Beynimizi sağlıklı ve zinde tutabilmek için gerekli uygulamaları şöyle:

ANETTE İNSELBERG BEYİN SAĞLIK ZİHİN ZİNDE

 

Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Elmacı’nın, en önemli organımız olan beynimizi sağlıklı ve zinde tutabilmek için gerekli uygulamaları şöyle:
Tüm vücudu kumanda eden beynimizin sağlığının anne karnından itibaren yaşam boyu koruyup geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
Tüketilen besinlerden, uyku düzenine; gün içindeki etkinliklerden, spora hatta içten bir gülümsemeye kadar birçok nokta beyin sağlığına etki ediyor. Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Elmacı, beyin dostu uygulamalar hakkında bilgi verdi.
1. Beyin gelişimi ve sağlığını destekleyen gıdaları tüketin :
Beyin gelişimi anne karnında başladığı için anne adaylarının özellikle folik asit içeriği yüksek olacak şekilde düzenli beslenmesi önem taşımaktadır. Alzheimer ve bunama riskine karşı yetişkinlerde de dikkat edilmesi gereken folik asit desteği için fasulye, bezelye, ıspanak, şalgam, limon ve portakal gibi gıdalar tüketilmelidir.
Muz ve kuru baklagiller : B vitamini içeren muz, kuru baklagiller, et, balık, yağsız süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerin tüketilmesi önemlidir. Hafıza ve zeka gelişimi bakımından B vitamini önemli bir yer tutmaktadır. Aynı zamanda B vitamini yeni hücreler üretilmesine ve var olan hücrelerin yapısının korunmasına yardımcı olmaktadır.
Balık : Beyin fonksiyonlarının daha düzgün çalışması, hafızayı güçlendirerek daha hızlı düşünebilmek için omega 3 bakımından zengin balık belirli aralıklarla mutlaka tüketilmelidir.
Kaju ve yer fıstığı : Beyinde yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan gerilemeyi yavaşlatmak için; E vitamini bakımından zengin ceviz, fındık, kaju, yer fıstığı, ay çekirdeği, susam, keten tohumu tüketilmelidir.
Üzüm ve çilek : Dopamin salgılanmasını sağlayan üzüm problem çözme yeteneğini artırırken, yüksek oranda antioksidan içeren çilek, yaban mersini gibi meyveler ile domates, havuç gibi sebzeler belleği geliştirerek beyni korumaktadır.
2. Türk kahvesinden vazgeçmeyin :
Kültürümüzde önemli bir yeri olan Türk kahvesi, beynin çalışmasını motive eden uyarıcıların en önemlilerindendir. Kahvenin içinde bulunan ve beyinde uyarıcı görev yapan kafeinin yorgunluğu azaltıcı etkisinin yanında konsantrasyon ve uyanıklığı yükselten özelliği de bulunmaktadır.
Ara öğün gibi değerlendirilen Türk kahvesi yapılış, sunuş ve tüketimi bakımından fabrikasyon olarak nitelendirilen diğer kahvelerden farklılıklar içermektedir. Bir ritüel eşliğinde tüketilen Türk kahvesi, yarattığı fiziksel etkilerinin yanı sıra gün içinde hoş bir mola verilmesine olanak sağlayarak beynin dinlenmiş vaziyette tekrar motive olması konusunda da etki göstermektedir.
3. Hayatınızda özel anları artırın :
Türk kahvesinin tüketiminde olduğu gibi kişinin hayatında özel anlara zaman ayırması, vücudun birçok hormon salgılamasına zemin hazırlamaktadır. Dinlenen müzik, sevilen bir arkadaşla zaman geçirilmesi, spor hatta zevkle tüketilen bir yemek bile mutluluk sağlayan birçok hormonun salgılanmasını harekete geçiriyor.
Beyin sağlığı için oldukça önemli olan bu hormonlar insanın duygu sistemini kontrol eden ve hafıza için hayati öneme sahip olan limbik sistemi uyararak harekete geçirmektedir.
4. Beyninize 4 mevsimi yaşatın :
Gelişen teknoloji ile birlikte özellikle büyük şehirlerde büyük bir elektro manyetik çöplük oluşmaktadır. Algılamayı etkileyen elektromanyetik alan uyaran kirliliğine neden olarak beyinde aşırı yüklenmeye yol açmaktadır. Odaklanma problemi, dikkat dağınıklığı, unutkanlık gibi birçok soruna neden olan elektromanyetik alanlar beynin dinlenmesine ve kendini yenilemesine izin vermemektedir.
Beynin kendisini en fazla yenilediği zaman dilimi olan uyku anında elektro manyetik etki yapabilecek cep telefonu, televizyon gibi ürünlerin kişinin yakınında olmaması gerekmektedir. Kaliteli bir uyku ile bir ilkbahar havasında güne başlayan beynin mevsimlere benzetilirse gün içinde 4 mevsimi de yaşaması gerekmektedir.
5. Uyku düzeniniz tarlakuşu gibi olsun :
Beynin gün içinde 4 mevsimi yaşamasının yanında gece ve gündüzü de biyoritme uygun saatlerde gerçekleştirmesi önemlidir. Tarlakuşu örneğinde olduğu gibi kişi gibi erken yatıp güne erken başlandığı zaman vücudun salgıladığı steroit, melatonin gibi hormonlardan en üst seviyede faydalanmaktadır.
Erken kalkıp uygun besinlerle yapılan kahvaltının ardından salgılanan hormonlar sayesinde beyin, enerjik, algısı yüksek ne ekilirse verim alınacak bir toprak gibi güne başlamaktadır. Doldur boşalt ritmiyle hareket eden beynin en iyi temizlendiği ve kendini yenilediği uyku saatlerini kaliteli hale getirmek hayati önem taşımaktadır.
6. Beyninizin yükünü kahkaha ile hafifletin :
Dilimize yerleşen “Bir kahkaha bir kalem pirzola” deyimi aslında gerçeği yansıtmaktadır. İçten bir kahkaha beyne oksijen gitmesini kolaylaştırırken tansiyonu dengede tutulmasına ve hormonların düzenlenmesine zemin hazırlamaktadır.
Gülme esnasında, beyindeki alt kranial sinirler koordineline olarak çalışarak, endorfin salgısının yükselmesine ve pozitif uyarıcıların devreye girmesine olanak sağlamaktadır.
Omurga sağlığında olduğu gibi 45 dakika çalışıp 15 dakika dinlenme esasına beyin sağlığı için de uyulması gerekmektedir. Gün içinde gülmek, bir arkadaşla sohbet etmek veya kahve gibi ritüellerle beyindeki yükü azaltarak es verdirilmesi gerekmektedir.
7. Tek başınıza bulmaca çözdüğünüz kadar sosyal aktivitelere de ağırlık verin :
Bulmaca çözmenin beyin sağlığı ve hafıza için önemli olduğu bilinmektedir. Ancak gün içinde gerçekleştirilen sosyal aktiviteler hafızaya bulmaca çözmekten çok daha iyi gelmektedir.
Kişinin tek başına oturup saatlerce bulmaca çözmesi yerine bir bulmaca çözdükten sonra sokağa çıkarak sosyal ortama girmesi, arkadaşlarıyla zaman geçirmesi veya aile ziyaretlerine gitmesi beyin sağlığı bakımından önemlidir.
8. Beyninizi sporla güçlendirin :
Kalp damar, diyabet, tansiyon gibi hastalıkların kontrol altında tutulmasında önemli rol oynayan düzenli egzersiz ve spor, beyinde de olumlu etkiler yapmaktadır.
Mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin hormonunun salgılanmasını artıran spor, insani ilişkilerde daha yapıcı hareket etmeyi sağlarken mutluluk eşiğinin yükselmesine zemin hazırlamaktadır.
Demans, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklardan kaçınmak için düzenli egzersizin hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Uygun şekilde tamamlanan bir sportif aktivitenin zemininde becerikli şekilde tamamlanmış bir zihinsel aktivitenin bulunduğu unutulmamalıdır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

