Zihnimize İşlenmiş Kalıplar…

Arkadaş Dediğin, 10 yıl görüşmemiş bile olsan, görüştüğünde aynı samimiyeti kaldığı yerden devam edendir…

ÜC VURUS TEKNIGI…


Enerjı seviyenızı yenıden canlandırmak ıcın faydalıdır.Yorgun oldugunuz zaman her bır bolgeye 1 dakika kadar vurun..

*Sag elınızle timus bezinizin üstune nazık ..ama saglam vuruslar yapınız.Timus noktası koprucuk kemıgının gögüs kemigi ile birlestigi yerdir.Diger elinizi göbeginizin üzerine hafif basılı olarak tutunuz.
Bu ,meridyenleri ve enerji yollarını dengeler..zindelik verir..

*Bogazın her iki yanındaki köprücük kemigi cıkıntılarının 3 cm altındaki noktalara her iki elinizi aynı anda kullanarak nazik ve saglamca vurunuz.”buraya böbrek 27 noktaları deniyor ”

*Dalak noktaları:
enerji seviyenızı yükseltır,Kanınızın kimyasını dengeler ve bagısıklık sisteminizi güclendirir.Bu gögüs bölgenizin hemen altında;meme bası hattının tam altındaki bölgedir.Her iki elinizi aynı anda kullanarak Bir dakika kadar vurus yapınız.

*Üst dudagın üstüne (dudak ile burun arasında kalan kısım )isaret parmagınızın yan kısmını dayayın… alt dudagın altındaki bölgeyede bas parmagınızın ön yüzünü dayayın…ve aynı anda iki parmagınız birlikte vurus yapın..1 dakika yeterli
buda enerjinizi hemen canlandırır..

*Kuyruk sokumunu ovalamak enerjinizi canlandırmak icin yapılabilir..

*2 Bardak su ictikten sonra ellerinizi böbreklerinizin üzerine koyunuz..3,5 dakika yeterli..Bu,bedeni sulandırır ve elektrik devrelerini düzeltir…

*Her iki elinizi kullanarak köprücük kemiklerinizi, bas parmak ile diger parmaklar arasına alarak ovalayınız.Bu da enerjinizi hareketlendirmege yarar…

Alıntı-

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

% 100 Düşünce Gücü… KİTAP ÖZETİ …

20131211114558219[1]
% 100 Düşünce Gücü

KİTAP ÖZETİ :

1. HERŞEY DÜŞÜNCEDE BAŞLAR :

Kendimiz için yarattığımız dünyadan hoşlanmıyorsak, hoşlanabileceğimiz yeni olaylar başlatabilecek bir dünya yaratma hakkı bize verilmiştir.

Düşünce hem yönetici hem üreticidir. Hayatın erkek boyutu, hepimizin içindeki bilinçli ve yönetici düşüncedir. Dişi boyutu ise bilinçaltından gelen alıcı ve yaratıcı yollardır.

2. KENDİNİ YÖNETMENİN YOLU :

Bilinçaltı, bedenin yapıcısı olarak bilinir. Bedenin fonksiyonlarının otomatik olarak yürümesini sağlar. Bilinç emirleri verir, bilinçaltı da uygular. Bilinç; bilinçaltına direktifler verir. Bilinçaltı yalnızca emirler alıp bunları mantıki kıyaslamayla ( kurala dayalı çıkarımla ) yargılayarak yerine getirdiği için gönüllü hizmetkar adını alır. İnsanlar, gereksiz sınırlamaları kabul ederek kendilerini hipnotize ederler. İnsanlar kendileri için kurallar, yasalar koyuyorlar, sonrada bunların esiri olup mutsuz oluyorlar.

3. İSTE VE SAHİP OL :

Aklımızdan geçen şeyler ergeç ortaya çıkar. Bilinçli olarak düşünülen her düşünce, bilinçaltını etkiler ve bu etki, düşüncedeki güç ve arzunun derecesine bağlı olarak eyleme dönüşür. Bilinçli olarak yeni bir hayata başlamaya karar versek de bilinçaltına yeni düşünce biçimimizi işlemedikçe o, bir hafta, bir ay, bir yıl önce verdiğimiz emirleri yerine getirmeyi sürdürür.

4. KENDİNİZ OLMA CESARETİNİ GÖSTERİN :

İnsan kendisini küçümser ve sürekli başkalarıyla karşılaştırır.Yalnız bir insan dünyada ne yapabilir.? Çok şey. Büyük işler başarabilir. İnsan bilinçli olarak düşünebildiği, güvenle beklediği ve mümkün olduğuna inandığı her şeyi yapabilir. Evren sınır koymaz; biz inançlarımızla sınırlarız kendimizi. Bir insan kendini arıyorsa kaybettiği yere bakmalıdır. Acaba hiç tanımış mıdır kendisini? Hayatımıza hakim olmanın yolu bilincimizi kullanmaktan geçer. Yönetimi yürüten bilinçtir. Deneyimlemek istediğimiz şeylerin kalıbını hazırlayarak düşünce çeşitlerini seçiyoruz. Bilinç, hayatla nasıl ilişki kuracağımıza karar verir, ifade yollarını seçer.

5. AMAÇLARA ULAŞMAK İÇİN BEŞ İLKE :

İnançla başlayıp başarıyla son bulan beş basamak şöyle sıralanabilir:

1. Kendiniz için ideal zihinsel imajı belirleyin.

2. Çaba göstermeden, yalnızca inanmak hiçbir işe yaramaz.

3. Düşüncelerinizi kendinize saklayın.

4. Esnek olun; gerekirse plan değişikliği yapın.

5. Gözlerinizi hedeften ayırmayın, işi yarı yolda bırakmayın.

6. SINIRSIZ FİKİR KAYNAĞINI KULLANMA :

Hepimizin içinde, derinlerde yüzyılların bilgeliği yatar. Asla tüketilemeyecek, sonsuz bir yaratıcı fikirler kaynağı saklıdır içimizde. Yaratıcılığı geliştirmek için dört kural :

1. Düşüncelerinizi bir noktada yoğunlaştırın.

2. Derinlemesine düşünmek aceleye gelmez.

3. Fikirler geldiğinde hazır olun .

4. Şimdi fikirlerinizi kullanmaya hazırsınız.

7. YARATICI İMGELEMENİN GÜCÜ :

Yaratıcı imgelemeyi anlayarak ve uygulayarak tüm hayatınızı yeniden düzenleyebilirsiniz. Yaratıcı imgeleme sayesinde kişinin kendisiyle ve yaşadığı dünya ile ilgili inancını, dolayısıyla bu inancın ürünlerini değiştirmek mümkündür. Yaratıcı imgeleme ısrarla kullanılırsa, fikrin olduğu her yerde başarı da vardır. Hepimiz mucit olamayız. Fakat yaratıcı imgeleme bir çok yerde, hayatın basit şeylerinde de kullanılabilir.

8. KENDİNE GÜVEN NASIL OLUŞTURULUR :

Hepimiz kendine güvenin gerekliliğini biliyoruz. Bugün bir çok kulüp, dernek, birlik faaliyet göstermekte. Bunların hepsi bireyin güven duygusunu geliştirmek ihtiyacından kaynaklanıyor. Kişinin kendine güvenini yitirmesine neden olan korkulardan biri başarısızlık korkusudur. Her insan başarılı olmak ister. Onaylanmama korkusu ise yalnızca çocuklara ait bir sorun değildir; her yaşta insan bu korkuyu yaşayabilir. İşte, evde, okulda, nerede olursa olsun yaptığımız her şeyde hayatı, ifade ettiğimizi ve bu hayatın sonsuz ve mükemmel olduğunu anlamalıyız. İfade ettiğimiz bu hayat tüm hayatla birdir; bundan dolayı insanla Tanrı arasında veya insanla insan arasında ayrım yoktur.

9. İLK ADIM KARAR VERMEK :

Bilinçaltı sürekli olarak bilinçten gelen emirleri yerine getirir. Bilinçaltı, bilinç tarafından inanılan her emre yanıt verir. Kararsızlık olursa, her dakika fikir değiştirilirse, bilinçaltı karmaşaya düşer. Kesin kararlar vermeyi öğrenmeliyiz. İnsana seçme hakkı verilmiştir. Kullanıp kullanmamak kendisine bağlıdır. Unuttuğumuz bir ismi hatırlamak için kendimizi zorladıkça işimiz daha da güçleşir; bir an için rahatlayıp gevşersek birden hatırlayıveririz. Karar verirken de aynı şey geçerlidir.

10. KENDİNİ YÖNETME REFAH GETİRİR :

Her insanın kendine has bir refah, zenginlik ölçüsü vardır. Bu yüzden, para kazanmak refah bilincinin yan ürünlerinden biri olmasına rağmen, refah sahibi olmak ilahi büyük bir servete sahip olmak demek değildir. Gerçek refah içsel hakimiyetle başlar ki bu yaşamın har alanında zenginlik getirir. Para pis bir sözcük değildir. Kötü olan para değildir. Para zenginliğin kanıtıdır, takas için kullandığımız semboldür. İhtiyaç duyduğumuz şeyleri takas etmek yerine para kullanıyoruz. Demek ki para kötü dersek giyecekler, yiyecekler, yaşadığımız ev de kötü demektir. Kötü olan parayı çok fazla sevmek onu tüm iyiliklerin kaynağından önde tutmaktır. Ekonomik sistemi yermek kimseyi bir yere ulaştırmaz. Neye direnirseniz o da size direnir. Fikir birliğine varırsak hayata uyum sağlarız. Sevgi ve zenginlik birbirini tamamlar.

11. İŞLER KÖTÜ GİTTİĞİNDE NE YAPMALI

Hepimizin hayatında her şeyin kötüye gittiği zamanlar vardır; planlar ters gider, umutla beklenen kararlar gerçekleşmez, hastalık ve kazalar günlük hayatın akışını aksatır. Böyle zamanlarda hepimiz dayanacak bir şeyler ararız, güvenebileceğimiz iç kaynaklar bulmaya çalışırız. İşler ters gittiğinde gerçeği kanıtlama ve hayatımızdaki gücü gösterme fırsatına sahip oluruz. Var olan koşullara neyin neden olduğu gerçekten önemli değil. Samanlık yanıyorsa yangını neyin başlattığının ne önemi var. Sorulması gereken soru “Yangını söndürmek için ne yapmalıyım” olmalı. İnandığımız, kabullendiğimiz ve güvenle beklediğimiz her şeye sahip oluruz. Bu hayat tarafından doldurulmak üzere elimizde tuttuğumuz kalıptır. Bu büyük yaşam yasasını açıklamanın bir çok yolu var. Bu ektiğini biçmek, neden-sonuç ve benzer benzerini çeker yasaları olarak da adlandırılabilir.

12. ZAMANIN EFENDİSİ OLUN :

Zaman insanların sonsuzluk ölçüsüdür. Şimdiye kadar zamanla ilgili doğal olarak kabul ettiğimiz her şey insan düşüncesinin ürünüdür; görecelidir. Bilinçaltının düşündüğümüz gibi bir zaman kavramı yoktur. Hayatımızı yönetmesine izin verdiğimiz zaman programları kendi düşüncemizin ürünüdür. Evrensel bilinçaltında zaman ve yer yoktur. Bilinçaltı geçmiş veya gelecek diye bir şey bilmez. Hep şimdiki zamanda çalışır. Özne zihin denen bilinçaltı tamamıyla bilince bağlıdır. Tek akıl vardır; o da Düşüncenin evrensel havuzunun bireysel kullanımıdır. Bilinçaltına emirler verirken, onun zaman ve yerden habersiz olduğunu hatırlayalım. Onu koşullandıran bizleriz.

13. İYİ BİR BELLEK İÇİN DÖRT İLKE :

1) Dur-Bak-Dinle

2) Öğrenme süreci fikirlerin birleştirilmesine bağlıdır.

3) Sizin için çalışmasını istiyorsanız belleğinize güvenin.

4) Kendini yönetme, kesin sonuçlar getiren kesin bir eylemdir.

Net bir belleğe yaklaşımımızda dikkatsiz hiçbir şey olmamalı. Bizi etkileyen şeyler kolayca hatırlanır. Dikkat edersek, bilinçaltına kesin direktif verirsek, hatırlamak istediğimiz her şeyi hatırlarız. İyi bellek denen, çağırılmayı bekleyen bilgiyi hatırlama yeteneğine her yaşta sahip olunabilir.

14. SAKİNLEŞTİRİCİ HAPLAR ALMADAN RAHATLAMA :

Bugün çoğu televizyon reklamı, rahatlama veya gerilimden kurtulma ile ilgilidir. İnsan reklamlara inansa, gerilimden kaynaklanan başağrılarının ancak ilaçlarla yok edilebilecek kaçınılmaz bir dert olduğu sonucuna varırdı. İşyerinde yoğun bir günden sonra kendini tükenmiş hisseden bir çok insan bir bara koşturur ya da birkaç kadeh içki içmek için aceleyle eve gider; bunun kendilerini rahatlatacağını düşünürler. Fakat içki uyarıcıdır. Önce uyarır sonra aptallaştırır. Hepimiz hayatın dış kenarında çok hızlı hareket etmenin sonucu olan karmaşanın esaretine düşeriz sonra içimize dönmek, sakinleşmek ve asla karmaşaya düşmeyen, acele içinde olamayan ve rahatsız olmayan iç huzurunu yaşamak isteriz. Bu var oluşumuzun gerçeğidir. Onu anlamamızı bekler yalnızca.

15. ENDİŞELENMEYİ BIRAK, YAŞAMAYA BAK :

Endişe, zihinden dolaşan ince bir korku akıntısıdır, ne kadar uzun süre akarsa o kadar derin izler bırakır. Endişe her bakımdan bir sorun yaratıcıdır. Endişenin üstesinden gelmenin ilk adımı,endişenin hiçbir şey kazandırmadığını, sahibine zarar verdiğini en büyük arzularımızın gerçekleşmesine engel olduğunu, uzun vadede hayatımıza olumsuz etkileri olacağını kabul etmektir. Bu gerçekleri kabul ettik mi endişe alışkanlığından kurtulmanın gerekliliğini anlamaya başlarız.

16. KORKU SİZİ YENMESİN, SİZ KORKUYU YENİN ! :

Korku insanlığın bir numaralı düşmanıdır. Korku bir duygudur. Makul veya akılcı değildir. Her zaman için korkulacak bir şey vardır ve bu şey hakkında gerçek olmayan duygular geliştiririz. Düşmanınızın kim ya da ne olduğu hiç önemli değil, onun en güçlü silahı sizin korkunuzdur. Bu düşmandan korkmaya başladığınız an sizden güçlü duruma geçer. “Korkaklar bin kez ölür” derler. Her korku küçük bir ölümdür. Temelde her korku bir ölüm korkusudur. Ölümden korkmaktan kurtulursak hayatla korkusuzca yüz yüze gelebiliriz. Ölüme “son düşman” denir; aslında o yenmemiz gereken ilk düşmandır.

17. EVET, SİGARAYI BIRAKABİLİRSİNİZ ! :

Yapıcı ve yıkıcı alışkanlıklar vardır. Bilinçaltı ince eleyip sık dokumaz. Asla yargıda bulunmaz. Verdiğimiz emirleri harfi harfine yerine getirir. Biz emirleri veririz, bilinçaltı yerine getirmek için çalışır. Evet sigarayı bırakabilirsiniz; diğer herhangi bir alışkanlığınızı da yenebilirsiniz. Bu tamamen bilinçaltına verdiğiniz direktiflere bağlıdır. Kişi sigaradan kurtulmak istediğinde, bunun gerçekleşmesi için gerekli her şey yapılacaktır.

18. UYKUSUZLUK HASTALIĞINI YENEBİLİRSİNİZ ! :

Herhangi bir şeye dikkati yöneltmenin zihni uyanık tuttuğu bulunmuş; çoğu zaman uykun içinde geçerli bu. Uykunun mutlaka gerekli olmadığına, bedenimizin uyumadan da ihtiyacı olan dinlenmeyi sağlayabileceğine ikna olursak bizi uyumaktan alıkoyan endişenin hakkından gelebiliriz. Aklın kendini yönetme gücü sayesinde, sonuç olarak bilinçaltının uyku fonksiyonuyla ilgilenmesini sağlayan emirleri zihninize verebilirsiniz. Bir daha uyanık olarak yatakta yattığınızda kendi kendinize şunları söyleyin. “Şimdi uyuyacağım-Tüm bedenim gevşemiş durumda. Aklım dingin. Ben huzurluyum. Şimdi uykuya hazırım.”

19. CESARETSİZLİĞİN ÇARESİ :

Hepimiz ara sıra cesaretimizi yitiririz. Hayatın gerekli bir parçası olmamasına rağmen kimse ona karşı bağışıklı değildir. Cesaretini yitiren insan yalnız olmadığını, herkesin şu yada bu şekilde düş kırıklığına uğradığını anlamalıdır. Cesaretinizi yitirdiğinizi hissettiğiniz an, oturun ve önünüze bir parça kağıt koyun. Özel bir probleminiz varsa tüm ayrıntılarıyla kağıdın bir yüzüne yazın. Sonra, öbür yüzüne mümkün olan tüm çözümleri yazın. Sonra, başka bir kağıt alın ve hayatınızdaki cesaret verici her şeyi yazın. Kazançlarınız, arkadaşlarınız, yetenekleriniz v.s. Artık bitti deyinceye kadar yazın bunları kağıda. Hayatınızdaki cesaret kırıcı şeylerin tümünü de kağıdın öbür yüzüne yazın. Hepsini boşaltın. Bunu yaptıktan sonra, cesaret kırıcı şeyleri sıraladığınız taraftakileri birer birer çizin ve “Bununla işim bitti. Hakkımdaki gerçek bu değil” deyin. Şimdi tüm dikkatinizi hayatınızdaki cesaret verici şeylere yoğunlaştırın. Dikkatimizi verdiğimiz şeyler gelişir, büyür. Dikkatimizi iyiye, olumluya ve doğruya yöneltirsek yaşadıklarımız bunlar olur.

20. KENDİNİ İYİ YÖNETME, SÜREKLİ HUZURDUR :

Her erkeğin ve kadının amacı olan gerçek huzur bir sükunet halidir; rahatsızlık endişe, sıkıntı ve heyecanlardan sıyrılmaktır; hayat ve çevremizdekilerle uyum içinde olmaktır. Yaratıcı olmak için hayatla uzlaşmak gerekir. Her durumda dayanabileceğimiz iyi bir şey bulalım. Eski düşman direnci saf dışı etmenin en iyi yoludur bu. Her durumda olumlu karşılık vermeye çalışın. İyiyi bulun. Eleştiri veya suçlamada bulunmayın Bu yöntemi bir hafta kadar deneyin; sonunda yaratıcılığa giden yolu bulduğunuzu göreceksiniz.

SONUÇ :

A. KİTABIN ANA FİKRİ :

Evrenin en büyük gücüne sahibiz. Bu güç düşüncedir. Yaşamımızı yöneten şey aslında düşünme biçimimizdir. Psikojenez (düşünce+başlangıç) “her şey düşüncede başlar” demektir. Her birimiz evrensel zeka’nın birer fikri ürünüyüz. İster hoşlanalım ister hoşlanmayalım yaşadığımız dünya zihinsel bir dünyadır. Düşünce sonsuzdur. Düşüncenin insan beyniyle sınırlı olduğunu düşünmek bizi yanıltır. İnsan evrensel akılla birlikte kendi hayatını yaratır.

B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :

Düşünme biçimimiz bizi başarıdan başarıya ya da tam bir başarısızlığa götürebilir, bize sevgi ve mutluluk ya da yalnızlık ve sefil bir yaşam verebilir.

C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :

İnsanın önünde gerçekten yeni bir ufuk açan bu kitapta Evrensel Akıl’ın bilgeliğini kullanabilmemizi sağlayacak,benliği sınırlayan düşünce kalıplarını ortadan kaldıracak, başarısızlığı olağanüstü bir başarıya dönüştürecek bilgiyi ortak bilinçten nasıl elde edebileceğimiz öğretiliyor. Yazar söz ettiği prensiplerin geçerliliğini kanıtlamış bir uzman olarak, yanılmaz bir otoriteyle insanın mucizevi gerçeğini gözler önüne seriyor. Evet hayatımızı, geleceğimizi düşüncelerimizle yaratıyoruz.

% 100 Düşünce Gücü
Jack Ensign
ADDİNGTON KİTABI ÇEVİREN : Birol ÇETİNKAYA

KİTABIN YAYIM MAKSADI Dış dünyadaki her şeyin düşüncenin kullanımı yoluyla halledilebileceğini kanıtlamak.

 

Asıl Önemli Olan Şey, Dünkü Halimizden Üstün Olmamızdır…

HİNT MİTOLOJİSİNE GÖRE :

 

Tanrı;
Yaprağın hafifliğini, ceylanın bakışını, güneş ışığının kıvancını,
Sisin gözyaşını aldı;
Rüzgârın kararsızlığını, tavşanın ürkekliğini buna ekledi.
Onların üzerine
Taşların sertliğini, balın tadını, kaplanın yırtıcılığını, ateşin yakıcılığını,
Kışın soğuğunu, saksağanın gevezeliğini, kumrunun sevgisini kattı.
Bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadını yarattı.
Yarattığı kadını, erkeğe armağan etti.

Tanrı;
Kaplumbağanın yavaşlığını, boğanın bakışını,
Fırtına bulutlarının kasvetini,
Tilkinin kurnazlığını, boranın dehşetini aldı;
Sülüğün yapışkanlığını, kedinin yaramazlığını,
Hindinin kabarışını,
Gergedan derisinin sertliğini onlara ekledi.
Bunların üzerine
Ayının kabalığını, bukalemunun şıpsevdiliğini,
Sivrisineğin vızıltısını kattı ve erkeği yarattı.

Sonra ne oldu bilin bakalım!

TANRI,
YARATTIĞI ERKEĞİ KADINA VERDİ Kİ: ONU ADAM ETSİN…

(GOGLAR – KÜLTÜR, SANAT, ZAMAN)

Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil sevebileceğim herkes de dahil, sağlığı iyi olsun…

Gez… Dolaş… Keyfine Bak…

Burca Göre Hıdırellez Dilekleri ve yapılması gerekenler…

Hatırlatma..Rast gelsin:-))
ilgilenen arkadaşlarımın dikkatine hazırlık zamanı tüm güzel dileklerimiz için:-))
Burca Göre Hıdırellez Dilekleri ve yapılması gerekenler1. 5 Mayıs 2015 saat 24:00′densonra üç adet tarçın çubuğunu ocakta üçgen bir şekilde koyup yakarak mayıs ayı burcunuza göre kuantum cümlelerinizide söyleyerek istediğiniz dileği tekrar edin kalbinizden ne geçiyorsa dile getirin ve herkesi bağışlayın kimseye karşı negatif enerji hissetmeyin.Bütün dileklerinizi söyleyin…

2. Ayrıca 7 adet kırmızı küçük keseler yapın içlerine bozuk paralar koyup balkondaki çiçeklerinizin üstüne koyun Ve her bir liram binler,her bin liram yüzbinler gibi çoğalarak bana geri geliyor,işimde şans ve bereket benimle birlikte,diyerek bırakkacağız ve ertesi sabah bu 7 adet bozuk parayı alıp mutfağımıza,odalarımıza çüzdanımıza koyup bu paraları hiç harcamıyacağız…
3. 6 mayıs hıdırellez günü hiç para harçamamamız iyi olur,asla porç ödemeyin ,kimseye para vermeyin,kaya tuzunu suya koyup eritin duş aldıktan sonra bu tuzlu su ile durulanın bütün negatif enerjiniz gidecektir…

KOÇ BURCU :
Yaşamımla inançlarım arasındaki ilişkiyi biliyorum ve dengeliyorum.Dikkatli ve özenli yaşıyorum.

BOĞA BURCU:
Beni güçsüz bırakan sınrlandıran bütün inaçlarımı,biri bir değiştiriyorum.Yerine beni geliştiren,büyüten inanç ve düşünceleri koyuyorum.

İKİZLER BURCU :
Bolluk ve bereket içindeyim bütün ihtiyaçlarımı rahatça karşılayacak kaynaklara sahibim ve bunu kullanıyorum.
YENGEÇ BURCU :
Çalışarak,emekvererek,paylaşarak,yaşadıkca bolluk bana akar sahip olduğum zenginliği paylaşırken verdiğin çoğalarak gerigeleceğini bilirim.

ASLAN BURCU:
Nefes aldığım her ana şükrediyorum,yaşamımın her anı önemli;yaşamımdaki herkes değerli,ben onl-ardan onlarda benden sürekli yeni şeyler öğrenir sürekli bir birimizi geliştiririz.

BAŞAK BURCU :
Bir elim bana sunulan bolluğu almak için yukardaysa diğer elim muhtaç olanlara vermek için aşağıdadır.Böylece ben paylaşarak ruhsal ve yaşamsal zenginliğimi geliştirerek artırırım…

TERAZİ BURCU:
Her ne yapıyorsam en iyisini ,en güzelini severek ve inancımla ruhumla yaparım. Emek verdiğim herşey bana zenginlik katar.

AKREP BURCU :
Bağışlıyorum ve bırakıyorum,Anlıyor ve biliyorum,kendi hayatımın yaratıcısıyım.Seçerek planlıyarak,yaşamımı güzelleştiriyorum.Benim hayat amacıma en uygun kişileri sevgiyle anlayışla özgürlük içinde yaşamıma kattım.onlarla gelişiyor ve bilgileniyorum..

YAY BURCU :
Her an her deneyim,bu planı açığa çıkarıyor zafiyetimi güçe acıyı sevinde yenilgiyi yengiye dönüştürmek için her şey benim hayrıma işliyor…

OĞLAK BURCU :
Sadece kendim olmayı seçiyorum,mükemmel olmak yerine kendim olmayı,gerçek mükemmelliğin bu olduğunu biliyorum.Her bir deneyimim baba yeni şeyler öğretir ve büyüyerek gelişirim.

KOVA BURCU :
Hayatımın akışına uyum sağlayıp onunla birlikte ilerlerken hep yenilendiğimi ve olgunlaştığımı bilirim…

BALIK BURCU :
Haklarıma ve yaşamımın sorumluluğuna sahip çıkıyorum,beni zorlayan kişi ve olaylara kararlı bir şekilde hayır diyorum…

alıntı

Bazen, her şeyi akışına bırakmak gerekir. Su akıp yolunu bulsun diye…

b-357816-dere_manzarası[1]

 

 

Bazen, her şeyi akışına bırakmak gerekir. Su akıp yolunu bulsun diye..
Bazen, ağlamak gerekir. Güçsüzlük sananlara inat, rahatlamak için..
Bazen, kimseyi dinlemeyip içinden geleni yapmak gerekir. Mutlu olmak için..
Bazen, susman gerekir. Büyüklüğün sen de kaldığını anlamaları için..
Bazen, görmezden gelmen gerekir. Sonradan olanları görmek için..
Bazen, sana değer vermeyenlerin hayatından çekip gitmen gerekir. Tek başına da mutlu olabileceğini herkese kanıtlamak için..
Ve bazen, yokluğunda seni özleyen birilerinin olduğunu bilmen gerekir. Çıkarsız, hesapsız, her ne olursan ol seni ”sen” olduğun için seven birilerinin olduğunu hissetmen için…….(ALINTI)

Ben sana insanları ısırma, öldürme; gelen geçen herkese saldırma, vefasızlık, nankörlük etme dedim. Ama tıslama, dişlerini gösterme! demedim…”

yilan_hikayesi_01[1]

Bir yılan, kendi mekanı bellediği geniş bir alanda her yanına geleni korkutmakta, ısırmaktaymış.

Çocuk, kadın, yaşlı dinlemez, bölgesine giren herkese saldırırmış.

Kendisini öldürmek için üstüne gelenlerden de her seferin de şans sayesinde ve bir de aptal bir takım yandaşlar sayesinde her zaman kurtulmuş.

Sonunda çevrede yaşayan insanlar, bir türlü kurtulamadıkları bu yılandan iyice bıkmışlar ve yörenin en bilge kişisinin kapısını çalmışlar.

Yılanın yaptıklarını sıralamışlar, nankörlüğünü, sadistliğini, kader kıymet bilmezliğini, acımasızlığından yakınmışlar ve durumu anlatmışlar.

Eğer insanlara zarar vermeden o bölgede yaşamaya devam ederse, kendileri acısından bir sakınca bulunmadığını ve yılanı öldürmeye kalkışmayacaklarına dair söz vermişler.

Yaşlı bilge, insanların anlattıklarını dinledikten sonra yılanın mekanı olan bölgeye gitmiş ve beklemeye başlamış. Bir süre sonra yılan çalıların arasından çıkmış, bilge kişinin yanına sokulmuş.

Bilge önce bir süre konuşmadan durmuş, yılanın kendisine güvenmesini beklemiş.

Sonunda yılanın sakinleştiğini hissedince de, ona güven verecek bir üslupla da konuşmaya başlamış.

Bu dünyada yaşamak ve beslenmek için bu kadar şiddet kullanmaya gerek olmadığını, insanlara herhangi bir zarar vermeden de yaşayabileceğini anlatmış. Ayrıca vefasızlığın kötü bir şey olduğunu, canlı öldürmenin en büyük kötülük olduğunu tekrar tekrar söylemiş.

Bilge güzelce anlattıkça, yılan can kulağıyla dinlemeye başlamış.

Bilgenin nasihatleri bitince çok etkilenmiş olan yılan, kafasının değiştiğini söylemiş ve bambaşka bir yılan olacağına söz verip tekrar çalıların arasında kaybolmuş.

Sonunda sözünü de tutmuş. Bölgesinde sakin geziyor, gelip geçen hiç kimseye saldırmıyormuş.

Ama yılanın sözünü tuttuğunu, iyice uysallaştığını gören insanların havası değişmeye başlamış.

Kimi geçerken bir tekme savuruyor, kimisi de her şeye rağmen yanına yanaşmaktan çekinerek uzaktan taş atıyormuş. Hatta çocuklar, çalıların arasında bağıra çağıra yılanı sürekli kovalamayı sürekli bir oyun haline çevirmişler.

İnsanlardan devamlı kaçmaktan bezmiş. Gövdesinin her yanı yediği tekmelerden ve taşlardan yara bere içinde kalmış olan yılan, kendisine yapılanlar nedeniyle gururunun kırıldığını da düşünüyormuş.

Sonunda kendisin etkileyen bilgeyle tekrar konuşmaya karar vermiş. Gitmiş olan biteni anlatmış:

“Bana söylediğin her şeyin gereğini yaptım, suç işlemeyi, insanlara zarar vermeyi, öldürmeyi bıraktım, bambaşka bir yılan oldum. Gel gör ki, benden korkmayan insanlar, beni sürekli dövüyor, hırpalıyorlar, aşağılıyorlar. Ne yapayım ben şimdi?”

“Bunun cevabı çok basit” demiş bilge: “Ben sana insanları ısırma, öldürme; gelen geçen herkese saldırma, vefasızlık, nankörlük etme dedim. Ama tıslama, dişlerini gösterme! demedim…

alıntı

Eski MISIRLILARIN “ÖLÜLER KITABI” ndan:

demotic_sample[1]

“Hiç kimseye kötülük etmedim.
Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim.
Gerçek evinde alçaklık etmedim.
Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım.
Benim yüzümden kimse korku duymadı,
yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı. Tanrıların kötü gördükleri şeyleri hiç bir
zaman yapmadım.
Kölelere kötü muamele etmedim ve ettirmedim. Kimseyi aç bırakmadım.
Kimseye göz yaşı döktürmedim.
Kimseyi öldürmedim ve kimsenin
Öldürülmesini emretmedim.
Kimseye yalan söylemedim. Hiç bir utandırıcı davranışta bulunmadım.
Zina etmedim. Yiyecekleri pahalı ve eksik satmadım. Terazinin dirhemi üzerine hiç bir
zaman elimi bastırmadım. Teraziyle tartarken hiç bir zaman hile yapmadım.
Süt çocuklarının ağızlarından sütü uzaklaştırmadım. Hayvanları çalmadım.
Tanrının kuşlarını avlamadım.
Ölmüş balığı tutmadım. Hiç bir arkın suyunu başka yöne çevirmedim.
Ben temizim, temizim, temizim…”

Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa…

OKUMAYA DEĞER …Paradigma..

Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur.

Örneğin; trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç, susun, demeden yolculuğa devam ettiğinde ; siz ona ne gamsız adam, diyebilirsiniz. Ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır.

Prof.Covey’in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve oğlumu küçümsüyorlar diyerek te çok üzülmüş. Yemek molasında oğluna, şunların kafasına çantamı indiresim geliyor, demiş. Oğlu; “anne o adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk” demiş.

Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş. Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış. Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve yemeye başlıyor. Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış. Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mı? Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, adam bir tane, kadın bir tane. Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş. O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş. Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün ; kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu?
Meğer, bunca zamandır adamın kurabiyesini yiyormuş. Tabii çok utanmış ama, artık iş işten çoktan geçmiş.

Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor. Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz.

Covey bu örnekleri ; “aynı enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler” diye özetliyor. Buradan yola çıkarak çözemediğimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor ve Einstein’in bir sözünü anımsatıyor:

Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.
Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi, “sorunların içinde kaybolmak” yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu asma şansını da yakalıyorlar. Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir?

ÇÖZÜMSÜZ gibi gördüğünüz sorunlar konusunda PARADİGMA değiştirmenin önemi çok büyüktür. Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır. Başımıza gelen her şeyle onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır…”

Stephan R. Covey – Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı

ENTERESAN:Tanıdığım tüm akıllı ve şahane kadınlara… :))


Avustralya’da, bir spor salonunun camında bir reklam; zayıf ve bronz tenli  bir kadın, hemen yanında şu yazıyor:
“Bu yaz, denizkızı mı olmak istersiniz, yoksa bir balina mı? Afişteki mankenin fiziksel özelliklerinden çok uzak olan orta yaşlı bir  kadın, spor salonunun reklamına sesli bir cevap veriyor:
İlgilenenlere duyurulur,


BALİNALAR ?


Balinaları arkadaşları asla yalnız bırakmazlar, yunuslar, deniz aslanları, meraklı insanlar.. Aktif bir cinsel yaşamları vardır, hamile kalır, sevimli bebek balinalar  doğururlar.
Denizde yüzer, oynarlar. Polinezya adalarının mercan kayalıkları gibi  muhteşem yerleri görme şansına sahiptirler.
Balinalar harika şarkı söylerler, CD’leri bile vardır.
Bazı insanlar dışında, onlara zarar vermek isteyecek tek bir varlık yoktur.  Dünyada herkesin sevdiği, koruduğu ve hayran kaldığı şahane hayvanlardır.


Denizkızı?


Öncelikle, denizkızı diye bir şey yoktur. Var olsalardı da kimlik karmaşası sebebiyle psikolog kapılarında sıra
oluştururlardı. Balık mısın? İnsan mı? Cinsel hayatları yoktur. Yanlarına yaklaşan erkekleri öldürüyorlar, nasıl  olabilir ki? hem, iyice bir bakın, gerekli donanım nerede??
E, sonuç olarak çocukları da olmaz.  Zaten balık kokan bir kadını kim ister ki?
Sonuç?


Ben balina olmayı tercih ederim.
Medya sadece zayıf insanların güzel olduğunu savunuyor ama ben  çocuklarımla dondurma yemeyi, beni heyecanlandıran adamla güzel bir akşam
yemeğinde sohbet etmeyi, arkadaşlarımla çikolata paylaşmayı çok seviyorum.  Zamanla kilo alıyoruz; çünkü, kafamıza o kadar çok bilgi yüklüyoruz ki yer
kalmıyor ve bedenimizin diğer bölümlerine yerleşmeye başlıyor. Yani, biz  kilolu değiliz, inanılmaz kültürlü, eğitimli ve mutluyuz.
Bugünden itibaren, aynaya bakıp da kalçamı gördüğümde, şunu düşüneceğim:
“Allah’ım ne kadar da akıllıyım!”:)))))))))))))))

Bir Niyet, Bin Dilek…

1011084_10151878194661384_1672029544_n[2]

 

Herşeyi bir kenara bırakın , bu niyet ve temenniyi okurken dikkatiniz kalbinizde olsun.
Bu yazıyı 7 gün boyunca okuduktan sonra lütfen hayatınıza dikkat edin, olacakları sevgiyle kabul edin….
Hayatın içinde kanımla ve canımla ve tüm sevgimle sarmalandığım ilişklerimi yüzde yüzümle ve hep sevgimle yönetmeyi, sevdiklerimi asla ve hiç manipüle etmeden özgürce sevgimizi deneyimlemeyi, ilişkilerin temelinde her bilinçten ve hayattan büyümeyi sevgiyle temele oturtmayı ve en sevdiklerim üzerinden bana ulaşabilecek tüm manipulasyonlarımda en sevdiğimin hep ve önce özüm olması gerektiğini hatırlamayı ,buna göre davranmaya, hissetmeye ve yaşamaya niyet ediyorum…
Bu hayatın karşısında çaresiz kaldığım gerçekliklerde, ölüm ve özlem anında zamanın ve mekanın ötesinde sevdiklerime kalpten bağlı kalabilmeyi ve benimle geçirmeyi seçtikleri her an için şükranda kalabilecek güçte olmayı seçiyorum.
Aynaya baktığımda gördüğüme her gün ve her sefer ‘ seni seviyorum, bana deneyimlettiğin her şeyi seviyorum, senden gelen ve senin olan her şeyi seviyorum, senin için her zaman ve her şekilde hep yüzde yüzümle burada olduğumu hiç unutmadan günlerimizi geçirelim’ diyerek yaşamaya devam etmeyi seçiyorum.
İçinde ve beraber yaşadığım evi, bedeni, işi, arkadaşları, ailemi mecburiyetlerden değil sevgiden ve tutkudan seçmeyi,yaşamayı, paylaşmayı seçiyorum. Birbirimize hizmetimiz bittiğinde sevgimize sarılarak her birini kendi yoluna uğurlaya bilecek saf sevgide kalmaya niyet ediyorum.
Bugün…
Bu anda…
O an ne zamansa,o gün hangisi…
Parmaklarımın ucundan çıkan ruhumun her parçasına dokunan her gözü, maskeyi ve ruhu…
Tüm iyi dileklerimle sarmalıyor ve sevgi, sabır, teslimiyet ve tutkunun hayatlarının her anına yoğunca yayılmasını temenni ediyorum…

alıntı

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »