Pazar Eğlencesi… Bu Surattaki Hayvanların Tamamını Kim Sayacak Acaba?

14568260_10209457570149071_1052821402219707211_n1

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tiyatro sezonu açıldı; işte en iddialı 10 oyun

 

Talimhane Tiyatrosu, Oyun Atölyesi, Tiyatro Dot, Pangar Tiyatro, Altıdan Sonra Tiyatro ve Kumbaracı50; iddialı yeni sezon oyunlarıyla tiyatroseverleri bekliyor

Yağışlı ve serin havaların etkisini hissetmeye başladığımız şu zamanlarda tiyatrolar da birer birer perdelerini açmaya başladı. Birbirinden iddialı oyunlarıyla dikkat çeken özel tiyatrolar bu sezon da adlarından sıkça söz ettirecek gibi duruyor.

CNN Türk’ün derlediği, geçtiğimiz sezonlarda ses getiren ve henüz ilk defa seyirciyle buluşmanın heyecanını yaşayan 10 oyun şöyle:

1- Kundakçı – Oyun Atölyesi

Yazar Grigory Gorin’in oyunu ‘Kundakçı’, Haluk Bilginer’in çevirisi ve Muharrem Özcan’ın yönetimiyle Oyun Atölyesi sahnesinde. Bu sezonun yeni oyunlarından biri olan Kundakçı’nın oyuncu kadrosunda ise Tuna KırlıDevrim Özder Akın ve Muharrem Özcan gibi oyuncuları görüyoruz.

“Sene M.Ö. 356… Pazarcı Herostratos dünya harikası Artemis Tapınağı’nı yakar. Peki neden? Oyun mu? Kumpas mı? Komplo mu? Şöhret aşkı mı? Peki kutsal Artemis Tapınağı’nın kundaklanması, efendiler ve ezilenler dünyasında nasıl bir yangına neden oldu? Kundakçı Herostratos bir terörist mi yoksa kahraman mı? Sene M.Ö. 356… Pazarcı Herostratos dünya harikası Artemis Tapınağı’nı yakar. Peki neden? Oyun mu? Kumpas mı? Komplo mu? Şöhret aşkı mı? Peki kutsal Artemis Tapınağı’nın kundaklanması, efendiler ve ezilenler dünyasında nasıl bir yangına neden oldu? Kundakçı Herostratos bir terörist mi yoksa kahraman mı?”

2- Pencere – Oyun Atölyesi

David Hare’in kaleminden bir oyun olan Pencere salonları doldurmaya bu sezon da devam ediyor. Birkan Uz’un yönetmenliğini üstlendiği oyunda Esra Bezen Bilgin, Haluk Bilginer ve Kürşat Demir gibi başarılı oyuncular boy gösteriyor.

“Tom ve Kyra… Farklı dünya görüşleri olan bir kadın ve bir adam… İlişkilerinin bitmesinden 3 yıl sonra Tom’un Kyra’yı ziyaret etmeye karar verdiği o soğuk gecede, tüm yargılarından kurtulup yeni bir hayat kurabilecekler mi?”

Ayrıntılı bilgi için: www.oyunatolyesi.com

3- Bunu Ben de Yaparım – DOT

Geçtiğimiz sezon seyircisiyle buluşan İbrahim Selim’in tek kişi olarak oynadığı oyun Bunu Ben de Yaparım bu sezon da Tiyatro Dot sahnesinde olmaya devam ediyor.

“Dave, evli ve iki çocuk babası. İşi, insanların rahatsız edilmeden eğlenmelerini sağlamak. Olayı, 1.83 boyunda 85 kilo bir adam olmak. Ama bazen nasıl biri olduğunu unutuyor, nasıl göründüğünü. Aslında Dave başka bir şey yapmak istiyor. Ama ne yapacağını bilmiyor. Bunun üzerine çok da düşünmüyor.

Lisa, Dave’i çok seviyor. Dünyalar kadar. Bazen Dave’e seçme şansı olsaydı ne olmak istediğini soruyor. Dave, Lisa’nın onun iyiliğini düşündüğünü biliyor; Lisa onun hayatı hakkında düşünmesini istiyor, artık yaşlandığını fark etmesini ve bunun gibi şeyleri… Aslında haklı. Dave artık 38 yaşında. Adam gibi bir eğitimi yok. Adam gibi bir işi yok.”

4- Nefesinizi Nasıl Tutarsınız? – DOT

Geçtiğimiz şubat ayında oyunun yazarı Zinnie Harris’in de katılımıyla gerçekleştirilen okuma tiyatrosunun ardından Dot, Nefesinizi Nasıl Tutarsınız oyununun yeni sezonda Murat Daltaban’ın yönetimiyle sahnede olacağını duyurdu. Oyun, Kasım’da seyircisiyle buluşacak.

Ayrıntılı bilgi için: http://www.go-dot.org

5- Kozalar – Pangar

Demet Evgar önderliğinde kurulan Pangar Tiyatro’nun yeni oyunu Kozalar, Uluslararası Avignon Festivali’nin ardından Türkiye’de de prömiyerini yapıyor. Usta oyuncu Ayşenil Şamlıoğlu’nun yönettiği oyunda Demet Evgar, Binnur Kaya ve Esra Dermancıoğlu’nu seyredeceğiz. Oyun, 25 ve 30 Ekim tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde seyircisiyle buluşacak.

“Toplumun dayattığı değer yargıları, bastırılmış arzular, korkular, yabancılaşma, sahip olduklarına sığınarak korunabileceğini zannetmek, erkek egemen dünyada evinde yarattığı küçük mutluluklara sığınarak var olma çabası, cinsel kimliğini dahi sahip olduğu düzen üstünden çözümleme gayreti oyunun temelinde duranlardır. Peki ama “yaşamdan kaçılarak sürdürülen şeyin yaşamak olduğuna emin miyiz?!”

6- 39 Basamak

Patrick Barlow’un sahneye uyarladığı oyun Kenter Tiyatrosu’ndaki gösterimlerinin sona ermesinden 9 yıl sonra tekrar sahneye taşındı ve bu sezon da seyircilerinin karşısında olmaya devam ediyor. Mehmet Birkiye’nin yönettiği oyunda Demet Evgar, Engin Hepileri, Bülent Şakrak ve Okan Yalabık müthiş bir performans sergiliyor. Oyun Zorlu PSM Drama Sahnesi’nde 5 – 27 Ekim tarihleri arasında görülebilir.

Ayrıntılı bilgi için : http://www.zorlupsm.com

7- Pera’nın Zamanı – Altıdan Sonra Tiyatro

Altıdan Sonra Tiyatro’nun bu sezon büyük merakla beklenen oyunu Pera’nın Zamanı, 1 Ekim tarihinden itibaren Pera Palace Hotel Jumeirah’ta seyircisiyle buluşuyor.

“Pera Palace Hotel Jumeirah; Kumbaracı50 sahnesi ile birlikte odalarının, balo salonunun ve genel alanlarının bir sahne olarak kullandığı interaktif bir tiyatro oyunuyla sanat severlere eşsiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Yaman Ömer Erzurumlu’nun yönettiği; farklı bölümlerini Gülhan Kadim, Seda Özen Yürük, Selin Girit, Selen Orcan, Yaman Ömer Erzurumlu’nun kaleme aldığı ve Altıdan Sonra Tiyatro’nun yürütücülüğünü yaptığı “Pera’nın Zamanı” oyunu Pera Palace’ın Agatha Christie, Greta Garbo, Ernest Hemingway ve Franz Joseph gibi ikonik misafirlerinin adlarını taşıyan odalarında ve bugüne kadar ilk Cumhuriyet Balosu gibi pek çok özel etkinliğe ev sahipliği yapmış Grand Pera Balo Salonu’nda geçiyor.

Pera’da zaman her yöne akar…

Pera Palace otelinde yıllardır biriken anılar zamanda bir tür kırılmaya sebep olur. Konukların bazıları odalarında bir döngü içerisinde takılıp kalmışlardır. Bellboylar, seyircilerin de yardımıyla odalarda bahar temizliğine başlar. Konukların Pera Palace’tan ayrılma vakti gelmiştir…”

Ayrıntılı bilgi kumbaraci50.com ‘da.

8- Yalınayak Müzikhol – Altıdan Sonra Tiyatro

Kumbaracı50’nin geçtiğimiz sezondan itibaren konuklarını ağırladığı Yalınayak Müzikhol’ü bu sezon da tam gaz devam ediyor.

“Bir süredir boğuştuğumuz ekonomik zorluklar nedeniyle, batıyor mu, batmıyor mu, krizdeler mi, çıktılar mı, kapandı kapanacak derken kapımızı çalan, yersiz kalmış bir müzikhol ekibiyle Kumbaracı50’yi paylaşma konusunda anlaştık. ‘Yalınayak Müzikhol’ün patronu; kentsel dönüşüm nedeniyle yerlerinden edildiklerini, işgal edecek bir bina ararlarken, sanat camiasındaki sohbetler sırasında tiyatroların ne kadar da zor durumda olduğunu duyduğunu belirtti. İlk olarak Kumbaracı50’nin kapısını çalan müzikholün patronuyla sezon boyunca birlikte çalışma kararı aldık.

10 kişilik “Yalınayak Müzikhol” ekibi; sunucu, dansçı, çalgıcı ve şarkıcılardan oluşuyor. Programları içerisinde; küçük gösterilerin, birbirinden güzel ve damardan şarkıların, nefis dansların ve eşsiz sanatçıların bulunduğunu belirten müzikholün patronu; “Yılmadık, yıkılmadık, direniyoruz!” dedi.”

Ayrıntılı bilgi kumbaraci50.com ‘da.

9- Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi – Talimhane Tiyatrosu

Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi, Talimhane Tiyatrosunun sezonlardır seyircisiyle buluşmaya devam eden oldukça başarılı bir oyunu. Esra Bezen Bilgin’in müthiş oyunculuğu görülmeye değer, öyle ki 2012 yılında Afife Jale ve Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini topladı ve performansıyla seyircisini büyülemeye bu sezon da devam ediyor. Lucy Kirkwood’un yazıp Seçil Honeywill’in Türkçeye uyarladığı oyunu Mehmet Ergen rejisiyle Talimhane Tiyatrosu’nun sahnesinde izlemek mümkün.

10- Baba ve Piç – Talimhane Tiyatrosu

Talimhane Tiyatrosu’nun bu sezon merakla beklenen oyunu Baba ve Piç seyircisiyle buluşuyor.

Elif Şafak‘ın bir dönem çok tartışılan ve hakkında soruşturmalar açılan, ancak yine de yazarın en çok okunan romanlarından biri olan Baba ve Piç ülkemizde ilk kez sahneleniyor. İstanbul-San Francisco hattında iç içe geçmiş, doksan yıla dayalı çok yoğun ve zengin öyküleri içeren yapıt, 2015’te İtalya’da sahnelendi ve seyircinin büyük ilgisini çekti. Eserde 1915 yılında yaşanan olaylar; Türk ve Ermeni kökenli iki aile arasındaki ilişkiler üzerinden iki toplum incelenirken, erkeklerin zamansız öldüğü, geride hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuşak kadının hikâyesiyle birlikte anlatılıyor.”

Ayrıntılı bilgi, http://www.talimhanetiyatrosu.com’da.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hatırlıyanınız varmı?

14469507_10154629905898631_1140034378794173277_n1

 

Hatırlıyanınız varmı? Bizim evde, babaannemin evinde su küpü vardı, sucu Damacananın içine bir hortum sokar küpe boşaltırdı suyu yazın bile serin olurdu toprak küpte “

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Stefan Rippel ile Qi GONG Çalışmaları… Kayıt ve bilgi için 0212 240 59 35

img_4438

 

Qi Gong, bedendeki enerjinin hareket ettirilmesi ile dengelenmesini sağlayan bioenerjetik bir çalışmadır. Yaşam enerjisi çalışma sanatı, enerjinin hareketidir. Çin’de 1989 yılından itibaren tıbbi tedavi yöntemi olarak kabul görmüş ve pek çok üniversitenin müfredatına alınmıştır. 1996 yılında da Çin Hükümeti tarafından Ulusal Sağlık Planı’nın bir parçası olmuştur.

Qi Gong’un felsefesinde amaç; beden, duygu, zihin ve ruh bütünlüğünün dengelenmesini sağlamak ve korumaktır. Bu denge, bedendeki meridyenlerin enerji akışlarının düzenlenmesi ile sağlanmaktadır.

Bu çalışmalara herkes rahatlıkla katılabilir.

Kış döneminde yapılacak 12 oturumun içerik detayları aşağıdaki gibidir.
Dersler birbirini takip etmekte ancak bir önceki ders bir sonraki dersin ön-zorunlu dersi olmamaktadır.

• Beden
o Doğru duruş
o Statik Teknik “ Ağaç duruşları”
o Dinamik Günlük Set – 18 Hareket
• Duygu
o Sessiz çalışma ” İçsel Gülümseme Tekniği”
• Zihin
o I Ging Matematiği – Giriş
o Beş Element Sistemi – Giriş
o Meridyen Sistemleri – Giriş
• Ruh : Sessiz çalışma “Mikrokozmik Yörünge Tekniği”

Stefan Rippel kimdir?

Stefan Rippel, Bioenerji Uzmanı ve Manuel Terapist olarak İstanbul’da yaşamaktadır. İstanbul Doğum Akademisi’nde DHEDE (Doğuma Hazırlık Eğitmeni – Doula ve Doğum Psikoloğu Eğitimi)’nin eğitmenlerindedir.
İlaç dışı rahatlatıcı ve tamamlayıcı teknikler (akupressör, refleksoloji, bioenerji) eğitim birimini yönetmekte ve aynı zamanda Avusturya, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye’de eğitimler vermeye devam etmektedir.

30 yılı aşkın süredir, bedenin içindeki enerji akışının kontrol edilebilmesini sağlayan QI GONG uygulamalarını, kendi yaşamında ve mesleğinde enerji, ilham ve kişisel gelişim kaynağı olarak kullanmaktadır.

Stefan Rippel, eğitimini Viyana ve Münih’de Grandmaster Wang ve Ken Weintraub’dan almıştır. Aynı zamanda Geleneksel Çin Tıbbı diplomasına da sahiptir. “I Ging, Beş Element, Meridyen Sistemleri ve Akupunktur” tekniklerini uygulamaktadır.

Tarih : 18.10.2016’dan itibaren her SALI
Saat : 19:00 – 21:30
Yer : İstanbul Doğum Akademisi, Nişantası
Kayıt ve bilgi için 0212 240 59 35
Ücret : 120TL+KDV / oturum
12 oturum için ön ödeme %20 indirim ile 1150TL+KDV

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Atölye Etiler’de İçinizdeki Duyguları Yansıtacağınız Yağlıboya-Akrilik- Suluboya Dersleri Var… Kayıt İçin Hala Bekliyor Musunuz ???

Etiler’in hobi ve sanat merkezi Atölye Etiler 16.yılında keyifli ortamında sizi, içinizdeki yaratıcılığınızı tuvale yansıtmaya davet ediyoruz…
Atölye Etiler ‘de hafta içi, Hafta sonu ve çalışanlara yönelik akşam dersleri ve kişiye özel yağlıboya -akrilik-suluboya resim derslerimiz,ayrıca akademik resim dersleri Güzel Sanatlar Liselerine ve Güzel Sanatlar Fakültesinin tüm bölümlerinin yetenek sınavlarına yönelik akademik karakalem desen eğitimi verilmektedir…

14249221_10154445644110688_965730830_n1
Desen eğitimi; Yağlıboya Resim yapmak isteyen herkesin öğrenmesi gereken önemli bir aşamayı oluşturur. Ders başlangıç gününden itibaren figürle çalıştırılmaya başlanır ve aynı şekilde devam ettirilir. Öğrencinin gelişimine göre desen eğitim seviyesi yükselmektedir.

14256787_10154448603715688_134601050_n2
Desen Eğitimine katılmayan tamamen hobi amaçlı çalışmalarımızda da yine hocalarımızın yönlendirmesiyle öğrencinin beğenisine ve yeteneğine göre resim akışı devam eder, Resim yapmanın yani sıra, öğrenci ve hocalarımızla yıl içerisinde tüm sergileri gezilir, belirli tarihlerde atölyemizde gerçekleşen sanat tarihi söyleşileri ile de ruhumuzu beslemeye devam ederiz.

14218445_10154445654155688_1403882853_n1
Yıl sonunda yıl boyunca ortaya çıkardığımız tablolarımızı atölyemizde düzenlediğimiz karma resim sergisinde sergilenip sanat severlerle buluşturuyoruz .
Atölye Etiler’de resim malzemeleri satışı, çocuk odası ve diğer mekanların boyanması gibi hizmetler bulunmaktadır. Takı yapımı, ahşap boyama ve varak dersleri de kişiye özel olarak verilmektedir. Ayrıca sevgili öğrencilerimize ve dışarıdan gelecek dostlara açık galeri hizmeti ile kişisel resim sergileri yapılmaktadır.

14248763_10154445642470688_68031218_n1
Çocuklara özel resim dersi, sanatsal yaz okulu derslerimizle de genç yeteneklerimizle keyifli çalışmalar yapmaktayız Sanat konseptli çocuk doğum günleri partileri ile minikleri eğlendirirken hobi edinmelerini de sağlıyoruz.

14302547_10154445641185688_2045327063_n1
Atölye Etiler’de resim yapmak ayrıcalıktır,keyifdir,huzurdur,neşedir,bilgidir,dostluktur,paylaşımdır,özü sevgidir ve eğitim alan tüm gönül dostlarıyla, hocalarıyla bir bütündür Bir’dir… Atölyemizde sadece ruhunuza ,gönlünüze değil, damak zevkinize de hitap etmekte iddialıyız.

14302465_10154445643760688_1373471482_n1

Atölye Etiler mutfağında da az kalorili, tamamen sağlıklı yemek seçenekleri bulabilmeniz mümkün..
Uzun lafın kısası bizleri daha yakından tanıyabilmeniz için sizleri bize bir kahvemizi içmeye davet ediyoruz.
Figen Tekkol

‪#‎bizimatölyeninhalleri‬ ‪#‎atölyeetilerresimkursu‬ ‪#‎atölyeetilersanatcafe‬‪ #‎atölyeetilerresimdersi‬ ‪#‎atölye‬ ‪#‎atölyeetiler‬ ‪#hobihayattır.


Figen TEKKOL

Atölye Etiler
Bıyıklı Mehmetpaşa Sok. Yavuz Apt.No:10-3 Bahçekatı-Çamlık
Etiler -İSTANBUL

0542-2535218
ftekkol90@gmail.com
http://www.atolyeetiler.net/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Haaydi İş Başına… Beyaz Noktalar Kaç Tane Söyleyin Bakalım…

14333591_1271593856271902_418227283526716314_n1

Ortaya Karışık, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 6 Comments »

Çevrecilik konusunda çok faydalı bir teknoloji keşke bizde de olsa…

14332946_10209263266452254_6132435689008706175_n1

 

Pet şişelerinizi markete geri götürüp şu gördüğünüz alete birer birer yolluyorsunuz. Alet şişeleri içeride şeritler halinde parçalıyor İşlem bitince şişe adetinize göre bir ödeme fişi veriyor. Alışverişinizi yapıp kasaya gidince fişi veriyorsunuz. Alışveriş tutarınızdan o rakam düşülüyor. 5 adet şişe 1.5 avro. Britanya ve Almanya da var diye biliyorum..Çevrecilik konusunda çok faydalı bir teknoloji keşke bizde de olsa…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarda giderken çarpışırlar.

images1

 

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarda giderken çarpışırlar.

İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.

Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:

“Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız

için bir işarettir” der.

Müthiş heyecanlanan adam: “Evet, galiba haklısın” diye cevap verir şaşkınlıkla.

“Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız” diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir.

Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar:

“Sen içmeyecek misin?”

Kadın cevap verir: “Hayır, ben polisi bekleyeceğim!”

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sokakta su satan Gülru’dan şirket CEO’suna ders!

 

Cimri.com’un CEO’su Serkan Koç, sokakta su satan kız çocuğundan etkilendi ve onu deneyimlerini anlatması için davet etti. Bir CEO su satan çocuktan ne öğrenebilir? İşte çocuğun verdiği ders…

Sokakta su satan Gülru'dan şirket CEO’suna ders!

Bu 13 yaşındaki kızın adı Gülru. Cimri.com’un  CEO’su Serkan Koç sokakta su satarken görmüş ve ondan alacağı dersler olduğunu düşünmüş.
Serkan Koç linkedin hesabından paylaştığı yazısında, “Şimdi, ‘13 yaşında bir küçük kız size satış eğitimi mi verdi? Vay halinize’ sözlerini duyar gibiyim. Ama değerliydi ve sizin de okuyunca hak vereceğiniz yıllarca edinilemeyen deneyimleri bize feyz verdi” diyor.

Sekan Koç yazısında aldığı dersi şöyle anlatıyor:

“Gülru’nun cadde’de su satmaya başladığı gün işe başlamışım. Gülru’yu cadde üstüne koyduğu suları satarken görüp bir kaç su aldım. Sonra bir kaç kez daha aldım. Camdan bakarken Gülru’nun sürekli aynı motivasyonla (iki ışık arasında gücünü toplayarak) kırmızı ışıkta su satmasına tanık oldum. Gülru’yu davet edip motivasyonu ve hevesini öğrenmek istedim. Sapık gibi görünmemek için Ezgi ismindeki çalışma arkadaşımdan ofise davet etmesini rica ettim. Gülru geldi.

Sokakta su satan Gülru'dan şirket CEO’suna ders!

Biz 4 kardeşiz. Babamın tekstil işinden kalan penyeleri Metro’da satıyorduk. Kendimize “5 Lira sigaradan ucuz” sloganını bulmuştuk. (Hedef kitlesinin anladığı dilden konuşmuş) Midye satan biri su satıyordu. O 1 hafta tatile gidince su satmaya başladık. Sonra midyeci geldi ve bizi kovdu. O Metro koridorunda satıyordu. Aklıma girişe gitmek geldi. Böylece hem çıkanlara hem de girenlere ilk biz satış yapıyorduk. (Rekabette tıkanmış ve yeni ve daha iyi bir yol bulmuş) Bunu gören Midyeci yeğeni ve 1 arkadaşını çağırıp onların sattığı yerde su sattırmaya ve Gülru’lara sataştırmaya başlamış. (Onlar yine yılmamış.)

Sokakta su satan Gülru'dan şirket CEO’suna ders!

2 kardeşi penye’ye dönmüşler. Gülru Atatürk Caddesi Kozyatağı girişinde evlerine yakın yerde su satmaya başlamış. ‘Neden’ dediğimde öncelikle güvenlik, ‘eve yakınım’ dedi ama en önemlisi su ısınmasın diye ablası sürekli su tedariki sağlıyormuş.(Tedarik’in zamanlaması ve ürüne göre soğuk veya taze olması önemli) Caddede satarken yayalar çok su almıyormuş ama arabada olanların uzun süre sıcaktan bunaldığını düşünerek arabalara satmaya başlamış. Zaman içinde ki, 2 haftada” hangi araba su alır? suratında yorgunluk olan mı alır yoksa sakin olan mı alıra göre gideceği arabayı önceliklendirerek daha fazla satış yapmaya başlamış. (segmentasyon yapmış ve ihtiyaç anını tespit etmiş.) Cuma günü çok önemliymiş. Cuma namazından sonra herkes ya yardım amaçlı ya da cuma namazı sonrası susuz kaldıkları için su alıyormuş. O yüzden bu saatte çok çalışıp tüm gün sattığımı 1 saatte satıyorum diyor. (rekabet avantajını sağladığı anda tüm enerjisiyle maximum fayda sağlıyor)

Sokakta su satan Gülru'dan şirket CEO’suna ders!

Gülru’ya bunları yazıp hazırlar bize pazartesi anlatır mısın dedim. “Bilgisayar vardı ama kırıldı tamirde kağıda yazsam olur mu” dedi. “Tabi” dedim. “Siz şimdi bunu neden yapıyorsunuz ki?” dedi. “İnsanlar büyüyünce deneyimlerinden dolayı maalesef çaresizlik üzerlerine yapışıyor. Sen yılmadan önündeki engelleri aşmışsın, bunları görüp biz de senin gibi olmaya çalışabiliriz” dedim. “Ayrıca deneyim satmak daha değerlidir. Sen bunu bize anlatınca tüm günde kazandığından çok fazla parayı kazanabiliyorsun” dedim. (Günde 70 TL kazanmak için 70 Tane su satıyor) Neyse ki ikna oldu.

 

Çok uzatmayayım. Gülru bugün bize geldi ve deneyimlerini aktardı. Ben umudumu kaybedersem artık Gülru var. Onu hatırlar tekrar koşmaya devam ederim.
Yaşı tutsa kesin birlikte çalışmak isterdim. Gülru’ya ekip olarak bir notebook hediye ettik. Belki deneyimlerini yazar ve ilerde iyi bir satış eğitimcisi olur.
Küçük mü? Hayır! Olgun ve en önemlisi yılmadan deniyor iyileştiriyor çalışıyor. Bence değerliydi. Ne dersiniz?

kaynak: elmaelma.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Bir Trafik Kazasıyla Hayatı Değişen Melody Gardot…

2003 Kasım ayında, Philadelphia’da bisiklete binerken bir jipin çarpması sonucu omuriliğinde oluşan hasarlar, iki yerden kırılan leğen kemiği ve geçirdiği beyin travması göz önünde bulundurulduğunda Melody’nin aslında yaşaması bile bir mucize olarak değerlendirilebilir. Geçici hafıza kayıpları, sese ve ışığa karşı aşırı hassasiyet de bu kazadan Melody Gardot’ya yadigâr kalmış. Geçirdiği tedavi süreci ise hayatının  tamamen değişmesi için  gerekli olan bir süreçmiş adeta. 19 yaşında, hayatı sil baştan öğrenmeye başlayan Melody Gardot, doktorunun müziğe olan yeteğini keşfetmesi ile 9 yaşından beri merak duyduğu müziği farklı bir boyuta taşımış. Hastanedeki tedavisi süresince gitar çalmayı öğrenmiş ve şarkı yazmaya başlamış. İlk kayıtlarını ise doktorunun tavsiyesi sonucu hastane odasında kendi kendine yapmaya başlamış.

Uzun bir süre psikoterapisti eşliğinde ve kalçasındaki ağrıları azaltmaya yarayan bir cihazla yaşayan Melody Gardot, daha sonra bir arkadaşının önerdiği makrobiyotik yemek tarifleri içeren kitapla tanışmış. Bu, hayatını kolaylaştıran ikinci öğe haline gelmiş. Mutfakta yemek yapmanın ve bu tahıllı gıdalarla beslenmenin de ağrılarının geçmesi üzerinde büyük etkisi olduğunu belirten Gardot, bu sürecin zihinsel olarak kendisine çok iyi geldiğini, rahatladığını ve daha rahat uyuyabildiğini belirtiyor.

None O günlere dönüp baktığında, müziğin kendisi için tam bir terapi olduğunu vurgulayan Melody’nin sıcak ve yalın yorumu, dinleyenleri eski zamanların blues, caz ve akustik folk müzikleri arasında eşsiz bir yolculuğa çıkartıyor. Müziğinde Judy Garland, Janis Joplin, Miles Davis, Duke Ellington, Stan Getz ve George Gershwin gibi isimlerden esinlenen ünlü şarkıcı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Anlıyor Musun?

14067626_1066912330043187_6106404096558937183_n[1]

 

Caretta saldırmış, insanlar yaralanmış…

1) Deniz onlara ait !
2) O bölgelere girip onları ekmek ile besleyerek, insan görünce heyecanlanmalarını sağlayan sensin.
3) Üstüne atlayan sağını solunu çekiştiren sensin.

Dua et; karada arslanlar, nehirlerimizde timsah, denizimizde saldırgan köpekbalıkları yok !

Birlikte yaşamayı öğren, bu dünya sadece senin değil !
Erkan Mehmet Utku

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünyayı Onlar Kurtaracak: Dört Yıl Boyunca Sadece Bir Kavanoz Çöp Çıkaran Kadınla Tanışın!

s-778b76e0f6a417b3bfea18f065ea8e8138f41615

Çocukluğumuzdan beri plastik gibi maddelerin doğada yüzlerce yıl kaybolmadığını biliyoruz. Aynı şekilde bu ürünlerin üretiminin nasıl bir enerji kaybı olduğunu da…

Bir gün içerisinde ne kadar çöp çıkardığınızı, küçük bir matematik hesabıyla bu miktarın nasıl da arttığını ve nasıl devasa boyutlara ulaştığını hayal edebiliyor musunuz? Hele bir düşünün… Dehşet verici, değil mi?

Bu tüketim çılgınlığına bir “dur” demek, gerçekten mümkün. Bunu kanıtlayan kişi işte bu genç kadın…

Bu kadının ismi Lauren Singer, New York Üniversitesinde bir öğrenci ve genç bir girişimci.

Parlak gözleri, güzel gülüşü ile gayet mutlu ve sıradan bir insan gibi duruyor, değil mi? Oysa hayat tarzı biraz alışılmışın dışında!

Ondan bahsediyor olmamızın sebebi son 4 yılda çıkardığı çöpün minik bir kavanoza sığacak kadar az olması…

Lauren çevre bilinciyle oluşturduğu hayat tarzıyla insanlara imkansızı mümkün kılmaya hazır!

Evet, inanması zor fakat Lauren’in yıllar içinde çıkardığı çöp sadece bu gördüklerinizden ibaret!

Lauren bu yola ilk kez üniversitede çevre bilimi çalışmaya başladığında girmiş.

Yaptığı çalışmalar, öğrendiği ve gördüğü istatistikler sonuncunda dünyayı nasıl bir kadere sürüklediğimizi fark ettiğinde, “çöpsüz hayat tarzı” projesini başlatmış.

Değişime kendi hayatından başlaması ve bu şekilde insanlara örnek olması gerektiğini düşünen genç kadın, “çöpsüz yaşam” projesini öncelikle kendi günlük hayatına taşıdı.

Bir gün içerisinde çıkardığınız çöpleri düşününce, bunun imkansız olduğunu düşünüyorsunuz, değil mi?

Bu hayat tarzının imkansız olmadığını kanıtlamak için sizi Lauren’in günlük hayatında kısa bir geziye çıkarıyoruz.

Hayır, Lauren tahmin ettiğiniz gibi dağ başında bir çiftlikte tek başına yaşamıyor. O şehirli bir kadın, meslek sahibi; sizden bizden farksız bir insan!

Evi için yapacağı alışverişe kendi çantası ve kavanozlarıyla çıkıyor; örneğin pirinç mi alacak? Ambalajla değil, kiloyla satan yerel işletmelerden alıp kavanozuna dolduruyor.

Aslında büyükannelerimizin, bundan çok uzak bir geçmişte değil, yaklaşık 30-40 yıl önce hayatları böyleydi!

Tüketim çılgınlığına kapılmadan önce, her yerden sanki bir “olmazsa olmaz” gibi sunulan plastik ve naylona muhtaç değiliz ve değildik!

Ekmeğini poşete ya da kağıda değil, yanında getirdiği beze sarıyor.

Bu tarz ufak detaylar gözünüze önemsiz görünmesin!

Evinizde biriken poşetleri bir düşünün hele! Onların doğada yüzyıllarca kaybolmadığını da! Bunca artık nereye gidecek?!

Diş macunu, şampuan, çamaşır deterjanı gibi ürünlerini de evde kendisi yapıyor! Hem çevreye, hem de cilde zararsız tamamen organik ürünlerle!

Lauren sadece kendisi için bu ürünleri yapmakla kalmıyor, aynı zamanda öğretici Youtube videoları çekerek tariflerini dünyayla paylaşıyor. Buraya tıklayarak Lauren’in Youtube kanalına ulaşabilirsiniz.

Diş macununu dahi evde yapmanın çok zaman ve para gerektireceğini düşünmeyin! Oldukça pratik ve ucuz çözümleri var! Hele bir deneyin!

Lauren, pek çok insanın aklında oluşan “çevreci manyak hippi” kalıbının dışında biri: Güzel ve temiz bir apartman dairesinde, yaşıyor, sosyal hayata karışıyor.

Evini temizlemek için kullandığı deterjanlardan kendi kişisel bakımı için kullandığı kozmetik ürünlerine kadar her şeyi ev yapımı, evet. Fakat tüm vakti bunlarla geçmiyor.

Çünkü Lauren, bu değişimi kendi hayatına değil, herkese denetmek istiyor. Bu sebepten de The Simply Co. isimli şirketini kurdu!

Umuyoruz ki şimdi bu hayat tarzının tüm vaktinizi alacağını düşünmüyorsunuzdur!

 

Lauren henüz 25 yaşında ama hayranları çok! “Çöpsüz Yaşamı Yayma Derneği Başkanı” misali, her yerden konuşma yapması için teklifler alıyor.

Elinden geldiğince, özellikle de okulların etkinliklerine katılarak, çevreci bilinci aşılamaya çalışıyor.

Zira bu konu sadece “çevre” açısından değil; çevre yani doğa sayesinde hayatta kalabilen insan hayatı için de çok önemli…

Pet şişeler, karton bardaklar, poşetler kullanıyor olmamızın tek kötü yanı dünya üzerinde işe yaramaz dev bir çöp yığını bırakacağımız yönünde değil; bünyemize verdiği zararlar ve sağlığımıza tehditleri yüzünden de oldukça tehlikeli.

Yani Lauren, gittiği her yere götürdüğü cam bardakları ile sadece çevreyi değil, kendisini de kanserojen plastiklerden koruyor.

Çok da zor olmasa gerek, çantana bardağını at ve çık!

Bu “imkansız” görünen hayat tarzında, dışarıda bir sandviç yemek işte böyle…

Bu da çöpsüz bir buzdolabının görüntüsü: Poşet yok, kağıt yok, plastik, naylon ambalajlar yok! Bezler var, camlar ve dönüştürülebilir ekolojik karton var! Çiçek gibi!

Bir duşa girdiğinizde, bir posta çamaşır yıkadığınızda, kaç litre su harcadığınızı ve bu suyun ne kadarının kimyasallarla kullanılmaz hale geldiğini düşünün…

kaynak: sosyal kadınlar

s-778b76e0f6a417b3bfea18f065ea8e8138f41615

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİLİM ADAMLARI İÇİN BAŞKA BİR ŞOK: BİRİLERİ DÜNYAYI KORUYAN GÖRÜNMEZ BİR ALAN YERLEŞTİRMİŞ

1417126256693[1]

 

Bu koruyucu alan gezegenimizi direkt olarak Dünyaya doğru gelen güneş dalgalarından korurken, Dünyayı zararlı kozmik radyasyondan koruyan bir bariyer olarak davranıyor.

MIT’teki bilim adamları gezegenimizi koruyan görünmez bir alan olduğunu keşfettiler. Bu gizemli görünmez alan bilim kurgu filminden bir şeye gibi görünüyor.

Atmosferimize giren zararlı kozmik radyasyonu engelliyor ve ilk kez Dünyanın 11,000 km üzerinde Van Allen radyasyon kuşağı yörüngesinde olan iki NASA uzay aracı tarafından fark edildi.

Bu görünmez kuvvet alanı Dünyanın atmosferinin en yüksek katmanından gelen son derece radyoaktif elektronları bloke ediyor. NASA’dan gelen bilgiye göre, bu “yüksek enerjili” elektronlar çok saldırgan ve uzayda ışık hızına yakın hızda hareket ediyor. Bunlar çok tehlikeli, çünkü uydudan uzay aracına kadar temas kurdukları her şeyi kızartabilirler.

Bu alan hakkında daha fazla bilgi edinmek için, NASA iki uzay roketi fırlattı, bu elektronları araştırmak ve uzaya gönderilen astronotların ve ekipmanın güvenliğini artırmak istiyorlar.

NASA, Dünyanın manyetik alanının bu parçacıkları gezegenimize doğru çektiğini ifade ediyor. Ancak, daha önce hiç belirlenmemiş olan görünmez koruyucu alan sayesinde gezegene 10,000 kilometreden daha yakın yaklaşamıyorlar.

Bilim adamları bu esrarengiz alanın düşük frekanslı elektromanyetik alanlar prensibinde işlediğine inanıyorlar, ama kaynağı hala bir gizem.

MIT’teki bilim adamları bu gizemli kutunun kaynağı ile ilgili bir kaç teoriyle geldiler. İlk düşünce bunun Dünyanın manyetik alanı ile ilişkili olduğu idi, ama daha sonra bariyerin Dünyanın manyetik alanı %30’a düştüğü zaman bile var olduğunu buldular.

Örneğin, Güney Amerika üzerinde Dünyanın manyetik alanının bariyerinin önemli miktarda düşük olmasına rağmen, Dünyayı zararlı kozmik radyasyondan eşit derecede koruduğunu not ettiler.

Araştırmacılar devam ettiler ve en muhtemel olarak bariyerleri kaynağının gezegende uzun – menzilli radyo dalgalarının varlığına bağlı olduğunu buldular. Ama, dalgaların nötr elektronlar ile reaksiyona girmeye eğilim gösterdiklerini ve ultra göreli parçacıklara karşı savaşta faydalı olmadıklarını kavradıktan sonra yine yanıldılar. Araştırmalarına devam ettiler ve engelin muhtemelen gezegenimizin üst atmosferinde gerçekleşen “plazmasferik tıslama” olarak bilinen fenomenden dolayı yaratıldığını buldular.

Bu fenomen tehlikeli şekilde hızlı hareket eden parçacıkların hareketini geri püskürtür, onları gezegenimizin manyetik alanının hatlarından birine paralel yola yönlendirir, bu nedenle bunlar atmosfere düşer ve nötr yüklü parçacıklar ile çarpışır, en sonunda yok olurlar.

(Çeviri: Saffet Güler)

kaynak:http://www.kosulsuz-sevgi.com/

ABD’nin Colarado Boulder Üniversitesi bilim insanları, dünyayı radyoaktif etkili katil elektronlardan koruyan bir görünmez kuşağın varlığını keşfetti

ABD’nin Colorado Boulder Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı dünyayı ‘katil elektron’ denilen ve radyasyon içeren ölümcül madde geçişlerinden bir kalkan gibi koruyan görünmez bir yapının varlığını keşfettiklerini duyurdu. Ünlü ‘Uzay Yolu’ film serisinde Atılgan gemisini dış tehditlerden koruyan yansıtıcıya benzetilen bu kuşak yapı dünyanın 11 bin kilometre dışında yer alıyor.

ELEKTRONLARI DEPO GİBİ STOKLUYOR
Aslında dünyayı saran manyetik kuşağın varlığının keşfi tamamen yeni değil.1958’de ABD’li bilim insanı James Alfred Van Allen, güneşteki patlamalar ve radyasyon dengesine göre değişen ve daha sonralı kendi isminin verildiği bir manyetik kuşaktan bahsetmişti. 2012’de Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi’nin Van Allen A ve Van Allen B ismiyle uzaya gönderdiği iki uydu bu manyetikm kuşakla ilgili araştırmalar yaparken ışık hızına yakın bir hızda hareket eden radyasyon içerikli elektronların yeryüzüne geçişinin nasıl engellendiği konusu cevapsız kalmıştı. İşte yayımlanan son rapor Van Allen kuşağı dışında görünmez bir kuşağın katil elektronları adeta bir depo gibi bünyesinde toplayarak geçişini engellediğinden bahsediyor.

NASIL OLUŞTUĞU BİLİNMİYOR
Bu keşif, katil elektronların manyetik alanlar ya da radyo sinyalleri tarafından tutulduğu tezini çökertmiş oldu. Bilim insanları bu kuşağın nasıl oluştuğuna ise şimdilik “Bu büyük bir fenomen. Bilmiyoruz” cevabını verebiliyor.

kaynak:sabah.com.tr

kaynak: e-mistik.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Küpler… Günün Fotosu…15/08/2016

12105827_889330791143100_4916178407302324853_n[1]

By Massimo Dini

Wisely NG

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Canlı, ışıltılı renkleri ve coşkulu fırça vuruşlarıyla NEJAT DEVRİM…

Ressam Nejat Melih Devrim Kimdir?

nejad-melih-devrim1923 yılında İstanbul’da doğdu. Yazar İzzet Melih Devrim ile ressam Fahrelnissa Zeid’in oğludur. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde Leopold Levy Atölyesi’nde çalıştı. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Zeki Kocamemi, Nurullah Berk ve Leopold Levy’nin öğrencisi oldu. 1947 yılında Paris’e yerleşti. Aynı yıl Paris’te Allard Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açtı. 22 yıl hayatını bu kentte sürdürdü. Çeşitli Avrupa ülkelerine, Amerika’ya, Uzak ve Yakın Doğu’ya gezilere çıktı. 1968 yılında Varşova’ya, 1980’lerin ortasında da Nowy-Sacz’a yerleşti. 1995 yılında Polonya’da vefat etti.

Nejad Melih Devrim’in Resminin Özellikleri

Prof. Witmore’un yanında öğrendiği Türk hat ve Bizans mozaik sanatı ilk dönem yapıtlarını biçimlendirdi. Doğu sanatı ve Fransız şiirsel soyutlaması etkilendiği başlıca kaynaklar oldu. 1940’lar boyunca canlı renklerle figür, doğa görünümleri ve iç mekan resimleri yaptı. 1950’lerde Paris Okulu içinde yer alan Devrim, bu tarihlerde aynı renkçi yaklaşımıyla bir dizi siyah zeminli resim gerçekleştirdi. 1960’lardan başlayarak 1970’ler boyunca sanatçının giderek çizgiden uzaklaştığı; canlı, ışıltılı renkler ve geniş, coşkulu fırça vuruşlarıyla lirik ve lekeci bir anlatıma yöneldiği görülür. Bu resimlerinde kesik fırça vuruşlarıyla oluşturduğu renk lekelerindeki geçişleri, mozaik sanatının soyutlanmış bir yorumu olarak görmek mümkündür. Sanatçı hiçbir akımın izleyicisi olmadan Paris Okulu’nun esnek bünyesi içinde kendi iç dünyasını renk ve ışık aracılığıyla yansıtarak özgün bir anlatım geliştirdi. Üslubu guaja çok uygun olmakla birlikte, yağlıboyalarında da aynı hafifliği elde etmede büyük bir başarı gösterdi. J. Lassaigne, Nejad Melih Devrim’in “boşluk ve ritim sorunlarına yepyeni ve köklü çözümler” getirdiğini vurgulamıştır.

G. Boudaille, 1960’lı yıllarda Nejad Melih Devrim’in resmini “hareketli, coşkulu, huzursuz ve zarif, karmaşık, çok yönlü ve değişken olan yaratıcısının bir aynası“ olarak tanımlamıştır. Nejad Melih Devrim sanatı soyut resmin bir uzantısı, deneyim ve birikimlerle kazanılmış bir görüşün ve duyarlığın ürünüdür. Resimlerinde renkler, kalın boya ve kısa fırça vuruşlarından oluşan lekelerin kompozisyonu göze çarpar. Nejad Melih Devrim Türk Çağdaş Soyutu’nun yanı sıra uluslararası soyutun da özgün bir temsilcisidir. Eserleri Türkiye’de ve yurtdışında çeşitli müzeler ve önemli koleksiyonlarda bulunmaktadır

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »