Sarılmanın Gücü: Sağlığınıza Faydaları

Sarılınan kişiye ilaveten, sarılan kişi için de olumlu etkileri vardır sarılmanın. Ve unutmayın… pozitif etkiler fiziksel kontakttan sonra da devam eder.

Sarılmanın Gücü: Sağlığınıza Faydaları

 

Kim sarılmaktan hoşlanmaz ki? Bizim bakış açımızdan yorumlamak gerekirse, sarılmak harikadır ve eminiz ki birçoğunuz şu an bunları okurken, sarılmanın yaratabileceği mükemmel duygu konusunda bize katılıyorsunuz. Peki ama, sarılmaktan niçin bu kadar hoşlanıyoruz? Bugunkü yazımızda size, sarılmanın güçlerini anlatacağız ve hem sarılan hem de sarılınan kişinin sağlığı için sağladığı pozitif etkileri açıklayacağız.

Sarılma herhangi birinden gelebilir, bu bir arkadaşınız olabilir, bir aile üyesi veya sevdiğiniz bir insan olabilir, partneriniz veya size sadece sempati duyan bir kişi olabilir. Bu kucaklaşma, insan doğası açısından bakıldığında, en temel etkileşim göstergesi olarak kabul edilmektedir. Okumaya devam edin ve sağlığa olan etkileri ile birlikte sarılmanın gücü hakkında önemli bilgileri keşfedin.

Kucaklamanın Duygusal Faydaları

Araştırmalar göstermektedir ki; sarılmak, beynin endorfin isimli hormonu salgılamasına yol açan bir eylemdir ki bu da vücut genelinde daha iyi iyileşmeye olanak veren bir hormondur. Buna ilaveten, kucaklaşmak refah hissi oluşturan ve kan basıncını düşüren ve hatta kadınlarda menstrual ağrıları azaltabilen bir terapi yöntemidir. Bir sarılma, ayrıca baş ağrısını hafifletebilir ve kaygı, stres veya depresyonu azaltabilir. Özsaygıyı inşa edebilir, sinirleri sakinleştirebilir, yalnız olmadığınızı size hatırlatıcıdır, uyuyamama problemini tedavi edebilir, korkuyu yenmede yardımcı olabilir, duyguları teşvik edicidir, size keyif verir, ruhu sakinleştirir ve hatta bazı insanlara göre, yaşlanma sürecini yavaşlatıcıdır ve iştahı kontrolünde etkilidir. Hepsinden sonra, ”Bir kucaklama bize hangi şekillerde yarar sağlar?” diye sormayı düşünecek misiniz?

 

2-sarılmak

Bir diğer insanı kucaklamak, vücuda ayrıca pozitif psikolojik etkileri de olan bir olaydır. Oksitosin hormonunun gizli gücü bunlardan biridir. Oksitosin, ilave veya yapıştırma hormonu olarak da bilinmektedir ve sadece çocuklar için değil, her yaştan insan için yaşam kalitesini arttırıcıdır. Kucaklamanın birçok faydası vardır ve ”kucaklama terapisi” depresyonu veya diğer psikolojik düzensizlikleri tedavi etmede kullanılmaktadır.

Sarılma; ayrıca seratonin ve dopamin gibi başka hormonların da salgılanmasını sağlamaktadır ki bu hormonlar vücuda; huzur, sağlık ve sakinlik vererek yatıştırıcı etki yapmaktadırlar. Fakat daha ilginç kısmı; bu etki sadece kucaklaşma anı esnasında değil fiziksel temastan sonra da devam eder. Araştırmalara göre bir ilginç not olarak: Kucaklaşma ve dokunuşların, kadınlar üzerinde erkeklere nazaran daha büyük etkilerinin olmasıdır, ancak buna rağmen her iki grup da bu durumdan olumlu olarak etkilenirler.

Kathleen Keating tarafından yazılan ”Sarılma Terapisi” isimli kitaba göre; sarılmak size sadece kendinizi iyi hissettirmez, aynı zamanda çocukların zihinsel ve entellektüel gelişimleri ve korkuların üstesinden gelebilmeleri açılarından da çok önemlidir. Sarılmak aynı zamanda, yaşlanmayı geciktirici bir faktördür.

Keating’ in kitabına göre:

”Fiziksel kontakt, sadece memnun edici değildir, aynı zamanda psikolojik, duygusal ve fiziksel sağlığımız açısından da gereklidir. Kişinin, toplum içerisindeki memnuniyetini ve sağlığını arttırıcıdır. Sarılmak, çok özel çeşit bir dokunma yöntemidir ve kendinizi daha iyi kabul edebilmenizi ve diğerleri tarafından daha iyi kabul edilebilir hissetmenizi sağlar.”

Özetlemek gerekirse; sarılmanın faydaları nelerdir?

  • Koruma: İnsanlar olarak, kırılgan varlıklarız ve her zaman korunmak isteriz. Bunu ise, bir sarılmadan daha fazla sağlayabilecek bir şey yoktur.
  • Kendine Güven: Kendinize güvendiğiniz zaman, zorluklarla karşılaşmaktan korkmazsınız. İyi bir kucaklaşmadan sonra, hiçbir şey sizi durduramaz.
  • Güvenlik: Güven hissi, günlük yaşantımız içinde çok önemlidir. Hatta bunu amaçlarınıza ulaşabilmekte, ihtiyacınız olan kendinize güveni sağlayabilmek için yakıtınız olarak bile kabul edebilirsiniz.
  • Güçlülük: Eğer güçlü hissediyorsanız, bu enerjiyi sarıldığınız diğer insanlarla ve çevrenizdekilerle de paylaşabilirsiniz.

Son Olarak;

Kucaklaşmanın ardındaki anlam her ne olursa olsun, herkes ne şekilde sarıldığını ve kendine ne şekilde sarılındığını bilir ve psikolojik yararlar da bu şekilde gelir. Bir arkadaştan gelecek bir kucaklama neşeli olabilir ancak partnerinizden gelecek bir kucaklama, daha oyuncu veya daha canlandırıcı olabilir. Ne olursa olsun, asla bir kucaklamayı geri çevirmeyin!

kaynak: sağlığa bir adım

BASİT AMA İŞE YARAYAN SAĞLIK TAVSİYELERİ..

12341365_749500028528135_3810489724195054383_n[2]

Parmağınıza kıymık batarsa…

O zarar görmüş bölgenin üzerine iyice olgunlaşmış bir muzun birkaç dilimini koyun ve bir bandajla kapatın.
Muzun içindeki enzimler ciltteki yabancı maddenin çıkmasını kolaylaştıracaktır.

Burnunuz tıkalıysa…

Bir kaba ılık su koyun ve içine biraz tuz dökün. Bu tuzlu suyu hafifçe burnunuza çekip bırakın.

Tuzlu su burundaki damarları rahatlatacak. Burnunuz açılacak ve rahatça nefes alabileceksiniz.

Ayaklarınız kokuyorsa…

Ayaklarınızı talk pudrasıyla ovun ve sonra kurutun(tabii ki temiz!) çorabınızı giyin.
Bu, bir süre için ayağınızın terlemesini ve bunun sonucunda koku oluşmasını engelleyecek.

Öldürücü kas krampları yaşıyorsanız…

Nemli bir havluyu mikrodalga fırında 30 saniye bekletin. Daha sonra havluyu ağrıyan kasınızın üzerine koyun. Bu kompres, aldığınız ağrı kesici ilaç etkisini gösterene kadar ağrıyı hafifletecektir

Parmağınızı sıkıştırdıysanız ya da ayak parmağınızı çarptıysanız…

Parmağınızı dik tutup üzerine sıkıca bastırın. Bu, ağrınızın azalmasını sağlayacaktır.

Terleme problemi yaşıyorsanız ve duş almaya vaktiniz yoksa…

Hemen kadınlar tuvaletine gidin ve birkaç kağıt havlu koparın. Kokulu antibakteriyel sıvı sabunu kağıt peçeteye dökün ve o bölgeyi silin. Ancak sonrasında iyice kurulamayı unutmayın.

Kendinizi endişeli hissediyorsanız ve kalbiniz normalden hızlı çarpıyorsa Saç diplerinden başlayarak şakaklarınıza nazikçe masaj yapın.

Yavaşça nefes alıp verin, hızla rahatladığınızı hissedeceksiniz. Eğer bu işe yaramıyorsa bazı meditasyon tekniklerine başvurabilirsiniz. Örneğin beş dakika süreyle gözlerinizi kapatın ve bir ormanın ortasında olduğunuzu hayal edin. Ormandaki sesleri duymaya çalışın.

Çenenizde tüylenme problemi yaşıyorsanız…

Çenenize ince bir tabaka vazelin uygulayın ve üzerine likit bir kapatıcı pudra uygulayın. Yalnız bu işlemi yaparken alkolsüz ürünler kullanmaya dikkat edin. Çünkü alkollü ürünler cildinizi tahriş edebilir.

Elinizde can acıtıcı bir şeytan tırnağı çıktıysa…
Tırnak diplerinizi tuzlu suyla ovalayın.

Bu tedavi, elinizdeki şişliğe iyi gelirken aynı zamanda enfeksiyon riskini de ortadan kaldıracaktır. Bu tedaviyi birkaç gün boyunca yapın.

Ani bir öksürük krizi geçiriyorsanız…

En sevdiğiniz şekerlemeyle bu sorunu çözebilirsiniz.

Şekeri uzunca bir süre emerek boğazınızı rahatsız eden öksürük krizini engelleyebilirsiniz.

Nefesiniz kötü kokuyorsa…

Ağız kokusunun sebebi çoğunlukla susuzluktur. Böyle bir durumla karşılaştığınızda hemen iki bardak su için.
Eğer ana yemeğinizin yanında maydanoz varsa onu mutlaka tüketin. Çünkü maydanoz nefesi anında yenileyici özel kimyasallar içerir.

Egzersiz sonrasında kaslarınız geriliyorsa…

Kulağa garip gelebilir ama birkaç yudum turşu suyu için. Bu, anında gevşemenizi ve ağrının giderilmesini sağlar.

Bikini bölgenizde kıl dönmesi yüzünden rahatsız edici bir şişlik oluştuysa…

Kağıt havluyu soğuk suya batırıp birkaç dakika şişliğin üstünde bekletin.
Ya da birkaç küp buzla şişliği ve kızarıklığı giderin. 15 dakika sonra şişliğin küçülmeye başladığını fark edeceksiniz.

Topuklarınız sertleşiyorsa…

Ayaklarınıza bir su şişesi ile iki-üç dakika boyunca masaj yapın. Bu işlem sayesinde ayak tabanınızdaki çukur bölge gerilir ve topuğunuzun düzleşmesini engellemiş olursunuz.

Cildinizde siyah noktalar görüyorsanız…

Bu problem susuzluktan veya kan şekerinizin düşmesinden dolayı oluşmuş olabilir.

Bu yüzden hemen bir bardak dolusu su için ve bol bol meyve tüketin. Buna rağmen siyah noktalar geçmiyorsa bir dermatoloğa danışmalısınız.

Erkek Penguen Dişi Penguene Aşık Olduğu Zaman

12274502_1565251683719389_6912396972049299699_n[1]

Erkek Penguen Dişi Penguene Aşık Olduğu Zaman, Hediye Olarak Vermek İçin Tüm Sahili Gezer ve En Güzel Çakıl Taşını Arar…

Hangi Renk Hangi Özelliğinizi Yansıtıyor…

12274669_520395754793791_3510692886833381836_n[1]

 

Sevdiğiniz renklerin kişiliğiniz hakkında tüyolar verdiğini biliyor muydunuz? Tabii bu hoşlandığınız kişi için de geçerli. Hoşlandığınız kişinin ve kişiliğinizin cinsel yansımaları hakkında bakın renkler neler söylüyor…

Kırmızı: Kırmızının aşkın ve arzunun rengi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Sevdiği renk kırmızı olan kışkırtıcı ve heyecan verici bir kişiliğe sahiptir. Aşktaki ihtirasının yanında her zaman başka bir aşka da hazırdır. Kırmızı sevenler ateşli bir cinsel yaşama sahiptir.

 Siyah: Bu rengi sevenler oldukça tutkulu ve dominant karakterlerdir. Monotonluk onların tek tahammül edemeyeceği şeydir.

Beyaz: Beyaz rengi sevenler asil, nazik, alçakgönüllü kişiler olurlar. Beyaz seven kişiler cinsellikte sıradışı olan kişiler değillerdir. Farklılıktan çekinebilirler.

Sarı: Aşkta tutkudan uzak bir renktir. Aşk konusunda bencil olabilirler. Entellektüel, zeki ve kendine güveni tam kişiler olurlar.

Pembe: Bu dinlendirici ve insanı rahatlatan bir renktir. Aşk rengi pembe olanlar neşeli kişilerdir. Heyecanlı ve eğlenceli kişilerdir.

Yeşil: Yeşil güven ve huzuru temsil eder. Aşkta yeşil sakinleştirici ve huzur vericidir. Yeşil sadakat rengidir. Bu rengi sevenlerin cinsel hayatı masumdur.

Mor: Asiliğin ve kendine güvenin rengi mor. Mor sevenlerin sanata yatkınlığı yüksek ve hayal dünyası geniştir. Aşkta ruh ikizini ararlar.

Turuncu: Turuncu seven kişiler duygusal ve hassas kişilerdir. Canlı ve heyecan verici ilişkiler tam onlara göredir. Cinsel ilişkide fantezileri oldukça geniştir ve şehvetlidirler.

Kahverengi: Kahverengi seven kişiler paylaşımcı kişilerdir. Aşk hayatlarında inişli çıkışlı değillerdir. Dengesizliklerden hoşlanmazlar.

MaviSakinliğin simgesidir mavi. Mavi sevenler için güven ve sadakat oldukça önemlidir. Tutkulu aşık olurlar. Cinsel yaşamlarında iyidirler. Sevgi doludurlar ve partnerlerini mutlu ederler.

kaynak: burçlar

Burcuna Göre Hayata Bakışın…

kova7ym[1]

 

KOÇ BURCU
♈ Uzak kalmak ister bazen herkesten, her şeyden. Çünkü haketmediklerini yaşamıştır ve hayal kırıklığına uğramıştır.

BOĞA BURCU
♉ Onun güvenini kaybetmek hayattaki en büyük kayıplarınızdan olacaktır. Çünkü Boğa güvenmediği kişiyi ne sever ne saygı duyar..

İKİZLER BURCU
♊ Fazla şey istemez hayattan. Huzur ve mutluluk kâfidir O’nun için..

YENGEÇ BURCU
♋ Bazen sevgisini de nefretini de içinde saklar bir Yengeç.

ASLAN BURCU
♌ Bir manâdır Aslan. Güzelliğin, tutkunun, zerafetin, asaletin, cesaretin ve ihtişamın bir manâsı..

BAŞAK BURCU
♍ Keşke yaşattığı kadar güzel yaşayabilse. Fedakar yüreklim benim..

TERAZİ BURCU
♎ Ve öyle bir an gelir ki. Dokunursan kırılacak kadar hassas olur bir Terazi.

AKREP BURCU
♏ Yüreğinde biriktirdikleri, içine attıkları vardır. Ve sevdikleri üzülmesin diye onları sonsuza kadar içinde saklar.

YAY BURCU
♐ Birgün hayatınıza bir Yay girer. Hayatınızdaki anlamsız boşluğu dolduran vazgeçilmez biri olur. Hep kalsın hiç gitmesin istersiniz.

OĞLAK BURCU
♑ Özlemek mahveder onu. Özlemek değil sarılmak ve hissetmek ister bir Oğlak.

KOVA BURCU
♒ Kendisine ait küçük bir dünyası vardır Kova’nın. Mutlu olduğu huzur bulduğu bir dünya. Ve kendinden başkasını almaz o dünyaya.

BALIK BURCU
♓ Derin ve dalgalı bir okyanus gibidir. Keşfedilmemiş bir sır gibi gizemlidir onun iç dünyası.. Balık’tır çünkü o.

TANRI BİZİ TOPLASIN…

3050853-ruzgar[1]

Hiç duydunuz mu şu duayı…
“Tanrı seni toplasın”
Eskiler böyle dua ederlermiş hep…
Ne güzel bir duadır, hele ki bu çağa karşı!
“Tanrı seni toplasın”
-Gözünü…
-Kulağını…
-Aklını…
-Yüreğini…
-Hayalini toplasın ağyardan…
Sana “el” olan sınırlardan…
“Tanrı seni toplasın”
Toplanmazsan dağılacaksın çünkü…
Dağılınca da dağıtacaksın…

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hiç Bilinçli Duş Aldınız Mı?

12309990_1703323786549328_1988216366987408049_o[1]

Güzel sözler söylenen su, kristalize edildiğinde mükemmel bir görüntü vermiştir. Tam tersinde suya kötü bir söz söylendiğinde ise su çok kötü bir kristal yapı vermiştir.

Bu yüzden duş alırken, elinizi, ayaklarınızı yıkarken, suyu içerken, suya güzel düşüncelerinizi, sözlerinizi iletin ve sonrasında olumlu enerjileri depolayan suyun sizin enerji bedeniniz üzerindeki tüm olumsuz enerjileri silip götürdüğünü ve dengeye girdiğinizi düşünün ve rahatlatın…

FAYDA GÖRECEKSİNİZ…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DOĞUM TARİHİNİZE GÖRE HANGİ ÇİÇEKSİNİZ?

cicek-resimleri-4[1]

 

1 Ocak – 10 Ocak tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Sarı gentiyan.
Sıcak yazı simgeleyen gizemli bir çiçektir. Dağ çayırlarında yetişir. Karaktere gizem katmaktadır. İçe kapanıklık ve suskunluğun nedeni basit bir çekingenlik de olabilir. Bu simgede doğan insan inatla amaçlarına ulaşır. Soğuk havalarda sağlığına dikkat etmelidir.

11 Ocak – 20 Ocak tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Deve dikeni.
O hiç kimsenin dikkatini çekmez. Bu nedenle o sürekli kendi kendiyle uğraşır. Bu karakteri deve dikeninin gerçek kişiliğinin saklanmasına neden olur ve insanlar onun bir önemli özelliğini iyi kalpliliğini fark etmezler. O iyi bir dosttur ve ailesine düşkündür. Çok çalışkandır. Verilen bütün işleri yerine getirir. Ama çok çalışmak bir yana sağlığına dikkat edip, dinlenmesini de bilmelidir. Bu insanlarda hipertansiyon görülebilir.

21 Ocak – 31 Ocak tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Ölmez çiçek.
Bu insan ciddi birisidir. Modayı yakından takip eder. Çekiciliği ile etrafındakileri kıskandırabilir. Enerji dolu olduğu için zorluklarla başa çıkabilir ve kötü niyetli insanlarla savaşıp onları yenebilir.

1 Şubat – 10 Şubat tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Ökse otu.
Bu işaretin bayanı aşırı meraklı ve hafif hareketleri ile dikkat çeker. İnsanları baştan çıkarmak onlar için en basit iştir. Bu işaret altında doğan erkekler spor, vücut geliştirme, karate, tenisle uğraşarak popülariteye ulaşırlar. Ayrıca, bu insanlar sporla uğraştıkları için sağlıklı olur ve kolay hastalanmazlar.

11 Şubat – 19 Şubat tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Güzelavratotu.
Bu işarette doğan kadınlar gerçek güzeldirler. Aynı zamanda ciddiyetlerini korurlar. Onlara yaklaşmak kolay bir iş sayılmaz. Erkekler yakışıklı olmasalar da usanmadan çalışırlar. Bu şekilde amaçlarına ulaşmasını da iyi bilirler.

20 Şubat – 28 Şubat tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Küstümotu (mimoza).
Bu insanlar hassasiyetleri ile diğerlerinden seçilirler. Mimoza insanı yaptığı iş değerini bulamazsa gerçekten acı çeker. Bu insan ona verilen işi neyin pahasına olursa olsun yerine getirir. Bu yolda gerekirse kendi sağlığını feda eder. Ama sonuç olarak da bir değerlendirme, bir aferin duyma ihtiyacı hisseder. Kalp krizi ve ülser kaçınılmaz hastalıklardandır.

1 Mart – 10 Mart tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Haşhaş.
Onun güzelliği herkesi büyüler. Bu insanın ağına yakalanmak kolay, ordan çıkmak oldukça zordur. Onun yolu çok engebelidir. Haşhaş insanı kendi güçlerine inanmalıdır, ancak bu şekilde başarılı olur. Et yemeklerinden uzak durması tavsiye edilir. Sebzeler onun için vitamin kaynağı ve iyi moral deposudur

11 Mart – 20 Mart tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Zambak.
Zarif bir insandır. Zambak bir ay çiçeği olduğu için, sırları ancak yarım ay olduğu zaman ortaya çıkar. Her şeye rağmen Zambak nasıl mutlu olacağını iyi bilir.

21 Mart – 31 Mart tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Yüksükotu.
Bu işaretin sarı ve solgun çiçeklerine rağmen, bu işareti taşıyan insanlar kararlı bir kişiliğe sahiptirler. Kafaları bir makine kadar hızlı ve dakik çalışır. Yaşamın en zor dönemlerinde bile hızlı bir çözüm bulmak onlar için zor değildir. Hiçbir zaman kendilerini kaybetmezler. Bir az sinirlidirler. Baş ağrıları çekebilirler.

1 Nisan – 10 Nisan tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Manolya.
Dürüsttür, her zaman birinci olma isteği en belirgin özelliğidir. Sosyal ilişkilerinde başarılı sayılmaz. Çünkü insanların tavsiye ve önerilerine asla kulak asmaz.

11 Nisan – 20 Nisan tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Ortanca.
O iyi kalplidir, cömerttir. Bazen fazla iyi davranır, elinde ne varsa hepsini çevresindekilere vermeye çalışır. Bu huyu bazen yakınları tarafından iyi karşılanmaz.

21 Nisan – 30 Nisan tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Dahlia.
O azamici bir kişilik taşımaktadır ve bu huyu amaçlarına ulaşmakta onu engelleyebilir. Dahlia insanı başkalarından çok kendine ve kendi gücüne güvenmelidir. Bu durum sadece iş için değil, özel hayatında da geçerli olabilir.

1 Mayıs – 10 Mayıs tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: İnci çiçeği.
Cömert ve iyi kalplidir. Menfaatçi insanlar tarafından acımasızca kullanılmaya yatkındır. İnci çiçeği kadınına iyi bir koruyucu gerekebilir. İş konusunda bu insanlar fazla sorunlar yaşamamaktadırlar. Ani değişiklikler sinirlerini olumsuz etkileyebilir.

11 Mayıs – 21 Mayıs tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Semiz otu.
Kolay güvenemeyen, tehlikelerden sakınan, her zaman darbe bekleyen, hatta sevdiği insana karşı bile dikkatli ve tedbirli olan bir insandır.

22 Mayıs – 31 Mayıs tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Papatya.
Bu gelenekseldir: seviyor-sevmiyor. İnsanlar tarafından zor anlaşılsa da onları kendine çekmeyi başarmıştır. Güzel bir dış görünüşe sahip olmalarına rağmen bu insanlar, yaşamlarını rekabet uğruna masa başında geçirmeye hazırdırlar. İş tutkularının nedeni spora olan merakları da olabilir.

1 Haziran – 11 Haziran tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Çançiçeği.
Sabit karakterlidir. Her hangi bir değişiklik onu korkutabilir, üzebilir. İyi bir aile ve iyi bir iş sahibi olursa bu kişiliği yüzünden fazla zarar görmez. En sevdiği ulaşım aracı, örneğin iş gezileri için tercih edebileceği araç trendir. Uçak mı? Asla!

12 Haziran – 21 Haziran tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Krizantem.
Sakin ve sessizdir, evde oturmayı sever, tedbirlidir, gözlemcidir. Olaylarda dedikoduculuk rolünü üstlenmeye bayılır. Amaçlarına ulaşır.

22 Haziran – 1 Temmuz tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Lale.
Lale erkeği şüphesiz Don Juan dır. Hiçbir şeyi umursamaz. Lale kadını enerjiktir. Kendine güveni sonsuzdur. Bu kadınların eşleri mutsuz olurlar.

2 Temmuz – 12 Temmuz tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Nilüfer.
Su, hava ve toprak – üçü bir arada. Çok değişken bir kişiliğe sahiptir. Yaşam onun için kolaydır. Zorlukların üstesinden gelir. Sıkıntılarından çabuk kurtulabilir.

13 Temmuz – 23 Temmuz tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Menekşe.
Herkesin gözleri onun üzerindedir. Genelde gölgede saklanır. Ama gerekirse güneşe çıkar ve ihtiyacı olan şeyi elde eder. Hafife alınmamalıdır!

24 Temmuz – 2 Ağustos tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Yaban gülü.
Dikenlidir. Çıplak elle tutulamaz. Tabii bu dikenler onun iyi korunmasını sağlar. Kendini iyi savunur ve koşullara ayak uydurmasını bilir.

3 Ağustos – 12 Ağustos tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Ay çiçeği.
Kendi yerini güneşin altında bulmuştur. Başarılar onun gözlerini kapatamaz.

13 Ağustos – 23 Ağustos tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Gül.
Çiçeklerin kralıdır. Başka insanlar her zaman gül insanını kıskanırlar. Onun aleyhine entrikalar düzenlenir, onu yerinden koparmak için planlar yapılır, komplolar kurulur. Gül hatalı değildir. Ama bütün zamanlarda kendi erişilmezliğini korumak güçtür. Sağlığına dikkat etmeli ve fazla yorulmamalıdır.

24 Ağustos – 2 Eylül tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Hezaren (delphinium).
Kendine sert davranır, yabancılara ise tolerans tanır. Çok zeki olduğu söylenemez. Bu nedenle zorluklarla karşılaşabilir. Kendine uzatılan yardım elini kabul etmelidir.

3 Eylül – 11 Eylül tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Karanfil.
Karanfil insanı çok sabit fikirlidir. Çevresindekiler bundan rahatsızlık duyabilirler. Ama o yenilmezdir, her zaman doğru yolu seçer ve inatla yolunda durmaya devam eder.

12 Eylül – 22 Eylül tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Saray patı (aster).
Saray patı sonbaharın hüzün ve kederini kapatmaya çalışır. Saray patı insanı etrafına neşe saçar. Maalesef bazen insanları neşelendirmekle gecikir. Bu insanlar iyi yönetici olabilirler.

23 Eylül – 3 Ekim tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Funda.
Bu insanlar zarafetleri ile dikkat çekerler. Onlar işlerinde uzmandırlar. Kendi altın ellerinin değerini bilirler. Funda iyi bir dosttur. Arkadaşını kötü günde yalnız bırakmaz.

4 Ekim – 13 Ekim tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Kamelya (Japon gülü).
Hoş bir dış görünüşe sahiptir. Sakin ama korkusuzdur. Hareketlerinde çocuksuluk sezinlenir. Sanata yatkınlıkları vardır.

14 Ekim – 23 Ekim tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Leylak.
Leylak şafağın, tazeliğin, gençliğin simgesidir. Çalışkan bir insan olan Leylak başkalarına da yardım etmekten zevk alır. Kıskanç iş arkadaşların dikkate almamalıdır.

24 Ekim – 2 Kasım tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Freesia.
Korkusuz, inatçı kişilikleri bazen zarar verebilir. Bu işaretin insanları çok sevimli ve sempatik olurlar. Bu sayede işlerinde de ilerleme gösterirler. Bir az diplomatik davranmalıdırlar.

3 Kasım – 12 Kasım tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Orkide.
Orkide insanı gizemli ve anlaşılmaz kişiliği ile dikkat çeker. Şüphecidirler. Çevrelerindeki insanlara karşı dikkatli yaklaşırlar. Sabırla, çalışarak istediklerini adım adım elde ederler.

13 Kasım – 22 Kasım tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Peony.
Peony insanı sağlığı için endişelenmeyebilir. Her koşula dayanıklıdır. Tabii işinde çok çalıştığı zamanlarda ara vermeli, dinlenmelidir. Bir az daha tutumlu olmalıdır. Ve planlarında savurgan davranmamayı öğrenmelidir.

23 Kasım – 2 Aralık tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Glayöl (Gladiolus).
Glayöl insanı özel yetenekleri ile diğerlerinden farklı olmasa da, çok çalışkan ve başarılıdır. İyi yönetilirse çok şey elde edebilir. Ancak kendini övmekten hoşlanır.

3 Aralık – 12 Aralık tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Keklik otu.
Sıcağın sembolüdür. Tazeliği ve rüzgarı sever. Dikkat merkezinde olmaya bayılır. Maymun iştahlılığı ile bazen sınırları geçebilir. İşte bir eleştiri alırsa hemen savunmaya geçer ve sıyrılmayı başarır.

13 Aralık – 22 Aralık tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Lotus.
Temizlik sembolüdür. Asya insanları için çok şey ifade eder. Buralarda sadece egzotik açıdan değerlendirilir. Lotus insanı zevklidir, amaçlarına kolay ulaşır. İnsanlarla ilişkilerinde daha esnek davranmalıdır.

23 Aralık – 31 Aralık tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Akça.
Bu işaret altında doğan insanlar iyi arkadaş, dost olurlar. Güvenilirdirler. Sakin ve öfkelenmeyen kişilikleri var. Onları kızdırmak zordur.

Kaynak: meleklerkahvesi

Doğduğun Aya Göre Kişiliğin…

Nisan-Ayi-Ugurlu-Tasi-ile-Bezen_185_5[1]

 

OCAK

Hırslı ve ciddi kişilik.

Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever.

İnsanların zaaflarını ortaya çıkarmayı sever.

Çok eleştirir.

Akıllı ve planlı programlıdır. Çok çalışır ve üretkendir.

Duyarlı ve derin hisleri olan biridir.

İnsanı nasıl mutlu edeceğini bilir.

Aşırı dikkatlidir, bünyesi kuvvetlidir.

Zor heyecanlanır.

Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır.

Çocukları sever, evcil ve sadık bir eş olur.

Kolayca kıskanır.

Sosyal yönden zayıftır.

ŞUBAT

Somut şeylere önem verir.

Değişkendir.

Sessiz utangaç ve ağırkanlıdır.

Kendine güveni pek yoktur.

Dürüsttür.

ÖzgÜrlüğüne düşkündür, bazen saldırganlaşır.

Kesin olmayan işlerden hoşlanmaz.

İnatçıdır, hayallerinin peşinden gider.

Batıl inançlara eğilimlidir.

MART

Çekici kişilik.

Utangaç ve tutucu.

Esrarengiz, cömert ve sempatik.

Rahatına düşkün, duyarlı.

Hizmet etmekten zevk alır, kolay sinirlenmez.

Güvenilir, nezakete önem verir.

İyi bir gözlemcidir.

İntikamcıdır.

Seyahat etmeyi sever, dikkat çekmeyi sever.

Dekorasyona meraklıdır.

Tempolu müzikleri sever, çok değişkendir.

NİSAN

Aktif ve enerji doludur.

Çabuk karar verip çabuk pişman olur, şefkatlidir.

Mantığını dinler, diplomatiktir.

İnsanlari teselli etmeyi sever.

Dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenir.

Cesurdur.

Maceraperesttir.

Sevgisini ve ilgisini belli eder.

Hafızası güçlüdür.

Baş ve göğüs hastalıklarına eğilimlidir.

MAYIS

Sert yapılıdır.

Kolay sinirlenir, kolay ilgi çeker.

Fiziksel güzelliğe önem verir.

Motivasyona ihtiyacı yoktur.

Sistematik calışır.

Hayal kurmayı sever.

İleri görüşlüdür.

Kolay sakinleştirilir.

Anlayışlıdır.

Kulak ve boyun bölgesi hassastır.

Edebiyat ve sanatla ilgilidir, evde oturmayı sevmez.

Çocukları çok sever.

HAZiRAN

Aynı anda birden fazla şey düşünür.

Nazik ve tatlı dillidir.

Hassastır.

Kararsızdır, komik ve eğlencelidir.

Konuşkandır, kolay arkadaş edinir, kolay incinir.

Gribe yatkın bünyesi vardır.

Çok inatçıdır.

TEMMUZ

İyi bir sırdaştır.

Anlaşılması güç biridir.

Aşırı gururludur.

Başkalarının düşüncelerine aşırı önem verir.

Kin tutmaz.

Sempatiktir.

Yalnız olmayı sever.

Kolay öğrenir.

Arkadaş sıkıntısı çekmez.

Mide sorunları olabilir.

Zor ikna olur.

Ağır işleri sever.

AĞUSTOS

Şakalaşmayı sever.

Duyarlı ve ilgilidir.

Korkusuzdur.

Liderlik özellikleri vardır.

Ruhbilimle ilgilenir.

Kolay provoke edilir.

Dikkatli ve tedbirlidir.

Bağımsızlığına düşkündür.

Yol göstermeyi sever.

Romantiktir.

EYLÜL

İyi bir konuşmacıdır.

Sadık ve güvenilirdir.

Detaylarla uğraşır.

Sorumluluk almayı sever.

Bilgi ve kültüre önem verir.

İnsanların hatalarını yüzüne vurmayı sever.

Spor ve seyahati sever.

İlişkilerinde seçicidir.

Hislerini kendine saklar.

EKİM

Herkesle sohbet etmeyi sever.

İlgi odağı olmak ister.

Yalancılığı yapmacıklığı sevmez.

Arkadaşlarına çok önem verir.

Çabuk kırılıp çabuk toparlanır.

Bencildir, kendiliginden yardım teklif etmez.

Başkalarının düşüncelerine önem verir.

Duygusaldır.

Kendine kolay güvenmez.

Etrafindan çabuk etkilenir.

KASIM

Eğlenceli kişilik.

İnsanları kolay etkiler.

Çalışkan ve sorumluluk sahibi.

Kontrolü ele almay sever.

Enerjik ve cevresini motive eden biridir.

İyi bir liderdir.

İçten ve yardımseverdir.

Adil davranır.

Sürprizleri sever.

Hataları affetmez.

İradesi güçlüdür.

Derin duygularla sever.

Herkesi olduğu gibi kabul eder.

Sır saklamayı bilir.

ARALIK

Sadık ve cömerttir.

Sabırsızdır.

Birlikte vakit geçirmesi eğlenceli kişilik.

Azimli, sosyal yönü kuvvetlidir.

Dostlarını kendinden fazla düşünür.

Kızgınlığı uzun sürmez.

Sevildiğini hissetmek ister.

Espri anlayışı gelişmiştir.

Iyi Haberlerin Muhabiri Olun…

bulutlar_ve_gzel_gkyz_hd_duvar_kad1[1]

 

Tanri dedi ki: Bu kadar olumsuzluk yeter. Ona ihtiyaciniz yok! Onu ilan edip duyurmaya da ihtiyaciniz yok. Olumsuzluklari birakin artik. Kotu haberleri paylasmanin nesi iyi olabilir? Bunu yaparak ne kazanirsiniz? Belki biraz rahatlama. Ne verirsiniz? Kendisinin de rahatlamaya ihtiyaci olan birisine aci ve kaygi. Dolayisiyla da rahatlama ihtiyacini es gecmis olursunuz. Dunyada zaten yeterince negativite yok mudur? Onu yaymaniza ne gerek vardir o halde? Bu, inkar etmek degildir. Hickimse hicbir seyi inkar etmiyor. Birakin negativitenin orumcek aglarini baskalari yine baskalari icin orsunler; tabii eger illa ki buna mecburlarsa. Fakat siz buna mecbur degilsiniz. Siz degilsiniz. Birakin dunyadaki kotu haberlerin dedikodusunu baskalari yapsin, siz degil. Bunun bir sonunun olmasi gerekiyor. Artik negativiteyi yaymamanizi istiyorum sizden. Uzun zaman once size, gazetelerden ve televizyondan uzak durmanizi soylemistim. Negativiteyle yukludur onlar. Gazetelerin sattigi budur. Televizyon programlari ve reklamlar tehlike uyarilari ile doludur. Hastaliktan korkarsiniz, islenen suclardan, savaslardan korkarsiniz ve onlara odaklanmaya devam edersiniz. Zihninizi olumsuzluklardan uzaklastirin. Bu cukurun disina cikin aziz cocuklarim, hastanelerden ya da savas alanlarindan cikin. Eger patronunuz sizi incitiyorsa, bunu is arkadaslariniza detayli olarak anlatmaniz gerekiyor mu gercekten? Eger, aslinda ogretmenlik yapmamasi gereken bir ogretmeniniz varsa, surekli bu ogretmen hakkinda konusmaya mecbur musunuz? Bu sikintiya arkadaslarinizi ortak etmeye mecbur musunuz? Belki de hos bir iltifatla ogretmeninizi sasirtabilirsiniz. Bu yaklasiminiz ogretmen icin bir fark yaratir veya yaratmaz.

Fakat herhalukarda sizin ruh halinizde bir degisim yapar. Eger gununuz kotu gittiyse, herkes bunu bilmeye mecbur mudur? Eger kendinizi ofkeli hissediyorsaniz bunu gostermek zorunda misiniz, neden boyle oldugunuzu anlatmak zorunda misiniz? Gecmisinizdeki mutsuzluklardan ya da benzer seylerden kac kez bahsedebilirsiniz? Sikintinizi bir kez ifade edin ve meseleyi orada birakin. Onu canli tutmayin. Onu yinelemeyin, bir kez daha ondan bahsetmeyin. Zumrud-u Anka (*) gibi olun ve kullerinizden dogun. Mazinin disina cikin dedigimde ne kastettigimi dusunuyorsunuz? Kafanizi salliyor ve “Evet, bu dogru. Haydi tum gecmisi arkada birakalim” diyorsunuz. Hemen sonra da bir takim talihsiz haberlerin uzerine atliyor ve gecmis izdiraplarin atesini koruklemis oluyorsunuz. Aziz cocuklarim, bir dakika oncesi de mazidir.

Dunyanin vibrasyonunu yukseltmek icin burada bulundugunuzu unutmayin. Bu vibrasyonu en yukseklere cikarin. Mutsuz dusunce cukurlarindan disari cikin. Felaket tellalligi yapmayin. Kotu haberleri nakletmeniz ya da tekrar etmeniz gerekli degildir. Bunu sizin icin yapanlardan yeterince vardir. Bunu yapmalari gerektigini dusunebilir onlar, fakat sizin icin oyle olmadigini bilirsiniz. Size bir Pollyanna olmanizi soylemiyorum Ben.

Soyleyecek iyi bir seyleriniz olmadigi zaman dilinizi tutmanizi soyluyorum size. Hayattaki pozisyonunuzu degistirin. Hayattaki misyonunuz izdirap dolu haberleri oradan oraya nakledip herkesi haberdar etmek degildir. Bu tavir, biraz da dedikoducu bir yaklasimi cagristirmaktadir aslinda. Iyi haberlerin muhabiri olun. Mucizeleri duyurun. Yeryuzundeki insanlarin engin iyiligini duyurun. Insanlarin kurdugu dostluklari duyurun. Kahramanlari haber yapin. Nezaketi haber yapin. Guzel hikayeler anlatin aziz cocuklarim. Dostluktan bahsedin. Karsiliksiz iyiliklerden bahsedin. Yuzunuze bile bakmayanlardan degil, size selam veren yabancilardan bahsedin. Hayallerinizi anlatin. Gokkusagina isaret edin. Konustugunuz insanlarin ufkunu genisletin. Kendi ufkunuzu genisletin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Türk Mitolojisi’nden 9 İlginç Varlık

 

1. Erlik Han (Kötülüğün Efendisi)

Erlik Han (Kötülüğün Efendisi)

 

Günümüzde iblis olarak kullanılan bir tür cin olmasına rağmen kötülüğü simgeleyen bir tanrı ruhudur. Altayların bir yaradılış efsanesine göre Erlik Han, dünyanın yaradılışında Tengri’ye karşı fenalık yapmış bunun sonucunda Tengri de onu ceza olarak yeraltı aleminin efendisi yapmıştır. Erlik Han, yeraltı Aleminin en alt katında yeşil demirden bir sarayda, gümüş bir tahtın üzerinde oturur. Emrinde dokuz semerli boğası olan Erlik Han yeraltı aleminde kendine koyu kırmızı ve çok az ışık veren bir güneş yaratmıştır.

2. Gezer Han

Gezer Han

Gerçekleştirdiği akınlar ve yaptığı kahramanlıklar uzun destanlarda işlenmiştir. Tarihsel bir kişilik olduğu iddia edilmiş fakat bu ispatlanamamıştır. Mucizevi bir doğum sonucunda babasız olarak dünyaya gelmiştir. Türk destanlarındaki gibi yeraltına iner, geri dönmeyi başarır. Asıl adı Büke Beligte’dir. Tanrılar tarafından gökyüzünden yeryüzüne gönderildiğine inanılır.

3. Tulpar

Tulpar

 

Başkurt inançlarına göre Tulpar’ın kanatlarını  kimse göremez. Tulpar kanatlarını sadece karanlıkta, büyük engelleri veya mesafeleri aşarken açar. Eğer biri Tulpar’ın kanatları görürse, Tulpar’ın kaybolacağına inanılır.

4. Asena

Asena

Asena Türk mitolojisinde önemli bir rol oynayan efsanevi bir dişi kurttur. Efsaneye göre eski Türklerin en önemli hükümdarlarının mensubu olduğu Aşina, Zena, Asen ve Şunnu sülaleleri bu dişi kurt’dan üremiştir.

5. Kuyaş Han

Kuyaş Han

İngilizce kaynaklarda ‘Güneş Tanrısı’ olarak verildiği halde Türkçe kaynaklarda bu yönde bilgiler bulmak mümkün değildir. Bu nedenledir ki günümüzde hakkında pek bilgi yoktur.

6. Tengri Han (Gök Tanrı)

Tengri Han (Gök Tanrı)

 

Tengricilik inancına göre doğadaki tüm nesneler birer tine (ruh) sahiptir (Animizm). Tengri bunların en yücesi, en büyükleridir. İklim doğrudan Tengri’nin isteğine göre değişir. Tengri, acunda (dünyada) dengenin yaratıcısı ve koruyucusudur ve iklimlerin doğal süreçleri, iklimlerin devinimleri onun tarafından sağlanır.
Diğer tanrısal varlıklar Tengrici toplumların mitolojilerinde ve kamlarının dualarında insanlara benzer kişiselleştirilmiş bir şekilde tarif edilir, ama Tengri kişiselleştirilmez; sadece zamansız ve sonsuz mavi Gök olarak anılır.

7. Ülgen Han

Ülgen Han

 

Ülgen Han göğün 16. katında, Altın Dağda ikamet eder ve Altın bir taht üzerinde oturur. Tahtı ay ve güneşin ötesindedir. Gök cisimlerini ve hava olaylarını yönetir. Ülgen Han ayrıca iyilik yapmayı da çok sever.

8. Ak Ana

Ak Ana

Henüz hiçbir şey yaratılmamışken ve yalnızca uçsuz bucaksız bir su varken, sonsuz sulardan çıkıp Tanrı Ülgen’e yaratma ilhamını vererek tekrar sulara dalmıştır. Işıktan (cisimsel olmayan) bir bedeni vardır. Başında gücü simgeleyen ve taca benzeyen zarif boynuzları bulunur. Alt kısmında denizkızı gibi çok uzun, hafif maviye çalan bir balık kuyruğu vardır. Etrafında denizyıldızları dolaşır. Hayatın başlangıcına dair ne varsa hepsine ruh vererek yaşam döngüsünü başlattığına inanılır.

9. Kayra Han

Kayra Han

Tanrıların en büyüğü ve en önemlisidir. Her şeyin yaratıcısıdır. Mutlak üstünlüğü vardır. Göğün 17. katında oturur. Diğer Tanrıları da o yaratmıştır. Bu anlamda diğer Tanrıların kendisiyle kıyaslandığında, emirlerini yerine getiren veya verdiği görevleri yineleyen birer melek konumunda olduğu yaklaşımı yanlış olmayacaktır. Ancak İslam öncesi Türk kültüründe melek veya benzeri bir kavram yer almadığı için bu sonuca yalnızca kıyaslama neticesinde ulaşılabilir. Evrenin yazgısını belirler. İyilik yönü ağır basar. Yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir ağaç (çam veya kayın) dikmiştir. Bu ağaç yerle göğü birbirine bağlayan yaşam ağacı “Uluğ Kayın”dır. İnsanların atası olan dokuz kişi bu ağacın dallarından türemiş ve dokuz boy (dokuz ırk) bu kişilerin soyundan ortaya çıkmıştır.

Duygusal Acı Tablosu – Deneyimlerimizi Şekillendiren Düşünce Kalıpları

11902456_668873593214400_8693827999321116943_n[1]

 

Anlayarak öğrenerek Yüce Yaradanın Işığına Şükürle yürümeye devam ediyoruz

Doga-Manzara-Resimleri-21[1]

Karşımıza çıkan her insan ”doğru” insan,

Verilen her karar ”doğru” karar,

Atılan her adım ”doğru” adımdır Her şey olması gerektiği gibi ve daima hayrımıza olur

Her şeyin olma amacı ruha tecrübe kazandırıp yükselmektir.

Bu anlamda hayatımıza giren çıkan herkes aynı derecede özeldir.

Bitmesi gereken her şeyin bitme zamanı geldiğinde yeni başlangıçlar kapı açtığını ve gitmesi gereken herkesin de bize ve kendine yeni yol arkadaşları için yer atığını biliyoruz

Anlayarak öğrenerek Yüce Yaradanın Işığına Şükürle yürümeye devam ediyoruz.

Ve öyle de oldu şükür

kaynak: alev cedimağar

 

Toplumsal Davranışlarımıza Adeta Ayna Tutan Çok İlginç “Maymun – Muz Deneyi”

Birkaç maymun, bir merdiven, su ve muzları içeren bu deneyi daha önceden duymuş olabilirsiniz. G.R Stephenson’ın bu deneyi maymunların korkuya karşı verdikleri tepkilere dayalı. Öğrenilen davranışlar ve grup dinamiği hakkında harika bir çalışma.

1. Bir grup bilim adamı bir kafese 5 maymun ve tepesinde muzlar bulunan bir merdiven yerleştiriyor.

Bir grup bilim adamı bir kafese 5 maymun ve tepesinde muzlar bulunan bir merdiven yerleştiriyor.

2. Ne zaman bir maymun merdivenin tepesindeki muzlara ulaşmaya çalışsa bilim adamları diğer maymunları soğuk suyla sırılsıklam ıslatıyorlar.

Ne zaman bir maymun merdivenin tepesindeki muzlara ulaşmaya çalışsa bilim adamları diğer maymunları soğuk suyla sırılsıklam ıslatıyorlar.

3. Bir süre sonra, ne zaman bir maymun merdivene tırmanmaya yeltense diğerleri o maymunu engellemeye, hatta dövmeye başlıyor.

Bir süre sonra, ne zaman bir maymun merdivene tırmanmaya yeltense diğerleri o maymunu engellemeye, hatta dövmeye başlıyor.

4. Bunun üzerine doğal olarak, muzlar ne kadar cezbedici olsa da hiçbir maymun merdivene tırmanmaya cesaret edemiyor.

Bunun üzerine doğal olarak, muzlar ne kadar cezbedici olsa da hiçbir maymun merdivene tırmanmaya cesaret edemiyor.

5. Daha sonra bilim adamları maymunlardan birini kafesten alıp farklı bir maymunu içeriye bırakıyor.

Daha sonra bilim adamları maymunlardan birini kafesten alıp farklı bir maymunu içeriye bırakıyor.

 

Bu yeni maymunun yaptığı ilk şey merdivene tırmanmak oluyor ve diğerleri onu hemen dövüyorlar. Birkaç kez dövüldükten sonra yeni maymun da nedenini bilmemesine rağmen merdivene tırmanmaktan vazgeçiyor.

6. İkinci bir maymun daha başka bir maymunla değiştiriliyor ve yine aynı şey oluyor.

İkinci bir maymun daha başka bir maymunla değiştiriliyor ve yine aynı şey oluyor.

 

İlk maymunun yerine gelen maymun da yeni maymunu dövenler arasında yer alıyor. Üçüncü maymun kafesten çıkarılıp yerine başka bir maymun geliyor ve sonuç aynı. Dördüncü maymunda da sonuç yine aynı oluyor ve yeni maymunu dövüyorlar. Daha sonra beşinci maymun kafesten çıkarılıp yerine yenisi yerleştiriliyor

7. Sonuç olarak daha önce soğuk suya hiç maruz kalmamalarına rağmen merdivene tırmanmaya çalışan maymunu döven 5 adet maymun ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak daha önce soğuk suya hiç maruz kalmamalarına rağmen merdivene tırmanmaya çalışan maymunu döven 5 adet maymun ortaya çıkıyor.

 

8. Maymunlara neden bunu yaptıklarını sormak mümkün olsa cevapları muhtemelen “Bilmem, burada işler böyle yürür” tarzında olurdu.

Maymunlara neden bunu yaptıklarını sormak mümkün olsa cevapları muhtemelen "Bilmem, burada işler böyle yürür" tarzında olurdu.

 

Bu cevap size de tanıdık geliyor mu?
Maymunlar gibi olmayalım; aklımızı kullanalım, sorgulayalım, soru soralım.

Çalışma: Stephenson, G. R. (1967). Cultural acquisition of a specific learned response among rhesus monkeys. In: Starek, D., Schneider, R., and Kuhn, H. J. (eds.), Progress in Primatology, Stuttgart: Fischer, pp. 279-288.

Kendinize Her Gün Yapabileceğiniz Masaj: Mide Masajı

1443636345009[1]

 

Midelerimizde gizemimize, gerginliğimize ve vücudumuzla ilgili sorunlarımıza katkıda bulunan sürekli büyüyen bir çığ var. sürekli kendimizi çok şişman veya şişkin olduğumuz için suçluyoruz. Bu hisler özsaygımız ve mutluluğumuz üzerinde maddi etkilere sahiptir.

Bunun yerine, eğer rahatlayıp vücudunuzdaki pozitif görünümlere odaklansaydınız ve ne kadar mükemmel şeyler yaratacağınızı düşünseydiniz? Düzenli olarak midelerimize masaj yaparak kendimize biraz saygı gösterseydik? Tamam, biliyorum kulağa biraz tuhaf gelebilir, fakat her gün biraz masaj ile midenize sevgi göstermek mükemmel sonuçlar yaratabilir. Tıpkı vücudunuzun diğer bölgelerine masaj yapar gibi, mide masajı kan dolaşımınızı hızlandıracak, taze oksijen getirecek ve kanınızı tazeleyecek. Kan dolaşımınız etkili olduğunda, organlarınız çok daha iyi çalışacak. Masaj aynı zamanda kasılmış kas ve gerilmiş dokularınızı rahatlatır ve yine kan dolaşımınıza katkıda bulunur. Masaj sonrası omuzlarınızın daha esnek olmasına kimse şaşırmaz, o zaman neden aynı şey mideniz için de geçerli olmasın? Mide masajının diğer etkilerine de göz atmalısınız:

  1. Abdominal masaj bağışıklık sisteminizi geliştirir.

Bağışıklık sisteminin kontrolü karın bölgenizde olduğuna göre, midenize masaj yaptığınızda sağlığınız tamamen sizin ellerinizde. Besleyici yemeklerin yanında, oksijen ile doldurulmuş, hareketli bir karın bölgesi sağlıklı kalmanızı sağlar. Abdominal masaj, kabızlık ve karın ağrısı gibi gastrointestinal belirtileri azaltır. Aynı zamanda, bağırsak hareketliliğine de katkı sağlar.

  1. Özel günleriniz öncesi midenize masaj yapmak menstrüel döngü öncesi sendrom belirtilerini azaltır.

Eğer döneminizden önce kramp, kahverengi kan veya kabızlık sorunlarınız varsa, mide masajı size çok iyi gelebilir. Ayakları ve uylukları ovmak ve sırt üstü yarat pozisyonda alt karın kaslarına masaj yapmak dönemsel ağrıları azaltır ve stresinizi kontrol etmenize yardımcı olur.

  1. Midenize iyi davranmak vücudunuzu etkiler.

Vücudumuzla ilgili tüm zor hislere rağmen kendimize iyi davranmaya zaman ayırmak hayatımızda büyük değişimler yaratabilir. Sadece dizlerinizi kaldırarak yatıp, ellerinizi karnınızın üstüne koyarak değişimi ve kötü duyguların uzaklaştığını görebilirsiniz.

Kendinize mide masajı yapmanız için birkaç ipucu:

Dizlerinizi kıvırarak ve yastıklarla destekleyerek rahat bir pozisyonda yatın.

Ellerinizi karnınızın alt bölgesine koyun ve nefes aldıkça nasıl hareket ettiğini hissedin.

Her nefes verdiğinizde, karnınıza gülümseme ile pozitif enerji gönderin. 5 kez tekrarlayın.

Bir elinizi diğer elinizin üzerine koyup karnınızın üzerinde saat yönünde daireler çizin. Sağ kalçanızı kaburgalarınız etrafında sol kalçanıza doğru yavaşça hareket ettirin. Aynısını sol kalçanız için de uygulayın ve 10 kez tekrar edin.

Masajınızı ellerinizi karnınızın üstüne getirerek bitirin ve pozitif enerjinizi asla eksik etmeyin.

Sevgilerle…

AYŞE TOLGA