Kendini Kurtaracak Tek Kişi Sensin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yıllar Geçtikçe Anladım Ki; Bağırıp Çağırmaya Gerek Yok… Sesini Duymak İsteyene, Bir Fısıltın Yeter…

Şu Hayatta Tüm Zahiri Kisveler Sabun Köpüğünden İbarettir…

İnsan Bu Hayatta İç Açıcı Olmalı…

İnsan Bu Hayatta İç Açıcı Olmalı…

Anette İnselberg

Bakmak ve görmek, ikisi farklı şeyler… :)

Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar. Juan, “Yalnızca kum” diye yanıt verince polis, “Aç bakalım çantaları” der. Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka birşey bulamaz çantada!
Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka birşey yoktur! Polis, çantalarını Juan’a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.
Ertesi gün Juan motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan’ı gene durdurur, didik didik arar, birşey bulamaz ve Juan’ı serbest bırakmak zorunda kalır. Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder!
Bir gün emekli polis Meksika’da bir barda otururken Juan’ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;
“Senin yıllardır birşeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım . Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat banane kaçırdığını. Aramızda kalacağından emin olabilirsin.” Juan gülümseyerek yanıtlar: “Motosiklet”

Hiç kimseye kendini kanıtlamak zorunda değilsin… Hiç kimsede sana kendini kanıtlamak zorunda değil.

Hiç kimseye kendini kanıtlamak zorunda değilsin.
Hiç kimsede sana kendini kanıtlamak zorunda değil.
Kurduğun cümlelerdeki kelimeleri iyi seçte karşındakinden ağır bir tepki geldiğinde ” ben ona bişey dememiştim ki ” gibi ağlanıp sızlanm…a…
Ve sen sana söylüyorum.
Yürüyeceksen ” o ne der, bu ne der ” diye düşünmekten vazgeç.
Bas ve yürü.
Yürümeyeceksende, ” ben aslında onu düşünüyorum, onun iyiliği için yürümüyorum ” gibilerinden ne kendini ne de başkalarını zan altında bırakma.
Çıktığın bu yolda seni tökezletmek için umulmadık girişimler göreceksin. Gerek yakınların gerek kırk kat yabancılar ” ama aslında öyle, aslında böyle ” gibi gibi gibi bir sürü toplum bilinci safsatası ile sana saldıracaklar.
TAKILMA VE BİR AN BİLE DURAKSAMA.
Eğer senin önüne geçiyorsa yıkılması gerektiği ve kendini senden küçük hissedip, senin yükselmeni istemediği içindir.
YIK VE GEÇ
EĞER DURMAYI SEÇERSENDE, ARTIK YÜRÜYEMEYECEK HALE GELİP BİR GÖZÜNÜ TOPRAĞA DİKTİĞİNDE ” Çok denedim ama OLmadı ” deme sakın.
Evet çok denedin ama her seferinde ilk engelde vaz geçtin !!!
SEÇİM SENİN.
Ya kendi hayatını yaşarsın yada, onun bunun öğretileri ile dolu ASLINDA BOŞ BİR HAYATI.
Şimdi kalk ve hayallerinin peşinden koşmaya başla !!!-alıntı-

Bazen; Fırtınalar İyi Gelir İnsana… Tekneni Biraz Yıpratır Ama Güvertende Hiç Pislik Kalmaz…

Soğuk Kalpten Sıcak Söz Çıkmaz…

Eğer Bulunduğun Yerden Memnun Değilsen, DEĞİŞTİR… Sonuçta Bir Ağaç Değilsin…

Hayata Olumlu Bakın…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yapabildiğinin en iyisini yap. O zaman meditasyonun süresinin değil, yaşamanın, sevmenin ve mutlu olmanın önemli olduğunu anlarsın.”

Acısını yaşamak isteyen bir adam, kendisine yardım etmesi için Budist tapınağındaki bir ustaya gider.
Adam, ustaya sorar:”Usta, eğer dört günde dört saat meditasyon yaparsam, yüksek bilince ulaşmam ne kadar sürer?”
Usta adama bakar ve y…anıt verir:”Eğer günde dört saat meditasyon yaparsan, belki on yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.”
Bundan daha iyi yapabileceğini düşünen adam yine sorar:”Oh, usta peki günde sekiz saat meditasyon yaparsam, yüksek bilince ulaşmam ne kadar zaman alır?”
Usta adama bakar ve yanıt verir:”Eğer günde sekiz saat meditasyon yaparsan, belki yirmi yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.”
Adam şaşırır ve sorar:”Ama daha çok meditasyon yaptığımda, neden daha uzun zaman alır?”
Usta tebessüm eder “Sen bu dünyaya hazzı ve yaşamı feda etmek için gelmedin. Yaşamak, mutlu olmak ve sevmek için buradasın. Eğer iki saatlik bir meditasyonda yapabileceğinin en iyisini yapabildiğin halde, sekiz saat meditasyon yapmaya kalkarsan yorgun düşersin, amacından saparsın ve yaşamdan haz alamazsın.
Yapabildiğinin en iyisini yap. O zaman meditasyonun süresinin değil, yaşamanın, sevmenin ve mutlu olmanın önemli olduğunu anlarsın.”

Her Şerde Bir Hayır, Her Hayırda Bir Şer Vardır…

İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar. Tabii insan kılığında. Akşam olmuş. Kentin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar. Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları. Yemek falan teklif etmemişler. Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp;

“Geceyi burada geçirebilirsiniz”

demişler. Şilteleri betona sererken, yaşlı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Şöyle bir sürmüş yarığa. Duvar eskisinden sağlam olmuş. Genç melek:

“Niye yaptın bunu?” diye sormuş merakla.

“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir” demiş yaşlı melek yavaşça.

Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik inekleri imiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış. Ev sahipleri mütevazı sofralarına almış onları. Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın:

“Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınız”demiş. “Bizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz şu divanda idare ederiz.”

Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar. Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş.

“Bunu nasıl yaparsın. Bu kadar iyi insanların yegane servetinin ölmesine nasıl izin verirsin. Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı, ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar ineklerinin ölmesine göz yumdun?..”

“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş, yaşlı melek gene.

“Nasıl yani?” diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek.

“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş yaşlı melek bir daha. Ve anlatmış.

“İlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri, zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı hakketmemişlerdi. Çatlağı kapayıp, onları bu hazineden ebediyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği, adamın karısını almaya geldi. Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim. Her şey her zaman göründüğü gibi değildir. İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur. Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın….

 

Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.

Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.

Marifet güzelde değil, güzeli görende!…

images[2]

Ancak güzel bir ruh diğer güzellikleri görebilir,

Marifet güzelde değil, güzeli görende!…

Elif Erdeniz

Güzellikleri görebileceğiniz günleriniz olsun, sevgilerimle…

Elif Erdeniz

Herkesin Gittiği Yol, Her Zaman Doğru Yol Değildir…