etrafta sıkıntı veren şeyler bizi etkilemez.
▫️ Gelecek için kaygılanmayız.
▫️ Başımıza kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmeyiz.
▫️ Birisi bize hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymayız.
▫️ Birisi bizi haksız yere suçladığında kendimizi savunma ihtiyacı
duymayız.
▫️ İltifatlar da bizi eskisi gibi etkilemez.
▫️ Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmeyiz.
▫️ Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğimiz ve çabamız biter.
▫️ Bizi rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir.
▫️ Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama bizim üzerimizdeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerimize yapışmaz ve bizi günlerce rahatsız edemezler.
▫️ Diğer insanların zenginliğini kıskanmayız.
▫️ İnsanların bizim hakkımızda ne düşüneceklerini umursamayız.
▫️ İnsanları kategorilere ayırmayız ve herkese aynı davranırız.
▫️ İnsanları eleştirmeyi, kınamayı, yargılamayı bırakırız.
▫️ Yapılan hataları çok çabuk affederiz.
▫️ Dışarıda ne olursa olsun içimizde sebepsiz bir sevinç olur.
▫️ Her yerde ve herkesin yanında kendimiz gibi oluruz.
▫️ Herkesin içinde aynı Öz’ün parçası olduğunu fark etmeye başlarız.
▫️ Dünya bir oyun alanı gibi gelmeye başlar.
▫️ İçimizde sürekli hissettiğimiz huzuru kimse bozamaz.

Herkesin bilincinin en kısa zamanda yükselmesi dileğiyle…
Özlem Hatipoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Osho’nun Sevgi isimli eserinden:

25151855_10212275685900533_259723598850586919_n[1]
“…Bir samuray, bir kış günü Eisai’nin tapınağına geldi ve bir ricada bulundu: “Ben hasta ve yoksulum” dedi, “ve ailem açlıktan ölüyor. Lütfen efendim bize yardım edin.”
Emekli maaşına bağlı olarak yaşayan Eisai’nin hayatı zorluklarla doluydu ve verebilecek hiçbir şeyi yoktu. Tam samurayı geri göndermek üzereyken, meditasyon salonundaki Yakushi-Buda’ nın heykeli aklına geldi. Heykele gidip başındaki değerli haleyi koparıp samuraya verdi. Eisai, “bunu sat” dedi. “Bu seni bir süre idare eder”. Şaşkın ama çaresiz samuray haleyi aldı ve gitti.
“Efendim! Bu bir hakarettir! Bunu nasıl yapabilirsiniz” diye Eisai’nin müritlerinden biri bağırdı.
“Hakaret mi? Hıh! Ben sadece sevgi ve merhametle dolu olan Buda’nın zihnini, tabiri caizse işe yarar hale getirdim. Aslında bu zavallı samurayı duymuş olsaydı Buda’nın kendisi onun için bir uzvunu keserdi.”
“…Birincisi, verecek hiçbir şeyin olmasa bile yeniden bak. Her zaman için verilecek bir şey bulacaksın. Bu bir tavır meselesidir. Hiçbir şey veremezsen; en azından gülümseyebilirsin; hiçbir şey veremezsen en azından o kişi ile oturabilirsin ve ellerini tutabilirsin. Bu bir şey verme meselesi değildir, bu vermekle ilgili bir meseledir.
…Dünyanın ne olmasını istersen önce kendin, örnek olmak gerekir. Felsefenin doğruluğunu ateş testinden geçerek önce kendi örneğin ile kanıtlamak zorundasın.
…Sevginin motivasyonu yoktur; o herhangi bir dürtüye sahip değildir. Başkası ihtiyaç duyduğunda değil, basitçe sende olduğunda verirsin. Sevgide diğeri bir etken değildir. Sende çok fazlası olduğu için taşmaya devam edersin. Sevgi kendiliğindendir, doğaldır, nefes gibidir.” OSHO
En son ne zaman verecek hiçbir şeyiniz olmasa bile vermeye çalıştınız? En son ne zaman karşılık beklemeden gülümsediniz? En son ne zaman bir yarar beklemeden, sadece yardımcı olmak için bir yerde, bir şekilde bulundunuz? En son ne zaman, zaman ayırıp bir insanın derdini sadece dinlemek için dinlediniz? En son ne zaman “almak” durumunu gözetmeden bu dünyaya “güzel bir şey” verdiniz?
Derleyen Pınar Ulus

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiçbir Şey Yapmak İstemiyormuş Gibi Hissediyorsanız Sakral Çakranız Kapanmış Olabilir

sakral-cakra-acma[1]

 

Sakral çakra nedir?
Sakral çakra daha çok ilişkilerle, hayatınızdaki akışla, cinsellikle, tutkularınızla ve duygularınızla ilgilidir. Neşeli olma hali, mutluluk ve aşkla ilgilidir. Toplum baskısı yüzünden birçoğumuz duygularımızı istediğimiz gibi yaşayamıyoruz. Bu durum çakralarımızın tıkanmasına yol açıyor.Hiçbir neden yokken hayata küsebiliyoruz veya sıkılgan hissedebiliyoruz.
Aynı zamanda çakra kendimizde sevdiğimiz özellikleri barındırmaktadır. Bu özelliklerimiz kötü ilişkilerimizde veya sürekli başımıza gelen olaylarda ortaya çıkmaktadırlar.

 
Çakranızın bloke olduğunu nasıl anlarsınız?
1) Yaratıcılıkta eksiklik
2)Moral bozukluğu
3) Cinsel isteksizlik
4) Duygusal karışıklık
5) Önemsiz hissetmek
6) Sevilmediğini hissetmek
7) Toplumun sizi kabul etmediğini düşünmek
8) Kendinize dikkat etmemek
Çakranızı iyileştirmenin yolları
1. Kendinize dikkat edin.
Rahatlamanıza yardımcı olacak şeyler yapın. Beslenme düzeninizi ayarlayın, iyi uyuyun veya uzun, rahatlarıcı duşlar alın. Arada bir spaya gidebilirsiniz.

2. Kendinize anlayış gösterin.
Kendinize de karşınızdaki insanlara gösterdiğiniz anlayışı göstermeye çalışın. Başka insanların sorunlarını, dertlerini nasıl dinliyorsanız kendinizi de öyle sakince dinleyin.

3. Suya yakın olun.
Suyla ilgili olan her şeyin size yardımı dokunacaktır. Bir nehir veya göl kenarında oturmak iyi hissetmenize yardımcı olacaktır. Hatta haftada bir kez havuzda veya imkanınız varsa denizde yüzmek günün stresinden arınmanızı sağlayacaktır.

4. Çok sıvı tüketin.
Vücudumuzun yüzde 70’i sudan oluşur. Eğer gün içinde yeterli miktarda su tüketmezseniz bedeniniz yorgun düşebilir ve başınız ağrıyabilir. Bu da enerjinizin akışkanlığına müdahale eder ve kendinizi verimsiz hissedersiniz. Öğünlerinizde bolca su, çorba veya meyve suyu tüketmeye çalışabilirsiniz.

5. Hobilerinize odaklanın.
Eğer bir hobiniz yoksa mutlaka kendinize iyi gelecek, başarılı olacağınızı düşündüğünüz bir hobi edinin. Yetişkin yaşamı genellikle çoğu insan için zorunlulukları yerine getirmekle geçiyor. Fakat enerjimizi yenileyebilmek için sevdiğimiz işlere de odaklanmamız gerekir. Seçeceğiniz aktiviteler sayesinde yaratıcılığınızı geri kazanabilir ve enerjinizi farklı alanlara yöneltebilirsiniz.

 

6. Tantra yöntemi ile sevişin.
Kısacası sevişirken kibar ve dikkatli olun. Sevişmeyi korkulacak, çekinilmesi gereken bir şey olarak görmeyin. Rahat olun ve kendinizi partnerinizle birlikte anın akışına bırakın.

7. Size zarar veren ilişkilerinizi ya iyileştirin ya da bırakın.
Kendinizde olan gelişimi desteklemeyen kişilerle olan ilişkinize bir son verin. Bazı insanlar sadece hayatımızda yanlış giden şeyleri göstermek ve bize ders vermek için girerler. Eğer o insanların size almanız gereken dersi verdiğini düşünüyorsanız, geride bırakmakta fayda var. Sizi daha fazla sınamasına izin vermemelisiniz. Fakat ortada çözülemeyen meseleler varsa onları iyileştirmeye çalışabilirsiniz.

8. Erkeksi ve dişil enerjilerinizi dengede tutun.
İçinizdeki erkeksi ve dişil enerjileri dengede tutmak için belirli teknikler kullanabilirsiniz. Bunun için yoga egzersizleri idealdir.

9. Spontane bir şekilde dans edin.

Kendinizi ritmin akışına bırakın ve istediğiniz gibi dans edin. Belli figürlere ve hareketlere bağlı kalmadan, bedeninizi kontrol etmeden sadece müzikle dans etmek sizin iyi olmanızı engelleyen enerjilerden kurtulmanızı, bloke olan çakralarınızın açılmasını sağlayacaktır.

http://filoji.com/hicbir-sey-yapmak-istemiyormus-gibi-hissediyorsaniz-sakral-cakraniz-kapanmis-olabilir/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

El Refleksolojisi…

10402786_813427198720991_6548944287094190345_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEYNİNİZDE ”SİL” KOMUTUYLA ÇALIŞAN BİR TUŞ VAR, ONU KULLANMAYI ÖĞRENEBİLİRSİNİZ!

DM0-c-RWsAAlayS[1]

 

Bu, beyninizin yeni ve daha kuvvetli irtibatlar kurmak için izlediği hayranlık verici bir yol.
Daha önceki bir söyleyiş vardır “birlikten kuvvet doğar.” Nöronlar (sinir hücreleri) için de bu geçerli. Nöron hareketliliğiniz ne kadar yoğun olursa, hareketliliğin gerçekleştiği bölgedeki devreler de o kadar güçlenir.

Bu da “pratik yapmak mükemmeliğe götürür” ifadesini haklı çıkarıyor.
Ne kadar çok piyano çalarsanız, yeni bir dili kullanırsanız ve yahut da hokkabazlıkla uğraşırsanız alakalı nöron bağları o kadar güçlenir.
Örnekler saymakla bitmez. İşte Fast Company’den, konunun ayrıntıları:
Öğrenme yetisi yalnızca nöron bağlarını yapmak ve güçlendirmekten ibaret değil.

Yıllardır “öğrenme” konusunun odağı bu olmuştur. Ancak çalışmalar vaziyetin değişik olduğunu gösteriyor. Daha da ehemmiyetlisi daha önceki bağları ortadan kaldırabilme yetimiz ve buna “sinaptik (sinirsel) budama” tecrübe ediyor.
Çalışma prensibine beraber bakalım:
Beyniniz bir bahçe gibi.

Beyninizin bir bahçe olduğunu düşünün. Tabii, çiçek, meyve ya da sebze yetiştirmek yerine “nöron”lar arası sinaptik (sinirsel) irtibatlar yetiştiriyorsunuz.
Bu irtibatlarsa dopamin, seratonin (halk arasında mutluluk hormonları olarak bilinirler ancak çeşitli görevleri vardır) ve benzeri nöro-aktarıcıların (kimyevi taşıyıcı/nöro-hormon) hedeflerine erişmelerini sağlar.
“Gliya hücreleri (sinir hücrelerinin savunucuları)” beyninizin bahçıvanlarıdır.

Belli nöronlar arasındaki sinyalleri hızlandırmak için görev başındadırlar.
Kimi diğer gliya hücreleriyse atıklarla uğraşır, zarar veren maddeleri ortadan kaldırır, ölü yaprakları temizler.
Beyninizin budamadan mesul bahçıvanlarıysa “mikro-gliyal hücreler”dir. Sinaptik (sinirsel) irtibatlarınızı budarlar.
Sualimizse şu, “hangisini budayacaklarını nasıl biliyorlar?”

Araştırmacılar bu gizemin üzerindeki perdeyi aralamaya başladılar ancak bildikleri şey şu ki, az kullanılan sinirsel irtibatlar “C1q” isimli bir protein tarafından işaretleniyor.
Budamadan mesul bahçıvanımız olan “mikro-gliyal” hücrelerse bu işareti gördükleri vakit, o proteinle birleşip, sinirsel irtibatı yok ediyor.

İşte bu şekilde, beyinlerimiz yeni ve daha kuvvetli irtibatlar kurup, bizim için fiziki boşluk oluşturuyor ki daha fazla şey öğrenebilelim.
Uyku neden ehemmiyetli?

Hiç, beyninizin tıka basa dolu olduğunu hissettiniz mi?
Belki yeni bir işe başlarken veyahut ehemmiyetli bir projenin derinliklerindeyken.
Yeterince uyumuyorsunuz, üstüne bir de, daimi yeni bilgi depoluyorsunuz. Bir
nevi beyniniz sahiden “dolu.”
Yeni bir hayli şey öğrendiğiniz vakit, beyniniz irtibatlar inşa eder, ancak bunlar zayıftır, kroki gibidirler.

Beyniniz bu irtibatların çoğunu budamaya ihtiyaç duyar zira daha akıcı, randımanlı sinirsel yollar kurması gerekir. İşte bunu uyurken gerçekleştirir.
Beyniniz, siz uyurken kendini temizler. Beyin hücreleriniz %60 oranında küçülür ki, gliya hücreleri gereksiz sinirsel irtibatları rahat rahat ortadan kaldırsın.
Hiç, güzel bir gece uykusundan uyandığınızda, duru bir zihinle ve hızlıca düşünebildiğinizi fark ettiniz mi?

Bunun sebebi gece süresince beyninizde gerçekleşen budama ve temizlik çalışması.
Öğrenmenizin kolaylaşması hesabına rahat bir ortam oluşmuş vaziyette içeride.
Uykusuz bir beyinle düşünmek, devasa ve yoğun bir ormanda meyve bıçağıyla yolunuzu açmaya çalışmak gibidir. Bıkkınlık verici, yavaş ve verimsiz.
Şekerlemeler de aynı sebepten dolayı düşünsel yetileriniz için çok yararlı.

 

10 ya da 20 dakikalık şekerleme, beyninizdeki gardiyanların kısa müddetliğine de olsa işbaşı yapmalarını ve yeni bilgi edinimleriniz için alanı temizlemelerini sağlar.
Dinlenmiş bir beyinle düşünmek, İstanbul’un mesai çıkışı trafiğinde tek aracın sizinki olması gibidir.
Yollar bomboş, zaman kaybınız yok, gereksiz duraklamalar geride kalmış.
Sahip olduğunuz bilginin farkında olun.

Aslında, beyninizdeki mevzubahis budama/temizlik işleri gerçekleşirken, kontrolün bir bölümü da sizin elinizde.
Geri dönüşüm kutusuna giden sinirsel irtibatlar, “sizin” kullanmadıklarınız.
Kullandıklarınızsa güzelce sulanıyor ve bakımdan geçiyor. Neyi düşündüğünüze bu yüzden dikkat etmelisiniz.

Şayet Game of Thrones’un sonuna konusunda çok fazla kuram okursanız ve işinize yeterince odaklanmazsanız, tahmin edin hangi sinirsel irtibatlar silinmeleri adına işaretlenecek?

Şayet işyerinden biriyle aranız bozuksa ve ona gününü göstermek adına ne yapabileceğinize kafa yorarsanız ve elinizdeki asıl işleri ihmal ederseniz, yenilikçi istikametiniz zarar görecek ve intikam düşkünü sinirsel bir hücre hayat bulacak.
Beyninizdeki bu tabii bahçevari sistemin özelliklerinden yararlanın.

Sizin için ehemmiyetli olan şeyleri düşünün. Bahçıvanlarınız bu irtibatları
güçlendirecek ve sizin için ehemmiyetsiz olanları temizleyecekler.
Bahçenizi savsaklamayın
kaynak | MekanikAdam BLOG | MekanikadamBLOG

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

NEGATİF ENERJİLERDEN KURTULMAK İÇİN BASİT BİR ARINMA TEKNİĞİ

lotus[1]

Negatif enerjilerden kurtulmak, temizlenmek ve arınmak için çok kolay uygulayabileceğiniz bir arınma tekniğini sizinle de paylaşmak istedim.
Sessiz bir ortama çekilin ve aşağıdaki uygulamayı bire bir yapın.

Gözlerinizi kapatın kendinizi pembe bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Sevgiyim” deyin.

Bunu istediğiniz kadar yapabilirsiniz. Bir kaç saniye yada bir kaç dakika size kalmış ama ben 2-3 dakika kadar sürdürüyorum.

Daha sonra kendinizi yeşil bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Refahım ” deyin.

Daha sonra kendinizi mavi bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Huzurum” deyin.

Son olarak kendinizi beyaz bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Evrenle birim” deyin.

 

İmgelemelerinizi bitince gözlerinizi açmadan şu kalıbı bir yada birden fazla tekrar edin.

“Ben sevgiyim, ben refahım, ben huzurum ve ben evrenle birim”

Arındım, temizlendim ve evrenle uyum içinde olduğumu kabul ettim.

Bu benim çok sevdiğim bir arınma çalışmasıdır, ne zaman isterseniz yapabilirsiniz.
Hatta gün içinde ben sevgiyim, ben refahım, ben huzurum ve ben evrenle birim şeklinde afirmasyonda yapabilirsiniz.

* Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Bir dostluk, kişisel çıkar karşısında unutulmayacak denli sağlamsa,

25299492_1862197214091491_5421405694682257962_n[1]

 

Mevlana ve bir öğrencisi, dostluğun ve arkadaşlığın konu edildiği bir söyleşiden çıkmışlar, yolda birlikte yürüyorlardı. Biraz ileride yolun kenarında, iki köpeğin koyun koyuna sokulmuşlar, birlikte uyumakta olduklarını gördüler. Öğrencisi, biraz önceki söyleşinin de etkisi altında kalarak, bu görüntü karşısında çok duygulandı ve bu duygusunu Mevlana ile paylaşmak istedi:
“Efendim şu manzaraya bakın” dedi. “Ne denli yüce bir ders alınacak dostluk örneği, değil mi?”
Mevlana, öğrencisinin bu heyecanı karşısında hafifçe gülümsedi ve kişisel çıkarların nice dostlukları yakıp kül ettiğini anımsattıktan sonra ona, unutamayacağı bir ders verdi:
“Evlat, sen onların arasına bir kemik atıver de, bak o zaman gör dostluklarını” dedi.
“Bir dostluk, kişisel çıkar karşısında unutulmayacak denli sağlamsa, ancak o durumda bir değer ifade eder ve ancak o zaman onun adına ‘gerçek dostluk’ denilir…Alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Rahibe Teresa’nın tavsiyelerini;

Basit-Yaşamak[1]
“Yaşamak; servettir, korumayı bil…
Yaşamak; bilmecedir, çözmeyi bil…
Yaşamak; güzelliktir, kıymetini bil…
Yaşamak; mutluluktur, tatmayı bil…
Yaşamak; aşktır, sevgidir, keyfini çıkarmayı bil…
Yaşamak; rüyadır, gerçekleştirmeyi bil…
Yaşamak; oyundur, oynamayı bil…
Yaşamak; verilmiş bir sözdür, tutmayı bil…
Yaşamak; hüzündür, aşmayı bil…
Yaşamak; şarkıdır, söylemeyi bil…
Yaşamak; mücadeledir, kabullenmeyi bil…
Yaşamak; trajedidir, göğüslemeyi bil…
Yaşamak; maceradır, göze almayı bil…
Yaşamak; şanstır, kullanmayı bil…
Yaşamak; görevdir, tamamlamayı bil…
Yaşamak; yaşıyor olmaktır, uğruna savaşmayı bil…”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HER ZAMAN BİR RÜYANIZ VE ONU GERÇEKLEŞTİREBİLECEK RUHUNUZUN OLMASI DİLEĞİ İLE :)))

24862248_1584636568297973_8328924846931678168_n[1]

 

ROSE
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz” dedi… Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki,yumuşak bir el omzuma dokundu… Döndüm… Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu… “Ben Rose” dedi.. “Benim adım Rose, yakışıklı… 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?..” Güldüm… “Tabii” dedim… “Hadi sarıl bana…” Öyle sımsıkı sarıldı ki… “Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin” diye şaka yaptım.. Minik bir kahkaha ile yanıtladı:
“Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım…”
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık… Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum.
Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu…
Sömestr sonunda, Futbol Balosuna davet ettik Rose’u… Konuşma yapması için… Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok…
Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi…
“Ne kadar beceriksizim, değil mi?… Özür dilerim… Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz… Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil… Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?…”
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı:
“Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz… Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır… Hergün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak… Bir rüyanız olmalı mutlak… Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok…
Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır… Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz… Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak birşeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.
Asla pişman olmayın… Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü… Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır… Pişman olmaktan korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır…”
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi…
Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
“Yapabileceğimiz herşeyi yapmak için asla geç olmayacağını” hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu…
Rose’un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı:
“Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur”
HER ZAMAN BİR RÜYANIZ VE ONU GERÇEKLEŞTİREBİLECEK RUHUNUZUN OLMASI DİLEĞİ İLE :)))

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YAŞAMI KULLANMA KILAVUZU

71329897642[1]
1. Size bir vücut verilecektir.
Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün
geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.
2. Dersler öğreneceksiniz.
Yeryüzünde Yaşamak isimli tam zamanlı
bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir…
3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır.
Büyümek bir deneyim sürecidir. Başarı kadar yenilgiler de bu sürecin bir parçasıdır.
4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir.
Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar
size çeşitli biçimlerde anlatılır.
Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz.
5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz
bu dersler giderek zorlaşırlar.
Dışsal sorunlar içsel durumunuzun
kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri
ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.
6. Davranışlarınız değiştiği zaman
bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız..
Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin bir çoğundan daha iyidir.
7. Buradan daha iyi bir orası yoktur.
Orası dediğiniz yer burası olduğu zaman
gene buraya kıyasla daha iyiymiş gibi
görünen bir orası olacaktır.
8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar.
Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir.
9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız. Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.
10. Daima ne isterseniz onu alırsınız.
Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri,
deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler
dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir
yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir.
Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.
11. Doğru ya da yanlış yoktur,
ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.
12. Cevaplar kendi içinizdedir.
Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır.
Yapmanız gereken yegane şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.
13. Tüm bunları unutacaksınız.
14. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.
Kaynak: Cherie Carter-Scott’ un Life is a Game

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »