Neye karşı koyarsanız o ısrarla olmaya devam eder…

Buda’dan yaşam felsefenizi değiştirecek 20 hayat öğretisi

Budizm öğretisi, yaşam hakkında güzel dersler çıkarabileceğimiz bazı güçlü felsefeler ve bakış açıları barındırır.  Bugün sizlerle, birçoğu Buda’nın sözleri olan ve Budizm öğretisinin ana felsefesini oluşturan 20  ilginç ve öğretici bilgiyi paylaşacağız.

BUDA

İşte Buda’dan yaşama bakış açınızı değiştirebilecek güçteki 25 öğretici ders;

1. Sevgi her şeyin ilacıdır.

 “Nefretin açtığı yaralar nefretle tedavi edilemez. Ruhta açılan yaraları tedavi edebilecek tek güç sevgidir ve bu, yaşadığımız evrenin en temek kuralıdır.’’

2. Sizi siz yapan söyledikleriniz değil, uygulamaya geçirebildiklerinizdir.

“Birini sırf çok konuştuğu için bilge olarak tanımlayamazsınız. Kişinin bilgeliği ancak içindeki huzur, sevgi ve cesaretle ölçülebilir.’’

3. Sağlıklı yaşamın sırrı, anı yaşamakta gizlidir.

‘’Geçmişe takılıp kalma, geleceğin hayalini kurma. Zihnini yalnıca içinden bulunduğun ana odakla ve yaşa.’’

‘’Bedensel ve ruhsal olarak sağlıklı olabilmenin sırrı ne geçmişin yasını tutmakta, ne de gelecekle ilgili endişe duymakta. Sağlıklı olabilmenin sırrı bilgece ve farkında olarak anda yaşamakta.’’

4. İçine dönebilen herkes görünmeyeni görmeye başlar

“Sonsuz huzura giden yol göklere değil, yüreğe uzanır.’’

5. Kelimeler hem silah hem de merhemdir.

“Kelimeler bir insanı hem yaralayacak hem de iyileştirebilecek güce sahiptir. Hatta doğru ve ince olabilenleri, dünayayı bile değiştirebilir.’’

6. Akışına bırak, istediğin her şey sana gelir.

“Sürekli çevresinde dönüp durduğun şeyi en çabuk kaybedersin.’’

7. Kimse hayat yolunuzu sizin için yürümez

“Bizi kendimizden başka kimse kurtaramaz.. Hepimiz kendi yolumuzu kendimiz yürümek zorundayız.”

8. Mutluluk paylaşıldıkça çoğalır.

“Binlerce mum, tek bir mumun ışığıyla yanabilir ve o mumun ömründen hiç bir şey götürmez. Mutluluk da mum ışığı gibi paylaşıldıkça çoğalır.’’

9. Çevrenizdekilere karşı yardımsever olun.

 “Zengin ya da fakir…Herkesin başa çıkmaya çalıştığı problemler var. Bazılarınınki çok, bazılarınınki az.’’

10. Sizeden inanmanız beklenen şeyleri sorgulayın.

“Herhangi bir şey yalnızca öyle duyduğunuz için öyle olmak zorunda değil. Duyduğunuz şeylere ne kadar çok kişi inanıyor olursa olsun koru koruna inanmayın. Dini kitaplarda yazdığı için, deneyimli insanlar söylediği için ya da gelenekleriniz bunu gerektirdiği için inanmayın. Gözlem ve analiz yapın. Düşündüğünüz şeyin sebeplerini araştırın ve olası sonuçlarıyla ilgili çıkarımlarda bulunun. Deneyimleyin ve kendi deneyimlerinizle öğrenin.’’

12. Cesur olun

“Var olmanın en büyük sırrı korkusuz olmaktır. Geleceğin size getireceklerinden korkmayın. Korkularınız yüzünden başkalarına bağımlı yaşamayın. Cesur olmak özgürlük kilidinin anahtarıdır. ‘’

13. Gerçekler bir şekilde gün yüzüne çıkacaktır.

“Hayatta asla gizlenemeyecek 3 şey vardır: Güneş, ay ve gerçekler.’’

14. Zihninizin kontrolünü sağlayamazsanız o sizi kontrol etmeye başlar.

“Sağlıklı olabilmek, gerçek mutluluğa ulaşabilmek ve huzuru bulabilmek için zihninizi kontrol edebilmelisiniz. Kontrol edemediğiniz bir zihin sizi kendi karanlığına çeker ve bilgeliğe ulaşmanızı engeller.’’

15. Şüphe ayrıştırır, güven birleştirir.

“Şüphe kadar zihni kemiren başka bir alıkanlık yoktur. Şüphe, insanları ayrıştırır. Arkadaşlıkların ve en büyük aşkların ölümüne sebep olan zehir, şüphedir. ‘’

16. Hayatınızdaki kimseyi kendinizden daha çok sevmeyin.

“Hayatımız boyunca kendimizden daha çok seveceğimiz birilerini arar dururuz. Bu kişiyi çok uzaklarda ararız ancak bize kendimiz kadar yakındır. Hayatta en çok sevmeniz gereken ve sevginizi en çok hakeden kişi kendinizsiniz.’’

17. Herşeyi bilmek, bilgeliktir; kendini bilmek ise aydınlanma.

“Binlerce savaşı kazanmak için savaşmak yerine kendinizi fethetmeyi deneyin. Zafer, sizsiniz.’’

18. Maneviyat bir lüks değil, ihtiyaçtır.

“Tıpkı bir mumun ateş olmadan ışık veremeyeceği gibi, bir insanın da maneviyat taşımadan aydınlanabilmesi mümkün değildir.’’

19. Kıskanmak yerine takdir etmeyi öğrenin.

“Çevrenizdekilerin sahip olduğu iyi şeyleri kıskanmak yerine takdir edin ve daha iyilerine sahip olabilmek için çalışın.’’

20. Huzuru içinizde arayın.

“Huzur içinizdedir, dışarıda aramayın.’’

Buda’nın öğretileri kadar kapsamlı olmasa da, hepimizin yaşadığı deneyimler sonucunda hayatımızla ilgili oluşturduğu bazı değerler ve çıkardığı dersler var. Hayatın her aşamasında hayattan edindiğimiz genel çıkarımlara göz atmak için;

Sizin hayattan çıkardığınız en önemli ders hangisi? Budizm öğretisinden ya da başka herhangi bir felsefeden öğrenmiş olduğunuz bir hayat dersini bizimle aşağıdaki yorum bölümünde paylaşabilir, paylaşımlarımıza katkıda bulunabilirsiniz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Dibe vurmadan yüzeye çıkamazsın

“Dibe vurmadan yüzeye çıkamazsın”sözü, bana daraldığım zamanlarda yol göstericim olmuştur.Böyle zamanlarda bilirim ki aydınlık günler yakındadır..Çünkü her sorunun, mutlaka bir çözümü olduğuna inanırım..Bir de bakmışsınız ki biraz evvel karalar bağladığınız o sorun, sorun olmaktan çıkmış bambaşka umuda yelken açmışsınızdır bile..Hayatın kendisi bu değil midir ?. İnişler ve çıkışların içinde, üzüntü ve sevinç kol kola yol alır..Yeter ki bizler inançlı ve sevgi dolu olmayı elden bırakmayıp, hayata hep umutla bakalım..
Anka kuşu gibi yeniden küllerimizden doğabiliriz..Hem de her zaman..
Serap Özger

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Öfke karaciğeri, kırgınlık kalbi vuruyor

Öfke karaciğeri, kırgınlık kalbi vuruyor

Hastalıkların temelinde yatan nedenler çoğunlukla beslenme, düzensiz yaşam gibi faktörler olarak bilinse de aşırı olumsuz duygu ve düşünceler de organları yorarak hastalıklara davetiye çıkarabiliyor. Bunların başında da öfke ve kırgınlık geliyor.

Duygular sadece saklandıkları zihinde değil iç organlarda da önemli hasarlara neden olabiliyor. Hatta en güzel duygulardan biri olan neşenin aşırısı bile kalbi yorabiliyor. Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Birsel Kavaklı, duyguların organlar üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.

Aşırı öfkenin karaciğere zarar verdiğine dikkat çeken Kavaklı, olumsuz duyguların hastalık yaratmasındaki sebebin, stres hormonlarının artarak organların işlevlerini kaybetmesi olduğunu söyledi.

Kronik hastalıkların temelinde öfke, üzüntü gibi olumsuz duygular yatabildiğine değinen Kavaklı, duyguların organlar üzerinde ki etkileri hakkında şunları aktardı:

“Aşırı alkol kullanımı, bilinçsiz ilaç kullanımı nasıl karaciğeri tahrip edebiliyorsa aşırı öfke ve kızgınlık gibi duygular da karaciğere zarar verebilmektedir. Aşırı öfke durumlarında mide bulantısı, kramplar, baş ağrıları görülebilmektedir.

Güzel duyguların organları etkileyerek işleyişine katkıda bulunduğu kötü duyguların da işleyişini negatif yönde etkilediği bilinmektedir. Aşırı panik, nefret, kırgınlık, neşe gibi duygular kalp ritmini etkilemektedir. Kaygı ve stres anında kalp ritmi de artar ve vücuda daha fazla kan pompalanmaya başlanır.

Neşeli olmak gayet güzeldir ve bu duygu normal şartlarda insana son derece faydalıdır. Kan dolaşımının düzgün olmasını da sağlar; ancak bu duygunun aşırı olması durumunda kalp de zarar görebilmektedir. Bunun sebebi, yine önceden bahsettiğimiz stres hormonlarının kanda artmasıdır.

Üzüntü ve keder gibi olumsuz duygular akciğerin işlevlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Yaşanan üzüntünün sürekliliği akciğeri etkileyerek göğüste baskı, ağırlık hissedilmesine yol açabilir, hatta depresyona kadar sürükleyebilmektedir. Bunun için depresyona giren kişilere açık hava yürüyüşleri, derin nefes almaları önerilir. Üzüntülü olduğunuz zamanlarda açık havaya çıkın ve birkaç kez derin derin nefes alın. Bu hem psikolojinizin hem de akciğerlerinizin rahatlamasını sağlayacaktır.

Aşırı üzüntü ayrıca bağışıklık sistemini de zayıflatabilmektedir. Eskiden kullanılan “üzüntüden verem oldu” gibi bir tabirin de aslında bu anlamda gerçek bir mantığa yattığını söylenebilir.

Organlara olumsuz etki eden duygulardan biri de korkudur. Aşırı korku, böbrekler üzerinde büzülme etkisi yaratarak işleyişini etkiler. Böbreklerin işleyişindeki bir olumsuzluk ise yine daha fazla korku duygusu olarak kişiye geri dönmektedir. Kişi organlarındaki zayıflama sonucunda daha çok korku hissedebilmektedir.

Bir şeyi dert etmek, takıntı yapmak ise en çok mide-bağırsak sistemini vuruyor. Dalgınlık, aşırı düşünce, zihinsel çalışma, kaygı, endişe gibi duygular da direkt dalağı etkilemektedir.

Sağlıklı beslenerek, spor yaparak kendinize iyi baktığınız gibi iyi duygular taşıyarak da sağlığınızı korumalısınız. Mümkün olduğunca stresten, korku, endişe vb. duygulardan uzak durarak, bir sorunu takıntı haline getirmeyerek hastalık ve rahatsızlıkları kendinizden uzak tutabilirsiniz. Hissedilen duyguların aşırılığı ve yoğunluğundan organların olumsuz etkilendiğini, bunun sonucunda oluşan fiziksel işlev bozukluklarının da yine kişilere olumsuz düşünce olarak geri döndüğünü ve tamamen sağlıksız bir döngü içine girilmiş olacağını unutmayın.

msnden alıntıdır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şans Melekleri Hep Yanında Olsun…

Unutmayın Seçimlerinizin Bedelini Sadece Ve Sadece Siz Ödersiniz… Size Akıl Verenler Değil…

KARANLIKLAR HORMONU-MELATONİN

 

Melatonin hormonu beynimizin orta kısımlarında bulunan pineal bez tarafından salgılanan bir hormondur. Bu hormonun üretimi ve salınımı karanlık ile başlar ve aydınlık ile sona erer. Gece saat 23.00 ile 05.00 arasında salgılanan bu hormon 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Aydınlık döneminin uzaması veya aniden ışığa çıkılması melatonin üretimini durdurur. Hücrelerimizi yenileyici, bağışıklık sistemini düzenleyici, vücudumuzun biyolojik ritmini ayarlayıcı, anti-oksidan, yaşlanmayı geciktirici özellikleri olan melatonin hormonu gece salgınlandığı için “karanlıklar hormonu” olarak da bilinir. Büyüme hormonunu arttırıcı ve ergenliği başlatıcı özellikleri de vardır. Işık, melatonin salınımını engeller. Görme engelli kişilerde kanser olma riskinin diğer kişilere oranla çok daha az olmasının sebebi görme engellilerde melatonin hormonunun fazla olmasına bağlanmaktadır.

Melatonin hormonu yeterince salgılanamazsa; Vücut direncimiz düşer, çünkü hücrelerimiz yeterince yenilenemez. Vücudumuzun biyolojik saati korunup, ritmi ayarlanamaz ve jetlag diye tanımlanan ve genellikle uzun süreli uçak yolculuklarından sonra görülen klinik bulgular ortaya çıkar. Bunlar; uykusuzluk, yorgunluk hissi, iştahsızlık, hazımsızlık, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, reaksiyon zamanında uzama, hafızada azalma gibi bulgulardır.

Gecelerimizi aydınlatan ışığın mazisine bakacak olursak bundan yaklaşık 250bin yıl önce ateşin keşfini, 5000 yıl önce kandilin icadını, 1700 lü yıllarda gaz lambalarını ve nihayet son 180 yılda elektriğin keşfini görmek mümkün. Ondan sonrası, geceleri her yerin ışıl ışıl gündüz gibi olması ve farkında olmadan melatonin hormonunu azaltmamız geliyor.

Depresyonda da melatonin hormonu azalır, dolayısıyla depresyon tedavisinde kullanılan birçok ilaç melatonin seviyesini arttırarak etki eder.

Daha fazla melatonin için neler yapmalıyız:

Karanlıkta uyumalıyız.
Uyurken mutlaka kullanmak gerekiyorsa solgun ve kırmızı ışık tercih edilmeli
Tv karşısında uyuklamamalı
Düzenli ve yeterli uyku çok önemli
Mümkünse gece çalışmalarını gündüze kaydırmalı
Stres, üzüntü, öfkeden uzak durmalı
Alkol, sigara, kahve, fazla çay tüketilmemeli, uykudan önce egzersiz yapmamalı
Hangi gıdalarda melatonin var?

Vişne, lahana, badem, fındık, yer fıstığı, kızılcık, Papatya çayı, anason-rezene çayı, Soya fasulyesi, ton balığı (bu gıdaları akşam saatlerinde almak daha faydalı)

Melatonin ilaç olarak alınabilir mi?

Melatonin ilaç olarak özellikle jetlag için kullanılmakta. Bilinçsiz ve düzensiz kullanımı hiçbir şekilde tavsiye edilmez. Nedeni sadece geceleri yükselen bir hormon olması nedeniyle yüksek olmaması gereken gündüz saatlerinde kan düzeyini yükseltecek şekilde ilaç alımınının yarar yerine zarar vermesidir. Dolayısıyla doğal yollarla vücudun kendi salgısını arttıracak davranış kalıplarına geçilmesi daha uygun olur.

Doç.Dr.Ergun Çetinkaya
-Alıntı

Beyin Gücü Üzerine Bir Hikaye

Donmuş gıda üretimi yapan bir firmada, oda büyüklüğünde olan soğutucular vardır.

İçerideki sıcaklık seviyesi genelde genellikle – 15 derece civarındadır. Akşam vardiyası gece yarısı 12’de sona ermektedir.

 


12’ye beş kala bütün işçiler hazırlanmaya giderlerler. Bir işçi hariç! Bu işçi, soğutucudaki işini bitirdikten sonra hazırlanmaya gidecektir.

Tam soğutucudan çıkacağı anda, kapı üzerine kapanır. Kapı, ancak dışarıdan açılabilmektedir. İşçi, dakikalarca bağırıp kapıya vurur, ama kimse duymaz. Titremeye başlar.

Saat 12’yi yirmi geçiyordur ve fabrikaya ilk işçiler sabah altıda gelecektir. Ama adamın daha fazla dayanacak gücü kalmamıştır. Cebindeki kâğıt kalemi çıkarıp, düşüncelerini yazar.

Sabah vardiyasındaki işçiler gelir ve soğutucuya girdiklerinde cesetle karşılaşırlar. Yanındaki notta da donarak ölmek üzere olduğu yazılmıştır.

Şaşırtıcı olan, soğutucunun bozuk olması nedeniyle son 36 saattir çalışmıyor olmasıdır. Termometre içerideki sıcaklığı 18 derece olarak gösteriyordur.

Gerçekte neler olduğunu anlamak için cesedi otopsiye yollarlar. Doktorlar bütün verilerin, adamın fiziksel olarak donduğunu yönünde olduğunu söyler.

Yani sıcaklığın – 15 derece olmasıyla, 18 derece olup bizim – 15 derece olduğuna inanmamızın üzerimizde oluşturacağı etki arasında hiç bir fark yoktur!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Ne güzel birşeydir birini koşulsuz, kuralsız olduğu gibi kabul etmek… Ve ona ”İyi ki varsın” diyebilmek…

Dargın olduğun zaman da ölçülü ol ki bir gün dost olursun.

1395908_10151745674164685_1154590680_n[1]

Dostunu severken ölçülü sev.
Belki bir gün düşmanın olabilir.
Dargın olduğun zaman da ölçülü ol ki bir gün dost olursun.
Sonra da yaptığına pişman olursun.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hepimize Böyle Bir Evde Yaşamak Nasip Olsun…

Hastalığa Ya da Sağlığa Giden Yol Haritası…

Güzelliğinin yaratıclığının sonsuz potansiyelinin farkına varma zamanı…

Birbirinizin en gıcık huylarınızı bilip, yine de iki dakika sonra kucaklaştığınız arkadaşlarınız var ya, onlar müthişler ve onlar olmadan hayat çok renksiz…:-)))

damla_lg[1]

Birbirinizin en gıcık huylarınızı bilip, yine de iki dakika sonra kucaklaştığınız arkadaşlarınız var ya, onlar müthişler ve onlar olmadan hayat çok renksiz…:-)))

 

Ebru Öztürk

Her yeni bir gün yeni bir başlangıç…