Hakikat Kapisinin Makamlari :

Hakikat Kapisinin Makamlari :

1. Alcakgönüllü olmak,

2. Kimsenin ayibini görmemek,

3. Yapabilecegin hicbir iyiligi esirgememek,

4. Allah’in her yarattigini sevmek, …

5. Tüm insanlari bir görmek,

6. Birlige yönelmek ve yöneltmek,

7. Gercegi gizlememek,

8. Manayi bilmek,

9. Tanrisal sirri ögrenmek ve

10.Tanrisal varliga ulasmak

Alıntı

Ve Birgün Şans Kapını Çalar Ama O gün Hayatın Misafir Kabul Edemeyecek Kadar Dağınıktır…

<img alt="Fotoğraf: :((

FULYA” src=”https://fbcdn-sphotos-b-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn1/c0.0.375.375/p403x403/73855_447004622025966_977442365_n.jpg&#8221; width=”347″ height=”288″ />

Kimse bir başkasını yargılayabilecek kadar kusursuz değildir ama kendinde bu hakkı görebilecek kadar hadsizdir…

The First 3 Words You See Are What You Want in Life:

Siz Hangi Renksiniz…

 

4 rengi anlatan hoş bir hikaye…:)

Bir kralın 4 tane şövalyesi varmış ve her bir şövalye farklı karakter özelliklerine sahipmiş….
Kralın yardımcısı bir gün şövalyelerin kendilerine komplo kurduklarını söyleyerek şövalyelere iftira eder…. Kralda şövalyeleri idam kararı verir… Büyük bir meydanda giyotin hazırlanır halk meydana toplanır… Cellat da şövalyeleri çok sevmektedir ama emir büyük yerden, yapacak başka şansı yok… Cellat ilk şövalyeyi giyotin bıçağının altına sokar ve düğmeye basar, lakin bıçak aşağı düşmez…. Bunun üzerine kral, vardır bunda bir hayır deyip şövalyeleri affeder…

Kral’ın bu davranışına şövalyelerin de farklı tepkileri olur:

Radikal (Kırmızı) karakterli şövalye halka dönerek; ”Bizim asılmamız zaten hataydı, hak yerini buldu der”….

Sosyal (Sarı) karakterli şövalye arkadaşlarına dönerek sevinçle ”Haydi gelin bu olayı kutlayalım, bu akşam bütün yemekler benden” der ve celladı da çağırır….

Empatik(Yeşil) karakterli şövalye ise celladı teselli eder, ”Üzülme sen bir emir kulusun, biz her zaman seni severiz” der ve ona sarılır….

Uzman (Mavi) karakterli şövalye de giyotin bıçağını altına bakıp inceledikten sonra cellada dönerek ”Bunun bıçağını iyi yağlamamışsın, iyi kesmez” der…. 🙂

Renklerin tepkilerini çok iyi anlatan bir hikayedir bu…
Kırmızı, kararlı bir şekilde, zaten bizim suçumuz yoktu, boş yere idam edilecektik… Sevinmeme gerek yok, hak yerini buldu diyor…
Kırmızılar için adalet çok önemlidir… Liderlik vasıflarına uygun bir kırmızı, adil de olursa tarihe geçer….

Sarı, kurtulmanın sevinciyle hemen bunu kutlamak, sevinci paylaşmak istiyor… Sarılar hiç kin tutmazlar… Genellikle de çok iyi niyetle yaklaşırlar, çoğu meseleye… Unutkan oluşları, kayıtsızlığı ve eğlence düşkünlüğü onlarda olumsuzluk olarak yansıyabilir… Sarılar çok zekidirler, en kolay ve pratik yolla bir işin nasıl yapılacağını ilk önce sarılar keşfeder…

Yeşil, kurtulmaktan ziyade celladın arkadaşları olması ve böyle bir görevi ona verilemesinin ne denli zor olduğunu bildiğinden, onun duygularının kendilerinden daha çok yıprandığını varsayarak onu teselli ediyor… Yeşiller, çoğu kere kendilerinden çok karşı tarafı düşünürler…. Fakat çok kin tutarlar… O Kral’a ve onlara iftira ederek gammazlayan yardımcısına bir daha asla güvenmez…

Mavi, detaycı ve mükemmeliyetçi yapısı burda da kendini gösteriyor… Tamam, affedildiler… Fakat o bıçak neden giyotinden düşüp onları kesmedi…?? Bu sorunun cevabını bulmadan rahat edemezler… Herşeyin deteylarını öğrenmek isterler ve bazen detaya takılıp bütünü kaçırırlar…. Maviler çok meraklı ve çok hassas bir yapıya sahiptirler… Çabuk kırılırlar ve uzun süreli küslükler yaşayabilirler…

https://www.facebook.com/groups/hayaticeyrekgece/

Baha Beyoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Yeniden Doğuşlar Sancılıdır…

 

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır.
Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.

Kartalın yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir.

Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.

Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:
– Ya ölümü seçecektir,
– Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir.

Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar.

En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.
Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.

Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

National Geographic – ‘’ Kartallar ve İnsanlar

https://www.facebook.com/groups/reikim8888/

KALP İLE BEYİN ARASINDA BİR KÖPRÜ BULUNDU…(Yüzyıllardır gelmiş geçmiş üstadların,bilgelerin,peygamberlerin en azından 1 kez olsun gönül gözü diye adlandırdığı şey gerçek oluyor).

558970_10151553906649129_237101892_n[1]Yüzyıllardır gelmiş geçmiş üstadların,bilgelerin,peygamberlerin en azından 1 kez olsun gönül gözü diye adlandırdığı şey gerçek oluyor.

Kalbimizin sadece vücudumuza kan pompalayan bir organ olmadığı bilim tarafından son yıllarda giderek daha iyi anlaşılıyor.

Kalbin daha öncede…n bilimin farketmediği, AMA sözde daha ilkel toplumların çoktan farkettiği, bildiği bir dolu yönü de bilim tarafından farkedilmeye başlandı.

Mesela kalbimizde NÖRONLAR bulundu. O sebeple de kalp nakli yapılan bazı insanlarda daha önceden olmayan alışkanlıklar, özellikle de daha önceden olmayan yeni yeme alışkanlıkları ortaya çıkabiliyor.

KALP İLE BEYİN ARASINDA BİR KÖPRÜ BULUNDU.
Bu köprünün henüz NE yaptığı bilinmiyor.Muhtemelen BİLGİ taşıyor.Çünkü nöron demek bize ait bilgiler demek.Ya bizimkalbe kayıt ettiğimiz,yada doğuştan gelen..

Kalbimizin beynimizden 100 kere daha güçlü elektrik Alan ve 5000 kere daha güçlü manyetik Alan ürettiği saptandı.

O kadar güçlü manyetik bir Alan ki 22.000 mil uzaktaki uydudan bile ölçülebiliyor.

Dünyanın manyetik alanındaki dalgalanmalardan biz insanların etkilendiği biliniyordu, ancak bizim kalbimizin yaydığı manyetik alanın dünya manyetik alanını etkilediği pek bilinmiyordu.

Yeryüzünün manyetik alanları ve bu alandaki dalgalanmalar uydulardan düzenli olarak ölçülüyor.

Örneğin ikiz kulelerin yıkıldığı 11 Eylül günü dünyanın manyetik alanlarında bilim adamlarının anlayamadığı anormal bir sapma olmuş.

Sonradan araştırdıklarında o gün televizyonlardan kulelerin yıkılma görüntüsünü dünyanın çeşitli yerlerinden izleyen insanların duyduğu üzüntüden kaynaklandığı anlaşılmış.

Kalbe dayalı yaşamı geliştirmek için bir Kalp Matematiği Enstitüsü bile kurulmuş.

Belki internetten girip bakmak isterseniz diye İngilizcesini de yazayım: IHM, açık hali ileInstitute of Heart Math.

Başında Howard Martin adında bir bilim adamı var. Sürekli kalp zekası ve kalpten evrene yayılan dalgalarla ilgili çeşitli bilimsel araştırmalar yapıyorlar.

Aslında tavsiyem, belkiye bırakmayın, mutlaka bu web sitesini ziyaret edin.

Bu enstitünün misyonu kalbe dayalı yaşamı geliştirmek, insanların stres düzeylerini azaltıp kalp ve beyin ilişkisinin COHERENCE dedikleri durumda kalabilmelerini sağlamak.

Bir de Global Coherence adını verdikleri bir yeryüzü manyetik alanı ile insan kalbi ve beyin manyetik dalgaları arasındaki ilişkiyi gözlemleyen bir proje yada sistem kurmuşlar.Coherence (uyum, ahenk , eş fazlı) durumunda kalp ve beyin dalgaları arasındaki ilişki uyumlu oluyor ve ölçülebiliyor.

0.10 hertz olduğunda coherence yani uyum gerçekleşiyor.

Ve bu dalga boyuna gelebilmek ise ancak bir başkası için şefkat, (çare, takdir, affetme ve şükran duyguları hissettiğinizde oluyor.

Bu durumda olmak ise sizin bağışıklık sisteminizin güçlenmesine, hastalıklarınız varsa iyileşmesine yardımcı oluyor, stres hormanları düzeyi düşüyor.

Aynı zamanda yeryüzü manyetik alanı ile de uyum içerisinde oluyorsunuz.

Hatta Coherence durumunda olup olmadığınızı ölçmek için bir alet bile geliştirmişler.

Aletin adı DA EM Wave. Artık bazı bilim adamları bu aleti takıp dolaşıyor.

Eğer uyum durumunda değilseniz alet de kırmızı ışık yanıyor.

Kalp ve beyin arsındaki iletişim uyumlu ise yani takdir, şükran ve sevgi duyguları içerisindeyseniz alet yeşil yanıyor.

Tabii kırmızı görünce hemen toparlanıp, bir dakika ben NE düşünüyorum, hissediyorum da kırmızı yanıyor diye kendinizi yoklamanız gerekiyor.

Ve hemen zorla da olsa kendinizi daha olumlu duygular hissetmeye yönlendiriyorsunuz.

Sizdeki yeşil ışıktan hem sağlığınız, hem de dünya manyetik alanı olumlu etkileniyor.

Bir süre sonra kendinizi iyice eğitip muhtemelen artık çoğunlukla yeşil ışıkta kalmayı başarıyorsunuz.

Bir de elinizi bizzat kalbiniz üzerine koymak da, elin yarattığı baskı yüzünden zihnin dikkatini oraya çekip kalbe inmeyi, kalple bağlantı kurmayı kolaylaştırıyormuş.

Bu sitede stresi azaltmak, kalp boyutunda yaşamayı öğretmek için başka teknikler de var.

Kısacası artık analitik zihinlerimizden uzaklaşıp daha çok kalp boyutunda yaşamayı mutlaka öğrenmemiz gerekiyor.

” Bilim de bunu söylüyor

Ey Özgürlük…

543264_327611994019923_44857433_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

”Bilinçaltınızdakiler bilincinize çıkmadıkça, karşınıza kaderiniz olarak çıkar…

”Bilinçaltınızdakiler bilincinize çıkmadıkça, karşınıza kaderiniz olarak çıkar…

Büyük insanlar fikirlerle,Orta insanlar olaylarla,Orta insanlar olaylarla…

Evrim Teorisi :
_______________________
Büyük insanlar fikirlerle,
Orta insanlar olaylarla,
Küçük insanlar ise, insanlarla uğraşırlar…
……………
Hep bir ” düşman ” yaratmak, ve hep ” sözüm ona bu düşmanla savaşmak ” …. Nasıl da hastalıklı bir ruh halidir ?

Ve bunların hepsi , ”Ego” nun oyunudur.
Ego ” Var olmak ” ” için değil, ” Var kalmak” için savaşır.

Ve diğerlerini ” Yadsıyarak sınıf atlama modası çoktan geçmiştir ”.
Devir artık ; Sakinlik, Sevgi ve Huzur devridir

İyi arkadaşlar seni yukarı çıkarmaya gücü yetmediğinde, aşağı düşmene de,izin vermezler…

47624_515984141755221_1084974100_n[1]

Kaybetmekten mi korkuyorsun;kaybet. Düşmekten mi korkuyorsun; düş.Yaralanmaktan mı korkuyorsun;Yaralan. Sonra iyileş. Yeniden kalk…

75069_10151255656912149_1933532322_n[1]

İnsan Unutur…

75555_564010646958313_749890540_n[1]

 

İnsan unutur. Verdiği sözleri unutur. İnsan unutur. Bir zamanlar ne hissettiğini unutur. İnsan unutur. Bir zamanlar ne çektiğini unutur. İnsan unutur. Çabasının işe yaramadığını unutur. İnsan unutur. Tüm sevdiklerinin ve kendisinin öleceğini unutur. İnsan unutur. Önemli kabul ettiği şeylerin büyük bir kısmının önemli olmadığını unutur.

Aynı hataları defalarca yapar; çünkü unutur.
Minnet duymaz; çünkü geçmişte kim olduğunu unutur.
Paylaşmaz; çünkü paylaştığında mutlu olduğunu unutur.
Öfkelenir; çünkü öfkelendiğinde acı çektiğini unutur.
Arzularının pençesine düşer; çünkü arzuları asla tatmin edemediğini unutur.
Başkalarını zor duruma düşürür; çünkü başkalarını zor durumdan kurtardığında sevinçle dolduğunu unutur.
Endişelenir; çünkü geleceği kontrol edemeyeceğini unutur.
Pişmanlıklarla ve suçlulukla yaşar; çünkü geçmişi değiştiremeyeceğini unutur.
Tembellikle yaşar; çünkü en değerli deneyimlerin biz onları beklemezken geldiğini unutur.
Hazırlık yapar; çünkü olanın bizi daima hazırlıksız yakalayacağını unutur.
Hayaller kurar; çünkü olanın daima hayal ettiğimizden farklı olacağını unutur.
Başkalarının iyi işlerini kötüler; çünkü kendini yüceltmenin yolunun başkasının hatasına vurgu yapmak değil kendini geliştirmek olduğunu unutur.
Somurtur; çünkü gülümsemenin bulaşıcı bir iyilik olduğunu unutur.
Açgözlülük yapar; çünkü cesaretin en değerli yatırım olduğunu unutur.
Zamanını boş yere harcar; çünkü bu değerli hayatın kısacık olduğunu unutur.
Başarı elde etmek, alkış almak için kendini türlü acıların, türlü erdemsizliklerin kucağına atar; çünkü her şeyin geçici olduğunu unutur.
Suçlar; çünkü eylemlerin özgür olmadığını, koşullarca belirlendiğini unutur.
Böbürlenir; çünkü başarının kendi ürünü olmadığını unutur.
Kendisiyle konuşur; çünkü gerçeği duyabilmek için susması gerektiğini unutur.
Dinlemeyi unutur; çünkü anlaşılabilmenin tek yolunun anlamak olduğunu unutur.

Kısacası insan unutur.

Cem Şen

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hayatınıza her zaman sizi ileri götürecek insanları sokun…

206088_551496338196845_210387917_n[1]

Sevgi Mi? Başarı Mı? Zenginlik Mi?

253525_433182206719328_626554214_n[1]

Bir kadın, kapıdan dışarı çıktığında, bembeyaz sakallı üç ihtiyarın kendi evinin önünde oturduklarını görür.
-Ben sizi hiç tanımıyorum, der . Ama aç ve susuz olmalısınız. Lütfen içeriye gelin de sizlere bir şeyler ikram edeyim.

– Evin erkeği içerde mi? Diye sorar adamlar.

– Hayır, der kadın. Şu an evin dışında.

– O e…vde olmadığı sürece bizim bu eve girmemiz mümkün değil. diye cevap verirler.

Akşam olup kocası eve döndüğünde kadın olanları anlatır.

– Peki, onlara söyleyebilir misin, der adam. Ben evdeyim artık, bu eve gelebilirler.

Kadın dışarı çıkıp bu kişileri içeri davet eder.

Ama bu defa da;

– Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz der yaşlı adamlar.

Kadın öğrenmek ister;

– Niye giremezsiniz ?

İhtiyarlardan biri açıklar:

– Onun adı ZENGİN, der bir arkadaşını göstererek.

Diğeri BAŞARI.

Ben ise SEVGİ . . .

Sonra ekler;

– Şimdi içeri gir ve kocanla konuş. Hangimizi evinizde istersiniz ?

Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyduklarıyla neşelenerek;

– Ne güzel, der. Madem öyle, Zengin’i içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle doldursun .

Karısı itiraz eder;

– Canım, niçin Başarı’yı çağırmıyoruz ?

Bu sırada, evin diğer köşesinde bulunan gelinleri konuştuklarını duyar. Koşarak gelir ve kendi fikrini söyler;

-Sevgi’yi çağırsak daha iyi olmaz mı? Evimiz sevgiyle dolar !

– Gelinimizin teklifini dikkate alalım, der adam karısına. Dışarı çık ve bizim misafirimiz olması için Sevgi’yi davet et.

Kadın dışarı çıkar ve yaşlı adamlara sorar;

– Hanginiz Sevgi idi? Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol .

Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar.

Fakat diğer iki yaşlı adam da onu takip ederler.

Kadın şaşırmış bir halde Zengin ve Başarı’ya sorar;

– Ben sadece Sevgi’yi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?

Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler:

– Eğer Zengin’i ya da Başarı’yı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı. Ama sen Sevgi’yi davet ettin .O nereye giderse biz de ardından oraya gideriz . . .

Çünkü nerede Sevgi varsa, orda Başarı ve Zenginlik de vardır…!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »