Seni Ne Mutlu Ediyorsa Onu Yap…Ve İnsanların Ne Düşündüğünü Asla Dikkate Alma…

Fotoğraf: Öyle.

Yaşam İçin Öneriler…

 

SAĞLIK:

1. Çok su için.

2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.

3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve  fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.

4. 3 E ile yaşayın — Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).

5. Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın.

6. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.

7. 7 saat uyuyun.

8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.

KİŞİLİK:

9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.

10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.

11. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.

12. Kendinizi çok da ciddiye almayın.

13. Kıymetli enerjinizi gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.

14. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.

15. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.

16. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar..

17. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.

18. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.

19. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.

20. Daha fazla gülümseyin ve gülün.

21. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.

SOSYAL YAŞANTI:

22. Ailenizi sık arayın.

23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.

24. Herkesi her şey için affedin.

25. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.

26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye “GÜNAYDIN” deyin.

27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi ilgilendirmez.

28. Hasta olduğunuz zaman işin sana bakmaz, Arkadaşların bakmalı. Onlarla temasta olun.

HAYAT:

29. Doğru şeyi yapın!

30. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durun.

31. ALLAH her şeyi iyileştirir.

32. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.

33. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.

34. En iyisine henüz sıra gelmedi.

35. Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, bunun için ALLAH’ a şükredin.

36. Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun

Kaynak: Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Mutluluk Nedir?

Bir telefon açmaktır, karşınızdakiyle gülümseyerek konuşmaktır…

Bir çift tatlı sözdür, yumuşacık bir dokunuştur…

Affetmektir, özür dilemektir, sevmektir, sevilmektir…

Çevreye dağıtılan bir tebessümdür, bir kahkahadır mutluluk…

Mutluluk elimizde olanlara sevinmek, olmayanlar için ise üzülmemektir…

Her zaman bizden daha iyi durumda olanları değil bizden daha zor durumda olanları düşünmektir…

Birazcık işleri ertelemek, hayatın frenine basıp birazcık yavaşlamak kendimize zaman ayırmaktır mutluluk…

Bir çiçeği gördüğünde ona tebessümle yaklaşmak ve onu sevmek ve koklamaktır…

Güneşin doğuş anını seyretmek, seher vaktinde en az seher vakti kadar güzel temiz havayı ciğerlere çekip tutmak ve sonra bırakmaktır mutluluk…

Bahar yağmuru altında yürümek ve ıslanmak, yağmur sonrası toprak kokusunu teneffüs etmektir mutluluk…

Bir bebeğin gülümsemesi, bir bebeğin uyurken yüzündeki ifade, bir bebeğin kokusudur mutluluk…

Eşine veya sevdiğine seni seviyorum demek, bir güzel söz söylemek, bir tatlı bakış kondurmak, bir demet çiçek vermektir mutluluk…

Bir bebeğin ilk adımı, çıkan ilk dişi, bir bebeğin dudağından dökülen ilk sözcüklerdir…

Bir bardak çay, bir sıcak ekmek yarım dilim peynirdir mutluluk…

Hayattaki engelleri aşmak, sıkıntılar karşısında yenilmemek ve planlar oluşturmak hayatın yakasına yapışıp bende varım diyebilmek gücüne sahip olabilmektir…

Mutluluk bir yerde bakış açımızdır pozitif olmak, siyahtan çok beyazı görmek, Herhangi bir olaya biçtiğimiz yorumdur…

Her günümüzü son günümüz olarak bilip tüm canlıları sevmek, incitmemek, çevremize güven vermektir.

Dost olmak, kırıcı olmamaktır mutluluk… Bazen bir kırmızı gülün rengine bakmaktır…

İnsanların gönlüne taht kurabilecek ahlak ve terbiyeye sahip olabilmektir mutluluk…

Parkta dolaşırken oyun oynayan çocuklara gülümsemek onlara el sallamak ve çantanızda bulundurduğunuz şekerli sakızdan dağıtmaktır mutluluk…

Niyesiz ve âmâsız sevinçlerle yüreğinizi doldurmak, Gül tadında gül kokusunda bir ömür yaşamaya yemin etmek, Gündelik sıkıntılara takılmamaktır…

Ruhunuza sadece bahar mevsimi yasatmaktır mutluluk…

Kupkuru bir tarlanın ruhunuzda ,kir çiçekleri ile doluymuş gibi yansımasıdır mutluluk….

Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’ dır mutluluk

Kaynak: Çanlar kimin İçin Çalıyor
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KALP İLE BEYİN ARASINDA BİR KÖPRÜ BULUNDU

480505_593631943983620_1303292986_n[1]

Yüzyıllardır gelmiş geçmiş üstadların,bilgelerin,peygamberlerin en azından 1 kez olsun gönül gözü diye adlandırdığı şey gerçek oluyor.

Kalbimizin sadece vücudumuza kan pompalayan bir organ olmadığı bilim tarafından son yıllarda giderek daha iyi anlaşılıyor.

Kalbin daha önceden bilimin farketmediği, AMA sözde daha ilkel toplumların çoktanfarkettiği, bil…diği bir dolu yönü de bilim tarafından farkedilmeye başlandı.

Mesela kalbimizde NÖRONLAR bulundu. O sebeple de kalp nakli yapılan bazı insanlarda daha önceden olmayan alışkanlıklar, özellikle de daha önceden olmayan yeni yeme alışkanlıkları ortaya çıkabiliyor.

KALP İLE BEYİN ARASINDA BİR KÖPRÜ BULUNDU.Bu köprünün henüz NE yaptığı bilinmiyor.Muhtemelen BİLGİ taşıyor.Çünkü nöron demek bize ait bilgiler demek.Ya bizimkalbe kayıt ettiğimiz,yada doğuştan gelen..

Kalbimizin beynimizden 100 kere daha güçlü elektrik Alan ve 5000 kere daha güçlü manyetik Alan ürettiği saptandı.

O kadar güçlü manyetik bir Alan ki 22.000 mil uzaktaki uydudan bile ölçülebiliyor.

Dünyanın manyetik alanındaki dalgalanmalardan biz insanların etkilendiği biliniyordu, ancak bizim kalbimizin yaydığı manyetik alanın dünya manyetik alanını etkilediği pek bilinmiyordu.

Yeryüzünün manyetik alanları ve bu alandaki dalgalanmalar uydulardan düzenli olarak ölçülüyor.

Örneğin ikiz kulelerin yıkıldığı 11 Eylül günü dünyanın manyetik alanlarında bilim adamlarının anlayamadığı anormal bir sapma olmuş.

Sonradan araştırdıklarında o gün televizyonlardan kulelerin yıkılma görüntüsünü dünyanın çeşitli yerlerinden izleyen insanların duyduğu üzüntüden kaynaklandığı anlaşılmış.

Kalbe dayalı yaşamı geliştirmek için bir Kalp Matematiği Enstitüsü bile kurulmuş.

Belki internetten girip bakmak isterseniz diye İngilizcesini de yazayım: IHM, açık hali ileInstitute of Heart Math.

Başında Howard Martin adında bir bilim adamı var. Sürekli kalp zekası ve kalpten evrene yayılan dalgalarla ilgili çeşitli bilimsel araştırmalar yapıyorlar.

Aslında tavsiyem, belkiye bırakmayın, mutlaka bu web sitesini ziyaret edin.

Bu enstitünün misyonu kalbe dayalı yaşamı geliştirmek, insanların stres düzeylerini azaltıp kalp ve beyin ilişkisinin COHERENCE dedikleri durumda kalabilmelerini sağlamak.

Bir de Global Coherence adını verdikleri bir yeryüzü manyetik alanı ile insan kalbi ve beyin manyetik dalgaları arasındaki ilişkiyi gözlemleyen bir proje ya DA sistem kurmuşlar.Coherence (uyum, ahenk , eş fazlı) durumunda kalp ve beyin dalgaları arasındaki ilişki uyumlu oluyor ve ölçülebiliyor.

0.10 hertz olduğunda coherence yani uyum gerçekleşiyor.

Ve bu dalga boyuna gelebilmek ise ancak bir başkası için şefkat, (çare, takdir, affetme ve şükran duyguları hissettiğinizde oluyor.

Bu durumda olmak ise sizin bağışıklık sisteminizin güçlenmesine, hastalıklarınız varsa iyileşmesine yardımcı oluyor, stres hormanları düzeyi düşüyor.

Aynı zamanda yeryüzü manyetik alanı ile de uyum içerisinde oluyorsunuz.

Hatta coherence durumunda olup olmadığınızı ölçmek için bir alet bile geliştirmişler.

Aletin adı DA EM Wave. Artık bazı bilim adamları bu aleti takıp dolaşıyor.

Eğer uyum durumunda değilseniz alet de kırmızı ışık yanıyor.

Kalp ve beyin arsındaki iletişim uyumlu ise yani takdir, şükran ve sevgi duyguları içerisindeyseniz alet yeşil yanıyor.

Tabii kırmızı görünce hemen toparlanıp, bir dakika ben NE düşünüyorum, hissediyorum DA kırmızı yanıyor diye kendinizi yoklamanız gerekiyor.

Ve hemen zorla DA olsa kendinizi daha olumlu duygular hissetmeye yönlendiriyorsunuz.

Sizdeki yeşil ışıktan hem sağlığınız, hem de dünya manyetik alanı olumlu etkileniyor.

Bir süre sonra kendinizi iyice eğitip muhtemelen artık çoğunlukla yeşil ışıkta kalmayı başarıyorsunuz.

Bir de elinizi bizzat kalbiniz üzerine koymak DA, elin yarattığı baskı yüzünden zihnin dikkatini oraya çekip kalbe inmeyi, kalple bağlantı kurmayı kolaylaştırıyormuş.

Bu sitede stresi azaltmak, kalp boyutunda yaşamayı öğretmek için başka teknikler de var.

Kısacası artık analitik zihinlerimizden uzaklaşıp daha çok kalp boyutunda yaşamayı mutlaka öğrenmemiz gerekiyor.

Bilim de bunu söylüyor.” – Alıntı –

Kaynak: Arzu Seçkin

Yaşamda Dengeyi Yakalamak İçin Öneriler

Kaliteli yaşam zengin ve ünlü insanlara özgü değil! Biraz plan ve disiplin ile daha iyi bir yaşam sürmek mümkün. İşte hayatınızı dengede tutmak için öneriler:“Büyük Taş” teorisiyle başlayın.
Dr. Stephen Covey, “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” adlı kitabında, öğrencilerine cam bir kabın içine taşların nasıl yerleştirileceğini gösteren bir profesörün öyküsünü anlatır. Kaba önce büyük taşları, daha sonra küçük taşları, kumu ve son olarak suyu koymak, süreci tersine çevirmeye çalışmaktan açıkça çok daha kolaydır.
Yaşamınızı tasarlarken, “büyük taşlarınızın” ne olduğuna karar verin ve bunları, tanımlanmış zaman dilimleri ya da günler olarak yıllık takviminize işleyin.
Bunu, hedefinizi aklınızda tutarak işe başlamak suretiyle başarın. Çalışmaya, bir sonraki takvim yılının sonundan başlayın.

Geriye doğru çalışın.
Basitçe, yıl içinde önemli önceliklerinizin, ya da “büyük taşların”, olduğu günleri işaretleyin. Hangi güne hangi önceliğin verildiğini saptamak, kişisel bazda bir miktar araştırma yapmanızı gerektirecektir. Yaşamdaki önemli olaylar için öncelikli günler belirlemek, “Zamanım yoktu” bahanesinin en alt düzeyde kullanılmasını sağlar.

Özel günleri tespit edin.
Asla zaman bulamadığınızdan yakındığınız işlerin tamamını programlayacağınız yer burasıdır. Yaşamınıza katmak istediğiniz şeyleri kaleme alma fırsatını değerlendirin. Bu, üç ayda bir “yakın bir arkadaşınızla öğle yemeğinde buluşmak” olabilir.
Ayda bir gününüzü kendinize çekidüzen vermek ve doktor ziyaretlerinde bulunmak için ayırın. Hep gitmek istediğiniz ama fırsat bulamadığınız özel seminerler ya da kurslar için, üç ayda bir düzenli olarak “kişisel gelişme” günü saptamayı ihmal etmeyin.

Bir “flört gecesi” programlayın.
Sevgilinizle geçirmek üzere haftada bir gününüzü düzenli bir biçimde “flört gecesi” olarak tayin ederseniz, kişisel ilişkilerinize çok faydası dokunur. Bunu, aile üyelerinin birlikte yemek yiyip zaman geçirdikleri haftalık düzenli “aile” geceleriyle karıştırmamak gerekir.
İstatistikler, bir ilişkinin gelişimi için haftada en az 2 saat yüz yüze zaman geçirmek gerektiğini göstermektedir.

Üç ayda bir kendinize “sakinleşme” günü belirleyin.
Edison, Ford, Firestone, Carrel ve Lindberg yaratıcılık için zaman bulmuşlarsa, siz de bulabilirsiniz. Bu özel günde ne yapmak istediğinizi önceden kararlaştırın.

Bedeninizi yitirirseniz nerede yaşayacaksınız?
Genellikle günde 30 dakikalık egzersizimizi yapamıyoruz; ama hayatta olduğumuz her dakika, üstümüzdeki 5-10 kilo fazlalığı sağa sola sürüklemeye razı oluyor, gücümüzü ve enerjimizi tüketiyoruz… Kendinizle bir anlaşma yapın ve şu andan itibaren, yaşamınızın geri kalan kısmında sağlıklı ve zinde olmayı tercih edin.

Kontrol edebildiğiniz tek şeyi kontrol edin…
En çok gıpta ettiğimiz insanların “her şeye sahip” gibi görünen bireyler olduklarını fark ettiniz mi hiç? Hiçbir gün dağınık saçları olmamış gibidirler; arabaları kusursuzdur ve evleri karakter, ilgi ve konfor açısından şaşırtıcı derecede zengindir. Buna ek olarak, sınırsız enerjiye ve eşi benzeri olmayan bir bakış açısına sahipmiş gibi görünürler.
Siz de çoğumuz gibiyseniz, gizliden gizliye bu kişilerin “sırlarını” bilmeyi istiyor ya da onları “gerçekdışı” farz edip yok sayıyorsunuz. Gerçek şu ki bu insanlar, dürüst ve onurludurlar; çünkü ilk etapta kendilerini kontrol altına almışlardır ve zamanla yaşamın önlerine çıkardığı engellerle baş etmeyi öğrenmişlerdir. Kendimizi kontrol etmek, son derece mantıklıdır. Yoksa, çevremizdeki dünyayı değil.
Havayı kontrol edemeyiz; ama hava çok sıcak ya da çok soğuk olduğu için yürümekten büsbütün vazgeçmek yerine, bir spor salonunda egzersiz yapmayı ya da alışveriş merkezinde yürümeyi tercih edebiliriz.
Randevu zamanına uymaları konusunda müşterilerimize, eşlerimize, meslektaşlarımıza ya da çocuklarımıza güvenmek mümkün olmayabilir; ama bekleyip kendimizi kurban gibi hissetmeyi, sinirlenmeyi, zamanı boşa harcamayı ya da alternatif bir plan yapmayı seçmek bizim kararımızdır.
“Herşeyi bir arada yürütmeyi beceren” tipleri kıskanmak yerine, gıpta ettiğiniz şeylerden keyif almak için kendinize izin verin.
Anlayış basit; yalnızca kendinizi kontrol edebilirsiniz. Öyleyse, ne istediğinizi, nereye gitmeyi arzuladığınızı, yeni hedefinize ulaşmak için ne yapılması gerektiğini ve bu hedefi gerçekleştirmek üzere gerekli zamanı ve mekanı tanımlamakla işe başlayın.

Yaşamı sonuna kadar yaşamayı tercih edin.
Ebeveynlerin ve öğretmenlerin geçmişte kendilerini “değerli” ya da “yetkili” bulmadıkları için söyledikleri “Bunu alamazsın” tarzı sözleri göz ardı edin.
“İyi” yaşamın zengin ve ünlü insanlara özgü olduğunu düşünmeye gerek yok. Siz de azıcık planlama ve disiplin ile payınıza düşeni, hatta daha fazlasını alabilirsiniz… Seçim sizin, yalnızca sizin. Şunu bilin ki “oyun” bittiğinde, yapmak istediğiniz her şeyi ve daha fazlasını kendi yönteminizle yapmış olacaksınız.
Terri Murphy

http://fwmail.net/yasam/yasamda-dengeyi-yakalamak-icin-oneriler/

İlginç Bir Reklam Yöntemi

541039_10151358746384858_970983049_n[1]

ABD’nin Virginia eyaletinde bir seyahat acentası sahibi, çok büyük bir kuruluşun yürütme kurulu başkanıyla görüşmek istiyordu.

Amacı, kuruluşun seyahat konusundaki ihtiyaçlarını öğrenmekti.
Pek çok kez telefon etti; ama hiçbirine yanıt alamadı. Acenta sahibinin aklına yaratıcı bir fikir geldi. En yakın mağazadan bir çift siyah ayakkabı aldı. Bunlardan birini bizzat parlattı; ayakkabıyı civardaki bir mağazaya götürüp hediye ambalajı yaptırdı. Daha sonra, paketin kuryeyle müşteri adayına ulaştırılmasını sağladı.
Yönetici, paketi açtığında bir adet ayakkabı buldu. İçinde, acenta sahibinin kaleme aldığı kısaca şöyle bir not vardı:
“Kapıdan içeri adım atmaya çalışıyorum…”
Sonuç: Acenta sahibi toplantı yapmayı ve yepyeni bir müşteri kazanmayı başardı.

http://fwmail.net/hikaye/ilginc-bir-reklam-yontemi/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bir Adamın Hayatının Sınavı

Amerika’da yaşayan genç bir adam varmış. Bu genç o kadar yakışıklıymış ki bebek gibi bembeyaz bir yüzü kocaman mavi gözleri varmış.
Bir gün dergi almaya gittiğinde dergicide bir kitap görmüş ve o kitabı almış. Okuduktan sonra kitaptaki düşünceler resmen adamın düşünceleriyle aynıymış. Yazarın adı Amy’ymiş. Adam bu kitabı yazan kişinin adresini bulmuş ve ona mektup göndermiş. Kitabını çok beğendiğini ve her yönde aynı fikirde olduklarını söylemiş. Aylar geçmiş, bunlar hala mektuplaşmaya devam ediyorlarmış. Adam her geçen gün bu kadına aşık oluyormuş, kadın da adama. Resmen RUH İKİZİ olduklarını düşünüyorlamış.

 

Bir gün buluşmaya karar vermiş ve bir yer belirlemişler. Kadın yakasında kırmızı bir gül olacağını söylemiş. Adam kadına öyle aşıkmış ki gözü başka birşey görmüyormuş. Buluşcakları gün eli ayağı titriyor, kalbi yerinden çıkacak gibi atıyormuş.
Zaman geldiğinde genç adam bulaşacakları yere gitmiş. Aman tanrım…!! Uzun boylu, beyaz tenli, mavi gözlü hayatında görmediği kadar güzel bir kız… Bu kızın gerçek olup olmadığına bile inanamıyormuş. Altın sarısı beline kadar uzayan saçları dalgalanıyor ve göz kamaştırıyormuş. Adam “Ne olur sen o kız ol, Ne olur sen o kız ol” diye içinden haykırıyormuş.
Kız bankın üzerine oturmuş ve adama bakmaya başlamış. Adam arkasını döndüğünde bir de ne görsün kısa boylu yaşlı, çirkin ve şişman bir bayan yakasında da kırmızı bir gül var.
İki kadının arasında kalan genç, ya çirkin ama hayatında tanıdığı en mükemmel olan kadının yanına gidecekmiş ya da dünyalar güzeli bir kadının yanına. Çirkin olanı yani sevdiği kadınını seçmiş, yanına gitmiş ve
– Merhaba Amy…
Kadın yabancı gözlerle ona bakmış:
– Ben Amy değilim, şu karşı bankta oturan bayan bana bu gülü verdi ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi. Şimdi seni orda bekliyor…

http://fwmail.net/hikaye/bir-adamin-hayatinin-sinavi/

 

Hikayemiz HERKES, BİRİSİ, HERHANGİ BİRİ ve HİÇ KİMSE adlı dört kişi hakkında…

150403_10151477532832618_919435194_n[2]

Yapılması gereken önemli bir iş vardı ve HERKES, BİRİSİ’nin bu işi yapacağından emindi.
Gerçi işi HERHANGİ BİRİ de yapabilirdi, ama HİÇ KİMSE yapmadı. BİRİSİ buna çok kızdı, çünkü iş HERKES’in işiydi.
HERKES, HERHANGİ BİRİ’nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu ama HİÇ KİMSE, HERKES’in yapamayacağının farkında değildi.
Sonunda HERHANGİ BİRİ’nin yapabileceği bir işi HİÇ KİMSE yapmadığı için HERKES, BİRİSİ’ni suçladı.

***

Oscar Wilde’ın da dediği gibi: Düşen bir çığda hiç bir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz

http://fwmail.net/hikaye/dort-kisilik-bir-hikaye/

"-Pek çok insan, çöp kamyonu gibidir.

44385_145308945636973_1895268017_n[1]“-Pek çok insan, çöp kamyonu gibidir.

Her tarafta içleri çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlığı, öfkeyi ve hayal kırıklığını biriktiriyorlar. Ancak doldukça çöpleri bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar.

Bu bazen ben, bazen de siz olabilirsiniz. Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin.

Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.”

Anonim

Sabaha Ulaşanlara Selam, Ulaştırana Şükürler Olsun…

Kendimi Hayatın Akışına Bırakıyorum…Kendi Merkezimdeyim…Sakin Ve Dengedeyim…

.Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini inadına mutlu ol..

Bugün Yaşayacağın Her Şeyi Sen Seçeceksin; Ya kızacaksın yağmura etrafı ıslatıyor diye, Ya da seveceksin onu çiçeklerini suladığı için…

Ya sıkılacaksın param yok diye, Ya da harcamalarını planlayıp, müsriflikten uzak kalmaya çalışacaksın……

Ya sızlanacaksın bozulan sağlığına, Ya da hayatta olmayı kutlayacaksın…

Ya içli içli sitem edeceksin anne babana, seni büyütürken veremedikleri şeyler yüzünden, Ya da onları yürekten seveceksin seni dünyaya getirdikleri için…

Ya sıkıntı basacak dikenli güllere katlanmak zorundayım diye, Ya da dikenlerin gülleri var diyerek umut dolacaksın…

Ya kaybettiğin dostlar için yas tutacaksın, Ya da yeni insanlarla yeni dostluklar peşinde koşacaksın…

EL SENDEDİR,GÜL SENDE DİKEN SENDE, GÜL SENDE HER AN İMTİHANDASIN AĞLASAN DA GÜLSEN DE..

Kendini yorgun hissetsen bile, Başarı senden kaçsa bile, Bir hata sana zarar verse bile, Hatta ihanet sana acı verse bile,

Bir hayat yok olsa bile, Gözyaşları gözlerini yaksa bile, Kimse gayretini fark etmese bile, Nankörlük ödünün olsa bile,

Anlayışsızlık seni gülmekten alıkoysa bile, Ve hatta her şey ,hiç bir şey olsa bile, Yüreğini yakan felaketler varsa

Yangınını söndürecek mucizelerde var elbet Vazgeçme…Yeniden başla…

ÇÜNKÜ; HAYAT YAŞAMAYA & SEVGİ PAYLAŞMAYA DEĞER

Her şey sende başlar, sende biter.

.Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini inadına mutlu ol..

Yüzünüzden GÜLÜCÜK, Yüreğinizden SEVGİNİZ Eksik Olmasın.Herşey Gönlünüzce Olsun.

KISKANÇ EŞİN ZARARLARI_?

 

Kendine güweni yoktur sürekli korku halinde kaybetme korkularıyla çırpınır.

Çünkü kendinde çok eksiklikler wardır bunun farkındadır daha iyisini eşi bulacağını bildiği için sürekli korku endişe tereddüt kaybetme kor.kularıyla yaşar bu  kişiler.

Eşi boşanmak istediğinde çohu boşamak istemez eşini bıçakla yaralar öldürür.

Bu tür insan kılıklı yaratıklardan daima uzak olun.

 Kıskanmayın.

Seven kıskanmaz,,

Sevgi kıskanmaz,,

Sevgi paylaşmaktır

kAYNAK: sEVGİYOGA MEDİTASYON TELAPİ

Dualarınıza Dikkat Edin, GERÇEKLEŞEBİLİR…

BEŞ ANLAŞMA

 1. Sözlerini özenle seç

2. Kişisel algılama …

3. Varsayımda bulunma

4. Elinden gelenin en iyisini yap

5. Kuşkulan ama dinlemesini bil. Dünyayı nasıl değiştireceksiniz? Cevabı kolay.

Kendi dünyanızı değiştirerek. Ben sizden dünyayı değiştirmek için yardım istediğimde, Dünya adlı gezegenden söz etmiyorum. Kafanızda var olan sanal dünyaya atıfta bulunuyorum. Değişim sizinle başlar. Önce kendi dünyanızı değiştirmediğiniz sürece, bana dünyayı değiştirmekte yardımcı olamazsınız.

Dünyayı, kendinizi severek, hayattan zevk alarak, kişisel dünyanızı bir cennet düşü haline getirerek değiştirebilirsiniz. Sizden yardım istiyorum çünkü kendi dünyanızı ancak siz değiştirebilirsiniz. Dünyanızı değiştirmeye karar verirseniz, bunun en kolay yolu, sağduyudan ibaret olan araçları kullanmaktır. Bu araçlar Beş Anlaşma’dır. Sözünüz özenle seçilmiş ise, hiçbir şeyi kişisel algılamıyorsanız, varsayımda bulunmuyorsanız, daima yapabileceğinizin en iyisini yapıyorsanız, dinlerken kuşkuyla dinliyorsanız, artık kafanızda hiç savaş olmayacak; barış olacaktır.

Beş Anlaşmayı uygularsanız, dünyanız düzelir ve mutluluğunuzu başkalarıyla paylaşmak istersiniz. Ama dünyayı değiştirmek, hikâyenizdeki yardımcı oyuncuları değiştirmek demek değildir. Dünyayı, sizin dünyanızı değiştirmek istiyorsanız, bunu yapmanın yolu hikâyenizdeki ana karakteri değiştirmektir. Ana karakteri değiştirirseniz, sihirliymişçesine, bütün yardımcı oyuncular da değişmeye başlar. ” Ruiz -5 Anlaşma
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »