Mutluluklar ve acılar iç-içe yaşanıyor bu dünyada.

images[6]

Mutluluklar ve acılar iç-içe yaşanıyor bu dünyada. Mutlu olmak için mutlaka bir hedefe ulaşmayı bekleyenler; hayatlarını duvarcı ustası gibi yaşayanlar kanaatimce… Bu kişiler; inşaa ettikleri binanın son tuğlasını koyduklarında, içeride hapsolduklarını görürler. Bir de hayatını bahçıvan gibi yaşayanlar var. Her yeni sürgünden, dallara ilkbaharda su yürümesinden, mevsimlerin birbirini izlemesinden mutlu olmayı bilir onlar. Bahçıvanlar için hayat; sürekli uğraştır.
Dünyanın; gece-gündüz, soğuk-sıcak, yaz-kış döngüsünün içinde olduğunu bilerek, aldıkları her nefese ve nefes aldıklarını hissettiren her insana, her canlıya şükreder bahçıvanlar. Ve onlar; insanlık için, doğanın bir parçası olmak adına hedeflerine ulaşırlar.

90 DAKİKADA ;ÇİÇEK MASAJI VE KULLANDIĞIM ÖZLER… (flower massage therapy)

10401994_10153676258418912_2021895255583120717_n[1]
“Mumlarla aydınlatılmış, loş bir odada, gözleriniz kapalı uzanmış yatıyorsunuz… Renklerin Mantraları eşliğinde Himalayaların mantra müziklerini dinlerken, Yasemin, sandal ağacı, lavanta,zambak kokuları başınızı döndürüyor. Rahatlatan dokunuşlarsa tüm yorgunluğunuzu alıyor.”
Hayır güzel bir rüyayı değil, sadece bir ÇİÇEK masajı seansını anlatıyorum.
Çiçek uçucu yağların hem psikolojik hem de fiziksel reaksiyonu tetiklemek üzerine kurulu olduğunu biliyor musunuz? Çiçek esansları ile yüksek vibrasyonlu temel enerji güçleri, nefes yoluyla ve hollistik masaj teknikleri ile bedene difüze edilirek şifa kanalının çalışması sağlanır. Çiçeklerin titreşimi,en temel ağrı sorunlarımızda bile, ağrılı bölge üzerinde, ağrının şiddet derecesine göre seanslarla çalışır ve hızla şifa verir.
Ruhsal arınmada Çakralarımızın temizlenmesi ve blokaj alanlarının yenilenmesi için çiçekler, yeterli güçte titreşim frekanslarına sahiptirler. Ahenk verici ÇİÇEK YAĞLARI, ruhunuzu yatıştırmaya, zihin ve bedeninizi dengelemeye yarayan titreşim güçleri ile mükemmeldirler. Yatıştırıcı ve şehvetli ylang ylang ruhu rahatlatan lavanta, mavi solucan otu, sardunya ve bergamot stresi azaltmak ve enerjiyi güçlendirmek için çalışır. Çiçek ekstresi, esansiyel yağı derideki metabolik süreçleri harekete geçirir.
Her çakra alanının kendine özgü titreşimleri bir çiçek türü ile buluşur. Çiçek özleri birbirlerine karıştırılmaz.
1.ÇAKRA- -SEDİR VE KARANFİL YAĞI VE ÖZÜ
2.ÇAKRA -LİMON YAĞI –İĞDE ÇİÇEĞİ ÖZÜ-YLANG YLANG
3.ÇAKRA – PAPAYA – PORTAKAL ÇİÇEĞİ ÖZ VE YAĞI-YLANG YLANG
4. ÇAKRA – FRANCE ROSE-
5.ÇAKRA – ADAÇAYI VE OKALİPTÜS ÇİÇEK ÖZÜ VE YAĞI
6.ÇAKRA- -YASEMİN ÇİÇEĞİ-MENEKŞE
7. ÇAKRA –JASMİN-LAVANTA ÇİÇEK ÖZÜ VE YAĞI
Şifa Olsun…

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Öğrenciydik biz, hayatın bir anlamı vardı ve biz bunu bilmesek bile hissederdik.

13167_359110057623780_3677149055993974936_n[1]

Saçlara jöle, tırnaklara oje, sürülemez,
spor ayakkabıyla okula girilemezdi.

Erkekler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse girilemezdi.

Sabahları bahçede sıra olunur, pazartesi sabah Cuma öğleden sonra müdür konuşma yapar, özel günlerden biriyse saygı duruşu yapılır ve gerçekten saygıyla durulur, İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmaz, saygı duyulurdu.

Öğretmenlerle dalga geçilemez, veli toplantıları aileye korkarak bildirilir, okulda “konuştuğun” (sevgilin) varsa sadece bahçede yan yana yürünürdü.

Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı. Gömlekler pantolonların – eteklerin, içine sokulur, okul renkleri dışında bir renk giymek yürek isterdi.

Küpe, kolye, yüzük, bilezik hafta sonları takılır, saçlar erkeklerde tıraşsız, kızlarda 3 boğum örgüsüz ise disipline gidilirdi.

Cep telefonu yoktu, internet de yoktu ama yine de öğrenciler birbirleri ile haberleşirdi.

Biyoloji dersinde üreme konusu anlatılırken utanılır, aruz ölçüsü ezberlerken delirilir, milli güvenlik hocaları askeri disipline sokmaya çalışırdı.

Okul kitapları üzerinde sevilen sanatçı resimlerini olduğu klasörlerde taşınır, ders yılı başında mutlaka kap kâğıdıyla kaplanır, etiketler yapıştırılır, etikete adı-soyadı- sınıfı- hangi dersin kitabı olduğu yazılır, o derse ait defterler de kolaylık olsun diye aynı desen kap kâğıdıyla kaplanır, ders sırasında yanında kitabı olmayan azarlanırdı.

Sınıflar kalabalık olsa da çıt çıkmadan ders dinlenir, boş derslerde sınıftan çıkılmaz, ders saatlerinde okul sınırlarını ihlal etmek isteyenlere acınmazdı.

Ödevler mutlaka yapılır, dönem ödevleri için kütüphaneler, meydanloueres, ana ya da temel britanikalar taranır, ödevler elle ve mutlaka dolmakalemle yazılırdı.

Yat denince yatılır, sabah okula servis yerine otobüsle gidilir, bazen çanta yoklaması yapılır, okula yasak bir şey getirilemezdi.-okulun herhangi bir yerinde sakız çiğnenemez, derslerde bir şey yenemez, su içmeye gitmek için izin istenirdi.

Birine uyuz olduysak öğretmene şikâyet eder, asla kendimiz sopayla, bıçakla girişmez, çeteleşmez, okul dışında bile kavga etmezdik. Bilirdik ki kavga edersek evde ya da okulda bi posta daha dayak var.

Kızlarla erkekler birbirine mesafeli durur, el şakası yapmaz, küfürlü konuşmaz, efendilik bozulmazdı.

Yerli malı haftası sınıf pikniğine döner, her tür yiyecek bulunur ve biz bu yemekleri paylaşırdık.

Kitap okurduk örneğin, ödev bile olsa okurduk. Değiştirip kitapları öyle okur, kütüphaneden kimlik çıkartır kütüphanede okurduk.

Biz öğrenci gibi öğrenciydik. Saygılıydık, tertipliydik, edepliydik…

Biz çok güzel öğrencilerdik. Çok zor da olsa o dönemlerde hayat, hayatın bir anlamı vardı ve biz bunu bilmesek bile hissederdik…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tanıdık şeylerin, bize konforlu gelen alanın ve dünyevi meselelerin dışına çıkmadan yaşıyoruz.

imagesBS4BR4FO

Bir zamanlar bir kral’a Arabistan’dan iki tane doğan hediye edilir. Bunlar kralın şimdiye dek gördüğü en güzel kuş türü olan aladoğanlardır. Kral, bu değerli kuşları eğitmesi için onları doğancıbaşı’na verir. Aylar ayl…
arı kovalar ve bir gün doğancıbaşı Kral’ın huzuruna gelip, doğanlardan bir tanesinin mükemmel bir şekilde çok yükseklerde süzülerek uçtuğunu, fakat diğerinin geldiği günden beri tünediği daldan kımıldamadığını söyler. Bunun üzerine kral, ülkenin her yerinden #‎şifacılar‬ ve büyücüler getirtip doğanı iyileştirmelerini emreder ama hiçbiri doğanı iyileştiremez. Kral daha sonra bu görevi saray çalışanlarına verir fakat ertesi gün baktığında doğan’da hala bir iyileşme gerçekleşmemiştir.

Bildiği her yolu deneyen kral en sonunda şöyle düşünür: “Belki de bu problemin kaynağını anlayabilmesi için dağlık bölgeleri tanıyan birine ihtiyacım var,” der. Böylece saray çalışanlarına emreder: “Gidin ve bana bir çiftçi bulun!” Ertesi sabah doğan’ı göklerde uçarken gören kral şaşkına döner ve emrindekilere seslenerek “bu mucizeyi yapan kişiyi getirin bana” diye buyurur. Görevliler hemen gidip çiftçiyi bulup getirirler. Kral sorar,”Ne yaptın da doğan uçmaya başladı?” Boynu bükük çiftçi şöyle cevap verir: “

Çok basit yüce kralım. Sadece kuşun tünediği dalı kestim.” Hepimiz uçmak için, bir ‪#‎insan‬ olarak içimizdeki olağanüstü potansiyelin farkına varmak için ‪#‎yaratıldık‬. Fakat bunun yerine, dallarımıza tüneyip, bize tanıdık gelen şeylere tutunmayı tercih ediyoruz. Sınırsız olasılıklar mevcut ama birçoğumuz onların neler olduklarını keşfedemiyoruz bile.

Tanıdık şeylerin, bize konforlu gelen alanın ve dünyevi meselelerin dışına çıkmadan yaşıyoruz. Bu nedenle çoğu zaman hayatlarımız heyecandan, tatminkarlıktan yoksun bir hal alıyor. Öyleyse, var mısınız tutunduğumuz#korku dallarını kırıp kendimizi uçmanın mutluluğuna ve özgürlüğüne bırakalım?

Isha Judd’un “Why Walk When You Can Fly” kitabından alıntıdır. Çeviri: Bahar Varol – Oneness Türkiye

ÇOK GÜZEL HİKAYE KESİN OKUYUNUZ

11081236_1425932407717375_1432669698770182410_n[1]

Adam karısına pek hoş davranmaz, kalbini kırar.
Sonra karısından sofrayı kurmasını ister.
Kadıncağız hiç sesini çıkarmadan kurar sofrayı ve buyur eder kocasını.

Adam sabırsızca sofraya oturur, iştah kabartacak bir zevkle yemeye başlar. Yemek tuzsuz olmuştur. Birkaç lokma yedikten sonra karısından tuz ister.

Karısı; “sen yiyedur ben getiririm”, der ve içeri gider.
Adam ikide bir; “tuz nerde kaldı?” diye sorar.
Kadın her seferinde “tamam getiriyorum” diye cevap verir .
Fakat tuz bir türlü sofraya gelmez.
Neyse adam tuzu isteye isteye karnını doyurur.
Sonra aklı başına gelir. Az önce hatununun kalbini kırdığı için özür diler.

Hanım mutfağa gider, ve elinde tuzla geri döner.
Adam merak eder ve sorar; “bu ne şimdi karnım doyduktan sonra tuzu ben ne yapayım” der. Karısı da ona; “senin kalbimi kırdıktan sonra dilediğin özür, doyduktan sonra sofraya gelen tuz gibidir, ihtiyaç kalmaz”… der.

Evet, dikkat etmek lazım! Kırmamak lazım. Gönül sevmek demektır.
Sevipte kıymetini bilmek. İnsanlar için güzel dostluklar kurması kadar, dostlarına olan muhabbetini göstermesi de önemlidir.
Bunun bir çok yolu var.
Bazen bir gülümseme bile muhteşem bir sevgi işaretidir.

Zayıflamak için 5 etkili egzersiz

Zayıflamak için 5 etkili egzersiz

Vücudunuzu şekle sokmak için bu egzersizleri düzenli olarak tekrarlamalısınız.

Yavaş hareketlerle şınav çekmek özellikle kol ve bacak kaslarınızı güçlendirir. 10 set deneyin.

Zayıflamak için 5 etkili egzersiz

Sırt üstü yere uzanarak elleriniz yan tarafınızdayken bu hareketi 10 kez tekrarlayın.

Zayıflamak için 5 etkili egzersiz

Bu hareket ile kalçalarınızı sıkılaştırabilirsiniz. 10-15 kez deneyin.

Zayıflamak için 5 etkili egzersiz

10-15 kez tekrarlayarak karın ve kol kaslarını sıkılaştırabilirsiniz.

Zayıflamak için 5 etkili egzersiz

Bu squat hareketini 10 kez tekrarlayın.

kaynak: pembe nar

Ne tuhaf yaşıyoruz ne tuhaf..

images[5]

Ne tuhaf yaşıyoruz ne tuhaf..

Dün “unutmam” dediğimizi bugün hatırlamıyoruz.

“Asla yapmam” dediğimizi bugün yapar oluyoruz.

Hani hiç gitmezdik ya uzak yerlere, bir de bakmışız uzağı yakın eylemişiz.

Asla “asla” demem demiş, hayat yolunda yürümüşüz.

Öyle planlar yapmışız ki, kaderi güldürmüşüz.

O kadar çok güvenmişiz ki “ben” demekten adımızı yazmayı unutmuşuz.

Velhasıl gitmişiz, yitmişiz ve hiç bilmemişiz….

Budha ise Sangha’sına yani cemaatine, bugün dilendiği yemeği bugün yemelerini, yarına yiyecek saklamamalarını ve yarın için dilenmemelerini söyler

imagesO89Q0MFL

İsa, “Göklerdeki kuşları bile aç bırakmayan Baba’nın sizi aç bırakacağına nasıl inanırsınız?” diye sorar. Budha ise Sangha’sına yani cemaatine, bugün dilendiği yemeği bugün yemelerini, yarına yiyecek saklamamalarını ve yarın için dilenmemelerini söyler.

Büyük öğretmenler yarının derdini yarına bırakmamızı söylerken bizim bunu yapamamamızın nedeni nedir? Elbette beklentilerimiz. Akışa teslim olmanın, orta yolda yürümenin, tevekkülün, wu-wei’nin anahtarı, beklentisizliktir.

Eğer beklenti varsa kontrol ve güven ihtiyacı daima olacaktır. Eğer beklenti yoksa o zaman yarının derdi yarının olacaktır.

Cem Şen

İLAHİ MAHKEME

images[3]
Bir adam ölmüş ve öbür dünyada yargılanmak üzere sırasını bekliyormuş. Sıra
kendisine gelip mahkeme salonuna girdiğinde bir de ne görsün?

Yargıç kürsüsünde bir insan oturuyor. smile ifade simgesi
Tanık sandalyesinde ise Tanrı yerini almış.

Adam şaşkın, “Aman Tanrım, bu nasıl oluyor? Beni senin yargılayacağını sanmıştım. Oysa orada hakim olarak bir insan oturuyor.” smile ifade simgesi

Tanrı gülümsemiş, “Ben hiçbir zaman sizi yargılamadım.

Sonsuz sevgimle, ne yapmayı seçtiyseniz, sizi seçiminizde özgür bıraktım.
Bana yargılamak değil, sevmek yakışır. Çünkü ben saf sevgiyim. Sizi kendimden yarattığım için siziyargılamak kendimi yargılamak olur. smile ifade simgesi

Ayrıca benim yargılamama ne gerek varki? Her şeyi bilen ben sadece burada tanıklık ediyorum. Dünyada olduğu gibi burada da insanlar tarafından yargılanıyorsunuz. smile ifade simgesi

Birazdan salonu hayattayken, senin zarar verdiğin, hoşgörülü davranmadığın, yargıladığın, kalplerini kırdığın insanlar dolduracak. Onlara kendini affettirmeye çalış.
Onlar seni affederse ne ala. Çünkü cennetin yolu onların affından geçiyor.”
demiş.
Adam merakla sormuş: “Peki ya affetmezlerse ne olacak? smile ifade simgesi

“Tanrı yine sevgiyle gülümsemiş,

“Ben cenneti de, cehennemi de yeryüzünde yarattım. Seni tekrar yeryüzüne
göndereceğim. Orada öyle bir yaşam süreceksin ki, tüm yaptığın kötülükler,
verdiğin zararlar sana aynen yaşatılacak. Yani ettiğini bulacaksın.

Ama bunun amacı sana ceza vermek değil. Sadece o insanların hissettiklerini
bizzat yaşayıp anlaman, yaptığın kötülüklerin bilincine varman. İşte o zaman
sen kendini affetmiş olacaksın.” smile ifade simgesi

Adam bir süre düşünmüş, “Peki, cennet nasıl bir yer?” diye sormuş Tanrı’ya.
“Cennet, bir yer değil, bir bilinç düzeyidir evladım. smile ifade simgesi

Dünyada mutlu, huzur ve sevgi dolu, insanlara destek olmaktan haz duyan, yarattığım canlı ve cansız her varlığa saygı göstermeyi bilen insanlar var ya,
işte onlar, dünyada cenneti yeniden yaratmaları için geri gönderdiğim cennetliklerdir.
Cennet de dünyadan başka yerde değil.” demiş Tanrı. smile ifade simgesi

“Ama kutsal kitap bana öyle öğretmedi.” diye karşı çıkmış adam.

“Kutsal olan tek şey yaşamdır. Ben o kitapları kutsal kılmadım. Siz
kıldınız. Her şeye sevgi ile bakmasını bilerek yaşayan insan, en büyük
ibadeti yapandır.” demiş Tanrı. smile ifade simgesi

“Peki dünyaya döndüğümde doğru yola görmemde yardımcı olacak mısın?” diye
sormuş adam.
“Ben bunun için siz insanların içine “vicdan” denen bir pusula koydum. Eğer bu pusulanın etrafına ördüğünüz kalın bencillik duvarlarını yıkarsanız,
vicdanınızın yani benim sesimi kolaylıkla işitebilirsiniz.” smile ifade simgesi

“Peki biz insanlara ne kadar yakında bulunuyorsun?” diye sormuş adam. smile ifade simgesi

“Hem size şah damarınızdan daha yakınım, hem de düşman olduğunuz kadar
sizden uzağım.” demiş Tanrı. smile ifade simgesi

“Çünkü düşmanlarınız da Ben’im. Siz de Ben’im.” smile ifade simgesi

“Yani mahkeme salonunda insanlara hiç mi hesap sormuyorsun Tanrı’m?”
“Sadece iki sorum oluyor tüm insanlara.” diye gülmüş Tanrı. smile ifade simgesi

“Dünya okulunda ne kadar sevmeyi öğrendiniz? Ne kadar bilgi kazandınız?”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

FIRSATI KAÇIRMA !!

323[1]

Tanrı’dan, beni alışkanlıklarımdan kurtarmasını diledim.Bana dedi ki ;
“Olmaz … Kurtuluşu bende değil, kendinde ara!…”

Tanrı’dan, bana sabırlı olmayı bahşetmesini diledim.Bana dedi ki ;
“Olmaz … Sabır, büyük sıkıntılarla yanyana anılır, bahşedilmez,öğrenilir…

Tanrı’dan, bana mutluluk vermesini diledim.Bana dedi ki ;
“Olmaz … Ben sana nimetler veririm; Mutlu olup-olmamak sana bağlı.

Tanrı’dan, beni acılardan esirgemesini diledim.Bana dedi ki ;
“Olmaz … Acılar, seni dünyevi ilgilerinden çekip, bana daha fazla yakınlaştırır.

Tanrı’dan, ruhumu geliştirip, büyütmesini diledim.Bana dedi ki ;
“Olmaz … Sen kendi kendine gelişmelisin.Ancak ben hatalarını budayıp,seni verimli kılacağım.

Tanrı’dan, hayatımdan memnun olmak için birçok şey diledim.Bana dedi ki ;
“Olmaz … Ben sana hayat verdim, istersen herşeyden memnun olabilirsin.

Tanrı’dan, onun beni sevdiği kadar, benim de başkalarını sevebilmem için yardım diledim.
Bana dedi ki ; ” sonunda gerçeği gördün.”

BUGÜN SENİN GÜNÜN. FIRSATI KAÇIRMA.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendinizi ve çevrenizdeki insanların kişiliğini çözmek için renklerin gücünden faydalanabilirsiniz!

AAa4Hri[1]

Renklere göre kişilik analizi yapın!

Kendinizi ve çevrenizdeki insanların kişiliğini çözmek için renklerin gücünden faydalanabilirsiniz! Nasıl mı? Amerikalı psikolog Clare W. Graves tarafından, Maslow’un ihtiyaçları hiyerarşisinden hareketle geliştirilmiş olan kişilik renkleri anlamlarını öğrenerek!

Kırmızıya göre karakter analizi

Kırmızı: Yaşam onlar için bir çeşit savaş alanıdır. Eş seçerken maddiyata önem verirler. Sınıf atlamak ve yükseğe çıkmak için bütün yollar mubahtır.Rutinden, sıradanlıktan çabuk sıkılırlar ve özgür çalışabilecekleri işleri tercih ederler. Bencildirler. Çabuk sıkılırlar ve kurallardan hoşlanmazlar. Çapkınlığı ve kendilerine hayran olunmasını severler. Maddi anlamda bir katkı sağlamayacaksa veya başka bir sınıfa girmesi amacına hizmet etmeyecekse, evlilikten uzak dururlar.
Mavi: Güvenliğin en önemli olduğu grubun mensubudurlar. Güvenli iş, güvenli eş, sadakat, aile ortamı… Hırsları yoktur. Eş seçimlerinde ailelerinin düşüncelerine uygun, güvenebilecekleri insanları tercih ederler. İşinden evine, evinden işine giden, ideal eş ve baba adaylarıdırlar. Müsriflikten hoşlanmazlar, hesap kitap bilirler. Nazik ve iyi anne özelliği; doğru ve iyi baba özelliği taşıyan eşler seçerler.
Turuncu: En önemli motivasyonları para kazanmaktır. Maneviyata pek fazla yer yoktur. Dünya acımasız bir yerdir ve para kazanmak için bütün yollar kullanılır. İş dünyası onun hayatıdır. Aile hep ikinci planda kalacaktır. Eleştirilmekten hoşlanmazlar. İnsanların değeri kazandıkları parayla eşittir. Materyalistliğin en keskin ifadesi bu grubun insanlarıdır.

Mora göre karakter analizi

Mor: Sanatçı ruhlu, üretken, yaşama katkıda bulunmak isteyen insanlardır. Sanatla uğraşsalar bile, çok fazla dikkat çekmekten hoşlanmazlar. Mükemmeliyetçi tiplerdir.Paylaşımcıdırlar. Karşılarındaki insana değer verirler. Müzisyen, yazar, oyuncu gibi bağımsız çalışabileceği işleri seçerler. Kültürlü, eğitimli, kendini geliştiren insanlardan hoşlanırlar. Duyarlı ve kırılgandırlar. Yaşamın sorunlarıyla başa çıkamadıklarında, karşılarındaki insana karşı kırıcı olabilirler.

Yeşile göre karakter analizi

Huzurun insanlarıdır onlar. İşinde, evinde, dünyada huzur olmazsa başarılı olamaz. Hırslı insanlara tahammül edemez.Yardımsever, cömert ve zekidirler. Romantik ve anlayışlılardır. Rekabetin olmadığı ortamlarda çalışmayı severler. İyi ebeveyn olurlar.Kibarlık, dürüstlük, büyüklere saygı, vefa gibi değerleri savunurlar. Tek eşlilikten yanadırlar. Tartışmalarda orta yolu bulma hevesinde olurlar.

Sarıya göre karakter analizi

Sarı: Hayatı eğlence, gezme, tozma olarak gören grubun mensuplarıdır. Sorumluluktan kaçarlar. Çokeşlilikten yanadırlar. Evlilik hayalleri hiç onlara uygun değildir.Para konusunda genellikle şanslıdırlar. Pahalı zevkleri vardır. Genellikle aile işlerinde çalışırlar.

Karşınıza çıkan kişileri de bu kişilik rengine göre ayırarak tespitlerde bulunabilirsiniz.Gördüğünüz gibi, kendinize karşı dürüst olur ve kim olduğunuzu belirleyebilirseniz, çevrenizden ve özel hayatınızda karşınızdakinden de ne istediğinizi, ne verebileceğinizi net biçimde açıklamış olursunuz.

Amerikalı psikolog Clare W. Graves tarafından, Maslow’un ihtiyaçları hiyerarşisinden hareketle geliştirilmiş olan kişilik renkleri anlamlarını öğrendiniz.

kaynak: msn

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yalan Söyledikçe Şuur Daralıyor

images[1]

Şuurun yeterli yükseklikte olmadığı yerde gerçeğin, doğru ve iyi olanın ne olduğunu anlamak mümkün değildir. Bütün dinler, “yalan söylemeyeceksin” der. Öyleyse yalandan uzak durmak O’na olan inançtan, imanda…n gelir. Yalan tek başına bir eylem değildir. İnsanın sayısız yanlış eylemlerinin, sevgisizliğinin, korkularının, açgözlülüğünün, tembe lliğinin, hırslarının, kıskançlığının paravanasıdır. Hiç yalan söylememeye karar verin, yaşamınızı değiştirmek zorunda kalırsınız. Bu açıdan bakınca tüm dinlerin şaşmaz emri olan “yalan söylemeyeceksin” kuralına uymadan, Musevi, Hıristiyan veya Müslüman olmak, spiritüalist olmak kısaca insan olmak mümkün müdür? Bilim adamı, doktor, manav, politikacı, anne, baba, sevgili kısaca şu veya bu, yalan söylemeden eylemlerini sürdürebiliyorlar mı? En büyük yalanları kendimize karşı söylemiyor muyuz? Diyebiliriz ki insan dünya yaşamını yalan üzerine kurmuştur. Doğal olarak insanın dâhil olduğu toplumsal sistem de yalan üzerine kuruludur ve insanı yalancılığa itmektedir. Yalan geri bir şuur realitesinin ürünüdür ve ne yazık ki, geri şuurlar, diğerlerinin de yükselişini önlüyor.
Şuurun yeterli yükseklikte olmaması yalanın şuur üzerindeki yıkımının fark edilmesini önlüyor. Burada bir kısır döngü var. Yalan söyledikçe şuur daralıyor. Şuur daraldıkça daha büyük yalanlar söyleniyor, yalan başka yalanlara zemin hazırlıyor ve doğruyu söylemek artık büyük bir cesaret meselesi oluyor. O zaman sevmek, iyi olmak, gerçeğin bilgisine ulaşmak, azim ve irade sahibi olmak da olanaksızdır Zira tüm iyi ve doğrular kendi aralarında bir bilinç sistemi oluştururlar. Sistem kendine uymayanı dışarıda bırakır.
Çözüm nedir? Önce gereksiz yalanlardan vazgeçmek gerekir. Her halde en kolayı budur. Sonra biraz cesaret isteyen doğruları koruyabiliriz. Örneğin, bizi sevmekten vazgeçebilirler, bizi onaylamayabilirler, bize kızabilirler. Bunları göze almak gerekir. Ancak şunu da kabul etmek gerekir ki herkes, herkesin yalan söyleyip söylemediğini zaten bilir ve bu biliş nedeniyle bizim o kişiler nezdinde saygınlığımız, güvenirliliğimiz zaten yoktur. Acı ama bu böyledir. Biz bunun da pek farkında değilizdir. Çünkü aynı yanlış eylem içindeki arkadaşlarımız bunların pek üzerinde durmazlar. Ve biz herkesin zaten yalan söylediğini ileri sürebiliriz.
Gerçekte ise yalan söylemeyen inanç ve iman sahibi kişiler vardır. Onlar her şeyin yalan üzerine kurulu olduğu dünyamızda, doğruluklarıyla kendilerine farklı bir şuur alanı açarlar ve o şuur alanında herkesten sevgi ve saygı görerek yaşarlar, işlerinde başarılı olurlar. Yani doğru olmaktan dolayı zarara girmek şöyle dursun, ruhsal sistemle güçlenen irtibatları dolayısıyla tam tersine başarılıdırlar.
Aynı bilinçteki insanlar kendi aralarında bilinç kümeleri oluşturur. “Arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyeyim” sözü bunu ifade eder. Doğruluktan ayrılmamağa karar verdiğimizde karşılaştığımız kimi zorluklar gerçekte bizim küme değiştirmemizden ileri gelir. Önce yaşadığımız yalnızlık, sonra daha güzel insanlarla bir araya gelmemizi, O’na, Büyük Gerçek’e yaklaşmamızı sağlar.
Güney Haştemoğlu

27.06.2008 *dostsite.org*

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

FENG SHUİ DEKORASYONU İLE HAYATINIZIN AŞKINI BULUN

489905-3-4-4fb22[1]

Yaşam alanlarınızda uygulayacağınız feng shui  dekorasyonu ile hayatınızın aşkını bulmanız için vereceğim ipuçlarına dikkat etmenizi öneririrm.

*Gül feng shui için aşkı temsil eder .Evinizde kullandığınız parfüm esansını gül aramolı seçmeniz ilk olarak enerjinizi tazeliyecektir…

*Yatak odanızda kırmızıya yer açın .Kırmızı yatak örtüsü ,kırmızı mum ,kırmızı bir puf ortamın enerjisini değiştireceği gibi aşk enerjisini aktive edicektir.

*Yatak odanızda her aksesuar ve objenin mutlaka çift olmasına dikkat edin .Eski ilişkinizden kalan hiçbirşeyi evinizde özellikle yatk odanızda bulundurmayın .

*Yatak odanızda elektronik eşyalar bulundurmayın . Odanızı temiz ve taze oksijene ihtiyacı olduğunu asla unutmayın.Havalandırın .

*Yatak odanızdaki gereksiz yığınlar eşyalar hayatınıza gereksiz insanları çeker. Taşımamanız gereken yükleri omuzlarınıza yükler .Bunu istemezsiniz değil mi ?

*Yatak başınızı mutlaka  saglam bir duvara dayamayı unutmayın  . Aşk enerjinizi düzenleyecek en iyi uygulamalardan biri yatak başınızdaki duvara hayalinizdeki aşkı temsil eden bir görsel Ya da tablo asın .Sonuçlarınıza inanamıyacaksınız .

Feng shui dekorasyonu ile hayatınıza aşkı çekmek için bu ipuçlarından başlayın. Değişimi gözlemleyin ,yaşayın ,ama benide olan bitenlerden haberdar etmeyi unutmayın :))

Hayatınızın en kıymetli ,en değerli aşkına rastlamanız dileğiyle ,harika bir hafta diliyorum.

Sevgilerimle

İç Mimar Meral Akçay

İNSANI YORGUN DÜŞÜREN 11 ENERJİ DÜŞMANI

imagesUCEPVL9C

Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit ettiler.

1- Derin uykuda bizi rahatsız edenler:
Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.

2- Kahve ve çay: 6 fincandan sonrası zarar:
Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.

3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar:
Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.

4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılır:
Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir.

5- Cep telefonu hipnozdan beter:
20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.

6- Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyi:
Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla, sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın!

7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz:
Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, “çölyak” hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerrekir.

8- Kola bünyeyi aside boğar:
Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.

9- Gürültü de yorar:
Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.

10- Floresan ışığı kronik esnemeye neden olur:
Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.

11- Küften uzak durmalı:
Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.

Kaynak: Bioenerji Aycan Berker

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

KENDİMİZİ KANDIRDIĞIMIZ 20 BÜYÜK YALAN VE BUNLARDAN KURTULMANIN YOLLARI

images[3]

Bazen hiç istemesek bile kaçış yolunu yalanda buluyoruz İşte sık karşılaştığımız 20 büyük yalan ve bunlardan kurtulmanın yolları

1 “KEŞKE DAHA FAZLA ZAMANIM OLSA”

Herkesin söylediği en beylik yalanlardan biridir Günün 24 saat oluşunu dünyada hiçbir kuvvet değiştiremeyeceğine göre boş yere “Keşke bir gün 40 saat” olsa gibi cümleler kurmayın Günü nasıl planladığınız işte bu noktada daha da çok önem kazanır Öncelik listenizi belirleyin İşleri delege etmeyi öğrenin Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın Sistemli ve planlı olun Göreceksiniz daha fazla şey yapabilmişsiniz

2 “BEN DE SİZİ ARAYACAKTIM”

Unuttuğunuz ihmal ettiğiniz ya da konuşmak istemediğiniz için telefon açmadığınız biri ahizenin diğer ucundaysa genelde bu yalana başvururuz Yalan söylemek yerine sadece bir “Merhaba” deyip yumuşak bir geçiş yapmayı deneyin İnanın karşınızdaki kişi de günün birinde başkalarına “Ben de sizi arayacaktım” dediği için yalan söylüyor olma ihtimalinizi hissedebilir

3 “KİMSE BENİ TAKDİR ETMİYOR”

Siz belki de keşfedilmemiş bir Mozart sınız Ama eğer bu kadar yetenekliyseniz bunu dünyayla paylaşmanın bir yolunu da bulmalısınız Keşfedilmeyi beklemek yerine yeteneklerinizi ortaya koymaktan korkmayın

4 “BEN DE SİZE AYNI ŞEYİ SORACAKTIM SİZCE NE YAPALIM BU KONUDA”

Genellikle işyerinde üstlere söylenilen bu cümle aslında; “Bu konuyu unuttum İyi ki hatırlattınız”ın Türkçesi dir Not alın Planlı olun ve önce siz sorun Ama yok eğer sizden önce müdürünüz bir konuda size bir şey sormuşsa sadece soruyu cevaplayın Bu cümleyle cevaba başlarsanız inandırıcılığınızı yitirirsiniz

5 “ONU YAPACAĞIM AMA BİRAZ SONRA”

Bu cümleyi çok kullanırsanız bir süre sonra kendiniz bile buna inanmaya başlarsınız Ertelemeyin İşi zamanında yapmak planlı ve sistemli bir hayat için gereklidir

6 “JULIA ROBERTS A BENZESEYDİM HER ŞEY DAHA KOLAY OLURDU”

Julia Roberts ya da bir başkasıGüzelliği ve yeteneği ile ünlü başka herhangi biri yerine sadece kendiniz olmayı seçin Çevrenizdekiler sizi sevdikleri için yanınızdadırlar

7 “BİRAZ KİLO VEREBİLSEYDİM/İSTİFA ETSEYDİM/BİR SEVGİLİM OLSAYDI VS HER ŞEY HARİKA OLURDU”

Biraz kilo vermiş işinizden istifa edip dilediğiniz gibi özgür kalmış olabilirdiniz ama emin olun her şey yine şimdiki gibi olurdu Çünkü siz yine şikayet edecek başka şeyler bulurdunuzMutluluk ve memnuniyet birlikte seyreder ve siz de sahip olduğunuz güzel şeyleri takdir edebilme yeteneğine sahipsiniz bunu unutmayın

8 “AYNASI İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ KİMSEYE KENDİMİ KANITLAMAMA GEREK YOK”

İnsanın kendini övmesine pek sıcak bakılmaz ama kendini övmek yerine “Kimseye kendimi kanıtlamam gerekmiyor” demek de başvurduğumuz bir başka yalandır Yalan yerine yeteneklerinizi ve yapabileceklerinizi söylemek daha iyidir Kendinizden bahsetmezseniz karşılığında kocaman bir sıfır alabilirsiniz

9 “ASLINDA BENİ SEVİYOR AMA SÖYLEMEYE ÇEKİNİYOR”

Sizi istemeyen birini siz neden isteyesiniz ki? Eğer gerçekten aşktan korkuyorsa unutun gitsin O kişiyle bir ilişki yaşarsanız ilişki sırasında korkacak başka şeyler de bulabilir

10 “ZATEN ASLINDA ONU ÇOK SEVMEMİŞTİM”

İnsan ulaşamadığı şeyi kötüler Siz de geçmişte kısa bir süre olsa bile bir birliktelik yaşadığınız ama erkek arkadaşınızın isteği üzerine biten bir ilişkinin ardından bu yalana başvurmuş olabilirsiniz Tercihlerinizi baştan doğru yapın ya da gerçekle yüzleşmekten çekinmeyin

11 “ONU ALDATTI AMA BENİ ASLA ALDATMAYACAK”

Belki de hepimizin hayatının bir döneminde duyduğu en büyük yalanlardan biridir bu Siz gerçekten bu cümleyi söyleyen kişiye inanıyor musunuz? Sizden önceki kız arkadaşına sadakat konusunda yalan söyledi Size neden söylemesin ki?

12 “SADECE HAYIR DİYEMEDİM”

Aslında diyebilirdiniz ama karşınızdaki insanın ne duymak istediğinden emin olmadığınız için yalana başvurdunuz Belki onaylanmamaktan ya da karşı tarafın tepkisinden korkuyorsunuzdur cesur olun Ne olursa olsun insanın kendi inandığı şeyleri söylemesi her zaman daha iyidir

13 “BAZILARI ŞANSLI DOĞUYOR VE BEN ONLARDAN BİRİ DEĞİLİM”

Bu kendi kaderinizi kontrol etme gücünü azaltan bir yalan Kendi kaderinizi kendiniz yaratabilirsiniz İnandığınız bir şeyi yapamamanız söz konusu bile olamaz Yeter ki siz yapmak isteyin Böylece siz de kendi şansınızı yaratmış olacaksınız

14 “YALAN SÖYLEDİĞİMİ ASLA BİLMEYECEKLER”

Bir yalanınız çevrenizdekiler tarafından hiçbir zaman fark edilmemiş ve hayat sanki hiç yalan söylememişsiniz gibi devam ediyor olabilir Ama bu günün birinde yakalanmayacağınız anl***** gelmez Yalan yalanı doğurur Üstelik bir süre sonra herkesi kendiniz gibi görmeye başlayacak kendinizi yalan bir dünya içinde bulacaksınız

15 “İSTEDİĞİM ZAMAN BIRAKABİLİRİM”

Sigara size zarar veren bir erkek arkadaş ya da alışveriş çılgınlığıNe olduğu fark etmez Kötü bir alışkanlığınız olduğunu bilip istediğiniz zaman bırakabileceğinizi ileri sürmek de en büyük yalanlardan biridir Eğer bunu iddia ediyorsanız kanıtlamanın bir tek yolu var: kötü alışkanlığı bırakmak

16 “BANA GÖRE DEĞİL”

Hep mükemmeli aramaktan vazgeçin Bazen iyi mükemmelden daha iyidir Her zaman mükemmelle karşılaşacağınızı ummak sizi hayal kırıklığına uğratabilir
17 “O ELBİSEYİ ALACAĞIM AMA ÖNCE BİRAZ KİLO VERECEĞİM”

Belki bu sefer gerçekten kilo verebilirsiniz Peki ya sonraÜç beş yıl sonra da mı aynı yalana başvuracaksınız Kendi halinizden memnun olmayı öğrenin Eğer değilseniz kendinizi mutlu hissedeceğiniz kiloya ulaşın ve o kiloda kalın

18 “BİRAZ BRONZLAŞMAKTAN ZARAR GELMEZ”

Kırışıklara ve kansere inanmıyor musunuz? “Herkese olur ama bana bir şey olmaz” düşüncesini bir tarafa bırakın Hayatın değerini anlamaya ve onu doya doya yaşamaya bakın

19 “ELBETTE BEN DE BAYILIRIM”

Eğer gerçekten sözü edilen şeyden hoşlanıyorsanız o zaman size söyleyecek sözümüz yok Size önerilen her teklife veya davete sadece alışkanlıktan ya da refleks olarak evet diyorsanız (örneğin patronunuzun en yakın arkadaşının kızının doğum günü) başkalarının hayatı için kendinizinkinden veriyorsunuz demektir Teklifi bir kez daha düşünün ve gerçekten istiyorsanız onaylayın

20 “SU İÇSEM YARIYOR”

Daha neler Kendinizi kandırmaktan vazgeçin Ya boğazınıza hakim olacak ve diyetinizi bozmayıp kilo vereceksiniz ya da su içmeyeceksiniz! Şaka bir yana genellikle kilo problemi olanlarımızın söylediği inanmak istediği en büyük yalanlardan biri olan “Su içsem yarıyor”u hayatınızdan silmek için siz en iyisi sağlıklı beslenmeyi öğrenin ve hayatınızdan suyu eksik etmeyin

* Alıntı