Bugün hayata farklı bir açıdan bakaın :)

Fotoğraf

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Farenin burnuna nefis bir peynir kokusu gelmişti.

Farenin burnuna nefis bir peynir kokusu gelmişti.

Araştırmak üzere deliğinden başını çıkarınca, bir kedi sesi işitti ve hemen deliğine sindi. Ertesi gün, yine fare delikten başını çıkarınca, kedi sesini duyup deliğine çekildi.

3. gün, fare iyice acıkmıştı. Kediyi nasıl aldatabilirim düşüncesiyle, delikten başını çıkardığında bu defa kedi sesi değil köpek havlaması işitti. Fare sevindi. Demek ev sahipleri kedi yerine köpek edinmişlerdi.

Kendinden emin ve rahat şekilde, peynirin kokusuna doğru giderken, odanın bir köşesinde gizlenen kedi, bir sıçrayışta fareyi yakaladı. Ve yanında kendisini merakla izleyen yavrusuna:

— Gördün mü yavrum, dedi, yabancı dil bilmenin faydasını…

http://fwmail.net/fikra/yabanci-dil-bilmenin-faydasi/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kimseyi Dış Görünüşüne Göre Yargılamayın…

Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektör’ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti…

Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?

Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı..

Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..

Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; “Bekleriz” diye mırıldandı…

Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadanmasasına döndü..

Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi..

Sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalktı. “Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa gidecekleri yok” diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu..

Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu? Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.

Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard’da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kabetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.

Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. “Madam” dedi, sert bir sesle, “Biz Harvard’da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner…”

“Hayır, hayır” diyerek haykırdı yaşlı kadın.. “Anıt değil… Belki, Harvard’a bir bina yaptırabiliriz”.

Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak, “Bina mı?” diyerek tekrarladı, “Siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı…”

Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi..

Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: “Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?”

Rektör’ün yüzü karmakarışıktı.. Yaşlı adam başıyla onayladı.

Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California’ya, Palo Alto‘ya geldiler. Ve Harvard’ın artık umursamadığı oğulları için onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.

Amerika’nın en önemli üniversitelerinden birini: STANFORD‘u.

*******

Ayağınıza kadar gelip, sizinle görüşmek isteyen insanlara yaklaşmadan önce bir kez daha düşünün

fw mail

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Verme Sanatı…

Beldelerden birinde, her beldede bir örneğine rastlanan zengin ama cimri bir adam vardı.
Herkesin kendisini cimri diye bilmesinden rahatsız olan adam, bir gün o beldenin bilge kişisine gidip dert yanma ihtiyacı hissetti.

“Niye herkes benden nefret ediyor, anlamıyorum” dedi cimri. “Halbuki, öldükten sonra malımın bir kısmını hayır hasenat işlerine bırakacağım diye söz vermiştim. Bunu duymayan da kalmadı.”
Bilge kişi, adamın sözleri üzerine bir müddet sessiz kaldı. Sonra:
“Sana bir öykü anlatayım” dedi. “Domuz ile ineğin öyküsünü…”
“Tamam” dedi cimri, “anlat bakalım.”
Bilge kişi öyküsüne başladı:
“Bir gün, çiftliğin birinde bir domuz komşu ahırdaki ineğe, insanların kendisini hiç sevmediğinden dert yanmaya başlamış.
‘Senden ise’ demiş, ‘hep güzel sözlerle bahsediyorlar. Anlıyorum; sen onlara süt veriyorsun. Ama ben onlara daha da fazlasını veriyorum. İnsanlara etimi veriyorum, derimden ayakkabı yapılıyor. En iyi fırçalar da benim kıllarımdan yapılır. Hâlâ daha beni niye sevmezler, anlamıyorum?’
İnek, üzüntü içindeki domuza bir müddet öylece baktıktan sonra:
‘Belki de’ dostum dedi, ‘sen bütün bunları insanlara ancak öldükten sonra verdiğin halde, ben verdiklerimi hayatta iken verdiğimdendir…

Siz siz olun her şeyi hayattayken yapın…

fw mail

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sorgulamadan Takip Ettiğimiz Yollar…

Bir gün bir ineğin çiftliğine dönmesi için bakir bir ormanın içinden geçmesi gerekti.

Mantıklı düşünme yetisi olmayan bir hayvan olduğundan kıvrıla kıvrıla ilerleyen, önce yokuş yukarı sonra yokuş aşağı devam eden, zorlu bir rota izledi.

Ertesi gün yolu aynı yere düşen bir köpek, ormanın öte yanına geçmek için ineğin gittiği yolu takip etti.

Sonra sıra bir koyun sürüsüne geldi. Sürünün lideri patikanın zaten açılmış olduğunu görünce oraya daldı ve tüm sürü de onu izledi.
Ardından insanlar da bu patikayı kullanmaya başladı: Bir sağa bir sola dönerek, ağaç dalları ve çalılardan kaçınmak için eğilip bükülerek ve bir yandan da -haklı olarak- söylenip küfürler ederek bu patikadan gidip geldiler.

Ama hiç kimse daha iyi bir alternatif yaratmak için bir şey yapmadı.
Böylesine yoğun kullanılması sonucunda patika zamanla küçük bir yola dönüştü.

İsteseler öte tarafa sadece yarım saatte geçebileceklerinden habersiz, insanlar ve ağır yük taşıyan zavallı hayvanlar, bir ineğin açtığı bu yolu takip ederek ormanın öte yanına üç saatte geçmeye mecbur kaldılar.
Yıllar geçti ve küçük yol bir kasabanın ana yolu, daha sonrasında da bir şehrin en önemli caddesi oldu. Ve herkes trafikten şikayet etti durdu, çünkü cadde olabilecek en kötü rotaya sahipti.
Bütün bunlar olurken yaşlı ve bilge orman, insanların var olan bir yolu, bunun en doğru seçim olup olmadığını bir kez bile kendilerine sormadan, nasıl da körü körüne takip ettiklerini seyrederek gülüyordu.

fw mail

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kim var diye sağa sola bakmayacaksın;BEN VARIM İŞTE diyip yürüyeceksin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Allahım şu an kimin nerede bir sıkıntısı varsa, Sen onu gider…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kaybetmeye gücünün yetmeyeceği şeyleri asla tehlikeye atma..

Fotoğraf: •	Yapmak istediğin şeyin, yapılması gereken bir şey olduğunu iliklerinde hissediyorsan yap. •	Önsezi çoğu zaman gerçekler kadar önemlidir..•	Mutluluğun kendiliğinden gelen bir şey olduğunu düşünme.Mutluluk bilfiil yaptıklarının sonucudur..•	Arada sırada yalnız kal..•	Alçakgönüllü ve nazik ol, ama kimsenin seni iteklemesine izin verme..•	Duyduğun her şeye inanma, elindeki her şeyi harcama, ve canının istediği kadar uyuma..•	Gizli düşüncelerin gizli kalsın..•	Hayallerinin çevresinde yabani otların bitmesine izin verme..•	Nasıl söylediğinin ne söylediğin kadar önemli olduğunu unutma..•	İlham bekleyerek vakit kaybetme, sen başla ilham gelecektir..•	Alıngan ve kırılgan olma, övgü gibi eleştiriyi de zarafetle kabul et..•	Amaçsız bir yaşamdan sakın..•	Kaybetmeye gücünün yetmeyeceği şeyleri asla tehlikeye atma..•	En iyi ilişkinin, insanların birbirlerine olan sevgilerinin, birbirlerine olan ihtiyaçlarından daha fazla olduğu durumda yaşanıldığını unutma..•	Budalalığı kahramanlıkla karıştırma..Yapmak istediğin şeyin, yapılması gereken bir şey olduğunu iliklerinde hissediyorsan yap.

Önsezi çoğu zaman gerçekler kadar önemlidir..

Mutluluğun kendiliğinden gelen bir şey olduğunu düşünme.Mutluluk bilfiil yaptıklarının sonucudur..

Arada sırada yalnız kal..

Alçakgönüllü ve nazik ol, ama kimsenin seni iteklemesine izin verme.. …

Duyduğun her şeye inanma, elindeki her şeyi harcama, ve canının istediği kadar uyuma..
 Gizli düşüncelerin gizli kalsın..
 Hayallerinin çevresinde yabani otların bitmesine izin verme..
 Nasıl söylediğinin ne söylediğin kadar önemli olduğunu unutma..
 İlham bekleyerek vakit kaybetme, sen başla ilham gelecektir..
 Alıngan ve kırılgan olma, övgü gibi eleştiriyi de zarafetle kabul et..
 Amaçsız bir yaşamdan sakın..
 Kaybetmeye gücünün yetmeyeceği şeyleri asla tehlikeye atma..
 En iyi ilişkinin, insanların birbirlerine olan sevgilerinin, birbirlerine olan ihtiyaçlarından daha fazla olduğu durumda yaşanıldığını unutma..
Budalalığı kahramanlıkla karıştırma..
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sağlığın yerindeyse, huzurun varsa, dünyanın en zengini sensin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yüzümüze kocaman bir tebessüm yerleştiren insanlar var ya… Onlar iyi ki var…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Birinin ahını alıp diğeriyle mutlu olamazsın…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bugün, bu saat, şu an hayatımın dönüm noktası!Bugün yepyeni sevgi dolu mutlu bir hayata başlıyorum!

Bugün, bu saat, şu an hayatımın dönüm noktası!Bugün yepyeni sevgi dolu mutlu bir hayata başlıyorum!

Geçmişimdeki tüm olumsuzlukları siliyorum! Gelecek ise seçim yapmamı bekliyor! İşte tam bu anda bilinçli bir şekilde
yarınlarıma yön veriyorum!

Geçmişte yaptığım tüm hatalar için kendimi bağışlıyorum! Kendimi şu an huzurlu, mutlu, harika hissediyorum! Enerji dolu, güçlü ve sağlıklıyım ve bunun tadını çıkarıyorum

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

BUGÜN YA DA DAHA ÖNCEKİ GÜNLERDE HANGİ ANDA DAHA MUTLU OLDUYSANIZ O ANI DÜŞÜNEREK UYUYUN…SABAH UYANDIĞINIZDA AYNI MUTLULUKLA UYANACAĞINIZA ŞAHİT OLUN…♥))

<img class="alignleft" src="https://fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn1/c0.0.403.403/p403x403/523733_10151196400580769_1431542101_n.jpg&quot; alt="Fotoğraf: BUGÜN YA DA DAHA ÖNCEKİ GÜNLERDE HANGİ ANDA DAHA MUTLU OLDUYSANIZ O ANI DÜŞÜNEREK UYUYUN…SABAH UYANDIĞINIZDA AYNI MUTLULUKLA UYANACAĞINIZA ŞAHİT OLUN…<3))İYİ GECELER…TATLI RÜYALAR…

BUGÜN YA DA DAHA ÖNCEKİ GÜNLERDE HANGİ ANDA DAHA MUTLU OLDUYSANIZ O ANI DÜŞÜNEREK UYUYUN…SABAH UYANDIĞINIZDA AYNI MUTLULUKLA UYANACAĞINIZA ŞAHİT OLUN…♥))

İYİ GECELER…TATLI RÜYALAR…♥

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çakraları Açan Yiyecekler

Birinci Çakra : (Kök Çakrası) Salgı bezi, böbrek üstü bezleridir.
KEREVİZ Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.” —————————————————————————————
İkinci Çakra : Yumurtalık , Prostat ve testis ile üreme organlarına bağlıdır.
ayrıkotu Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki tas ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. badem Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. katırtırnağı İdrar ve balgam söktürür. Hazmı kolaylaştırır. Böbrek ve safrakesesi taşlarının düşürülmesine yardım eder. mesane hastalıklarını tedavi eder. Romatizmada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalp hastalıklarında kullanılır. —————————————————————————————-
Üçüncü Çakra : (Solar Phlexus) Sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, pankreas ve otonom sinir sistemini etkiler.
VİŞNE SUYU Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunur. Ateşi düşürüp susuzluğu gideren vişne suyu, ateşli hastalıklardan sonra asitleşen kanı temizlemeye de yardımcı olur. Susuzluğu giderdiği gibi, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasında da etkin rol oynar. Mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını sağlar. Ayrıca, diyareyi keser ve idrar söktürücü özelliği vardır.
KAYISI SUYU Grip ve soğuk algınlığına karşı bir başka silahımız olan kayısı, içerdiği A, B3 (Niasin) vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir kansızlığa iyi gelir, kan yapımına yardımcı olur ve sinirleri gevşetip uyku getirir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kayısı, doğal lif açısından çok zengin bir meyvedir. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kayısıda bulunan betakaroten ise, kanserin, özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcı olur.
ŞEFTALİ SUYU Şeftali içerdiği A, B3 (Niasin) ve C vitaminleriyle, folik asit, betakaroten, potasyum ile gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. Vücutta A vitamini oluşturan temel madde olan betakaroten, şeftalide çok zengin miktarda bulunur. Ayrıca antioksidan özelliği ile toksit maddelerin vücuda vereceği zararları önler. Sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapar, uykusuzluğu giderir. Sindirim sistemini çalıştıp hazmı kolaylaştıran şeftali aynı zamanda böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar ve iyi bir idrar sökücüdür. DOMATES SUYU Domates içerdiği C ve E vitaminleri, potasyum ve diğer mineralleri ile, insan sağlığı için oldukça yararlı bir sebzedir. Domates suyunda bol miktarda bulunan C vitamini ve bir antioksidan olan likopen, grip virüsüne karşı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu grip ve nezleden korur. Ayrıca likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan bir maddedir. Hazmı kolaylaştırıcı ve vücudun su tutmasını önleyici özelliğe sahiptir. Kan basıncının düşürülmesinde de etkilidir. Bir bardak domates suyu ve bir adet çiğ yumurta ile hazırlanan karışım fazla miktarda sistein içerir ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasını hızlandırır. ————————————————————————————
Dördüncü Çakra : (Kalp Çakrası) Timus bezine bağlıdır, kalp, göğüs, kan ve dolaşım sistemini etkiler. Timusu uyarmanın üç basit yolu var: Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek. Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor. Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. 1993 yılında California Üniversitesi’ nde Dr.Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış. Timusu uyarmanın ikinci yolu iki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak. Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. (Allah zikri bu bicimde yapılıyor) Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş. Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor. Önemli olan; Hayatta en çok şeye sahip olmak değil,en az şeye ihtiyaç duymaktır. ————————————————————————————–
Beşinci Çakra : (Boğaz Çakrası) Tiroid bezine bağlıdır, duygu ve düşüncelerimiz boğaz çakrası yardımıyla rahatça ifade edilir. Tiroid hormonları, vücudun bütün metabolik faaliyetlerini, ısı ayarını, oksijen kullanımını , büyüme ve gelişmeyi kontrol ederler. İyot tiroid bezinin görevini yerine getirmesi için gereklidir. İyot vücuda su ve gıdalarla alınır. —————————————————————————————–
Altıncı Çakra : (Üçüncü Göz) Tüm varoluşun sezgisel kavrayışı burada olur. Polen insanlarda SİNİRLİLİĞİ ORTADAN KALDIRIR. İnsanı rahatlatır Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır. “Polen, hayatın sırrı olan RNA ve DNA doludur. Uzun zamanlı hafıza, kromozonların yapısına giren RNA’ ya bağlıdır. RNA’sız beyin taşıyan insan, kendi adını bile hatırlayamaz. Polen ZEKA’yıda arttırmaktadır “BEYİN YORGUNLUĞU ve AŞIRI SİNİRLİLİĞİN çok görüldüğü entellektüel hastalarda, miyokard enfaktüsü ve kalbin KRONER DAMARLARININ TIKANMASI’nda polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor taze polenin faydaları1.Polen kansız insanlar için faydalıdır. A1yuvar sayısını %25-30, hemoglobini % 15 oranında yükseltir. 2. Polen içerdiği antibiyotiklerle en inatçı bağırsak iltihaplarını iyileştirir. 3. Polen vücudumuzu zinde tutar. 4. Sporda yüksek performans sağlar. 5. Aşırı yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği giderir. 6. Kabızlık ve bağırsaktaki tıkanmaları ortadan kaldırır. 7. İnsanlardaki aşırı sinirliliği ortadan kaldırır. İnsanı rahatlatır. 8 İnatçı ishalleri tedavi eder. 9. Polen kabızlığı önleyerek hemoroidi iyileştirir, . 10. Görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olaylarda görme yeteneğini artırdığı saptanmıştır. 11.Polenin saç sayısını artırdığı ve saçın dökülmesini önlediği tespit edilmiştir. 12. Polen prostat hastalarında iyileştirici etki yapar. 13. Polen gelişmeyi ve büyümeyi hızlandırır. 14. Polen kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir. 15. Polen hücre yenileyicidir. Kanser tedavisinde destekleyicidir. 16. Yüksek tansiyon ve soğuk algınlığında etkilidir. 17. Son yıllarda hayvancılıkta yarış atlarının, balıkların, iyi ötmeyen kafes kuşlarının, civciv ve tavukların aktivitesinin, verimliliğinin, hızlı gelişmesinin ve sindirim kolaylığının sağlanmasında kullanılmaktadır. 18. Polen. düşünme yeteneğini artırır. 19. Kısa sürede kişileri enerji ve canlılığa kavuşturur. 20. Deri göz kapağı iltihaplarını önler. 21. Sinerjik etki ile vücut dayanıklılığını artırır ve enerji verir. 22. Hastalıktan kalkanları kısa sürede eski enerji ve canlılığa kavuşturur. 23. Acıktıkça polen yenilerek desteklenen diyetlerle çok rahat kilo verilebilir. 24. Yemekten yarım saat önce alınan polen, alınan gıdalardan tam faydalanmayı sağlar ve kilo aldırır
Yedinci Çakra : (Tepe Çakrası) Benliğimizin saf oluşunu, sınırsız bilinci burada hissedebiliriz. Yaşam enerjisi fiziksel bedene, Çakra, Nadi ve Meridyenler vasıtası ile akar. Yaşam enerjisi vücuttaki organları ve hücreleri besler. Çakralarda blokajlar oluşup akış kesildiği zaman bedendeki salgı bezleri ve onlara bağlı organlar, fonksiyonlarını tam olarak yapamazlar ve fiziksel bedenimizde hastalıklar oluşmaya başlar. Kızılcık; Kızılcık, sonbaharın habercisi olan bir meyvedir. Eylül ve ekim aylarında meyvelerini verir, havalar iyice soğuduğunda ise sessizce yapraklarını dökerek tohuma çekilir. Karadeniz’de ve İstanbul’un Karadeniz’e yakın yamaçlarında kızılcık bol miktarda yetişir. Ağustos sonunda açan çiçekleri sarı, meyvesi ise koyu kırmızı renktedir. Tadı ekşi ve mayhoştur. Yararları saymakla bitmez! Meyvesi, yaprağı, ağacının kökü, gövdesi, kabuğu tümüyle şifalıdır. Bu köşeye neden konu olduğunu soracak olursanız, kızılcık en önde gelen anti- aging gıdalardan biri olduğu için, dikkatinizi çekmek istedim. * Antioksidan etkisi: Kızılcıkta bol miktarda flavanoid (izoflavon), karotinoid ve müthiş bir antioksidan olan melatonin bulunur.
Nili Fere teşekkürlerimle…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Her şey güzel olacak demiyorum sana;

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »