
Ciltteki kırışıklıklar her kadının kabusudur. İşte kırşıklıklardan kurtulmak için maske tarifleri…Kadının güzellik sırrı buzdolabında saklı…
Yumurta akı-bal maskesi: 1 yumurta akı ile 2 yemek kaşığı …çiçek balı iyice karıştırılır, yüze sürülür ve 20 dakika etkilenmeye bırakılır. Süre sonunda yüz ılık suyla yıkanır.
Her gün ısırganotu çayı ile yıkanan yüz gerginleşir.
Kaymak, Elma maskesi: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Faydası: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli bir besindir.
Ihlamur Maskesi: Bir miktar ıhlamurun çiçek ve yapraklarını ezin. Daha sonra süt ve salatalık suyu ilave ederek krem kıvamına gelinceye kadar yoğurun ve gece yatmadan önce cildinize iyice sürün.Bu maskeyi haftada iki defa uygulayabilirsiniz.
Badem Yağı: Aynı miktarlarda acı badem yağı, pirinç unu ve 1 yumurtanın sarısını bir kabın içinde iyice karıştırın.Daha sonra krem kıvamına gelinceye kadar süt ilave ederek yoğurun.Hazırladığınız kremi banyodan bir saat önce cildinize masaj yaparak sürün.Bu maskeyi haftada bir kez uygulayabilirsiniz.
#KÖK #ÇAKRA:
Kök çakra güven ve güvensizlik ile ilgili düşüncelerden etkilenir. Yaşamınıza ve yaşamınızdaki insanlara güvenle yaklaştığınızda olumlu etkileşimler çakranızın düzenli çalışmasına yardım eder. Güven sorunu ise kök çakrayı bloke edecektir.
Yaşamınızda bazı zorluklarla karşılaştığınızda bu zorluklara bakış açınız da kök çakrayı oldukça önemli ölçüde etkiler. Eğer zorluklara karşı esnek ve sorunları aşabileceğinize dair güçlü bir inançla bakıyorsanız kök çakra bundan olumlu olarak etkilenirken “ben bu sorunu aşamam, elimden bir şey gelmez” inancınız
kök çakranızı bloke edecektir.
Kök çakranızın olumlu çalışmasına en büyük katkıyı sağlayacak düşüncelerden biri de dünyayı eviniz gibi görmeniz ve evrensel kardeşlik duyguları taşımanızdır.
Toprak ana kavramı buna en uygun tanımlardan biridir.
Yaşamımızı devam ettireceğimiz besinlerin yetiştiği, tüm insanlığa hizmet eden ve ayrım yapmayan toprak bir anne figürüne çok yakındır. Beslenmek ve barınmak insanın en temel ihtiyaçlarıdır ve her ikisi de toprakla bağlantılıdır.
Dünyanın hepimizin evi olduğu ve hepimizin bu evde birlikte yaşayan bir aile olduğu inancını yaşam felsefesinin bir parçası yapmış bir insanın kök çakrayı bundan oldukça olumlu olarak etkilenecektir.
#SAKRAL #ÇAKRA:
Zihinsel olarak kendinizi çeşitli kalıplarla sınırlamamanız ve önyargılardan arınmanız sakral çakranızın çalışmasını olumlu olarak etkileyecektir. Zihinsel olarak keskin görüşlere sahip olmayan, esnek düşünebilen ve olaylara önyargısız yaklaşan insanların sakral çakraları çok daha pozitif bir durumdadır.
Sakral Çakranın direk cinsellikle ilgili olduğunu düşünürsek cinsel olarak saplantılı düşüncelere ve duygulara sahip olmamızda sakral çakranızın olumsuz olarak çalışmasına katkıda bulunacaktır. Eşinizle aranızdaki cinsel ilişkinin tatmin ediciliği nasıl sakral çakrayı olumlu etkiliyorsa cinselliğe bakış acınızın dengeli olması da sakral çakranızı olumlu olarak etkileyecektir.
Yaşamı doğal akışında algılamanız ve ilerlemekten, değişimden korkmamanız da sakral çakranın dengeli çalışması acısından çok önemlidir. Önüne sürekli set çeken, yeni yaşam deneyimlerinden korkan ve ne olursa olsun durumunu muhafaza etmeye çalışan insanların sakral çakralarında çeşitli blokajlar ve sorunlar oluşacaktır. Yaşamı geldiği gibi yaşamak ve gelecekle ilgili endişelerden yâda abartılı beklentilerden kaçınmak sakral çakranın dengesi açısından önemli olacaktır.
#SOLAR #PLEKSUS #ÇAKRA:
İrademizi ne şekilde kullandığımız ve amaçlarımıza ulaşmaktaki yöntemlerimiz
solar pleksus çakrayı oldukça önemli bir biçimde etkiler.
İrademize hâkim olmamamız ve düşüncelerimizle eylemlerimizin farklı olması
bu çakranın düzgün çalışmasının önündeki en önemli engellerden biridir.
Ayrıca yaşam amaçlarımızı doğru tespit edememiş olmak ve kendimize bir rota çizmeden günübirlik yaşıyor olmamız da solar pleksus çakrayı bloke eden bir diğer etkendir. Otoriteyle olan ilişkilerimizin dengesizliği, aşırı boyun eğen yâda isyan eden yaklaşımlar solar pleksus çakramızın çalışma düzenini olumsuz olarak etkileyecektir. Bir birey olarak değerli olduğumuzu bilmek, toplumsal yaşamın dışında kendimize ait bireysel kimliğimizi benimsemek, kendi değer yargılarımıza ve yaşam felsefemize uygun bir yaşam biçimi oluşturmak, standartlarımızı belirlemek ve bunlara uymak solar pleksus çakrayı dengeli çalışmasındaki en önemli öğeler olacaktır. Ayrıca sorumluluklarımızı ne ölçüde kabullendiğimiz ve zevkle yerine getirdiğimiz de bu çakramızı derinden etkilemektedir.
Sorumluluklarımızı yerine getiriyor bile olsak eğer bunu isteksizce ve sevmeden yapıyorsak solar pleksus çakrayı çok olumsuz olarak etkileyecektir.
Önemli olan bir birey olarak varlığımızı doyumlu ve sevgiyle devam ettirebilmemizdir.
Sevgi ve duygusal tatmin yoksa solar pleksus çakranın bloke olması kaçınılmazdır.
Toplum içindeki yaklaşımlarımız, kendimizi nasıl değerlendirdiğimiz ve dışarıya nasıl yansıttığımız, hedeflerimizi belirledikten sonra buna uygun hareket edip edemediğimiz ve içsel isteklerimizle dışsal yasam biçimimizin uyumu bu çakranın çalışma şeklinin belirlenmesinde esastır.
Solar pleksus çakrayı en çok etkileyen düşünceler içsel durumuzla dışsal koşullarımızın uyumuyla ilgilidir. Kendimizi birey olarak ne ölçüde benimsediğimiz,
özsaygımız, toplumsal ilişkilerimiz ve iradi kararlarımıza uygun bir yasam sürdürme çabamız bu çakramızın olumlu olarak çalışmasına önemli ölçüde katkıda bulunacaktır.
#KALP #ÇAKRASI:
Kalp çakrasını en fazla etkileyen şey sevgi anlayışımız ve diğer insanlarla sevgi alışverişimizdir. Sevgi kavramına bakış açımız ya da sevgiyi yaşama şeklimiz
“eğer” ya da “çünkü” türü bir anlayışsa kalp çakramız önemli ölçüde bloke olacaktır.
“Eğer benim dediklerimi yaparsan seni severim” ya da “Seni seviyorum çünkü bana karşı çok hoşgörülüsün” tarzı bir sevgi türü kalp çakrasının olumlu olarak çalışmasına bir katkıda bulunmadığı gibi tam tersi bir etki yapacaktır.
Ancak “RAĞMEN” türü bir sevgi anlayışı kalp çakrasına olumlu etki yapacaktır.
“Seni çok sinirli olmana rağmen seviyorum”,
” Seni beni anlamamana rağmen seviyorum” yaklaşımı kalp çakrası için en doğru sevgi turudur. Evrensel olarak tüm insanların bir bütün olduğunu anlamak ve
evrensel sevgi kavramı içinde yaşamak kalp çakrasının en önemli besinidir.
Affetmek de kalp çakrasının dengeli çalışması için oldukça önemli olan bir kavramdır. Affetmeyi bilmek ve gerçekten affedebilmek insanın üzerindeki negatif enerji yükünü alan ve hatta hücrelerini bile yenileyen duygudur. Başkalarını affetmek kadar kendimizi de affetmek çok önemlidir. Geçmişteki hatalarımız, kendimizi yargıladığımız bazen de artık düşünmek istemediğimiz ancak içimize bir yerlere gömdüğümüz suçluluk duygularını sürekli içimizde taşımamız; hastalıklara yol açan en önemli etkenlerden biridir.
Kalp çakrasının bağışıklık sistemiyle ilgili olduğunu düşünürsek kendimizi ve başkalarını sevgiyle affetmenin hastalıklara karşı direncimizi nasıl etkileyeceğini daha iyi anlayabiliriz. Bencillik duygularından arınmanız ve kendimizi başka insanlarında yerine koyarak düşünebilmemiz kalp çakramızı olumlu olarak etkileyen bir diğer unsur olacaktır.
Karşılıksız sevgi hisleri, fedakârlık ve hoşgörülü olmak kalp çakrasının dengeli çalışması için çok önemlidir. Ancak bu duyguları içten ve doğal yaşamak, hissetmek gereklidir. İnsanın kalbinden gelen sevgi, merhamet, ilgi, anlayış, affetmek duyguları nasıl kalp çakrasının çalışmasına olumlu etki yapıyorsa kızgınlık, nefret, öfkeyi içinde saklama gibi duygular da kalp çakrasının çalışmasını olumsuz olarak etkiler ve bloke eder.
#BOĞAZ #ÇAKRASI:
Boğaz çakrasını en fazla etkileyen düşünce biçimi dürüstlüktür.
Dürüstlük sadece doğru konuşma, yalan söylememe olarak algılanmamalıdır.
Elbette yalan söylemekten kaçınmak boğaz çakrasının dengeli çalışması için çok önemlidir. Ancak kişinin kendine karsı dürüst olması da en az başkalarına karşı dürüst olması kadar önemlidir.
Gerçekten istediğimiz gibi bir hayat mı yaşıyoruz?
Bundan sonra ne yapmak istiyoruz?
Kendimizi gerçekten bağışladık mı?
Gerçekten ona kızgın mıyız?
Bu ve bunun gibi birçok soruya çoğu zaman cevaplar vermekten kaçınırız ya da kendimizi kandırırız.
Belki yaşam koşullarımız istediğimiz gibi olmayabilir ve şu anda bunu değiştirmek için elimizden bir şeyin gelmeyeceğine inanabiliriz. Ama bunu kabul etmek yerine
ben hayatımdan memnunum, ne yapalım buda fena değil demek bize çok daha fazla zarar verecektir.
Oysa “ben bu durumdan memnun değilim, aslında şunları istiyorum ve bundan sonra bu durumu değiştirmek için yaşamımda elimden geldiğince değişimler yapacağım” şeklinde bir düşünce boğaz çakramızın dengeli çalışması için çok önemli olacaktır.
Boğaz çakrasını olumsuz olarak etkileyen bir diğer düşünce biçimi gerçek düşüncelerimizi ve duygularımızı açıklamaktan kaçınmamızdır. Bu kendimize verdiğimiz değerle ve özsaygımızla yakından ilişkilidir.
Hayır demeyi bilmemek, kimseyi kırmamak için herkese iyi davranmaya çalışmak ve söylemek istediklerimizi içimize atmak boğaz çakramızın çalışma düzenine zarar veren diğer ve en önemli tutumlardır.
Boğaz çakrasını olumlu olarak etkileyen düşünce biçimde özsaygıyı, duygularını ve düşüncelerini ifade etmek konusundaki kararlılığı ve soruyla iletişimlerimizdeki dengeyi gösterebiliriz.
#ALIN #ÇAKRASI:
İçimizden bazen bir ses gelir ve bize hayır yanılıyorsun doğru olan bu değil der.
Ancak biz bu sesi bir an için duyar sonra aklımızın bize söylediğini yapmayı tercih ederiz. Bu ses ciddiye alınmadıkça kısılır ve sonunda duyulamayacak kadar az çıkmaya başlar.
Bu ses bizim yüksek benliğimizin sesidir ve kendini ifade etme şekli de sezgilerdir.
Yüksek benliğimiz bizimle sezgisel olarak konuşur ve oldukça kırılgandır.
Onu dinlememek ya da anlamaya çalışmadan sadece mantığımıza güvenmek bir süre sonra susmasına neden olacaktır.
Alın Çakramız yüksek benliğimizle irtibatımızın sağlandığı ve sezgilerimizin kaynağının bulunduğu merkezdir. Bu çakranın düzgün ve dengeli çalışması içimizden gelen bu sese kulak vermemiz ve ona güvenmemizle mümkün olacaktır.
Sezgilerimizi takip ettiğimiz ve onlara değer verdiğimiz sürece yüksek benliğimizin sesi daha çok çıkar ve artık onunla bağlantı kurup istediğimiz cevabı almamız çok kolaylaşır. Zihinsel olarak esnek olmak ve kalıpsal düşüncelerden kurtulmakta alın çakramızın dengeli çalışmasına önemli ölçüde yardım edecektir.
Sadece maddeye dayalı bir yaşam biçimi ve ruhsal yaşamı reddetme alın çakramızı bloke ederken ruhsal olarak da bizi besleyecek ve geliştirecek faaliyetlerde bulunmamız alın çakramızın olumlu olarak çalışmasına katkıda bulunacaktır.
#TEPE #ÇAKRASI:
Kendimizi evrenin merkezinde görmemiz ve evrene sadece kendi bakış acımızdan anlamlar yüklememiz tepe çakramızın dengeli çalışmasına önemli ölçüde engel olacaktır. Bir Yaratıcı inancı ve Yaradan’a teslimiyet düşüncesiyle sorunlarımızı sıkıntılarımızı üzerimizde taşımamız yerine Yaradan’a havale etmemiz tepe çakramızın dengeli ve düzenli çalışmasını sağlayacaktır.
Evrensel enerjiyi aldığımız yer olan tepe çakrayı yaşamımızdaki dengelerle de ilgilidir. Yaşamımızı belli sınırlarla kapatmamız ve gerçek potansiyelimizin farkında olmamamız bu çakrada çeşitli sorunların çıkmasının başka bir nedenidir.
Yaşama açık, canlı ve en önemlisi umudunu asla kaybetmeyen bir bilinçle hayatımızı idame ettirmemiz bize yepyeni pozitif enerjiler verecek ve tepe çakramızın, ona bağlı olarak diğer çakralarımızın da dengeli çalışmasına yardım edecektir. Umut kavramı tepe çakra için oldukça önemlidir.
Her zaman umudunu içinde taşıyan ve canlı tutan insanların tepe çakraların çok daha sağlıklı çalışmaktadır. Artık her şey bitti hiç umut yok şeklinde bir düşünce kalıbına sıkışan ve bunu kalbiyle de onaylayan bir insanın tepe çakrası bloke olur
ve bu blokaj tüm çakralara olumsuz yansıyarak o kişinin evrensel yaşam enerjisi ile arasındaki bağları zayıflatır. Bu durum uzun bir süre devam ederse kişi için artık gerçekten hiç umut kalmaz.
Ölümcül hastalıkları yenen ya da onlara yenilen insanların arasındaki en önemli fark da budur. Biri umudunu asla kaybetmezken diğeri kaybetmiş ve hastalığına yenilmiştir.
Evreni bir bütün olarak görmek ve kendimizin de bu bütünün çok değerli bir parçası olduğunu bilmek tepe çakranın dengeli çalışması acısında çok önemli olacaktır.
Her birimiz evrende tekiz ve çok önemliyiz. Ancak evrendeki diğer tüm canlılarda bizim gibi tek ve çok önemli. Kendi değerimizin algılanmasını istiyorsak önce başka canlıların değerini algılamalı ve onları takdir etmeliyiz. Yaşamda bir amaç sahibi olmamız ve amacımızın sadece bizi ya da ailemizi değil tüm insanlığın faydasını içermesi de bu çakranın çalışma şekli açısından çok önemlidir.
Bencil ve diğer insanlar için zararlı olabilecek amaç ya da eylemler bu çakranın çalışma dengesine önemli ölçüde zarar verirken evrensel sevgiye dayalı, herkesin iyiliği gözetilerek tasarlanmış amaçlar ya da eylemler tepe çakrasının çalışmasına olumlu olarak etki yapacaktır.












Olumlu bir kavuşu…m değildir. Ketu-Mars, Ketu-Rahu, Satürn-Ketu, Satürn-Rahu Dasa sürecinde bulunanlar için şiddet veya kaza söz konusu olabilir. Rasi haritasında Kujodosha yani Mars baskısı olan bireyler için yine bu Dasa evresindeler ise ŞİDDET görme ihtimalleri yüksektir……Kavuşum olumsuz anlamda Lagna ve Aydan itibaren gerçekleşecek ev konularında ki enerjiyi açığa çıkartacaktır.
A.TOK
Elimizde sürekli pusuda bekleyen bir HAYAT var. Günler geçiyor Gökyüzü değişmiyor, değişse de sadece roller göz yaşlarımızın yeri değişmiyor mesela özlemlerimiz de değişmiyor, anılarımız da, ya nefesimizi kes yada biraz müsade et dediğimiz zamanlar. Bizi canımızla sına, canım dediklerimizle değil! Hayat; Senin elinde olanlar bizden aldıkların biriktirdiklerin bizimkilerden oldukça fazla artık bırak yakamızı. Bırak tutuşsun ne varsa, düşelim, yaralanalım, yanalım, bizi bırak HAYAT! yada kes nefesimizi………..
Akrepler için ”ne yılmış be başladı başlayalı burnumu çıkartamadım çamurdan” diyecekleri bir süreç olacak 2015-2017 arası hele ki Akrep evinizde natal yerleşmiş gezegeniniz varsa farkındaysanız yaşanmışlıkların hiç birinden çıkarılmış bir ders yok sadece aynı hataları defalarca yapma meylimiz var buna bende dahil neden böyle davranır insan anlamış da değilim hani? ”Evrene pozitif mesaj yolla” sistemi de çalışmıyor hani bilginize ne varsa levh-i mahvuz da ondan gayrısı yok! Bir doğum, bir evlilik, bir ölüm orada yazılı olanlar horoskoplarınızda da belli. Zor bu işler elimizde sayfaları rengarenk bir hayat var çünkü sürekli pusuda duran bir Gökyüzü!
Kendine tahammülü kalmayan Aşka özlemli bireyler haline geldik. Sabır kafi değil zira gönül aynalarımız kırık. Bir saat ilerlerken hayat yorgun adamlar ve yorgun kadınlar var siteye gelen mailleri bir okusanız her gün Deniz kenarında sahilde yanıma gelen ve dertlerini anlatan bireyleri bir dinleseniz belki de halinize binlerce şükürler edersiniz. Uzun zamandır düğümleri üzerinde ağırlayan bu hat tüm kuşları uçurdu Gökyüzüne hayalleri ört bas etti lakin kasırga henüz dinmedi Belki en kuytu köşe de kendini bulduğun yerde rastlarsın gözleri yaşlı aşık bir kadına, tuz buz olmuş bir kalbi verir senin ellerine, istekleri örselenmiş, kendini unutmuş bir kadın!
Bir Balık olarak size hislerimi yazmak istiyorum. Nefesimin göğüs kafesime dar geldiği günler bu günler Ay konumu Balık olan bireyler T.Satürn’ü 8.evlerinde deneyimliyorlar. Asthama Satürn ismi ile sağlık sorunları üzülmeleri için başlıca sebep. İradeye hakim olabilme mevzuları, karakteri bozmadan, karaktersizlerle baş edebilme yeteneği, cesarete sahip olabilme verilen akılları hakkınca uygulama, görünmez duvarlara çarptığımızı, kalbimizin yaşadığı üzüntülerle nasır bağladığını hissettirmeme işi ”hay içine sıçayım bu Dünyanın” dedikçe boka bulandığımız ve ne zormuş yaşamak dediğimiz bir SÜREÇ! Ama geçecek, geçmek zorunda yoksa boğulacağız.
Patlasın bakalım tüm duygularınız yüreğinizde nasıl olsa renkler var Gökyüzün de Merkür’den kalma anılarınız, resimler ve şarkılar ahhh o şarkılar esir aldılar tüm anılarınızı. Çırılçıplak yürüdüğünüz kumsalda dahi Sevgilinin ayak izlerini ararken, dönüp bakın bakalım içinizde ki renklere belki bulursunuz bir paye! Senden, benden, bizden kalma bir şeyler….Ben ”bir seni görsem” derken kendimden gittim. İsmini zikir eder hale geldim.
Sen mutsuzluğu seviyorsun ben ise AY’ı. Dönüp bakıyorum içimde ki renklere, sanki savaşa hazırlanırcasına dolduruyorum kendimi mısralarda ki kalıcılığım bu yüzden hepsinin sebebi TUTKU! Bir kadehe sığdırıyorum hayallerimi senin kadar realist değilim!

Koç: Her dediğini yapmanız; size sahip olduğunu avucunda olduğunuzu düşündürmeniz; başkalarıyla ilgilendiğinizi fark ettirmeniz; kıskançlığınız ve sahipleniciliğiniz; bıkması için yeterli.
Boğa: Zor ayrılır. Seksüel isteksizliğiniz; finansal güvensizlikleriniz; maddi kararlarınızın sık sık yanlış çıkması; birikim sağlamamanız; çok harcamanız; güvenliğe dönük düşünememeniz ve davranamamanız… Doğru ve dürüst olmayan tutumlarınız, ayrılmak istemesi için yeterli, gerekli ve önkoşul..
İkizler: Korumacı; sahiplenici ve kıskanç olmanız yeterli. Bir dakikada unutur.
Yengeç: Kaçarsanız kovalar, kovalarsanız kaçar. Kovalamanız; düş kırıklığına uğratmanız; incitmeniz; düşündüğü gibi biri olmadığınızı belli etmeniz; eleştirel, şefkatsiz ve hırçın tavırlarınız; O’nun kızgınlıklarını körükler ve anında soğumuş hisseder.
Aslan: Gururunu zedelemeniz; hatalarından bahsetmeniz; eleştirmeniz; desteklememeniz; alkışlamamanız; takdir etmemeniz çekip gitmesine sebep olur ve bir daha da kolay kolay geri dönmez.
Başak: Dikkatli, özenli, akıllı ve sevecen olmamanız yeterli. Entelektüel birikiminiz ve kültürel yeterliliğiniz de yoksa çok çabuk kaybedersiniz. Geri dönmez. Ancak kalbinizi de kırmaz.
Terazi: Modern, popüler, bakımlı ve saygın olmamanız yeterli. Nezaketini bozmamak için, konuşmadan terk edecektir.
Akrep: Kontrolü ya O’ na bırakmalısınız ya da elinizden bir saniye bile bırakmamalısınız. Kontrolü kaybetme duygusunu yaşaması; ayrılmak ve sizi acılar içinde bırakmak için yeterli.
Yay: Gezmekten hoşlanmamanız; başka kültürlere ilgi duymamanız ve akıllı biri olmadığınızı fark ettirmeniz yeterli. Buna ego katliamını da eklerseniz, her zamanki hızıyla Yay uzaklaşacaktır.
Oğlak: En zor ayrılan burçtur. Eğer sizi yeterince benimsemişse! Ailesi hakkında olumsuz konuşmalarınız; maddi güvenligini zora sokmanız; işinde desteklememeniz; finansal konularda savruk ve düşüncesiz davranmanız yeterli. Elbette hepsi bir arada olmak koşuluyla!
Kova: İstemediğinizi belli etmeniz, söylemeniz veya hissettirmeniz yeterli. Bunlar yoksa kısıtlamanız; hesap sormanız; müdahale etmeniz; arkadaşlıklarına karışmanız; ağır sözlerle terk edilmenize rahatlıkla sebep olur.
Balık: Aldatmak için sebebe gereksinimi yoktur; çünkü sebepleri her an değişebilir. Ayrılmak için de, duygusal dünyasını azcık sarsacak herhangi bir somut olay yeterlidir. Gerçek sebep, kendi çıkarına daha uygun bir durum yakalamış olmasıdır
alıntı

Koç Burcu: Ay yerim senin o duygusal, ince, mütevazi, anlayışlı duygularını! Sen özellikle mi gönderildin dünyaya. Bu kadar mı düzgün, bu kadar mı programlı, bu kadar mı anlayışlı olabilir bir insan.. Bunlar var ya, IQ seviyesi yüksek yaratılmış kişilerin burcudur. Güzel insan, dost insan. İnsan gibi insan. Tanrı seni başımızdan ve yanımızdan eksik etmesin. İyi ki varsın! Tanrı herkese koç gibi insanlar versin. Bitanesin sen, bitane…
Boğa Burcu: Ayy ölürüm ben sana güzeller güzeli yüce insan. Bu boğalar var ya dünyanın en tatlısı, yer gök harikası, şeker mi şeker yaratılmış ilahi yaratıklardır. Yerim bunları, bal gibi bal. Bunun sohbetine doyum olmaz. Harika sevgili, çok iyi arkadaş, hep iyi iyi iyi… Saymakla bitmez bunlar. Hatta bak yazmıcam dedim ama dayanamayacağım ve herkesle de paylaşacağım bu gerçeği. Biliyor musunuz ki Boğalar; “bir boğa bir dünyaya bedeldir”… Onlar şanlı burç aleminin, yere göğe sığmaz, harikulade, ilahi burç gurubudur.
İkizler Burcu: Sana iki yüzlü diyenler utansın. Çekemiyolar sizi. Rahatlığın, her ortama uyum sağlayışın, pratik zekan saymakla bitmez özelliğin var. Heralde kıskanırlar seni hayatım. Kim senin kadar özgüven sahibi olmayı istemez ki. Sen hiçbir zaman unutma sakın, seni hayatın boyunca çekemeyenler varolacaktır. Sen hiç yorma o güzel kafanı. Burçların en kendinde olanısın. Adın İkizler ama, sen bitanesin.
Yengeç Burcu: Tanrı seni yaratınca, insan merak ediyor neden melekleri de yarattı diye. Ya arkadaş nedir bu zerafet, karizma… Sen mıknatıs gibisin! Her girdiğin ortamda bu kadar ilgi çekmeyi nasıl başarırsın yahu. Hem de hiçbir çaba göstermene gerek kalmadan. Yoksa sen eşittir mükemmellik midir? Kim istemez annesi yengeç burcu olmasın yada eşi bir yengeç burcu olmasın. Sen var ya olmazsa olmazsın. Burçların baş tacısın.
Aslan Burcu: Yürü bee.. Gözümüzün şenliği, gönlümüzün şahı. Afet-i devran sensin, mükemmel-i cihansın. Aslan gibi aslan bu. Senin kadar aynalarla barışık olan var mı be aslanım. Sen ki güzelliğin eş anlamlısı, yer yüzünün kralı. Emin ol fallarında hep nazar çıkacaktır. Başka mümkünatı da yoktur. Tanrı seni korusun kem gözlerden.
Başak Burcu: Merhametli mi merhametlidir bu. Karıncayı bile incitemez, hassas, sevgi pıtırcığı, güzeller güzeli başak. Efendiliğin simgesi, kibarlık abidesi insan. Seni kelimelere dökebilecek insan yok gelmedi dünyaya. Yoksa melek misin sen? Herkesin iyiliğini düşünen, verici, vefakar başak. Senin adın başak değil, barışın, temizliğin simgesi beyaz güvercin olmalıydı. Neyse canım üzme kendini. Biz biliyoruz ya seni yeter. Üzülmene gerek yok.
Terazi Burcu: Sana dengesiz diyen dengesizdir. Onlara ne desem az! Yahu sen olmasan varya, şu insanoğlunun sanki kolu bacağı eksik olurdu. Sen dengesin insanlıklar için. Sen susarsan bir neden, konuşursan ayrı bir nedeni elbette ki vardır. Marifetli, kabiliyetli, en fazla artısı olan burç tabii ki sensin. Senin üstüne burç tanıyan, megalomanın tekidir. Ben ki şahsi fikrim, senden iyisini bilmem, tanımam, görmem.
Akrep Burcu: Herkes bir akrep olarak doğmayı tercih ederdi inan bana. Güzel gözlerin, gururlu yaklaşımın, albeninin temel taşı akrep. Senin kadar hayatına hakim, senin kadar yaptığı işin arkasında durabilen kaç babayiğit kaldı artık. Tanrı senin soyunu eksik etmesin. Sen ki, bir bakışıyla buzları eritirsin. İnsan senin için Ferhat olup dağları yıkar geçerdi. Kim demişse sana fesat diye, onlarin hepsi yanlış insan. Senin güzel gözlerin bile yeterde artar bile.
Yay Burcu: Kainatin bir burcu olsa, kesinlikle yay olurdu. Sanatkar, vefakar, doğru dürüst insan diye tanımladıkları sensindir. İçinde bir tek yay olmayan bir arkadaş grubuna, ayağımın ucuyla bile yaklaşmam ben. Senin heyecan budalası olduğunu sananlar hayat enerjini hiçe sayamazlar. Burçlar aleminin kozmik harikasısın sen. Senin havan bile yeter hayatım. Çatlayıp patlasın çekemeyenlerin.
Oğlak Burcu: Sana inatçı diyorlarmış külliyen yalan. Onlar senin istikrarına gıptayla bakıp, senin yarın bile edemeyen insanlardır. Dürüstlük senin burç genlerine kadar işlemiş. Bütün alimler, bilginler hep oğlak burcundadır. Oğlak burcu olmak bile, tek başına büyük bir gururdur. Hatta oğlak burcu olarak doğamamış kadersizler için, oğlak burcunu birinci dereceden akrabası olmak bile ayrı bir şeref olmalıdır. Sen kıvrak zekanla, zaten her zaman bir adım öndesin.
Kova Burcu:Hep çevresindekileri düşünen, insancıl duyguları aşırı gelişmiş, sevgi doludur Kovalar. Tanrı sizin iyiliğinizi versin emi? Ayol bu ne vericiliktir, bu ne geniş bir yürektir öyle. Sana sabit fikirli diyenler, senin fikirlerinin bir cevher olduğunun farkında değiller. Eşitlik senin için her zaman önemli. Ah keşke insanlar senin çeyreğin kadar olabilseler. Sen çok yasa emi?
Balık Burcu: Senin duygusallığını alaya alan insan kor ateşlerde yansınlar. Sen paranoyak değilsin canım, ince fikirlisin kimse farkında değil. Bu ayrımı yapacak kafa bazılarında yok işte mazur say onları. Ben senin o yanağına düşen göz yaşına hastayım, o hüzün dolu bakışına geberiyorum, o sevgi dolu, gizemli yüreğine ölüyorum. Sana sıkıcı diyenler sınıtıdan patlarlar inşallah. Sen ferah tut yüreğini. Rahat ol, boşver takma o boş boğazları.