*NİYET VE TESLİMİYET HUZURUN ANAHTARIDIR *

anette inselberg niyet ve teslimiyet

*NİYET VE TESLİMİYET HUZURUN ANAHTARIDIR *
1.Her şeye açık olun. Her ne oluyorsa ona açık olun.
2. Bir şeylere tutunmaya çalışmayın.
Bırakın giden gitsin , gelen gelsin.
3. Kalbinizde kalın.
Her ne olursa olsun gerçek hislerinize sadık kalın.
4. Hayatımızdaki insanlar değişecek.
Bunun olmasına izin verin ve sürece güvenin. Amaçlarına hizmet etmiş ve artık derinleşip gelişmeyen ilişkilere tutunmak zorunda değiliz.
5. Evinizi , yaşadığınız yeri değiştirmekten korkmayın .
Eğer hislerimize karşı gerçekten açıksak ,
doğru yerlere yönlendirileceğiz.
6. Yapmakta olduğunuz ya da eğitimini aldığınız işlere saplanıp kalmayın.
Kendinize gerçekten ne yapmak istediğinizi sorun. Sizi hangi iş gerçekten mutlu ederdi ?
7. Hayatta sevinci arayın. Her ne pahasına olursa olsun. Sizi mutlu eden şeyi bulun ve onu yapın.
8. Hislerinizi dinleyin , sizi neyin mutlu ettiğine kulak verin , sezginizin size söylemeye çalıştığı şeyi dinleyin.
9. SEVMEYE cüret edin! Her nerede bulunuyorsanız bulunun , kiminle birlikte bulunuyorsanız bulunun , her ne yapıyor olursanız olun sevecen bir varlık olun.
Kalbinizi açın ve onu açık tutun.
Bu sahip olduğumuz en büyük korumadır.
10. Mümkün olduğunca çok yükümlülüğünüzü tamamlayıp bitirin. Buna dünyevi yükümlülükler , ailevi yükümlülükler , mali yükümlülükler , spiritüel yükümlülükler dahildir. Bitirdiğimiz her yükümlülük bizi özgürleştirir.
11. Kişisel olarak artık gereksinim duymadığınız her şeyi bırakın ya da başkasına verin. Dolaplarınızı , kitaplarınızı , malınızı – mülkünüzü , ilişkilerinizi , taahhütlerinizi , sorumluluklarınızı gözden geçirin ve Öz Benliğiniz ile uyum içinde olmayan her şeyden kurtulun. Bunu ölçüp tartmanın bir yolu da , bir şeyin size bir hafiflik ve sevinç mi , yoksa sıkıntılı bir ağırlık mı verdiğini hissetmektir. Bırakmak harika bir duygu verir ve Yeninin yaşamınıza girebilmesi için boşluk yaratır.
12. Dürüst olun. Kastettiğiniz şeyi söyleyin ve söylediğiniz şeyi kastedin.
13. Birbirinize saygı gösterin. Hepimiz muhteşem kozmik varlıklarız. Her birimiz. Sadece , bazılarımız muhteşem kozmik varlıklarımızı çok iyi tebdili – kıyafetlerle gizliyoruz. Kendimize ve birbirimize dürüstlük , saygı ve sevgi ile davranalım. Bu yapabileceğimiz en kökten dönüşüm geçiren şeylerden biridir.
14. Kendimizi tümüyle sevip kabullenmemizin zamanı gelmiştir. Gelin , tüm kendimizden kuşkularımızı , öz saygısından yoksunluğumuzu , kendimizi aşağılayıp yargılamalarımızı bir kerede ve tümüyle bırakalım. İyi , cesur , sevecen nazik ve akıllı varlıklar oluşumuza saygı gösterelim.
15. Güçlü olmaktan korkmayın : Hepimiz güçlüyüz. Hepimiz müthiş yeteneklere sahip son derece muktedir varlıklarız. Hepimizin içinde derin sevgi ve iyilik hazineleri var. Artık gücümüzden korkmamız gerekmiyor.Açık , berrak olmamız gerekiyor. Ve kendimize ve yeteneklerimize güvenmemiz gerekiyor.
16. Bağışlama özgürlüğün anahtarıdır.
Biraz zaman ayırıp , hayatınızdan geçmiş herkesi bağışlayın. Tüm geçmiş deneyimlerinizi bağışlayın. Kendinizi bağışlayın. Hepsini kendi benzersiz yolculuğunuzun , size tam da gelişmek , dönüşüm geçirmek ve özgürleşmek için ihtiyacınız olan şeyi veren bir parçası olarak görün.
17. Her şey için şükran duyun. Kimseniz o olduğunuz için şükran duyun. Tüm deneyimleriniz , ilişkileriniz , çevrenizdeki her türlü güzellik için şükran duyun. Karşılaştığınız her iyi davranış , yaşadığınız her sevgi anı , her türlü beslenişiniz için , doğanın verdiği ilham için şükran duyun. Her an , en karanlık anlarımızda bile şükran duyacak o kadar çok şeye sahibiz ki.
18. Her nerede yapabiliyorsanız , orada güzellik yaratın. Her Sevgi ifadesi gibi , güzel olan her şey tüm gezegenin rezonansını yükseltir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

LEONARDO DA VINCI VE SON AKŞAM YEMEĞİ …

anette inselberg insan
Leonardo da Vinci; ‘Son Aksam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı…
İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.
Aradan 3 yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı…Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu…
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
“Ben bu resmi daha önce gördüm…”
‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.
‘Üç yıl önce’ dedi adam..’Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…’
-İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır…Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır…
Paulo Coelho

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatınız seçtiğiniz kadındır..

anette inselberg hayat
Hayatınız seçtiğiniz kadındır..
Memleketin birinde 70 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış?
Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış.
“bu gençliğin sırrı nedir” diye.
İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.
Ama sorular sık ve soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca
herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
“Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş.
Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.
Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.
Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.
“Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!..”
Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş.
Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da :
” Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka
getirir misin bir zahmet” demiş.
Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş.
“Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin” demiş.
Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış .
Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş.
“Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??” Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış..
“Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!”
Dedecik gülmüş.
“Efendiler” demiş
“O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu. Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne taşıtttırıyorsun bana defalarca.) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum.”
“Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor
duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız. Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız. İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız.”
demiş.
Hayatınız seçtiğiniz kadındır..
Zevkli bir kadına rastlarsanız,ZEVKİNİZ,
bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ,
zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.
Hayat kat kattır.
Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.
Ve bugün durduğunuz teras , seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.
Hayatınız seçtiğiniz kadındır..
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Son zamanlarda duyduğumuz en tatlı hikaye… ❤️

anette inselberg şirin

 

Markete Giren Anne Geyiğe Çikolata Verdiler, Sonra Anne Geyik Bakın Markete Kimleri Getiriyor

Son zamanlarda duyduğumuz en tatlı hikaye… ❤️

ABD Colorado’da markete dişi bir geyik girmiş, market sahibi fıstıklı çikolata verip dışarı çıkarmışlar.

Ve yaklaşık yarım saat sonra aynı geyik tüm ailesi ile birlikte markete geri gelmiş. 😍❤️

Çikolatalar sizin olsun siz daha tatlısınız kiiii❣️

Şaşkınlığını gizleyemeyen market sahibi Jones “Sabah saatlerinde marketi açtım ve kısa süre sonra dükkanda anne geyiğin gezindiğini fark ettim. Önce şoke oldum. Aç olabileceğini tahmin ettim ve çikolata uzattım. Çikolatayı keyifle yiyen geyiği daha sonra dışarı çıkardım fakat aradan kısa süre sonra kapıda anne geyiği ve diğer aile fertlerini fark ettim” dedi.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaşların Arasındaki Bu Noktayı Masaj Yapmanın Vücudunuza İnanılmaz Etkisi…

anette inselberg akupunktur

 

Bu yazıda, son derece basit, ama çok etkili bir akupresür tekniği sunacağız. Sadece alnınıza baskı uygulayarak, sinüs enfeksiyonları ve baş ağrıları gibi durumlarda size yardımcı olacaktır. Bir dahaki sefere benzer acılar çekerseniz, en yakın ağrı kesiciye koşmayın! Bunun yerine bu masajı deneyin! Aslında, bu yöntem Çin tıbbında kullanılan eski bir yöntemdir.

Neden Alına Baskı Uygulamak Fayda Sağlıyor

Çok sayıda bilim insanı bu tekniği araştırmış ve hepsi vücudun bazı bölgelerinde hafif bir baskı sağlayabileceğini iddia etmektedirler. Vücudumuzdaki tüm noktalar bir organa bağlıdır. Yani, belli bir noktaya en ufak bir baskı uygularsanız, bu bir organı teşvik ettiğiniz anlamına gelir! Bu noktalar tüm vücutta, özellikle eller, ayak ve yüzlerde mevcuttur.

Akupunktur Noktaları

Yüzünüzün ve alnınızın merkezini aşağı doğru aktaran bir meridyen olduğunu bilmelisiniz. Basıncı uygularsanız cildinizin altında bulunan enerji merkezini ve daha önce tıkanmış enerjinin akışını aktive edeceksiniz. Bu dengeyi geri kazanmanıza yardımcı olacaktır. Alnına baskı uygulayarak, tüm dolaşımını iyileştirmeyi başaracak, aynı zamanda kas gerginliğini azaltmanın yanı sıra beyin fonksiyonunu da teşvik edeceksiniz.

Bu özel noktaya GV 24 (Vali Damarı) denir, ayrıca Üçüncü Göz Noktası da denir. Konumu, kaşların arasında, burnun üst köprüsünün biraz üstünde, alın ile buluştuğu yerdedir.

Geliştirilmiş konsantrasyon, sezgi hissinin ve rahatlatılmış baş ağrılarının güçlendirilmesi, alnınızda bu noktaya baskı yaparak elde edeceğiniz bazı şeylerdir. Bu noktada basınç uygulama zamanı 45 saniyeden 1 dakikaya kadardır.

Ayrıca, çok sayıda gençleştirici etki kazanacak, kırışıklıkları ve sarkmayı önleyecek, negatif metabolizmayı ve tüm sinir gerginliğini ortadan kaldıracaktır. Kanınızın yanı sıra lenf akışı da uyarılacak, ancak aynı zamanda sıkı bir cilde sahip olacak, herhangi bir ağız ve göz köşesini düzeltecek ve herhangi bir iyileşme sürecini hızlandıracaksınız!

Kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Inanilmaz bir öykü öyle değil mi?

anette inselberg kutlama

Atv’de “”Kim Milyoner olmak ister ? “” yarışması yayınlanıyor. Selin adında bir Genç kız yarışıyor. Işık enerji ve mutluluk saçıyor.

Ne kadar mutlu bir kız diye düşünürken, sunucu anne ve babasını sordu. Kız durgunlasıyor. ” Annem öldü ” dedi. Babasını sordu Selçuk Yöntem. ” Babam cezaevinde ” dedi genç kız. Neden diye sordu Selçuk Yöntem. ” Babam annemi öldürdü ” dedi. Herkes donakaldı..

“”Ama ben çabuk toparlandım , Şirketleri dolaşıp burs aradım. Buldum okudum üniversiteyi derece ile bitirdim “” dedi. Şimdi Antalya da ana okulu öğretmenliği yapıyor…

16 yaşında sırtına binen bu kadar ağır bir yüke rağmen, ezilmiyor, dağılmıyor, kötü yollara düşmüyor, ite kopuğa kendini harcatmıyor, yaşama sevincini kaybetmiyor, Kapı kapı dolaşıp burs arıyor. Sonunda buluyor. Üniversiteyi derece ile kazanıp, derece ile bitiriyor.

Şimdi küçücük çocuklara ailenin önemini, anne-babaya saygıyı, hayata tutunmayı, Allah vergisi yaşama sevincini ve saygınlığı, onlara aktarmaya çalışıyor…

Inanilmaz bir öykü öyle değil mi? Hayatımızda ne olursa olsun ayağa kalkabileceğimizin ve ışığımızla hem kendimizi hem başkalarını aydınlatabileceğimizin somut bir örneği…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Feng Shui ile Evin Enerjisini Değiştirmenin 9 Yolu

anette inselberg feng sui

Yaşam enerjisini değiştirme felsefesi olarak bilinen feng shui bir Çin öğretisi olarak tanımlanabilir. Evinizi doğayla uyumlu bir sisteme göre döşemenin pozitif etkilerini yaşamınızda görebilme esasına dayanan bu öğretiye göre kişi zihinsel ve fiziksel olarak kendini daha iyi hissediyor ve bereketi daha kolay hayatına çekebiliyor. Siz de yepyeni bir yaşama kendinizi hazırlamak istiyorsanız feng shui’yi evinize uyarlayabilir ve bereketli bir yıl geçirebilirsiniz. İşte feng shui ile evinizin enerjisini değiştirmenin ipuçları…

 

1. BUZDOLABI VE FIRINI YAN YANA KOYMAYIN
Mutfağınızda bereketi ve yüksek enerjiyi yakalamak için su ve ateşi bir araya getirmemeye özen gösterin. Buzdolabı ile fırını yan yana koymamalısınız. Ayrıca mutfak lavabosu ile fırını da birbirlerinden uzak bölgelere yerleştirmelisiniz. Bunu yapamıyorsanız en azından araya ahşap bir obje yerleştirerek enerjiyi dengeleyebilirsiniz.
2. YATAK ODANIZIN GÜNEYDOĞU KÖŞESİNE PARA
Yatak odanızın güneydoğu köşesi sizi para konusunda berekete sevk eder. Bu köşeye parayı ve bereketi çağıran mor renkte bir obje koyabilir ya da mor bir kılıf içinde hesap cüzdanı veya bir miktar parayı bu köşeye yerleştirebilirsiniz.

3. BU EŞYALARI EVİNİZDE BULUNDURMAYIN
Evinizde eski, küflü, kırık, bozulmuş veya çatlamış hiçbir eşya bulundurmayın. Bu evin enerjisini aşağıya çeker ve bereketi engeller.

4. KAPININ TAM GİRİŞİNE AYNA KOYMAYIN
Evin girişi her zaman temiz olmalıdır. Bunun yanında eve girişte iyi bir aydınlatma olmasına ve kapının tam girişinde ayna bulunmamasına dikkat etmelisiniz.

5. MEYVE SEPETİNİ BOŞ BIRAKMAYIN
Mutfağınızı tıka basa doldurmak yerine minimal tarzda döşemelisiniz ve enerji akışına izin vermelisiniz. Bunun yanında meyve tabaklarını asla boş bırakmamalı, meyve ve sebze sepetlerini her zaman dolu tutmalısınız. Böylece bolluk ve bereket enerjisini yakalayabilirsiniz.
6. EVİNİZDE EN FAZLA 3 RENK KULLANIN
Yeşil, mor ve kırmızı renklerin evde doğru bir şekilde harmanlanmış olması evin enerjisini artırır ve dingin bir ortam yaratır. Evinizde en fazla 3 renk kullanmalısınız. Üç renken fazlası karmaşaya ve enerji tıkanıklığına neden olur.

7. TEMİZ BİR EV POZİTİF DUYGULARI HAREKETE GEÇİRİR
Evinizi her daim temiz ve düzenli tutmak feng shui öğretisinin temel ilkelerindendir. Temiz bir ev pozitif duyguları harekete geçirerek huzur ve mutluluğu yakalamanızı sağlar.

8. DIŞ KAPINIZI BOYATIN
Dış kapınızı farklı bir renge boyamak bereket enerjisini de harekete geçirir. Kırmızı renk refah seviyenizi yükseltirken, mavi renk huzurlu bir yaşamı, yeşil renk kişisel gelişimi, kahverengi ise istikrarlı olmayı sağlar.

9. YEMEK MASASINI YUVARLAK SEÇİN
Evinizdeki yemek masanızı kare veya dikdörtgen gibi köşeli modellerden değil yuvarlak veya oval gibi yumuşak geçişli modellerden seçin. Yuvarlak hatlı masalar iletişim yönünü güçlendirerek samimi ilişkiler geliştirmenizi sağlar.

Kaynak mahmure

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her fotoğrafın bir öyküsü vardır…

37240654_1921470897943613_8293652157190635520_n[1]

DOĞA RUTKAY’ ın ikiz bebekleri dünyaya gelmiş 💟
Allah analı- babalı büyütsün inşallah Bahtları güzel olsun 🙏

İkizlerin babasından bebeklere müthiş bir HOŞGELDİN yazısı…

GÜLLERİM BENİM
Zenginin evladının canı canda fakirin kuzusu mis kokmuyor mu?
Kibire kapılanla dolaşmayın
Güllerim benim
Ünlünün çocuğu kıymet görüyor da, ünsüzün yavrusu değerli olmuyor mu?
Alkışa kanana aldanmayın güllerim benim..
Bu hayatın yalanı boldur
Ne açlık çeken bir çocuktan
Ne öksüz kalmış bir bebekten daha fazlasına hakkımız yok bu dünyada
Feleğin oyununa inanmayın Güllerim Benim ..

Mağdurdan yana olun
Mağrura uzak durun
Çünkü dünya adaletli bir yer değil siz adil olun ama adalet aramayın
Güllerim Benim
Kimse de size üstün değil
En büyüğü gelse korkmayın
Ne daha zenginden, ne daha güçlüden çekinip sizin olanı bırakmayın
Sağlığınız varsa eliniz ayağınız tutuyorsa, karnınız doyuyor adınız saygı görüyorsa
Daha fazlasını da aramayın
Güllerim benim
Dünya büyük derler küçüktür
Ömür kısa derler uzundur
Her söylenene kanmayın
Güllerim benim

Yazın, çizin, üretin, gezin, gülün, eğlenin
Zalimin zulmüne yalancının sözüne ortak olmayın
Güllerim benim
Ananız hem güzel hem akıllı kadındır
Babanız ehh işte
Şanslı çocuklarsınız
Ama şanslıyım diye çalışmaz
Kaderin size verdiğine saygı duymaz
Hep kazanacağım sanıp düşünce kalkmaz
Zorluklarla savaşmazsanız, olamazsınız..
Unutmayın Güllerim benim

Hoşgeldiniz
İstendiniz
Beklendiniz
Çok sevildiniz
Bahtınız açık
Yüreğiniz ferah
Size can veren yoldaşınız olsun
Ayağınız taşa takılmasın
Burnunuz kanamasın
Zordur ama güzeldir
Cehennem derler ama cennettir
Yaşayın bu dünyadan kam alın
Ne çok gamsız
Ne de hep karanlık olmayın
Güllerim Benim …💟

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Vermek Almak Demektir…

anette inselberg yardım

Adamın biri anlatıyor. Ben lokantada oturmuşken telefonla konuşan bir adam birden sevinç çığlıkları atmaya başladı. Konuşmasını bitirdikten sonra garsona:
-Burada olanlara hepsine benden pilav üstü kebap ver! 18 yıl aradan baba olacağım!
Bir kaç gün sonra aynı adamı sinemaya giderken elinde 3-4 yaşında bir çocukla bilet kuyruğunda gördüm. Çocuk ona baba diyordu. Adamın yanına gidip o günkü işinin hikmetini sordum.
Adam utana sıkıla olayı anlattı.
-O gün yan masada yaşlı bir çift vardı.
Yaşlı kadın menüye baktıktan sonra eşine: ‘keşke bu gün pilav üstü kebap yiyebilsek’ dedi. Kocası da hanımının yanında utanarak ancak çorba alacak paralarının olduğunu söyledi. bunu duyunca üstüme kaynar su dükülür gibi oldu. Bende o yapmacık telefon konuşmasıyla onlara pilav üstü kebap almak istedim.
Ben adama:
-Peki niye herkese yemek verdin?
adam ciddileşerek:
-Ben bütün malımın gitmesine razıyım ama bir insanın izzeti nefsinin rencide olmasına razı değilim. eğer o yaşlı adama açıktan yardım etseydim hanımına karşı çok mahcup olacaktı. ondan dolayı öyle yaptım!!!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendinle barış kızım, önce kendinle barış..

fft99_mf7379728[1]

 

Babaannem derdi ki: “İnsan, düşmanından, pişmanından korkmaz kızım,
en çok kendinden korkar…
Gücüne yenilmekten,
düşüne bilenmekten,
öcünde dirilmekten,
var sandıklarında silinmekten,
itilmekten, kakılmaktan, sövülmekten,
kim bilir kimi zaman gereksiz övülmekten,
ansızın tükenmekten,
arttığını düşünürken, azaldığını fark etmekten,
kıymet verip,
verdiği kıymete gömülmekten korkar… Kalabalığa karışmaktan,
yalnızlığa alışmaktan,
dolup dolup taşmaktan,
samimiyetsiz bakışmaktan,
darılıp, barışmaktan,
kendiyle savaşmaktan,
“keşke”lere ilenip, “iyi ki” lere varamamaktan,
dünleri silkeleyemeden
yarınları adımlamaktan korkar… Anılan itin derdi, çomağa kalırmış.
Kendinle barış kızım, önce kendinle barış.. Korkunun ecele faydası olsaydı
cennet de boş kalırdı, cehennem de…
Her şey insanlar için…
Hop diye çıkıp, pat diye düşmek de…
Tasın, tarağın hamamda kalsın…
Sen dünün terini şifa sayarsan,
aklın başındaki yerini nasıl olsa bilir… Bırak kötü haber tellalı,
defini kendi için çalsın…”

MERAL DEMİR
S/ÖĞÜT-Babaannem Derdi ki 2 isimli kitabından

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayata bakış açınızı değiştirin!

anette inselberg önyargı

 

Metroda, hızla araca binmek isteyen kişilerden biriydim. İçerisi çok kalabalıktı. Köşedeki beşli koltukta, tanımadığım insanlarla yan yana oturmaktaydım. Demirlere tutunmaya çalışan yaşlı bir adamı gören yanımdaki genç, ona yer verdi. Fakat ayakta duran bir çocuk, koşarak boşalan yere oturdu. Yaşlı adam hamle yapmış ama oturamamıştı.
Çevrede ilk oluşan düşünceler: “Saygısız”, “Allah seni bildiği gibi yapsın”, “sana mı yer verdik”,
“düşüncesiz” vs. Açıkçası benim de ilk kafamda beliren, “olacak iş değil” cümlesiydi. Biraz düşündüm. “Acaba?” dedim, “başka bir durum olabilir mi?”
Bir arkadaşım anlatmıştı. —Geçen gün otobüste, ayakta kalmış yaşlı bir adam, önündeki koltukta oturan gence, “saygısız herif, utanmıyor musun yaşlılar dururken orada oturmaya” der. Çocuk ise ayağındaki protez bacağı göstererek, “ben memlekette senin gibi düşüncesiz ve önyargılı adamlar olduğu için utanıyorum amca, gel buyur otur, ben böyle de ayakta durabilirim” diyerek kalkar. Fakat o koltuğa uzun süre boyunca, yaşlı adam dahil kimse oturamaz. — İşte bu olay aklıma gelmişti. Bilmediğim bir durum için sükûnetimi korudum. Sonra ayağa kalktım ve ayakta kalan yaşlı adama ben yer verdim. Böylece yaşlı adam ve hızlı adımlarla onun yerini kapan genç, yan yanaydı.
15 dakika sonra, son durağa geldik. Yaşlı adam ayağa kalktı. Sonra yanında oturan gencin kolundan tuttu ve birlikte dışarıya doğru yürüdüler. Fark ettim ki, çocuk zihinsel özürlü. Yaşlı adamla beraber gelmiş. Yaşlı adam ona destek oluyor…
Olur olmaz kaç kişiye kızıyoruz? Kaç kişi sinirimizi bozuyor? Kaç olay yaşanıyor ve biz kaç olayı doğru yorumluyoruz? Aslında gördüğümüz birçok olayı, kültürümüzde yer etmiş durumlara göre değerlendiriyoruz. Yorum yapmıyor, direk yargıya geçiyoruz.
Gördüklerimize nefretle yaklaştıkça, nefreti buluruz. Sevgiyle yaklaştıkça, sevgiyi… Yani neyi verirsek, onunla karşılanırız. İstisnalar yaşanır elbet. Fakat bazı istisnaların ardında, bizim bilmediğimiz doğrular yatabilir.
Hayata bakış açınızı değiştirin!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.

anette inselberg içini dinle

 

Kızılderili şefleri trenle NewYork’a getiriliyordu. Gara geldiklerinde bir heyet kendilerini karşıladı.
Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı.
Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü kızılderilileri
şaşırtmıştı..
Birara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Heȟáka Sápa-Karageyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.
Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı.
Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağı söylediler.
Karageyik ısrar etti.
Arabayı durdurdu.
İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü.
Amerikalılar şaşırmıştı..
“Olamaz” dediler, “Sende doğaüstü güçler var.”
“Hayır” dedi Karageyik,
“Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok.”
“O zaman biz niye duymadık?” dediler.
Kara Geyik yanındaki Amerikalıya sordu “Bana bir madeni para verebilir misiniz?” Amerikalı şaşırarak Kara Geyiğe 50 centlik bir madeni para verdi ve Kara geyik madeni parayı kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.
Bir anda herkes “Acaba benden mi düştü?” diye paraya bakmaya başladı.
Karageyik yanındakilere sordu:
“Anladınız mı?”
“Anlamadık” dediler.
Anlattı;
“Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.
Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kalbin zekası…

anette inselberg kalbin zekası

Muhteşem bir yazı buldum.
Kalbin zekası
Mantıklı ol, duygularınla hareket etme…
Hayal kurma, ayakların yere bassın biraz…
Aklını kullan, duygular gelip geçer…
Aman sonuçlarını iyi hesapla, sonradan pişman olacağın şeyler yapma…
Tanıdık mı? Seçimlerinde kalbinin sesini dinleyenlere “ işte biliyordum”, dinlemeyenlere ise “gerçekten mi, nasıl yani?” dedirtecek bir haberim var. Kalbin zekası var ve beyninden daha önce olacakları hissettiği bilimsel olarak ıspatlandı.
▫️Kalbin zekası olduğu bilimsel olarak kanıtlandı
Önce anne, babamızla başlayan sonra öğretmenlerimize kadar uzanan büyüme dönemimizde çoğunlukla öğretilen mantıklı olmak, duygularımızdan ziyade aklımızla hareket etmek üzerineydi.
Aklımızı kullanmakta elbette bir sorun yok, Allah insana akıl vermiş, olasılıkları değerlendirip en doğru seçimi yapması için. Peki tüm dinlerde ve kültürlerde duyguların merkezi olarak kabul edilen kalbimizi bu kadar arka plana itmek, koşulsuza sadece beynimize, aklımıza güvenmek, kalbimizden geçeni, O’nu heyecanlandıranı göz ardı etmek nelerden vazgeçmenize sebep oldu hiç düşündünüz mü? Evlenirken, mesleğinizi, işinizi seçerken, bugün dahi bunları sürdürürken… Mantıklı olanı mı, yoksa kalbinizi çarptıranı mı seçiyorsunuz?
▫️Küçük prens haklıymış: Gerçeği ancak kalbin gözü görebilir.
Heartmath Institude’da Dr. Rollin McCraty tarafından yapılan çalışma, kalbimizin bilinenin ötesinde mucizevi diyebileceğimiz sezgisel zekasını gözler önüne seriyor.
Bu çalışmada 26 katılımcıya 30 resim gösterildi. Bazıları saldıran bir yılan, araba kazası gibi duygusal olarak yüksek uyarıcı, bazısı ise doğa manzarası gibi nötr uyarıcı resimlerdi. Katılımcı bir bilgisayar ekranı karşısında oturuyor ve bir yandan EEG ile beyin dalgaları, diğer yandan EKG ile kalp atışları takip ediliyordu. Katılımcının mouse’a her tıklamasından 6 sn. sonra, 3 sn. süreyle ekranda rastgele bir resim gösterildi. Ardından ekran 10 sn. karardı. Sonra tuşa tekrar basmaları istendi ve bu işlem 30 kez tekrar edildi.
Veriler incelendiğinde sonuç şok ediciydi. Katılımcılar fotoğrafı gözleriyle görmeden sanki kalp resimleri biliyor gibiydi.
Eğer resim yüksek uyarıcı bir resim ise kalp resim görünmeden önce 5 saniyeliğine yavaşlıyor, eğer düşük uyarıcı bir resimse kalp hızlanmaya başlıyordu. Yani bilgi önce kalbe geliyor oradan beyne iletiliyor, daha sonra vücut tepki veriyordu. Tüm bunlar olay gerçekleşmeden saniyeler önce oluyordu.
▫️Kalbin zekası olayları önceden sezmenize yardımcı olabilir.
Bu çalışma kalbin zaman ve mekan sınırı olmayan, bilinçli zihnimizle algılayamayacağımız bir şekilde olacakları önceden sezdiğini göstermekte. Hani “İçime doğdu”, ya da “Malum oldu” denir ya işte bilimsel ispatı. Son yıllarda yapılan nöro-kardiyoloji çalışmalarında kalp ile ilgili elde edilen diğer şaşırtıcı bilgiler şöyle:
• Kalbin manyetik alanı beyninkinden yaklaşık 5000 kez daha güçlü ve vücuttan bir kaç metre uzakta ölçülebiliyor.
• Kalp duygularımıza göre değişen eletromanyetik dalgalar yaymakta.
• Kalp, beyinden ve otonom sinir sistemimizden bağımsız yaklaşık 40.000 nörondan oluşan bir ağa sahiptir.
• Kalp beyne, beyinin gönderdiğinden daha fazla sinyal göndermekte ve bu sinyaller duygusal deneyimimizi etkilemekte.
• Kalp sinir sisteminde, aynı beyindeki gibi, tüm vücut üzerinde bir etkiye sahip çeşitli nörotransmitterler ve hormonlar salgılanır: noradrenalin, dopamin ve oksitosin bu hormonların en önemlileri, bu arada oksitosin, anne sevgisini, dayanışmayı, hoşgörüyü, anlayışı ve sosyal davranışı etkilediği için “aşk hormonu” olarak adlandırılır.
• Anne rahmine düşen zigotta beyinden önce kalp oluşur ve atmaya başlar. Annenin beyin dalgaları bebeğin kalp atımlarıyla senkronizedir.
Kalbin zekası, dünyayı daha iyi anlamanızı sağayabilir.
Kalbinin sesini dinle.
Yaptığınız mantıklı seçimleri bir gözden geçirin. Bunlar sizi gerçekten mutlu eden, doyum ve huzur getiren seçimler mi? Yoksa mantıklı seçimleriniz yargılanma, eleştirilme kaygısıyla, ailede ve çevrenizde kabul görmek için mi?
Kalbiniz sizinle sürekli konuşuyor, hiç durmadan. Ancak zihnin gürültüsü içinde onu duymak çok da kolay olmuyor. Cılız bir ses duyabilsek bile seçimlerimizde O’na kulak verebilmek için farkındalığımızın yüksek olması gerekiyor. Farkındalık ve meditasyon çalışmalarının faydası zihindeki bu karmaşa arasında gerçek benliğimizin yani kalbimizin sesini daha güçlü duymamıza olanak sağlamasında.
▫️Kalp meditasyonu
Kısa bir meditasyonla bu yazıyı tamamlayalım. Bu meditasyonu 21 gün boyunca günde 10 dk. düzenli yapmanız, kalbinizin sesini daha güçlü duymanıza, yaşantınızda olumlu gelişmelere kapı açacaktır.
▫️Kalp meditasyonu, kalbin zekasını ortaya çıkarabilir.
1- Saatinizin sayacını 10 dakikaya ayarlayın, rahatsız edilmeyeceğiniz sakin mekanda, rahat bir pozisyonda oturun ve gözlerinizi kapatın.
2- Zihninizi nefes alışınıza odaklayın ve içinizden 4 e kadar sayarken burnunuzdan aldığınız nefesi, yine içinizden 8’e kadar sayarken burnunuzdan yavaşça verin. Bu nefes alış verişi 6-7 kez tekrarlayın.
3- Şimdi dikkatinizi göğüs kafesinize çevirin ve nefes alıp vermeye devam ederken, her nefes alışta havanın göğüs kafesini, akciğerlerinizi dolduruşunu gözlemleyin. Göğsünüzdeki hislere odaklanın. Kendinizi bir şeyler düşünürken her an yakalayabilirsiniz sorun yok. Fark ettiğiniz anda dikkatinizi yine nefesinize getirin.
4- Şimdi dikkatinizi kalbinizi çevirin. Yavaşça nefes alıp vermeye devam ederken kalbinizin atışlarını içinizden hissedin. Nasıl ahenkle, hiç durmadan, yorulmadan attığını bir süre gözlemleyin.
5- Ardından kalbinizin içinden pembe parlak bir ışığın yanmaya başladığını, giderek güçlendiğini, yavaş yavaş tüm göğüs kafesinizin bu ışıkla aydınlandığını, ışığın giderek büyüyerek tüm bedeninizi doldurduğunu zihninizde görün ve verdiği sıcaklığı, sizi şefkatle sarışını hissedin.
6- Nefes alıp vermeye ve tüm bedeninizi kalbinizin ışığıyla yıkamaya alarm çalana kadar devam edin. Alarm çaldığında bedeninize ve kalbinize teşekkür ederek dikkatinizi nefesinizde toplayın ve hazır olduğunuzda gözlerinizi açın.
“ Kalp sırrına erenler ne yapar bilir misin?
Kızmazlar… Küsmezler… Kırmazlar… Kırılmazlar…
Her şeyde bir güzellik bulurlar.” Hz. Mevlana
Kalp kan pompalayan bir organdan çok daha fazlası… Kalbinizin sesine kulak vermeniz dileğiyle.
Kaynak: uplifers

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Hiçbirimiz mükemmel değiliz…

anette inselberg mükemmel değiliz

 

Hayatı boyunca evlenmeden kalmış bir adam duymuştum ve doksan yaşında ölüm döşeyindeyken birisi ona yaşamın boyunca evlenmedin fakat nedenini asla söylemedin artık ölüyorsun en azından merakımizi dindir

Bir sır varsa şimdi söyleyebilirsin çünkü birazdan ölmüş olacaksın sırrın açığa çıkmış olsa bile sana bir zararı olmaz dedi.

Evet bir sır var ben evliliğe karşı değilim ama mükemmel bir kadın arıyordum Aradım ve aradım ve tüm yaşamım kayıp gitti dedi adam.

Soruyu soran fakat bu koca dünya üzerinde milyonlarca insan var, onların yarısı kadın bir tane mükemmel kadın bulamadın mı?

Ölmek üzere olan adamın gözlerinden yaşlar aktı…  Evet bir tane buldum dedi. O halde ne oldu neden evlenmedin dedi yaşlı adam fakat kadın mükemmel bir adam arıyordu.

Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Her şey Gönlünüzce olsun Arkadaşlar☕🌷

Osho

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »