Yumuşak sertten güçlüdür…

Fotoğraf

En büyük yanılgı, içsel olarak diğer insanlardan kendini daha arınmış görmek…

Ne zaman insanları yargılamaktan vazgeçtim…

Karşınıza bir sorun çıktığı zaman umutsuzluğa kapılmayın.

Fotoğraf: HEPİMİZE İYİ AKŞAMLAR:)))Sanki özgürlük kadar güzelsinSevgi kadar özgürO güzel başını uzat göklereGül güneşlere gül
Odak noktanız sorun olmasın.Çözüme odaklanın .Göreceksiniz ki çözüm kendiliğinden gelecektir.Çünkü o anda siz çözüm odaklısınız .Soruna odaklanmış olsaydınız kafanız karma karışık ve panik halinde karmaşık düşünceler içinde olumsuz enerjinizle içinden çıkılmaz bir hal alırdınız.
Çözüme odaklanmakla bilinç altınıza “sakin ol bu çözümsüz bir durum değil” mesaj vermiş oluyorsunuz.Yani kendine güven ve içinde bulunduğun durumu “Ben güvendeyim her şey yolunda”olarak algılıyorsunuz.Kendi düşünceniz sizi daima bulunduğunuz ortamda pozitif yada negatif olarak
etkileyecektir.Düşüncelerinize dikkat ediniz.
Serap Özger

Allah’ım, yaşayabildiğim kadar yaşamak istiyorum şu hayatta…

Allah’ım, yaşayabildiğim kadar yaşamak istiyorum şu hayatta.

Ama öylesine bir zaman değil geçirmek istediğim. Koşabildiğim kadar koşmak istiyorum ben! Gönlümce, düşünmeksizin koşmak… Yazabildiğim kadar yazıp, öğrenebildiğim kadar bilmek ve en mühimi susabildiğim kadar konuşmak her gün.Gülebildiğim kadar gülerek, sevebildiğim kadar sevilmek…

Kucaklamak istiyorum kollarımı açabildiğim kadar, öpmek istiyorum bol bol… Yürüyebildiğimce yol giderek görmek istiyorum karış karış tüm dünyayı. Açabildiğim kadar açmak gözlerimi ve kaydetmek tüm manzaraları… Anlatmak istiyorum gücümün yettiği kadar, dinleyebildiğim kadar dinlemek, avazım çıktığı kadar şarkı söylemek istiyorum ben.Eğlenmek istiyorum mümkün olduğunca çok, ağlamak istiyorum gözlerim kuruyuncaya dek mutluluktan.Yağmurda ıslanmak sırılsıklam ve dokunmak istiyorum mümkün olduğunca!Hayata, sevdiklerime, suya hatta kire dokunmak…

Ayaklarımın altında çamuru hissetmek istiyorum ben ve tatmak her gördüğümü…Sağlıklı olabildiğim kadar olmak ve düşünebilmek son ana kadar.

Ne de olsa hissettiğim, güldüğüm, anladığım, öğrendiğim ve dans edebildiğim kadar yaşarım ben.Ya da özgür olduğum kadar devam eder hayatım.Allah’ım dualarımı kabul et, doya doya yaşamama izin ver her anımı. Görebilmeme izin ver uzun güzel yılları.

Güçlüyüm…Çünkü zayıflıklarımı biliyorum…

Fotoğraf

Kusursuz olmasa da olur…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . Leave a Comment »

Başkalarının hayatlarına gönderdiklerimiz…

KENDİNİZLE KARŞILAŞMAK

 Fotoğraf: KENDİNİZLE KARŞILAŞMAKBirisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında.Benliğiniz, size kendisini takdim eder. Karşınızda duran kişi sizin bir suretinizdir. O kişiyi karşınıza çıkaran bir peri vardır içinizde. Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır. Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya koyar onlar. Bu size uzak göründüğü denli ürkünç de gelir.Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız.Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız. Herhalükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır. Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir. Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır.Birgün karşınıza perişan bir dilenci çıkabilir ya da varlıklı bir işadamı,ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın, yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz. Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz. Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız. Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır. Onların hepsi sizsiniz.Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz, ona karşı ya bir empati beşler ya da onu suçlarsınız; zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam. Polisleri ve hırsızları görürsünüz çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız. Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz. Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz. Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız. Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz. Lakin herhalükarda onların herbiri sizsiniz.Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz. Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında; ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan. Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız. Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır. Hain kişi ve de meleksinizdir.Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz. Onların adımlarıyla yürümektesiniz.Karşınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur. Onları davet etmiş öldüğünüzü hatırlamayabilirsiniz, fakat onların varlığını inkar da edemezsiniz.Belki de davetiyetinizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o.Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız.Bu, bir haketme meselesi değildir. Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir bu; lakin bir mesuliyet halidir. Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa, örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, farketmez. Artık sorumluluk sizdedir. Peronda duran sizsiniz. Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır. Binebilir ve tekrar inebilirsiniz. İteklenip sıkıştırılabilirsiniz. Orada olan sizsiniz. Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir. Oraya gitmişsinizdir.Kainatın reaktörü ve dinamoşusunuz.Onun ekseni ve merkezisiniz.Sürecin kendişisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz.Nesne ve öznesiniz. Geçişli ve geçişsiz fiilerin kendişisiniz. Özel isimlersiniz, cins isimlerisiniz.Bunun iyi tarafı, istediğiniz herşey olabileceğiniz ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir. Mevcut dünya sizin yaratımınızdır.Tüm Sevgimle...

 Birisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında. Benliğiniz, size kendisini takdim eder. Karşınızda duran kişi sizin bir suretinizdir. O kişiyi karşınıza çıkaran bir peri vardır içinizde. Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır. Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya koyar onlar. Bu size uzak göründüğü denli ürkünç de gelir.

Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız.Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız. Herhalükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır. Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir.

Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır. Birgün karşınıza perişan bir dilenci çıkabilir ya da varlıklı bir işadamı,ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın, yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz. Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz. Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız. Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır. Onların hepsi sizsiniz. Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz, ona karşı ya bir empati beşler ya da onu suçlarsınız; zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam. Polisleri ve hırsızları görürsünüz çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız. Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz.

Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz. Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız. Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz. Lakin herhalükarda onların herbiri sizsiniz. Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz. Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında; ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan. Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız. Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır. Hain kişi ve de meleksinizdir. Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz. Onların adımlarıyla yürümektesiniz.

Karşınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur. Onları davet etmiş öldüğünüzü hatırlamayabilirsiniz, fakat onların varlığını inkar da edemezsiniz. Belki de davetiyetinizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o. Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız. Bu, bir haketme meselesi değildir. Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir bu; lakin bir mesuliyet halidir. Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa, örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, farketmez. Artık sorumluluk sizdedir. Peronda duran sizsiniz. Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır. Binebilir ve tekrar inebilirsiniz. İteklenip sıkıştırılabilirsiniz.

Orada olan sizsiniz. Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir. Oraya gitmişsinizdir. Kainatın reaktörü ve dinamoşusunuz. Onun ekseni ve merkezisiniz. Sürecin kendişisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz. Nesne ve öznesiniz. Geçişli ve geçişsiz fiilerin kendişisiniz. Özel isimlersiniz, cins isimlerisiniz. Bunun iyi tarafı, istediğiniz herşey olabileceğiniz ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir. Mevcut dünya sizin yaratımınızdır.

Hayat bir piyano gibidir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yaşama sevinci insanın içinden gelir…

FotoğrafHer ne olursa olsun daha fazla şeye sahip olmanın mutluluk getireceği hissi doğru bir his değildir. Hiçbir kimse, hiçbir yer, hiçbir şey sana mutluluk veremez.

Onlar sadece mutlu olman ve kendini iyi hissetmen için bir nedendir,
Çünkü yaşama sevinci insanın içinden gelir…

Bahşedilen ”aklı” kullan…

Allah Hikmetiyle Bir Kapıyı Kaparsa…

Fotoğraf: AMİNNN @GÜL@

ALLAH bir kapıyı açarsa…

Her eve lazım ayna…İyi Görünüyorsun Yazısıyla Beraber…

Fotoğraf: Herkesi Güzel Gösteren Ayna