Akıllı,şakadan bile öğüt alır…

Fotoğraf: & HAYAL &

Birisi sana iyilik yaptı diye sahibin olmayacak…

Hayatta, istemediğin şeylerin başına gelmesini istemiyorsan asla ‘Büyük Konuşma’…

BAZEN HAYATININ BİR SAHNESİNDE TAKILIR KALIRSIN.

BAZEN HAYATININ BİR SAHNESİNDE TAKILIR KALIRSIN. O SAHNEKİ MIH GİBİ GÖZLERİNE ÇAKILIR. HATTA EZBERLERSİN SU GİBİ KELİMESİ KELİMESİNE SÖYLENEN TÜM SÖZLERİ SONRAMI?

AKAR GİDER İŞTE………

Dört element birarada…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Adam olmak, bir gruba dahil olmak değil, bir duruşa sahip olmaktır

Fotoğraf

Aradığın, kendinsin !

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.

* İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.

* Kimseye yalvarma.

* Asla dönüp de arkana bakma.

* Sır tutmasını bil.

* Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgini satma. …

* Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen değilsin.

* Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.

* Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.

* Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma.

* Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.

* Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.

* Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle.

* Kendini öven insanlardan kaç.

* Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.

* Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.

* Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların öğütlerini göz ardı etme.

* Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.

* Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.

* Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.

* Kendini sev.

* Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.

* Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakârlık yapma.

* İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.

* Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.

* Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme.

Sevilmek istiyorsan ”seveceksin”…

Fotoğraf

Verdiğin değerin karşılığını görmüyorsan,gördüğün değeri verki;herkes yerini bilsin…

Verdiğin değerin karşılığını görmüyorsan,gördüğün değeri verki;herkes yerini bilsin…

Türkan Özgür

Mutluluğu insanlarda bulmak bir hediyedir…

Sana bir iyi bir de kötü haberim var…

Minicik bir KASABADA olsam..!

Fotoğraf: Minicik bir KASABADA olsam..!Yağmur yağsa, çatıda TIK-TIK yağmurun sesini duysam..! Pencereden baktığımda, GRİ bir DENİZDE bana baksa; Hüzünlü DALGALARIN sesine dalsam..!   İçeride SOBA yansa..! ÇAYDANLIK sobanın üstünde; CAMLAR buğulanmış,ÇAY kokusu bütün ODAYI kaplamış olsa..!Bir elimde KAĞIT olsa, bir elimde KALEM, yazsam; İçimin tüm kirini akıtsam SATIRLARA..! Eski bir RADYODA

 Yağmur yağsa, çatıda TIK-TIK yağmurun sesini duysam..! Pencereden baktığımda, GRİ bir DENİZDE bana baksa; Hüzünlü DALGALARIN sesine dalsam..!   İçeride SOBA yansa..! ÇAYDANLIK sobanın üstünde; CAMLAR buğula…

nmış, ÇAY kokusu bütün ODAYI kaplamış olsa..! Bir elimde KAĞIT olsa, bir elimde KALEM, yazsam; İçimin tüm kirini akıtsam SATIRLARA..! Eski bir RADYODA ” Özdemir Erdoğan” çalsa..! Ve, “İkinci Baharı” yaşasa GÖNLÜM, o MÜTHİŞ şarkılarla..! YÜREK rahat olsa, HUZUR olsa; AŞK olsa, Ve; varsa bir KADİR KIYMET bilen, İşte “O” yanımda OLSA…!

Devamını Gör

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sevgi ve Merhamet,

Fotoğraf

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sevgili Günlük… Yıl:1999 – (Evren Başer isimli depremzede bir çocuğun günlüğünden bir kesit)

“Sevgili Günlük;
Bugün hayatımda korkmadığım kadar çok korktum. Şimdi sana, apartmanın önündeki boş araziden yazıyorum. Bu gece burada yatacağız.
Gece anneannem sarsarak uyandırdı beni. Işıklar yanmıyordu. Ağabeyim sağa sola koşuyor, hadi çıkalım diye bağırıyordu. Birçok eşya yerdeydi. Pencereden gözüken Marmara Denizi’ne baktığımda, çok korktum. Denizin üstü aydınlıktı ve pembe bulutlar kaplamıştı. En sonunda dışarıdaki boş araziye çıktık. Sokaktaki tüm apartmanlardan inenler oradaydı. Çok kalabalıktı. Kimi iç çamaşırlarıyla, kimi bulduğunu üstüne geçirmiş bir şekilde dışarı atmıştı kendini. Anneanneme bir sandalye gelmiş, ona oturuyordu. Bende ona sarıldım ve kucağına oturdum. Neler olduğuna dair hiçbir şey anlamadım. Anneannem “Zelzele” diyordu. O neydi ki?”